İçeriğe geç

Ünite EDB-108-08 · Seviye 1 — Temel

Mitler bugün

EDB-108 Mitler, Destanlar ve Masallar

2.276 kelime · yaklaşık 10 dakika okuma · anlatım 12 dk

  • yeniden yazım
  • mitik yöntem
  • modern mit
  • doğallaştırma
  • yaratıcı ile yaratık
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Yeniden yazım, bilinen bir miti ya da eseri yeni bir dönemde baştan anlatmaktır; iskelet korunur, vurgu, ses ve anlam değişir. Ovidius'tan Goethe'ye, Byron'a ve Percy Shelley'ye kadar Prometheus defalarca yeniden yazıldı.
  2. Mary Shelley'nin 1818'de adsız yayımlanan Frankenstein; or, The Modern Prometheus'u, Ovidius'taki çamurdan insan yapan Prometheus'u ve Milton'ın Paradise Lost'undaki Âdem'i birleştirir; yaratık kendini «senin Âdem'in olmalıydım» diye anlatır.
  3. T. S. Eliot 1923'te Joyce'un Ulysses'i için «mitik yöntem» düşüncesini önerdi: çağdaş hayatı eski bir mitle paralel kurarak ona düzen ve anlam vermek.
  4. Margaret Atwood'un The Penelopiad'ı (2005) Odysseia'yı Penelope'nin ve asılan hizmetçilerin sesinden anlatır; Yaşar Kemal Üç Anadolu Efsanesi (1967) ve Ağrıdağı Efsanesi (1970) ile sözlü efsaneleri romanlaştırdı.
  5. Roland Barthes Mitolojiler'de (1957) modern mitin gündelik işaretlere yüklenen ikinci düzey anlam olduğunu ve tarihsel olanı doğallaştırdığını gösterdi; Paris-Match kapağı en bilinen örneğidir.

Kazanımlar

  • Eski bir mitin modern bir edebiyat eserinde yeniden yazılma yollarını örneklerle açıklayabilir.
  • Mary Shelley'nin Frankenstein'ında Prometheus miti ile Milton'ın Âdem'inin nasıl üst üste bindiğini bir pasaj üzerinden gösterebilir.
  • T. S. Eliot'un «mitik yöntem» düşüncesini ve Roland Barthes'ın «modern mit» kavramını birbirinden ayırt edebilir.
  • Bir mitin yeniden yazımında kimin sesinin öne çıktığını ya da susturulduğunu Türk ve dünya edebiyatından örneklerle tartışabilir.

Video metni

Soğuk açılış

1 Ocak 1818'de Londra'da üç ciltlik bir roman çıkar. Kapağında yazar adı yoktur. Beş yüz nüsha basılmıştır. Kitabın adı bir İsviçreli ailenin soyadıdır, ama altına şaşırtıcı bir alt başlık eklenmiştir: Modern Prometheus.

Romanda bir tanrı yoktur. Bir kartal, bir kaya, çalınan bir ateş de yoktur. Bir üniversite öğrencisi vardır, bir laboratuvar vardır, mezarlıklardan toplanmış parçalar vardır. Yazarı yirmi yaşında bir kadındır: Mary Shelley. Peki bir bilim öğrencisinin hikâyesi neden kendine iki bin yıllık bir Titan'ın adını takar?

Büyük soru

Artık kimsenin tapınmadığı bir mit, bir romanın içinde nasıl yaşamaya devam eder? Ve modern çağ, eski mitleri yeniden anlatmakla mı yetinir, yoksa kendi mitlerini de mi üretir?

Bağlam

Bu dersin önceki durakları mitlerin inanıldığı dünyalara gitti: Hesiodos'un tanrılarına, Göktürk yazıtlarındaki Tengri'ye, Babil'in yaratılış destanına. Bir mit orada kutsal bir anlatıydı; anlatanlar onu gerçek sayıyordu.

