İçeriğe geç

Ünite EDB-201-05 · Seviye 2A — Türk Edebiyatı Tarihi

Ergenekon, Türeyiş, Göç

EDB-201 İslamiyet Öncesi Türk Edebiyatı

2.129 kelime · yaklaşık 10 dakika okuma · anlatım 11 dk

  • türeyiş efsanesi
  • köken anlatısı
  • kapalı vadi motifi
  • totem hayvan
  • anlatının aktarım zinciri
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Türeyiş efsaneleri bir halkın ilk atasının nereden geldiğini ve nasıl çoğaldığını anlatır; Türk türeyiş anlatılarının en eski kayıtları Çin yıllıklarındadır.
  2. Zhou shu (636) Göktürkler için iki köken anlatısı verir; birinde dişi kurt dört yanı dağlarla çevrili, içinde ova bulunan bir mağarada on oğul doğurur. Tarihçi «sonunda hepsi kurt soyundandır» der; sancaklarda altın kurt başı bulunur, muhafızlara «böri» denir.
  3. Wei shu (551–554), Uygur atalarının da aralarında bulunduğu Gaoche boyları için Hun hükümdarının kızı ile yaşlı bir kurttan türeyişi anlatır ve bu halkın kurt ulumasına benzeyen uzun şarkılarını bu kökenle açıklar.
  4. Ergenekon adıyla bilinen anlatının en eski yazılı biçimlerinden biri Reşîdüddin'in XIV. yüzyıl eserinde Moğolların kökenini anlatır; Ebülgazi XVII. yüzyılda yeniden yazdı, Ziya Gökalp 1913'te Türk tarihine taşıdı, bozkurtlu sürüm sonra yerleşti.
  5. Kapalı vadide çoğalma ve dışarı çıkış motifi Göktürk mağara anlatısında zaten vardır; köken anlatıları aktarım zinciri boyunca her çağın sorusuna göre yeniden yazılır.

Kazanımlar

  • Göktürk ve Uygur türeyiş efsanelerini Çin kaynaklarındaki kayıtlarıyla anlatabilir.
  • Kurt, kapalı vadi ve dışarı çıkış motiflerinin bu anlatılarda nasıl birleştiğini açıklayabilir.
  • Zhou shu'daki Göktürk köken anlatısının mağara bölümünü çözümleyebilir.
  • Ergenekon anlatısının Reşîdüddin'den Ebülgazi'ye, oradan Ziya Gökalp'e uzanan aktarım zincirini ve bu zincirde neyin değiştiğini tartışabilir.

Video metni

Soğuk açılış

Bir halk düşmanları tarafından yok edilir. Geriye yalnızca on yaşında bir erkek çocuk kalır. Askerler onu öldürmeye kıyamaz; ayaklarını kesip bir bataklığa bırakırlar. Bir dişi kurt gelir ve çocuğu etle besler. Çocuk büyür, kurtla birleşir ve kurt gebe kalır.

Düşman hükümdarı çocuğun yaşadığını duyar ve adamlarını gönderir. Adamlar çocuğu öldürür, kurdu da öldürmek isterler. Ama kurt kaçar ve Turfan'ın kuzeyindeki dağlara sığınır. Orada, dört yanı dağlarla çevrili bir mağaranın içinde, otlarla kaplı geniş bir ovaya ulaşır. Kurt orada on erkek çocuk doğurur.

Bu anlatı bir Türk ozanının ağzından değil, yedinci yüzyılda bir Çin tarihçisinin kaleminden bize ulaştı.

Büyük soru

Bir topluluk atasını neden bir felaketle, bir kurtla ve dağlarla çevrili bir vadiyle anlatır? Ve bu anlatılar yüzyıllar boyunca bir dilden ötekine, bir kaynaktan ötekine geçerken nasıl değişir?

