İçeriğe geç

Ünite EDB-201-02 · Seviye 2A — Türk Edebiyatı Tarihi

Kam, ozan, baksı

EDB-201 İslamiyet Öncesi Türk Edebiyatı

1.971 kelime · yaklaşık 9 dakika okuma · anlatım 10 dk

  • kam
  • ozan
  • baksı
  • kopuz
  • vecd
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Eski Türk dünyasında sözün ve ezginin ustası farklı adlarla anıldı: kam, baksı ya da bahşı, ozan, sonraları âşık; bu adlar bazen aynı kişiyi, bazen birbirine yakın işleri anlatır.
  2. İslâm Ansiklopedisi'ne göre Altayca ve Tatarcada şamana kam, Kırgızca ve Kazakçada baksı denir; kam ruhlarla ilişki kurarak hastaları iyileştirir, kayıpları bulur ve bunu vecd içinde yapar; ama doğum, evlenme, ölüm ve defin törenlerinde işlevi yoktur.
  3. Orta Asya'da kamın ve baksının ritüel aracı kopuz gibi telli çalgılardır; bu çalgıların kökeni, şaman olduğuna inanılan Dede Korkut'un kopuzuna bağlanır.
  4. Ozan sözcüğü muhtemelen Moğolcadan gelir ve «çok konuşan kimse» demektir; Köprülü onu «ozmak» fiiline bağlar. Oğuz ozanları kopuzla destan anlatır; Dede Korkut Kitabı'nda «ozan dili çevük olur» denir. Ozanın yerini on beşinci yüzyıldan itibaren meddah ve âşık aldı.
  5. Dede Korkut Kitabı'nın girişinde Korkut Ata geleceği bilen, topluluğun müşkilini çözen ve hikâyeleri söyleyen biridir: kamın bilgisi, bilgenin öğüdü ve ozanın sözü tek bir efsanevi figürde birleşir.

Kazanımlar

  • Kam, ozan ve baksı adlarının kökenini ve Türk topluluklarındaki karşılıklarını açıklayabilir.
  • Kamın görevlerini ve bu görevlerde sözün, müziğin ve vecdin yerini anlatabilir.
  • Dede Korkut Kitabı'nın girişindeki Korkut Ata tasvirinde kâhinlik, danışmanlık ve anlatıcılığın nasıl birleştiğini çözümleyebilir.
  • Kam, ozan ve baksının rollerinin nerede örtüşüp nerede ayrıldığını tartışabilir.

Video metni

Soğuk açılış

Bozkırda bir çadırda hasta biri yatıyor. Bir adam içeri girer. Elinde bir çalgı vardır; tellerine küçük ziller, muskalar bağlanmıştır. Çalmaya başlar ve bir süre sonra kendinden geçer. Hastayı hasta eden ruhu bulmak için başka bir dünyaya yolculuğa çıkmıştır.

Yüzlerce yıl sonra, Anadolu'da bir düğünde başka bir adam aynı adı taşıyan bir çalgıyı eline alır: kopuz. Kalabalığa eski Oğuz beylerinin hikâyelerini anlatır. Kimin cömert, kimin cimri olduğunu bilir; sözü tez, dili çeviktir.

İki adam, iki farklı iş: biri hastayı iyileştirmeye, öbürü dinleyiciyi eğlendirmeye ve bilgilendirmeye çalışır. Ama ikisinin elinde aynı çalgı vardır ve ikisi de sözün gücüne dayanır.

Büyük soru

Eski Türk toplumlarında sözü söyleyen kimdi: bir şair mi, bir din adamı mı, bir hekim mi? Ve bu roller nasıl ayrıldı?

Bağlam

Önceki ünitede, yazıdan önceki Türk edebiyatının sığır, şölen ve yuğ gibi törenlerde yaşadığını gördük. Bir törenin bir sahnesi varsa, o sahnede konuşan biri de vardır. Bu ünitede o kişiye bakıyoruz.

Türk dünyasında sözün ve ezginin ustası farklı çağlarda, farklı topluluklarda farklı adlarla anıldı: kam, ozan, baksı ya da bahşı, sonraları âşık. Bu adlar bazen aynı kişiyi, bazen birbirine yakın ama ayrı işleri anlattı. Edebiyat tarihinde bu kişiler, hem bir din ya da inanç görevlisinin, hem bir sanatçının, hem de bir bilgenin izlerini taşıyan figürler olarak görülür.