Ama inanç çekildikten sonra da mitler kaybolmadı. Romalı şair Ovidius, Yunan mitlerini Dönüşümler (Metamorphoses) adlı uzun şiirinde yeniden anlattı. Rönesans ressamları ve şairleri aynı hikâyelere döndü. 1770'lerden 1820'lere uzanan yarım yüzyılda Goethe, Byron ve Percy Shelley Prometheus'u başkaldırının simgesi olarak yeniden yazdı.

Buna yeniden yazım diyoruz: bilinen bir mitin ya da eserin yeni bir dönemde, yeni bir bakışla baştan anlatılması. Yeniden yazım bir kopya değildir. Eski hikâyenin iskeleti korunur, ama vurgu, ses ve anlam değişir. Bu ünitenin sorusu, bu değişimin nerede olduğudur.

Ana anlatı — eski miti yeniden yazmak

Mary Shelley'nin alt başlığı ilk bakışta ateş hırsızını çağırır. Hesiodos'ta ve Aiskhylos'ta Prometheus, tanrılardan ateşi çalıp insanlara veren Titan'dır. Ama mitin daha az bilinen bir türü daha vardır: Prometheus'un insanları çamurdan biçimlendirdiği anlatı. Ovidius Dönüşümler'de bu yaratılışı şöyle anlatır:

quam satus Iapeto, mixtam pluvialibus undis,
finxit in effigiem moderantum cuncta deorum

Bugünkü Türkçeyle: «Iapetos'un oğlu o toprağı yağmur sularıyla karıştırdı ve her şeyi yöneten tanrıların suretinde biçimlendirdi.» Ovidius burada adı vermez; Iapetos'un oğlu Prometheus'tur. Prometheus artık yalnız ateş getiren değil, insanı yaratan eldir. Mary Shelley'nin romanı işte bu yaratıcıyı ele alır: Victor Frankenstein yeni bir yaratık yapar ve ondan kaçar.

Modern edebiyat mitleri yalnız yeniden anlatmadı, onları çağın içine gömdü. İrlandalı yazar James Joyce'un Ulysses'i (1922), Dublin'de sıradan bir reklam satıcısının tek bir gününü anlatır. Bölümleri Homeros'un Odysseia'sına paralel kurulmuştur, ama romanda tek bir deniz yolculuğu, tek bir canavar yoktur.

Şair T. S. Eliot 1923'te The Dial dergisinde bu romanı değerlendirdi. Eliot'a göre Joyce, çağdaş hayatla antik dünya arasında sürekli bir paralellik kurarak yeni bir yöntem bulmuştu: karmaşık ve anlamsız görünen çağdaş tarihe biçim ve anlam vermenin bir yolu. Bu fikir mitik yöntem adıyla anıldı.

Yeniden yazım bazen de mitin sustuğu kişiye söz verir. Kanadalı yazar Margaret Atwood 2005'te yayımlanan The Penelopiad'da Odysseia'yı Penelope'nin ağzından anlatır. Odysseus'un dönüşünden sonra asılan on iki hizmetçi kız, kitapta bir koro olarak araya girer ve kendi hikâyelerini anlatır. Önceki ünitede gördüğümüz kahraman kalıbının dışarıda bıraktığı sesler burada anlatının merkezine geçer.

Türk edebiyatında da aynı yol izlendi. Yaşar Kemal pek çok eserinde Anadolu'nun efsane ve masallarından yararlandı. 1967'de Üç Anadolu Efsanesi ile Köroğlu'nun ortaya çıkışını, Karacaoğlan'ı ve Alageyik'i romanlaştırdı; 1970'te Ağrıdağı Efsanesi'ni yayımladı. Sözlü gelenekte yaşayan hikâyeler, modern bir romancının cümlelerinde yeniden kuruldu.

Ana anlatı — modern çağın kendi mitleri

Şimdiye kadar eski mitlerin yeni kılıklarına baktık. Ama Fransız düşünür Roland Barthes 1957'de yayımladığı Mitolojiler (Mythologies) kitabında bambaşka bir soru sordu: Modern toplum kendi mitlerini nasıl üretir?

