İçeriğe geç

Ünite EDB-110-03 · Seviye 1 — Temel

İroni

EDB-110 Metni Yorumlamaya Giriş

2.006 kelime · yaklaşık 9 dakika okuma · anlatım 10 dk

  • ironi
  • sözel ironi
  • durum ironisi
  • dramatik ironi
  • iğneleme
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. İroni, söylenen ile kastedilen, beklenen ile gerçekleşen ya da karakterin bildiği ile okurun bildiği arasında bilinçli olarak kurulan uyumsuzluktur; adı antik komedideki kendini olduğundan az gösteren eiron tipinden gelir.
  2. Sözel ironide söylenenden farklı bir şey kastedilir; Swift'in Mütevazı Bir Öneri'si (1729) korkunç bir öneriyi ekonomi raporunun ve yemek kitabının soğukkanlı diliyle sunarak yoksullara kayıtsız düzeni hedef alır.
  3. İğneleme, incitmek için kullanılan saldırgan bir sözel ironi biçimidir; her iğneleme ironiktir ama her ironi iğneleme değildir.
  4. Durum ironisinde olaylar beklenenin tersine, çoğu zaman o beklentiyi doğuran eylem yüzünden sonuçlanır (Nasreddin Hoca'nın kazanı); dramatik ironide okur karakterin bilmediğini bilir (Clover'ın duvar önündeki sahnesi).
  5. O. Henry'nin «Müneccimlerin Armağanı» (1905) işe yaramaz hâle gelen armağanlarla bir durum ironisi kurar; anlatıcının «iki aptal çocuk» deyip onları «en bilgeler» ilan etmesi ise şefkatli bir sözel ironidir.

Kazanımlar

  • İroninin üç türünü, sözel, durum ve dramatik ironiyi, birer örnekle tanımlayabilir.
  • Swift'in Mütevazı Bir Öneri'sinde sözel ironiyi okura haber veren işaretleri gösterebilir.
  • O. Henry'nin «Müneccimlerin Armağanı» öyküsünün sonunda durum ironisi ile anlatıcının sözel ironisinin nasıl birleştiğini çözümleyebilir.
  • İroniyi iğnelemeden ayırıp ironinin şefkatli de olabileceğini tartışabilir.

Video metni

Soğuk açılış

Dublin, 1729. İsimsiz bir broşür yayımlanır. Başlığı ağırbaşlı ve yardımseverdir: İrlanda'daki yoksul çocukların anne babalarına ve ülkelerine yük olmasını önlemek için mütevazı bir öneri. Yazar sakin, hesaplı, iyi niyetli bir sesle konuşur. Yoksulluğun rakamlarını verir, nüfusu hesaplar, gideri ve geliri karşılaştırır.

Sonra önerisini açıklar: bir yaşına gelmiş sağlıklı bebekler zenginlere yiyecek olarak satılmalıdır. Haşlanmış, kızartılmış, fırında pişmiş ya da kaynatılmış. Hesaplarını da yapmıştır: kaç çocuk damızlık ayrılacak, kaç tanesi satılacak, bir bebekten kaç kişilik yemek çıkacak.

Yazar Jonathan Swift'tir. Ve bir yazar söylediği şeyin tam tersini kastettiğinde, edebiyat buna bir ad verir.

Büyük soru

Bir metin söylediğinin tam tersini kastediyorsa, okur bunu nasıl anlar? Ve ironi yalnızca sözcüklerde mi vardır, yoksa olaylarda da mı?

Bağlam

Hayvan Çiftliği'nin duvarında kalan «daha eşit» cümlesi, söylediği ile kastettiği arasında bir uçurum açıyordu. Bu uçurumun adı ironidir.

Sözcük Yunancadan gelir. Antik komedide eiron, kendini olduğundan daha az bilgili ya da daha zayıf gösteren, bu yolla karşısındakini tuzağa düşüren tipti. Platon'un diyaloglarında Sokrates de çoğu zaman bir şey bilmiyormuş gibi davranarak karşısındakinin bildiğini sandığı şeyi çökertir. Klasik belagatte buna en yakın sanatın tecahül-i ârif, yani bilenin bilmezlikten gelmesi olduğunu söz sanatları dersinde görmüştük.

