Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Dede Korkut Kitabı bir giriş ve on iki boydan oluşur; Dresden (1815'te bulundu) ve Vatikan nüshalarıyla bilinir; on beşinci yüzyılın ikinci yarısında, muhtemelen Akkoyunlu sahasında yazıya geçirildiği düşünülür.
- Hikâyelerin malzemesi daha eskidir: yer adları Oğuzların Türkistan'dan göçünden öncesine uzanır; Bamsı Beyrek, Orta Asya'daki Alpamış destanının Oğuz biçimidir.
- Kitap bir göçebe aristokrasisini anlatır: hanlar hanı Bayındır Han, beyler beyi Salur Kazan, tek eşli beyler, yüksek konumlu kadınlar, adını Dede Korkut'tan alan yiğitler, adı olan atlar ve toylar.
- Hikâyeler nesirle anlatılır; önemli anlarda düzenli hece ölçüsüne uymayan «soylama»lara geçilir; üslup konuşma diline ve ortak anlatma geleneğine dayanır.
- Barthold, Köprülü ve İnan İslami etkiyi bir cilâ sayar; Gökyay ve Rossi İslami unsurları belirgin bulur. Giriş, Dede Korkut'u Tanrı'dan ilham alan bir bilici olarak tanıtır ve hanlığın Kayı'ya, yani Osman nesline geçeceğini haber verir; bu çerçeve yazıya geçiş döneminin izidir.
Kazanımlar
- Dede Korkut Kitabı'nın yapısını, nüshalarını ve yazıya geçiş dönemini kaynağa dayanarak tanıtabilir.
- Kitabın anlattığı Oğuz toplumunun başlıca özelliklerini (hanlar, beyler, kadın, ad verme, at, toy) örneklerle açıklayabilir.
- Kitaptaki İslami unsurların bir «cilâ» mı, yoksa belirleyici bir katman mı olduğu tartışmasını iki tarafın gerekçeleriyle aktarabilir.
- Giriş bölümündeki Korkut Ata tasvirini ve Kayı kehanetini okuyarak kitabın çerçevesinin yazıya geçiş dönemine ait izlerini gösterebilir.
Video metni
Soğuk açılış
Bir Oğuz yiğidi, Deli Dumrul, kuru bir çayın üstüne köprü kurmuştur. Geçenden otuz üç akçe, geçmeyenden döverek kırk akçe alır. Bir gün Azrail'in bir yiğidin canını aldığını duyar ve ona meydan okur. Azrail gelince kılıcını çeker. Ama hikâye bir savaşla bitmez. Dumrul sonunda Allah'a yalvarır; Allah onun ve karısının canını bağışlar.
Tek bir hikâyede iki dünya yan yana durur. Bir yanda ölüme kılıç çeken, kimseye boyun eğmeyen eski bozkır kahramanı. Öbür yanda Allah'ın kudretini tanıyıp duaya yönelen bir Müslüman. EDB-103-07'de bu hikâyeyi çatışmalarıyla okumuştuk. Bu kez başka bir soru soruyoruz: bu iki dünyadan hangisi kitabın asıl sesidir?
Büyük soru
Dede Korkut Kitabı'nın on iki hikâyesi, İslam'ı çoktan kabul etmiş bir toplumun elinde yazıya geçti. Ama anlattığı kahramanlar, töreler ve yer adları çok daha eski bir dünyadan gelir. Bu kitapta İslam, eski Oğuz kahramanlık dünyasının üstüne sürülmüş ince bir cilâ mıdır, yoksa o dünyayı içeriden dönüştüren bir güç müdür?
Bağlam
Kitabın tam adı Kitâb-ı Dedem Korkud alâ Lisân-ı Tâife-i Oğuzân'dır, yani «Oğuz taifesinin diliyle Dedem Korkut'un kitabı». Oğuzların destansı hayatını anlatan on iki hikâyeden ve bir girişten oluşur. Her hikâye kitapta «boy» diye adlandırılır.
İslâm Ansiklopedisi'ne göre kitabın bilinen iki eski nüshası vardır. Dresden nüshası 1815'te Heinrich Friedrich von Diez tarafından bulundu. İkinci nüshayı İtalyan Türkolog Ettore Rossi Vatikan Kütüphanesi'nde buldu ve tanıttı. Hikâyelerin yazıya geçirilişi on beşinci yüzyılın ikinci yarısına yerleştirilir; yer olarak da genellikle Akkoyunluların hüküm sürdüğü saha, bugünkü Kars ve Erzurum dolayları düşünülür. Dil, Azerbaycan Türkçesinin özelliklerini gösterir, ama bütünüyle ona uymaz.
