Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Mit, efsane, destan ve masalı ayıran olağanüstülük değil, anlatanın ve dinleyenin tutumu, zaman, mekân, kahraman ve biçimdir.
- Bascom'a (1965) göre mit din ve ritüelle bağlantılıdır, başkişileri tanrılar, hayvanlar ya da kültür kahramanlarıdır ve olaylar önceki bir çağda ya da başka bir dünyada geçer; efsane dünyevidir, başkişileri insandır ve göçleri, savaşları, kralları anlatır; masal ise kurmaca kabul edilir.
- Destan çoğunlukla manzum ya da manzum-mensur, uzun ve kurucu bir anlatıdır; mitsel ve tarihsel unsurları birleştirir, kahramanının bir adı, soyu, yurdu vardır.
- Grimmler Deutsche Sagen (1816) önsözünde masalı «daha şiirsel», efsaneyi «daha tarihsel» sayar; efsane bir yere ya da bir ada tutunduğu için masal gibi her yerde evinde olamaz.
- Türler arasında geçiş olur: inanç zayıflayınca mit hikâyeye, ad ve yer unutulunca efsane masala dönüşür; bir masal motifi belirli bir yere bağlanınca efsane olur.
Kazanımlar
- Mit, efsane, destan ve masalı inanç, zaman, kahraman ve biçim ölçütleriyle birbirinden ayırt edebilir.
- William Bascom'un halk anlatılarını sınıflandırma ölçütlerini açıklayıp bir anlatıya uygulayabilir.
- Grimm Kardeşler'in masal ile efsane arasına koyduğu farkı Deutsche Sagen önsözünden okuyup yorumlayabilir.
- Bir anlatının bir türden ötekine nasıl geçebildiğini (ad ve yer kaybı, inancın zayıflaması) örneklerle gösterebilir.
Video metni
Soğuk açılış
İki Alman kardeş, Jacob ve Wilhelm Grimm, on dokuzuncu yüzyılın başında halkın anlattığı hikâyeleri toplamaya koyuldu. Sonunda topladıklarını tek bir kitapta değil, iki ayrı kitapta yayımladılar. Birinin adı Kinder- und Hausmärchen, yani «Çocuk ve Ev Masalları» oldu; ilk cildi 1812'de çıktı. Öbürünün adı Deutsche Sagen, yani «Alman Efsaneleri» oldu; ilk cildi 1816'da Berlin'de yayımlandı.
Her hikâye için bir karar vermeleri gerekiyordu: bu bir masal mı, yoksa bir efsane mi? Bir kurbağanın prense dönüştüğü hikâye bir kitaba, belirli bir dağa, kaleye ya da göle bağlı olarak anlatılan hikâyeler öbürüne gitti. Onları ayıran neydi? Kardeşlerin cevabı şaşırtıcı ölçüde basitti: bir ad ve bir yer.
Büyük soru
Mit, efsane, destan ve masal arasındaki farkı ne belirler? Ve bir hikâye, zamanla bir türden ötekine nasıl geçebilir?
Bağlam
Önceki derslerde sözlü kültürün, yazıdan önce hikâyelerin kuşaktan kuşağa nasıl aktarıldığını gördük. Bu ders, o hikâyelerin başlıca türlerine bakıyor. Bu türlere topluca halk anlatısı diyoruz: bir yazarın değil, bir topluluğun ağzında biçimlenen ve aktarılan anlatılar.
Türkçede bu türlerin adları farklı kaynaklardan gelir. Türk Dil Kurumu sözlüğü miti, geleneksel olarak yayılan ya da toplumun hayal gücüyle biçim değiştiren alegorik bir halk hikâyesi olarak tanımlar ve «mitos» karşılığını verir. Efsane için «eski çağlardan beri söylenegelen, olağanüstü varlıkları, olayları konu edinen hayalî hikâye» der ve öztürkçe karşılık olarak «söylence»yi gösterir. Destan, sözlükte ilk anlamıyla tanrı, yarı tanrı ve kahramanlarla ilgili olağanüstü olayları konu alan şiirdir; örnek olarak Manas, Şehname, İlyada ve Kalevala verilir. Masal ise halkın yarattığı, hayale dayanan, sözlü gelenekte yaşayan, insanların, hayvanların ve cadı, dev, peri gibi varlıkların başından geçen olağanüstü olayları anlatan bir türdür.
