İçeriğe geç

Ünite EDB-202-02 · Seviye 2A — Türk Edebiyatı Tarihi

Kutadgu Bilig

EDB-202 Geçiş Dönemi

2.259 kelime · yaklaşık 10 dakika okuma · anlatım 12 dk

  • kut
  • töre
  • sembolik karakter
  • münazara
  • siyasetname
  • mütekarib
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Kutadgu Bilig, Yûsuf Has Hâcib'in 1069–70'te Karahanlı hakanı Tavgaç Uluğ Buğra Han'a sunduğu, 6645 beyitlik, mütekarib ölçüsüyle yazılmış bir mesnevidir; adı «mesut olma bilgisi» demektir.
  2. Dört ana kişi dört esası temsil eder: Kün Toğdı doğru töreyi, Ay Toldı kutu, Ögdülmiş aklı, Odgurmış hayatın sonunu; eser bunları bir olay örgüsü ve uzun konuşmalarla işler.
  3. Ay Toldı topun üzerinde durur; kut akan su ve yürüyen dil gibi durmaz, ay gibi büyüyüp küçülür (beyit 660–670, 730–735).
  4. Kün Toğdı'nın üç ayaklı oturağı sallanmayan doğruluğu, elindeki bıçak davayı uzatmayan adaleti anlatır (beyit 804, 809, 811).
  5. Sonradan eklenen manzum önsöz eseri bir siyasetname olarak okur; İslâm Ansiklopedisi ise onu bir hayat felsefesi sistemi olarak görür; iki okuma da metnin bir yüzüne dayanır.

Kazanımlar

  • Kutadgu Bilig'in yazılışını, biçimini ve dört ana kişisinin temsil ettiği kavramları kaynağa dayanarak açıklayabilir.
  • Ay Toldı'nın topu ve Kün Toğdı'nın üç ayaklı oturağı gibi nesnelerin kut ve töre kavramlarını nasıl somutlaştırdığını beyitlerden göstererek yorumlayabilir.
  • Eseri siyasetname olarak okuyan yaklaşım ile onu bir hayat felsefesi sistemi olarak okuyan yaklaşımı karşılaştırabilir.
  • Bir öğüt kitabının neden dört kişinin konuşmasına bölündüğünü, erdemler arasındaki gerilim üzerinden değerlendirebilir.

Video metni

Soğuk açılış

Bir hükümdarın huzuruna yeni gelmiş bir adam, kendisine gösterilen yere oturmaz. Yere bir top koyar ve onun üzerine çıkar. Bir başka gün hükümdar da kendini anlatır: üç ayaklı bir oturakta oturmaktadır ve elinde bir bıçak vardır.

Bu sahne bir masaldan değil, bir hükümdarlık kitabından. 1069–70'te Karahanlı hakanına sunulan, altı bin altı yüz kırk beş beyitlik Kutadgu Bilig, en önemli fikirlerini bir liste hâlinde değil, böyle sahnelerle, nesnelerle ve konuşmalarla anlatır. Bir önceki ünitede adını andığımız «kut», burada bir topun üzerinde duran bir adamdır.

Büyük soru

Yûsuf Has Hâcib hükümdara iyi yönetimin ilkelerini anlatmak istiyordu. Bunun en kısa yolu öğütleri sıralamaktı. Ama o, öğütlerini dört kişiye dağıttı ve bu kişileri birbirleriyle yüzleştirdi. Bir hükümdarlık öğretisi neden dört ayrı sesin konuşmasına bölünür?

Bağlam

Yûsuf Has Hâcib hakkında bildiklerimiz eserin kendisinden ve ona sonradan eklenmiş iki önsözden gelir. Balasagun'da soylu bir ailede doğdu. Bazı beyitlerden doğum yılının 1019 dolaylarında olduğu tahmin edilir. Eserini bir buçuk yılda yazdı, Balasagun'da başlayıp Kâşgar'da bitirdi ve 1069–70'te Karahanlı hakanı Tavgaç Uluğ Buğra Han'a sundu. Hakan onu «has hâcib» yaptı; unvanı buradan gelir.