Yazıya geçiş on beşinci yüzyılda olsa da hikâyelerin malzemesi çok daha eskidir. Kitapta geçen Karacukdağ, Karşuyatan gibi yer adları, hikâyelerin Oğuzların Orta Asya'dan batıya göçünden önceki döneme uzandığını gösterir. Oğuzlar bu hikâyeleri batıya taşırken onları yeni yurtlarına göre yerelleştirdi, batıdaki olaylarla karıştırdı. Bamsı Beyrek hikâyesi, Orta Asya'nın her yerinde Alpamış adıyla bilinen ve tarihi altıncı ile sekizinci yüzyıllara götürülen bir destanın Oğuz biçimidir.
Ana anlatı — Oğuz dünyası
Kitabın anlattığı toplum bir göçebe aristokrasisidir. En tepede «hanlar hanı» Bayındır Han vardır; ama hikâyelerin hiçbiri doğrudan onu konu almaz. Sahnenin ortasında Salur boyundan Kazan Beg durur: Bayındır Han'ın beylerbeyi ve damadı, Oğuz alplerinin başı. Bazı hikâyeler Bayındır Han'ın düzenlediği büyük toylarla, yani şölenlerle açılır. Göktürklerden tanıdığımız şölen, burada bir hikâyenin sahnesi olur.
Bu dünyada kadının yeri yüksektir. İslâm Ansiklopedisi'ne göre toplumda en yüksek mevki kadına aittir, Oğuz beylerinin hepsi tek eşlidir ve aile içinde derin bir bağlılık görülür. Ad vermek önemli bir törendir: bir genç, bir yararlık gösterdiğinde asıl adını Dede Korkut'tan alır. At, kahramanın yoldaşıdır; atların da insanlar gibi adları vardır. Ölülere aş vermek, İslam öncesinden gelen bir gelenek olarak kitapta sürer.
Bu ayrıntılar kitabın bir belge değeri taşıdığını gösterir; ama onlar bir tarih kitabının maddeleri gibi değil, hikâyenin içinde verilir. Oğuz dünyasını kurallarıyla değil, sahneleriyle tanırız: bir toy, bir av, bir düğün, bir yağma, bir ağıt.
Ana anlatı — nesir ve soylama
Kitabın bir biçim özelliği vardır: hikâyeler nesirle anlatılır, ama önemli anlarda kişiler ya da anlatıcı şiire geçer. Bu manzum parçalara «soylama» denir. İslâm Ansiklopedisi'ne göre soylamalar hece ölçüsünün düzgün kalıplarına uymaz ve bir tür serbest nazmı andırır.
Madde, kitabın üslubunu da tarif eder: gereksiz süslerden uzak, kısa ve yalın cümleler; kaynağı konuşma dili olan canlı bir anlatım; bir kişiye değil halka ait ortak benzetmeler ve deyimler; nesri neredeyse şiir gibi duyuran bir ahenk ve aliterasyonlar, yani aynı seslerin tekrarı. Bu üslubu tek bir yazarın değil, destan söyleyicileri arasında süregelen bir anlatma geleneğinin malı saymak daha doğrudur.
Kitabın hikâyeleri, onları söyleyen ozanın izini de taşır. Boylar çoğu zaman aynı formülle kapanır: Dede Korkut gelir, «boy boylar, soy soylar», anlatılanı bir Oğuznâme olarak adar ve dinleyenlere dua eder.
Ana anlatı — cilâ mı, katman mı?
Şimdi büyük soruya bu ünitenin sesiyle yaklaşalım. İslâm Ansiklopedisi'ndeki maddede iki görüş karşı karşıya aktarılır.
Birinci görüşü ilk olarak Rus şarkiyatçı Vasiliy Barthold ortaya attı; Fuad Köprülü ve Abdülkadir İnan da ona katıldı. Bu görüşe göre Dede Korkut hikâyelerinde İslam'ın etkisi yüzeydedir; eski Oğuz dünyasının üzerine sürülmüş bir cilâdan ibarettir. Hikâyelerde gerçekten de İslam öncesine ait izler vardır: su, ağaç ve dağ kültleri; Türklerin hayatında özel yeri olan kayın ağacı; aş verme geleneği.
