İçeriğe geç

Ünite EDB-205-04 · Seviye 2A — Türk Edebiyatı Tarihi

Köroğlu ve Dadaloğlu

EDB-205 Halk Edebiyatı: Âşıklar ve Anonim Gelenek

2.252 kelime · yaklaşık 10 dakika okuma · anlatım 11 dk

  • koçaklama
  • Celâlî
  • alp tipi
  • iskân
  • kavga şiiri
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. 1580–1585 arasındaki sekiz arşiv belgesine göre Köroğlu, Gerede'nin Soyuk köyünden Rûşen adlı bir eşkıyadır. Bolu'da köy basar, Çamlıbel'de kervanlardan haraç alır, sonra muhtemelen İran'a kaçıp Şah Abbas'ın hizmetine girer. Madde yazarlarına göre Celâlî sıfatını hak eden gerçek bir kişidir.
  2. Hikâyelerde Köroğlu, babasını kör eden Bolu beyinden öç almak için dağa çıkan bir yiğittir; kır at onun en büyük yardımcısıdır. Destan, «delikli demir», yani tüfeğin icadıyla kapanır.
  3. Mehmet Kaplan'a göre hikâyelerdeki Köroğlu alp tipinden önemli noktalarda ayrılır: toplumu yoktur, çete kurar, zayıfa karşı güç kullanır. Halk onu yine de bilinçaltındaki alp idealine göre kahramanlaştırmıştır.
  4. Dadaloğlu, Avşar boyunun iskânına karşı şiirler söyledi. Bazı çevreler onu âsi gibi gösterdi; Albayrak ise onu kabilesinin sözcüsü sayar ve şiirlerindeki «biz» zamirini bir topluluğun sesi olarak okur.
  5. «Benden selâm eylen Bolu beyine» şiirinde «Tüfenk icad oldu mertlik bozuldu» dizesi kılıç çağının sonunu söyler; son dörtlük ise Köroğlu'nun yine de şanından düşmediğini ilan eder.

Kazanımlar

  • Köroğlu'nun arşiv belgelerindeki tarihî kişiliği ile hikâyelerdeki kahraman kimliği arasındaki farkı açıklayabilir.
  • Köroğlu'nun hikâyelerde neden bir alp gibi idealize edildiğini tartışabilir.
  • Dadaloğlu'nun kavga şiirlerini Avşarların iskânı bağlamında değerlendirebilir; «âsi» ile «topluluğun sözcüsü» okumalarını karşılaştırabilir.
  • Köroğlu'nun «Benden selâm eylen Bolu beyine» şiirini okuyup koçaklamanın dilini ve «tüfek ile mertlik» karşıtlığını yorumlayabilir.

Video metni

Soğuk açılış

25 Ekim 1580. Bir mühimme kaydı, Gerede'nin Soyuk köyünden Rûşen adında bir adamla ilgilidir. Beş yıl boyunca yazılacak kayıtlara göre Rûşen çevre kazalarda ev ve köy basmakta, adam öldürüp yaralamakta, yol kesip soygun yapmaktadır. Etrafındaki adamların sayısı artmış, halk köylerini bırakıp kaçmaya başlamıştır.

Bu kayıt, sekiz belgeden ilkidir. Rûşen'in başka bir adı daha vardır: Köroğlu.

Aynı ad, bugün Anadolu'dan Azerbaycan'a ve Orta Asya'ya kadar anlatılan bir destanın kahramanının adıdır. O destanda Köroğlu haksızlığa karşı dağa çıkan bir yiğittir.

Büyük soru

Belgelerde köy basan bir eşkıya, hikâyelerde nasıl bir halk kahramanı oldu? Ve iki yüzyıl sonra, göçebe boyunun yerleşik hayata zorlanmasına karşı şiir söyleyen Dadaloğlu bir âsi miydi, yoksa topluluğunun sesi mi? Bir yiğitlik şiiri, kimin adına konuşur?

Bağlam

Köroğlu hikâyelerinin özü şöyledir. Bolu beyinin seyisi, beyine bir tay getirir. Bey bu tayı kendine layık görmez, hakarete uğradığını düşünür. Seyisin gözlerini kör ettirir ve onu aynı tayla ölüme terk eder. Kör seyis dağlara çekilir, oğlunu ve tayı büyütür. Tay, destanın ikinci kahramanı olan kır attır. Oğul, «körün oğlu» anlamında Köroğlu diye anılır ve babasının öcünü almak için dağa çıkar.