İroni tek bir şey değildir. Edebiyat incelemesi genellikle üç türünü ayırır. Sözel ironide bir kişi ya da anlatıcı söylediğinden farklı, çoğu zaman tersini kasteder. Durum ironisinde olaylar beklenenin tam tersine sonuçlanır, çoğu zaman da tam bu beklentiyi doğuran eylem yüzünden. Dramatik ironide ise okur ya da seyirci, bir karakterin bilmediği bir şeyi bilir.

Ana anlatı — sözel ironi: Swift'in hesapları

Swift'in önerisi, sözel ironinin en ünlü örneklerinden biridir. Okur, yazarın gerçekten bebeklerin yenmesini önermediğini anlar. Nasıl? Çünkü ironi, okura kendini belli eden işaretler bırakır.

Birinci işaret, sesle konu arasındaki uyumsuzluktur. Yazar korkunç bir öneriyi bir ekonomi raporunun soğukkanlı diliyle sunar:

I have been assured by a very knowing American of my acquaintance in London, that a young healthy child well nursed, is, at a year old, a most delicious nourishing and wholesome food, whether stewed, roasted, baked, or boiled; and I make no doubt that it will equally serve in a fricasee, or a ragoust.

Bugünkü Türkçeyle: «Londra'da tanıdığım çok bilgili bir Amerikalı bana, iyi beslenmiş sağlıklı bir çocuğun bir yaşındayken, ister haşlanmış, ister kızartılmış, fırında ya da kaynatılmış olsun, son derece lezzetli, besleyici ve sağlıklı bir yiyecek olduğunu temin etti; bir fırikaseye ya da yahniye de aynı ölçüde yakışacağından hiç kuşkum yok.»

Cümlenin korkunçluğu, içeriğinden çok tonundan gelir: bir yemek kitabının diliyle, pişirme yöntemlerinin sıralanışıyla, «hiç kuşkum yok» diyen kendinden emin bir kibarlıkla. İkinci işaret abartıdır: öneri o kadar aşırıdır ki kimse onu ciddiye alamaz. Üçüncü işaret ise hedeftir. Swift'in gerçek hedefi bebekleri yemek değil, İrlandalı yoksulları zaten «tüketen» ekonomik düzene ve onlara bir mal gibi bakan zihniyete kayıtsız kalanlardır. Öneri, bu kayıtsızlığı son mantıksal sonucuna kadar götürerek görünür kılar.

İroniyi sık sık karıştırılan bir akrabasından ayırmak gerekir. İğneleme, bir kişiyi incitmek ya da küçük düşürmek için kullanılan, açık ve saldırgan bir sözel ironi biçimidir. «Ne kadar da çalışkansın!» sözünü tembel bir arkadaşa söylemek iğnelemedir. Her iğneleme ironiktir, ama her ironi iğneleme değildir; ironi şefkatli, hüzünlü, hatta sevgi dolu da olabilir.

Yaygın yanlış«İroni, alay etmek ya da iğnelemek demektir.»
Doğrusu

— İğneleme ironinin yalnızca bir biçimidir. İroni, söylenen ile kastedilen, beklenen ile gerçekleşen ya da bilinen ile bilinmeyen arasındaki her bilinçli uyumsuzluğu kapsar. Swift'in ironisi öfkelidir, ama O. Henry'nin bu ünitede okuyacağımız öyküsündeki ironi şefkatlidir; kimseyi incitmez, tersine karakterlerini yüceltir.

Ana anlatı — durum ve dramatik ironi

Durum ironisinin en sevilen örneklerinden biri Nasreddin Hoca fıkralarındadır. Hoca komşusundan bir kazan ödünç alır ve geri verirken içine küçük bir tencere koyar: kazanınız doğurdu, der. Komşu bu saçmalığı, işine geldiği için, sevinerek kabul eder. Bir süre sonra Hoca kazanı yeniden ödünç alır ve bu kez geri getirmez: kazanınız öldü, der. Komşu itiraz eder: kazan ölür mü? Hoca'nın cevabı hazırdır: doğurduğuna inandın da öldüğüne neden inanmıyorsun? Komşunun açgözlülükle kabul ettiği mantık, sonunda kendi aleyhine döner. Beklenenin tam tersi, tam da o beklentiyi doğuran eylem yüzünden gerçekleşir.

