İçeriğe geç

Ünite EDB-108-03 · Seviye 1 — Temel

Türk mitolojisi

EDB-108 Mitler, Destanlar ve Masallar

2.264 kelime · yaklaşık 10 dakika okuma · anlatım 12 dk

  • Tengri
  • Umay
  • Erlik
  • Yer-Sub
  • kutsal ağaç
  • etnografik kaynak
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Türk mitolojisini bütünüyle anlatan tek bir metin yoktur; kaynaklar Orhun yazıtları (8. yüzyıl), Çin kayıtları, Kâşgarlı'nın sözlüğü (11. yüzyıl) ve 19.–20. yüzyılda Sibirya ve Orta Asya'da derlenen etnografik kayıtlardır.
  2. Kül Tigin yazıtı evreni üç katlı anlatır: üstte gök, altta yer, arada insan; kozmoloji hemen kağanların meşruiyetine bağlanır.
  3. Tengri gökle özdeşleşen yüce güçtür; Kâşgarlı'ya göre Türkler büyük görünen her şeye «tengri» der. Niteliği tartışmalıdır: bazı araştırmacılar çok tanrıcılık görür, İslâm Ansiklopedisi maddesi tek, insan biçimli olmayan bir tanrı anlayışını savunur.
  4. Umay anne ve çocukla, Yer-Sub toprak ve suyla, Erlik ölüm ve yeraltıyla ilişkilendirilir; Tonyukuk yazıtı Tengri, Umay ve ıduk Yer-Sub'u birlikte anar; Erlik'in ayrıntılı tasviri geç etnografik kayıtlardandır.
  5. Kutsal ağaç gökle yeri ve bir soyun başlangıcını bağlar; Oğuz Kağan bir ağacın kovuğunda gördüğü kızla evlenir ve Oğuz boylarının ataları bu evlilikten doğar.

Kazanımlar

  • Eski Türk inançlarının bilinen başlıca varlıklarını (Tengri, Umay, Yer-Sub, Erlik) ve kutsal ağaç motifini tanıtabilir.
  • Türk mitolojisinin kaynaklarını (Orhun yazıtları, Çin kaynakları, Kâşgarlı'nın sözlüğü, geç dönem etnografik kayıtlar) ayırt edip her birinin sınırlarını açıklayabilir.
  • Kül Tigin ve Tonyukuk yazıtlarından mitolojik satırları okuyup gök, yer ve insan ilişkisini yorumlayabilir.
  • Yunan mitolojisiyle karşılaştırarak Türk mitolojisi hakkındaki farklı yorumları dengeli biçimde tartışabilir.

Video metni

Soğuk açılış

Orhun vadisinde 730'larda dikilmiş bir taşın doğu yüzü, Türkçe yazılmış en eski yaratılış cümlelerinden biriyle açılır. Üstte mavi gök, altta yağız yer yaratıldığında, ikisinin arasında insanoğlu yaratılmış. Bir cümlede bütün bir evren: yukarıda gök, aşağıda yer, ortada insan.

Ama bu cümlenin hemen ardından yazıt, dünyanın nasıl yaratıldığını anlatmaya devam etmez. Sözü hemen hükümdarların soyuna, kurulan devlete, verilen savaşlara getirir. Yunan mitolojisindeki gibi uzun bir tanrılar soy kütüğü, bir tanrı ailesinin kavgaları burada yoktur. Eski Türklerin mitolojisinden bize ulaşan ilk yazılı ses, kısa, yoğun ve çoğu zaman sessizdir.

Büyük soru

Eski Türkler evreni nasıl tasarlıyordu? Tengri, Umay, Erlik ve kutsal ağaç bu evrende nerede duruyordu? Ve bütün bunları bugün hangi kaynaklardan, ne kadar güvenle biliyoruz?

Bağlam

Önceki ünitede Yunan mitolojisini Hesiodos gibi şairlerin uzun anlatılarından tanıdık. Türk mitolojisinde durum farklıdır. Eski Türk inançlarını bütünüyle anlatan tek bir metin yoktur. Elimizdeki bilgiler farklı dönemlerden, farklı türde kaynaklardan gelir ve her birinin sınırları vardır.

