İçeriğe geç

Ünite EDB-201-04 · Seviye 2A — Türk Edebiyatı Tarihi

Oğuz Kağan Destanı

EDB-201 İslamiyet Öncesi Türk Edebiyatı

1.856 kelime · yaklaşık 8 dakika okuma · anlatım 9 dk

  • destan
  • oğuznâme
  • varyant
  • olağanüstü doğum
  • çeviri yazı
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Oğuz Kağan Destanı, Oğuzların atası sayılan Oğuz Kağan'ın doğuşunu, büyümesini, savaşlarını ve dünyaya hükmetmesini anlatır; «oğuznâme» adı geniş anlamda Oğuzlarla ilgili köken mitlerini, destanları ve soy kütüklerini içeren otuz kadar metni kapsar.
  2. En eski nüsha, Paris'teki Fransa Millî Kütüphanesi'nde bulunan Uygur harfli yazmadır; İslâm Ansiklopedisi onu XIII. yüzyıl sonu ile XIV. yüzyıl başında Turfan'da yazıya geçirilmiş sayar. Bang ile Arat'ın (1932) ve Ergin'in baskıları metni farklı biçimlerde okur.
  3. Reşîdüddin'in Câmiu't-tevârîh'indeki Farsça oğuznâme ilk İslâmî varyanttır: Türk tarihi Nuh'un oğlu Yafes'le başlar ve Oğuz Müslüman olarak doğar.
  4. Uygur varyantında Oğuz gök yüzlü, ateş ağızlı, al gözlü doğar; yalnızca ilk sütü («oguz») içer, et, çorba, şarap ister ve kırk günde büyür: olağanüstü doğum motifi.
  5. İki varyantta da bebek sütü reddeder: Uygur metninde bu kahramanın olağanüstü gücünün, İslâmî metinde bir inanç tanıklığının işaretidir; motif korunmuş, anlamı değişmiştir.

Kazanımlar

  • Oğuz Kağan Destanı'nın Uygur harfli nüshasını ve İslâmî varyantını tarih ve kaynaklarıyla tanıtabilir.
  • «Oğuznâme» teriminin dar ve geniş anlamını açıklayabilir.
  • Uygur varyantındaki doğum ve büyüme sahnesinde olağanüstü doğum motifini ve imgelerini çözümleyebilir.
  • Aynı motifin Uygur ve İslâmî varyantlarda nasıl farklı anlamlarla doldurulduğunu karşılaştırabilir.

Video metni

Soğuk açılış

Bir gün Ay Kağan'ın gözleri parlar ve bir erkek çocuk doğurur. Çocuğun yüzü gök rengindedir, ağzı ateş gibi kızıl, gözleri al, saçları ve kaşları karadır. Perilerden daha güzeldir. Annesinin göğsünden ilk sütü emer ve bir daha emmez. Çiğ et, çorba ve şarap ister. Konuşmaya başlar. Kırk gün sonra büyür, yürür ve oyun oynar.

Bu çocuğun adı Oğuz'dur. Aynı çocuğun doğumunu Fars dilinde yazan bir İlhanlı veziri ise bambaşka anlatır: Oğuz doğduğu gün annesine seslenir; sen Tanrı'ya inanmadıkça senin sütünü emmeyeceğim, der.

İki metinde de bebek sütü reddeder. Ama birinde bu, bir kahramanın olağanüstü gücünün işaretidir; öbüründe bir inancın.

Büyük soru

Bir halk kendi doğuşunu nasıl hayal eder? Ve aynı destan, çağlar ve inançlar değiştikçe nasıl dönüşür?

Bağlam

Önceki ünitede sözlü dönemin kısa türlerini gördük: koşuk, sagu, sav. Destan ise uzun soluklu bir anlatıdır: bir kahramanın, çoğu zaman bir halkın atasının doğuşunu, büyümesini, savaşlarını ve bir devlet kurmasını anlatır. Türk destanlarının en eski ve en önemlilerinden biri, Oğuzların atası sayılan Oğuz Kağan'ın destanıdır.

İslâm Ansiklopedisi'ne göre «Oğuznâme» adı geniş anlamda, Oğuzların köken mitlerini, destanlarını, şiir parçalarını, rivayetlerini, atasözlerini ve soy kütüklerini içeren sözlü ve yazılı metinler topluluğunu anlatır. Otuz kadar oğuznâme bilinir. Dar anlamda ise Oğuz Kağan'ın hayatını anlatan destan metinlerini adlandırır.

