Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Manas üç kollu bir kuşak destanıdır: Manas, oğlu Semetey ve torunu Seytek; en eski anışı XVI. yüzyıla, ilk bilimsel kayıtları Velihanov (1856) ve Radloff'a (1862–1869) uzanır.
- Velihanov'un Rusçaya ilk çevirdiği bölüm Kökötöy Han'ın aşıdır; ödüllerle, at yarışıyla ve tehditle örülü bu anma töreni Göktürk yuğunun dünyasını hatırlatır.
- Radloff'a göre manasçı ezberden okumaz; doğuş, savaş, at, ağıt gibi hazır anlatım parçalarını olayların gidişine göre dizer, aralarını yeni dizelerle bağlar.
- Dinleyici destanın içeriğini değiştirir: Radloff'un varlığı Beyaz Çar'ı Manas'ın dostu yaptı, varlıklı ve yoksul dinleyiciler başka övgüler ve iğneler duydu.
- «En uzun destan» sayıları (yarım milyon dize, altı ay, on üç saat) farklı şeyleri ölçer; uzunluk sabit bir metnin değil, bir geleneğin ölçüsüdür.
Kazanımlar
- Manas üçlemesinin üç kolunu ve ilk kolun başlıca olay halkalarını sırasıyla anlatabilir.
- Radloff'un 1885 önsözüne dayanarak manasçının hazır parçalarla doğaçlama yöntemini açıklayabilir.
- Dinleyicinin destanın içeriğini nasıl değiştirdiğini Beyaz Çar örneği üzerinden gösterebilir.
- «Dünyanın en uzun destanı» ifadesindeki uzunluk ölçüsünü, kaynakların birbirini tutmayan sayılarıyla tartışabilir.
Video metni
Soğuk açılış
1860'lı yıllar, Kırgız yaylaları. Bir keçe çadırda Kırgız bir şarkıcı, Kırgızların en büyük kahramanı Manas'ı söylüyor. Karşısında kalemi elinde, Rus hükûmetinin hizmetindeki Alman asıllı bir dilbilimci oturuyor: Wilhelm Radloff. Şarkıcı söyledikçe tuhaf bir şey oluyor. Manas'ın yanında durmadan bir kişi beliriyor: Beyaz Çar, yani Rus imparatoru. Manas onun dostudur, ondan öğüt alır, onun halkıyla hiç savaşmaz. Radloff yıllar sonra bu sahnenin sırrını açıkça yazacak. Çar oraya destandan gelmemişti. Çar'ı çadıra, dinleyicilerin arasında oturan Radloff'un kendisi getirmişti.
Büyük soru
Manas için sık sık «dünyanın en uzun destanlarından biri» denir; kimi kaynaklara göre bir biçimi yarım milyon dizeye yaklaşır. Ama şarkıcı, dinleyicisine göre bir kahramanın dostunu bile değiştiriyorsa ortada sabit bir metin var mıdır? Yazıya hiç geçmeden bu kadar büyüyen bir destanda uzunluğu taşıyan, gerçekte nedir?
Bağlam
Manas tek bir destan değil, bir kuşaklar zinciridir. İlk kol Manas'ı, ikincisi oğlu Semetey'i, üçüncüsü torunu Seytek'i anlatır. Er Töştük ve Colay Han anlatıları da bazen bu çevreye katılır, bazen ayrı destan sayılır.
Destanın yaşı tartışmalıdır. Türk araştırmacılarının bir kısmına göre çekirdeği, Kırgızların 840 civarında Yenisey boylarında güçlü bir devlet kurduğu yıllara uzanır; sonra XVI. ve XVII. yüzyıllarda Kalmuklarla ve Çinlilerle yapılan savaşlarla genişler. Radloff ise 1885'te daha karışık bir tablo çizer. Savaş sahnelerinde yakın geçmişin, Kırgızların yaşadığı Kalmuk ve Çin baskısının izleri vardır. Ama Manas ile rakibi Joloy ona göre tarihsel kişiler değildir; Kırgızların tarihî hafızasından daha eski mitsel figürlerdir. Tarihî anı eski söylencenin içine eriyip onu süslemiştir.
