Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- 1928'de bir komisyon yeni alfabeyi hazırladı; Mustafa Kemal onu 9 Ağustos 1928'de Gülhane'de tanıttı; Falih Rıfkı Atay'ın aktardığına göre «Bu ya üç ayda olur ya da hiç olmaz» dedi.
- 1353 sayılı kanunun kabul tarihi 1 Kasım, yürürlük tarihi 3 Kasım 1928'dir; gazeteler 1 Aralık 1928'den, kitaplar 1 Ocak 1929'dan itibaren yeni harflerle basılacaktı.
- Millet Mektepleri (talimatnamesi 24 Kasım 1928) yetişkinlere dört ayda yeni harflerle okuma yazma öğretti.
- Harf değişikliği dili hemen değiştirmedi; dil çalışmaları 12 Temmuz 1932'de Türk Dili Tetkik Cemiyeti'nin kurulması, 26 Eylül 1932 Birinci Türk Dil Kurultayı ve 21 Kasım 1932 Söz Derleme Talimatnamesi'yle başladı.
- Kanun yeni harfleri «Türk harfleri» diye adlandırır ama kendisi «merbut», «cetvel», «Kanunusani», «mecburi» gibi eski yazı dilinin sözcükleriyle yazılmıştır: önce yazı değişti, sonra dil.
Kazanımlar
- 1928 harf değişikliğinin başlıca adımlarını (komisyon, 9 Ağustos tanıtımı, 1 Kasım kanunu, Millet Mektepleri) tarihleriyle sıralayabilir.
- 1353 sayılı kanunun ilk maddesini okuyup yeni alfabenin «Türk harfleri» diye adlandırılmasını ve kanunun kendi dilini yorumlayabilir.
- Harf değişikliği ile dil değişikliği arasındaki farkı ve 1932'den sonra başlayan dil çalışmalarının kurumlarını açıklayabilir.
- Alfabe değişikliğinin edebiyat ve okur üzerindeki etkilerini farklı görüşleri dengeleyerek tartışabilir.
Video metni
Soğuk açılış
9 Ağustos 1928 akşamı İstanbul'da, Gülhane'de düzenlenen bir gecede Mustafa Kemal kalabalığa yeni bir alfabe tanıttı. Onu hazırlayan komisyonun bazı üyeleri, yeni harflere geçiş için beş ile on beş yıl arasında süreler öngörmüştü. Komisyonda bulunan Falih Rıfkı Atay'ın aktardığına göre Mustafa Kemal'in cevabı kısaydı: bu iş ya üç ayda olur ya da hiç olmaz.
Gerçekten de üç ay geçmeden, Kasım'ın ilk gününde, Türkiye Büyük Millet Meclisi yeni harfleri kabul eden kanunu çıkardı. Ama o kanunun metnini bugün okuyan biri şaşırır: yeni harfleri getiren kanun, eski yazı dilinin sözcükleriyle yazılmıştı. Harfler bir günde değişti; dil değişmedi.
Büyük soru
1928'de değişen neydi, değişmeyen neydi? Harf devrimi ile sonrasında başlayan dil çalışmaları Türkçeyi ve edebiyatı nasıl etkiledi?
Bağlam
Önceki ünitede Genç Kalemler'in yazı dilini sadeleştirmeyi önerdiğini, ama Arap harflerine dokunmadığını gördük. Latin harfleri fikri ise yeni değildi. On dokuzuncu yüzyılın ikinci yarısından beri Osmanlı aydınları arasında Arap harflerinin Türkçenin seslerini göstermekte zorlandığı tartışılıyordu; bazıları harfleri ıslah etmeyi, bazıları harfleri ayrı ayrı yazmayı, bazıları da Latin harflerini önerdi.
Cumhuriyet'in ilk yıllarında bu tartışma yeniden açıldı. Türkçe Vikipedi'nin derlediği bilgilere göre 1923'te İzmir İktisat Kongresi'nde Latin harflerine geçme önerisi getirildi ama reddedildi. 1928'in Mayıs ayında Meclis, resmî dairelerde uluslararası rakamların kullanılmasını kabul etti. Aynı sıralarda harf değişikliği için bir komisyon kuruldu.