Destanın sonunu da bir olay belirler: «delikli demir» denen ateşli silahların icadı. Faruk Sümer ile Nurettin Albayrak'ın DİA maddesine göre bu icatla eşkıyalar kendi törelerini yürütecek ortamı bulamaz, hâkim güçlere boyun eğer; Köroğlu da ortadan kaybolur.

Hikâyeler geniş bir coğrafyaya yayıldı. Türkmen rivayetinde Köroğlu Teke oymağına bağlanır, Âzerî rivayetinde Şah Abbas tarafından öldürülür. Bazı Batılı araştırmacılar hikâyelerin İran'dan geldiğini ileri sürdü, bir Ermeni yazar da Köroğlu'nun Ermeni olduğunu söyledi. Erzurumlu hikâyeci Behçet Mahir'den derlenip 1973'te yayımlanan bir metin, hikâyelerin on beş kolunu 587 sayfada toplar.

Ana anlatı — Belgelerdeki Köroğlu

Köroğlu'nun tarihî kişiliği uzun süre tahminlerle tartışıldı. Sümer ile Albayrak'a göre bu tahminler, arşivde bulunan sekiz belgeyle büyük ölçüde geçerliliğini yitirdi. Pertev Naili Boratav 1943'te bunların bir kısmından söz etti; Faruk Sümer 1987'de sekizini birden yayımladı.

Belgeler 1580 ile 1585 arasında yazılmıştır. Bunlara göre Köroğlu'nun asıl adı Rûşen'dir ve Gerede'nin Soyuk köyündendir. Madde yazarları, eşkıyalığa başlamasının en önemli sebebini 1578'de başlayan İran savaşında görür. Bolu ve çevresindeki askerlerin büyük bir kısmı sefere gitmiş, bu durum bir köylü olan Köroğlu'na ve onun gibi pek çok kişiye fırsat vermişti.

Maddeye göre Köroğlu'nun hayatı üç safhada izlenebilir. İlki Bolu'da geçer: ev basma, soygun, cinayet. 1585'te Ankara'nın güneyindeki Haymana'da görülür. İkinci safhada Sivas ile Tokat arasındaki Çamlıbel'e yerleşir. Burada Tokat'a gidip dönen kervanlardan «yol bacı» adıyla haraç alır; artık ev basmasına gerek kalmamıştır. Üçüncü safhada Osmanlı kuvvetleri tarafından sıkıştırılınca muhtemelen İran'a kaçar ve Şah Abbas'ın hizmetine girer.

Sümer ile Albayrak'a göre Köroğlu ve arkadaşları, on altıncı yüzyıl sonu ile on yedinci yüzyıl başında Anadolu'da devleti uğraştıracak kadar büyüyen, «Celâlî» sıfatını hak eden gerçek kişilerdir.

Ana anlatı — Eşkıyadan alpa

O hâlde bu eşkıya nasıl bir kahramana dönüştü? DİA maddesi Mehmet Kaplan'ın bir çözümlemesini aktarır. Kaplan'a göre hikâyelerdeki Köroğlu, halk hikâyelerinde sık görülen «alp» tipine benzer, ama ondan önemli noktalarda ayrılır.

Alp, içinde doğduğu göçebe toplumun yetiştirdiği bir yiğittir. Köroğlu'nun ise böyle bir toplumu yoktur: babası bir aşiret reisi değil, beyin yanında bir hizmetkârdır. Alpı toplum şekillendirir; Köroğlu ise kendi topluluğunu, bir çeteyi, kendisi kurar. Alp her zaman kuvvete karşı kuvvet kullanır. Köroğlu zayıfa karşı da kuvvet kullanır ve hileye başvurur. Kaplan, onu harekete geçiren şeylerin arasında toplumun şiddetle karşı çıktığı arzular da bulunduğunu söyler.

Buna rağmen Köroğlu hikâyelerde ideal bir kahraman olarak yaşar. Madde yazarlarına göre bunun en önemli sebebi, Türk halkının toplumsal bilinçaltında yaşayan alp tipinin idealize edilmesidir. Bu idealleştirme en çok şiirlerde belirgindir. Yazarlara göre muhtemelen eski destanlardan aktarılan ya da onlardan ilham alınan bu şiirlerde göçebe toplum, yayla havası ve alp tipi güçlü biçimde dile gelir.