Ana anlatı — Uygur harfli nüsha

Destanın bugüne ulaşan en eski metni, Uygur harfleriyle yazılmış bir nüshadır. Bu nüsha bugün Paris'teki Fransa Millî Kütüphanesi'ndedir ve destanın en eski nüshası sayılır. Hangi müstensih tarafından, nerede ve ne zaman yazıldığı kesin olarak bilinmez; İslâm Ansiklopedisi onu aşağı yukarı on üçüncü yüzyılın son yıllarıyla bir sonraki yüzyılın ilk yılları arasında, Turfan'da, daha eski bir asıl nüshadan yazıya geçirilmiş bir metin olarak tanıtır.

Metin, Türk dünyasında birçok okumadan geçti. Willi Bang ile Reşit Rahmeti Arat 1932'de Almanya'da yeni bir çeviri yazı yayımladı; Arat metni 1936'da İstanbul'da günümüz Türkçesine çevirdi. Muharrem Ergin'in baskısı da bugün en çok başvurulan baskılar arasındadır. Bu baskılar, bazı sözcükleri birbirinden farklı okur. Örneğin Ay Kağan'ın doğumdan önce gözlerinin «yarıp» ya da «yarap» olması, «parladı» mı yoksa «ağrıdı» mı diye anlaşılması, bilginler arasında tartışmalıdır.

Destanın Uygur varyantı Oğuz'un doğumunu, büyümesini, halkı yiyip içen bir canavarı öldürmesini, iki kadınla evlenmesini ve altı oğlunun doğumunu anlatır. Sonra Oğuz büyük bir şölen verir ve kendini dünyanın dört yanının hükümdarı ilan eder. Gök yeleli, gök tüylü bir erkek kurdun yol göstermesiyle seferlere çıkar. Mitler dersinde, Oğuz'un bir göl ortasındaki ağacın kovuğunda oturan bir kızla evlendiği sahneyi görmüştük; destan böyle kutsal ve göksel işaretlerle doludur.

Ana anlatı — İslâmî varyant: aynı kahraman, yeni bir inanç

Oğuz Kağan'ın destanı yalnızca bir nüshada yaşamadı. On dördüncü yüzyılda İlhanlı veziri Reşîdüddin Fazlullah, Câmiu't-tevârîh adlı büyük tarih kitabında Farsça bir «Oğuznâme»ye yer verdi. İslâm Ansiklopedisi bu metni Oğuz destanlarının ilk İslâmî varyantı olarak tanıtır. Bu sürümde Türklerin tarihi Nuh peygamberin oğlu Yafes'le başlar. Yafes'in soyundan gelen Kara Han'ın oğlu Oğuz, Müslüman olarak dünyaya gelir.

Bu, bir destanın yeni bir inanç dünyasında nasıl yeniden anlatıldığının açık bir örneğidir. Kahraman aynıdır, olay örgüsünün büyük bölümü aynıdır: doğum, büyüme, savaşlar, dünyayı fethetme. Ama anlatının çerçevesi değişmiştir. Uygur varyantında Oğuz'un doğumu göksel bir ışıkla, Ay Kağan'ın gözlerinin parlamasıyla ilişkilidir. İslâmî varyantta ise bu doğum, kutsal tarihin içine, Nuh'un soyuna yerleştirilir.

Yaygın yanlış«Oğuz Kağan Destanı tek bir metindir; herkes onu aynı biçimde okur.»
Doğrusu

— Destanın birbirinden farklı varyantları vardır: Uygur harfli nüsha ile Reşîdüddin'in Farsça oğuznâmesi aynı kahramanı farklı inanç çerçevelerinde anlatır ve daha sonraki oğuznâmeler de bu geleneği sürdürür. Üstelik tek bir nüsha bile farklı okunur: bilginler aynı Uygur harfli sözcükleri farklı çeviri yazılarla ve farklı anlamlarla okuyabilir.

Metin anı

Uygur varyantının doğum sahnesinden, Muharrem Ergin'in baskısına göre iki bölüm:

Oşul ogulnung önglüki çıragı kök irdi, agızı ataş kızıl irdi, közleri al, saçları kaşları kara irdiler irdi. Yakşı nepsikilerdin körüglügrek irdi.
Oşul ogul anasınıng kögüzündün oguznı içip, mundın artıkrak içmedi. Yig et, aş, sürme tiledi. Tili kile başladı. Kırık kündin song bedükledi, yüridi, oynadı.