Kitap 1954–1956 arasında yazılmış elli üç kısa denemeden oluşur. Konuları tanrılar değil, gündelik hayattır: güreş gösterileri, kırmızı şarap, deterjan reklamları, Einstein'ın beyni, oyuncaklar. Barthes'a göre bunların her biri, üzerine ek bir anlam yüklenmiş işaretlerdir.

Kitabın en bilinen örneği bir dergi kapağıdır. Barthes berberde beklerken önüne bir Paris-Match sayısı konur. Kapakta Fransız üniformalı genç, siyah bir asker selam vermektedir. Fotoğrafın ilk anlamı basittir: bir asker selam veriyor. Ama kapak ikinci bir anlam taşır: Fransa büyük bir imparatorluktur ve bütün evlatları, renk ayrımı olmadan, onun bayrağına bağlıdır. Barthes'a göre modern mit, işte bu ikinci anlamdır.

Barthes'ın asıl vurgusu, bu ikinci anlamın tartışılmadan kabul edilmesidir. Mit tarihsel, siyasi ve tartışılabilir bir şeyi, sanki doğanın kendisiymiş gibi sunar. Barthes buna doğallaştırma der. Deterjan reklamı temizliği, şarap millî kimliği, dergi kapağı imparatorluğu sorgulanmayan bir doğruya dönüştürür.

Böylece «mit» sözcüğünün iki modern kullanımı ortaya çıkar. Joyce ve Eliot için mit, çağdaş kaosa biçim veren bir çerçevedir. Barthes için mit, gündelik hayatın içinde çalışan ve eleştirilmesi gereken bir mekanizmadır. İlki mite bir düzen aracı olarak bakar; ikincisi onun gizlediği şeye.

Yaygın yanlış«Modern mit yalnızca eski tanrıların hikâyelerinin yeniden anlatılmasıdır.»
Doğrusu

— Modern çağda «mit» iki farklı anlamda kullanılır. Birincisi eski mitlerin yeniden yazımıdır: Frankenstein, Ulysses, The Penelopiad, Ağrıdağı Efsanesi. İkincisi Barthes'ın anlamıdır: tanrılarla hiç ilgisi olmayan bir reklamın, bir fotoğrafın ya da bir gösterinin üzerine yüklenen, kendini doğal gösteren anlam. İkisini karıştırmak, bugünkü mitlerin çoğunu gözden kaçırmak demektir.

Metin anı

Şimdi Frankenstein'a dönelim ve romanın ilk sayfasından başlayalım. 1818 baskısının başlık sayfasında, alt başlığın hemen altında bir epigraf vardır:

Did I request thee, Maker, from my clay
To mould me man? Did I solicit thee
From darkness to promote me?

Bugünkü Türkçeyle: «İstedim mi senden, Yaratıcı, çamurumdan beni insan biçimlendirmeni? Yalvardım mı sana, beni karanlıktan çıkarman için?»

Bu sözleri Milton'ın destanında Cennet'ten kovulan Âdem söyler. Ama dikkat edelim: çamurdan biçimlendirmek fiili, az önce Ovidius'ta gördüğümüz Prometheus'un işidir. Mary Shelley iki mit geleneğini tek bir cümlede birleştirir: Yunan'ın çamurdan insan yapan Titan'ı ile Kitab-ı Mukaddes'in çamurdan insan yapan Tanrı'sı. Alt başlık yaratıcıyı gösterir, epigraf yaratığın sesini duyurur.

Romanın ortasında, ikinci cildin ikinci bölümünde, yaratık Victor'la karşılaşır ve o epigrafın yanıtını verir:

Remember, that I am thy creature: I ought to be thy Adam; but I am rather the fallen angel, whom thou drivest from joy for no misdeed.

Bugünkü Türkçeyle: «Unutma ki ben senin yaratığınım: senin Âdem'in olmalıydım; oysa ben daha çok, hiçbir suçu olmadan sevinçten kovduğun düşmüş meleğim.»