Bir ayrıntı bu karışıklığı iyi gösterir. Radloff'un kaydında Manas, Sarı Nogay boyundan Cakıp Han'ın oğludur. Shirin Akiner ile Nicholas Sims-Williams'ın derlediği Languages and Scripts of Central Asia'da (1997) belirtildiği gibi, 1920'lerden sonraki kayıtlarda ise Kırgızların önderidir. Destan, onu söyleyen halkın kendini gördüğü yere göre yer değiştirir.
Ana anlatı — kahramanın hayatı ve bir aş
DİA maddesi ile Radloff'un bölüm özetleri yan yana konunca hikâyenin omurgası ortaya çıkar. Cakıp Han ile karısı Çıyrıçı'nın çocuğu olmaz. Cakıp Tanrı'ya yalvarır ve bir oğlu doğar. Çocuğa ad veren «dört ulu peygamber»dir. Manas beşikte konuşmaya başlar, Hızır onu korur, çabuk büyür. Kırk yiğidi, yani kırk çorosu ile Çinlilere, Kalmuklara, komşu hanlıklara karşı savaşır. Kalmuk bir kahraman olan Almambet Müslüman olup ona katılır ve ömür boyu en sadık yoldaşı olur. Manas, Kanıkey ile evlenir. Radloff'un kaydında sonunu, Kanıkey'in uyarısına rağmen kardeş gibi bağrına bastığı Kalmuk akrabaları hazırlar. Onun ardından oğlu Semetey'in, sonra torunu Seytek'in çileleri başlar.
DİA'nın destanın en güzel kısımları arasında saydığı bir bölüm, Velihanov'un Rusçaya ilk çevirdiği bölümle aynıdır: Kökötöy Han'ın aşı, yani ölümünün ardından verilen anma töreni. EDB-201-01'de Göktürk yuğunu, cenazenin mevsime göre ertelenmesini ve atlı törenleri görmüştük. Manas'taki aş aynı dünyanın bin yıl sonraki şarkısı gibidir. Radloff'un kaydında yaşlı han kan kusarak ölür. Oğlu Bokmurun halkı toplar, ulaklar çıkarır, bütün kahramanları çağırtır. Çağrıda ödüller sayılır: önde gelen ata sayısız sarımtırak deve, sayısız sarı alaca kısrak. Beş yüz doksan beş atın koşacağı bir yarış alanı hazırlanır. Yaşlı kahraman Er Koşoy'a iletilecek çağrının sonunda bir de tehdit vardır: gelmezse çadırı yıkılacak, kadınları ganimet olarak alınacaktır. Anma töreni aynı zamanda bir güç gösterisidir; kimin geldiği ve kimin gelmediği siyasettir.
Ana anlatı — manasçı ve hazır parçalar
Destanı taşıyan kişiye Kırgızca manasçı denir. DİA onu ozan, âşık, meddah ve aktörün karışımı olarak tanımlar. Destanı bütün kollarıyla bilen «nagız», yarım bilen «şala» manasçıdır. Peki tek bir anlatıcı, bitmesi aylar süren bir anlatıyı nasıl aklında tutar?
Radloff'un cevabı, 1885'te basılan cildin Almanca önsözündedir. Cevabın ilk yarısı olumsuzdur: tutmaz. Radloff'a göre yetenekli bir şarkıcı her seferinde anın ilhamıyla doğaçlama yapar. Bu yüzden aynı şarkıyı iki kez tıpatıp aynı biçimde söyleyemez.
Ama Radloff hemen bir uyarı ekler: doğaçlama her seferinde sıfırdan şiir yazmak değildir. Benzetmesi bir piyanistten gelir. Doğaçlama yapan piyanist bildiği geçişleri, motifleri, pasajları anın havasına göre birleştirir; yeniyi alışık olduğu eskiden kurar. Şarkıcının elinde de uzun alıştırmayla birikmiş, Radloff'un deyişiyle «anlatım parçaları» vardır. Bir kahramanın doğuşu, büyümesi, silahların övgüsü, savaşa hazırlık, savaşın gürültüsü, atların ve kişilerin tasviri, gelinin güzelliğine övgü, çadırın betimi, ziyafet, kahramanın ölümü, ağıt, gecenin çöküşü, sabahın ağarışı. Şarkıcının sanatı bu hazır parçaları olayların gidişine göre dizmek ve aralarını yeni dizelerle bağlamaktır. Aynı parçayı üç beş çizgiyle geçebilir, isterse uzun uzun açabilir.
