Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Âşık faslı akort ve dua ile açılır, çeşitli şiir biçimleriyle sürer, ustalara dua ile kapanır. Albayrak'a göre tam bir fasıl on iki ana biçimden oluşur ve «reîs-i âşıkan» tarafından yönetilir. Fasılların en çok yapıldığı yer kahvehanedir.
- Karşılaşmada amaç rakibi mat etmek, atışmada dinleyiciyi eğlendirmek, deyişmede sohbettir. Karşılaşma merhabalaşma, ustaların şiirleri ve tekellüm bölümlerinden oluşur.
- Tekellümde bir ayak açılır; karşıdaki âşık aynı vezin, aynı ayak ve eşit sayıda dörtlükle cevap verir. Ayaklar daralır, lebdeğmez gibi zor biçimlere geçilir. Cevap veremeyen âşık «bağlanır».
- Muamma âşığın bilgisini sınar ve çözen âşık ödüllendirilir; taşlama ise karşılaşmanın dil silahıdır. Fasıl yine de gönül alma ve övmeceyle biter.
- Şenlik'in «Yetmiş bin hurufatla tükenmez sözüm» dörtlüğü bir meydan övünmesidir. Aynı dörtlük, onun okuma yazma bilip bilmediği tartışmasında iki farklı biçimde okunur.
Kazanımlar
- Bir âşık faslının düzenini, yapıldığı mekânları ve fasılda dinleyicinin rolünü açıklayabilir.
- Karşılaşma, atışma ve deyişmeyi birbirinden ayırt edebilir; ayak, dar ayak, lebdeğmez ve bağlama kavramlarını açıklayabilir.
- Muammanın ve taşlamanın fasıldaki işlevini örneklerle anlatabilir.
- Âşık Şenlik'in bir meydan dörtlüğünü okuyup onun okuma yazma bilip bilmediği tartışmasındaki iki görüşü değerlendirebilir.
Video metni
Soğuk açılış
İki âşık bir atışmada karşı karşıya gelir. Biri Çıldırlı Âşık Şenlik, öbürü İzanî. Âşıklar aruzla söylenen divanî şiirlerle birbirine seslenir.
İzanî bir muamma sorar. Çözülmesi gereken bir bilmecedir bu, ama sıradan bir bilmece değil. Şenlik cevap verir. Cevabının bir dizesinde mantık ilminin büyükleri olarak Molla Câmî ve Fârâbî'nin adlarını anar. Bir başka dörtlüğünde Arapça bir hadisin başını söyler, sonra Hz. Peygamber'in adının harflerinin nasıl birleştiğini bir bilmece gibi anlatır.
Bu karşılaşma bugün bir tartışmanın konusudur. Çünkü Şenlik'in okuma yazma bilmediği söylenir.
Büyük soru
İki âşık bir kalabalığın önünde karşı karşıya gelir. Kurallar nelerdir? Kim kazanır, kim karar verir? Ve bu karşılaşmalar, kâğıda yazılmadan söylenen bir şiirin nasıl yaşadığı hakkında bize ne söyler?
Bağlam
Önceki ünitede, 205-01'de, çırağın ustasının yanında saz fasıllarında bulunarak yetiştiğini görmüştük. Fasıl, âşıklığın hem okulu hem sahnesidir.
Nurettin Albayrak'a göre fasıl belli bir törenle başlar. Önce saza düzen, yani akort verilir. Sonra Hz. Peygamber, mezhep ve tarikat büyükleri, imamlar ve pîrler hayırla anılır. Âşıklar sanatlarını gösterdikten sonra ustalarına dua ederek faslı bitirir. Albayrak'a göre tam bir âşık faslı, on iki burca karşılık gelen on iki ana biçimden oluşurdu: taksim, peşrev, divan, aruzlu semai, kalenderî, müstezat, methiye, satranç, koşma, heceli semai, mâni ve destan.
