İçeriğe geç

Ünite EDB-106-05 · Seviye 1 — Temel

Doğu edebiyatlarına bakış

EDB-106 Edebiyat Tarihine Giriş

2.171 kelime · yaklaşık 10 dakika okuma · anlatım 11 dk

  • hanedan dönemlemesi
  • Câhiliye
  • Nahda
  • sebk
  • sebk-i Hindî
  • antoloji
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. «Doğu» ayrı dillerde, ayrı yazılarla gelişen birçok edebiyatı tek torbaya koyan, Avrupa merkezli bir addır; Arap ve Fars edebiyatları Divan şiiriyle ortak bir dünyayı paylaşır.
  2. Arap edebiyatında İslam öncesi şiir Câhiliye diye anılır; sonraki dönemler çoğunlukla hanedanlarla bölünür; on dokuzuncu yüzyılda başlayan yenileşmeye Nahda («uyanış») denir.
  3. Fars şiiri dönemlerini sebklerle (üsluplarla) adlandırır; «sebk-i Hindî» terimini ilk kullanan Bahâr'dır (ö. 1951) ve eski tezkirecilerde bu ad geçmez.
  4. Çin dönemleri hanedanlarla, Japon dönemleri çoğu zaman başkentlerle adlandırılır (Heian: 794–1185); James Mill'in 1817'deki Hindu–Müslüman–İngiliz şeması dışarıdan çizilmiş etkili bir dönemlemedir.
  5. Li Bai'nin dörtlüğünün en yaygın biçimi yaklaşık 1763 tarihli bir Qing seçkisinden gelir ve şairin toplu eserlerindeki biçimden farklıdır; sonraki dönemler eski metinleri de yeniden biçimlendirir.

Kazanımlar

  • Beş Doğu edebiyatının (Arap, Fars, Hint, Çin, Japon) her birinden bir dönem adı ve bir eser ya da şair sayabilir.
  • Doğu edebiyatlarında zamanın hanedana, başkente, üsluba ve dile göre bölündüğünü örneklerle açıklayabilir.
  • Li Bai'nin dörtlüğünün iki biçimini karşılaştırarak sonraki bir dönemin eski bir metni nasıl değiştirebildiğini gösterebilir.
  • Câhiliye, sebk-i Hindî ve James Mill'in Hindistan şeması üzerinden dönem adlarının kimin bakışını taşıdığını tartışabilir.

Video metni

Soğuk açılış

Çin'de pek çok çocuğun okulda ilk ezberlediği şiirlerden biri dört satırdır. Sekizinci yüzyıl şairi Li Bai'nin «Durgun gece düşüncesi». Yatağının önüne düşen ay ışığını kırağı sanan, başını kaldırıp aya bakan, başını eğip memleketini düşünen bir yolcunun şiiri.

Ama o çocukların ezberlediği biçimde, Li Bai'nin kendi toplu eserlerinin hiçbir baskısında bulunmayan bir sözcük var. Bugün en çok okunan metin, şairin ölümünden bin yıl kadar sonra, Qing hanedanı döneminde hazırlanmış bir antolojiden geliyor. Yani milyonların «Tang şiiri» diye okuduğu dörtlük, biraz da bir Qing şiiridir.

Büyük soru

Önceki ünitede Batı'nın dönem haritasını Orta Çağ, Rönesans, Aydınlanma gibi adlarla çizdik. Bu harita dünyanın öbür büyük edebiyatlarına uyar mı? Arap, Fars, Hint, Çin ve Japon edebiyatları kendi zamanlarını neye göre bölmüştür?

Bağlam

Önce «Doğu» sözcüğüne dikkat. Bu, Avrupa'dan bakınca doğuda kalan her şeyi tek bir torbaya koyan bir addır. Bu ünitede ele alacağımız beş edebiyatın her biri ayrı dillerde, ayrı yazılarla, çoğu zaman birbirinden habersiz gelişti. Çince bir şiirle Arapça bir kaside arasındaki mesafe, Latince bir şiirle Arapça bir kaside arasındakinden az değildir.

Türk okuru için bu edebiyatların ikisi ayrıca önemlidir. Arap ve Fars edebiyatları, Türk edebiyatının İslam medeniyeti çağında birlikte yaşadığı edebiyatlardır; Divan şiiri onların biçimlerini, türlerini, imgelerini paylaşır. Hindistan, Çin ve Japonya'nın edebiyatlarıyla bağ daha dolaylıdır, ama o edebiyatlar zamanın başka türlü de bölünebileceğini gösterir.