Bağlam

Önceki ünitede Oğuz Kağan Destanı'nda bir kahramanın olağanüstü doğuşunu gördük. Bu ünitenin anlatıları bir kişinin değil, bütün bir halkın doğuşunu anlatır. Bunlara türeyiş efsanesi denir: bir topluluğun ilk atasının nereden geldiğini, nasıl çoğaldığını ve nasıl bir halk olduğunu anlatan köken anlatısı.

Türk türeyiş anlatılarının en eski kayıtları Türk kaynaklarında değil, Çin yıllıklarındadır. Bu ünitede iki Çin yıllığından, bir Fars tarihinden, bir Çağatay tarihinden ve yirminci yüzyılın başında yazılmış bir Türkçe şiirden geçeceğiz. Hepsi birbirine benzeyen ama birbirinin aynı olmayan anlatılar taşır.

Ana anlatı — kurt soylu halklar

İlk kaynak, yuğ ünitesinde cenaze tasvirini okuduğumuz Kuzey Zhou tarihidir. Aynı bölüm, Göktürklerin kökeni için iki ayrı anlatı aktarır. Birincisi soğuk açılıştaki mağara anlatısıdır. İkincisinde Türklerin ataları Hunların kuzeyindeki bir ülkeden gelir; atalarından biri bir kurttan doğmuştur, rüzgârı ve yağmuru çağırabilir. Tarihçi iki anlatıyı yan yana koyduktan sonra şu hükmü verir: bu anlatılar farklı olsa da, sonunda hepsi kurt soyundandır.

Aynı kaynak bu inancın gündelik hayattaki izlerini de kaydeder. Göktürklerin sancaklarının tepesinde altından bir kurt başı bulunur. Hükümdarın muhafızlarına «böri» denir, yani kurt. Tarihçinin açıklamasına göre kurttan doğdukları için eski kökenlerini unutmamak isterler.

İkinci kaynak daha da eskidir: Wei Shou'nun 551–554 arasında derlediği Wei shu, yani Kuzey Wei Hanedanı'nın tarihi. Eser, Çinlilerin Gaoche, «yüksek arabalılar» dediği boylar topluluğunu anlatır; bu boylar arasında Uygurların atalarının adı da geçer. Anlatıya göre bir Hun hükümdarının çok güzel iki kızı vardır. Hükümdar onları bir insana değil göğe vermek ister ve kuzeyde ıssız bir yere yüksek bir kule yaptırıp kızları oraya koyar. Dört yıl sonra yaşlı bir kurt gelir, gece gündüz kulenin dibinde uluyarak bekler. Küçük kız, kurdun göğün gönderdiği bir varlık olabileceğini düşünür ve ablasının karşı çıkmasına rağmen aşağı iner, kurdun karısı olur. Onların çocuklarından bir halk türer.

Tarihçi bu anlatıyı bir gözlemle bitirir: bu yüzden bu halk sesini uzatarak uzun şarkılar söylemeyi sever; bu şarkılar kurt ulumasına benzer. Bir türeyiş efsanesi, bir halkın şarkı söyleme biçimini de açıklamaya çalışmaktadır.

Ana anlatı — Ergenekon: bir anlatının yolculuğu

Türeyiş efsanelerinin yanında bir göç ve kurtuluş anlatısı da vardır: Ergenekon. Bugün Türkiye'de en çok bilinen biçimi şöyledir: Türkler büyük bir yenilginin ardından dağlarla çevrili Ergenekon vadisine sığınır, orada dört yüz yıl çoğalır; sonra bir demirci demir dağı eritir ve bir bozkurt onları dışarı çıkarır.

