İçeriğe geç

Ünite EDB-204-05 · Seviye 2A — Türk Edebiyatı Tarihi

Evliya Çelebi

EDB-204 Klasik Nesir ve Mesnevi Geleneği

2.204 kelime · yaklaşık 10 dakika okuma · anlatım 11 dk

  • seyahatnâme
  • evsaf
  • acâib ü garâib
  • inşâ üslubu
  • kurmaca yolculuk
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. 1611'de doğan ve ölüm tarihi bilinmeyen Evliya Çelebi'nin hayatı hakkında bilinenlerin neredeyse tamamı kendi eserinden gelir. Eser dışında iki belge ve dört duvar yazısı bilinir.
  2. Seyahatnâme'nin asıl adı Târîh-i Seyyâh Evliyâ Efendi'dir. On ciltlik eserin birinci cildi İstanbul'a, onuncusu Kahire'ye ayrılmıştır; aradaki ciltler yolculukların sırasını izler.
  3. Şehirler «evsaf» adlı sabit bir şemayla anlatılır: idari durum, kale, tarih, yapılar, halk, yemekler, türbeler. Sayılar zaman zaman abartılıdır ama çoğu kez gerçekle örtüşür; bilinmeyen yerler boş bırakılmıştır.
  4. Eserde gözlem, adı verilmeden aktarılan yazılı kaynaklar ve kurmaca iç içedir: Batı Avrupa yolculuğu planlanmış ama gerçekleşmemiştir, İlgürel'e göre «acâib ü garâib» anlatıları geniş bir okur kitlesinin merakını çekmeyi amaçlar.
  5. Evliya yaklaşık otuz dilden ve birçok Anadolu ağzından örnek kaydetti. Şehir tasvirlerinde inşâ üslubunu, olay anlatımında konuşma dilini kullandı; eser hem tarih kaynağı hem de bir edebiyat eseri olarak okunur.

Kazanımlar

  • Evliya Çelebi'nin hayatını ve yolculuklarını, eser dışındaki sınırlı belgelerle birlikte özetleyebilir; Seyahatnâme'nin ciltlerinin nasıl düzenlendiğini açıklayabilir.
  • Şehir tasvirlerindeki «evsaf» şemasını bir pasaj üzerinde gösterebilir; sayıların, boşlukların ve övgünün aynı paragrafta nasıl yan yana durduğunu okuyabilir.
  • Eserde gözlemin, adı verilmeden kullanılan yazılı kaynakların ve kurmacanın nasıl iç içe geçtiğini örneklerle tartışabilir.
  • Seyahatnâme'nin dil ve üslup özelliklerini açıklayabilir; eserin bir belge mi yoksa bir edebiyat eseri mi olduğu sorusunda iki yanı da hesaba katan bir görüş kurabilir.

Video metni

Soğuk açılış

19 Ağustos 1630, aşure gecesi. On dokuz yaşındaki bir genç, İstanbul'da Yemiş İskelesi yakınındaki Ahî Çelebi Camii'nde olduğunu görür. Rüyasında cami kalabalıktır. Hz. Peygamber gelir, namaz kılınır. Genç, önceden öğretildiği gibi elini öpüp şefaat dileyecektir. Ama heyecandan dili sürçer: «Şefaat yâ Resûlallah» diyecek yerde «Seyahat yâ Resûlallah» der.

Peygamber gülümser; şefaati, seyahati ve ziyareti ona müjdeler. Cemaatten Sa'd b. Ebû Vakkās ise gördüklerini yazmasını diler.

Genç uyanınca rüyasını Kasımpaşa Mevlevîhanesi'nin şeyhi Abdullah Dede'ye yorumlatır. Şeyhin tavsiyesi kısadır: «ibtidâ bizim İstanbul'cağızı tahrir eyle». Yani önce bizim küçük İstanbul'umuzu yaz. Genç, Evliya Çelebi'dir. Bir dil sürçmesi, onun anlatımında bir ömrün programına dönüşür.