İkinci görüş, kitabın bilimsel baskısını hazırlayan Orhan Şaik Gökyay'ın ve Ettore Rossi'nin görüşüdür. Onlara göre kitaptaki eski inanç izleri, İslami unsurlar kadar güçlü değildir ve ancak özel bir incelemeyle fark edilir; oysa İslami unsurlar ilk okuyuşta belirgindir. «Su Hak didarını görmüştür» gibi tasavvuftan gelen inanışlar, adak, sadaka, salavat gibi terimler, yeminler ve dualar kitabın her yerindedir. Gökyay'ın ifadesiyle Dede Korkut Kitabı bir Müslüman ermişin kitabıdır.
Yaygın yanlış«*Dede Korkut Kitabı* ya tamamen İslam öncesine aittir ya da tamamen İslami bir eserdir.»
İki uç da kitabın yapısını gözden kaçırır. Hikâyelerin malzemesi, yer adları ve bazı gelenekleri İslam öncesine ve Orta Asya'ya uzanır; ama kitap on beşinci yüzyılda Müslüman bir toplumun elinde yazıya geçmiş ve onun inancıyla konuşur. Araştırmacıların tartıştığı, bu iki katmandan hangisinin daha belirleyici olduğudur; ikisinin birlikte bulunduğu tartışma konusu değildir.
Deli Dumrul'a dönersek, iki görüşün neden birlikte var olabildiği görülür. Azrail'e kılıç çeken yiğidin gücü eski bozkır kahramanından gelir. Ama hikâyenin çözümü, yiğidin gücünde değil, Allah'ın kudretini tanıyışındadır. Eski kahraman silinmemiş, yeni bir sonuca bağlanmıştır.
Metin anı
Kitabın çerçevesi, yani hikâyelerden önce gelen giriş bölümü, bu katmanları en açık gösteren yerdir. Giriş, Dede Korkut'u Peygamber zamanına yakın yaşamış, Bayat boyundan bir bilici olarak tanıtır: söylediği olur, gaipten haber verir ve bu bilgi ona Tanrı tarafından ilham edilir. Kam ile ozanı birbirinden ayırdığımız ünitede bu tasviri görmüştük. Burada hemen ardından gelen cümlelere bakıyoruz:
korkut ata ayıtdı ahır zamanda hanlık gerü kayıya dege kimsene ellerinden almaya … bu dedügi osman neslidür. işde sürilip gedeyorır
Önce tasvirin kurduğu zemine bakalım. Dede Korkut'un gizli bilgisi, eski ozanın ya da kamın bilgisi gibi sunulmaz; kaynağı açıkça Tanrı'dır, bilgi onun gönlüne ilham edilir. Bozkırın bilgesi böylece bir veliye yakın bir konuma yerleşir. «Peygamber zamanına yakın» ifadesi de onu İslam tarihinin başlangıcına bağlar; İslâm Ansiklopedisi'nin aktardığı bazı rivayetler onu Peygamber'e elçi gönderen bir Oğuz hanının çağında gösterir.
Sonra kehanetin kendisine. Dede Korkut, ahir zamanda hanlığın yeniden Kayı boyuna geçeceğini ve kimsenin onu onların elinden alamayacağını söyler. «Gerü», yani yeniden, sözcüğü önemlidir: hanlık bir zamanlar Kayı'daydı, sonra başkalarına geçti, sonunda dönecektir. Kehanet, bir geçmişi ve bir geleceği aynı cümlede bağlar.
En çarpıcı olan son kısımdır. Kehanetten sonra kitabı yazıya geçiren kişi kendi sesini ekler: bu dediği Osman neslidir, işte sürüp gidiyor. Kayı, Osmanlı hanedanının kendini bağladığı Oğuz boyudur. Burada konuşan Dede Korkut değil, on beşinci yüzyılda onun sözlerini yazan ve kendi çağındaki hanedanı o sözlerde gören bir kâtiptir.