Ünlü bir ad, taklitçilerini de doğurur. Madde, halk hikâyecilerinin şu sözünü aktarır: bir kere Köroğlu'nun adı çıkmış, anasından ve babasından küsen eşkıya olup Köroğlu adını takınarak dağlarda haramilik ediyor. Madde yazarlarına göre şair Köroğlu hakkında bugüne kadar ayrı bir bilgi bulunamamıştır; bu yüzden hikâyenin kahramanı ile şiirlerin şairi aynı kişi kabul edilir.

Yaygın yanlış«Köroğlu, zenginden alıp yoksula veren bir halk kahramanıydı.»
Doğrusu

Arşiv belgelerindeki Köroğlu köy basar, adam öldürür, yol keser; halk ondan kaçıp köyünü bırakır. Kaplan'a göre hikâyelerdeki Köroğlu bile zayıfa karşı güç kullanır ve hileye başvurur. Halkın hatırladığı Köroğlu, belgelerdeki Rûşen'den çok, onun üzerine giydirilmiş bir alp idealidir.

Ana anlatı — Dadaloğlu: sözcü mü, âsi mi?

Köroğlu'ndan iki yüzyıl sonra Toroslar'da başka bir ses yükselir. Albayrak'a göre Dadaloğlu, Oğuzların Avşar boyundandır ve Âşık Mûsâ'nın oğludur. Asıl adı ve doğum tarihi belli değildir. On sekizinci yüzyılın son çeyreğinde doğduğu söylenebilir. Ölüm tarihi olarak en çok kabul edilen 1868 de bir tahmindir.

Devlet, Avşar boyunu göçebelikten vazgeçirmek için onları çeşitli yerlere yerleştirmek istedi. Albayrak'a göre bu iskân, boyun devlete karşı tavır almasına yol açtı. Avşarların sözcüsü durumundaki Dadaloğlu da iskâna karşı çıktı ve bunu zaman zaman şiirlerinde dile getirdi. En bilinen dizesi, Vikikaynak'a aktarılmış eski bir halk şiiri derlemesinde şöyle geçer: «Hakkımızda devlet etmiş fermanı / Ferman padişahın dağlar bizimdir.»

Madde, bazı çevrelerin bu şiirlerden yola çıkarak Dadaloğlu'nu devlete karşı ayaklanmış biri olarak sunduğunu da kaydeder. Oysa Albayrak'a göre Dadaloğlu tam anlamıyla kabilesinin şairidir. Şiirlerindeki «biz» zamiri bir üslup süsü değil, belirli bir topluluğun kendini anlatma biçimidir.

Albayrak Dadaloğlu'nun yaklaşık 130 şiirini üçe ayırır: sevda şiirleri, yurt güzellemeleri ve kavga şiirleri. Kavga şiirlerinde Köroğlu'nun, sevda şiirlerinde ve yurt güzellemelerinde Karacaoğlan'ın ve Dede Korkut'un etkisi görülür. Dili kavga şiirlerinde sert ve pervasızdır, öbürlerinde içli ve sadedir. Bir ayrıntı daha: Dadaloğlu'nun hayatında, pek çok âşıkta görülen «rüyada görülen sevgiliyi aramak için» gurbete çıkış yoktur.

Metin anı

1938 antolojisinde Köroğlu'na ait sayılan bir şiir şöyledir:

Benden selâm eylen Bolu beyine
Çıkıp şu dağları yaslanmalıdır
Ok gıcırtısından gürzün sesinden
Dağlar seda verip seslenmelidir
Düşman geldi tabur tabur dizildi
Alnımıza kara yazı yazıldı
Tüfenk icad oldu mertlik bozuldu
İğri kılınç kında paslanmalıdır
KÖROĞLU düşer mi yine şanından
Ayırır çoğunu er meydanından
Kır at köpüğünden düşman kanından
Çevren dolup şalvar ıslanmalıdır

Şiir bir meydan okumayla açılır: Bolu beyine selâm söyleyin. Selâm burada bir nezaket değil, bir savaş ilanıdır. Bolu beyi, destanda Köroğlu'nun babasını kör eden adamdır. İlk dörtlüğün sesi eski kahramanlık şiirinin sesidir: okun gıcırtısı, gürzün sesi, dağların yankısı. Şiirin dünyası kılıcın ve okun dünyasıdır.

İkinci dörtlükte bu dünya çöker. Düşman tabur tabur dizilmiştir; alna kara yazı yazılmıştır. Ve dörtlüğün ortasında şiirin en ünlü dizesi gelir: «Tüfenk icad oldu mertlik bozuldu.» Tüfek, yiğitliği anlamsız kılar. Uzaktan ateş eden biri, en güçlü yiğidi de vurabilir. Bu yüzden eğri kılıç kınında paslanmalıdır. Hikâyelerin sonundaki «delikli demir» olayı, burada bir dizede söylenir.