Büyük soru

Nuran Tezcan, Seyahatnâme'yi Osmanlı Devleti'nin fiziki yapısının yazıya dökülmüş bir maketi diye tanımlar. Maket ölçülerle yapılır. Ama bu kitap bir rüyayla açılır, fil doğuran kadınlardan ve gaipten haber veren mağaralardan söz eder. Aynı sayfa hem ölçü hem hikâye ise, okur ona hangi sorularla yaklaşmalıdır?

Bağlam

Evliya'nın hayatı hakkında bildiklerimizin neredeyse tamamı kendi kitabından gelir. Mücteba İlgürel'in özetine göre 25 Mart 1611'de doğdu. Babası sarayın kuyumcubaşısıydı. Medresede okudu, hocası Evliya Mehmed Efendi'den hafızlık dersi aldı. Babasından hat öğrendi, Enderun'da eğitim gördü. Kendi söylediğine göre IV. Murad'ın meclisinde nükteleriyle padişahı eğlendiren bir musâhipti.

Şehir dışına ilk yolculuğu 1640'ta, babasından izinsiz gittiği Bursa'ya oldu. Döndüğünde babası hem izin verdi hem de bir seyahatnâme yazmasını öğütledi. Sonraki kırk yılda Evliya çoğu zaman bir paşanın maiyetinde yola çıktı. Mektup taşıdı, köylerin kaydını tuttu, vergi topladı, seferlere katıldı. Akrabası Melek Ahmed Paşa'nın yanından o kadar az ayrıldı ki kendisine «Melek Ahmed Paşalı» denildi. 1671'de hacca gitti, ardından Mısır'a geçti ve orada on yılı aşkın bir süre kaldı. Onuncu cilt birden kesilir. Ölüm tarihi bilinmez; M. Cavid Baysun onun 1684'te hâlâ hayatta olduğunu düşünür.

Kitabın dışında Evliya'nın varlığını gösteren iz azdır. Tezcan iki belge sayar. Biri Avusturya arşivinde 1665'te Viyana'ya giden Osmanlı elçilik heyetinde müezzin olarak yer aldığını gösterir. Öbürü Sina'daki Saint Catherine Manastırı'nın verdiği Yunanca bir yol tezkeresidir. Bir de dört duvar yazısı vardır: Bulgaristan'da, Hersek'te ve Adana'da. İlgürel'in aktardığına göre Evliya, geçtiği yerlerin duvarlarına «Evliya ruhiyçün el-Fâtiha» yazacak kadar şakacıydı.

Ana anlatı — Bir şehir nasıl yazılır?

Eserin asıl adı Târîh-i Seyyâh Evliyâ Efendi'dir ve on cilttir. Birinci cilt İstanbul'a, onuncusu Kahire'ye ayrılmıştır. Tezcan'a göre bu iki cilt birbirini simetrik biçimde yansıtır ve bütün eseri bir çerçeve gibi kuşatır. Aradaki ciltler yolculukların sırasını izler: Karadeniz ve Kafkasya, Suriye ve Balkanlar, İran, Macaristan, Kırım, Girit, Arnavutluk. Dokuzuncu cilt hac yolunu anlatır. Evliya eserini Mısır'da yazdı. Kitap 1742'de İstanbul'a, Hacı Beşir Ağa'ya gönderildi ve onun eliyle çoğaltıldı.

Her önemli şehir aynı sırayla anlatılır. Tezcan bu sıraya «evsaf», yani özellikler şeması der. Önce şehrin idari durumu, kalesi ve kısa tarihi gelir. Adının nereden geldiği çoğunlukla bir halk etimolojisiyle açıklanır. Sonra camiler, çeşmeler ve medreseler sayılır, ardından âlimler, şairler ve hekimler. Hanlar, hamamlar, çarşılar, kahvehaneler, giyim, yemekler ve geçim yolları sırayla gelir. Liste türbe ziyaretiyle kapanır.