Uzunluğun sırrı burada. Parça dağarcığı ne kadar genişse şarkıcı o kadar uzun söyler. Radloff'a göre usta bir şarkıcı bir gün, bir hafta, bir ay söyleyebilir; tıpkı bir insanın o kadar süre konuşabileceği gibi. Aynı önsöz, konuşkanın bir noktada tekrara düştüğünü de ekler. Radloff bir şarkıcıyı çok uzun söyletince parçaların tükendiğini, anlatının kendini tekrar etmeye başladığını gördü ve kaydı yarıda bıraktı.
Doğaçlamanın ikinci yarısı dinleyicidir. Radloff'a göre şarkıcı alkış ister; yalnız ün için değil, armağan için de. Bu yüzden söyleyişini karşısındaki kalabalığa göre kurar. Varlıklı ve soylu Kırgızlar oturuyorsa onların soylarına övgüler serpiştirir. Dinleyenler yoksulsa soyluların kibirine iğneler ekler, alkış arttıkça iğne uzar. Radloff bir sultanın şarkının ortasında ayağa fırlayıp ipek üstlüğünü omzundan çekip şarkıcıya fırlattığını kendi gözüyle gördüğünü yazar.
Yaygın yanlış«Manasçı destanı ezberden okur.»
Radloff'un gözlemi ve DİA'nın manasçı tanımı başka bir tablo çizer. Manasçı sabit bir metni ezberden okumaz. Anlatının gidişini ve bir parça dağarcığını bilir, destanı her icrada dinleyiciye göre yeniden kurar. Ezberlenen şey metin değil, bir kuruluş yöntemidir.
Bu tablo tanıdık gelebilir. EDB-003-02'de Milman Parry ile Albert Lord'un Balkan ozanlarında formülü ve ezber varsayımının çöküşünü görmüştük. Radloff benzer bir gözlemi Parry'nin çalışmalarından yaklaşık yarım yüzyıl önce, Kırgız çadırlarında yapmıştı. Lord da 1960'ta yayımladığı The Singer of Tales'te Balkan ozanının dinleyicisiyle ilişkisini anlatırken, Kara-Kırgız şarkıcılarındaki benzer durum için bir dipnotla Radloff'un önsözünün XVIII–XIX. sayfalarını gösterir.
Metin anı
Radloff'un üçüncü bölüm hakkındaki notu, bir şarkıcıyı işinin ortasında yakalayan nadir belgelerden biridir.
Bu bölüm vesilesiyle şuna dikkat çekeyim: şarkıcı bütün anlatımı boyunca Manas'ı Beyaz Çar'ın (Rus imparatorunun) ve Rus halkının dostu olarak gösterir. Çar anlatının her yerinde işe karışan bir kişi olarak olaylara girer. Çar'ın böyle araya katılması yalnızca benim orada bulunmamdan kaynaklanır; şarkıcı, Rus memurun Manas'ın Rusları da yenmiş olmasına gücenebileceğini düşünmüş, benim hoşuma gidecek bir değişiklik yapmıştı. Bu durum bize, şarkıcının söylerken dinleyicilerini ne kadar gözettiğini açıkça gösteriyor.
Önce kimin konuştuğuna bakalım. Konuşan şarkıcı değil, derleyen. Şarkıcının neden böyle yaptığını bilmiyoruz; elimizde yalnız Radloff'un yorumu var. «Şarkıcı düşünmüş» kısmı bir tahmindir ve bunu akılda tutmak gerekir.
Sonra «bütün anlatımı boyunca» ifadesine. Değişiklik tek bir dizeye eklenmiş bir selam değildir. Çar, olayların gidişine karışan bir kişi olmuştur. Yani şarkıcı yalnız bir parçayı değiştirmemiş, anlatının kuruluşunu dinleyiciye göre yeniden düzenlemiştir.
