Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Enūma eliš («Yukarıda … iken») Babil yaratılış şiiridir; Layard 1849'da Ninova'daki Asurbanipal Kütüphanesi'nde parçalarını buldu; King'e (1902) göre yaklaşık bin dizedir ve yedi tablete yazılmıştır.
- Şiirde başlangıçta Apsû ile Tiamat'ın karışan suları vardır; Ea Apsû'yu öldürür, Marduk Tiamat'ı yener ve bedenini «yassı bir balık gibi» ikiye bölerek göğü kurar; insan Kingu'nun kanından, tanrılara hizmet için yaratılır.
- Mısır'da Heliopolis anlatısına göre Atum, Nun adlı ilk sulardan yükselen bir tepenin üstünde kendini yaratır ve her şeyin kaynağı olur; Osiris miti ölüm, yeniden doğuş ve Horus ile Set'in iktidar mücadelesini anlatır.
- Mısır mitleri Piramit ve Tabut Metinleri'nde parça parça görünür; Osiris mitinin en eksiksiz antik anlatısı MS 2. yüzyılda Plutarkhos'a aittir; bu, kaynak katmanlarını ayırt etmeyi gerektirir.
- Enūma eliš'in açılışında var olmak ile adlandırılmak neredeyse aynı şeydir; Mezopotamya, Mısır, Anadolu ve Yunan mitlerinde ilk sular, kuşak çatışması ve mitin iktidarla bağı ortak desenlerdir.
Kazanımlar
- Enūma eliš'in yaratılış anlatısını (ilk sular, tanrı kuşakları, Marduk'un zaferi, gök ile yerin kuruluşu, insanın yaratılışı) sırasıyla anlatabilir.
- Mısır'ın Heliopolis yaratılış anlatısını ve Osiris mitini, bu mitlerin bize ulaştığı kaynaklarla birlikte açıklayabilir.
- Enūma eliš'in açılış dizelerini okuyup adlandırma ile yaratılış arasındaki ilişkiyi yorumlayabilir.
- Mezopotamya, Mısır ve Yunan mitleri arasındaki ortak desenleri (ilk sular, kuşak çatışması, mit ve iktidar) karşılaştırabilir.
Video metni
Soğuk açılış
Dünyanın en eski yaratılış şiirlerinden biri, bir yokluğu tarif ederek açılır. Yukarıda gök henüz adlandırılmamıştı. Aşağıda yer henüz bir ad taşımıyordu. Tanrılardan hiçbiri henüz var edilmemiş, hiçbirinin bir adı yoktu. Yalnızca sular vardı, birbirine karışmış.
Bu şiirin adı da ilk sözcüklerinden gelir: Enūma eliš, yani «Yukarıda … iken». Şiirin kendisi bize bir şey söylüyor: dünyanın var olması, önce adlandırılması demektir. Adı olmayan şey, henüz yoktur.
Büyük soru
Yazının ilk doğduğu topraklarda, Mezopotamya'da ve Mısır'da insanlar dünyanın başlangıcını nasıl anlattı? Bu mitlerde tanrılar ne yapar, insan nerede durur? Ve bu çok eski metinleri bugün hangi yollardan, ne kadar eksiksiz biliyoruz?
Bağlam
Önceki ünitelerde Yunan ve Türk mitolojilerini gördük. Bu ünite zamanda daha geriye, yazının ilk kullanıldığı iki büyük uygarlığa gidiyor. Mezopotamya'nın ve Mısır'ın mitleri, dünyanın yazıya geçmiş en eski anlatıları arasındadır.
Babil yaratılış şiiri Enūma eliš'in bize ulaşma yolu bir kazı hikâyesidir. İngiliz arkeolog Austen Henry Layard, 1849'da Ninova'da, bugünkü Musul yakınlarında, Asur kralı Asurbanipal'in kütüphanesinin kalıntılarında şiirin parçalarını buldu. Kütüphane MÖ yedinci yüzyıla aittir; şiirin kendisi ise daha eskidir. L. W. King, 1902'de yayımladığı çalışmasında şiirin yaklaşık bin dizeden oluştuğunu ve yedi tablete yazıldığını gösterdi. Şiirin Babil'deki Yeni Yıl bayramı Akitu sırasında okunmuş olabileceği düşünülür.