Evliya sayı vermeye özellikle önem verir. Tezcan'a göre verdiği rakamlar zaman zaman abartılıdır, ama çoğu kez gerçek rakamlarla örtüşür. Adımla ölçtüğü mesafeler çoğunlukla tutarlıdır. O an öğrenemediği sayıların yerini sonradan doldurmak üzere boş bırakmıştır. Saray kayıtlarından, kadı sicillerinden ve vakıf kayıtlarından yararlandığını söyler; Tezcan binalardaki kitabeleri de kaynakları arasında sayar. Bazı sayılarının, Kanûnî döneminin teşkilatını anlatan Ayn Ali Efendi risâlesine dayandığı tespit edilmiştir.

Ana anlatı — Görülen, okunan, kurulan

Evliya'nın okuru yalnız gördükleriyle karşılaşmaz. Tezcan, onun yazılı kaynakları da kullandığını ama çoğu zaman adlarını vermediğini gösterir. Kimi yerde bir kaynaktaki cümleleri birkaç kelimesini değiştirip kendi gözlemiymiş gibi aktarır. Adını verdiği bir kaynak ise bazen bilgisini doğrulamak, bazen de o kaynağın yanıldığını göstermek içindir.

Kitapta kurmaca da vardır. Evliya, 1663-64'te Amsterdam'a kadar gidip şehre bir günlük yoldan döndüğünü yazar. Bir yıl sonra da Viyana'da aldığı bir izin belgesiyle Almanya, İsveç, Danimarka, Hollanda ve Fransa'yı dolaştığını, bu yolculuğun üç yıl sürdüğünü anlatır. Tezcan'a göre bu yerler hakkındaki bilgiler kalıp sözlerden ibarettir. Evliya bu seyahatleri planlamış, ama gerçekleştirememiştir.

Bir de «acâib ü garâib» vardır: tılsımlı binalar, evliya kerametleri, hokkabazlar, olağanüstü olaylar. İlgürel'in saydığı örnekler arasında fillerin geçtiği köyde kadınların fil doğurması ve gaipten haber veren mağaralar vardır. İlgürel bunları, merak eden geniş bir okur kitlesini kazanma isteğine bağlar. Tezcan başka bir yönü de gösterir. Evliya bazen bir olağanüstülüğün sırrını çözüp akılcı bir açıklama getirir, bazen yalnızca şaşkınlığını söyler.

Bütün bunlara rağmen Tezcan, Evliya'nın katıldığı savaşları kronikleri aşan bir ayrıntıyla ve çarpıtmadan anlattığını da belirtir. Aynı kitapta hem güvenilir tanıklık hem de uydurma vardır. Okurun işi, bunları birbirinden ayırmaktır.

Yaygın yanlış«*Seyahatnâme* ya güvenilir bir belgedir ya da bir masal kitabıdır.»
Doğrusu

İkisi de eksik bir okumadır. Sayıların çoğu gerçekle örtüşür, adım ölçüleri tutarlıdır, savaş anlatıları kronikleri aşar. Ama aynı eserde adı verilmeden aktarılan kaynaklar, gerçekleşmemiş bir Avrupa yolculuğu ve bilerek abartılmış olağanüstü olaylar da vardır. Araştırmacılar kitabı bölüm bölüm, başka belgelerle karşılaştırarak kullanır.

Ana anlatı — Otuz dilin kulağı

Seyahatnâme'nin bir haritası daha vardır: dillerin haritası. Tezcan'a göre Evliya Türkçe dışında yaklaşık otuz dilden kelimeler, kısa günlük cümleler, deyimler, sövgüler, şarkı ve dua parçaları kaydetti. Aralarında Abazaca, Ubıhça, Gürcüce, Arapça, Kürtçe, Macarca, Almanca, Yunanca ve İbranice vardır. Bolu'nun, Gördes'in, Diyarbekir'in, Bitlis'in ve Maraş'ın ağızlarından örnekler verdi. Türkçe konuşan azınlıkların söyleyişini kendi telaffuzlarıyla yazdı.

