Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Karahanlıların ilk Müslüman hakanı Satuk Buğra Han'dır (ö. 955); Müslüman oluşu 920'ye ya da 932–945 arasındaki yıllara yerleştirilir. İbnü'l-Esîr'e göre rüyasında gökten inen biri ona Türkçe seslenmiştir.
- Alp Er Tonga, Kâşgarlı'da ve Kutadgu Bilig'te (beyit 277, 280) Şehname'nin Turan hükümdarı Afrasiyab ile özdeşleştirilir; Karahanlılar «Âl-i Efrâsiyâb» diye de anılır.
- Dîvânü Lugāti't-Türk'teki bir savaş dörtlüğü (Atalay I, 343), eski koşuk biçimiyle Budist Uygurlara karşı bir akını ve tapınak yıkımını anlatır.
- Tezkire-i Satuk Buğra Han menkıbesi kırk arkadaş, at, av, kutsal ihtiyar, kutsal çocuk ve kutsal ışık gibi eski destan motiflerini İslami bir çerçevede kullanır; menkıbe tarih değil, hatırlama biçimidir.
- Din değişimi eski edebî malzemeyi silmedi: yeniden adlandırdı, eski biçimi yeni içerikle doldurdu, eski motifi yeni kutsallığa bağladı; aruz ve mesnevi gibi yeni biçimler de yanına geldi.
Kazanımlar
- Karahanlıların İslamiyet'e geçişini, Satuk Buğra Han anlatısının tarihî ve menkıbevî katmanlarını ayırarak anlatabilir.
- Alp Er Tonga'nın Afrasiyab adıyla anılmasını, Kutadgu Bilig'in 277. ve 280. beyitlerini okuyarak yorumlayabilir.
- Dîvânü Lugāti't-Türk'teki bir savaş koşuğunda eski biçim ile yeni içeriğin nasıl birleştiğini gösterebilir.
- Din değişiminin edebiyatı dönüştürme yollarını (yeniden adlandırma, eski biçimi yeni içerikle doldurma, eski motifi yeni kutsallığa bağlama) örneklerle ayırt edebilir.
Video metni
Soğuk açılış
Onuncu yüzyılın ilk yarısı, Kâşgar yakınları. Genç bir Karahanlı prensi, Satuk, bir gece rüyasında gökten inen birini görür. Gökten inen kişi ona Türkçe seslenir: «Müslüman ol ki dünyada ve ahirette esenlik bulasın.» Sabah olunca Satuk Müslüman olduğunu herkese açıklar.
Olayı bu biçimde kaydeden, yaklaşık üç yüz yıl sonra yazan Arap tarihçi İbnü'l-Esîr'dir. Sahnenin ayrıntılarına dikkat edelim. Çağrı gökten gelir; eski Türk inancında kutun da, hükümdarlığın da geldiği yerden. Ve çağrı Türkçedir. Yeni din, bu anlatıda, yabancı bir dilde değil, prensin kendi dilinde konuşur.
Büyük soru
Geçiş döneminin bütün eserleri aynı gerilimin içinde yazıldı: yeni bir inanç gelmişti, ama dil, hafıza ve şiir eskiydi. Bu ünitede o gerilimi en başından yakalamaya çalışıyoruz. Karahanlılar İslamiyet'e geçtiğinde eski kahramanlara, eski şiir biçimlerine ve eski kutsal motiflere ne oldu: silindiler mi, yoksa yeni dinin içinde başka bir yer mi buldular?
Bağlam
Karahanlılar, dokuzuncu yüzyılın sonlarından itibaren bugünkü Kırgızistan, Doğu Türkistan ve Mâverâünnehir'de hüküm süren bir Türk hanedanıdır. Merkezleri Balasagun ve Kâşgar'dı. Batıda, Buhara merkezli İranlı Sâmânî devleti vardı; doğuda ise bir önceki ünitede gördüğümüz Budist Uygurların Koço devleti ve Budist Hotan krallığı.