Ana anlatı — kam ve baksı: ruhlarla konuşan

İslâm Ansiklopedisi'ndeki «Şamanizm» maddesine göre, batı dillerinde yaygınlaşan «şaman» sözcüğü Tunguzca kökenlidir ve 1600'lerin sonlarına doğru Rusçaya, oradan etnoloji literatürüne geçmiştir. Tatarca ve Altaycada aynı kişiye kam denir. Sözcük Eski Uygur metinlerinde, Kutadgu Bilig'de ve Codex Cumanicus'ta geçer. Yakutlar ona «oyun», Moğollar «böge», Kırgızlar ve Kazaklar ise baksı ya da bahşı der.

Aynı madde, kama başvurma sebeplerini sayar: ruhlarla bağlantıya girerek zorlukları aşmak, hastaları iyileştirmek, kayıp eşyaları ve onları çalanları bulmak, yağmur ya da rüzgâr getirmek, ölü ruhunu öbür dünyaya göndermek, avda şanssızlığı gidermek. Kam bu işi vecd içinde yapar: ya ruhu bedeninden ayrılarak başka bir dünyaya gider, ya da ruhlar onun içine girip ona ilham verir.

Bu işin aracı müziktir. Sibirya'da ve Altay'da kamın temel aracı davuldur. Ama Orta Asya'da, maddenin «İslâmlaştırılmış Şamanizm» ya da Baksılık dediği biçimde, temel ritüel araç telli çalgılardır: Kazak, Kırgız, Türkmen ve Karakalpaklarda kopuz, dombra, dutar. Madde bir ayrıntı daha ekler: bu çalgıların kökeni, kendisinin de bir şaman olduğuna inanılan Dede Korkut'un kopuzuna bağlanır. Kırgız ve Kazak şamanları ruhları kopuzla çağırır ve kovar.

Ana anlatı — ozan: sözü tez, dili çevik

Ozan sözcüğü başka bir yoldan gelir. İslâm Ansiklopedisi'nin «Ozan» maddesine göre sözcük muhtemelen Moğolcadan gelmiştir ve asıl anlamı «çok konuşan kimse»dir; «saz şairi» anlamını sonradan kazanmıştır. Fuad Köprülü ise sözcüğü «önce gelmek, ileri geçmek» anlamındaki «ozmak» fiiline bağlar. İki etimoloji iki ayrı resim çizer: biri sözün çokluğunu, öbürü önde olmayı, yarışta birinci gelmeyi vurgular.

Oğuzlar arasında ozanlar özel bir topluluktu. Ellerinde kopuzlarıyla dolaşır, düğünlerde ve çeşitli ziyafetlerde eski Oğuz destanlarını ve Dede Korkut hikâyelerini anlatırlardı. Dede Korkut Kitabı'nda ozanın nasıl biri olduğunu anlatan kısa bir cümle, birkaç hikâyede tekrarlanan bir kalıp olarak geçer: «At ayağı külüg, ozan dili çevük olur». Atın ayağı hızlı, ozanın dili çeviktir. Bir hikâye yıllar süren bir olayı birkaç cümlede geçmek istediğinde, bu kalıbı kullanır: ozanın dili, atın ayağı gibi zamanı hızla aşar.

Ozanın kamdan ayrıldığı yer açıktır. Ozanın işi ruhları çağırmak ya da hastayı iyileştirmek değil, topluluğun hafızasını taşımak, beylerin ve yiğitlerin adını yaşatmaktır. Madde, yerleşik hayata geçişle birlikte ozanların önemini yitirdiğini, on beşinci yüzyıldan itibaren yerlerini meddahlara ve âşıklara bıraktığını söyler. Anadolu'da ve Azerbaycan'da «âşık», Türkmenler arasında ise «baksı» ya da «bahşı» ozanın yerini aldı.

Yaygın yanlış«Kam, ozan ve baksı aynı şeyin farklı adlarıdır; eski Türklerde şair her zaman aynı zamanda din adamı ve hekimdi.»
Doğrusu

— Roller örtüşür ama özdeş değildir. İslâm Ansiklopedisi'ne göre kamın asıl işi ruhlarla ilişki kurmak ve hastaları iyileştirmektir; doğum, evlenme, ölüm ve defin törenlerinde ise işlevi yoktur. Ozanın işi destan anlatmak ve topluluğun hafızasını taşımaktır. Baksı sözcüğü bir toplulukta şamanı, başka bir toplulukta saz şairini anlatır. Ortak olan, sözün, ezginin ve çalgının gücüdür; ama bu güç farklı ellerde farklı işlere yarar.