Dramatik ironiyi daha önce iki kez gördük: kurmacada kaybolmak üzerine konuştuğumuz ünitede, Emma'nın okurunun karakterlerden fazlasını bilmesinde; trajedi ünitesinde, Oidipus'a müjde getiren habercinin sözlerinin aslında felaketi haber vermesinde. Önceki ünitenin metin anı da bir dramatik ironiydi: okur duvardaki cümlenin ne anlama geldiğini bilir, gözleri zayıflamış Clover ise yalnızca bir şeylerin değiştiğini sezer. Dramatik ironinin gerilimi, bu bilgi farkından doğar: okur karakterin önünde duran uçurumu görür, karakter görmez.

Metin anı

O. Henry'nin «Müneccimlerin Armağanı» öyküsü ilk kez 10 Aralık 1905'te bir gazetede yayımlandı. New York'ta küçük bir dairede yaşayan yoksul bir çift, Della ve Jim, birbirine Noel armağanı almak ister. Della'nın tek hazinesi dizlerine kadar inen saçı, Jim'in tek hazinesi babasından kalan altın saatidir. Della saçını satar ve Jim'in saatine bir platin kordon alır. Jim ise saatini satar ve Della'nın yıllardır bir vitrinde hayran hayran baktığı kaplumbağa kabuğundan tarakları alır. Öykünün son paragrafı:

The magi, as you know, were wise men—wonderfully wise men—who brought gifts to the Babe in the manger. [...] And here I have lamely related to you the uneventful chronicle of two foolish children in a flat who most unwisely sacrificed for each other the greatest treasures of their house. But in a last word to the wise of these days let it be said that of all who give gifts these two were the wisest.

Bugünkü Türkçeyle: «Müneccimler, bildiğiniz gibi, bilge adamlardı, harikulade bilge adamlar; yemlikteki Bebek'e armağanlar getirmişlerdi. [...] Ve ben size burada, bir apartman dairesinde, evlerinin en büyük hazinelerini birbirleri için hiç akıllıca olmayan bir biçimde feda eden iki aptal çocuğun olaysız hikâyesini beceriksizce anlattım. Ama günümüzün bilgelerine son bir söz olarak şunu söyleyelim: armağan verenlerin hepsi içinde en bilgeleri bu ikisiydi.»

Öykü önce bir durum ironisi kurar. İki armağan da işe yaramaz hâle gelmiştir: saati olmayan adama saat kordonu, saçı olmayan kadına taraklar. Her biri ötekini mutlu etmek için yaptığı fedakârlıkla ötekinin armağanını boşa çıkarmıştır. Beklenen sevinç, tam da o sevinç için yapılan eylemler yüzünden gerçekleşmez.

Ama son paragraf bu durum ironisinin üzerine bir sözel ironi daha ekler, ve yönünü tersine çevirir. Anlatıcı önce Della ile Jim'i «iki aptal çocuk» diye anar, fedakârlıklarını «hiç akıllıca olmayan» bulur, kendi anlatısını da «beceriksiz» ve «olaysız» diye küçümser. Okur bu sözleri düz anlamıyla almaz; anlatıcının kendi karakterlerini küçümsemediğini, onları koruduğunu sezer. Ve son cümle ironinin maskesini düşürür: en bilgeler bu ikisiydi.

Burada ironi iğneleme değildir; bir şefkat biçimidir. Hesap açısından aptalca olan, sevgi açısından en akıllıcadır. İki ölçü arasındaki uyumsuzluk, öykünün bütün anlamını taşır. Swift'in ironisi bir düzeni mahkûm etmek içindi; O. Henry'ninki iki yoksul insanı yüceltmek için.

Cevap ve bağlantı

Bir metin söylediğinin tersini kastediyorsa okur bunu nasıl anlar? İşaretlerden: ton ile içerik arasındaki uyumsuzluktan, abartıdan, bağlamdan ve yazarın hedefinden. Swift'in yemek kitabı dili, O. Henry'nin «aptal çocuklar» dediği ve sonra «en bilgeler» ilan ettiği karakterler, okuru yüzeyin ötesine çağırır. Önceki iki ünitenin sorusu burada da geçerlidir: ironik bir okuma da ancak metindeki somut işaretlere yaslandığında güven verir.

İroni yalnızca sözcüklerde mi vardır? Hayır. Nasreddin Hoca'nın kazanı olaylardaki ironiyi, Clover'ın duvar önündeki sahnesi okurla karakter arasındaki bilgi farkını gösterir. Ve O. Henry'nin öyküsü üç türün bir arada çalışabileceğini: durum ironisi olay örgüsünde, sözel ironi anlatıcının sesinde, okurun karakterlerden önce anladığı an da okuma deneyiminde.