Fasılları «reîs-i âşıkan», yani âşıkların başı sayılan usta bir âşık yönetirdi. Bir sınav sayılan muammayı çözen âşık, oradaki halktan toplanan parayla hemen ödüllendirilirdi. Abdülkadir Karahan'a göre on dokuzuncu yüzyılda II. Mahmud, Abdülmecid ve Abdülaziz âşık fasıllarından hoşlandı; bu dönemde âşıkların esnaf loncalarına benzeyen loncaları vardı. Erman Artun'a göre fasılların en çok yapıldığı mekân, geçmişte de bugün de kahvehanedir.
Ana anlatı — Karşılaşmanın kuralları
İki âşığın karşı karşıya gelmesinin birçok adı vardır: karşılaşma, atışma, deyişme, tekellüm, bağlama. Artun, bu adların çoğu zaman birbirine karıştırıldığını söyler. Aktardığı bir ayrım bunları üçe böler. Karşılaşmada amaç rakibi mat etmek, atışmada dinleyiciyi eğlendirmek, deyişmede ise sohbettir.
Artun'un aktardığı bir düzene göre karşılaşma üç bölümde ilerler. İlk bölüm «merhabalaşma»dır: âşıklar dinleyicileri «hoş geldiniz», «safa geldiniz» gibi rediflerle selamlar. İkinci bölümde âşıklar ustalarının şiirlerinden örnekler okur. Üçüncü bölüm «tekellüm»dür ve asıl yarışma buradadır.
Tekellümde ev sahibi ya da en yaşlı âşık bir «ayak» açar. Ayak, şiirin kafiye ve rediften oluşan ortak ölçüsüdür. Karşıdaki âşık aynı vezinle, aynı ayakla ve eşit sayıda dörtlükle cevap vermek zorundadır. İlk ayak bitince ikinci âşık yeni bir ayak açar. Yarışma ilerledikçe ayaklar daralır. Çok az kafiye bulunabilen bir sözle açılan ayağa «dar ayak» denir. Âşıklar «lebdeğmez» gibi zor biçimlere de başvurur: dudakların birbirine değmediği, yani b, m, p gibi dudak sesleri kullanılmadan söylenen şiirler.
Sonunda biri öbürünü «bağlar», yani cevap veremez hâle getirir. Artun'a göre bağlayan âşık rakibini hicvetmeye başlar, taşlama ve takılmalarda bulunur. Ama faslın sonu bir kavga değildir. Âşıklar birbirinin gönlünü almak için karşılıklı koşmalar okur, bir koşmanın dörtlüklerini paylaşır ya da birbirlerini överek «işi tatlıya bağlar».
Ana anlatı — Muamma ve taşlama
Karşılaşmanın iki silahı vardır: bilgi ve dil. Bilginin silahı muammadır. Divan şiirinde muamma, bir adın harflerinin gizlendiği bir bilmece şiirdi. Âşık edebiyatında ise DİA'nın «Muamma» maddesine göre, içinde bir kişinin ya da varlığın adının gizlendiği ve çözüldüğü şiirdir. Muamma âşığın bilgisini sınar. Albayrak'a göre bu yüzden bir tür sınav sayılırdı ve çözen âşık oracıkta ödüllendirilirdi.
Dilin silahı taşlamadır. Albayrak'a göre halk edebiyatında hicve taşlama denir ve atışma geleneği çok defa taşlama üzerine kurulmuştur. Âşıklar karşılaşmada önce sazlarına düzen verip birer divanî ile meclisi açar, sonra tekellüm, muamma, takılmaca ve taşlama fasıllarına geçer. Birbirlerinin açıklarını yakalamaya, rakiplerini mat etmeye çalışırlar. Bunu yaparken yalnız karşılarındakinin beğenmedikleri davranışlarını değil, toplumda gördükleri aksaklıkları da yererler. Albayrak, atışmalarda hicvin dozunun zaman zaman yükseldiğini de ekler.
Yine de karşılaşma çoğu zaman bir savaştan çok bir oyundur. Artun'un aktardığına göre dostça yapılan atışmalarda bir âşığın öbürünü yenmesi, «sözün bitmesi, sazın susması» diye bir şey yoktur. Bu yüzden âşıklar rahattır ve güzel bir ayak bulup güzel şiirler söyler. Dinleyici kimin kazandığından çok, iki ustanın birbirini nasıl zorladığını izler.