Üslubu da iki kayıttan örülür. Şehir tasvirlerinde döneminin süslü yazı dili olan inşâ üslubunu kullanır: zincirleme tamlamalar, secili cümleler, cinaslar. Olayları ve konuşmaları anlatırken ise konuşma dilinin akıcılığına geçer. Kelimeleri bazen yazım kurallarına göre değil, söylendiği gibi yazdı. Bu yüzden eser, on yedinci yüzyıl Türkçesinin sesleri için de bir kaynaktır.

Tezcan bu dinlemenin sınırını da gösterir. Evliya, kendi döneminde yaşamamış Kılıç Ali Paşa'nın bir konuşmasını onun bozuk Türkçesiyle aktarır. Kulak burada da tanıklık kadar kurmaca da yapar.

Metin anı

Dokuzuncu cilt, Evliya'nın 1671'deki hac yolculuğunu anlatır. İznik'ten Bursa'ya giderken Yenişehir'e uğrar. Pasaj, Seyit Ali Kahraman'ın günümüz Türkçesine aktardığı baskıdandır. Bu baskı, Evliya'nın boş bıraktığı yerleri «(---)» işaretiyle korur.

Yenişehir Kasabası: Gazi Hudavendigâr yani Bursa Sancağı hükmünde 150 akçe şirin kazadır. Nahiyesi 150 köydür ve (---) hükmündedir. Şehri geniş bir öz içindedir. 9 mahalle ve 12 mihraptır. […] Ve 3 hamam vardır […] Bu şehirde 1.300 adet kiremit örtülü hâne vardır. Bağı ve bahçesi cihanı tutmuştur.

Paragraf evsaf şemasının küçük bir örneğidir. Önce idari durum gelir: sancak, kaza, köy sayısı. Sonra şehrin yeri, mahalleleri ve mescitleri, ardından hamamlar ve evler. Atlanan kısımda cami, imaret, mektepler, dükkânlar, han ve medrese sayılır. Sıra, Tezcan'ın anlattığı şemayı izler.

Bir de boşluk vardır. Nahiyenin neye bağlı olduğu yazılacak yer açık kalmıştır. Aynı sayfalarda kasabanın büyük camisini yaptıran paşanın adı da boştur. Yazar bilmediği yeri uydurarak değil, boş bırakarak işaretlemiştir.

Son cümle ise başka bir sesle konuşur: «Bağı ve bahçesi cihanı tutmuştur.» Bu cümle bir ölçü değil, bir övgüdür. Hemen ardından kasaba suyu, havası ve ovasıyla güzel Türkistan şehirlerine benzetilir. Sayı ile abartı aynı paragrafta yan yana durur. Okurdan beklenen, ikisini ayırt edebilmesidir.

Cevap ve bağlantı

Açılıştaki soruya dönelim: Seyahatnâme'ye nasıl yaklaşmalı? Evliya'nın kendi cevabı dokuzuncu cildin başındadır. Kahraman'ın aktarımına göre Evliya, yedi iklimin görülmeye değer eserlerini «dikkatle ve insafla» görmeye çalıştığını söyler. Unutkan bir insan olduğu için gördüklerini yazıp kayda geçirdiğini de ekler. Bu, bir tanığın sözüdür. Ama aynı yazar rüyasıyla, fil doğuran kadınlarla ve hiç gitmediği Hollanda ile de okuru eğlendirir.

Bu yüzden eseri bir belge olarak kullanan bir tarihçi, sayıları kitabelerle ve defterlerle karşılaştırır. Bir edebiyat okuru ise başka bir şey görür. Tezcan'a göre Evliya, döneminin inşâ estetiğini kırıp konuşma diliyle birleştirerek canlı ve akıcı bir nesir kurmuştur. İki okuma birbirini dışlamaz. Maketi kurmak için ölçü gerekir. Onu yüzyıllarca okutan ise anlatıcının sesidir.