Bu cümle, kitabın çerçevesinin nasıl çalıştığını gösterir. Hikâyeler eski bir dünyadan alınır; ama onları okura sunan çerçeve, kendi çağının inancıyla ve siyasetiyle konuşur. Oğuz destanlarının bilgesi, yüzyıllar sonra, yazıya geçirenin çağındaki bir hanedanın meşruiyetini önceden haber veren bir kâhine dönüşür.
Cevap ve bağlantı
Büyük soruya dönelim. Dede Korkut Kitabı'nda İslam ne yalnızca bir cilâdır ne de eski dünyayı bütünüyle silen bir güç. Kitap katmanlıdır. En altta Orta Asya'ya ve İslam öncesine uzanan hikâye malzemesi, yer adları ve gelenekler vardır. Onların üstünde, bu malzemeyi kuşaklar boyunca söyleyen ozanların soylamaları ve konuşma diline dayanan üslubu. En üstte de on beşinci yüzyılda kitabı yazıya geçiren Müslüman bir çevrenin çerçevesi: Peygamber'e yakın bir ermiş olarak Dede Korkut, Tanrı'nın ilhamı, dualar ve Osmanlı'ya uzanan bir kehanet.
Cilâ görüşü ile ermiş kitabı görüşü, bu katmanlardan birini öne çıkarır. Birincisi alttakileri, ikincisi üsttekini. Kitabı dürüstçe okumanın yolu, hangi öğenin hangi katmandan geldiğini sormaktır. EDB-202-01'de Karahanlıların eski kahramanlarına yeni bir ad verdiğini görmüştük. Dede Korkut'ta da eski kahraman yeni bir sonuçla yaşar.
Dünya edebiyatında da tanıdık bir tartışmadır bu. İngiliz edebiyatının eski destanı Beowulf için de benzer bir soru sorulmuştur: şiirdeki Hristiyan unsurlar, pagan bir kahramanlık dünyasının üstüne sonradan mı eklendi, yoksa şiirin anlamını içeriden mi kurar? Her iki tartışma da aynı noktaya varır: yazıya geçiş anı, bir metnin en görünür katmanıdır, ama tek katmanı değildir.
Kapanış kancası
Yıllarca Dede Korkut Kitabı'nın on iki hikâyeden oluştuğu ve iki nüshası olduğu bilindi. Sonra 2018'in sonunda İran'da, Türkmen Sahra bölgesinde üçüncü bir nüsha ortaya çıktı. Bu nüshada daha önce hiç bilinmeyen bir hikâye vardı: Salur Kazan'ın yedi başlı bir ejderhayı öldürmesi. Yeni bir nüsha, bir kitabın tarihini ve sınırlarını nasıl değiştirir, ve on ikinci yüzyıldan on altıncıya uzanan tarih önerileri neden bir türlü uzlaşmaz?
Özet kartı
- Dede Korkut Kitabı bir giriş ve on iki boydan oluşur; Dresden (1815'te bulundu) ve Vatikan nüshalarıyla bilinir; on beşinci yüzyılın ikinci yarısında, muhtemelen Akkoyunlu sahasında yazıya geçirildiği düşünülür.
- Hikâyelerin malzemesi daha eskidir: yer adları Oğuzların Türkistan'dan göçünden öncesine uzanır; Bamsı Beyrek, Orta Asya'daki Alpamış destanının Oğuz biçimidir.
- Kitap bir göçebe aristokrasisini anlatır: hanlar hanı Bayındır Han, beyler beyi Salur Kazan, tek eşli beyler, yüksek konumlu kadınlar, adını Dede Korkut'tan alan yiğitler, adı olan atlar ve toylar.
- Hikâyeler nesirle anlatılır; önemli anlarda düzenli hece ölçüsüne uymayan «soylama»lara geçilir; üslup konuşma diline ve ortak anlatma geleneğine dayanır.
- Barthold, Köprülü ve İnan İslami etkiyi bir cilâ sayar; Gökyay ve Rossi İslami unsurları belirgin bulur. Giriş, Dede Korkut'u Tanrı'dan ilham alan bir bilici olarak tanıtır ve hanlığın Kayı'ya, yani Osman nesline geçeceğini haber verir; bu çerçeve yazıya geçiş döneminin izidir.