Ama bu anlatının yazılı tarihi dikkat çekicidir. Ergenekon adıyla bilinen anlatının elimizdeki en eski yazılı kayıtlarından biri, Oğuz Kağan ünitesinde andığımız İlhanlı vezirinin 1300'lerin başında yazdığı büyük tarih kitabındadır ve orada Moğolların atalarının kökenini anlatır: yenilgiden kurtulan iki kişi, Nüküz ile Kıyan, Ergenekon'a sığınır. On yedinci yüzyılda Hive hanı Ebülgazi Bahadır Han, Şecere-i Türk'te aynı anlatıyı yeniden yazdı. Yirminci yüzyılın başında Ziya Gökalp, 1913'te yayımlanan «Ergenekon» şiiriyle anlatıyı Türk tarihinin bağlamına yerleştirdi. Kurt motifinin ve Ergenekon'un Göktürk köken anlatısıyla birleştirilmesinin ise Cumhuriyet döneminde, ders kitaplarına giren yeni bir Türkiye sürümünde yerleştiği belirtilir.

Bu, Ergenekon'un «uydurma» olduğu anlamına gelmez. Tersine, bir köken anlatısının nasıl yaşadığını gösterir. Moğol ve Türk dünyaları bozkırda iç içe yaşadı; anlatılar, motifler ve adlar bu dünyalar arasında dolaştı. Kapalı bir vadiye sığınıp orada çoğalma ve sonra oradan çıkma motifi, gördüğümüz gibi, yedinci yüzyıldaki Göktürk mağara anlatısında zaten vardır. Ergenekon ise bu eski motifin başka bir çağda, başka bir halkın tarihinde yazıya geçmiş, sonra yeni bir çağda yeni bir anlamla yeniden okunmuş biçimidir.

Yaygın yanlış«Ergenekon, Göktürklerin kendi yazıtlarında anlatılan ve hiç değişmeden bize ulaşan bir destandır.»
Doğrusu

— Ergenekon adı Göktürk yazıtlarında geçmez. Anlatının Ergenekon adıyla bilinen en eski yazılı biçimlerinden biri on dördüncü yüzyılda Reşîdüddin'in Farsça tarihindedir ve orada Moğolların kökenini anlatır. Ebülgazi on yedinci yüzyılda onu yeniden yazdı, Ziya Gökalp 1913'te Türk tarihinin bağlamına taşıdı, bozkurtlu sürüm ise daha sonra yerleşti. Kapalı vadi ve kurt motifleri ise çok daha eskidir ve Göktürkler hakkındaki yedinci yüzyıl Çin kaynaklarında ayrı bir anlatı olarak bulunur.

Metin anı

Zhou shu'daki Göktürk köken anlatısının mağara bölümü:

狼遂逃于高昌國之北山。山有洞穴,穴內有平壤茂草,周回數百里,四面俱山。狼匿其中,遂生十男。十男長大,外託妻孕,其後各有一姓,阿史那即一也。子孫蕃育,漸至數百家。經數世,相與出穴,臣於茹茹。

Bugünkü Türkçeyle: «Kurt Gaochang ülkesinin kuzey dağlarına kaçtı. Dağda bir mağara vardı; mağaranın içinde çevresi yüzlerce li tutan düz bir ova ve gür otlar vardı; dört yanı dağlarla çevriliydi. Kurt oraya saklandı ve on erkek çocuk doğurdu. On oğul büyüyünce dışarıdan kadınlar alıp gebe bıraktılar; sonra her birinin soyu ayrı bir ad aldı, Aşina da bunlardan biridir. Torunları çoğaldı, yavaş yavaş birkaç yüz aileye ulaştı. Birkaç kuşak geçti, birlikte mağaradan çıktılar ve Juan-juanlara tabi oldular.»

Önce mekâna bakalım. Mağara bir sığınak olarak başlar, ama içeride bir dünya vardır: «yüzlerce li» genişliğinde bir ova, gür otlar ve dört yanda dağlar. Bu bir mağaradan çok, dışarıdan kapalı, içeriden verimli bir vadidir. Bir halkın hem saklanabileceği hem de çoğalabileceği bir yer. Kurt kovalanan bir av olarak girer; içeride bir ana olur.

