İçeriğe geç

Ünite EDB-107-03 · Seviye 1 — Temel

Karahanlı ve Harezm Türkçesi

EDB-107 Türkçenin Serüveni

2.126 kelime · yaklaşık 10 dakika okuma · anlatım 11 dk

  • Karahanlı Türkçesi
  • Harezm Türkçesi
  • Arap alfabesi
  • ödünç sözcük
  • karşılık sözcük
  • yazı dili
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Karahanlı Türkçesi İslamiyet sonrası ilk edebî Türk dilidir; Arap alfabesiyle yazıldı, Arapça ve Farsça ödünç sözcüklerden etkilendi ama Eski Uygur Türkçesine hâlâ yakındı.
  2. Arap alfabesi Türkçenin ünlülerini ve p, ç, g gibi seslerini göstermekte yetersizdi; Kâşgarlı Mahmud üç noktalı f, nun ile kef birleşimi ve çift elif gibi işaretlerle Türkçeye özgü bir imla kurdu.
  3. Yeni kavramlar önce Türkçe karşılıklarla anlatıldı: Kutadgu Bilig'de kut, ukuş, köni törü; sözlükte yükünç «namaz», sakınç «kaygı»; zamanla bazı karşılıkların yerini ödünç sözcükler aldı.
  4. Harezm Türkçesi (13.–14. yüzyıl) Karahanlı temeli üzerinde Oğuz ve Kıpçak unsurları içerir ve Çağataycaya geçişi hazırlar; başlıca eserleri Rabgūzî'nin Kısasü'l-enbiyâ'sı (1310-11), Nehcü'l-Ferâdîs (1358'den önce) ve Gülistan bit-Türkî'dir.
  5. Kâşgarlı Hâkāniye dilini «en ince ve zarif», Oğuz dilini «en kolay» sayar; sözlükte Oğuz ağzından 185 sözcük vardır ve bu ağız sonraki yüzyıllarda Anadolu'nun edebî dili olacaktır.

Kazanımlar

  • Karahanlı Türkçesinin İslamiyet sonrası ilk Türk yazı dili olduğunu, başlıca eserlerini ve dönemini anlatabilir.
  • Arap alfabesinin Türkçeye uyarlanırken karşılaştığı sorunları ve Kâşgarlı Mahmud'un çözümlerini açıklayabilir.
  • Yeni dinin kavramlarının önce Türkçe karşılıklarla (yükünç), sonra ödünç sözcüklerle (namaz) anlatılmasını örnekleyerek söz varlığındaki değişimi tartışabilir.
  • Harezm Türkçesinin Karahanlı Türkçesi ile Çağatayca arasındaki köprü konumunu ve başlıca eserlerini sayabilir.

Video metni

Soğuk açılış

Bugün hangi Türkçe konuşura sorsanız, Müslümanların günde beş vakit kıldığı ibadetin adını «namaz» diye söyler. Sözcük Farsçadır. Oysa on birinci yüzyılda, Türkçenin ilk büyük sözlüğünde bu ibadetin karşısında bambaşka bir sözcük yazar: «yükünç».

Yani İslamiyet'i kabul eden ilk Türkler, yeni dinlerinin en temel kavramlarından birini önce kendi dillerinin sözcüğüyle söylemeyi denediler. O sözcük sonra kayboldu, yerini ödünç bir sözcük aldı. Türkçenin İslam medeniyetine girişi, bu tür küçük ama derin değişimlerle doludur.

Büyük soru

Yeni bir dine giren Türkler, o dinin getirdiği medeniyetin alfabesini, kavramlarını ve edebî biçimlerini Türkçeye nasıl taşıdı ve bu taşıma dili nasıl dönüştürdü?

Bağlam

Önceki ünitede Uygurların dinî çevirilerle Türkçeyi nasıl genişlettiğini gördük. Onuncu yüzyıldan itibaren ise Orta Asya'nın batısında Türk toplulukları İslamiyet'i kabul etmeye başladı. Bu dönüşümün ilk büyük Türk devletlerinden biri Karahanlılardı. Onların başkentleri Balasagun ve Kâşgar'da gelişen yazı diline Karahanlı Türkçesi diyoruz. Karahanlı Türkçesi, İslamiyet sonrası dönemin ilk edebî Türk dili olarak kabul edilir.