Kapanış kancası

Evliya, kitabını yazarken Peçevî'nin ve Solakzâde'nin tarihlerini okumuştu. Ondan iki yıl önce, 1609'da İstanbul'da doğan Kâtib Çelebi de seferlere katılmış, gördüklerini yazmıştı, ama bir tarihçi olarak. Onun ve ondan sonra gelen vakanüvis Naîmâ'nın kitapları, bugün hem tarih kaynağı olarak hem de düzyazı olarak okunuyor. Olayları sırayla kaydetmek bir edebiyat işi midir? Bir tarihçinin üslubu, anlattığı şeyin doğruluğuna ne katar, ondan ne götürür?

Özet kartı

  1. 1611'de doğan ve ölüm tarihi bilinmeyen Evliya Çelebi'nin hayatı hakkında bilinenlerin neredeyse tamamı kendi eserinden gelir. Eser dışında iki belge ve dört duvar yazısı bilinir.
  2. Seyahatnâme'nin asıl adı Târîh-i Seyyâh Evliyâ Efendi'dir. On ciltlik eserin birinci cildi İstanbul'a, onuncusu Kahire'ye ayrılmıştır; aradaki ciltler yolculukların sırasını izler.
  3. Şehirler «evsaf» adlı sabit bir şemayla anlatılır: idari durum, kale, tarih, yapılar, halk, yemekler, türbeler. Sayılar zaman zaman abartılıdır ama çoğu kez gerçekle örtüşür; bilinmeyen yerler boş bırakılmıştır.
  4. Eserde gözlem, adı verilmeden aktarılan yazılı kaynaklar ve kurmaca iç içedir: Batı Avrupa yolculuğu planlanmış ama gerçekleşmemiştir, İlgürel'e göre «acâib ü garâib» anlatıları geniş bir okur kitlesinin merakını çekmeyi amaçlar.
  5. Evliya yaklaşık otuz dilden ve birçok Anadolu ağzından örnek kaydetti. Şehir tasvirlerinde inşâ üslubunu, olay anlatımında konuşma dilini kullandı; eser hem tarih kaynağı hem de bir edebiyat eseri olarak okunur.

Kavram sözlüğü

TürkçeİngilizceKısa tanım
SeyahatnâmeTravel bookGezilen yerleri ve yolculuğu anlatan eser
EvsafDescriptive schemaŞehirlerin sabit bir sırayla anlatılmasını sağlayan başlıklar dizisi
Acâib ü garâibWonders and marvelsTılsım, keramet ve olağanüstü olaylar üzerine anlatılar
İnşâ üslubuOrnate chancery proseSecili, tamlamalı, sanatlı Osmanlı yazı dili
Kurmaca yolculukFictional journeyYazarın yapmadığı hâlde anlattığı yolculuk

Ünite quizi

  1. (Kazanım 1) Evliya Çelebi'nin hayatı hakkında bildiklerimiz nereden gelir? Eserin dışında hangi izler vardır? Seyahatnâme'nin ciltleri nasıl düzenlenmiştir?
  2. (Kazanım 2) Yenişehir pasajında evsaf şemasının hangi basamaklarını görüyorsunuz? «(---)» işareti neyi gösterir?
  3. (Kazanım 2) Aynı pasajda sayılar ile «Bağı ve bahçesi cihanı tutmuştur» cümlesi nasıl farklı işler görür?
  4. (Kazanım 3) Evliya'nın Batı Avrupa yolculuğu ve adı verilmeden kullandığı kaynaklar, eserin güvenilirliği hakkında ne söyler? Tezcan'a göre aynı eserin hangi kısımları güvenilir tanıklık sayılabilir?
  5. (Kazanım 4) Evliya'nın dilini ve üslubunu iki özellikle anlatın. Seyahatnâme bir tarih belgesi midir, yoksa bir edebiyat eseri midir? Cevabınızda iki yanı da hesaba katın.