Ana anlatı — üç ayda bir alfabe
Komisyonun tartıştığı ayrıntılardan biri, eski yazıdaki «kaf» ve «kef» harflerinin yeni alfabede nasıl karşılanacağıydı. «Q» harfiyle karşılanması önerildi, ama bu öneri kabul edilmedi ve yeni alfabeye «q» girmedi. Tasarlanan alfabe, Türkçenin seslerini tek tek göstermeye çalışan bir alfabeydi: «ç», «ğ», «ı», «ö», «ş», «ü» gibi harflerle.
9 Ağustos'taki tanıtımın ardından hızlı bir seferberlik başladı. Ekim ayında memurlar yeni harflerle ilgili bir sınavdan geçirildi. Kasım'ın ilk günü Meclis, 1353 numaralı kanunu, tam adıyla yeni harflerin kabulü ve uygulanması hakkındaki kanunu çıkardı ve 3 Kasım'da Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Kanun bir takvim de koyuyordu: gazete ve dergiler 1 Aralık 1928'den itibaren, kitaplar 1 Ocak 1929'dan itibaren yeni harflerle basılacaktı; halkın dilekçelerinde eski harfler Haziran 1929'a kadar kabul edilecekti.
Kanunla birlikte bir eğitim seferberliği de başladı. Maarif Vekili Mustafa Necati'nin hazırladığı Millet Mektepleri Talimatnamesi 11 Kasım 1928'de Bakanlar Kurulu'nda onaylandı ve 24 Kasım'da yürürlüğe girdi. Millet Mektepleri, yetişkinlere yeni harflerle okuma yazma öğreten, dört ay süreli halk eğitimi kurumlarıydı. Eski harflerle okuma yazma bilenler de, bilmeyenler de aynı sıralara oturdu.
Ana anlatı — harf başka, dil başka
Harf değişikliği bir gecede yazıyı değiştirdi, ama yazının dilini değiştirmedi. 1929'da Latin harfleriyle basılan bir gazete, bir yıl önce Arap harfleriyle yazdığı sözcüklerin çoğunu kullanmaya devam etti. Terkipler, Arapça çoğullar, uzun resmî cümleler yeni harflere aynen taşındı.
Dil çalışmaları için dört yıl daha beklendi. İslâm Ansiklopedisi'ndeki Türk Dil Kurumu maddesine göre, 12 Temmuz 1932'de Mustafa Kemal'in isteğiyle Sâmih Rifat başkanlığında Ruşen Eşref, Celâl Sahir ve Yakup Kadri tarafından Türk Dili Tetkik Cemiyeti kuruldu. Kurucular arasında Fecr-i Âtî beyannamesini yirmi iki yıl önce imzalamış olan Celâl Sahir ile Yakup Kadri'nin bulunması, edebiyat tarihi ile dil tarihinin ne kadar iç içe olduğunu gösterir.
Aynı yıl 26 Eylül'de Dolmabahçe Sarayı'nda Birinci Türk Dil Kurultayı toplandı. Davetliler arasında dilbilimcilerin yanı sıra Abdülhak Hâmid, Cenab Şahabeddin, Halit Ziya, Hüseyin Rahmi, Mehmet Emin, Ahmed Hâşim, Ahmed Râsim gibi farklı kuşaklardan yazar ve şairler, gazeteciler ve Türkçeyi en sade konuştuğu düşünülen Yörük ve Türkmen topluluklarından temsilciler vardı. Kurultayın ardından dil konusunda köklü işler yapılmasına karar verildi.
Kurultayın ardından büyük bir çalışma başladı. 21 Kasım 1932'de kabul edilen Söz Derleme Talimatnamesi'yle, Anadolu'nun köylerinde, kasabalarında halkın kullandığı sözcükler toplanmaya başlandı. Amaç, yazı dilindeki Arapça ve Farsça sözcüklere Türkçe karşılıklar bulmaktı. Bu çalışmalar sonradan «dil devrimi» adıyla anılacaktı.
Yaygın yanlış«Harf Devrimi ile Türkçe bir günde sadeleşti.»