Bu dilin iki büyük anıtını daha önceki bir derste tarihleri ve nüshalarıyla tanımıştık: Yûsuf Has Hâcib'in 1069-70'te hükümdara sunduğu Kutadgu Bilig'i ve Kâşgarlı Mahmud'un birkaç yıl sonra bitirdiği büyük sözlüğü. Bu kez onlara bir dil tarihçisinin gözüyle bakacağız.

Daha sonra, 1200'ler ve 1300'lerde, Harezm bölgesinde ve Altın Orda topraklarında yeni bir yazı dili gelişti: Harezm Türkçesi. Araştırmacıların genel kanaatine göre bu dil Karahanlı Türkçesinden doğdu ve doğuda Çağatayca adı verilen büyük yazı diline geçişi hazırladı.

Ana anlatı — Türkçe sesleri Arap harfleriyle yazmak

İslamiyet'le birlikte Türkler yeni bir alfabe de benimsedi: Arap alfabesi. Bu alfabe Kur'an'ın yazısıydı; saygınlığı büyüktü. Ama Türkçe için yapılmamıştı.

Sorunların ilki ünlülerdi. Arap yazısı kısa ünlüleri genellikle harf olarak değil, harflerin üstüne ve altına konan harekelerle gösterir; çoğu zaman da hiç göstermez. Türkçe ise a, e, ı, i, o, ö, u, ü gibi zengin bir ünlü düzenine sahiptir ve anlam büyük ölçüde bu ünlülere dayanır. İkinci sorun, Arapçada bulunmayan seslerdi: p, ç, g gibi.

Kâşgarlı Mahmud bu sorunu bir dilbilimcinin titizliğiyle ele aldı. Ansiklopedi maddesinin aktardığına göre sözlüğünde Türkçenin kendine özgü seslerini göstermek için yeni işaretler belirledi: b ile f arasındaki bir dudak ünsüzü için üç noktalı bir f, genizden çıkan «ŋ» sesi için nun ve kef harflerinin birleşimi, sözcük başındaki uzun a için yan yana iki elif. Böylece Türkçe sözcüklere mahsus bir imla düzeni kurdu.

Kâşgarlı'nın sözlüğü bir başka açıdan da iki dünyanın arasında durur. Madde başları Türkçedir, açıklamalar Arapça. Sözcükler Arap sözlükçülüğünün usulüyle, içerdikleri ünsüz sayısına göre sıralanmıştır. Aynı maddeye göre eserin amaçlarından biri, Türk dilinin Arapçadan geri kalmadığını göstermekti. Yeni medeniyetin araçlarıyla eski dilin değerini savunan bir kitaptır bu.

Ana anlatı — yeni kavramlar, eski sözcükler

Bir dil yeni bir dine ve medeniyete girdiğinde iki yol vardır. Ya yeni kavramlar için kendi sözcüklerinden karşılıklar bulur, ya da o kavramları getiren dilden sözcük ödünç alır. Karahanlı Türkçesi, iki yolu da kullandı; ama ilk dönemde birinciye şaşırtıcı ölçüde bağlı kaldı.

Kutadgu Bilig'in düşünce dünyası bunun güzel bir örneğidir. İslâm Ansiklopedisi'ne göre eser dört esas üzerine kurulur ve her birini bir kişi temsil eder: doğru kanun, yani «köni törü», hükümdar Kün Toğdı'dadır; saadet, yani «kut», vezir Ay Toldı'dadır; akıl, yani «ukuş», vezirin oğlu Ögdülmiş'tedir; hayatın sonunu düşünmek ise zâhid Odgurmış'tadır. Eser İslamî bir dünya görüşünü anlatır ve aruzla yazılmıştır, ama temel kavramları ve kişilerinin adları Türkçedir.

Kâşgarlı'nın sözlüğünde de aynı durum görülür: «yükünç» namaz, «sakınç» kaygı anlamındadır. Bu sözcüklerin bir kısmı zamanla kayboldu. «Yükünç»ün yerini Farsça «namaz» aldı. Karahanlı Türkçesinin söz varlığı Arapça ve Farsça ödünç sözcüklerden etkilendi, ama dil bu evrede hâlâ Eski Uygur Türkçesine yakındı. Ödünç sözcüklerin sayısı, sonraki yüzyıllarda, özellikle Harezm'de ve daha sonra Anadolu'da hızla artacaktı.