En eski yerli kaynaklar sekizinci yüzyılın Orhun yazıtlarıdır. Ama yazıtlar birer mezar ve devlet anıtıdır; mitolojik bilgiyi ancak birkaç satırda, dolaylı olarak verir. Daha eski dönemler için Çin kaynaklarının Hunlar ve Göktürkler hakkındaki kayıtları vardır; ama bunlar dışarıdan bakan tarihçilerin notlarıdır. Bin yıl kadar önce yazılan Kâşgarlı'nın sözlüğü bazı inanç sözcüklerini açıklar. Bugün en ayrıntılı anlatıların çoğu ise on dokuzuncu ve yirminci yüzyıllarda Altay, Hakas, Yakut gibi Sibirya ve Orta Asya Türk toplulukları arasında derlenmiş etnografik kaynaklardan gelir.

Bu kaynak çeşitliliği bir uyarı taşır. On dokuzuncu yüzyılda Altaylardan derlenen bir anlatı, sekizinci yüzyılın Göktürklerinin inancını birebir yansıtmayabilir. Yüzyıllar içinde inançlar değişmiş, Budizm, Maniheizm, İslam ve Hristiyanlıkla karşılaşmış, yeni unsurlar kazanmıştır. Türk mitolojisi hakkında konuşurken, her bilginin hangi kaynaktan ve hangi yüzyıldan geldiğini söylemek gerekir.

Ana anlatı — gök, yer ve Tengri

Eski Türk evreninin temel ekseni gök ile yer arasındadır. Kül Tigin yazıtının açılış cümlesi bunu gösterir: üstte gök, altta yer, arada insan. Gök, bu evrende yalnız bir mekân değil, kutsal bir güçtür.

Bu gücün adı Tengri'dir. İslâm Ansiklopedisi'ndeki Tanrı maddesine göre sözcüğün kökeni kesin olarak bilinmez; Doğu Hunları döneminden beri kullanıldığı bilinir. Sözcüğün önce gökyüzünü, sonra tapınılan varlığı anlattığı düşünülür. Kâşgarlı Mahmud, «tengri» sözcüğünün «ulu tanrı» anlamına geldiğini ve Türklerin gözlerine büyük görünen her şeye «tengri» dediklerini kaydeder. Türkler Müslüman olduktan sonra da «Tanrı» sözcüğünü kullanmayı sürdürdü; zamanla Allah ve Hudâ sözcükleri de yaygınlaştı.

Tengri'nin niteliği tartışmalıdır. Bazı araştırmacılar eski Türk inancını çok tanrılı bir sistem olarak yorumlamıştır. İslâm Ansiklopedisi'ndeki madde ise farklı bir görüşü savunur: göktanrı inancında tanrı tektir, hayvan ya da insan biçiminde tasvir edilmez ve Yunan mitolojisindeki gibi tanrıların tanrıçalarla evlenmesi inancı yoktur. Bu karşıtlık, önceki ünitede gördüğümüz Olimpos ailesiyle karşılaştırıldığında ilginçtir. Ama bu konuda araştırmacılar arasında tam bir uzlaşma bulunmadığını da hatırlamak gerekir.

Yazıtlarda Tengri'nin yanında başka kutsal varlıklar da anılır. Tonyukuk yazıtında zafer anlatılırken üç güç birlikte sayılır: Tengri, Umay ve «ıduk Yer-Sub», yani kutsal Yer-Su. Yer-Sub, yeryüzünün ve suların kutsal gücüdür; toprak ve su, gökle birlikte hayatın dayanağıdır.

Ana anlatı — Umay ve Erlik

Kül Tigin yazıtında Bilge Kağan, kardeşinin ne zaman yetişkin sayıldığını anlatırken annesini anar: annesi hatun, «Umay gibi»dir ve kardeşi Kül Tigin onun kutu sayesinde «er adı» almıştır. Umay bu satırda bir anneyle, bir çocuğun büyüyüp yetişkin olmasıyla birlikte anılır. Umay'ın doğumu, çocukları ve anneleri koruyan bir kutsal varlık olarak anlaşılması, bu tür bağlamlara ve sonraki dönemlerin halk inançlarına dayanır.