Metin anı

Dede Korkut Kitabı'nın girişi, hikâyeleri anlatan ya da derleyen kabul edilen Korkut Ata'yı şöyle tanıtır:

Resul aleyhisselam zamanına yakın bayat boyından korkut ata dirler bir er kopdı oguzun ol kişi tamam bilincisiydi ne der ise olur ıdı. gâyibden dürlü haber söyler idi hak teala anun gönline ilham eder idi. [...] korkut ata oguz kavmınun müşkilini hallederdi. her ne iş olsa korkut ataya tanışmayınca işlemezler idi.

Bugünkü Türkçeyle: «Peygamber zamanına yakın, Bayat boyundan Korkut Ata denen bir er ortaya çıktı. Oğuz'un tam bilicisiydi; ne derse olurdu. Gaipten türlü haber söylerdi; Tanrı onun gönlüne ilham ederdi. [...] Korkut Ata Oğuz kavminin müşkilini hallederdi. Her ne iş olsa Korkut Ata'ya danışmadan yapmazlardı.»

Bu kısa tasvirde bir kişi üç işi birden yapar. İlki geleceği bilmektir: «ne derse olurdu», «gaipten haber söylerdi». Bu, kamın ruhlar dünyasına yolculuğuna benzer bir güçtür; ama metin onu İslâmî bir dille anlatır: bilgi ruhlardan değil, gönlüne ilham eden Tanrı'dan gelir. Eski bir figür yeni bir inancın kelimeleriyle yeniden giydirilmiştir.

İkinci iş danışmanlıktır: Korkut Ata topluluğun müşkilini çözer; hiçbir iş ona danışılmadan yapılmaz. Bu, bir bilgenin, bir akil adamın rolüdür. Ve kitabın geri kalanı üçüncü işi gösterir: her hikâyenin sonunda Dede Korkut gelir, hikâyeyi söyler ve düzenler. Sözlü kültür üzerine konuştuğumuz ünitede gördüğümüz o kapanış kalıbı, «dedem korkut boyu boyladı soy soyladı», onu bir ozan, bir anlatıcı olarak sahneye çıkarır.

Böylece Korkut Ata'da kamın bilgisi, bilgenin öğüdü ve ozanın sözü tek bir kişide birleşir. Ama bu birleşme bir tarih kaydı değil, bir kuruluş efsanesidir. Oğuzlar sözün ustasını, geleceği bilen ve topluluğa yön veren birine dönüştürerek anmışlardır. İslâm Ansiklopedisi'nin aktardığı inanç, yani Orta Asya'da kopuzun kökeninin Dede Korkut'a bağlanması, bu efsanenin bozkırın öbür ucunda da yaşadığını gösterir.

Cevap ve bağlantı

Bozkırda sözü kim söylüyordu? Tek bir kişi değil, birbirine yakın birkaç figür. Kam ve baksı ruhlar dünyasıyla konuşuyor, hastaları iyileştiriyor, bunu çalgı ve söz eşliğinde, vecd içinde yapıyordu. Ozan, topluluğun hafızasını taşıyor, destanları kopuzuyla anlatıyordu. Hepsinin ortak aracı sözün ve ezginin gücüydü.

Bu roller nasıl ayrıldı? Yavaş yavaş ve tam olarak hiç ayrılmadan. Yerleşik hayat, yeni bir din ve yeni kurumlar geldikçe ozanın yerini meddah ve âşık aldı; bir topluluğun şamanının adı olan baksı, başka bir toplulukta saz şairinin adı oldu. Korkut Ata'nın figürü ise bu rollerin bir zamanlar tek bir kişide toplanabildiğine dair bir hatıra olarak kaldı. Anadolu âşığının elindeki bağlama, o hatıranın bugüne uzanan tellerinden biridir.

Kapanış kancası

Kam hastanın başında, ozan düğün meydanında ne söylüyordu? Sözlerinin çoğu kayboldu, ama türleri kaldı. Bir sevinci ya da bir doğa manzarasını dile getiren koşuklar, bir ölünün ardından yakılan sagular, bir hayat dersini tek bir cümleye sığdıran savlar. Bozkırın ilk edebî türleri, bu seslerin geride bıraktığı biçimlerdir.