Mısır için tablo farklıdır. Mısır mitlerinin tek, bütünlüklü bir anlatısı yoktur. En eski kaynaklar piramitlerin mezar odalarının duvarlarına yazılmış Piramit Metinleri'dir; bunları sonraki yüzyıllarda tabutlara yazılan Tabut Metinleri ve başka dinî metinler izler. Bu metinler birer anlatı değil, büyüsel ve dinî formüllerdir. Mitler bu formüllerin içinde, parça parça görünür.
Ana anlatı — Babil: sulardan dünya
Enūma eliš'e göre başlangıçta iki su vardır: Apsû ve Tiamat. İkisinin suları birbirine karışmıştır. Onlardan tanrı kuşakları doğar. Ama genç tanrıların gürültüsü Apsû'yu rahatsız eder ve Apsû onları yok etmeyi düşünür. Bilge tanrı Ea bu planı öğrenir ve Apsû'yu öldürür. Ea'nın oğlu olarak Marduk doğar.
Eşinin intikamını almak isteyen Tiamat canavarlardan bir ordu kurar, başına Kingu'yu geçirir ve ona «Kaderler Tableti»ni verir. Tanrılar korkar. Marduk, eğer Tiamat'ı yenerse tanrıların kralı olacağı şartıyla savaşa çıkmayı kabul eder. Savaşı kazanır ve Tiamat'ı öldürür.
Sonra dünyayı Tiamat'ın bedeninden kurar. King'in çevirisine göre Marduk onu «yassı bir balık gibi iki yarıya» böler; bir yarısını göğün örtüsü yapar, sularının dışarı çıkmaması için bir sürgü ve bir bekçi koyar. Dünyanın düzeni, bir savaşın ve bir cesedin üzerine kurulur. Sonunda Tiamat'ın ordusunun komutanı Kingu öldürülür ve kanından insanlar yaratılır; insanların görevi, tanrıların yükünü taşımak, onlara hizmet etmektir.
Bu mitin bir de siyasi yüzü vardır. Marduk Babil kentinin tanrısıdır. Onun tanrıların kralı olması, Babil'in öbür kentler üzerindeki üstünlüğünü göksel bir düzene bağlar. Şiirin son bölümü, Marduk'un sıfatlarını sayan uzun bir övgüdür. Mit burada yalnız dünyanın nasıl yaratıldığını değil, kimin yönetmesi gerektiğini de anlatır.
Önceki ünitelerle bir akrabalık da göze çarpar. Genç ve yaşlı tanrı kuşakları arasındaki çatışma, eski tanrıların öldürülmesi ya da tahttan indirilmesi, Hesiodos'un Theogonia'sındaki Ouranos, Kronos ve Zeus çizgisini ve Anadolu'daki Kumarbi anlatısını hatırlatır. Mezopotamya, Anadolu ve Yunanistan'ın mitleri, aynı büyük bölgenin birbirini duyan sesleridir.
Yaygın yanlış«Eski Mısır'ın mitleri, Yunan mitlerinde olduğu gibi uzun ve bütünlüklü anlatılar hâlinde yazılmıştır.»
— Mısır mitlerinin tek ve bütünlüklü bir anlatısı çoğunlukla yoktur. Mitler Piramit Metinleri ve Tabut Metinleri gibi mezar ve tapınak metinlerinde, büyüsel formüllerin içinde parça parça görünür. Örneğin Osiris mitinin en eksiksiz antik anlatısı, bir Mısırlı tarafından değil, MS ikinci yüzyılın başında Yunan yazar Plutarkhos tarafından yazılmıştır.
Ana anlatı — Mısır: tepeden doğan tanrı ve ölen kral
Mısır'ın en etkili yaratılış anlatılarından biri, Güneş kenti Heliopolis'le ilişkilidir. Başlangıçta yalnızca Nun adı verilen ilk sular vardır. Bu sulardan bir tepe yükselir ve tepenin üstünde tanrı Atum belirir. Atum kendini yaratmıştır ve ondan sonra var olan her şeyin kaynağıdır. Mezopotamya'daki gibi burada da dünya sulardan doğar; ama bu kez bir savaşla değil, bir yükselişle.
