Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Halk hikâyesi destandan sonra ortaya çıkar; nazım-nesir karışıktır, tarihî bir olaya bağlı olmak zorunda değildir, kahramanlıktan çok aşkı anlatır. Masaldan farklı olarak uzundur ve her yaştan dinleyiciye, usta-çırak ilişkisi içinde yetişmiş âşıklar tarafından anlatılır.
- Âşık hikâyeyi «tasnif» eder: nesir (saya) ve şiir yerlerini planlar. Hikâye fasıl, döşeme, asıl konu ve serencam bölümleriyle ilerler; kavuşmayla ya da trajik bir sonla biter.
- Kahraman âşık olduktan sonra duygunun yükseldiği yerlerde «dil ile değil tel ile» söyler. Türkmen'e göre bu manzum bölümler hikâyenin değişmeyen kısmıdır; nesri ise anlatıcı uzatıp süsleyebilir.
- Kerem ile Aslı yanarak biter; yazma ve basma nüshası en çok olan halk hikâyesidir. Âşık Garip, bade içen âşıklar arasında kavuşmaya eren tek kahramandır; hikâyesi pek çok halk arasında yaşar ve kökeni tartışmalıdır.
- «Halep şehri» türküsü bir vedayı söyler, ama sebebini ve sonrasını hikâyeye bırakır. Esnek nesir ve sabit şiir, halk hikâyelerinin farklı dil ve dinlere uyum sağlayarak yayılmasını açıklar.
Kazanımlar
- Halk hikâyesini destandan ve masaldan ayıran özellikleri ve Türk halk hikâyelerinin kaynaklarını açıklayabilir.
- Bir âşığın hikâyeyi nasıl «tasnif» ettiğini, fasıldan sona kadar hikâyenin bölümlerini ve nesirden şiire geçiş anlarını anlatabilir.
- Kerem ile Aslı ve Âşık Garip hikâyelerinin olay örgüsünü, sonlarındaki farkı ve yayılışlarını karşılaştırabilir.
- «Halep şehri» türküsünü hikâyedeki yerine bağlayarak bir şiirin bir epizoda nasıl dayandığını gösterebilir.
Video metni
Soğuk açılış
Yıllar sonra bir yolcu, kendi evinin kapısını çalar. Annesi de kız kardeşi de onu tanımaz; yine de garip bir yolcu diye içeri alırlar. Yolcu duvarda asılı sazı ister. Annesi vermez: o saz, gurbete giden oğlunun hatırasıdır. Kız kardeş sazı annesinden gizlice yolcuya verir. Yolcu, sevdiği kızın düğününe gider, sazı çalıp söylemeye başlar ve kız onu tanır.
Venera Mustafayeva'nın aktardığı bir Âşık Garip varyantında hikâye böyle düğümlenir. Yüzü unutulan kahramanı sesi ve sazı ele verir.
Büyük soru
205-08'in sonunda bir soruyla ayrılmıştık: uzun bir anlatının içinde nesir hangi noktada susar ve söz saza geçer? Ona bir soru daha eklenir: bu hikâyeler dağları, dilleri ve dinleri aşarak nasıl yayılmıştır?
Bağlam
Fikret Türkmen'e göre halk hikâyeleri destanlardan sonra ortaya çıkar ve onlardan birkaç yönden ayrılır: mutlaka tarihî bir olaya dayanmaz, nazım ile nesir karışıktır ama zamanla nesrin payı artar, kişiler ve olaylar gerçeğe daha yakındır, kahramanlıktan çok aşk anlatılır. Bu yüzden onları destanla modern roman arasında bir geçiş türü sayanlar vardır. Türkmen'e göre bu değişimle birlikte «alp tipi» de yerini «âşık tipi»ne bırakır.
Türün adı devirden devire ve yöreden yöreye değişmiştir: Dede Korkut'ta «boy», on altı-on sekizinci yüzyıllarda «hikâye», Doğu Anadolu ve Azerbaycan'da bugün «nağıl». Türküsüz anlatılan hikâyelere «kara hikâye» denir.
Halk hikâyesi masala benzer, ama Türkmen ikisini açıkça ayırır. Masal mensur, kısa ve yoğundur; çoğu zaman kadınlar anlatır, dinleyicileri çoğunlukla çocuklardır. Halk hikâyesi uzundur, nazım-nesir karışıktır; onu usta-çırak ilişkisi içinde yetişmiş âşıklar anlatır, her yaştan insan dinler.
Ana anlatı — Âşık bir hikâyeyi nasıl kurar?