Bugünkü Türkçeyle: «O çocuğun yüzünün rengi gök idi, ağzı ateş kızıl idi, gözleri al, saçları ve kaşları kara idi. Güzel perilerden daha güzeldi. O çocuk anasının göğsünden ilk sütü içip bundan fazlasını içmedi. Çiğ et, çorba, şarap istedi. Dili açılmaya başladı. Kırk gün sonra büyüdü, yürüdü, oynadı.»

İlk cümle bir renk dizisidir: gök, ateş kızılı, al, kara. Bu renkler bir bebeğin gerçek görünüşünü anlatmaz; göğün, ateşin, gecenin renkleridir. Ali Duymaz bu cümlede ışık ve renk kavramlarıyla çocuğun organları arasındaki paralelliğin yalnızca bir benzetme olmadığını, kahramanı göksel ve ateşli bir varlık olarak kurduğunu savunur. Oğuz, doğarken bile bir insan değil, kozmik bir işarettir.

İkinci bölüm hızla ilgilidir. Oğuz yalnızca ilk sütü, «oguz»u içer. Duymaz'ın da belirttiği gibi, araştırmacılar bu sözcüğü genellikle «ilk süt» olarak anlar; kahramanın adı ile içtiği ilk süt arasında bir ses bağı kurulur. Sonra çocuk sütü bırakır ve yetişkinlerin yiyeceğini ister: çiğ et, çorba, şarap. Kırk gün sonra yürür ve oynar. Destanın zamanı, takvimin zamanı değildir; kırk, bir sayıdan çok bir tamamlanma işaretidir.

Şimdi Reşîdüddin'in varyantına dönelim. Orada da bebek sütü reddeder. Ama nedeni tamamen değişmiştir: Oğuz, annesi Tanrı'ya inanıp Müslüman olmadıkça sütünü emmeyecektir. Aynı hareket, yani sütü reddetmek, iki varyantta iki ayrı anlamla doldurulur. Uygur metninde bu, bir kahramanın bedeninin sıradan bir çocuğun ihtiyacını aşmasıdır. İslâmî metinde ise bir inanç tanıklığıdır. Motif korunmuş, anlamı değişmiştir.

Cevap ve bağlantı

Bir halk kendi doğuşunu nasıl hayal eder? Oğuz Kağan Destanı'nın cevabı: göksel bir ışıkla, ateş renkli bir bebekle, kırk günde büyüyen bir kahramanla, bir canavarı öldüren ve dünyanın dört yanına hükmeden bir atayla. Destan, bir boylar topluluğunun kendini ortak bir kökene, olağanüstü bir başlangıca bağlama biçimidir.

Aynı destan nasıl dönüşür? Varyantlar yoluyla. Uygur harfli nüsha kahramanı göksel işaretlerle kuşatır; Reşîdüddin'in Farsça oğuznâmesi onu Nuh'un soyuna ve İslâm'a bağlar. Motifler çoğu zaman korunur, ama anlamları yeni inançlarla yeniden doldurulur. Bu yüzden bir destanı okumak, tek bir metni değil, çağlar boyunca birbirine eklenen okumaları okumaktır.

Kapanış kancası

Oğuz Kağan bir dünya fatihi olarak doğar. Ama başka bir Türk anlatısı, bir halkın neredeyse tamamen yok olduğu bir felaketle başlar. Kurtulan birkaç kişi, dağlarla çevrili, girişi olmayan bir vadiye sığınır ve orada yüzyıllar boyunca çoğalır. Sonunda o dağı eritip dışarı çıkmak zorundadırlar. Kurtuluş, bir yurt arayışının başlangıcıdır.