Eser, adındaki iki sözcükle kendini tanımlar: «kut» ve «bilig». İslâm Ansiklopedisi bu adı «mesut olma bilgisi» diye açıklar. Aruzun «feûlün feûlün feûlün feûl» kalıbıyla, yani Arap-Fars şiirinde mütekarib denen ölçüyle ve mesnevi biçiminde yazılmıştır. Aynı ölçü, İran'da Firdevsî'nin Şehname'sinin de ölçüsüdür. Eser tevhid, na't ve dört halifeye övgüyle açılır, parlak bir bahar tasviri ve hakana bir methiyeyle devam eder; ardından bilginin, aklın ve dilin değeri anlatılır.

EDB-107-03'te dört ana kişiyi adlarıyla ve temsil ettikleri kavramlarla tanımıştık. Hükümdar Kün Toğdı, yani «Gün Doğdu», doğru töreyi temsil eder. Vezir Ay Toldı, yani «Ay Doldu», kutu. Vezirin oğlu Ögdülmiş, yani «Övülmüş», aklı. Ögdülmiş'in akrabası olan zâhid Odgurmış, yani «Uyanmış», hayatın sonunu, ahireti. Burada bu kişilerin ne yaptığına, birbirleriyle nasıl konuştuğuna bakacağız.

Ana anlatı — hikâyenin iskeleti

Kutadgu Bilig'in bir olay örgüsü vardır. Ay Toldı, değerinin bilinmediği yeri bırakıp hükümdar Kün Toğdı'nın ülkesine yola çıkar. Küsemiş adlı biri onu hükümdarın hâcibiyle buluşturur, hâcib de huzura kabul edilmesini sağlar. Hükümdar ile Ay Toldı birbirlerini sınar, uzun konuşmalar yapar. Sonunda Kün Toğdı ona vezirlik unvanıyla birlikte mühür, tuğ, davul ve zırh verir. Ay Toldı işleri yoluna koyar, halk zenginleşir.

Ama kut kalıcı değildir; Ay Toldı ölür. Geride oğlu Ögdülmiş'i bırakır. Ögdülmiş büyür, hükümdarın güvenini kazanır ve babasının yerine geçer. Hükümdar onunla devletin kurumlarını konuşur: hakan, vezir, komutan, hâcib, elçi, kâtip, hazinedar ve daha niceleri ayrı bölümlerde ele alınır. Sonra hükümdar, Ögdülmiş gibi güvenilir, bilgili ve erdemli birini daha arar. Ögdülmiş'in aklına akrabası Odgurmış gelir: dünyadan elini eteğini çekmiş, dağ başında tek başına ibadetle yaşayan bir zâhid. Hükümdar Ögdülmiş'i onu çağırmaya gönderir. Odgurmış iki kez geri çevirir; ancak üçüncü davette, hizmet etmek için değil, bir süreliğine öğüt vermek için gelmeyi kabul eder. Eserin en canlı tartışmaları, dünyayı yönetmek isteyen ile dünyadan kaçan arasında geçer.

İslâm Ansiklopedisi bu bölümleri okuyanın, dünya hâkimiyetine uzanan beşerî ihtiraslar ile bu dünyayı benimsemeyen görüşlerin çarpışmasını izlediğini söyler. Maddenin yorumuna göre okur, kahramanlarla birlikte, duygularına hâkim olup elinden geldiği kadar iyilik yapmanın en doğru çare olduğuna varır.

Ana anlatı — topun üzerindeki adam

Şimdi açılıştaki sahneye dönelim. Ay Toldı huzura ilk çıktığında hükümdar ona bir yer gösterir; o oturmaz. Nedenini kendisi açıklar: bu sözü pekiştirmek için topu yere koymuş, kendi benzeyişini hükümdara göstermek istemiştir. Yerinde durmayan bir top nasıl yuvarlanıp giderse, kut da öyledir.

Birkaç beyit sonra Ay Toldı, sözünü pekiştirmek için bir Türk meseli aktarır; başından çok şey geçmiş kır sakallıların sözüdür bu:

akar suv yorık til bu kut turmadı
ajun tezginürler yorıp tınmadı
ınançsız turur kut vefasız yayıg
yorırda uçar terk adakı tayıg

Kut, burada bir nesnenin, bir suyun ve bir dilin yanına konur. Üçü de yerinde durmaz. Ay Toldı kendini savunurken de aynı şeyi söyler. İnsanlar onun dönekliğini kusur sayar; oysa ona göre bu bir kusur değil, yeniye yönelen doğasının gereğidir. Eski şeyler usandırır, insan hep yeniyi ister.