Bu tanımlar bir başlangıç noktasıdır, ama bir sorun taşır: dördü de «olağanüstü» sözcüğünü kullanır. Olağanüstü olay dördünde de vardır. Türleri ayıran başka bir şey olmalı.
Ana anlatı — inanç ve zaman
Yirminci yüzyılda Amerikalı folklorcu William Bascom, halk anlatılarını ayırmak için olağanüstülüğe değil, anlatanın ve dinleyenin tutumuna bakmayı önerdi. 1965'te yayımlanan The Forms of Folklore: Prose Narratives adlı çalışmasında düzyazı halk anlatılarını üç grupta ele aldı: mit, efsane ve masal.
Bascom'a göre mit çoğu zaman din ve ritüelle bağlantılıdır. Başkişileri genellikle insan değildir, ama insani özellikler taşır: hayvanlar, tanrılar ya da kültür kahramanlarıdır. Olaylar, dünyanın bugünkünden farklı olduğu daha önceki bir çağda ya da gök veya yeraltı gibi başka bir dünyada geçer. Mitleri anlatan topluluk onları gerçek sayar.
Efsane ise Bascom'a göre çoğunlukla kutsal değil, dünyevidir ve başkişileri insandır. Göçleri, savaşları ve zaferleri, geçmiş kahramanların, reislerin, kralların işlerini anlatır. O da anlatanlar tarafından gerçek kabul edilir, ama zamanı daha yakın, mekânı bu dünyadır.
Masal ise bu ikisinden ayrılır: anlatan da dinleyen de onu kurmaca olarak kabul eder. Masalın zamanı bir takvime, mekânı bir haritaya bağlanmaz. Bu yüzden masal «evvel zaman içinde» açılabilir ve dünyanın her yerinde aynı biçimde anlatılabilir.
Bu ölçüt bize bir soru verir: bu hikâyeyi anlatan kişi, ona inanıyor mu? Bir mit, onu anlatan topluluk için dünyanın nasıl yaratıldığının doğru anlatısıdır. Bir efsane, anlatanın gözünde gerçekten olmuş bir olaydır; «şu tepede, şu yıl, şu adam» diye anlatılır. Bir masalı ise kimse gerçek sanmaz; «bir varmış, bir yokmuş» sözü tam da bunu ilan eder.
Ana anlatı — destan: biçimin ölçüsü
Bascom'un sınıflaması düzyazı anlatılar içindir. Destan ise çoğu zaman bu tabloya sığmaz, çünkü onu ayıran ölçüt yalnızca inanç değil, biçimdir. Destan çoğunlukla manzumdur ya da manzum ve mensur bölümleri birlikte taşır; uzundur; bir halkın kuruluşunu, büyük savaşlarını, kurucu kahramanlarını anlatır.
Destanın içerik bakımından iki komşusu vardır. Bir yanda mite yakındır: kahramanlar çoğu zaman tanrısal bir soydan gelir, doğaüstü güçler taşır. Öbür yanda efsaneye yakındır: gerçek sayılan savaşlar, göçler, hanedanlar anlatılır. Destan, bir halkın hem tanrılarla hem tarihle kurduğu ilişkiyi tek bir büyük anlatıda birleştirir. Önceki derslerde gördüğümüz Homeros destanları ya da Dede Korkut'un hikâyeleri bu geniş ailenin üyeleridir.
Destanın bir ayırt edici özelliği de adlardır. Masal kahramanının adı çoğu zaman yoktur ya da «Keloğlan» gibi bir tiptir. Destan kahramanının ise bir adı, bir soyu, bir yurdu vardır: Manas, Rüstem, Akhilleus. Ad, destanı bir halkın belleğine bağlar.
Yaygın yanlış«Masallar çocuklar için, mitler eskiler için, destanlar savaşlar için anlatılır.»