Erlik ise evrenin karanlık katıyla ilişkilidir: ölüm ve yeraltı. Erlik'in en ayrıntılı tasviri geç dönem etnografik kayıtlarından gelir. Altay ve Hakas Türkleri arasında derlenen anlatılarda Erlik yeraltının efendisidir; ölümü, hastalıkları ve kötü ruhları getirir. Bazı Altay anlatılarında Erlik, göğün iyiliksever varlığı Ülgen'in kardeşi olarak geçer ve insanın yaratılışında ona karşı çıkar. Erlik adının Orhun yazıtlarında da geçtiği ileri sürülür, ama bu geçişler kırık ve tartışmalı bağlamlardadır.

Yaygın yanlış«Türk mitolojisinin bütün tanrıları ve hikâyeleri Göktürk yazıtlarında anlatılır.»
Doğrusu

— Orhun yazıtları mitolojik bilgiyi yalnızca birkaç satırda ve dolaylı olarak verir: gök–yer–insan cümlesi, Tengri, Umay, Yer-Sub. Erlik, Ülgen ve yaratılış anlatıları gibi ayrıntılı bilgilerin çoğu, on dokuzuncu ve yirminci yüzyıllarda Sibirya ve Orta Asya Türk toplulukları arasında derlenen etnografik kayıtlardan gelir ve sekizinci yüzyılın inancını birebir yansıtmayabilir.

Ana anlatı — kutsal ağaç

Pek çok mitolojide gökle yeri birbirine bağlayan, insanın kendisinden geldiği ya da ruhların döndüğü bir ağaç motifi vardır. İslâm Ansiklopedisi'ndeki ağaç maddesi, bu hayat ağacı motifinin çeşitli mitolojilerde bulunduğunu ve kutsal sayılan ağaçların «semavî ağaç», «insanlık ağacı», «hayat ağacı» gibi adlarla anıldığını belirtir. Türk anlatılarında da ağaç, gökle yer arasında bir köprü olarak sık sık karşımıza çıkar.

Bunun en bilinen örneklerinden biri Oğuz Kağan anlatısıdır. Anlatının bir sürümünde Oğuz Kağan ava çıktığında bir ağacın içinde, kovuğunda oturan güzel bir kız görür ve onunla evlenir. Onlardan doğan oğullar, Oğuz boylarının atalarından sayılır. Ağaç burada bir soyun başladığı yerdir; bir halkın kökeni, bir ağacın içinden gelir.

Kutsal ağaç yalnız eski anlatılarda kalmadı. Anadolu'da ve Orta Asya'da bazı yaşlı ağaçlara bez bağlamak, onların yanında dilek dilemek gibi uygulamalar bugün de görülür. Mitoloji burada bir inanç sisteminden çok, gündelik hayatın içine sinmiş bir alışkanlık olarak yaşamayı sürdürür.

Metin anı

Şimdi Orhun yazıtlarından üç satırı birlikte okuyalım. İlki Kül Tigin yazıtının doğu yüzünün açılışı:

Üze kök teŋri asra yagız yer kılıntukda ikin ara kişi oglı kılınmış. Kişi oglında üze eçim apam Bumın Kagan İstemi Kagan olurmış.

İkincisi aynı yazıtın doğu yüzünden:

Umay teg ögüm katun kutıŋa inim Költigin er at boldı.

Üçüncüsü kuzey yüzünden, Kül Tigin'in ölümünü anlatan bölümden:

Öd teŋri yaşar, kişi oglı kop ölgeli törümiş.

Bugünkü Türkçeyle: «Üstte mavi gök, altta yağız yer yaratıldığında, ikisinin arasında insanoğlu yaratılmış. İnsanoğlunun üzerine atalarım Bumın Kağan ve İstemi Kağan tahta oturmuş.» «Umay gibi anam hatunun kutu sayesinde kardeşim Kül Tigin er adını aldı.» «Zamanı Tanrı belirler; insanoğlu hep ölmek üzere yaratılmıştır.»

İlk satır bir evren haritasıdır. «Üze», üstte; «asra», altta; «ikin ara», ikisinin arasında. Evren üç katlıdır: gök, yer ve arada insan. «Kılınmış», yaratılmış ya da kılınmış, yani biri tarafından yapılmış. Ama yazıt, kimin yarattığını söylemez; sözü hemen insanın üzerine oturan kağanlara getirir. Kozmoloji, bir hükümdarlığın meşruiyetine basamak olur.