Sonra zamana bakalım. Anlatı kuşakları birkaç sözcükle geçer: on oğul büyür, soylar ayrılır, aileler çoğalır, «birkaç kuşak geçer». Bir halkın doğuşu, sayıların büyümesiyle anlatılır: bir çocuk, bir kurt, on oğul, birkaç yüz aile. Ve Aşina adı burada geçer: Göktürk hükümdar ailesinin adı, bu mağarada türeyen on soydan birine bağlanır. Anlatı, bir hanedanın meşruiyetini kurar.

Son olarak çıkışa bakalım: «birlikte mağaradan çıktılar». Göç burada başlar. Ama çıkış bir zafer değildir: Türkler dışarı çıkar ve bir başka halka, Juan-juanlara tabi olur. Kaynağın devamına göre Altay'da onlar için demircilik yapmışlardır. Sonraki Ergenekon anlatılarında demir dağı eriten demirci, bu eski ayrıntıyla yan yana düşünüldüğünde yeni bir anlam kazanır. Ama iki anlatı arasındaki ilişkiyi kesin bir çizgiyle kurmak mümkün değildir; ortak olan, motiflerin kendisidir: kapalı bir vadi, çoğalma, dışarı çıkış ve demir.

Cevap ve bağlantı

Neden bir felaket, bir kurt ve kapalı bir vadi? Çünkü bu anlatı bir yok oluşu bir başlangıca çevirir. Neredeyse tamamen yok edilmiş bir halk, bir hayvanın koruyuculuğunda, dış dünyadan saklanmış bir yerde yeniden çoğalır ve oradan çıkarak tarih sahnesine yeniden girer. Kurt, bu anlatılarda hem bir ata hem bir koruyucudur ve sancaklarda, muhafızların adında yaşamaya devam eder.

Bu anlatılar nasıl değişir? Her aktarıldığında. Çinli tarihçiler bir halkın kendini nasıl anlattığını dışarıdan kaydetti; Reşîdüddin ve Ebülgazi hanedan tarihlerinin içine yerleştirdi; Ziya Gökalp yeni bir ulusal bilincin şiirine dönüştürdü. Her halka, anlatıyı kendi çağının sorusuna cevap verecek biçimde yeniden yazdı. Bir köken anlatısının gücü, belki de tam olarak bu esnekliğindedir.

Kapanış kancası

Bu dersin anlatıları kısa kayıtlar hâlinde, yabancı tarihçilerin kitaplarında korundu. Ama bozkırın bir başka ucunda, Kırgızlar arasında bir destan yüzyıllar boyunca hiç yazıya geçmeden, yalnızca ağızdan ağıza aktarıldı ve yüz binlerce dizeye ulaştı. Bir destan yazıya geçmeden bu kadar uzun olabilir mi, ve bunu mümkün kılan kimdi?

Özet kartı

  1. Türeyiş efsaneleri bir halkın ilk atasının nereden geldiğini ve nasıl çoğaldığını anlatır; Türk türeyiş anlatılarının en eski kayıtları Çin yıllıklarındadır.
  2. Zhou shu (636) Göktürkler için iki köken anlatısı verir; birinde dişi kurt dört yanı dağlarla çevrili, içinde ova bulunan bir mağarada on oğul doğurur. Tarihçi «sonunda hepsi kurt soyundandır» der; sancaklarda altın kurt başı bulunur, muhafızlara «böri» denir.
  3. Wei shu (551–554), Uygur atalarının da aralarında bulunduğu Gaoche boyları için Hun hükümdarının kızı ile yaşlı bir kurttan türeyişi anlatır ve bu halkın kurt ulumasına benzeyen uzun şarkılarını bu kökenle açıklar.
  4. Ergenekon adıyla bilinen anlatının en eski yazılı biçimlerinden biri Reşîdüddin'in XIV. yüzyıl eserinde Moğolların kökenini anlatır; Ebülgazi XVII. yüzyılda yeniden yazdı, Ziya Gökalp 1913'te Türk tarihine taşıdı, bozkurtlu sürüm sonra yerleşti.
  5. Kapalı vadide çoğalma ve dışarı çıkış motifi Göktürk mağara anlatısında zaten vardır; köken anlatıları aktarım zinciri boyunca her çağın sorusuna göre yeniden yazılır.