Cevaplar

  1. Bildiklerimizin neredeyse tamamı Seyahatnâme'nin kendisinden gelir. Eser dışında iki belge bilinir: 1665 Viyana elçilik heyetinde müezzin olarak yer aldığını gösteren Avusturya arşiv kaydı ve Sina'daki Saint Catherine Manastırı'nın verdiği Yunanca yol tezkeresi. Bir de Bulgaristan, Hersek ve Adana'da dört duvar yazısı vardır. On ciltlik eserin birinci cildi İstanbul'a, onuncusu Kahire'ye ayrılmıştır ve bu iki cilt eseri bir çerçeve gibi kuşatır. Aradaki ciltler yolculukların sırasını izler, dokuzuncu cilt hac yolunu anlatır.
  2. Önce idari durum gelir: Bursa sancağına bağlı, 150 akçelik bir kaza ve 150 köylük bir nahiye. Ardından şehrin yeri, mahalle ve mihrap sayıları, hamamlar ve ev sayısı gelir; atlanan kısımda cami, mektep, dükkân, han ve medrese sayılır. «(---)» işareti Evliya'nın o an öğrenemediği bilginin yerini sonradan doldurmak üzere boş bıraktığını gösterir. Yayıncı bu boşlukları metinde korumuştur.
  3. Sayılar bir kayıt işi görür: mahalle, mihrap, hamam ve 1.300 hâne, başka belgelerle karşılaştırılabilecek bilgilerdir. «Bağı ve bahçesi cihanı tutmuştur» ise bir övgü ve abartıdır; ölçülemez, ama şehrin yazara nasıl göründüğünü ve okura nasıl gösterilmek istendiğini söyler. İkisi aynı paragrafta yan yana durur, okurun onları ayırması gerekir.
  4. Tezcan'a göre Batı Avrupa yolculuğu planlanmış ama gerçekleşmemiştir; oralar hakkındaki bilgiler kalıp sözlerden ibarettir. Evliya bazı kaynaklardaki cümleleri birkaç kelimesini değiştirip kendi tespiti gibi aktarır. Bu yüzden eser tek başına kanıt sayılmaz, her bölümü ayrıca sınanmalıdır. Öte yandan sayıların çoğu gerçekle örtüşür, adım ölçüleri tutarlıdır ve Evliya'nın katıldığı savaşların anlatısı kronikleri aşan bir ayrıntıyla, çarpıtmadan yazılmıştır.
  5. Birincisi, iki kayıt kullanır: şehir tasvirlerinde secili, tamlamalı inşâ üslubunu, olay ve konuşmalarda konuşma dilini. İkincisi, kulağı açıktır: yaklaşık otuz dilden ve birçok Anadolu ağzından örnekler kaydeder, kelimeleri söylendiği gibi yazar. Eser bir tarih kaynağıdır, çünkü sayılar, yapılar ve olaylar hakkında başka yerde bulunmayan bilgiler verir; ama bu bilgiler başka belgelerle sınanarak kullanılmalıdır. Aynı zamanda bir edebiyat eseridir, çünkü rüya çerçevesi, kurmaca yolculuklar, olağanüstü anlatılar ve anlatıcının sesi onu okutan şeylerdir. İki okuma birbirini dışlamaz.