Kapanış kancası

İroni okurdan bir seçim yapmasını ister: söyleneni mi alacaksın, kastedileni mi? Swift'in öfkesi, O. Henry'nin şefkati bu seçimi kolaylaştıran işaretler bırakır. Ama bazı metinler bu işaretleri bilerek esirger. Bir öykü tam en önemli anda biter ve okur ne olduğunu hiçbir zaman öğrenemez; bir cümle iki ayrı anlama da aynı güçle açılır. Metin, okura hangisini seçeceğini söylemeyi reddettiğinde ne olur?

Özet kartı

  1. İroni, söylenen ile kastedilen, beklenen ile gerçekleşen ya da karakterin bildiği ile okurun bildiği arasında bilinçli olarak kurulan uyumsuzluktur; adı antik komedideki kendini olduğundan az gösteren eiron tipinden gelir.
  2. Sözel ironide söylenenden farklı bir şey kastedilir; Swift'in Mütevazı Bir Öneri'si (1729) korkunç bir öneriyi ekonomi raporunun ve yemek kitabının soğukkanlı diliyle sunarak yoksullara kayıtsız düzeni hedef alır.
  3. İğneleme, incitmek için kullanılan saldırgan bir sözel ironi biçimidir; her iğneleme ironiktir ama her ironi iğneleme değildir.
  4. Durum ironisinde olaylar beklenenin tersine, çoğu zaman o beklentiyi doğuran eylem yüzünden sonuçlanır (Nasreddin Hoca'nın kazanı); dramatik ironide okur karakterin bilmediğini bilir (Clover'ın duvar önündeki sahnesi).
  5. O. Henry'nin «Müneccimlerin Armağanı» (1905) işe yaramaz hâle gelen armağanlarla bir durum ironisi kurar; anlatıcının «iki aptal çocuk» deyip onları «en bilgeler» ilan etmesi ise şefkatli bir sözel ironidir.

Kavram sözlüğü

TürkçeİngilizceKısa tanım
ironiironySöylenen ile kastedilen, beklenen ile gerçekleşen ya da bilinen ile bilinmeyen arasındaki bilinçli uyumsuzluk
sözel ironiverbal ironySöylenenden farklı, çoğu zaman tersinin kastedilmesi
durum ironisisituational ironyOlayların beklenenin tersine, çoğu zaman beklentiyi doğuran eylem yüzünden sonuçlanması
dramatik ironidramatic ironyOkurun, karakterin bilmediği bir gerçeği bilmesinden doğan gerilim
iğnelemesarcasmİncitmek ya da küçümsemek için kullanılan açık ve saldırgan sözel ironi

Ünite quizi

  1. (Kazanım 1) İroninin üç türünü tanımlayın ve bu ünitedeki birer örnekle eşleştirin.
  2. (Kazanım 2) Swift'in önerisinin ciddi olmadığını okura haber veren üç işaret nedir? Swift'in gerçek hedefi kimdir?
  3. (Kazanım 1) Nasreddin Hoca'nın kazan fıkrası neden bir durum ironisidir?
  4. (Kazanım 3) «Müneccimlerin Armağanı»nın sonunda durum ironisi ile sözel ironi nasıl birleşir?
  5. (Kazanım 4) İroni ile iğneleme arasındaki fark nedir? O. Henry'nin ironisi neden iğneleme değildir?