Özet kartı

  1. Oğuz Kağan Destanı, Oğuzların atası sayılan Oğuz Kağan'ın doğuşunu, büyümesini, savaşlarını ve dünyaya hükmetmesini anlatır; «oğuznâme» adı geniş anlamda Oğuzlarla ilgili köken mitlerini, destanları ve soy kütüklerini içeren otuz kadar metni kapsar.
  2. En eski nüsha, Paris'teki Fransa Millî Kütüphanesi'nde bulunan Uygur harfli yazmadır; İslâm Ansiklopedisi onu XIII. yüzyıl sonu ile XIV. yüzyıl başında Turfan'da yazıya geçirilmiş sayar. Bang ile Arat'ın (1932) ve Ergin'in baskıları metni farklı biçimlerde okur.
  3. Reşîdüddin'in Câmiu't-tevârîh'indeki Farsça oğuznâme ilk İslâmî varyanttır: Türk tarihi Nuh'un oğlu Yafes'le başlar ve Oğuz Müslüman olarak doğar.
  4. Uygur varyantında Oğuz gök yüzlü, ateş ağızlı, al gözlü doğar; yalnızca ilk sütü («oguz») içer, et, çorba, şarap ister ve kırk günde büyür: olağanüstü doğum motifi.
  5. İki varyantta da bebek sütü reddeder: Uygur metninde bu kahramanın olağanüstü gücünün, İslâmî metinde bir inanç tanıklığının işaretidir; motif korunmuş, anlamı değişmiştir.

Kavram sözlüğü

TürkçeİngilizceKısa tanım
destanepicBir kahramanın ya da halk atasının olağanüstü doğuşunu, savaşlarını ve devlet kurmasını anlatan uzun anlatı
oğuznâmeOghuznameOğuzların köken mitlerini, destanlarını ve soy kütüklerini içeren metinler topluluğu
varyantvariantAynı anlatının temel olay örgüsünü koruyup ayrıntılarını ve anlamını değiştiren sürümü
olağanüstü doğummiraculous birthKahramanın doğumunun ışık, renk, hız ya da doğaüstü işaretlerle anlatılması
çeviri yazıtranscriptionBaşka alfabeyle yazılmış bir metnin sesleri gösterilerek Latin harfleriyle yeniden yazılması

Ünite quizi

  1. (Kazanım 1) Oğuz Kağan Destanı'nın en eski nüshası hakkında ne biliyoruz? Bu nüshayı kimler okuyup yayımladı?
  2. (Kazanım 2) «Oğuznâme» teriminin geniş ve dar anlamları nelerdir?
  3. (Kazanım 3) Doğum sahnesindeki renk dizisi (gök, ateş kızılı, al, kara) neyi anlatır? Ali Duymaz bu renkleri nasıl yorumlar?
  4. (Kazanım 3) Oğuz'un yalnızca ilk sütü içmesi ve kırk günde büyümesi destanın zaman anlayışı hakkında ne söyler?
  5. (Kazanım 4) Uygur varyantı ile Reşîdüddin'in varyantında bebeğin sütü reddetmesi nasıl farklı anlamlar kazanır?

Cevaplar

  1. Paris'teki Fransa Millî Kütüphanesi'nde bulunan Uygur harfli bir yazmadır ve destanın en eski nüshası sayılır; müstensihi, yeri ve tarihi kesin bilinmez, İslâm Ansiklopedisi onu XIII. yüzyıl sonu ile XIV. yüzyıl başında Turfan'da yazıya geçirilmiş sayar. Willi Bang ile Reşit Rahmeti Arat 1932'de yeni bir çeviri yazı yayımladı; Arat 1936'da Türkçe çevirisini çıkardı; Muharrem Ergin'in baskısı da yaygın olarak kullanılır.
  2. Geniş anlamda Oğuzların köken mitlerini, destanlarını, şiir parçalarını, rivayetlerini, atasözlerini ve soy kütüklerini içeren sözlü ve yazılı metinler topluluğudur; otuz kadar oğuznâme bilinir. Dar anlamda Oğuz Kağan'ın hayatını anlatan destan metinleridir.
  3. Bu renkler bir bebeğin gerçek görünüşünü değil, göğün, ateşin ve gecenin renklerini taşır; kahramanı kozmik, göksel bir varlık olarak kurar. Duymaz, ışık ve renk kavramlarıyla çocuğun organları arasındaki paralelliğin yalnızca bir benzetme olmadığını, kahramanın göksel niteliğini gösterdiğini savunur.
  4. Destanın zamanı takvimin zamanı değildir: kahraman sıradan bir çocuğun büyüme evrelerini birer kez ve çok hızlı geçer. Kırk sayı olarak değil, bir tamamlanma işareti olarak önemlidir; «oguz» (ilk süt) ile kahramanın adı arasında bir ses bağı da kurulur.
  5. Uygur varyantında bebek ilk sütten sonra sütü bırakıp yetişkin yiyeceği ister; bu, kahramanın bedeninin sıradan bir çocuğun ihtiyacını aştığını gösteren olağanüstü bir güç işaretidir. Reşîdüddin'in varyantında ise Oğuz, annesi Tanrı'ya inanıp Müslüman olmadıkça sütünü emmeyeceğini söyler; aynı hareket bir inanç tanıklığına dönüşür. Motif korunur, anlamı değişir.