Türkmen'e göre hikâyelerin bir kısmı gerçekten yaşanmış olaylardan, bir kısmı da yaşadığı kabul edilen bir âşığın hayatından doğar. Âşık konuyu bulduktan sonra onu «tasnif» eder, yani olayları sınıflandırıp sıraya koyar. Nerelerin nesirle anlatılacağını, nerelere şiir konulacağını zihninde planlar. Nesirle anlatılan kısımlara «saya» denir.
Âşık hikâyeye hemen girmez. Türkmen'in anlattığı düzende önce bir «fasıl» gelir: âşık bir divanî söyler, ardından cinaslı bir türkü, sonra olağanüstü bir konuyu anlatan bir tekerleme. 205-08'de gördüğümüz masal tekerlemesinin bir benzeri burada da dinleyiciyi hazırlar. Bazı yörelerde eski ustalardan üç şiir okunur, bazen bir muamma çözülür.
Sonra «döşeme» başlar: kalıplaşmış cümlelerle hikâyenin geçtiği yer ve zaman anlatılır, kahramanların aileleri tanıtılır. Asıl konu çoğu zaman çocuksuz, yaşlı bir çiftle açılır. Bir derviş onlara bir elma verir ve çocuk böyle doğar. Çocuk büyür, avlanmayı ve devrin bütün ilimlerini öğrenir. Sonra âşık olur; bazen bir rüyada, 205-01'de gördüğümüz gibi bade içerek.
Türkmen'e göre hikâye bu noktaya kadar genellikle nesirdir ve anlatıcı onu istediği gibi uzatıp süsleyebilir. Âşık olduktan sonra kahraman, özellikle heyecanın ve duygunun arttığı yerlerde ve diyaloglarda, «dil ile değil tel ile» söylemeyi tercih eder. Şiir ve musiki devreye girer. Türkmen önemli bir ayrıntı ekler: bu manzum bölümlerde anlatıcının pek fazla inisiyatifi kalmaz, hikâyenin değişmeyen bölümleri bunlardır.
Hikâye «serencam»la sürer: sevgiliye kavuşma yolunda kar, tipi, sel, aşılmaz dağlar, sihirli güçler. Kahraman her engelde türküyle Allah'a yalvarır ve duası kabul olur. Son bölümde hikâyeler ikiye ayrılır: kavuşmayla bitenler ve trajik sonla bitenler.
Sözlü anlatım yazıya geçirilenden de farklıdır. Türkmen'e göre âşık, «Sabah oldu, cümlemizin üstüne hayırlı sabahlar olsun!» gibi kalıplar kullanır, dinleyicilerle şakalaşır ve bu şakalar hikâyeye girer. Yazıya geçen metinler ise düzeltilmiş ve kısaltılmıştır.
Ana anlatı — Kerem ile Aslı: yanan âşık
Türkmen, Kerem ile Aslı'nın yüzlerce varyantı olduğunu yazar ve bilinen en eski tarihli yazmalardan biri olan bir cönkteki varyantı özetler. Halep'te çocuğu olmayan zengin bir beye bir derviş bir elma verir. Elmanın bir parçasını çocuksuz bir keşişin karısı alır. Beyin bir oğlu, keşişin bir kızı olur. Oğlan rüyasında gördüğü kızı bir bahçede bulur, onu yanağından öper. Kız «Kerem eyle, beni rüsvâ etme» diye yalvarır; oğlanın adı bundan sonra Kerem, kızınki Aslı olur.
Aslı'nın annesi kızını bir Müslümana vermek istemez; aile gizlice şehirden kaçar. Kerem arkadaşı Sofu ile peşlerine düşer ve uzun bir kovalamaca başlar. Türkmen'e göre Kerem artık kılıç kullanmaz, ok atmaz. Silahı türküleridir: canlı cansız her varlıkla konuşur, Aslı'nın yolunu onlardan öğrenir. Kayseri'de Aslı'nın dizinde biraz daha kalabilmek için otuz iki dişini çektirir. Sonunda evlenirler, ama keşiş Aslı'ya sihirli bir elbise giydirmiştir. Kerem sabaha kadar düğmeleri çözemez, bir ah çeker ve içinden çıkan alevle yanıp kül olur. Aslı külleri saçlarıyla toplarken o da tutuşur.
Türkmen'e göre bu hikâyedeki şiirlerin her biri bir epizoda bağlıdır; bağımsız gibi görünen şiirler de başlangıçta bir epizoda bağlı olmalıdır. Türk halk hikâyeleri içinde yazma ve basma nüshası en çok bulunan hikâye budur. Türkmen, hikâyenin on altıncı yüzyıldan daha eskiye gidemeyeceğini, doğduğu yerin de büyük ihtimalle Azerbaycan ve Doğu Anadolu olduğunu söyler. Hikâye Türkmenistan'dan Balkanlara, Ermeniler, Gürcüler ve Lezgiler arasında da yaşar. Halk müziğine de geçmiştir: yanık Kerem, kesik Kerem gibi «Kerem havaları».