Son olarak Radloff'un kendi dürüstlüğüne. Derlenmiş metin, derleyenin varlığından etkilenmiştir ve Radloff bunu gizlemez. Aynı önsözde, yavaş yazdırmanın ve sık sık kesmenin şarkıcının coşkusunu söndürdüğünü, az önce ateşle söylenenin kâğıda sönük geçtiğini de yazar. Elimizdeki her Manas kaydı, bir çadırda, belli bir gün, belli dinleyicilere söylenmiş bir icranın kâğıttaki izidir.
Cevap ve bağlantı
Şimdi uzunluk sorusuna dönelim. Sayılar birbirini tutmaz. İngilizce ansiklopedilerde yaygın olarak dolaşan tahmin, destanın biçimlerinden birinin yarım milyon dize civarında olduğudur. DİA ise sayı vermez; nagız manasçının üç kolu bütün bölümleriyle ancak altı ayda söyleyip bitirebileceğini yazar. UNESCO'nun 2013'te üçlemeyi İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası Temsilî Listesi'ne alırken yayımladığı tanıtım ise kesintisiz bir anlatımın on üç saate kadar sürebileceğinden söz eder. Bu sayıların hepsi aynı anda doğru olamaz; ama her biri başka bir şeyi ölçüyor olabilir: bir yazılı kaydı, bir ustanın tüm dağarcığını, bir oturumu.
Radloff bu soruya 1885'te en keskin cevabı vermişti. Ona göre halkın içinde yaşayan bütün destan temsil edilemez. Destan bitmiş bir şey değildir; halkla birlikte yaşar ve onunla değişir. Bütün bölümleri kaydetmeyi başarsak bile, derleme bittiğinde yeniden başlamamız gerekirdi, çünkü o arada şarkıcılar parçaları yeniden gruplamış olurdu.
Büyük sorunun cevabı buradan çıkıyor. Yazısız bir destanı yüz binlerce dizeye ulaştıran şey tek bir uzun metin değildir. Bir kahramanlar kuşağı, bir parça dağarcığı, bunları dizmeyi bilen ustalar ve her seferinde onlardan başka bir şey isteyen dinleyicilerdir. «En uzun destan» ifadesi aslında bir kayıt ya da bir gelenek için söylenebilir; hiçbir zaman sabit bir metin için değil.
Türk okur için bağ yakındır. EDB-201-02'de ozanı ve Dede Korkut kitabının anlatıcısını görmüştük. Anadolu'da âşık kahvesinde hikâye anlatan âşık da dinleyicisini gözler, oturumu uzatır ya da kısaltır. Türkçede Manas'a en kolay yoldan Abdülkadir İnan'ın Manas'tan Seçmeler'i ile Tuncer Gülensoy'un Manas Destanı: Türkiye Türkçesiyle çevirisi üzerinden girilebilir.
Kapanış kancası
Manas, hiçbir iki söyleyişi aynı olmayan, dinleyene göre dostunu bile değiştiren bir destandı. Şimdi tam tersine bakalım: tek bir kez yazılmış, bir daha hiç değişmemesi için taşa kazınmış sözler. Orhun kıyısında bir kağan halkına «işitin» diye seslenir ve kendi devletinin nasıl kurulup nasıl yıkıldığını anlatır. Dinleyicisini göremeyen, ona uyamayan bir metin, nasıl bir vasiyet bırakabilir?
Özet kartı
- Manas üç kollu bir kuşak destanıdır: Manas, oğlu Semetey ve torunu Seytek; en eski anışı XVI. yüzyıla, ilk bilimsel kayıtları Velihanov (1856) ve Radloff'a (1862–1869) uzanır.
- Velihanov'un Rusçaya ilk çevirdiği bölüm Kökötöy Han'ın aşıdır; ödüllerle, at yarışıyla ve tehditle örülü bu anma töreni Göktürk yuğunun dünyasını hatırlatır.
- Radloff'a göre manasçı ezberden okumaz; doğuş, savaş, at, ağıt gibi hazır anlatım parçalarını olayların gidişine göre dizer, aralarını yeni dizelerle bağlar.
- Dinleyici destanın içeriğini değiştirir: Radloff'un varlığı Beyaz Çar'ı Manas'ın dostu yaptı, varlıklı ve yoksul dinleyiciler başka övgüler ve iğneler duydu.