Satuk Buğra Han, İslâm Ansiklopedisi'ne göre Karahanlıların ilk Müslüman hakanıdır. Kaynaklar onun Müslüman oluşunu farklı yıllara, 920'ye ya da 932, 940 veya 945'e yerleştirir. Sâmânî ailesinden Karahanlılara sığınmış bir şehzade, Kâşgar yakınlarındaki Artuç'ta bir cami yaptırmıştı. Satuk, orada namaz kılanları görerek ve âlimlerle, sûfîlerle tanışarak İslam'la karşılaştı. 955'te öldü; Artuç'taki kabri bugün de ziyaret edilir.
Ünitenin başlığındaki «medeniyet dairesi», EDB-106-03'te Ziya Gökalp'ten izlediğimiz kavramdır: farklı milletlerin paylaştığı bilim, sanat biçimleri ve kurumlar çevresi. Gökalp'in şemasında Karahanlılar, Türklerin Doğu medeniyetine giriş kapısıdır. EDB-107-03'te bu girişin dile yansımasını görmüştük: Arap alfabesi, «namaz» yerine önce «yükünç», Kutadgu Bilig'in dört kişisi. Burada soruyu edebiyatın içeriğine taşıyoruz: kahramanlar, biçimler ve kutsal imgeler ne oldu?
Ana anlatı — eski kahramana yeni bir ad
Kâşgarlı Mahmud'un sözlüğünde Alp Er Tonga adında efsanevi bir Türk hükümdarının ölümüne yakılmış bir ağıt vardır. Alp Er Tonga, Karahanlı çevresinin en büyük eski kahramanıdır. Ama sözlükte ve Kutadgu Bilig'te bu kahramanın ikinci bir adı da vardır: Afrasiyab.
Afrasiyab, İran millî destanının kötü kahramanıdır. Firdevsî'nin Şehname'sinde Turan'ın hükümdarı, İran'ın baş düşmanı olarak görünür. Avesta'da hilekâr ve kötü insan tipini temsil eder, suları kurutur, kuraklık getirir. İslâm Ansiklopedisi'nin maddesine göre Şehname'nin Turanlıları Türklerle özdeşleştirmesi, İslami dönemde Türklerin Mâverâünnehir akınlarının etkisiyle yerleşmiştir.
Şaşırtıcı olan şu: Türkler bu özdeşliği reddetmedi, benimsedi. Kâşgarlı Alp Er Tonga'yı Afrasiyab olarak gösterir. Karahanlıların, sonra Selçukluların Afrasiyab soyundan geldiği ileri sürüldü; hanedanların şeceresi, yani soy ağacı, İran destanının kahramanına bağlandı. Arap kaynaklarında Karahanlılar «Âl-i Efrâsiyâb», yani Afrasiyab'ın ailesi diye de anılır.
Bu tercihin mantığı, bir önceki ünitedeki Cüveynî sahnesiyle birlikte düşünülünce anlaşılır. Cüveynî de Uygurların Bögü Han'ının Afrasiyab olduğunun söylendiğini aktarıyordu. İslam dünyasının tarih yazımı, Fars destan geleneğini de içine almıştı. O tarihin haritasında Türklere ayrılmış bir yer vardı: Turan ve onun hükümdarı Afrasiyab. Bu haritaya girmek isteyen bir Türk hanedanı, hazır bulduğu yeri sahiplenebilirdi. Üstelik Şehname Afrasiyab'ı yalnız kötü değil, güçlü ve yiğit bir kumandan olarak da çizer. Düşmanın destanı, Türk okur için bir atanın destanına dönüşebilirdi.
Ana anlatı — eski kap, yeni savaş
İkinci yol biçimle ilgilidir. EDB-201-03'te koşuğu, Kâşgarlı'nın sözlüğünde korunan dörtlükleri görmüştük: dizeleri aynı sesle biten, hece ölçüsüyle söylenen kısa şiirler. Sözlükte bu biçimin savaş türküleri de vardır. Bunlardan biri, doğudaki Budist Uygurlara karşı yapılan bir akını anlatır:
Kelginleyü aktımız,
kendler üze çıktımız,
furhan evin yıktımız.
Bugünkü Türkçeyle: sel gibi aktık, şehirlerin üzerine çıktık, Buda'nın evini yıktık. Dörtlüğün son dizesi, Buda heykellerine yönelik kaba bir aşağılamayla biter.