— Türler, dinleyicinin yaşına ya da konuya göre değil, anlatanın ve dinleyenin anlatıya karşı tutumuna (gerçek mi, kurmaca mı), anlatının zamanına ve mekânına ve biçimine göre ayrılır. Grimm Kardeşler'in masal kitabının adı bile «Çocuk ve Ev Masalları»dır: masallar yalnız çocuklar için değil, bütün ev halkı için anlatılırdı.
Ana anlatı — geçişler
Bu türler arasındaki sınırlar kalın duvarlar değil, geçirgen zarlardır. Bir anlatı zamanla bir türden ötekine geçebilir.
En yaygın geçiş, inancın zayıflamasıyla olur. Bir topluluk artık tanrılarına inanmadığında, o tanrıların hikâyeleri mit olmaktan çıkar ve bir masal gibi, bir edebî konu gibi anlatılmaya başlar. Antik Yunan mitleri bugün çoğumuz için bir inanç değil, bir hikâye hazinesidir.
İkinci geçiş yolu, ad ve yer kaybıdır. Bir efsane belirli bir yere ve bir ada bağlıdır. O ad ve yer unutulduğunda, anlatı her yerde anlatılabilen bir masala dönüşebilir. Grimm Kardeşler bunu kendi önsözlerinde fark etmişti: onlara göre masallar, eski Alman kahramanlık efsanesinin parçalarını, adları olmadan korumuştu.
Tersi de olur. Her yerde anlatılan bir masal motifi, belirli bir tepeye, bir kaleye, bir kuleye bağlandığında efsaneye dönüşür. Aynı motif bir köyde masal, öbür köyde «bizim kalede olmuş» diye anlatılan bir efsane olabilir.
Metin anı
Grimm Kardeşler'in 1816'da yayımlanan Deutsche Sagen'inin önsözü, «Efsanenin Özü» başlığıyla açılır ve masal ile efsaneyi şöyle ayırır:
Das Märchen ist poetischer, die Sage historischer; jenes stehet beinahe nur in sich selber fest, in seiner angeborenen Blüte und Vollendung; die Sage, von einer geringern Mannichfaltigkeit der Farbe, hat noch das Besondere, daß sie an etwas Bekanntem und Bewußtem hafte, an einem Ort oder einem durch die Geschichte gesicherten Namen. Aus dieser ihrer Gebundenheit folgt, daß sie nicht, gleich dem Märchen, überall zu Hause seyn könne.
Çevirisi: «Masal daha şiirsel, efsane daha tarihseldir. Masal neredeyse yalnızca kendi içinde, doğuştan gelen çiçeklenmesi ve tamamlanmışlığı içinde ayakta durur. Efsane ise daha az çeşitli renklere sahiptir ve şu özelliği taşır: bilinen ve farkında olunan bir şeye, bir yere ya da tarihin güvence altına aldığı bir ada tutunur. Bu bağlılığından şu çıkar: efsane, masal gibi her yerde evinde olamaz.»
Pasajı bölüm bölüm izleyelim. İlk yargı bir karşıtlık kurar: «poetischer», daha şiirsel; «historischer», daha tarihsel. Grimmler masalı bir sanat eseri gibi, efsaneyi ise bir tarih kaydına yakın bir şey gibi görür. Bu, Bascom'un bir buçuk yüzyıl sonra yapacağı ayrımın, yani kurmaca ile gerçek sayılan arasındaki ayrımın erken bir biçimidir.
İkinci cümlede masal için bir imge seçilir: «angeborene Blüte», doğuştan gelen çiçeklenme. Masal kendi başına tamamdır; bir yere ya da bir tarihe ihtiyaç duymaz. Efsane ise «tutunur»: «hafte», yapışır, bağlanır. Neye? «An einem Ort oder einem durch die Geschichte gesicherten Namen», bir yere ya da tarihin güvenceye aldığı bir ada.