Mısır mitlerinin en tanınmışı ise Osiris mitidir. Osiris, kardeşi Set tarafından öldürülür. Eşi İsis onun bedenini bulur ve onu yeniden hayata döndürür; Osiris artık ölüler dünyasının hükümdarıdır. Ardından Osiris ile İsis'in oğlu Horus ile amcası Set arasında uzun bir iktidar mücadelesi başlar. Bu mit, ölüm ve yeniden doğuşun, krallığın babadan oğula geçişinin anlatısıdır.
Osiris mitinin kaynakları bir kaynak eleştirisi dersi gibidir. Mitin en eski izleri Piramit Metinleri'ndedir; Osiris'in ölümü ve yeniden kurulması, Horus ile Set arasındaki çatışma bu metinlerde anılır. Ama bu izler dağınıktır. Mitin en eksiksiz antik anlatısı, MS ikinci yüzyılın başında Yunan yazar Plutarkhos'un İsis ve Osiris Üzerine adlı eserindedir. Bugün popüler kitaplarda en çok yeniden anlatılan da Plutarkhos'un sürümüdür. Ama bazı araştırmacılar bu anlatının Mısır inançlarını her zaman doğru yansıtmayabileceğini hatırlatır; bazıları ise tapınakların sonradan kaybolan yazılı anlatılar tutmuş olabileceğini ve Plutarkhos'un bunlardan yararlanmış olabileceğini düşünür.
Bu durum, önceki ünitede Türk mitolojisi için gördüğümüz sorunun bir benzeridir. En eski kaynaklar kısa ve dağınıktır; en bütünlüklü anlatı çok sonra, başka bir kültürden gelir. Bir mitin «aslı»ndan söz ederken, bu katmanları ayırt etmek gerekir.
Metin anı
Şimdi Enūma eliš'in ilk tabletinin açılış dizelerine bakalım:
When in the height heaven was not named,
And the earth beneath did not yet bear a name,
And the primeval Apsû, who begat them,
And chaos, Tiamat, the mother of them both,—
Their waters were mingled together,
And no field was formed, no marsh was to be seen;
When of the gods none had been called into being,
And none bore a name, and no destinies [were ordained];
Then were created the gods in the midst of [heaven] […]
Türkçesiyle: «Yukarıda gök henüz adlandırılmamışken, aşağıda yer henüz bir ad taşımazken, onları doğuran ilk Apsû ve ikisinin anası kaos, Tiamat, sularını birbirine karıştırmışken, ne bir tarla biçimlenmiş ne bir bataklık görünürken; tanrılardan hiçbiri henüz var edilmemişken, hiçbiri bir ad taşımazken ve hiçbir kader belirlenmemişken, göğün ortasında tanrılar yaratıldı […]»
Dizeleri adım adım açalım. Şiir bir «iken» zinciriyle başlar: «when … when». Önce ne yoktu, onu sayar. Bu, yaratılışı anlatmanın ilginç bir yoludur: dünyayı, onun yokluğunu tarif ederek kurmak.
İlk iki dizede eksik olan şey, göğün ve yerin kendisi değil, adlarıdır: «not named», «did not yet bear a name». Gök ile yer belki bir biçimde vardır, ama adları yoktur. Yedinci ve sekizinci dizelerde aynı düşünce tanrılar için tekrarlanır: hiçbir tanrı var edilmemiş, hiçbiri bir ad taşımamıştır. Şiirin dünyasında var olmak ile adlandırılmak neredeyse aynı şeydir. Bu ünite dizisinin ilk ünitesinde, bir efsaneyi bir ad ve bir yerin tanımladığını görmüştük; burada ise dünyanın kendisi bir adla başlar.
Üçüncü ile beşinci dizeler arasında tek varlıklar sulardır: Apsû ve Tiamat, «onları doğuran» ve «ikisinin anası». Kaos ve sular, bir anne ve bir babadır. Altıncı dize ise yokluğu gündelik bir dille söyler: «ne bir tarla ne bir bataklık». Bir çiftçi uygarlığının evreni, tarlaların ve bataklıkların henüz olmadığı bir zamandan başlar. Mit, onu anlatan toplumun dünyasını, onun yokluğuyla bile tarif eder.
Sekizinci dizenin sonu da dikkat çekicidir: «no destinies were ordained», hiçbir kader belirlenmemişti. Kader, bu şiirde tanrıların elindeki bir güçtür; birazdan Tiamat'ın Kingu'ya verdiği «Kaderler Tableti» olarak somut bir nesneye dönüşecektir. Dünyanın düzeni, adların ve kaderlerin kime ait olduğu sorusuyla kurulur.