Üçüncü dörtlük ise bu yenilgiyi kabul etmez. «KÖROĞLU düşer mi yine şanından?» Köroğlu meydandan yine çoğunu ayırır; kır atın köpüğü ve düşmanın kanı mendili ıslatır. Şiir bir çelişkiyle biter: mertlik bozulmuştur, ama Köroğlu hâlâ savaşır.

Bu çelişki, destanın ve şiirin asıl konusu olabilir. Tüfek, tarihte eşkıyanın sonunu getiren gerçek bir güçtü. Ama halk, kahramanının sonunu yenilgi olarak değil, mertliğin bozulduğu bir dünyadan çekiliş olarak hatırladı. Belgelerdeki Rûşen muhtemelen Şah Abbas'ın hizmetine girip kaybolur; şiirdeki Köroğlu ise kılıcını paslanmaya bırakırken bile şanından düşmez.

Cevap ve bağlantı

Belgelerdeki eşkıya nasıl bir kahramana dönüştü? Sümer ile Albayrak'ın cevabı, halkın bilinçaltındaki alp idealidir. Halk, köy basan bir Celâlînin üzerine, töreye bağlı, kuvvete karşı kuvvetle çıkan, mert bir yiğidin elbisesini giydirdi. Bu elbiseyi en çok şiirler dikti: yayla, kır at, kılıç ve eski destanların sesi.

Dadaloğlu'nda soru başka biçimde sorulur. O bir eşkıya değil, bir boyun şairiydi. İskâna karşı söylediği şiirleri bir kesim devlete başkaldırı olarak okudu. Albayrak ise onu kabilesinin sözcüsü olarak görür: şiirlerindeki «biz», bir topluluğun yaşama biçimini savunan ortak bir sestir.

İki okuma da kendi açısından bir şeyi yakalar. Bir devlet için ferman tanımayan bir boy bir düzen sorunudur. Bir göçebe topluluk için ise yurdu ve yaylası bir yaşama biçimidir. Halk şiiri bu iki bakıştan ikincisinin sesini taşır. Onu okurken hem şiirin kimin adına konuştuğunu hem de karşısında kimin durduğunu görmek gerekir.

Kapanış kancası

Albayrak'a göre Dadaloğlu şehir hayatından uzak kaldığı için, on dokuzuncu yüzyılın tanınmış birçok halk şairinden farklı olarak divan şiirinden etkilenmedi. Oysa çağdaşı Erzurumlu Emrah başka bir yoldaydı. Karahan'a göre büyük şehirlerde yetişen, aruz bilen âşıklardan Âşık Ömer ve Gevherî'den sonra, Emrah gibi âşıklarda da divan edebiyatının etkisi açıkça görülür. Bir saz şairi aruzla ve divan şiirinin imgeleriyle söylemeye başladığında ne kazanır, ne kaybeder?

Özet kartı

  1. 1580–1585 arasındaki sekiz arşiv belgesine göre Köroğlu, Gerede'nin Soyuk köyünden Rûşen adlı bir eşkıyadır. Bolu'da köy basar, Çamlıbel'de kervanlardan haraç alır, sonra muhtemelen İran'a kaçıp Şah Abbas'ın hizmetine girer. Madde yazarlarına göre Celâlî sıfatını hak eden gerçek bir kişidir.
  2. Hikâyelerde Köroğlu, babasını kör eden Bolu beyinden öç almak için dağa çıkan bir yiğittir; kır at onun en büyük yardımcısıdır. Destan, «delikli demir», yani tüfeğin icadıyla kapanır.
  3. Mehmet Kaplan'a göre hikâyelerdeki Köroğlu alp tipinden önemli noktalarda ayrılır: toplumu yoktur, çete kurar, zayıfa karşı güç kullanır. Halk onu yine de bilinçaltındaki alp idealine göre kahramanlaştırmıştır.
  4. Dadaloğlu, Avşar boyunun iskânına karşı şiirler söyledi. Bazı çevreler onu âsi gibi gösterdi; Albayrak ise onu kabilesinin sözcüsü sayar ve şiirlerindeki «biz» zamirini bir topluluğun sesi olarak okur.
  5. «Benden selâm eylen Bolu beyine» şiirinde «Tüfenk icad oldu mertlik bozuldu» dizesi kılıç çağının sonunu söyler; son dörtlük ise Köroğlu'nun yine de şanından düşmediğini ilan eder.