Biçim eskidir: dört dize, her dizenin sonunda aynı «-tımız» sesi, hızla ilerleyen yedi heceli ritim. İçerik ise yenidir: savaşın gerekçesi artık yalnız yurt ya da ganimet değil, dindir. Düşman, bir önceki ünitede Altun Yaruk'u çeviren Budist Uygurlardır. Eski kahramanlık türküsünün kabı, yeni bir inancın sınır savaşını taşır.
Bu dörtlüğü okurken bir şeyi saklamamak gerekir. Yeni medeniyet dairesinin sınırı, aynı zamanda bir savaş hattıydı. Bir önceki ünitede kendini aç kaplana veren prensin hikâyesini okuyan Budist topluluğun tapınakları, bu dizelerde yıkılan tapınaklarla aynı dünyaya aittir. Edebiyat tarihi bu iki metni yan yana koyduğunda, bir dönüşümün hem kazancını hem de bedelini gösterir.
Ana anlatı — eski motif, yeni kutsallık
Üçüncü yol, eski kutsal motiflerin yeni inancın içinde yaşamasıdır. Satuk Buğra Han'ın hayatı, Tezkire-i Satuk Buğra Han adlı düzyazı bir menkıbe kitabında anlatılır. İslâm Ansiklopedisi onu İslami dönem Türk destanlarının en meşhurlarından sayar. Tezkirede Satuk daha doğmadan, miraç gecesinde Hz. Peygamber'le karşılaşır; sonra dünyaya gelir, doğumunda mucizeler olur, Müslüman olur ve İslam'ı yayar.
Ansiklopedi maddesi, bu eserde eski Türk destanlarıyla ortak kavramların yer aldığını belirtir: kırk arkadaş, at, av, kutsal ihtiyar, kutsal çocuk, kutsal ışık. Listeye bir önceki üniteden bakalım. Kutsal ışık, Uygur göç destanında ağaca inip Bögü Kağan'ı doğuran ışıktı. Kırk arkadaş, Manas'ın kırk yiğidini hatırlatır. Motifler aynı kaldı; onlara anlam veren kutsallık değişti.
Yaygın yanlış«İslamiyet'in kabulüyle eski Türk kültürü ve edebiyatı bir anda silindi.»
Karahanlı metinleri başka bir tablo gösterir. Alp Er Tonga, Afrasiyab adıyla yeni tarih yazımına taşındı. Koşuk biçimi yeni içeriklerle yaşamaya devam etti. Kutsal ışık, kırk arkadaş, kutsal ihtiyar gibi motifler menkıbelere geçti. Kutadgu Bilig'in adındaki «kut» sözcüğü bile eski inancın sözvarlığındandır. Değişim gerçekti ve derindi, ama bir silinme değil, bir yeniden yerleştirmeydi.
Menkıbe tarih değildir ve Satuk'un hayatını ondan kurmak yanıltır. İslâm Ansiklopedisi, tezkireye göre on iki yaşında Müslüman olan Satuk'un on iki yıl bekleyip amcasına karşı ayaklanmasını ve bunu gizleyebilmesini pek mümkün görmez. Menkıbe, olanı değil, bir topluluğun olanı nasıl hatırlamak istediğini anlatır.
Metin anı
Şimdi Kutadgu Bilig'e dönelim. Yûsuf Has Hâcib, 1069'da Kâşgar'daki hükümdara sunduğu bu uzun eserin başlarında Türk beylerinden söz ederken Alp Er Tonga'yı anar:
bu türk beglerinde atı belgülüg
tonga alp er erdi kutı belgülüg
tejikler ayur anı efrasiyab
bu efrasiyab tuttı iller talap
İlk beyitte iki kez aynı sözcükle kapanan bir koşutluk var: «belgülüg», yani belli, açık. Adı belli, kutu belli. Kahraman iki şeyle tanımlanır: ünüyle ve kutuyla. Kut, Tanrı'nın hükümdara verdiği eski güçtür; İslami bir eserin içinde bile kahramanı onunla tarif etmek doğal görünür.
İkinci beyit ise bir çeviri sahnesidir. «Tejikler», yani İranlılar, onu başka bir adla anar. Şair iki adı yan yana koyar ve birini ötekine indirgemez. Tonga Alp Er, Türklerin adı; Afrasiyab, İranlıların adı. Aynı kahraman, iki dilde iki ayrı destanın içinde yaşar.