Ana anlatı — Âşık Garip: kavuşan âşık
Türkmen'e göre bade içen âşıkların hikâyelerinde kavuşmaya eren tek kahraman Âşık Garip'tir. Halk şairleri bunu şiirlerinde bir telmih olarak anarlar.
Mustafayeva'nın karşılaştırdığı varyantların çoğunda Garip yoksuldur. Türkmen'in tespit ettiği varyantlarda Şahsenem'in babası Garip'ten karşılanması zor isteklerde bulunur; Garip başlık parasını kazanmak için gurbete çıkar, Halep'e varır ve orada para kazanmaya başlar. Türk varyantlarına özgü bir ayrıntıda Şahsenem ona yedi yıl bekleme sözü verir. Bu sırada Şah Veled Şahsenem'le evlenmek ister. Dönüş yolunda Garip'e Hızır yardım eder; annesinin kör olmuş gözleri, Hızır'ın atının bastığı yerden alınan toprakla açılır. Garip düğünün son gününe yetişir.
Hikâye de çok geniş bir alanda yaşar. Mustafayeva, Âşık Garip'in Türkmen, Özbek, Karakalpak, Uygur, Ermeni, Gürcü, Kabardin ve Karay versiyonlarını sayar. Her halk hikâyeyi kendine uydurur: Ermeni versiyonunda Garip Hızır'a değil Ermeni azizlerine dua eder, kahramanların adları da değişir. Mustafayeva'nın Yakubova'dan aktardığına göre Gürcü versiyonunda nesir kısımlar Gürcüce, şiirler ise Azerbaycan Türkçesiyledir.
Kökeni tartışmalıdır. Mustafayeva'ya göre Türkmen versiyonunun daha eski olduğu ve öbürlerinin ondan türediği görüşü yaygın kabul görmüştür. Mustafayeva bu görüşe karşı çıkar ve Azerbaycan versiyonunun öbürlerine kaynaklık ettiğini savunur. Mustafayeva'nın aktardığına göre Köprülü ise hikâyenin on yedinci yüzyılda oluştuğunu düşünür.
Yaygın yanlış«Halk hikâyesinin tek bir doğru metni vardır; varyantlar onun bozulmuş hâlleridir.»
Türkmen'e göre âşık-hikâyeciler hikâyeleri yalnız nakletmekle kalmaz, yeni motifler ekler; varyantlar böyle doğar. Kerem ile Aslı'nın yüzlerce varyantı vardır, Âşık Garip'in her halkta ayrı bir yüzü. Bu değişim türün yaşama biçimidir; asıl metni arayan araştırmacı bile en fazla kaynağı tartışabilir.
Metin anı
1938 tarihli Halk Edebiyatı Antolojisi, Âşık Garip'e ait olarak şu türküyü verir:
İşte geldim gidiyorum
Şen olasun Halep şehri
Çok ekmeğin, tuzun yedim
Helâleyle Halep şehri
Sana derler Arabistan
Dört tarafın bağu bostan
Haber geldi nazlı dosttan
Durmak olmaz Halep şehri
ÂŞIK GARİP düştü yola
Hızır yardımcısı ola
Göründü gözüme sıla
Sen kal bunda Halep şehri
Türkü bir şehre seslenir. Redif «Halep şehri» her dörtlüğün sonunda döner ve şiir baştan sona bir vedaya dönüşür. İlk dörtlük bir borcu kapatır: «Çok ekmeğin, tuzun yedim / Helâleyle.» Gurbette ekmek yemek bir bağ kurmaktır. Giden kişi o bağı çözmek için helallik ister.
İkinci dörtlükte asıl sebep gelir: «Haber geldi nazlı dosttan / Durmak olmaz.» Bu haberin ne olduğunu türkü söylemez; onu hikâye söyler ve ayrıntısı varyanttan varyanta değişir. Ama her durumda haber Garip'i Halep'ten koparır ve sevgilisinin düğününe yetişme yarışını başlatır. Türkü kendi başına da söylenebilir, ama bir kısmı hikâyenin içinde saklıdır.