Kavram sözlüğü
| Türkçe | İngilizce | Kısa tanım |
|---|---|---|
| Boy | Tale | Dede Korkut Kitabı'ndaki her bir hikâye; «boy boylamak», bir kahramanın hikâyesini anlatmaktır |
| Soylama | Rhythmic declamation | Nesrin arasına giren, düzenli hece ölçüsüne bağlı olmayan, ses tekrarlarıyla kurulan manzum söyleyiş |
| Çerçeve | Frame | Hikâyeleri kuşatan ve onları okura belli bir bakışla sunan giriş ya da sonuç bölümü |
| Katman | Layer | Bir metinde farklı dönemlerden ve inançlardan gelen, üst üste binmiş öğelerin her biri |
| Oğuz toplumu | Oghuz society | Bayındır Han ve Salur Kazan çevresinde örgütlenmiş, göçebe ve yerleşik hayatın iç içe geçtiği boy topluluğu |
Ünite quizi
- (Kazanım 1) Dede Korkut Kitabı kaç hikâyeden oluşur, bilinen eski nüshaları hangileridir ve ne zaman, nerede yazıya geçirildiği düşünülür?
- (Kazanım 2) Kitabın anlattığı Oğuz toplumunda Bayındır Han ile Salur Kazan'ın yeri nedir? Kadının konumu ve ad verme geleneği hakkında ne söylenebilir?
- (Kazanım 3) Barthold'un «cilâ» görüşü ile Gökyay'ın «Müslüman ermişin kitabı» görüşü hangi gerekçelere dayanır?
- (Kazanım 3) Deli Dumrul'un hikâyesi bu tartışmaya nasıl bir örnek sunar?
- (Kazanım 4) Giriş bölümündeki Kayı kehaneti ve «bu dedügi osman neslidür» cümlesi, kitabın yazıya geçişi hakkında ne gösterir?
Cevaplar
- Bir giriş ve on iki boydan oluşur. Bilinen eski nüshalar Dresden (1815'te von Diez tarafından bulundu) ve Vatikan (Ettore Rossi tarafından tanıtıldı) nüshalarıdır. On beşinci yüzyılın ikinci yarısında, genellikle Akkoyunlu sahasında, bugünkü Kars ve Erzurum dolaylarında yazıya geçirildiği düşünülür.
- Bayındır Han hanlar hanıdır ama hikâyelerin konusu olmaz; ikinci planda kalır. Sahnenin ortasında Oğuz alplerinin başı, Bayındır Han'ın beylerbeyi ve damadı Salur Kazan vardır. Kadının yeri yüksektir, beyler tek eşlidir; yiğitler bir yararlık gösterince asıl adlarını Dede Korkut'tan alır.
- Cilâ görüşü, hikâyelerdeki İslam öncesi izlere (su, ağaç, dağ kültleri, kayın ağacı, aş) dayanır ve İslami etkiyi yüzeyde görür. Gökyay ise bu izlerin ancak özel bir incelemeyle fark edildiğini, oysa tasavvufi inanışların, dua, yemin, adak, sadaka gibi İslami unsurların ilk okuyuşta belirgin olduğunu söyler.
- Dumrul, Azrail'e kılıç çeken eski bozkır kahramanının gücünü taşır; ama hikâyenin çözümü, Allah'ın kudretini tanıyıp dua etmesinde gelir. Eski kahraman silinmez, yeni bir inancın sonucuna bağlanır.
- Dede Korkut'un kehanetini yazıya geçiren kişi, onu kendi çağındaki Osmanlı hanedanına bağlar. Bu cümle hikâyelerin eski malzemesine değil, on beşinci yüzyıldaki yazıya geçirme çevresine aittir; kitabın çerçevesinin kendi çağının sesiyle konuştuğunu gösterir.
Okuma
- Dede Korkut Kitabı — «Deli Dumrul» boyu ve giriş bölümü; Muharrem Ergin'in ya da Orhan Şaik Gökyay'ın baskılarından, ya da Türkçe Vikikaynak'taki transkripsiyondan.
- Orhan Şaik Gökyay, Dedem Korkudun Kitabı (İstanbul 1973) — Dresden ve Vatikan nüshalarına dayanan kapsamlı baskı ve inceleme.
- Orhan Şaik Gökyay, «Dede Korkut», TDV İslâm Ansiklopedisi (çevrimiçi) — Dede Korkut'la ilgili rivayetler, nüshalar ve «cilâ» tartışması.
- Beowulf — Türkçe çevirisinden, pagan ve Hristiyan katmanları karşılaştırmak için.