Yaygın yanlış«Türkler İslamiyet'i kabul eder etmez dilleri Arapça ve Farsça sözcüklerle doldu.»
Doğrusu

— İlk İslamî Türk eserlerinde yeni kavramlar için çoğu zaman Türkçe karşılıklar kullanıldı: namaz için «yükünç», akıl için «ukuş», saadet için «kut». Ödünç sözcüklerin yoğunlaşması yüzyıllar süren bir süreçtir; Karahanlı Türkçesi söz varlığıyla hâlâ Eski Uygur Türkçesine yakındı.

Ana anlatı — Harezm: bir köprü dil

Moğol istilasından sonra, on üçüncü ve on dördüncü yüzyıllarda, Türkçe yazının merkezlerinden biri Aral Gölü'nün güneyindeki Harezm ve Altın Orda toprakları oldu. Burada gelişen Harezm Türkçesi, Karahanlı temeli üzerinde yükseldi, ama bölgenin Oğuz ve Kıpçak Türklerinin sözcüklerini de içine aldı. Doğuda sonradan Çağatayca adıyla büyük bir edebiyat dili olacak dilin öncüsü sayılır.

Bu dönemin en tanınmış eseri Rabgūzî'nin Kısasü'l-enbiyâ'sıdır, yani «Peygamber Kıssaları». Yazar kendini «Ribât Oğuzlu, Burhan oğlu Kadı Nâsır» diye tanıtır. Eserini 1309-10'da yazmaya başlayıp 1310-11'de tamamladığını söyler. Hz. Âdem'den başlayarak peygamberlerin hikâyelerini anlatan eserde, düzyazının arasına Arapça ve Türkçe manzumeler serpiştirilmiştir.

Harezm Türkçesinin bir başka önemli eseri Nehcü'l-Ferâdîs, yani «Cennetlerin Açık Yolu»dur. Araştırmacıların çoğuna göre Kerderli Mahmud b. Ali tarafından Harezm'de, 1358'den önce yazıldı. Her birinde bir hadisin Türkçe çevirisini ve onu açıklayan hikâyeleri veren kırk bölümden oluşur. İslâm Ansiklopedisi, eserin sanat gayesi gözetilmeden, öğretici bir amaçla ve sade bir dille yazıldığını belirtir. Bu dönemde Farsça klasiklerin Türkçeye çevrilmesi de başladı: Sadi'nin Gülistan'ı Harezm Türkçesine Gülistan bit-Türkî adıyla aktarıldı.

Metin anı

Şimdi Kâşgarlı'nın sözlüğünün bir sayfasına, İslâm Ansiklopedisi'nin aktardığı haliyle bakalım. Sözlüğün genizden çıkan «ŋ» sesini içeren sözcükleri topladığı bölümünden örnekler:

tang «şaşılacak nesne», ming «bin sayısı», singir «sinir»; sakınç «kaygı», yükünç «namaz»

Ve Kâşgarlı'nın, Türk ağızlarından ikisi hakkındaki yargıları. Karahanlıların Hâkāniye dili için:

«Türk şivelerinin en incesi ve zarifi yani edebîsi»

Oğuzların dili için:

«Türk şivelerinin en kolayı»

Önce sözcüklere bakalım. «Singir» bugünkü «sinir»dir; «ming» ise «bin» sayısının Kâşgarlı'daki biçimidir. İkisinde de genizden gelen «ŋ» sesi duyulur; bu ses standart Türkiye Türkçesinde çoğunlukla «n»ye dönüştü, bazı Anadolu ağızlarında ise hâlâ yaşıyor. «Tang» ise «şaşılacak nesne» anlamıyla standart Türkçede yaşamıyor; bugünkü sözlükte «tan» yalnızca şafak vaktinin adıdır.