İkinci satırda Umay bir benzetme olarak gelir: «Umay teg», Umay gibi. Kağanın annesi Umay'a benzetilir; onun «kutu», yani kutsal bahtı sayesinde oğlu yetişkinliğe, «er at»a, erkeklik adına ulaşır. Umay burada bir anlatının kahramanı değil, bir karşılaştırmanın ölçüsüdür. Bu da yazıtların mitolojiyi nasıl kullandığını gösterir: anlatmaz, anar.

Üçüncü satır ise en sade ve en ağır olanıdır. «Öd», zaman demektir. Satırın ilk yarısı farklı biçimlerde çevrilir: kimi «zamanı Tanrı belirler» der, Vikikaynak'taki çeviri «sonsuzluğu Tanrı yaşar» der. Her iki okumada da zamanın efendisi Tengri'dir. «Kişi oglı kop ölgeli törümiş», insanoğlu hep ölmek için türemiştir. Kardeşinin ölümü karşısında bir hükümdar, bütün insanlığın ölümlülüğünü düşünür. Bu satır, mitolojinin yalnız tanrıları değil, insanın yazgısını anlatma işini de gösterir.

Cevap ve bağlantı

Eski Türkler evreni üç katlı bir yapı olarak tasarlıyordu: yukarıda gök, aşağıda yer, arada insan. Gökle özdeşleşen Tengri bu evrenin yüce kutsal gücüydü; Umay anne ve çocukla, Yer-Sub toprak ve suyla, Erlik ölüm ve yeraltıyla ilişkilendirildi. Kutsal ağaç gökle yeri ve bir soyun başlangıcını birbirine bağladı.

Ama bu tablonun her parçası farklı bir kaynaktan ve farklı bir yüzyıldan gelir. Orhun yazıtları birkaç yoğun satırla anar, Kâşgarlı sözcükleri açıklar, en ayrıntılı anlatılar ise yüzyıllar sonra Sibirya ve Orta Asya'da derlenmiştir. Bu yüzden Türk mitolojisini Yunan mitolojisiyle karşılaştırırken dikkatli olmak gerekir: bir yanda şairlerin yazdığı uzun bir tanrılar soy kütüğü, öbür yanda yazıtların kısa anışları ve çok sonraki derlemeler vardır. Aradaki fark kısmen inançların farkı, kısmen de kaynakların farkıdır.

Bu mirasın izleri Türk edebiyatının sonraki dönemlerinde de sürer. «Tanrı» sözcüğü İslam'dan sonra da yaşadı; on beşinci yüzyılın başında Yazıcıoğlu Ali, Osmanlı hanedanının soyunu Oğuz Kağan'a bağladı; halk şiirinde ve masallarda ağaç, dağ ve su kutsal imgeler olarak kaldı. Dünya mitolojilerinde de benzer motifler vardır; İskandinav mitolojisinde evreni bir arada tutan dev bir dişbudak ağacı bunun en tanınmış örneklerinden biridir.

Kapanış kancası

Türk mitolojisinin yazılı izleri sekizinci yüzyıla gider. Ama insanlığın yazıya geçmiş en eski mitleri bundan çok daha eskidir. Mezopotamya'nın kil tabletlerinde ve Mısır'ın tapınak duvarlarında, binlerce yıl önce, ilk tanrıların hikâyeleri yazıldı. Dünyanın sulardan nasıl ayrıldığını, ilk insanın nasıl yaratıldığını, ölümden sonra ne olduğunu anlatan bu metinler, sonraki mitolojilere neler bıraktı? Mezopotamya ve Mısır mitleriyle devam ediyoruz.