Yaygın yanlış«Âşık karşılaşması, iki şairin birbirine hakaret ettiği bir kavgadır.»
Karşılaşmanın kuralları vardır: aynı ayak, aynı vezin, eşit sayıda dörtlük. Taşlama bu kuralların içinde, çoğu zaman bir oyun olarak söylenir. Artun'un aktardığına göre fasıl, âşıkların birbirinin gönlünü alıp birbirini övmesiyle biter. Dostça atışmalarda yenilmek diye bir şey yoktur. Asıl yarışma, ustalık üzerinedir.
Metin anı
Şenlik'in karşılaşmalarında söylediği bir dörtlük, Göksen'in makalesinde Alptekin ile Coşkun'un hazırladığı Çıldırlı Âşık Şenlik Divanı'ndan aktarılır:
Beledim pirlerdi değilem özüm
Meydana çıhanda ağ olar yüzüm
Yetmiş bin hurufatla tükenmez sözüm
Şairlik besinde elim var benim
Dörtlük bir meydan şiirinin sesini taşır. Dil Kars ağzıdır: «pirlerdi» (pîrlerdir), «çıhanda» (çıkınca), «ağ olar» (ak olur). «Belet» bazı yöre ağızlarında kılavuz, yol gösteren anlamında kullanılır. Şenlik yazı dilinin değil, dinleyicisinin dilinin şairidir.
İlk dize bir kaynağı gösterir: kılavuzum pîrlerdir, kendim değil. 205-01'de gördüğümüz bade anlatısının bir yankısıdır bu. Âşık, sözünü kendi yeteneğine değil, pîrlerin bağışına bağlar. Ama ikinci dize bir sınava geçer: «Meydana çıhanda ağ olar yüzüm.» Meydan, karşılaşmanın yeridir. Yüzün ak olması, orada utanmamak, rakibe yenilmemek demektir.
Üçüncü dize bir övünmedir ve tam bir atışma dizesidir. «Yetmiş bin hurufatla tükenmez sözüm.» Karşıdaki âşığa şunu söyler: benim sözüm bitmez, beni bağlayamazsın. Karşılaşmanın ölçüsü, sözün tükenip tükenmemesidir. Son dize de ustalık iddiasını pekiştirir.
Bu dörtlüğün bir de ikinci hayatı vardır. Göksen'in aktardığına göre Alptekin ile Coşkun bu dörtlükten hareketle Şenlik'in okuma yazma bilmediğini, bilgisini pîrlerden aldığını düşünür. Onlara göre anne babası ona okuma yazma öğretmek istemiş, ama Şenlik gezip tozmayı seçmiştir. Göksen ise karşı görüştedir. İzanî atışmasındaki Molla Câmî ile Fârâbî anmasını, hadisin Arapçasını ve Hz. Peygamber'in adının harflerini anlatan muammayı, okuma yazma bilen birinin işi sayar. Ona göre ümmîlik rivayeti, halkın sevdiği insanı yüceltme isteğinden doğmuş olabilir.
İki görüş aynı dörtlüğü farklı okur. Birinde «kılavuzum pîrlerdir» bir itiraftır, öbüründe bir geleneğin kalıp sözü. Hangisinin doğru olduğunu yalnız bu dörtlükle belirlemek zordur.
Cevap ve bağlantı
Kurallar nelerdir? Açılışta akort ve dua, sonra merhabalaşma, ustaların şiirleri, ardından tekellüm: aynı ayak, aynı vezin, eşit sayıda dörtlük. Ayaklar daralır, muammalar sorulur, taşlamalar söylenir. Sonunda bir âşık öbürünü bağlayabilir, ama fasıl gönül alma ve övmeceyle kapanır.
Kim karar verir? Dinleyici. Muammayı çözen âşığı halkın topladığı para ödüllendirir. Meydanda yüzü ak olan da utanan da o kalabalığın gözü önündedir.