Cevap ve bağlantı
Mezopotamya ve Mısır'ın yaratılış mitleri dünyayı sulardan başlatır. Babil'de Apsû ile Tiamat'ın karışan sularından tanrı kuşakları doğar; genç ve yaşlı tanrılar arasındaki savaşta Marduk kazanır ve dünyayı Tiamat'ın bedeninden kurar; insan, Kingu'nun kanından, tanrılara hizmet etmek için yaratılır. Mısır'da Nun adlı ilk sulardan bir tepe yükselir ve kendini yaratan Atum her şeyin kaynağı olur. Osiris miti ise ölüm, yeniden doğuş ve krallığın babadan oğula geçişini anlatır.
Bu mitlerde tanrılar yaratır, savaşır, yönetir; insan ise çoğu zaman tanrıların hizmetkârıdır. Mitler aynı zamanda iktidarı meşrulaştırır: Marduk'un zaferi Babil'in, Horus'un mirası krallığın düzenini göğe bağlar.
Bu metinleri ise katman katman biliyoruz. Enūma eliš'i yüzyıllar sonra kazılarda bulunan kırık tabletlerden, Osiris mitini dağınık Mısır metinlerinden ve bir Yunan yazarın geç ama bütünlüklü anlatısından tanıyoruz. Mezopotamya ve Anadolu'nun komşuluğu düşünüldüğünde, bu mitlerin Hurri–Hitit anlatıları üzerinden Yunan mitolojisiyle de konuştuğu görülür. Yunan ve Türk mitolojileriyle birlikte düşünüldüğünde ortak bir desen belirir: ilk sular, gök ile yerin ayrılması, kuşaklar arası çatışma ve mitin iktidarla kurduğu bağ.
Kapanış kancası
Tanrıların hikâyelerinden halkın hikâyelerine geçelim. Mitler dünyanın nasıl kurulduğunu anlatır; masallar ise bir kahramanın evden nasıl çıktığını, bir yasağı nasıl çiğnediğini, bir sınavdan nasıl geçtiğini. Rus araştırmacı Vladimir Propp, yüz masalı inceledikten sonra hepsinin aynı sırayı izleyen sınırlı sayıda «işlev»ten kurulduğunu öne sürdü. Birbirinden çok farklı görünen masallar gerçekten tek bir iskeletin varyasyonları mıdır? Bu soruyu masalın yapısını inceleyerek sınayacağız.
Özet kartı
- Enūma eliš («Yukarıda … iken») Babil yaratılış şiiridir; Layard 1849'da Ninova'daki Asurbanipal Kütüphanesi'nde parçalarını buldu; King'e (1902) göre yaklaşık bin dizedir ve yedi tablete yazılmıştır.
- Şiirde başlangıçta Apsû ile Tiamat'ın karışan suları vardır; Ea Apsû'yu öldürür, Marduk Tiamat'ı yener ve bedenini «yassı bir balık gibi» ikiye bölerek göğü kurar; insan Kingu'nun kanından, tanrılara hizmet için yaratılır.
- Mısır'da Heliopolis anlatısına göre Atum, Nun adlı ilk sulardan yükselen bir tepenin üstünde kendini yaratır ve her şeyin kaynağı olur; Osiris miti ölüm, yeniden doğuş ve Horus ile Set'in iktidar mücadelesini anlatır.
- Mısır mitleri Piramit ve Tabut Metinleri'nde parça parça görünür; Osiris mitinin en eksiksiz antik anlatısı MS 2. yüzyılda Plutarkhos'a aittir; bu, kaynak katmanlarını ayırt etmeyi gerektirir.
- Enūma eliš'in açılışında var olmak ile adlandırılmak neredeyse aynı şeydir; Mezopotamya, Mısır, Anadolu ve Yunan mitlerinde ilk sular, kuşak çatışması ve mitin iktidarla bağı ortak desenlerdir.