«Sakınç» ile «yükünç» ise başka bir hikâye anlatır. «Kaygı» anlamındaki «sakınç» standart Türkçede yok; kökündeki «sakın-» fiili ise bugün «bir şeyden uzak durmak, korunmak» anlamıyla yaşıyor. «Yükünç» ise tümüyle kayboldu. Türkçenin İslam'ın en temel ibadetini anlatmak için bulduğu kendi sözcüğü, birkaç yüzyıl içinde Farsçadan gelen bir sözcüğe yerini bıraktı. Sözlüğün bir satırı, bir dilin yeni bir medeniyete girerken nerede direndiğini ve nerede teslim olduğunu gösteriyor.

Sonra iki yargıya bakalım. Kâşgarlı, kendi çevresinin dilini «en ince ve zarif», yani edebî dil olarak görür. Oğuzların dilini ise «en kolay» diye tanımlar. İlk bakışta bir övgü ile bir küçümseme gibi okunabilir; ama bu, bir sözlükçünün bir standart dil fikrine sahip olduğunu gösterir: bir ağız, yazının ve edebiyatın ölçüsü olarak seçilmiştir. İslâm Ansiklopedisi'ne göre sözlükte Hâkāniye'den sonra en çok Oğuz ağzına ait sözcükler yer alır: yüz seksen beş sözcük. Kâşgarlı'nın «en kolay» dediği bu ağız, sonraki yüzyıllarda batıya taşınacak ve Anadolu'da büyük bir edebiyatın dili olacaktı.

Cevap ve bağlantı

Müslüman olan Türkler, yeni medeniyeti Türkçeye birkaç katmanda birden taşıdı: yazıda, sözcükte ve biçimde. Arap alfabesi benimsendi, ama Kâşgarlı gibi dilciler onu Türkçenin seslerine uydurmak için yeni işaretler icat etti. Yeni kavramlar önce Türkçe karşılıklarla anlatıldı; «kut», «ukuş», «yükünç» gibi. Zamanla ödünç sözcükler arttı ve bazı Türkçe karşılıkların yerini aldı. Edebî biçimler de değişti: Kutadgu Bilig aruzla ve mesnevi biçiminde yazıldı, Harezm'de peygamber kıssaları, hadis kitapları ve Farsça klasiklerin çevirileri Türkçeye girdi.

Karahanlı Türkçesi bu sürecin başlangıcıdır: dil yeni bir dinin kavramlarını taşımaya başlamış, ama söz varlığıyla hâlâ Uygur Türkçesine yakındır. Harezm Türkçesi ise bir köprüdür: Karahanlı mirasını Oğuz ve Kıpçak unsurlarıyla birleştirir ve Çağataycaya uzanır.

Dünya dillerinde de aynı süreç görülür. İngilizce, Hristiyanlığı ve Latin kültürünü benimsediğinde bazı kavramlar için Eski İngilizce karşılıklar denedi, sonra Latince ve Fransızca ödünç sözcükler bu karşılıkların çoğunun yerini aldı. Bir dilin yeni bir medeniyete girişi, kendi sözcükleri ile ödünç sözcükler arasında yüzyıllar süren bir pazarlıktır.

Kapanış kancası

Kâşgarlı Oğuzların dilini «en kolay» diye anmıştı. O dil, on birinci yüzyıldan itibaren Selçuklularla birlikte batıya, Anadolu'ya taşındı. Orada, on üçüncü yüzyılın sonu ile on dördüncünün başında, bir derviş şair bu dille, Arapça ve Farsça sözcüklere görece az yer veren, bugün bile kolayca okunan şiirler yazdı. Yunus Emre'nin dili neden bu kadar yakın geliyor bize, ve Anadolu'da yazılan ilk Türkçe metinler hangi yolları denedi? Yolumuz şimdi Eski Anadolu Türkçesine uzanıyor.