Bu karşılaşmalar kursun sorusuna da bir cevap verir. Fasıl bir hafıza ve doğaçlama sınavıdır. Âşık, ustasından öğrendiği şiirleri merhabalaşmadan sonra okur, sonra aynı kalıplarla anında yeni dörtlükler kurar. Dinleyici bu dörtlüklerin en güzellerini aklında tutar, bir cönke geçirir, başka bir kahvehanede yeniden söyler. Şenlik'in okuma yazma bilip bilmediği tartışılabilir. Ama şiirlerinin yaşamasını sağlayan asıl şey, bu meydanlarda defalarca söylenmiş olmalarıdır.
Kapanış kancası
Karahan âşıkları ikiye ayırır. Bir yanda büyük yerleşim merkezlerinde yaşayan, aruz bilen, kendilerini devlet erkânına sevdiren Âşık Ömer ve Gevherî gibi âşıklar vardır. Öbür yanda halktan hiç kopmayan, yalnız hece ölçüsüyle söyleyen âşıklar. Karahan ikinci grubun en ünlülerinin başında Karacaoğlan'ı sayar ve onu yetişme tarzı bakımından ayrı bir yere koyar. Karacaoğlan'ın şiirlerinde meydanın kuralları değil, yaylalar, dağlar ve güzeller konuşur. Aşkı ve doğayı bu kadar yalın bir dille söyleyen bir âşığın şiirleri, neden bugün hâlâ türkü olarak söyleniyor?
Özet kartı
- Âşık faslı akort ve dua ile açılır, çeşitli şiir biçimleriyle sürer, ustalara dua ile kapanır. Albayrak'a göre tam bir fasıl on iki ana biçimden oluşur ve «reîs-i âşıkan» tarafından yönetilir. Fasılların en çok yapıldığı yer kahvehanedir.
- Karşılaşmada amaç rakibi mat etmek, atışmada dinleyiciyi eğlendirmek, deyişmede sohbettir. Karşılaşma merhabalaşma, ustaların şiirleri ve tekellüm bölümlerinden oluşur.
- Tekellümde bir ayak açılır; karşıdaki âşık aynı vezin, aynı ayak ve eşit sayıda dörtlükle cevap verir. Ayaklar daralır, lebdeğmez gibi zor biçimlere geçilir. Cevap veremeyen âşık «bağlanır».
- Muamma âşığın bilgisini sınar ve çözen âşık ödüllendirilir; taşlama ise karşılaşmanın dil silahıdır. Fasıl yine de gönül alma ve övmeceyle biter.
- Şenlik'in «Yetmiş bin hurufatla tükenmez sözüm» dörtlüğü bir meydan övünmesidir. Aynı dörtlük, onun okuma yazma bilip bilmediği tartışmasında iki farklı biçimde okunur.
Kavram sözlüğü
| Türkçe | İngilizce | Kısa tanım |
|---|---|---|
| Âşık faslı | Minstrel session | Âşıkların belli bir düzenle şiir söyledikleri toplantı |
| Ayak | Rhyme pattern | Karşılaşmada uyulması gereken kafiye ve redif düzeni |
| Bağlama | Binding, checkmating | Rakibi cevap veremez hâle getirmek |
| Lebdeğmez | Lip-free verse | Dudak sesleri kullanılmadan söylenen şiir |
| Muamma | Riddle poem | İçinde bir ad gizlenen, çözülmesi istenen şiir |
| Taşlama | Satirical poem | Halk edebiyatında hiciv |
Ünite quizi
- (Kazanım 1) Bir âşık faslı nasıl açılır ve nasıl kapanır? Faslı kim yönetir ve fasıllar en çok nerede yapılır?
- (Kazanım 2) Karşılaşma, atışma ve deyişme arasındaki farkı açıklayın. Tekellümde «ayak» ve «dar ayak» ne işe yarar? Bir âşık nasıl «bağlanır»?
- (Kazanım 3) Muamma ile taşlama fasılda nasıl farklı işler görür? Karşılaşma neden yine de çoğu zaman bir kavga değil bir oyundur?