Kavram sözlüğü

TürkçeİngilizceKısa tanım
türeyiş efsanesiorigin legendBir halkın ilk atasının nereden geldiğini ve nasıl çoğaldığını anlatan anlatı
köken anlatısıfounding narrativeBir topluluğun kendini ortak bir geçmişe bağladığı hikâye
kapalı vadi motifienclosed valley motifBir halkın dışarıya kapalı, içeriden verimli bir yere sığınıp çoğalması ve oradan çıkması
totem hayvantotem animalBir topluluğun atası ya da koruyucusu saydığı ve simgelerinde kullandığı hayvan
anlatının aktarım zincirichain of transmissionBir anlatının kaynaktan kaynağa, çağdan çağa geçerken izlediği ve her halkada değiştiği yol

Ünite quizi

  1. (Kazanım 1) Zhou shu Göktürklerin kökeni için hangi iki anlatıyı aktarır? Tarihçi bu iki anlatı hakkında ne hükmeder?
  2. (Kazanım 1) Wei shu'daki Gaoche türeyiş anlatısını özetleyin. Anlatı bu halkın hangi özelliğini açıklamaya çalışır?
  3. (Kazanım 3) Mağara bölümünde mekân, zaman ve çıkış nasıl anlatılır? Aşina adının geçmesi neden önemlidir?
  4. (Kazanım 2) Kurt bu anlatılarda hangi işlevleri taşır? Bu işlevler gündelik hayatta hangi izleri bırakmıştır?
  5. (Kazanım 4) Ergenekon anlatısının aktarım zincirini sıralayın. Bu zincir, bir köken anlatısının yaşayışı hakkında ne gösterir?

Cevaplar

  1. Birincisinde yok edilen bir halktan geriye kalan çocuğu bir dişi kurt besler, kurt Gaochang'ın kuzeyindeki dağlarda bir mağaraya sığınıp on oğul doğurur. İkincisinde Türklerin ataları Hunların kuzeyindeki bir ülkeden gelir ve atalarından biri bir kurttan doğmuştur. Tarihçi, anlatılar farklı olsa da sonunda hepsinin kurt soyundan olduğunu söyler.
  2. Bir Hun hükümdarı iki güzel kızını göğe vermek için ıssız bir yerde yüksek bir kuleye koyar; yaşlı bir kurt gelip kulenin dibinde uluyarak bekler; küçük kız, ablasının karşı çıkmasına rağmen kurdun göğün gönderdiği bir varlık olduğunu düşünüp onun karısı olur ve onlardan bir halk türer. Anlatı, bu halkın sesini uzatarak kurt ulumasına benzeyen şarkılar söylemesini açıklamaya çalışır.
  3. Mekân: dışarıdan kapalı, içinde yüzlerce li genişliğinde ova ve gür otlar bulunan, dört yanı dağlarla çevrili bir vadi; hem sığınak hem çoğalma yeri. Zaman: kuşaklar birkaç sözcükle geçer ve halkın doğuşu sayıların büyümesiyle anlatılır: bir çocuk, bir kurt, on oğul, birkaç yüz aile. Çıkış: birkaç kuşak sonra birlikte mağaradan çıkarlar ama bir zafer değil, Juan-juanlara tabi olma ile. Aşina, Göktürk hükümdar ailesinin adıdır; onun mağarada türeyen on soydan birine bağlanması hanedanın meşruiyetini kurar.
  4. Kurt hem bir ata hem bir koruyucudur: çocuğu besler, kovalanınca bir halkın anası olur, Gaoche anlatısında göğün gönderdiği bir varlık gibi görülür. Gündelik hayatta Göktürk sancaklarının tepesindeki altın kurt başında ve hükümdar muhafızlarına «böri» denmesinde izini bırakmıştır.
  5. Reşîdüddin'in XIV. yüzyıl Câmiu't-tevârîh'i (Moğolların kökeni olarak), Ebülgazi Bahadır Han'ın XVII. yüzyıl Şecere-i Türk'ü, Ziya Gökalp'in 1913 tarihli şiiri ve Cumhuriyet dönemine ait, bozkurt motifinin eklendiği Türkiye sürümü. Zincir, bir köken anlatısının donmuş bir metin değil, her çağda o çağın sorusuna göre yeniden yazılan canlı bir anlatı olduğunu gösterir.