Özet kartı

  1. Türk mitolojisini bütünüyle anlatan tek bir metin yoktur; kaynaklar Orhun yazıtları (8. yüzyıl), Çin kayıtları, Kâşgarlı'nın sözlüğü (11. yüzyıl) ve 19.–20. yüzyılda Sibirya ve Orta Asya'da derlenen etnografik kayıtlardır.
  2. Kül Tigin yazıtı evreni üç katlı anlatır: üstte gök, altta yer, arada insan; kozmoloji hemen kağanların meşruiyetine bağlanır.
  3. Tengri gökle özdeşleşen yüce güçtür; Kâşgarlı'ya göre Türkler büyük görünen her şeye «tengri» der. Niteliği tartışmalıdır: bazı araştırmacılar çok tanrıcılık görür, İslâm Ansiklopedisi maddesi tek, insan biçimli olmayan bir tanrı anlayışını savunur.
  4. Umay anne ve çocukla, Yer-Sub toprak ve suyla, Erlik ölüm ve yeraltıyla ilişkilendirilir; Tonyukuk yazıtı Tengri, Umay ve ıduk Yer-Sub'u birlikte anar; Erlik'in ayrıntılı tasviri geç etnografik kayıtlardandır.
  5. Kutsal ağaç gökle yeri ve bir soyun başlangıcını bağlar; Oğuz Kağan bir ağacın kovuğunda gördüğü kızla evlenir ve Oğuz boylarının ataları bu evlilikten doğar.

Kavram sözlüğü

TürkçeİngilizceKısa tanım
TengriTengriGökle özdeşleştirilen yüce kutsal güç; bugün «Tanrı»
UmayUmayAnne ve çocukla, doğum ve büyümeyle ilişkilendirilen kutsal varlık
ErlikErlikGeç etnografik kayıtlarda ölümün ve yeraltının efendisi olarak anlatılan varlık
Yer-SubYer-SubYazıtlarda Tengri ve Umay'la birlikte anılan kutsal yer ve su gücü
kutsal ağaçsacred treeGökle yeri bağlayan, soyun kaynağı sayılan ağaç; hayat ağacı
etnografik kaynakethnographic sourceBir topluluk arasında derlenen inanç ve anlatı kayıtları

Ünite quizi

  1. (Kazanım 2) Türk mitolojisinin dört kaynak türünü yazın ve her birinin bir sınırını belirtin.
  2. (Kazanım 3) Kül Tigin yazıtının «Üze kök teŋri asra yagız yer…» cümlesi evreni nasıl tasarlar? Cümle hemen ardından neye geçer ve bu ne gösterir?
  3. (Kazanım 1) Tonyukuk yazıtında birlikte anılan üç kutsal güç hangileridir? Umay hangi bağlamlarla ilişkilendirilir?
  4. (Kazanım 4) Tengri'nin niteliği hakkındaki iki farklı görüşü yazın. Bu tartışma Yunan mitolojisiyle karşılaştırıldığında ne gösterir?
  5. (Kazanım 1) Oğuz Kağan anlatısında kutsal ağacın işlevi nedir?

Cevaplar

  1. Orhun yazıtları: en eski yerli kaynak ama mitolojik bilgiyi yalnız birkaç satırda ve dolaylı verir. Çin kaynakları: eski dönemleri kaydeder ama dışarıdan bakar. Kâşgarlı'nın sözlüğü: sözcükleri açıklar, anlatı vermez. Etnografik kayıtlar: en ayrıntılıdır ama 19.–20. yüzyıla aittir ve eski inancı birebir yansıtmayabilir.
  2. Evren üç katlıdır: üstte gök, altta yer, ikisinin arasında insan. Cümle hemen kağanların (Bumın ve İstemi) tahta oturmasına geçer; kozmoloji bir hükümdarlığın meşruiyetine basamak yapılır, yazıt mitolojiyi anlatmaz, kullanır.
  3. Tengri, Umay ve ıduk Yer-Sub. Umay anneyle ve çocuğun büyüyüp yetişkin olmasıyla ilişkilendirilir; Kül Tigin yazıtında Bilge Kağan'ın annesi «Umay gibi» anılır ve kardeşi onun kutu sayesinde «er adı» alır.
  4. Bir görüşe göre eski Türk inancı çok tanrılı bir sistemdir; İslâm Ansiklopedisi maddesine göre göktanrı inancında tanrı tektir, insan ya da hayvan biçimli değildir ve tanrıların evlenmesi inancı yoktur. Karşılaştırma, Yunan mitolojisinin uzun tanrı soy kütükleri ile Türk kaynaklarının kısa anışları arasındaki farkın kısmen inançtan, kısmen kaynakların türünden doğduğunu gösterir; konuda tam bir uzlaşma yoktur.
  5. Ağaç bir soyun başladığı yerdir: Oğuz Kağan bir ağacın kovuğunda gördüğü kızla evlenir ve Oğuz boylarının ataları bu evlilikten doğar; ağaç gökle yeri ve bir halkın kökenini birbirine bağlar.