Cümle bir karşılaştırma üstüne kurulur ve bu karşılaştırma bir hayal kırıklığı taşır. «Olmalıydım» ile «oysa ben» arasındaki mesafe, yaratığın bütün hikâyesidir. Âdem yaratıcısının sevgisiyle doğmuştu; bu yaratık ise daha ilk gününde terk edildi. Kendini Âdem'e değil, Milton'ın destanındaki Şeytan'a, düşmüş meleğe benzetir.

Romanın başka bir yerinde yaratık, bulduğu kitaplar arasında Paradise Lost'u okuduğunu anlatır. Bir ayrıntı özellikle dikkat çekicidir: onu «gerçek bir tarih» olarak okumuştur. Bu dersin ilk ünitesinde mitin tanımına dair bir ölçüt vardı: anlatanların onu gerçek saymasıdır. Mary Shelley'nin yaratığı, modern bir romanın içinde, eski bir miti tam da böyle okuyan tek okurdur. Mitin hâlâ bir inananı vardır; o da bir laboratuvarda yapılmış bir varlıktır.

Cevap ve bağlantı

Artık kimsenin tapınmadığı bir mit bir romanın içinde nasıl yaşar? Frankenstein'ın cevabı şudur: mit, yeni bir soruya dönüşerek yaşar. Mary Shelley Prometheus'a ve Milton'ın Âdem'ine tapmaz; onları, bilimle kendi yaratığını yapmaya başlayan bir çağın sorusunu sormak için kullanır: yaratan, yarattığına karşı neyle yükümlüdür?

Modern edebiyat eski mitleri farklı yollarla yeniden kurar. Joyce ve Eliot mitte çağın karmaşasına biçim veren bir çerçeve arar. Atwood mitin susturduğu kadınlara söz verir. Yaşar Kemal sözlü geleneğin efsanelerini modern romanın diline taşır. Her yeniden yazım, eski hikâyeye kendi zamanının sorusunu sorar.

Ama modern çağ yalnız eski mitleri yeniden anlatmakla yetinmez. Barthes'ın gösterdiği gibi, reklamlar, dergi kapakları ve gösteriler de kendi mitlerini üretir. Onları tanımanın yolu, eski mitleri okurken öğrendiğimiz soruyu sormaktır: Bu hikâye bana neyi doğal ve sorgulanmaz diye sunuyor?

Kapanış kancası

Eski mitleri yeniden yazan tek çağ modern çağ değildi. On yedinci yüzyıl Fransa'sında oyun yazarları da Yunan mitlerini sahneye taşıdı; ama bunu kurallara, akla ve ölçüye bağlı kalarak yaptılar. Bir miti yeniden anlatırken kurallara uymak neden bu kadar önemliydi? Sıradaki durak, bu soruyla başlayan ilk büyük edebî akım.

Özet kartı

  1. Yeniden yazım, bilinen bir miti ya da eseri yeni bir dönemde baştan anlatmaktır; iskelet korunur, vurgu, ses ve anlam değişir. Ovidius'tan Goethe'ye, Byron'a ve Percy Shelley'ye kadar Prometheus defalarca yeniden yazıldı.
  2. Mary Shelley'nin 1818'de adsız yayımlanan Frankenstein; or, The Modern Prometheus'u, Ovidius'taki çamurdan insan yapan Prometheus'u ve Milton'ın Paradise Lost'undaki Âdem'i birleştirir; yaratık kendini «senin Âdem'in olmalıydım» diye anlatır.
  3. T. S. Eliot 1923'te Joyce'un Ulysses'i için «mitik yöntem» düşüncesini önerdi: çağdaş hayatı eski bir mitle paralel kurarak ona düzen ve anlam vermek.
  4. Margaret Atwood'un The Penelopiad'ı (2005) Odysseia'yı Penelope'nin ve asılan hizmetçilerin sesinden anlatır; Yaşar Kemal Üç Anadolu Efsanesi (1967) ve Ağrıdağı Efsanesi (1970) ile sözlü efsaneleri romanlaştırdı.
  5. Roland Barthes Mitolojiler'de (1957) modern mitin gündelik işaretlere yüklenen ikinci düzey anlam olduğunu ve tarihsel olanı doğallaştırdığını gösterdi; Paris-Match kapağı en bilinen örneğidir.