Özet kartı

  1. Karahanlı Türkçesi İslamiyet sonrası ilk edebî Türk dilidir; Arap alfabesiyle yazıldı, Arapça ve Farsça ödünç sözcüklerden etkilendi ama Eski Uygur Türkçesine hâlâ yakındı.
  2. Arap alfabesi Türkçenin ünlülerini ve p, ç, g gibi seslerini göstermekte yetersizdi; Kâşgarlı Mahmud üç noktalı f, nun ile kef birleşimi ve çift elif gibi işaretlerle Türkçeye özgü bir imla kurdu.
  3. Yeni kavramlar önce Türkçe karşılıklarla anlatıldı: Kutadgu Bilig'de kut, ukuş, köni törü; sözlükte yükünç «namaz», sakınç «kaygı»; zamanla bazı karşılıkların yerini ödünç sözcükler aldı.
  4. Harezm Türkçesi (13.–14. yüzyıl) Karahanlı temeli üzerinde Oğuz ve Kıpçak unsurları içerir ve Çağataycaya geçişi hazırlar; başlıca eserleri Rabgūzî'nin Kısasü'l-enbiyâ'sı (1310-11), Nehcü'l-Ferâdîs (1358'den önce) ve Gülistan bit-Türkî'dir.
  5. Kâşgarlı Hâkāniye dilini «en ince ve zarif», Oğuz dilini «en kolay» sayar; sözlükte Oğuz ağzından 185 sözcük vardır ve bu ağız sonraki yüzyıllarda Anadolu'nun edebî dili olacaktır.

Kavram sözlüğü

TürkçeİngilizceKısa tanım
Karahanlı TürkçesiKarakhanid Turkicİslamiyet sonrası ilk edebî Türk dili; Balasagun ve Kâşgar çevresinde, Arap alfabesiyle yazıldı
Harezm TürkçesiKhwarezmian Turkic13.–14. yüzyılda Harezm ve Altın Orda'da gelişen, Karahanlı'dan Çağataycaya köprü kuran yazı dili
Arap alfabesiArabic scriptKısa ünlüleri çoğunlukla göstermeyen, İslamiyet'le birlikte Türkçenin başlıca yazısı olan alfabe
ödünç sözcükloanwordBaşka bir dilden alınıp yerleşmiş sözcük
karşılık sözcüknative equivalentYabancı bir kavram için dilin kendi imkânlarıyla kurulan ya da anlamı genişletilen sözcük
yazı diliwritten standardBir topluluğun edebiyatta ve yazışmada ölçü aldığı, ağızlardan seçilip biçimlendirilmiş dil

Ünite quizi

  1. (Kazanım 1) Karahanlı Türkçesinin iki büyük eserini ve yazıldıkları yılları yazın. Bu dil neden özel bir yer tutar?
  2. (Kazanım 2) Arap alfabesi Türkçeyi yazmakta hangi sorunlar çıkarıyordu? Kâşgarlı Mahmud'un bulduğu iki çözümü yazın.
  3. (Kazanım 3) «Yükünç» ile «namaz» örneği, Türkçenin söz varlığındaki hangi değişimi gösterir? Kutadgu Bilig'den iki Türkçe kavram yazın.
  4. (Kazanım 4) Harezm Türkçesi neden bir «köprü dil» sayılır? Bu dilde yazılmış iki eser yazın.
  5. (Kazanım 3) Kâşgarlı'nın Hâkāniye ve Oğuz dili hakkındaki yargıları, bir «yazı dili» fikri hakkında ne gösterir?

Cevaplar

  1. Kutadgu Bilig (1069-70) ve Kâşgarlı'nın sözlüğü (1072–1074). Karahanlı Türkçesi İslamiyet sonrası ilk edebî Türk dili sayılır.
  2. Arap alfabesi kısa ünlüleri çoğunlukla göstermez, Türkçenin zengin ünlü düzenini yansıtamaz; p, ç, g gibi sesler için harfi yoktur. Kâşgarlı b ile f arasındaki dudak ünsüzü için üç noktalı f, nazal «ŋ» için nun ve kef birleşimi, sözbaşındaki uzun a için çift elif kullandı (herhangi ikisi).
  3. Yeni dinin kavramlarının önce Türkçe karşılıklarla anlatıldığını, zamanla bazılarının yerini ödünç sözcüklerin aldığını gösterir. Kutadgu Bilig'den: kut (saadet), ukuş (akıl), köni törü (doğru kanun) (herhangi ikisi).
  4. Karahanlı Türkçesinden doğup Çağataycaya geçişi hazırladığı ve Oğuz ve Kıpçak sözcüklerini de içine aldığı için. Eserler: Rabgūzî'nin Kısasü'l-enbiyâ'sı, Nehcü'l-Ferâdîs, Gülistan bit-Türkî (herhangi ikisi).
  5. Kâşgarlı'nın bir ağzı («en ince ve zarif, yani edebî» Hâkāniye) yazının ve edebiyatın ölçüsü olarak seçtiğini, yani bir standart dil fikrine sahip olduğunu gösterir; «en kolay» dediği Oğuz ağzı ise sonradan Anadolu'da kendi edebiyatını kuracaktır.