— 1928'de değişen yazıydı, dil değil. Yeni harflerle basılan metinler uzun süre eski yazı dilinin sözcüklerini ve terkiplerini kullandı. Sözcük düzeyindeki değişim 1932'de kurulan Türk Dili Tetkik Cemiyeti ve derleme çalışmalarıyla başladı ve on yıllar sürdü; bu süreç, ölçüsü ve yöntemi bakımından da sert tartışmalara konu oldu.
Ana anlatı — okur ve edebiyat
Alfabe değişikliğinin edebiyat üzerindeki etkisi hâlâ tartışılır. Bir yanda, yeni alfabenin Türkçenin seslerini daha düzenli göstermesi ve Millet Mektepleri gibi seferberliklerle okuryazarlığın yayılması, okur kitlesini genişletti. Genç Kalemler'in yakındığı «okursuzluk» sorununa alfabe yoluyla da bir cevap arandı.
Öbür yanda bir kopuş vardı. Okula yeni harflerle başlayan çocuklar eski yazıyı hiç öğrenmedi ve yüzyıllarca Arap harfleriyle yazılmış metinlere doğrudan ulaşamadı. Hangi eserlerin yeni harflere aktarılacağı, hangilerinin kütüphanelerde kalacağı sorusu bir kanon sorusuna dönüştü. Bu kopuşun boyutu konusunda farklı değerlendirmeler vardır. Türkçe Vikipedi'deki madde, harf değişikliğinin toplumsal belleği sildiği yolundaki iddialara, o dönemde okuryazarların nüfusun küçük bir kesimi olduğunu, toplumun büyük ölçüde sözlü kültüre dayandığını ve eski okuryazarların yeni harfleri hızla öğrendiğini hatırlatan eğitimcilerin cevaplarını da aktarır. Tartışma, ne kazanıldığı ile ne kaybedildiğinin birlikte sorulmasını gerektirir.
Yazarlar için ise değişim somuttu. Hüseyin Rahmi ya da Halit Ziya gibi eski harflerle yazmaya alışmış yazarlar, yeni harflerle yazmayı ve eserlerinin yeni baskılarını gördü. Bir kuşak, kendi eserlerinin yeni harflerle yeniden doğuşuna tanık oldu.
Metin anı
Şimdi 1353 sayılı kanunun ilk maddesine bakalım:
Şimdiye kadar Türkçeyi yazmak için kullanılan Arap harfleri yerine Latin esasından alınan ve merbut cetvelde şekilleri gösterilen harfler (Türk harfleri) unvan ve hukuku ile kabul edilmiştir.
Ve beşinci maddesine:
1929 Kanunusanisi iptidasından itibaren Türkçe basılacak kitapların Türk harfleriyle basılması mecburidir.
Bugünkü Türkçeyle: «Şimdiye kadar Türkçeyi yazmak için kullanılan Arap harfleri yerine, Latin temeline dayanan ve ekteki çizelgede biçimleri gösterilen harfler (Türk harfleri), bu ad ve hukuki niteliğiyle kabul edilmiştir.» «1929 Ocak ayının başından itibaren Türkçe basılacak kitapların Türk harfleriyle basılması zorunludur.»
İlk maddeyi dikkatle okuyalım. Harfler «Latin esasından alınan» harflerdir; ama kanun onlara Latin harfleri demez. Parantez içinde bir ad verir: «Türk harfleri». Ve «unvan ve hukuku ile», yani bu adla ve bu hukuki nitelikle kabul edildiklerini söyler. Kaynağı açıkça belirtilen bir alfabe, bir kanun maddesiyle millî bir ad kazanır. Bugün de «Türk alfabesi» dememiz, bu cümleden gelir.
Sonra dile bakalım. «Merbut» (ekli), «cetvel» (çizelge), «unvan», «hukuk», «Kanunusani» (Ocak), «iptida» (başlangıç), «mecburi» (zorunlu). Harfleri değiştiren kanun, eski yazı dilinin sözcükleriyle yazılmıştır; «Kanunusani» gibi bir ay adı bile henüz değişmemiştir. Bu bir tutarsızlık değil, sürecin doğal bir aşamasıdır: önce yazı değişti, sonra dil değişmeye başladı.