Sonra adının anlamını açıklar. Ay doğarken küçüktür, günden güne büyür, dolunay olunca dünyayı aydınlatır. Sonra yine küçülür, ışığı azalır, kaybolur. Ay Toldı, kendisinin de böyle olduğunu söyler: bazen var olur, bazen yok. Kut, ayın evreleri gibidir.

Adın bu açıklaması, eski Türk sözvarlığı ile yeni dinin bakışını aynı imgede buluşturur. «Kut», Orhun yazıtlarında kağanın tahta oturmasını sağlayan güçtür: Bilge Kağan, kutu olduğu için kağan olduğunu söyler. Kutadgu Bilig'te ise o güç, İslami bir ahlak kitabının içinde, geçici, dönek ve onu elde tutmak için akıl ve erdem isteyen bir şeye dönüşür.

Ana anlatı — iki okuma

Kutadgu Bilig yazıldıktan sonra bir süre unutulmuş ya da çok dar bir çevrede okunmuş görünür. İslâm Ansiklopedisi'ne göre eser iki kez yeniden gün yüzüne çıktı ve her seferinde başına bir önsöz eklendi. Önce manzum, sonra mensur bir önsöz. Manzum önsözün yazarı eseri «bir nevi siyasetname», yani hükümdarlara devlet yönetimini öğreten bir kitap olarak görür. Ansiklopedi maddesine göre bu okuma eserin esas fikrini iyice kavrayamamış, insani ve toplumsal değerini arka planda bırakmıştır.

Maddenin kendi okuması başkadır: Kutadgu Bilig, mansıp sahiplerine ahlak dersi veren kuru bir öğüt kitabı değil, insan hayatının anlamını tahlil ederek insanın toplum ve devlet içindeki görevlerini belirleyen bir hayat felsefesi sistemidir.

İki okuma da metnin bir yüzüne dayanır. Eserde gerçekten de hakandan aşçıbaşına kadar saray görevlerini tek tek anlatan uzun bölümler vardır; siyasetname okuması boşuna değildir. Ama aynı eser, bu görevlerin hepsini bir soruya bağlar: insan dünyada nasıl yaşamalı ki öldükten sonra da iyi adıyla yaşasın?

Yaygın yanlış«Kutadgu Bilig, hükümdara öğüt veren bir siyasetnameden ibarettir.»
Doğrusu

Eserin bir siyasetname yanı vardır ve ona sonradan eklenen manzum önsöz onu böyle okumuştur. Ama bu okuma eserin yarısını görür. Kişilerin çatışması, özellikle hükümdarın ve Ögdülmiş'in Odgurmış'la tartışması, siyaseti daha büyük bir soruya bağlar: dünyaya hizmet etmek mi, dünyadan çekilmek mi? Eser bu soruyu bir öğüt listesiyle değil, karşı sesleri konuşturarak işler.

Metin anı

Şimdi hükümdarın kendini anlattığı sahneye geçelim. Ay Toldı topunu göstermişti; şimdi sıra Kün Toğdı'dadır. Üç ayaklı oturağının ve elindeki bıçağın anlamını açıklar.

kamug üç adaklıg köni tüz turur
kalı bolsa tört kör bir egri bolur
könilik özele keser men işig
adırmaz men begsig ya kulsıg kişig
biçek teg bıçar men keser men işig
uzatmaz men da'vi kılıglı kişig

İlk beyit bir gözleme dayanır. Üç ayaklı bir oturak her zemine oturur ve sallanmaz; dört ayaklının ise çoğu zaman bir ayağı boşta kalır. Adalet, bu yüzden üç ayakla anlatılır: her yerde aynı biçimde durur.

İkinci beyit, bu düzlüğün insanlara nasıl uygulandığını söyler. Hükümdar, hüküm verirken beye benzeyeni kula benzeyenden ayırmaz. «Könilik», yani doğruluk, herkese aynı mesafededir.