Cevaplar

  1. Sözel ironi: söylenenden farklı, çoğu zaman tersinin kastedilmesi (Swift'in önerisi, O. Henry'nin anlatıcısının «iki aptal çocuk» demesi). Durum ironisi: olayların beklenenin tersine sonuçlanması (Nasreddin Hoca'nın kazanı, Della ile Jim'in işe yaramayan armağanları). Dramatik ironi: okurun karakterin bilmediğini bilmesi (Clover'ın duvardaki cümlenin anlamını kavrayamaması).
  2. Ton ile içerik arasındaki uyumsuzluk (korkunç bir öneri bir ekonomi raporu ve yemek kitabı diliyle sunulur); abartı (öneri ciddiye alınamayacak kadar aşırıdır); bağlam ve hedef (yoksulluk ve ona kayıtsız kalanlar). Gerçek hedef, İrlandalı yoksulları bir mal gibi gören ekonomik düzen ve ona kayıtsız kalanlardır.
  3. Çünkü komşunun işine geldiği için kabul ettiği «kazan doğurdu» mantığı, sonunda «kazan öldü» sözüyle kendi aleyhine döner. Beklenen kazanç, tam da o beklentiyi doğuran kabullenme yüzünden kayba dönüşür.
  4. Olay örgüsünde iki armağan da işe yaramaz hâle gelir: saati satılmış adama saat kordonu, saçı satılmış kadına taraklar; bu bir durum ironisidir. Anlatıcı ise Della ile Jim'i önce «iki aptal çocuk» diye anıp fedakârlıklarını «hiç akıllıca olmayan» bulur, sonra onları «en bilgeler» ilan eder; bu sözel ironi, durum ironisinin yönünü tersine çevirip karakterleri yüceltir.
  5. İğneleme, bir kişiyi incitmek ya da küçümsemek için kullanılan açık ve saldırgan bir sözel ironidir; ironi ise her türlü bilinçli uyumsuzluğu kapsar ve şefkatli olabilir. O. Henry'nin anlatıcısı karakterlerini küçümser gibi görünür ama aslında onları korur ve sonunda yüceltir; amacı incitmek değil, sevginin ölçüsünü hesabın ölçüsünden ayırmaktır.

Okuma

  • Jonathan Swift, A Modest Proposal (1729): İngilizce metin Project Gutenberg'de; metnin ilk paragraflarının yoksulluğu ne kadar gerçekçi anlattığına dikkat edin.
  • O. Henry, «Müneccimlerin Armağanı» (1905): öyküyü baştan sona okuyup anlatıcının kendi anlatısı hakkında söylediği her cümleyi işaretleyin.
  • Nasreddin Hoca fıkralarından «Kazan Doğurdu»: Türkçe Vikikaynak'ta.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Animasyon ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Video akışı

  • 0:00–0:50 Soğuk açılış: 1729 Dublin'inde bir broşür; kapağında ağırbaşlı bir başlık. Sayfalarda nüfus tabloları ve hesaplar. Son sayfada bir yemek tarifi kartı belirir; kartın üstüne bir soru işareti düşer.
  • 0:50–1:10 Büyük soru: bir yüz iki farklı ifadeyi aynı anda taşır: dudaklar bir şey söyler, gözler başka bir şey.
  • 1:10–2:40 Bağlam: antik bir komedi sahnesinde kendini küçük gösteren bir maske; Sokrates'in karşısındaki kendinden emin bir muhatap. Üç kapı açılır: «söz», «olay», «bilgi».
  • 2:40–5:10 Ana anlatı — sözel ironi: bir ekonomi raporunun grafikleri bir yemek kitabının sayfalarına dönüşür; pişirme yöntemleri tek tek sıralanır. Sayfanın arkasında gerçek hedef belirir: aç bir aile ile kayıtsız bir malikâne.
  • 5:10–7:30 Ana anlatı — durum ve dramatik ironi: Hoca bir kazanı geri verir, içinden küçük bir tencere çıkar; sonra kazan hiç dönmez. Ardından ahır duvarının önünde gözleri bulanık bir kısrak; okurun gözü duvardaki cümleyi net görür.
  • 7:30–10:00 Metin anı: küçük bir New York dairesi; kesilen uzun saçlar ve satılan altın bir saat. Masada bir platin kordon ve kaplumbağa kabuğu taraklar; ikisi de sahipsiz kalır. Anlatıcının «aptal» sözcüğü silinir, yerine «bilge» yazılır.
  • 10:00–11:00 Cevap ve bağlantı: üç ironi türü üç renkli iplik gibi aynı öyküde örülür.
  • 11:00–11:30 Kapanış kancası: bir kitabın son sayfası tam ortasından yırtılmıştır; okur boş kalan yarıya bakar.

Telaffuz

  • Jonathan Swift: «CO-nı-tın SVİFT»; A Modest Proposal: «ı MO-dıst prı-PO-zıl»; fricasee: «fri-ka-SE»; ragoust: «ra-GU».
  • O. Henry: «O HEN-ri»; The Gift of the Magi: «dı GİFT ov dı MEY-cay»; Della: «DE-la»; Jim: «CİM».
  • eiron: «ey-RON»; Sokrates: «SOK-ra-tes»; tecahül-i ârif: «te-caa-hü-li aa-RİF».
  • Nasreddin Hoca: «nas-red-DİN ho-CA».