Kavram sözlüğü

TürkçeİngilizceKısa tanım
yeniden yazımrewritingBilinen bir mitin ya da eserin yeni bir dönemde, yeni bir bakışla baştan anlatılması
mitik yöntemmythical methodEliot'a göre çağdaş hikâyeyi eski bir mitle paralel kurarak ona düzen ve anlam verme yolu
modern mitmodern mythBarthes'a göre gündelik bir işarete yüklenen, kendini doğal gösteren ikinci düzey anlam
doğallaştırmanaturalizationTarihsel ve siyasi olarak kurulmuş bir anlamı sorgulanmaz bir doğal gerçek gibi sunma
yaratıcı ile yaratıkcreator and creatureYaratanın yarattığına karşı sorumluluğunu ve yaratılanın hesap soran sesini işleyen mitik ilişki

Ünite quizi

  1. (Kazanım 1) Yeniden yazım bir kopyadan nasıl ayrılır? Margaret Atwood'un The Penelopiad'ı ile Yaşar Kemal'in efsane romanlarından birini örnek vererek açıklayın.
  2. (Kazanım 2) Frankenstein'ın alt başlığı ile Milton'dan alınan epigraf hangi ortak imgede birleşir? Bu imge romanda kimin sesiyle yeniden karşımıza çıkar?
  3. (Kazanım 2) Yaratığın «I ought to be thy Adam; but I am rather the fallen angel» cümlesinde «olmalıydım» ile «oysa ben» arasındaki karşıtlık neyi anlatır?
  4. (Kazanım 3) Eliot'un «mitik yöntem»i ile Barthes'ın «modern mit»i arasındaki temel fark nedir?
  5. (Kazanım 4) The Penelopiad'da hizmetçilerin koro olarak araya girmesi, önceki ünitede işlenen kahramanın yolculuğu eleştirileriyle nasıl bağlantılıdır?

Cevaplar

  1. Yeniden yazım eski hikâyenin iskeletini korur ama vurgusunu, anlatıcısını ya da anlamını değiştirir. The Penelopiad, Odysseia'yı Odysseus'un değil Penelope'nin ve asılan hizmetçilerin sesinden anlatır. Yaşar Kemal, Üç Anadolu Efsanesi'nde Köroğlu'nun ortaya çıkışını, Karacaoğlan'ı ve Alageyik'i, Ağrıdağı Efsanesi'nde bir halk efsanesini modern romanın diliyle yeniden kurar.
  2. Çamurdan insan biçimlendirme imgesinde: Ovidius'taki Prometheus insanı toprağı suyla karıştırıp biçimlendirir; Milton'ın Âdem'i «çamurumdan beni insan biçimlendirmeni istedim mi?» diye sorar. Romanda bu soru, Victor'un yarattığı ve terk ettiği yaratığın sesiyle yeniden duyulur.
  3. Yaratığın olması gereken ile olduğu arasındaki mesafeyi, yani hayal kırıklığını: Âdem yaratıcısının sevgisiyle doğmuştu, yaratık ise terk edildi ve kendini suçu olmadan kovulan düşmüş meleğe benzetir.
  4. Eliot için mit, çağdaş hayatın karmaşasına biçim ve anlam veren bir çerçevedir, yani yazarın kullandığı bir düzen aracıdır. Barthes için modern mit, gündelik işaretlere yüklenip tarihsel olanı doğal gösteren, bu yüzden eleştirilmesi gereken bir anlam mekanizmasıdır.
  5. Kahramanın yolculuğu modeli erkek kahramana odaklandığı ve başka sesleri dışarıda bıraktığı için eleştirilmişti. The Penelopiad, bu kalıbın kenarında kalan kadınları, özellikle kahramanın dönüşünde öldürülen hizmetçileri anlatının merkezine alarak aynı eleştiriyi bir yeniden yazıma dönüştürür.