Arada kalan beyitler ve hemen ardından gelenler, onun bilgisini, erdemini ve dünyayı tutmak için gereken yiğitliğini över; şair birkaç beyit sonra İranlıların onu kitaplarına yazdığını, yazıda olmasa kimsenin onu bilemeyeceğini de ekler. Yani kahramanın hatırası, yeni medeniyet dairesinde, o dairenin yazısına girdiği için korunmuştur. Bu, bir Türk şairinin kendi kahramanının ününü bir İran destanına borçlu olduğunu açıkça kabul etmesidir.
Cevap ve bağlantı
Büyük soruya dönelim. Karahanlılar İslamiyet'e geçtiğinde eski edebî malzeme silinmedi; üç yoldan yeni dinin içine yerleşti. Birincisi yeniden adlandırmaydı: Alp Er Tonga, Afrasiyab adıyla Fars-İslam tarihinin haritasına girdi. İkincisi eski kabı yeni içerikle doldurmaktı: koşuk, dinî sınır savaşını anlatmaya başladı. Üçüncüsü eski motifi yeni kutsallığa bağlamaktı: kutsal ışık ve kırk arkadaş, bir Müslüman hükümdarın menkıbesine geçti.
Bunların yanında tamamen yeni biçimler de geldi. Kutadgu Bilig aruz ölçüsüyle ve mesnevi biçimiyle, yani Arap-Fars şiirinden alınan araçlarla yazıldı. Eski ile yeni aynı sayfada, hatta aynı beyitte buluşur: aruzla yazılmış bir beyit, eski «kut» sözcüğüyle bir Türk kahramanını tarif eder ve onun İranlı adını verir.
Bu dönüşüm dünya edebiyatında da tanıdıktır. Hristiyanlaşan kuzey Avrupa'da eski kahramanlar ve tanrılar, yeni dinin tarih yazımında bazen eski krallar ya da uzak atalar olarak yeniden anlatıldı. Din değişimi, eski hikâyeleri çoğu zaman öldürmez; onlara yeni bir soy ağacı, yeni bir ad ve yeni bir anlam verir. Neyin korunduğunu ve neyin kaybedildiğini görmek için, metinleri bu katmanlarıyla okumak gerekir.
Kapanış kancası
Kutadgu Bilig'in adı, eski inancın en ağır sözcüğünü taşır: kut. Yûsuf Has Hâcib, İslami bir hükümdarlık öğretisini bu sözcüğün çevresinde kurdu ve onu dört kişinin, bir hükümdarın, bir vezirin, vezirin oğlunun ve bir zâhidin konuşmalarına dağıttı. Mutluluk veren bilgi nedir, ve bir hükümdara öğüt vermek isteyen şair onu neden dört ayrı sese böler?
Özet kartı
- Karahanlıların ilk Müslüman hakanı Satuk Buğra Han'dır (ö. 955); Müslüman oluşu 920'ye ya da 932–945 arasındaki yıllara yerleştirilir. İbnü'l-Esîr'e göre rüyasında gökten inen biri ona Türkçe seslenmiştir.
- Alp Er Tonga, Kâşgarlı'da ve Kutadgu Bilig'te (beyit 277, 280) Şehname'nin Turan hükümdarı Afrasiyab ile özdeşleştirilir; Karahanlılar «Âl-i Efrâsiyâb» diye de anılır.
- Dîvânü Lugāti't-Türk'teki bir savaş dörtlüğü (Atalay I, 343), eski koşuk biçimiyle Budist Uygurlara karşı bir akını ve tapınak yıkımını anlatır.
- Tezkire-i Satuk Buğra Han menkıbesi kırk arkadaş, at, av, kutsal ihtiyar, kutsal çocuk ve kutsal ışık gibi eski destan motiflerini İslami bir çerçevede kullanır; menkıbe tarih değil, hatırlama biçimidir.
- Din değişimi eski edebî malzemeyi silmedi: yeniden adlandırdı, eski biçimi yeni içerikle doldurdu, eski motifi yeni kutsallığa bağladı; aruz ve mesnevi gibi yeni biçimler de yanına geldi.