- «En uzun destan» sayıları (yarım milyon dize, altı ay, on üç saat) farklı şeyleri ölçer; uzunluk sabit bir metnin değil, bir geleneğin ölçüsüdür.
Kavram sözlüğü
| Türkçe | İngilizce | Kısa tanım |
|---|---|---|
| Manasçı | Manaschi | Manas'ı icra eden, destanı bütün kollarıyla bilen (nagız) ya da kısmen bilen (şala) Kırgız anlatıcı |
| Doğaçlama | Improvisation | Anlatının ezberden tekrarlanmak yerine icra sırasında hazır kalıplar ve yeni dizelerle yeniden kurulması |
| Hazır anlatım parçası | Stock scene | Doğuş, savaş, at tasviri, ağıt gibi tekrar eden durumlar için dağarcıkta bekleyen, kısaltılıp uzatılabilen anlatım birimi |
| Varyant | Variant | Aynı destanın farklı bir anlatıcıdan ya da farklı bir icradan derlenmiş biçimi |
| İcra bağlamı | Performance context | Anlatının söylendiği yer, zaman ve dinleyici; sözlü metnin içeriğini etkileyen koşullar |
| Aş | Memorial feast | Ölümün ardından verilen, yarış ve ödüllerle süren büyük anma töreni; Manas'ta Kökötöy Han'ın aşı |
Ünite quizi
- (Kazanım 1) Manas üçlemesinin üç kolu kimin hikâyesini anlatır ve ilk kolda Almambet'in yeri nedir?
- (Kazanım 2) Radloff doğaçlama yapan şarkıcıyı neden bir piyanistle karşılaştırır? Hazır anlatım parçalarından üç örnek verin.
- (Kazanım 3) Radloff'un kaydında Beyaz Çar neden Manas'ın dostu olarak görünür ve bu açıklamayı yapan kimdir?
- (Kazanım 3) Radloff'a göre şarkıcı varlıklı dinleyicilerle yoksul dinleyiciler karşısında nasıl farklı davranır?
- (Kazanım 4) «Yarım milyon dize», «altı ay» ve «on üç saat» sayılarının aynı anda doğru olamamasına rağmen neden hepsinin savunulabilir olduğunu açıklayın.
Cevaplar
- Manas'ı, oğlu Semetey'i ve torunu Seytek'i. Almambet, Müslüman olup Manas'a katılan ve ömür boyu en sadık yoldaşı olan Kalmuk kahramandır.
- Çünkü doğaçlama yapan piyanist bildiği geçişleri ve motifleri anın havasına göre birleştirerek yeniyi eskiden kurar; şarkıcı da dağarcığındaki parçaları olayların gidişine göre dizer. Örnekler: kahramanın doğuşu, savaşa hazırlık, at tasviri, ağıt, gecenin çöküşü.
- Şarkıcı, Rus memur olan derleyicinin Manas'ın Rusları yenmesine gücenebileceğini düşünmüş ve anlatıyı ona göre değiştirmiştir. Bu açıklama Radloff'un kendisine aittir; şarkıcının gerçek gerekçesini bilmiyoruz.
- Varlıklı ve soylu dinleyiciler varsa onların soylarını över ve onların beğeneceği bölümleri seçer; yoksul dinleyiciler karşısında soyluların kibirine iğneli sözler ekler ve alkış arttıkça bunları uzatır.
- Çünkü her biri başka bir şeyi ölçer: bir yazılı kaydın dize sayısını, bir ustanın bütün kolları söyleme süresini, tek bir kesintisiz oturumu. Sabit tek bir metin yoktur.
Okuma
- Tuncer Gülensoy, Manas Destanı: Türkiye Türkçesiyle (2002) — destanın Türkiye Türkçesine aktarılmış bir biçimi.
- Abdülkadir İnan, Manas'tan Seçmeler (1973) — seçme bölümlerle ilk giriş için.
- Wilhelm Radloff, Manas Destanı, haz. Emine Gürsoy-Naskali (1995) — Radloff'un derlediği parçaların Türkçesi.
- Wilhelm Radloff, Proben der Volkslitteratur der nördlichen türkischen Stämme, V (1885), önsöz s. IX–XXI — manasçının yöntemi üzerine Almanca özgün tanıklık.