Son cümle bu bağlılığın sonucunu söyler: efsane «masal gibi her yerde evinde olamaz». Bu, soğuk açılıştaki kararın ölçütüdür. Kurbağa prensin hikâyesi her ülkede anlatılabilir; belirli bir kalenin hayaletinin hikâyesi ise o kalenin olduğu yerde yaşar. Bir ad ve bir yer, bir hikâyenin hangi kitaba gideceğini belirlemiştir.
Grimmlerin önsözündeki bir başka gözlem de geçişleri anlatır. Bir sonraki sayfada, masalların eski kahramanlık efsanesinin parçalarını adsız olarak koruduğunu yazarlar. Yani bir destanın kahramanı adını yitirdiğinde bir masal kahramanına dönüşebilir. Türler arasındaki sınır, adların ve yerlerin hatırlanıp unutulmasıyla kayar.
Cevap ve bağlantı
Mit, efsane, destan ve masalı ayıran şey olağanüstülük değildir; dördünde de olağanüstü olaylar vardır. Onları ayıran, anlatanın ve dinleyenin tutumu, anlatının zamanı ve mekânı, kahramanın türü ve biçimdir. Mit kutsal ve gerçek sayılır, başka bir çağda ya da başka bir dünyada geçer. Efsane gerçek sayılır, bu dünyada, belirli bir yerde ve bir adla anlatılır. Masal kurmaca olarak kabul edilir ve her yerde evindedir. Destan çoğunlukla manzum ve uzundur, bir halkın kuruluşunu mitsel ve tarihsel unsurları birleştirerek anlatır.
Bu sınırlar geçirgendir. İnanç zayıfladığında mit bir hikâyeye, ad ve yer unutulduğunda efsane bir masala dönüşür; bir masal motifi bir yere bağlandığında efsane olur. Türk halk anlatılarında da aynı hareketi görürüz: aynı motif bir yerde masal, başka bir yerde efsane olarak yaşar. Bu yüzden bir anlatının türünü belirlerken yalnız metne değil, onu anlatan topluluğun o metne nasıl baktığına da bakmak gerekir.
Kapanış kancası
Bu türlerin en eskisi ve en etkilisi, Batı edebiyatının kökünde duran bir mitoloji: Yunan mitolojisi. Olimpos'taki tanrılar yalnız dünyayı yönetmez; kıskanır, aldatır, cezalandırır, birbirleriyle aile kavgalarına girer. Bir mitolojinin tanrıları neden bu kadar insana benzer, ve bu aile dramı nasıl olup da iki bin yılı aşkın bir süredir edebiyatı besler? Yunan mitolojisi, bu dersin ikinci durağı.
Özet kartı
- Mit, efsane, destan ve masalı ayıran olağanüstülük değil, anlatanın ve dinleyenin tutumu, zaman, mekân, kahraman ve biçimdir.
- Bascom'a (1965) göre mit din ve ritüelle bağlantılıdır, başkişileri tanrılar, hayvanlar ya da kültür kahramanlarıdır ve olaylar önceki bir çağda ya da başka bir dünyada geçer; efsane dünyevidir, başkişileri insandır ve göçleri, savaşları, kralları anlatır; masal ise kurmaca kabul edilir.
- Destan çoğunlukla manzum ya da manzum-mensur, uzun ve kurucu bir anlatıdır; mitsel ve tarihsel unsurları birleştirir, kahramanının bir adı, soyu, yurdu vardır.
- Grimmler Deutsche Sagen (1816) önsözünde masalı «daha şiirsel», efsaneyi «daha tarihsel» sayar; efsane bir yere ya da bir ada tutunduğu için masal gibi her yerde evinde olamaz.
- Türler arasında geçiş olur: inanç zayıflayınca mit hikâyeye, ad ve yer unutulunca efsane masala dönüşür; bir masal motifi belirli bir yere bağlanınca efsane olur.