Okuma

  • Mary Shelley, Frankenstein ya da Modern Prometheus: 1818 baskısının İngilizce metni Project Gutenberg'de (e-kitap 41445); Türkçede birçok çevirisi var.
  • Ovidius, Dönüşümler, I. kitap: dünyanın ve insanın yaratılışı; Latinceden çeviren Asuman Coşkun Abuagla, Yapı Kredi Yayınları.
  • Yaşar Kemal, Üç Anadolu Efsanesi (1967) ve Ağrıdağı Efsanesi (1970); Yapı Kredi Yayınları.
  • Margaret Atwood, The Penelopiad (2005): Odysseia'nın Penelope'nin gözünden yeniden yazımı.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Animasyon ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Video akışı

  • 0:00–0:40 Soğuk açılış: 1818 tarihli bir başlık sayfası; yazar adının olması gereken yer boş. «The Modern Prometheus» alt başlığı büyür. Bir yanda bir kaya ve kartal silueti belirip kaybolur; yerine bir laboratuvar masası gelir.
  • 0:40–1:00 Büyük soru: sönmüş bir sunak; üzerindeki taş kabartma bir kitap sayfasına dönüşür.
  • 1:00–2:20 Bağlam: zaman çizelgesi: Hesiodos, Ovidius, Rönesans, Goethe ve Byron, 1818. Her durakta aynı Prometheus figürü farklı bir kılıkta.
  • 2:20–5:30 Ana anlatı — eski miti yeniden yazmak: iki elin çamurdan bir insan figürü yoğurduğu sahne; Ovidius'un Latince dizeleri ekranda. Dublin sokakları ve bir Yunan gemisinin haritası üst üste biner. Bir koro hâlinde sıralanan on iki kadın silueti. Anadolu haritasında Köroğlu'nun, Karacaoğlan'ın ve Ağrı Dağı'nın yerleri.
  • 5:30–8:00 Ana anlatı — modern çağın kendi mitleri: bir berber dükkânı; sehpada bir dergi. Kapaktaki selam veren askerin çizimi iki katmana ayrılır: altında «bir asker selam veriyor», üstünde bir bayrak ve imparatorluk haritası. Deterjan kutusu, şarap şişesi ve güreş ringi aynı iki katmana bölünür.
  • 8:00–10:20 Metin anı: Milton'ın dizeleri 1818 başlık sayfasında; «clay» ve «mould» sözcükleri çamur yoğuran ellerle eşleşir. Yaratığın cümlesi ekrana gelir; «thy Adam» ile «the fallen angel» arasına bir uçurum açılır.
  • 10:20–11:20 Cevap ve bağlantı: Prometheus, Âdem ve yaratık yan yana üç gölge; ardından bir reklam panosu, yanında bir soru işareti.
  • 11:20–11:50 Kapanış kancası: bir Fransız tiyatro sahnesi; perde açılırken sahnenin zemininde bir cetvel ve bir pergel.

Telaffuz

  • Prometheus: «pro-me-TE-us»; Iapetos: «ya-pe-TOS»; Ovidius: «o-Vİ-di-us»; Metamorphoses: «me-ta-mor-FO-ses».
  • quam satus Iapeto, mixtam pluvialibus undis: «kvam SA-tus ya-PE-to MİKS-tam plu-vi-A-li-bus UN-dis»; finxit in effigiem moderantum cuncta deorum: «FİNK-sit in ef-Fİ-gi-em mo-de-RAN-tum KUNK-ta de-O-rum».
  • Mary Shelley: «MEY-ri ŞE-li»; Frankenstein: «FREN-kın-stayn»; John Milton: «CON MİL-tın»; Paradise Lost: «PE-rı-days LOST».
  • Ulysses: «yu-Lİ-siz», Joyce soyadı «COYS»; T. S. Eliot: «ti es E-li-ıt»; The Dial: «dı DA-yıl».
  • Margaret Atwood: «MAR-grıt ET-vud»; The Penelopiad: «dı pı-ne-LO-pi-ed».
  • Paris-Match: «pa-Rİ MAÇ»; Barthes soyadında son iki harf okunmaz: «BART».