Kavram sözlüğü
| Türkçe | İngilizce | Kısa tanım |
|---|---|---|
| Şecere | Genealogy | Bir hanedanın ya da ailenin soy ağacı; Karahanlılar ve Selçuklular şecerelerini Afrasiyab'a bağladı |
| Din değişimi | Religious conversion | Bir kişinin ya da topluluğun yeni bir dini benimsemesi; edebiyatın konu, biçim ve imgelerini de dönüştürür |
| Yeniden adlandırma | Renaming | Bir kahramana, girilen yeni kültür çevresinin anlatılarında karşılık gelen adın verilmesi |
| Menkıbe | Hagiographic legend | Bir din büyüğünün hayatını keramet ve olağanüstü olaylarla anlatan anlatı |
| Gaza | Holy war (ghazw) | İslam'ı yaymak ya da korumak amacıyla Müslüman olmayanlara karşı yapıldığı kabul edilen savaş |
Ünite quizi
- (Kazanım 1) Satuk Buğra Han'ın Müslüman oluşu hangi kaynaklarda nasıl anlatılır? İslâm Ansiklopedisi tezkiredeki hangi ayrıntıyı güvenilir bulmaz?
- (Kazanım 2) Kutadgu Bilig'in 277. ve 280. beyitlerinde Tonga Alp Er nasıl tanımlanır ve «tejikler ayur anı efrasiyab» dizesi neyi gösterir?
- (Kazanım 2) Türk hanedanları, Şehname'de İran'ın düşmanı olan Afrasiyab'ı neden ata olarak benimsemiş olabilir?
- (Kazanım 3) Dîvânü Lugāti't-Türk'teki savaş dörtlüğünde hangi öğeler eski, hangileri yenidir?
- (Kazanım 4) Din değişiminin eski edebî malzemeyi dönüştürdüğü üç yolu birer örnekle açıklayın.
Cevaplar
- İbnü'l-Esîr, Satuk'un rüyasında gökten inen birinin ona Türkçe «Müslüman ol ki dünyada ve ahirette esenlik bulasın» dediğini ve sabah Müslüman olduğunu açıkladığını yazar. Tezkire-i Satuk Buğra Han ise onun on iki yaşında Müslüman olduğunu, on iki yıl sonra amcasına karşı ayaklandığını anlatır; ansiklopedi bu uzun bekleyişi ve gizlemeyi pek mümkün görmez.
- Adı belli ve kutu belli, Türk beylerinin en ünlüsü olarak tanımlanır. 280. beyit, İranlıların onu Afrasiyab diye andığını söyler; aynı kahramanın iki dilde, iki destan geleneğinde yaşadığını gösterir.
- İslam tarih yazımı Fars destan geleneğini içine almıştı ve bu haritada Türklere ayrılmış yer Turan ile Afrasiyab'dı. Üstelik Şehname Afrasiyab'ı güçlü ve yiğit bir kumandan olarak da çizer; hazır bir yer, sahiplenilebilecek bir ata sunuyordu.
- Eski olan biçimdir: dört dize, aynı sesle biten dize sonları, hece ölçüsü, kahramanlık türküsünün hızı. Yeni olan içeriktir: savaşın gerekçesi din olmuş, hedef Budist Uygur tapınakları olmuştur.
- Yeniden adlandırma: Alp Er Tonga'nın Afrasiyab olarak anılması. Eski biçimi yeni içerikle doldurma: koşuğun dinî sınır savaşını anlatması. Eski motifi yeni kutsallığa bağlama: kutsal ışık ve kırk arkadaşın Satuk Buğra Han menkıbesine geçmesi.
Okuma
- Yûsuf Has Hâcib, Kutadgu Bilig — Reşit Rahmeti Arat'ın metin ve çeviri baskıları; Türk beylerini anan 276–284. beyitler.
- Kâşgarlı Mahmud, Dîvânü Lugāti't-Türk — Besim Atalay çevirisi, I, 343 (savaş dörtlüğü) ve Alp Er Tonga sagusu.
- Ömer Soner Hunkan, «Satuk Buğra Han», ve Tahsin Yazıcı, «Efrâsiyâb», TDV İslâm Ansiklopedisi (çevrimiçi).
- Firdevsî, Şehname, Afrasiyab ve Siyavuş bölümleri — Necati Lugal'ın Türkçe çevirisinden.