Kavram sözlüğü

TürkçeİngilizceKısa tanım
KoçaklamaHeroic poemYiğitliği ve savaşı konu alan halk şiiri
CelâlîCelali rebel16. yüzyıl sonu ve 17. yüzyıl başında Anadolu'da ayaklanan silahlı gruplar
Alp tipiWarrior heroGöçebe toplumun yetiştirdiği, töreye bağlı eski kahraman tipi
İskânForced settlementGöçebelerin devlet eliyle yerleştirilmesi
Kavga şiiriCombat poemDadaloğlu'nun boyunun direnişini ve yiğitliğini anlatan şiirleri

Ünite quizi

  1. (Kazanım 1) Arşiv belgelerine göre Köroğlu kimdir ve neler yapmıştır? Hikâyelerdeki Köroğlu ondan nasıl farklıdır?
  2. (Kazanım 2) Mehmet Kaplan'a göre hikâyelerdeki Köroğlu alp tipinden hangi noktalarda ayrılır? Halk onu yine de neden kahramanlaştırmıştır?
  3. (Kazanım 3) Dadaloğlu'nun kavga şiirlerinin arka planı nedir? «Âsi» okuması ile «topluluğunun sözcüsü» okuması aynı şiirde neyi farklı görür?
  4. (Kazanım 4) «Benden selâm eylen Bolu beyine» şiirinde ilk dörtlüğün dünyası ile ikinci dörtlüğün dünyası nasıl karşılaştırılır? «Tüfenk icad oldu mertlik bozuldu» dizesi ne anlatır?
  5. (Kazanım 4) Şiirin son dörtlüğü neden bir çelişki kurar? Bu çelişki, halkın Köroğlu'nun sonunu nasıl hatırladığı hakkında ne söyler?

Cevaplar

  1. 1580–1585 arasındaki sekiz belgeye göre Köroğlu'nun asıl adı Rûşen'dir ve Gerede'nin Soyuk köyündendir. Bolu çevresinde ev ve köy basmış, adam öldürmüş, yol kesmiş, halkın köylerini terk etmesine yol açmıştır. Sonra Çamlıbel'de kervanlardan «yol bacı» adıyla haraç almış, sıkıştırılınca muhtemelen İran'a kaçıp Şah Abbas'ın hizmetine girmiştir. Hikâyelerde ise babasının öcünü almak için dağa çıkan, kır atıyla savaşan bir yiğittir.
  2. Alp, onu yetiştiren göçebe bir toplumun içinde doğar; Köroğlu'nun ise böyle bir toplumu yoktur, babası bir beyin hizmetkârıdır. Alpı toplum şekillendirir, Köroğlu ise kendi çetesini kendisi kurar. Alp kuvvete karşı kuvvet kullanır; Köroğlu zayıfa karşı da güç kullanır ve hileye başvurur. Madde yazarlarına göre halk onu yine de kahramanlaştırmıştır, çünkü toplumsal bilinçaltında yaşayan alp tipini ona giydirmiştir. Bu idealleştirme en çok eski destanların sesini taşıyan şiirlerde görülür.
  3. Devlet Avşar boyunu göçebelikten vazgeçirip yerleştirmek istemiş, bu iskân boyun devlete karşı tavır almasına yol açmıştır. Avşarların sözcüsü durumundaki Dadaloğlu iskâna karşı şiirler söylemiştir. Onu âsi olarak okumak, şiirleri devlet düzenine karşı bir başkaldırı olarak görmektir. Topluluğunun sözcüsü olarak okumak ise şiirlerdeki «biz» zamirini bir boyun yaşama biçimini savunan ortak bir ses olarak görmektir; Albayrak bu ikinci okumayı benimser. İki okuma, aynı şiire devletin ve göçebe topluluğun bakışından bakar.
  4. İlk dörtlük eski kahramanlık dünyasını çizer: okun gıcırtısı, gürzün sesi, dağların yankısı, Bolu beyine savaş ilanı. İkinci dörtlükte bu dünya çöker: düşman tabur tabur dizilmiş, alna kara yazı yazılmıştır. «Tüfenk icad oldu mertlik bozuldu» dizesi, ateşli silahın yiğitliği anlamsız kıldığını söyler: uzaktan ateş eden biri en güçlü yiğidi de vurabilir. Bu yüzden kılıç kınında paslanmalıdır. Destanın sonundaki «delikli demir» olayı bu dizede özetlenir.
  5. Son dörtlük mertliğin bozulduğunu söyleyen önceki dörtlüğe rağmen Köroğlu'nun şanından düşmediğini, yine meydandan çoğunu ayırdığını ilan eder. Mertlik bozulmuştur, ama kahraman hâlâ savaşır. Bu çelişki, halkın Köroğlu'nun sonunu bir yenilgi olarak değil, mertliğin bozulduğu bir dünyadan onurlu bir çekiliş olarak hatırladığını gösterir. Belgelerdeki Rûşen sessizce kaybolurken şiirdeki Köroğlu şanını korur.