Özet kartı

  1. Eski Türk dünyasında sözün ve ezginin ustası farklı adlarla anıldı: kam, baksı ya da bahşı, ozan, sonraları âşık; bu adlar bazen aynı kişiyi, bazen birbirine yakın işleri anlatır.
  2. İslâm Ansiklopedisi'ne göre Altayca ve Tatarcada şamana kam, Kırgızca ve Kazakçada baksı denir; kam ruhlarla ilişki kurarak hastaları iyileştirir, kayıpları bulur ve bunu vecd içinde yapar; ama doğum, evlenme, ölüm ve defin törenlerinde işlevi yoktur.
  3. Orta Asya'da kamın ve baksının ritüel aracı kopuz gibi telli çalgılardır; bu çalgıların kökeni, şaman olduğuna inanılan Dede Korkut'un kopuzuna bağlanır.
  4. Ozan sözcüğü muhtemelen Moğolcadan gelir ve «çok konuşan kimse» demektir; Köprülü onu «ozmak» fiiline bağlar. Oğuz ozanları kopuzla destan anlatır; Dede Korkut Kitabı'nda «ozan dili çevük olur» denir. Ozanın yerini on beşinci yüzyıldan itibaren meddah ve âşık aldı.
  5. Dede Korkut Kitabı'nın girişinde Korkut Ata geleceği bilen, topluluğun müşkilini çözen ve hikâyeleri söyleyen biridir: kamın bilgisi, bilgenin öğüdü ve ozanın sözü tek bir efsanevi figürde birleşir.

Kavram sözlüğü

TürkçeİngilizceKısa tanım
kamqam, shamanRuhlarla ilişki kurarak hastaları iyileştiren, kayıpları bulan Altay ve Tatar şamanı
ozanbardKopuzuyla destan anlatan, doğaçlama söz söyleyen Oğuz saz şairi
baksıbaksy, bakhshiKırgız ve Kazaklarda şaman, Türkmenlerde saz şairi
kopuzqopuzŞamanların ruhları çağırmak, ozanların destan anlatmak için kullandığı telli çalgı
vecdecstasy, tranceKamın görevi sırasında girdiği, ruhlar dünyasına yolculuk ettiğine inanılan kendinden geçme hâli

Ünite quizi

  1. (Kazanım 1) Kam, baksı ve ozan sözcüklerinin kökenleri ve hangi Türk topluluklarında kullanıldıkları hakkında ne biliyoruz?
  2. (Kazanım 2) İslâm Ansiklopedisi'ne göre kama hangi sebeplerle başvurulur? Kam bu görevleri nasıl yerine getirir?
  3. (Kazanım 3) Dede Korkut Kitabı'nın girişinde Korkut Ata hangi üç işi birlikte yapar? Metnin «Tanrı onun gönlüne ilham ederdi» demesi neden önemlidir?
  4. (Kazanım 4) «Kam, ozan ve baksı aynı şeyin farklı adlarıdır» görüşü neden yanlıştır?
  5. (Kazanım 4) Kopuz, kam ile ozan arasındaki ilişkiyi nasıl gösterir?