Ve beşinci madde, kanunun edebiyat için belki en önemli satırıdır. Kitaplar için bir tarih konur: 1 Ocak 1929. O günden sonra Türkçe basılan her kitap yeni harflerle basılacaktır. Bir edebiyatın matbaa tarihinde, bir kanun maddesiyle belirlenmiş bir sınır çizgisi.
Cevap ve bağlantı
1928'de değişen yazıydı: Arap harfleri yerine Latin esasına dayanan, kanunla «Türk harfleri» adını alan yeni bir alfabe geldi. Değişim hızlıydı: komisyon, 9 Ağustos tanıtımı, 1 Kasım kanunu, Millet Mektepleri, birkaç ay içinde. Değişmeyen ise dildi: yeni harflerle yazılan metinler uzun süre eski yazı dilinin sözcüklerini taşıdı. Dil düzeyindeki değişim 1932'de Türk Dili Tetkik Cemiyeti'nin kurulması, Birinci Türk Dil Kurultayı ve derleme çalışmalarıyla başladı.
Edebiyat için sonuçlar iki yönlüdür. Okur kitlesi genişledi, yeni kuşaklar Türkçenin seslerini daha düzenli gösteren bir alfabeyle okumayı öğrendi. Ama eski harflerle yazılmış yüzyılların birikimiyle doğrudan bağ zayıfladı; o birikim ancak yeni harflere aktarıldığı ölçüde okunabilir oldu.
Dünyanın başka yerlerinde de alfabe değişiklikleri yaşandı. Azerbaycan ve Orta Asya'daki Türk cumhuriyetleri yirminci yüzyılda birkaç kez alfabe değiştirdi; Vietnamca Çin kökenli yazıdan Latin harflerine geçti. Her birinde aynı soru soruldu: yeni yazı geleceği açarken geçmişi nasıl okunur tutar?
Kapanış kancası
Derleme çalışmaları başladıktan birkaç yıl sonra yeni bir sorun belirdi. Arapça ve Farsça sözcüklerin yerine önerilen Türkçe karşılıkların bir kısmını kimse anlamıyordu. İslâm Ansiklopedisi'ne göre Atatürk de yerleşmiş yabancı kökenli sözlerin atılıp yerine anlaşılmayan sözlerin konmasından rahatsızdı. Tasfiyeciliğin sınırı neredeydi, öztürkçe tartışması edebî dili nasıl etkiledi? Bu tartışma, dersin kapanışındaki uzman ünitesinin konusu.
Özet kartı
- 1928'de bir komisyon yeni alfabeyi hazırladı; Mustafa Kemal onu 9 Ağustos 1928'de Gülhane'de tanıttı; Falih Rıfkı Atay'ın aktardığına göre «Bu ya üç ayda olur ya da hiç olmaz» dedi.
- 1353 sayılı kanunun kabul tarihi 1 Kasım, yürürlük tarihi 3 Kasım 1928'dir; gazeteler 1 Aralık 1928'den, kitaplar 1 Ocak 1929'dan itibaren yeni harflerle basılacaktı.
- Millet Mektepleri (talimatnamesi 24 Kasım 1928) yetişkinlere dört ayda yeni harflerle okuma yazma öğretti.
- Harf değişikliği dili hemen değiştirmedi; dil çalışmaları 12 Temmuz 1932'de Türk Dili Tetkik Cemiyeti'nin kurulması, 26 Eylül 1932 Birinci Türk Dil Kurultayı ve 21 Kasım 1932 Söz Derleme Talimatnamesi'yle başladı.
- Kanun yeni harfleri «Türk harfleri» diye adlandırır ama kendisi «merbut», «cetvel», «Kanunusani», «mecburi» gibi eski yazı dilinin sözcükleriyle yazılmıştır: önce yazı değişti, sonra dil.