Son dörtlük hikâyenin bir sonraki epizodunu önceden haber verir: «Hızır yardımcısı ola.» Hikâyede Garip'i yolda tam da Hızır kurtaracaktır. Bu dörtlükte mahlas da vardır, Âşık Garip. Bu türküyü söyleyen anlatıcı, nesri bırakıp kahramanın ağzından şehre veda etmiş olur.
Türkmen'in Kerem için söylediği burada da geçerlidir: bu şiir bir epizoda bağlıdır. Nesirde Garip'in Halep'ten ayrılışı anlatıcıdan anlatıcıya değişebilir; bu dörtlükler ise hikâyenin sabit kalan kısmıdır.
Cevap ve bağlantı
Nesir hangi noktada susar? Türkmen'in cevabı açıktır: heyecanın ve duygunun yükseldiği yerlerde, diyaloglarda, bir vedada, bir yakarışta. Kahraman bir âşıktır ve âşık derdini «tel ile» söyler.
Bu ayrım yayılmanın da anahtarıdır. Nesir anlatıcının elindedir; yeri, adları, dinleri, şakaları kendi dinleyicisine göre değiştirebilir. Şiirler ise hikâyenin değişmeyen kısmıdır. Gürcü versiyonu bunu gösterir: nesir Gürcüce söylenir, şiir Azerbaycan Türkçesiyle kalır. Hikâye, esnek bir nesir gövdesi ve sabit şiir düğümleriyle yolculuk eder.
Kapanış kancası
Ama bu açıklama yeni bir soru doğurur. Bir âşık saatler süren bir hikâyeyi nasıl aklında tutar? Nesri her seferinde yeniden mi kurar, şiiri ezberden mi söyler? 1930'larda Milman Parry ve öğrencisi Albert Lord, Balkanlarda okuma yazma bilmeden uzun destanlar söyleyen anlatıcıları dinlediler. Onların vardığı sonuç, Türk âşığının hikâyesini de başka bir gözle okumayı mümkün kılar mı?
Özet kartı
- Halk hikâyesi destandan sonra ortaya çıkar; nazım-nesir karışıktır, tarihî bir olaya bağlı olmak zorunda değildir, kahramanlıktan çok aşkı anlatır. Masaldan farklı olarak uzundur ve her yaştan dinleyiciye, usta-çırak ilişkisi içinde yetişmiş âşıklar tarafından anlatılır.
- Âşık hikâyeyi «tasnif» eder: nesir (saya) ve şiir yerlerini planlar. Hikâye fasıl, döşeme, asıl konu ve serencam bölümleriyle ilerler; kavuşmayla ya da trajik bir sonla biter.
- Kahraman âşık olduktan sonra duygunun yükseldiği yerlerde «dil ile değil tel ile» söyler. Türkmen'e göre bu manzum bölümler hikâyenin değişmeyen kısmıdır; nesri ise anlatıcı uzatıp süsleyebilir.
- Kerem ile Aslı yanarak biter; yazma ve basma nüshası en çok olan halk hikâyesidir. Âşık Garip, bade içen âşıklar arasında kavuşmaya eren tek kahramandır; hikâyesi pek çok halk arasında yaşar ve kökeni tartışmalıdır.
- «Halep şehri» türküsü bir vedayı söyler, ama sebebini ve sonrasını hikâyeye bırakır. Esnek nesir ve sabit şiir, halk hikâyelerinin farklı dil ve dinlere uyum sağlayarak yayılmasını açıklar.
Kavram sözlüğü
| Türkçe | İngilizce | Kısa tanım |
|---|---|---|
| Halk hikâyesi | Folk romance | Âşıkların anlattığı, nazım-nesir karışık, çoğunlukla aşk konulu uzun anlatı |
| Tasnif | Arrangement | Âşığın olayları sıraya koyup nesir ve şiir yerlerini planlaması |
| Saya | Prose passage | Halk hikâyesinde nesirle anlatılan, anlatıcının genişletebildiği kısım |
| Döşeme | Opening frame | Zamanı, mekânı ve aileleri kalıp cümlelerle tanıtan giriş |
| Serencam | Trial of love | Kahramanın sevgiliye kavuşmak için engelleri aştığı bölüm |
Ünite quizi
- (Kazanım 1) Türkmen'e göre halk hikâyesi destandan ve masaldan hangi özellikleriyle ayrılır? Kerem ile Aslı ve Âşık Garip hikâyeleri, halk hikâyelerinin hangi kaynağından doğmuştur?
- (Kazanım 2) «Tasnif» ne demektir? Âşık hikâyeye başlamadan önceki fasılda neler söyler?
- (Kazanım 2) Hikâyede nesirden şiire hangi anlarda geçilir? Türkmen'e göre manzum bölümler ile nesir bölümler arasında anlatıcının özgürlüğü bakımından nasıl bir fark vardır?