Cevaplar

  1. «Şaman» Tunguzca kökenlidir ve XVII. yüzyılda Rusça yoluyla yayılmıştır; Tatarca ve Altaycada karşılığı kamdır; Kırgızca ve Kazakçada baksı ya da bahşı denir. Ozan muhtemelen Moğolcadan gelir ve «çok konuşan kimse» demektir; Köprülü onu «ozmak» (önce gelmek) fiiline bağlar; Oğuzlarda saz şairinin adıdır ve Türkmenlerde sonraları yerini baksı almıştır.
  2. Ruhlarla bağlantıya girerek zorlukları aşmak, hastaları iyileştirmek, kayıp eşyaları ve çalanları bulmak, yağmur ya da rüzgâr getirmek, ölü ruhunu öbür dünyaya göndermek, avda şanssızlığı gidermek için. Kam bunu vecd içinde yapar: ya ruhu bedeninden ayrılarak başka bir dünyaya gider ya da ruhlar onun içine girip ona ilham verir; bu işte çalgı ve müzik temel araçtır.
  3. Geleceği bilir («ne derse olurdu», «gaipten haber söylerdi»), topluluğun müşkilini çözen bir danışmandır ve kitabın hikâyelerini söyleyen anlatıcıdır. «Tanrı onun gönlüne ilham ederdi» ifadesi, kamın ruhlardan gelen bilgisine benzeyen bir gücü İslâmî bir dille anlatır; eski bir figürün yeni bir inancın kelimeleriyle yeniden giydirildiğini gösterir.
  4. Çünkü roller örtüşse de özdeş değildir: kamın asıl işi ruhlarla ilişki kurmak ve hastaları iyileştirmektir, doğum, evlenme, ölüm ve defin törenlerinde işlevi yoktur; ozanın işi destan anlatmak ve topluluğun hafızasını taşımaktır; baksı bir toplulukta şamanı, başka bir toplulukta saz şairini anlatır.
  5. Orta Asya'da kopuz şamanların ruhları çağırıp kovmak için kullandığı ritüel araçtır; Oğuzlarda ise ozanın destan anlatırken çaldığı çalgıdır. Kökeninin Dede Korkut'a bağlanması, aynı çalgının hem ritüel hem sanat işlevi gördüğünü ve iki rolün aynı kaynaktan beslendiğini gösterir.

Okuma

  • Dede Korkut Kitabı, Giriş: Türkçe Vikikaynak'taki Dresden nüshası aktarımı; Korkut Ata'nın tasvirini ve sonraki öğüt sözlerini okuyun.
  • Harun Güngör, «Şamanizm» ve Nurettin Albayrak, «Ozan», TDV İslâm Ansiklopedisi (çevrimiçi).

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Animasyon ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Video akışı

  • 0:00–0:50 Soğuk açılış: loş bir keçe çadırda yatan bir hasta; içeri giren bir figürün elinde tellerine ziller ve muskalar bağlı bir kopuz. Figür çalarken çadırın tavanı açılır ve bir ruh yolculuğu çizgisi göğe yükselir. Ardından bir Anadolu düğün meydanı; aynı biçimde bir kopuz, çevresinde dinleyen kalabalık.
  • 0:50–1:10 Büyük soru: üç şapka ya da üç gölge: bir şair, bir din adamı, bir hekim; üçü birbirine karışır.
  • 1:10–2:20 Bağlam: önceki ünitenin üç tören ikonu; her birinin ortasında konuşan bir figürün boş silueti.
  • 2:20–4:50 Ana anlatı — kam ve baksı: Sibirya'dan Orta Asya'ya uzanan bir harita; her toplulukta şaman için kullanılan ad belirir: kam, oyun, böge, baksı. Bir davul yerini telli bir çalgıya bırakır.
  • 4:50–7:10 Ana anlatı — ozan: dörtnala koşan bir atın ayakları ile hızla konuşan bir ağız aynı ritimde. Bir zaman şeridinde ozan figürü önce meddaha, sonra âşığa dönüşür; Türkmen bozkırında bir baksı.
  • 7:10–9:40 Metin anı: bir el yazması sayfası; Korkut Ata'nın silueti üç parçaya ayrılır: gaipten haber veren göz, topluluğa yön veren el, kopuz çalan parmaklar. Sonra üç parça yeniden birleşir.
  • 9:40–10:50 Cevap ve bağlantı: bir kopuzun telleri uzar ve bugünkü bir bağlamanın tellerine dönüşür.
  • 10:50–11:20 Kapanış kancası: üç yaprak üzerine yazılmış üç sözcük: koşuk, sagu, sav.

Telaffuz

  • kam: «KAM»; baksı: «bak-SI»; bahşı: «bah-ŞI»; ozan: «o-ZAN»; kopuz: «ko-PUZ»; vecd: «VECD».
  • böge: «bö-GE»; Codex Cumanicus: «KO-deks ku-MA-ni-kus»; Kutadgu Bilig: «ku-tad-GU bi-LİG».
  • korkut ata dirler bir er kopdı: «kor-KUT a-TA dir-LER bir ER kop-DI»; gâyibden dürlü haber söyler idi: «gaa-yib-DEN dür-LÜ ha-BER söy-LER i-Dİ»; at ayagı külüg, ozan dili çevük olur: «AT a-ya-GI kü-LÜG, o-ZAN di-Lİ çe-VÜK o-LUR».