Okuma

  • Vikikaynak'taki Kül Tigin ve Tonyukuk yazıtı sayfaları: her satır için özgün harfler, Latin harfli döküm ve bugünkü Türkçe karşılık yan yana.
  • «Tanrı» ve «Ağaç», TDV İslâm Ansiklopedisi (çevrimiçi). Tengri sözcüğünün kökeni, yorumlar ve hayat ağacı motifi.
  • Oğuz Kağan Destanı'nın günümüz Türkçesine aktarılmış baskıları: ağaç kovuğundaki kız ve Oğuz boylarının kökeni.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Animasyon ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Video akışı

  • 0:00–0:45 Soğuk açılış: Moğol bozkırında bir taş; doğu yüzünde köşeli harfler. Harfler bir çizime dönüşür: üstte mavi bir gök yayı, altta koyu toprak, ortada küçük insan figürleri. Sonra figürlerin üstüne iki kağan silueti oturur.
  • 0:45–1:05 Büyük soru: üç katlı bir evren kesiti; katların adları henüz boş.
  • 1:05–2:40 Bağlam: dört kaynak dört masada: taş yazıt, Çin yıllığı rulosu, Kâşgarlı'nın sözlük sayfası, bir etnografın defteri ve fotoğraf makinesi; her masanın üstünde yüzyıl etiketi (8. yüzyıl, MÖ 3. yüzyıldan itibaren, 11. yüzyıl, 19.–20. yüzyıl).
  • 2:40–5:00 Ana anlatı — gök ve Tengri: gök kubbe parlar; «tengri» sözcüğü büyük görünen dağlara, ağaçlara, göğe dokunur. Yanında iki terazi kefesi: «tek tanrı» ve «çok tanrı» yorumları, terazi dengede kalır.
  • 5:00–7:00 Ana anlatı — Umay ve Erlik: bir anne ve çocuk silueti, üstünde koruyan bir kanat. Aşağıda yeraltına inen karanlık bir basamak dizisi, dipte bakırdan bir saray (geç kayıt etiketiyle).
  • 7:00–8:40 Ana anlatı — kutsal ağaç: köklerini yere, dallarını göğe uzatan bir ağaç; kovuğunda bir kız; ağacın dallarında Oğuz boylarının damgaları. Sonra bugünkü bir Anadolu köyünde bez bağlanmış bir ağaç.
  • 8:40–10:30 Metin anı: üç satır sırayla; «üze», «asra», «ikin ara» sözcükleri üç katı işaretler; «Umay teg» sözcüğünde bir karşılaştırma çizgisi; «Öd teŋri yaşar» satırında bir kum saati.
  • 10:30–11:30 Cevap ve bağlantı: dört kaynağın her birinden evren çizimine giden oklar; farklı renklerde, farklı yüzyıllardan.
  • 11:30–12:00 Kapanış kancası: kil tabletler ve bir Mısır tapınağı duvarı, üzerinde tanrı figürleri.

Telaffuz

  • Tengri: «teŋ-Rİ», ŋ genizden; Umay: «u-MAY»; Erlik: «er-LİK»; Ülgen: «ül-GEN».
  • Yer-Sub: «YER-sub»; ıduk: «ı-DUK».
  • Üze kök teŋri asra yagız yer: «ü-ZE kök teŋ-Rİ as-RA ya-GIZ yer».
  • kılıntukda: «kı-lın-tuk-DA»; eçim apam: «e-ÇİM a-PAM»; olurmış: «o-lur-MIŞ».
  • Bumın Kağan: «bu-MIN ka-GAN»; İstemi Kağan: «is-te-Mİ ka-GAN».
  • Öd teŋri yaşar: «ÖD teŋ-Rİ ya-ŞAR»; ölgeli törümiş: «öl-ge-Lİ tö-rü-MİŞ».
  • Tonyukuk: vurgu son hecede; Oğuz Kağan: «o-GUZ ka-GAN».