Kavram sözlüğü
| Türkçe | İngilizce | Kısa tanım |
|---|---|---|
| mit | myth | Anlatan topluluğun gerçek ve çoğu zaman kutsal saydığı, tanrıların ya da kültür kahramanlarının önceki bir çağda ya da başka bir dünyada geçen anlatısı |
| efsane | legend | Gerçek sayılan, insan kahramanlı, belirli bir yere ya da ada bağlı anlatı; öztürkçe karşılığı söylence |
| destan | epic | Çoğunlukla manzum, uzun, bir halkın kuruluşunu ve kahramanlarını mitsel ve tarihsel unsurlarla anlatan tür |
| masal | folktale | Kurmaca olarak kabul edilen, zamanı ve mekânı belirsiz, her yerde anlatılabilen halk anlatısı |
| halk anlatısı | folk narrative | Bir topluluğun ağzında biçimlenen ve kuşaktan kuşağa aktarılan anlatı |
| tür geçişi | genre shift | Bir anlatının inanç, ad ve yer bilgisindeki değişimle bir türden ötekine geçmesi |
Ünite quizi
- (Kazanım 1) Aşağıdaki anlatıların türünü belirleyin ve gerekçenizi yazın: a) Dünyanın bir tanrının bedeninden yaratıldığını anlatan, topluluğun kutsal saydığı bir anlatı. b) Belirli bir köprünün yapımı sırasında bir ustanın başına geldiği anlatılan ve köylülerin gerçek saydığı bir olay. c) «Bir varmış bir yokmuş» formülüyle açılan, adı olmayan bir padişah kızının hikâyesi.
- (Kazanım 2) Bascom'un sınıflamasında mit ile efsaneyi ayıran iki ölçütü yazın.
- (Kazanım 3) Grimmler'e göre efsane neden «masal gibi her yerde evinde olamaz»?
- (Kazanım 4) Bir efsanenin masala dönüşmesinin ve bir masal motifinin efsaneye dönüşmesinin yollarını açıklayın.
- (Kazanım 1) Destanı öbür üç türden ayıran başlıca özellikler nelerdir?
Cevaplar
- a) Mit: topluluk tarafından kutsal ve gerçek sayılır, dünyanın bugünkünden farklı olduğu önceki bir çağda geçer, başkişisi bir tanrıdır. b) Efsane: gerçek sayılır, belirli bir yere (köprü) bağlıdır, kahramanı insandır. c) Masal: kurmaca olarak kabul edilir, «bir varmış bir yokmuş» bunu ilan eder, zaman ve mekân belirsizdir, kahramanın adı yoktur.
- Kutsallık ve başkişiler: mit çoğu zaman din ve ritüelle bağlantılıdır, başkişileri tanrılar, hayvanlar ya da kültür kahramanlarıdır; efsane daha çok dünyevidir ve başkişileri insandır. Zaman ve mekân: mit önceki bir çağda ya da başka bir dünyada, efsane daha yakın bir geçmişte ve bu dünyada geçer.
- Çünkü efsane bilinen bir şeye, bir yere ya da tarihin güvenceye aldığı bir ada tutunur; bu bağlılık onu o yere ve o ada bağlar. Masal ise kendi içinde tamamdır, hiçbir yere bağlı olmadığı için her yerde anlatılabilir.
- Efsane, bağlı olduğu ad ve yer unutulduğunda her yerde anlatılabilen bir masala dönüşebilir; Grimmler masalların eski kahramanlık efsanesinin parçalarını adsız olarak koruduğunu yazar. Tersine, bir masal motifi belirli bir tepeye, kaleye ya da kuleye bağlanıp «burada olmuş» diye anlatıldığında efsaneye dönüşür.
- Biçim: çoğunlukla manzum ya da manzum-mensur ve uzundur. İçerik: bir halkın kuruluşunu, büyük savaşlarını ve kurucu kahramanlarını anlatır, mitsel ve tarihsel unsurları birleştirir. Kahramanının bir adı, soyu ve yurdu vardır.
Okuma
- Jacob ve Wilhelm Grimm, Deutsche Sagen, cilt I (1816), «Vorrede»; Almanca Vikikaynak'ta sayfa sayfa. Masal ile efsane ayrımının kaynağı.
- Grimm Kardeşler, Çocuk ve Ev Masalları; Türkçede çeşitli seçme ve tam çevirileri var.
- Türk Dil Kurumu, Güncel Türkçe Sözlük: «mit», «efsane», «destan», «masal» maddeleri.