Okuma

  • Kaçalin'in ansiklopedi maddesi (çevrimiçi). Sözlüğün düzeni, imlası ve ağız kayıtları.
  • İslâm Ansiklopedisi'nin Kutadgu Bilig maddesi (çevrimiçi). Eserin dört esası ve simgesel kişileri.
  • «Rabgūzî» ve «Nehcü'l-ferâdîs», TDV İslâm Ansiklopedisi (çevrimiçi). Harezm Türkçesinin iki temel eseri.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Animasyon ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Video akışı

  • 0:00–0:40 Soğuk açılış: bir seccade üzerinde eğilen bir siluet; altında bugün «namaz» yazısı. Zaman geriye akar, yazı Arap harfli bir sözlük satırına dönüşür: «yükünç».
  • 0:40–1:00 Büyük soru: iki yakası olan bir köprü; bir yakada Türkçe sözcükler, öbür yakada Arapça ve Farsça sözcükler.
  • 1:00–2:30 Bağlam: Orta Asya haritasında Balasagun ve Kâşgar parlar; sonra batıya Harezm ve Altın Orda. Zaman şeridinde 1069-70, 1072–1074, 1310-11, 1358.
  • 2:30–4:30 Ana anlatı — alfabe: bir Arap harfli satır; ünlüler kayıp, boşluklarda soru işaretleri. Ardından üç yeni işaret: üç noktalı f, nun ile kef, çift elif, her biri yerine oturur.
  • 4:30–6:40 Ana anlatı — kavramlar: Kutadgu Bilig'in dört kişisi dört kart hâlinde (Kün Toğdı, Ay Toldı, Ögdülmiş, Odgurmış), her kartın altında Türkçe kavramı. Terazinin bir kefesinde «yükünç», öbüründe «namaz»; terazi zamanla yavaşça öbür tarafa eğilir.
  • 6:40–8:30 Ana anlatı — Harezm: Aral Gölü'nün güneyi; bir kütüphanede peygamber kıssaları, kırk hadis ve Gülistan kitapları yan yana. Doğuya Çağatay adıyla uzanan bir ok.
  • 8:30–10:10 Metin anı: sözlük satırları ekranda; «ming» ile «bin», «singir» ile «sinir» yan yana; «tang» sözcüğü soluklaşır; «yükünç» sönüp yerine «namaz» belirir. İki yargı iki ayrı kartta; «en kolay» kartından batıya, Anadolu'ya giden bir ok.
  • 10:10–11:10 Cevap ve bağlantı: yazı, sözcük, biçim diye etiketlenmiş üç katmanlı bir kesit.
  • 11:10–11:40 Kapanış kancası: Anadolu haritası; bir derviş silueti ve Latin harfleriyle kolayca okunan kısa bir dize parıltısı.

Telaffuz

  • Karahanlı: «ka-ra-HAN-lı»; Balasagun: vurgu son hecede; Harezm: «ha-REZM»; Hâkāniye: «haa-kaa-Nİ-ye».
  • Kutadgu Bilig ve kişileri: Kün Toğdı «kün toğ-DI», Ay Toldı «ay tol-DI», Ögdülmiş «ög-dül-MİŞ», Odgurmış «od-gur-MIŞ»; köni törü «kö-Nİ tö-RÜ»; ukuş «u-KUŞ».
  • yükünç: «yü-KÜNÇ»; sakınç: «sa-KINÇ»; singir: «siŋ-GİR»; ming: «miŋ».
  • Rabgūzî: «rab-guu-Zİλ; Kısasü'l-enbiyâ: «kı-saa-sül en-bi-YAA»; Nehcü'l-Ferâdîs: «neh-cül fe-raa-DİİS»; Kerderli: «ker-der-Lİ».
  • Gülistan bit-Türkî: «gü-lis-TAN bit tür-Kİλ.