Üçüncü beyit, bıçağın anlamıdır. Bıçak kesicidir; adalet de işi keser ve davayı uzatmaz. Burada yalnız adil olmak değil, geciktirmemek de adaletin parçası sayılır.

Şimdi Ay Toldı'nın topu ile Kün Toğdı'nın oturağını yan yana koyalım. Biri yuvarlanır, öbürü sallanmaz. Biri ay gibi büyüyüp küçülür, öbürünün adı hiç küçülmeyen güneşten gelir. Kut ile töre, şans ile kanun, bu iki nesnede karşı karşıya durur. Eser, iyi bir devletin bu ikisini bir araya getirmesi gerektiğini anlatır: hükümdar sabit kalacak, kut ise ancak akıl ve erdemle elde tutulacaktır.

Cevap ve bağlantı

Büyük soruya dönelim. Kutadgu Bilig öğütlerini dört kişiye böler, çünkü anlatmak istediği erdemler birbiriyle çelişir. Töre sabit olmalıdır; kut ise doğası gereği dönektir. Akıl dünyayı düzenlemek ister; hayatın sonunu düşünen zâhid dünyadan kaçmak ister. Bu gerilimler tek bir sesin öğütleriyle anlatılsa, her biri kendi içinde doğru ama birbirine karşı sessiz birer madde olarak kalırdı. Dört kişi konuşunca birbirlerini sınarlar ve okur, dengeyi bir sonuç olarak değil, bir tartışmanın içinden görür.

Nesneler de bu yüzden vardır. Bir top, bir oturak, bir bıçak, soyut kavramları bir bakışta anlaşılır kılar. Bu, sözlü kültürden gelen bir okur ya da dinleyici için de etkili bir yoldur.

Dünya edebiyatında da benzer bir imge var. Altıncı yüzyılın başında Romalı düşünür Boethius, Felsefenin Tesellisi'nde talihi, çarkını durmadan çeviren ve kimseye sadık kalmayan bir kadın olarak konuşturur. Aralarında doğrudan bir etki ilişkisi olduğunu söylemek için bir kanıt yok. Ama talihin döneklikle ve dönen bir biçimle anlatılması, Yûsuf Has Hâcib'in topuna uzak bir akraba gibi durur.

Kapanış kancası

İslâm Ansiklopedisi ilginç bir ayrıntı daha verir. Yûsuf Has Hâcib ile Kâşgarlı Mahmud aynı dönemde ve aynı çevrede yaşadılar, aynı dili ve aynı kültür malzemesini kullandılar; ama anlaşılan birbirlerini de, birbirlerinin eserlerini de tanımadılar. Biri Türkçeyi aruzla bir Türk hakanına sunarken, öbürü Bağdat'ta Türkçeyi Araplara anlatan bir sözlük yazıyordu. Bir Türk, Türkçe bir sözlüğü neden Araplar için yazar ve onu neden bir hazine gibi doldurur?

Özet kartı

  1. Kutadgu Bilig, Yûsuf Has Hâcib'in 1069–70'te Karahanlı hakanı Tavgaç Uluğ Buğra Han'a sunduğu, 6645 beyitlik, mütekarib ölçüsüyle yazılmış bir mesnevidir; adı «mesut olma bilgisi» demektir.
  2. Dört ana kişi dört esası temsil eder: Kün Toğdı doğru töreyi, Ay Toldı kutu, Ögdülmiş aklı, Odgurmış hayatın sonunu; eser bunları bir olay örgüsü ve uzun konuşmalarla işler.
  3. Ay Toldı topun üzerinde durur; kut akan su ve yürüyen dil gibi durmaz, ay gibi büyüyüp küçülür (beyit 660–670, 730–735).
  4. Kün Toğdı'nın üç ayaklı oturağı sallanmayan doğruluğu, elindeki bıçak davayı uzatmayan adaleti anlatır (beyit 804, 809, 811).
  5. Sonradan eklenen manzum önsöz eseri bir siyasetname olarak okur; İslâm Ansiklopedisi ise onu bir hayat felsefesi sistemi olarak görür; iki okuma da metnin bir yüzüne dayanır.