- (Kazanım 4) Şenlik'in dörtlüğünde meydan ve atışma dünyasına ait hangi ifadeler vardır? «Yetmiş bin hurufatla tükenmez sözüm» dizesi karşılaşmanın hangi ölçüsüne göndermede bulunur?
- (Kazanım 4) Şenlik'in okuma yazma bilip bilmediği konusundaki iki görüşü karşılaştırın. Aynı dörtlük bu iki görüşte nasıl farklı okunur?
Cevaplar
- Önce saza düzen verilir; Hz. Peygamber, mezhep ve tarikat büyükleri, imamlar ve pîrler hayırla anılır. Âşıklar sanatlarını gösterdikten sonra ustalarına dua ederek faslı bitirir. Albayrak'a göre tam bir fasıl, on iki burca karşılık on iki ana biçimden oluşurdu. Fasılları «reîs-i âşıkan» denen usta bir âşık yönetirdi. Artun'a göre fasılların en çok yapıldığı mekân kahvehanedir.
- Artun'un aktardığı ayrıma göre karşılaşmada amaç rakibi mat etmek, atışmada dinleyiciyi eğlendirmek, deyişmede sohbettir. Tekellümde açılan ayak, karşıdaki âşığın aynı vezin ve aynı kafiye-redif düzeniyle, eşit sayıda dörtlükle cevap vermesini gerektirir. Dar ayak, çok az kafiye bulunabilen bir sözle açıldığı için cevabı zorlaştırır. Âşıklar lebdeğmez gibi zor biçimlere de başvurur. Cevap veremez hâle gelen âşık bağlanmış, yani mat edilmiş olur.
- Muamma bilginin sınavıdır: âşık içinde gizlenen adı ya da varlığı çözer; çözen âşık halkın topladığı parayla ödüllendirilir. Taşlama dilin silahıdır: âşık rakibinin açıklarını ve toplumdaki aksaklıkları yerer. Ama karşılaşmanın kuralları vardır ve fasıl gönül alma, karşılıklı övgüyle biter. Dostça atışmalarda «sözün bitmesi, sazın susması» diye bir yenilgi yoktur; dinleyici iki ustanın birbirini nasıl zorladığını izler.
- «Meydana çıhanda ağ olar yüzüm» dizesi karşılaşmanın yeri olan meydana ve orada utanmamaya, yenilmemeye gönderme yapar. «Yetmiş bin hurufatla tükenmez sözüm» bir atışma övünmesidir. Karşılaşmanın ölçüsü sözün tükenip tükenmemesidir: sözü biten âşık bağlanır. Şenlik, kendi sözünün tükenmeyeceğini, bağlanamayacağını söyler.
- Alptekin ile Coşkun, «Beledim pirlerdi değilem özüm» dizesinden hareketle Şenlik'in bilgisini pîrlerden aldığını, okuma yazma bilmediğini düşünür; onlara göre Şenlik okumayı değil gezmeyi seçmiştir. Göksen ise İzanî atışmasındaki Molla Câmî ve Fârâbî anmasını, hadisin Arapçasını ve Hz. Peygamber'in adının harflerini anlatan muammayı, okuma yazma bilen birinin işi sayar; ümmîlik rivayetini halkın sevdiği insanı yüceltme isteğine bağlar. Birinci okumada ilk dize bir itiraftır; ikinci okumada bade geleneğinin kalıp sözüdür. Yalnız bu dörtlükle hangisinin doğru olduğunu belirlemek zordur.
Okuma
- Erman Artun, «Çukurova Âşıklık Geleneğinde Atışma» (Folklor/Edebiyat, 2013) — karşılaşma türleri, deyişmenin sırası ve ayaklar.
- Cengiz Göksen, «Çıldırlı Âşık Şenlik Ümmi midir?» (2022) — Şenlik'in şiirlerinden örneklerle ümmîlik tartışması.
- Albayrak'ın DİA için yazdığı «Hiciv» maddesinin halk edebiyatı bölümü — taşlama ve atışma.