Okuma

  • Zhou shu, 50. bölüm, Göktürkler kısmı: Çince metin Vikikaynak'ta; Türkçe çevirisi için Çin kaynaklarında Türkler üzerine yapılmış derlemelere bakılabilir.
  • Ziya Gökalp, «Ergenekon»: Türkçe Vikikaynak'ta; şiiri okurken hangi motiflerin yeni, hangilerinin eski olduğunu ayırt etmeye çalışın.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Animasyon ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Video akışı

  • 0:00–0:50 Soğuk açılış: yakılmış bir bozkır kampı; bataklıkta tek başına bir çocuk. Bir dişi kurt yaklaşır. Ardından kurt karlı dağlara koşar; bir mağara ağzından içeri girer ve içeride geniş, yeşil bir vadi açılır.
  • 0:50–1:10 Büyük soru: bir kurt silueti, bir dağ çemberi ve dışarı açılan tek bir geçit.
  • 1:10–2:30 Bağlam: bir zaman şeridi üzerinde kaynaklar: 551–554 Çin yıllığı, 636 Çin yıllığı, XIV. yüzyıl Fars tarihi, XVII. yüzyıl Çağatay tarihi, 1913 dergi sayfası.
  • 2:30–5:10 Ana anlatı — kurt soylu halklar: bir Göktürk sancağının tepesinde altın bir kurt başı; muhafızlar. Ardından ıssız bir bozkırda yüksek bir kule; iki kız; kulenin dibinde uluyan yaşlı bir kurt. Uluma sesi bir insan şarkısına dönüşür.
  • 5:10–7:40 Ana anlatı — Ergenekon: bir anlatının kaynaktan kaynağa geçtiği bir zincir; her halkada anlatıya yeni bir öğe eklenir: Moğol ataları, demir dağ, dergi sayfası, en sonda bir bozkurt.
  • 7:40–10:00 Metin anı: Çince satırlar belirir; mağaranın içindeki ova açılır, dört yanda dağlar yükselir. Bir kurt ve on çocuk; çocuklar büyüdükçe aileler çoğalır. Son satırda kalabalık mağaradan çıkar ve bir başka halkın örslerinin başına geçer.
  • 10:00–11:00 Cevap ve bağlantı: kurt başı sancaktan bir şiir sayfasına, oradan bir ders kitabına geçer.
  • 11:00–11:30 Kapanış kancası: Kırgız bozkırında bir manasçı; ağzından çıkan sözler sayfa sayfa üst üste birikir ama hiçbiri kâğıda düşmez.

Telaffuz

  • türeyiş: «tü-re-YİŞ»; Ergenekon: «er-ge-ne-KON»; Aşina: «a-şi-NA»; böri: «bö-Rİ».
  • Wei shu: «VEY şu»; Wei Shou: «VEY şo»; Gaoche: «GAO-çö»; Gaochang: «GAO-çang»; Juan-juan: «CÜAN-cüan».
  • Ebülgazi Bahadır Han: «e-bül-gaa-Zİ ba-ha-DIR HAN»; Şecere-i Türk: «şe-ce-re-i TÜRK»; Nüküz: «nü-KÜZ»; Kıyan: «kı-YAN».
  • Ziya Gökalp: «zi-YA gö-KALP».