Kavram sözlüğü
| Türkçe | İngilizce | Kısa tanım |
|---|---|---|
| kozmogoni | cosmogony | Evrenin, dünyanın ve tanrıların ortaya çıkışını anlatan mit ya da öğreti |
| ilk sular | primordial waters | Pek çok yaratılış mitinde dünyadan önce var olan biçimsiz su; Apsû, Tiamat, Nun |
| Enūma eliš | Enuma Elish | «Yukarıda … iken» diye açılan, yedi tablete yazılmış Babil yaratılış şiiri |
| adlandırma | naming | Bir şeye ad verme; Enūma eliš'te var olmakla neredeyse özdeş sayılan eylem |
| Osiris miti | Osiris myth | Osiris'in Set tarafından öldürülmesini, İsis'in onu yeniden hayata döndürmesini ve Horus ile Set'in mücadelesini anlatan Mısır miti |
| kaynak katmanları | layers of sources | Bir mitin farklı dönem ve türlerden gelen tanıklıkları; eski ve parçalı kaynaklar ile geç ve bütünlüklü anlatılar |
Ünite quizi
- (Kazanım 1) Enūma eliš'te dünyanın kuruluşunu olay sırasına göre özetleyin: başlangıçtaki sular, Apsû'nun sonu, Marduk'un zaferi, göğün kuruluşu, insanın yaratılışı.
- (Kazanım 2) Heliopolis yaratılış anlatısında Atum nasıl ortaya çıkar? Bu anlatının Babil anlatısıyla ortak noktası ve farkı nedir?
- (Kazanım 2) Osiris mitinin en eksiksiz antik anlatısını kim, ne zaman yazdı? Bu durum hangi kaynak sorununu doğurur?
- (Kazanım 3) Enūma eliš'in açılış dizelerinde «ad» sözcüğü neden bu kadar sık geçer? Altıncı dizedeki «ne bir tarla ne bir bataklık» ifadesi ne gösterir?
- (Kazanım 4) Mezopotamya ve Yunan mitlerinde ortak olan iki deseni yazın.
Cevaplar
- Başlangıçta Apsû ile Tiamat'ın suları birbirine karışmıştır ve onlardan tanrı kuşakları doğar; genç tanrıların gürültüsünden rahatsız olan Apsû'yu Ea öldürür; Tiamat intikam için bir ordu kurar, Marduk tanrıların kralı olma şartıyla savaşır ve Tiamat'ı yener; Marduk onun bedenini ikiye bölüp bir yarısıyla göğü kurar; Kingu'nun kanından insanlar tanrılara hizmet için yaratılır.
- Nun adlı ilk sulardan bir tepe yükselir ve Atum bu tepenin üstünde kendini yaratır, sonra var olan her şeyin kaynağı olur. Ortak nokta: dünya ilk sulardan doğar. Fark: Babil'de dünya bir savaş ve bir ceset üzerine kurulur, Mısır'da bir yükselişle ortaya çıkar.
- Yunan yazar Plutarkhos, MS 2. yüzyılın başında İsis ve Osiris Üzerine'de. Mitin en eski izleri dağınık Mısır metinlerinde bulunur; en bütünlüklü anlatı ise çok sonra ve başka bir kültürden gelir ve Mısır inançlarını her zaman doğru yansıtmayabilir; bu yüzden kaynak katmanlarını ayırt etmek gerekir.
- Çünkü şiirin dünyasında var olmak ile adlandırılmak neredeyse aynı şeydir: gök, yer ve tanrılar henüz adlandırılmadığı için henüz yok sayılır. «Ne bir tarla ne bir bataklık» ifadesi, mitin onu anlatan çiftçi uygarlığının dünyasını, onun yokluğuyla bile tarif ettiğini gösterir.
- Örnekler: genç ve yaşlı tanrı kuşakları arasındaki çatışma ve eski tanrıların öldürülmesi ya da tahttan indirilmesi (Marduk–Tiamat, Kronos–Zeus); ilk sulardan ya da gök ile yerin ayrılmasından başlayan bir yaratılış; mitin bir tanrının ve bir kentin ya da hanedanın iktidarını meşrulaştırması (herhangi ikisi).
Okuma
- L. W. King, The Seven Tablets of Creation (1902), cilt I; taraması archive.org'da okunabilir. Enūma eliš'in ilk büyük İngilizce edisyonlarından biri.
- «Enūma Eliš», «Atum» ve «Osiris myth» maddeleri, Wikipedia (İngilizce). Bulunuş hikâyesi, olay örgüsü ve kaynak tartışmaları.
- Plutarkhos, İsis ve Osiris Üzerine: Osiris mitinin en eksiksiz antik anlatısı.