Okuma

  • Oğuz Kağan Destanı'nın günümüz Türkçesine aktarılmış bir baskısı (Muharrem Ergin ya da Reşit Rahmeti Arat): doğum sahnesini, canavarla savaşı ve Oğuz'un hükümdarlık ilanını okuyun.
  • Ali Duymaz, «Oğuz Kağan Destanı'ndan Dede Korkut Kitabı'na Kahramanların Beden Tasvirlerinin Sembolik Anlamları Üzerine Değerlendirmeler», Millî Folklor, 76 (2007): kahramanın beden tasvirindeki simgeler.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Animasyon ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Video akışı

  • 0:00–0:50 Soğuk açılış: gece gökyüzünde parlayan bir ay; bir bebeğin yüzü gök rengine, ağzı ateş kızılına, gözleri ala boyanır. Bir takvimde kırk yaprak hızla koparılır ve bebek ayağa kalkıp yürür. Ardından Farsça bir el yazması sayfası; aynı bebek annesine başını çevirir.
  • 0:50–1:10 Büyük soru: bir soy ağacının kökünde tek bir ışık noktası.
  • 1:10–2:30 Bağlam: kısa türlerin küçük kartları (koşuk, sagu, sav) ile uzun bir destan tomarı yan yana. «Oğuznâme» sözcüğü otuz ayrı metnin kapağına dağılır.
  • 2:30–5:10 Ana anlatı — Uygur nüsha: Paris'te bir kütüphane rafı; Uygur harfli sayfalar. Aynı sözcük üç bilginin çeviri yazısında üç farklı biçimde belirir. Bir canavar, bir ağaç kovuğundaki kız, gök yeleli bir kurt ve dört yöne açılan bir harita.
  • 5:10–7:30 Ana anlatı — İslâmî varyant: bir İlhanlı veziri masasında Farsça yazar; bir soy çizgisi Nuh'tan Yafes'e, oradan Oğuz'a iner.
  • 7:30–10:00 Metin anı: renk dizisi tek tek belirir: gök, ateş, al, kara; her renk göğün, ateşin, gecenin bir görüntüsüne dönüşür. Bir kap ilk süt; ardından çiğ et, çorba, şarap. Ekran ikiye bölünür: iki bebek, ikisi de sütü reddeder; birinin arkasında gök ışığı, öbürünün arkasında bir mihrap kemeri.
  • 10:00–11:00 Cevap ve bağlantı: aynı motifin üzerine farklı çağlardan katmanlar biner, yarı saydam sayfalar gibi.
  • 11:00–11:30 Kapanış kancası: sarp dağlarla çevrili, girişi olmayan bir vadi; içinde küçük bir çadır topluluğu.

Telaffuz

  • Oğuz Kağan: «o-ĞUZ ka-ĞAN»; oğuznâme: «o-ğuz-naa-ME»; Ay Kağan: «AY ka-ĞAN».
  • Oşul ogulnung önglüki çıragı kök irdi: «o-ŞUL o-gul-NUNG öng-lü-Kİ çı-ra-GI KÖK ir-Dİ»; agızı ataş kızıl irdi: «a-gı-ZI a-TAŞ kı-ZIL ir-Dİ»; Kırık kündin song bedükledi, yüridi, oynadı: «kı-RIK kün-DİN SONG be-dük-le-Dİ, yü-ri-Dİ, oy-na-DI».
  • Reşîdüddin Fazlullah: «re-şii-düd-DİN faz-lul-LAH»; Câmiu't-tevârîh: «caa-mi-ut te-vaa-RİİH»; Yâfes: «yaa-FES».
  • Willi Bang: «Vİ-li BANG»; Reşit Rahmeti Arat: «re-ŞİT rah-me-Tİ a-RAT»; Muharrem Ergin: «mu-har-REM er-GİN»; Turfan: «tur-FAN».