Kavram sözlüğü
| Türkçe | İngilizce | Kısa tanım |
|---|---|---|
| Harf Devrimi | Turkish alphabet reform | Arap harflerinden Latin esaslı Türk alfabesine, 1928 sonbaharında çıkan bir kanunla ve birkaç ay içinde yapılan geçiş |
| Türk harfleri | Turkish letters | 1353 sayılı kanunun Latin esasından alınan yeni alfabeye verdiği resmî ad |
| Millet Mektepleri | Nation's Schools | Harf Devrimi'nden sonra yetişkinlere dört ayda yeni harflerle okuma yazma öğreten halk eğitimi kurumları |
| Türk Dili Tetkik Cemiyeti | Society for the Study of the Turkish Language | 12 Temmuz 1932'de kurulan, sonradan Türk Dil Kurumu adını alan dil kurumu |
| dil kurultayı | language congress | Dil çalışmalarının ilkelerini ve yöntemini tartışmak için toplanan kurultay; ilki 26 Eylül 1932'de |
| derleme | word collection | Halkın ağzında yaşayan sözcükleri yöre yöre toplama çalışması |
Ünite quizi
- (Kazanım 1) Aşağıdaki olayları tarih sırasına dizin: Millet Mektepleri Talimatnamesi'nin yürürlüğe girmesi, 9 Ağustos Gülhane tanıtımı, 1353 sayılı kanunun kabulü, uluslararası rakamların kabulü.
- (Kazanım 2) Kanunun birinci maddesi yeni harflere hangi adı verir? Bu ad neden önemlidir?
- (Kazanım 2) Kanunun kendi dilinde eski yazı dilinden kalan üç sözcük bulun. Bu durum harf ve dil değişikliği hakkında ne anlatır?
- (Kazanım 3) Harf değişikliği ile dil değişikliği neden ayrı süreçlerdir? Dil çalışmalarını başlatan iki kurum ya da belgeyi tarihleriyle yazın.
- (Kazanım 4) Harf Devrimi'nin edebiyat ve okur üzerindeki etkisine ilişkin iki farklı değerlendirmeyi yazın.
Cevaplar
- Uluslararası rakamların kabulü (28 Mayıs 1928) → 9 Ağustos Gülhane tanıtımı (1928) → 1353 sayılı kanunun kabulü (1 Kasım 1928) → Millet Mektepleri Talimatnamesi'nin yürürlüğe girmesi (24 Kasım 1928).
- «Türk harfleri». Latin esasından alındığı açıkça söylenen alfabe, kanunla millî bir ad kazanır; bugünkü «Türk alfabesi» adı bu maddeden gelir.
- Örnekler: «merbut», «cetvel», «unvan», «Kanunusani», «iptida», «mecburi» (herhangi üçü). Önce yazının değiştiğini, dilin ise daha sonra ve daha yavaş değişmeye başladığını gösterir.
- Harf değişikliği yazının görünüşünü bir anda değiştirir, ama yazının kullandığı sözcükler ve kurallar aynı kalabilir; dil değişikliği ise sözcük ve kurallar düzeyinde, yıllar süren bir süreçtir. Dil çalışmalarını başlatanlar: Türk Dili Tetkik Cemiyeti (12 Temmuz 1932), Birinci Türk Dil Kurultayı (26 Eylül 1932), Söz Derleme Talimatnamesi (21 Kasım 1932) (herhangi ikisi).
- Bir değerlendirmeye göre yeni alfabe ve Millet Mektepleri okuryazarlığı yaydı ve okur kitlesini genişletti. Başka bir değerlendirmeye göre yeni kuşaklar eski harflerle yazılmış birikime doğrudan ulaşamaz oldu ve hangi eserlerin aktarılacağı bir kanon sorusuna dönüştü. Harf değişikliğinin toplumsal belleği sildiği iddiasına ise okuryazarların o dönemde nüfusun küçük bir kesimi olduğu ve eski okuryazarların yeni harfleri hızla öğrendiği hatırlatılarak karşı çıkılır.
Okuma
- «Türk Harflerinin Kabul ve Tatbiki Hakkında Kanun» (1353 sayılı), Türkçe Vikikaynak'ta tam metin.
- «Türk Dil Kurumu», TDV İslâm Ansiklopedisi (çevrimiçi). Kuruluş, kurultaylar ve dil çalışmalarının ilk evresi.
- «Harf Devrimi» ve «Millet mektebi», Vikipedi (Türkçe). Sürecin takvimi ve eğitim seferberliği.