Okuma

  • Nuran Tezcan'ın İslâm Ansiklopedisi'ndeki «Seyahatnâme» maddesinin Evliya Çelebi bölümü — eserin yapısı, kaynakları ve dili üzerine derli toplu bir değerlendirme.
  • Seyit Ali Kahraman'ın hazırladığı Günümüz Türkçesiyle Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi, 9. Kitap — özellikle «Seyahatnâmenin yazılma sebebini bildirir» bölümü ve Yenişehir, İznik, Bursa sayfaları.
  • Mücteba İlgürel'in aynı ansiklopedideki «Evliya Çelebi» maddesi — hayatı, yolculukları ve üslubu.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Animasyon ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Video akışı

  • 0:00–1:10 Soğuk açılış: gece, bir caminin loş içi; kalabalık bir cemaatin silüeti. Bir genç eğilip bir eli öper; dudaklarından iki kelime çıkar, biri silinir, yerine öbürü yazılır: «Şefaat» → «Seyahat».
  • 1:10–1:40 Büyük soru: bir masa üstünde tahtadan bir şehir maketi; maketin üstünde bir fil silüeti belirir ve kaybolur.
  • 1:40–3:30 Bağlam: Unkapanı'nda bir ev, Enderun'un avlusu, sonra bir harita üzerinde yollar tek tek çizilir. Viyana, Sina, Bulgaristan, Hersek ve Adana'da küçük işaretler yanar: iki belge ve dört duvar yazısı.
  • 3:30–5:30 Ana anlatı — Bir şehir nasıl yazılır?: on cilt yan yana; birincinin sırtında İstanbul, onuncunun sırtında Kahire. Bir şehir planının üstünde başlıklar sırayla belirir: kale, cami, han, hamam, çarşı, türbe.
  • 5:30–7:40 Ana anlatı — Görülen, okunan, kurulan: bir yazı masasında açık kitaplar; bir cümle bir kitaptan öbürüne kayar, iki kelimesi değişir. Haritada Amsterdam'a giden kesik bir çizgi, şehre varmadan durur.
  • 7:40–9:20 Ana anlatı — Otuz dilin kulağı: ekranda farklı yazılarla kelimeler belirir; bir çarşıda farklı ağızlardan konuşan insanlar, sesleri harflere dönüşür.
  • 9:20–11:20 Metin anı: Yenişehir'in kuşbakışı görünümü; sayılar evlerin, hamamların üzerine konur. Bir satırda boş bir kutu kalır. Son cümlede bağlar ufka kadar büyür.
  • 11:20–12:40 Cevap ve bağlantı: bir terazinin bir kefesinde bir defter ve kitabe, öbüründe bir hikâye kitabı; terazi dengede durur.
  • 12:40–13:10 Kapanış kancası: bir ordu yolda; bir kâtip at üstünde not tutar. Bir tarih kitabının sayfası açılır.

Telaffuz

  • Evliya Çelebi: «ev-li-YAA çe-le-Bİ»; Ahî Çelebi: «a-HÎ çe-le-Bİ»; Sa'd b. Ebû Vakkās: «SA'D bin e-BUU vak-KAAS»; Abdullah Dede: «ab-dul-LAAH de-DE»; Kasımpaşa: «ka-SIM-pa-şa».
  • Târîh-i Seyyâh: «taa-Rİİ-hi sey-YAAH»; Melek Ahmed Paşa: «me-LEK ah-MED PA-şa»; Hacı Beşir Ağa: «ha-CI be-ŞİR A-ğa»; Ayn Ali: «AYN a-Lİ»; Kılıç Ali Paşa: «kı-LIÇ a-Lİ PA-şa».
  • evsaf: «ev-SAAF»; acâib ü garâib: «a-CAA-i-bü ga-RAA-ib»; inşâ: «in-ŞAA»; musâhip: «mu-saa-HİP»; tahrir: «tah-RİİR»; nahiye: «naa-hi-YE».
  • Peçevî: «pe-çe-Vλ; Solakzâde: «so-lak-zaa-DE»; Kâtib Çelebi: «kaa-TİB çe-le-Bİ»; Naîmâ: «na-ii-MAA».
  • Mücteba İlgürel: «müc-te-BAA il-gü-REL»; Nuran Tezcan: «nu-RAN tez-CAN»; Seyit Ali Kahraman: «se-YİT a-Lİ kah-ra-MAN»; M. Cavid Baysun: «caa-VİD bay-SUN».