Kavram sözlüğü

TürkçeİngilizceKısa tanım
KutKut (fortune, heavenly favour)Gökten gelen hükümdarlık ve mutluluk gücü; Kutadgu Bilig'te Ay Toldı'nın temsil ettiği, dönek ve geçici talih ve devlet
TöreTöre (law, order)Devlet nizamı ve doğru kanun; Kutadgu Bilig'te Kün Toğdı'nın temsil ettiği «köni törü»
Sembolik karakterAllegorical figureBir kavramı ya da ilkeyi kişileştiren anlatı kişisi
MünazaraDisputationİki kişinin ya da kavramın karşılıklı konuşarak üstünlük tartıştığı edebî anlatım biçimi
SiyasetnameMirror for princesHükümdarlara devlet yönetimini, adaleti ve saray düzenini öğütleyen eser türü
MütekaribMutaqaribAruzun «feûlün feûlün feûlün feûl» kalıbıyla kurulan, uzun anlatı şiirlerinde kullanılan ölçüsü

Ünite quizi

  1. (Kazanım 1) Kutadgu Bilig ne zaman, kime, hangi ölçü ve biçimle sunuldu? Adı ne anlama gelir?
  2. (Kazanım 4) Yûsuf Has Hâcib öğütlerini neden tek bir sesle sıralamak yerine dört kişinin konuşmasına böler? Hangi erdemler birbiriyle çatışır?
  3. (Kazanım 2) 669–670. beyitlerde kut hangi imgelerle anlatılır? Ay Toldı adını ve topunu nasıl açıklar?
  4. (Kazanım 2) Kün Toğdı'nın üç ayaklı oturağı ve bıçağı adaletin hangi niteliklerini gösterir?
  5. (Kazanım 3) Manzum önsözün okuması ile İslâm Ansiklopedisi'nin okuması nasıl ayrılır? Metin iki okumaya da nasıl dayanak verir?

Cevaplar

  1. 1069–70'te Karahanlı hakanı Tavgaç Uluğ Buğra Han'a sunuldu; aruzun «feûlün feûlün feûlün feûl» (mütekarib) kalıbıyla ve mesnevi biçiminde yazıldı. Adı «mesut olma bilgisi» demektir.
  2. Çünkü anlatmak istediği erdemler birbiriyle çelişir: töre sabit olmalıdır, kut ise dönektir; akıl dünyayı düzenlemek ister, hayatın sonunu düşünen zâhid dünyadan kaçmak ister. Dört kişi konuşunca bu değerler birbirini sınar ve denge bir tartışmanın içinden görünür; tek sesli bir öğüt listesinde her biri birbirine karşı sessiz kalırdı.
  3. Kut akan su ve yürüyen dil gibi durmayan, güvenilmez, vefasız, dönek ve ayağı kaygan bir şey olarak anlatılır. Ay Toldı yere koyduğu topun yuvarlanıp gitmesi gibi kutun da gittiğini, adındaki ayın büyüyüp küçülmesi gibi kutun da bazen var bazen yok olduğunu söyler.
  4. Üç ayak her zeminde sallanmadan durmayı, yani adaletin değişmezliğini gösterir; bıçak, işi kesip davayı uzatmamayı, yani adaletin geciktirilmemesini gösterir. Hükümdar beye benzeyeni kula benzeyenden de ayırmaz.
  5. Manzum önsöz eseri bir siyasetname, yani hükümdara devlet yönetimi öğreten bir kitap olarak okur. Ansiklopedi maddesi onu insan hayatının anlamını tahlil eden bir hayat felsefesi sistemi sayar. Saray görevlerini anlatan uzun bölümler birinci okumaya, dünyaya hizmet ile dünyadan çekilme arasındaki tartışmalar ikinci okumaya dayanak verir.