Okuma

  • Sümer ile Albayrak'ın DİA için birlikte yazdığı «Köroğlu» maddesi — arşiv belgeleri, hikâyenin yapısı ve alp tipi tartışması.
  • Albayrak'ın aynı ansiklopedideki «Dadaloğlu» maddesi — Avşarlar, iskân ve Dadaloğlu'nun şiirleri.
  • 1938 antolojisinin Köroğlu bölümü (Vikikaynak'ta s. 25–31) — «Yiğit olan gümbür gümbür gürlesin» ile «Hemen Mevlâ ile sana dayandım» şiirlerini karşılaştırın.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Animasyon ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Video akışı

  • 0:00–1:20 Soğuk açılış: 1580 tarihli bir hükmün sayfası; üzerinde «Rûşen» adı belirir. Kâtibin kalemi durur, yanına bir kelime eklenir: «Köroğlu». Sonra aynı ad bir halk hikâyesi kitabının kapağında parlar.
  • 1:20–1:50 Büyük soru: bir yanda bir mühimme defteri, öbür yanda bir kır at silüeti.
  • 1:50–3:40 Bağlam: bir ahır, bir tay, kör edilmiş bir seyis; dağlara çıkan bir baba ile oğul. Sonra bir tüfek namlusu ve kaybolan bir atlı.
  • 3:40–5:30 Ana anlatı — Belgelerdeki Köroğlu: Bolu, Haymana ve Çamlıbel haritada sırayla yanar; Çamlıbel'de bir kervan durdurulur. Sonra bir yol İran'a doğru uzanır.
  • 5:30–7:20 Ana anlatı — Eşkıyadan alpa: bir eşkıyanın silüeti yavaşça bir alpın zırhına bürünür; arkada göçebe çadırları ve bir yayla belirir.
  • 7:20–9:20 Ana anlatı — Dadaloğlu: Toroslar'da göç eden bir oba; önlerine bir ferman açılır. Bir âşık sazını alır, «biz» diye başlayan bir dize söyler; arkasında bütün oba durur.
  • 9:20–12:00 Metin anı: bir dağın yamacında ok sesi ve yankı; sonra tabur tabur dizilen askerler, bir tüfeğin dumanı. Bir kılıç kına girer ve pas tutar. Son dörtlükte kır at köpük içinde yeniden meydana çıkar.
  • 12:00–13:20 Cevap ve bağlantı: bir mühimme defteri ile bir halk hikâyesi kitabı yan yana; aralarında bir kalabalık hikâyeyi anlatır.
  • 13:20–13:50 Kapanış kancası: bir şehir kahvehanesinde bir âşık sazının yanında bir divan açar.

Telaffuz

  • Köroğlu: «kör-oğ-LU»; Rûşen: «ruu-ŞEN»; Gerede: «ge-re-DE»; Soyuk: «so-YUK»; Çamlıbel: «çam-lı-BEL»; Haymana: «hay-ma-NA»; Şah Abbas: «ŞAAH ab-BAAS».
  • Dadaloğlu: «da-da-loğ-LU»; Avşar: «av-ŞAR»; Âşık Mûsâ: «aa-ŞIK muu-SAA»; iskân: «is-KAAN».
  • gürz: «GÜRZ»; seda: «se-DAA»; kın: «KIN»; çevre: «çev-RE»; Celâlî: «ce-laa-Lλ; koçaklama: «ko-çak-la-MA».
  • Faruk Sümer: «faa-RUK sü-MER»; Nurettin Albayrak: «nu-ret-TİN al-bay-RAK»; Mehmet Kaplan: «meh-MET kap-LAN»; Pertev Naili Boratav: «per-TEV naa-i-Lİ bo-ra-TAV»; Behçet Mahir: «beh-ÇET maa-HİR».