- (Kazanım 3) Kerem ile Aslı ile Âşık Garip'in sonlarını karşılaştırın. İki hikâyenin yayılışına ve varyantlarına dair birer örnek verin.
- (Kazanım 4) «Halep şehri» türküsünde «Haber geldi nazlı dosttan» ve «Hızır yardımcısı ola» dizeleri hikâyenin hangi olaylarına bağlanır? Bu bağ, bir şiirin epizoda dayanması hakkında ne gösterir?
Cevaplar
- Halk hikâyesi destandan sonra ortaya çıkar; mutlaka tarihî bir olaya dayanmaz, nazım-nesir karışıktır ve zamanla nesrin ağırlığı artar, kişiler ve olaylar gerçeğe daha yakındır, kahramanlıktan çok aşk anlatılır. Masal ise mensur, kısa ve yoğundur, daha çok kadınlar anlatır ve dinleyicileri çoğunlukla çocuklardır; halk hikâyesini âşıklar anlatır ve her yaştan insan dinler. Türkmen'in dört kaynağından ikincisine, yaşayan ya da yaşadığı rivayet edilen âşıkların hayatlarından doğan hikâyelere girerler.
- Tasnif, âşığın konuyu belirledikten sonra olayları sınıflandırıp sıraya koyması, nerelerin nesirle anlatılacağını ve nerelere şiir konulacağını planlamasıdır. Fasılda âşık önce bir divanî söyler, ardından cinaslı bir türkü ve olağanüstü bir konuyu anlatan bir tekerleme gelir; bazı yörelerde eski ustalardan üç şiir okunur, bazen mizahî bir atışma, destan ya da muammaya yer verilir.
- Kahraman âşık olduktan sonra, özellikle heyecanın ve duygunun arttığı yerlerde ve diyaloglarda «dil ile değil tel ile» söyler; şiir ve musiki devreye girer. Nesir kısımlarda anlatıcı hikâyeyi istediği gibi uzatıp süsleyebilir. Manzum bölümlerde ise anlatıcının pek fazla inisiyatifi kalmaz; bunlar hikâyenin değişmeyen ya da değiştirilmemesi gereken bölümleridir.
- Kerem, düğün gecesi sihirli elbisenin düğmelerini çözemez, bir ah çeker ve yanıp kül olur, Aslı da onun küllerini toplarken yanar; hikâye trajik biter. Âşık Garip ise Hızır'ın yardımıyla düğünün son gününe yetişir ve Şahsenem'e kavuşur; Türkmen'e göre bade içen âşıklar arasında kavuşan tek kahramandır. Kerem ile Aslı'nın yüzlerce varyantı vardır ve Türkmenistan'dan Balkanlara, Ermeni, Gürcü ve Lezgiler arasında yaşar. Âşık Garip'in Ermeni versiyonunda Garip Ermeni azizlerine dua eder; Gürcü versiyonunda nesir Gürcüce, şiirler Azerbaycan Türkçesiyledir.
- «Haber geldi nazlı dosttan» dizesi, Garip'i Halep'ten koparıp Şahsenem'in düğününe yetişme yarışını başlatan habere bağlanır; türkü bu haberin içeriğini söylemez, hikâyeye bırakır ve ayrıntısı varyanttan varyanta değişir. «Hızır yardımcısı ola» dizesi, dönüş yolunda Garip'i Hızır'ın kurtaracağı epizodu önceden haber verir. Türkü kendi başına söylenebilir, ama anlamının bir kısmı hikâyededir; Türkmen'in Kerem ile Aslı için söylediği gibi şiirler bir epizoda bağlıdır ve hikâyenin sabit kalan düğümlerini oluşturur.
Okuma
- Fikret Türkmen'in «Hikâye» maddesindeki Türk halk edebiyatı bölümü (DİA 17) — halk hikâyesinin yapısını ve derlenme tarihini derli toplu anlatır.
- Türkmen'in «Kerem ile Aslı» maddesi (DİA 25) — hikâyenin eski bir cönk varyantının özeti ve yayılış alanı.
- Venera Mustafayeva'nın Âşık Garip varyantlarını karşılaştıran makalesi (Korkut Ata Türkiyat Araştırmaları Dergisi 15) — aynı hikâyenin farklı halklarda nasıl değiştiğini görmek için.
- Halk Edebiyatı Antolojisi'nin (1938) Vikikaynak'taki «Âşık Garip» bölümündeki altı türküyü okuyun; her birinin hikâyenin hangi anına ait olabileceğini tahmin edin.