Okuma

  • Yûsuf Has Hâcib, Kutadgu Bilig — Reşit Rahmeti Arat'ın çevirisi (Türk Tarih Kurumu); Ay Toldı'nın huzura çıkışı ve Kün Toğdı'nın kendini anlatışı (yaklaşık 600–830. beyitler).
  • Kutadgu Bilig, Odgurmış'ın saraya çağrıldığı ve hükümdarla tartıştığı bölümler — dünyaya hizmet ile dünyadan çekilme çatışması için.
  • «Kutadgu Bilig», TDV İslâm Ansiklopedisi (çevrimiçi) — eserin yapısı, nüshaları ve iki önsözü.
  • Boethius, Felsefenin Tesellisi, II. kitap — talihin dönekliği üzerine, karşılaştırma için.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Animasyon ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Video akışı

  • 0:00–0:45 Soğuk açılış: bir saray salonu. Yeni gelen bir adam, gösterilen minderin yanından geçer, yere bir top koyar ve üzerine çıkar. Karşıda üç ayaklı bir oturakta oturan hükümdar; elinde bir bıçak parlar.
  • 0:45–1:10 Büyük soru: bir kitap sayfası öğüt maddeleriyle dolar, sonra maddeler dört ayrı konuşma balonuna bölünür.
  • 1:10–3:00 Bağlam: harita; Balasagun'dan Kâşgar'a bir ok; 1069–70 tarihi. Ekranda «feûlün feûlün feûlün feûl» kalıbı vurgulu-vurgusuz işaretlerle akar. Dört figür sırayla belirir: güneş, ay, bir genç, dağdaki bir derviş.
  • 3:00–4:40 Ana anlatı — hikâyenin iskeleti: yol, kapı, hâcib, huzura kabul. Mühür, tuğ, davul ve zırhın teslimi. Ay Toldı'nın silueti söner, yerine oğlunun silueti büyür. Dağda bir mağara, saraydan gelen bir ulak ve başını sallayan bir zâhid.
  • 4:40–6:50 Ana anlatı — topun üzerindeki adam: top düz zeminde yuvarlanıp gider. Akan su, konuşan bir ağız ve top aynı yöne kayar. Ay'ın evreleri: hilal, dolunay, yeniden hilal.
  • 6:50–8:10 Ana anlatı — iki okuma: kitabın başına iki ayrı önsöz sayfası eklenir; birinin üzerinde «siyasetname», öbürünün üzerinde «hayat felsefesi» yazar. Saray görevlerinin listesi ile dağdaki zâhid sahnesi yan yana.
  • 8:10–10:10 Metin anı: üç beyit ekranda; üç ayaklı oturak engebeli zeminde sallanmadan durur, dört ayaklı bir oturak ise sallanır. «begsig» ve «kulsıg» iki figür olarak aynı ölçüde çizilir. Bıçak bir ipi keser.
  • 10:10–11:20 Cevap ve bağlantı: top ve oturak yan yana; güneş ve ay. Dört konuşma balonu bir terazinin kefelerine yerleşir. Kısa bir çark imgesi (Boethius) uzak bir yankı gibi belirir.
  • 11:20–11:50 Kapanış kancası: iki masa; birinde aruzla yazılmış bir beyit, öbüründe Arapça açıklamalı Türkçe sözcüklerle dolu bir sözlük sayfası. İki masanın arasına bir sınır çizgisi.

Telaffuz

  • Kutadgu Bilig: «ku-tad-GU bi-LİG»; Yûsuf Has Hâcib: «YUU-suf HAS HAA-cib»; Tavgaç Uluğ Buğra Han: «tav-GAÇ u-LUĞ buğ-RA HAN».
  • Kün Toğdı: «KÜN toğ-DI»; Ay Toldı: «AY tol-DI»; Ögdülmiş: «ög-dül-MİŞ»; Odgurmış: «od-gur-MIŞ»; Küsemiş: «kü-se-MİŞ».
  • köni törü: «kö-Nİ tö-RÜ»; ukuş: «u-KUŞ»; könilik: «kö-ni-LİK»; begsig: «beg-SİG»; kulsıg: «kul-SIG».
  • mütekarib: «mü-te-kaa-RİB»; feûlün: «fe-UU-lün»; münazara: «mü-naa-za-RA»; siyasetname: «si-yaa-set-naa-ME».
  • Balasagun: «ba-la-sa-GUN»; Boethius: «bo-E-ti-us»; Nizâmülmülk: «ni-zaa-mül-MÜLK».