Ana anlatı — Arap ve Fars: bir ad, bir üslup

Arap edebiyatı tarihi geleneksel olarak İslam'dan önceki şiirle başlar ve bu döneme Câhiliye denir. Sözcük «cehalet» kökünden gelir. İslam'dan önceki çağı, İslam'ın getirdiği bilgi karşısında bir bilgisizlik dönemi olarak adlandırır. Batı'nın «Orta Çağ»ında olduğu gibi, dönemin adını o dönemi yaşayanlar değil, ondan sonra gelenler koymuştur; ama bu çağın şiiri, sonraki Arap şiiri için uzun süre bir ölçü sayıldı.

Sonraki yüzyıllar çoğunlukla hanedanlarla bölünür: Emevî dönemi, Abbasî dönemi. On dokuzuncu yüzyılda ise Osmanlı'nın Arapça konuşulan bölgelerinde, özellikle Suriye ve Mısır'da, basın ve çeviriyle güçlenen bir yenileşme hareketi başladı. Bu harekete Nahda, yani «uyanış» denir; İngilizce kaynaklar ona çoğu zaman «Arap Rönesansı» da der. Kendinden önceki yüzyılları bir uyku, kendini bir uyanış olarak gören bu ad, önceki ünitede gördüğümüz Petrarca'nın imgesine şaşırtıcı ölçüde benzer.

Fars edebiyatında dönemleri çoğu zaman bir hanedan değil, bir üslup adlandırır. Farsçada üsluba sebk denir ve şiir tarihi Horasan üslubu, Irak üslubu, Hint üslubu gibi sebklere ayrılır. Firdevsî'nin İran'ın efsanevi ve tarihî krallarını anlatan Şehnâme'si bu yolun erken ve büyük duraklarından biridir; ilk redaksiyonu 1003-1004'te tamamlandı. Necati Lugal'in Türkçe çevirisinden dört cilt 1945–1955 arasında yayımlandı.

Üslup adlarından en tartışmalı olanı sebk-i Hindî, yani «Hint üslubu»dur. On altıncı ve on sekizinci yüzyıllar arasında, Hindistan'daki Bâbürlü sarayının koruduğu ve çoğu İran'dan gelen şairlerin geliştirdiği, ince ve karmaşık imgelere dayanan bir şiir anlayışını anlatır. Bu üslup Osmanlı şiirini de etkiledi. Ama adın kendisi yenidir: terimi ilk kullanan, 1951'de ölen İranlı şair Muhammed Takī Bahâr'dır. Eski tezkirecilerin hiçbiri «sebk-i Hindî» demez. Bazı araştırmacılar şairlerin çoğu İsfahan'da yetiştiği için «sebk-i İsfahânî» denmesini, bazıları ise önemli temsilcilerinin Türk asıllı olmasına bakarak «sebk-i Türkî» denebileceğini ileri sürer.

Ana anlatı — Hint: dillerin ve bir dışarıdan bakışın haritası

Hint edebiyatı tek bir edebiyat değil, dillerin bir takımadasıdır. Sanskritçe Mahabharata ve Ramayana destanları, Kālidāsa'nın oyunları ve şiirleri klasik bir çekirdek oluşturur. Ama Tamilce, Farsça, Urduca, Hintçe, Bengalce ve daha pek çok dilde yüzyıllar boyunca ayrı ayrı gelenekler gelişti. Sebk-i Hindî'nin önemli adlarından Gālib Mirza Esedullah, hem Farsça hem Urduca yazdı. Hindistan'da dönem soruları bu yüzden çoğu zaman «hangi dilde?» sorusuyla birlikte sorulur.

Hindistan tarihinin en etkili dönemlemelerinden biri ise dışarıdan geldi. İskoç yazar James Mill, 1817'de yayımlanan The History of British India adlı kitabında Hindistan tarihini Hindu, Müslüman ve İngiliz dönemlerine ayırdı; ölçütü, egemen siyasi güçler ve onların dinleriydi. Mill önsözünde Hindistan'a hiç gitmediğini ve hiçbir Hint dilini bilmediğini kendisi söyler. Kitap Hint kültürünü sert biçimde yargılar ve bugün tarihçiler tarafından İngiltere'deki Hindistan karşıtı önyargıların bir örneği olarak görülür.

Bu şema bir önceki ünitede gördüğümüz üç daireye tuhaf biçimde benzer: üç dönem, üç medeniyet ya da din. Ama arada önemli bir fark vardır. Gökalp kendi toplumunun geçmişini kendi programı için bölüyordu; Mill ise yönetilen bir ülkenin geçmişini yöneten ülkenin gözüyle bölüyordu. Dönem şeması, onu kimin çizdiğini sormadan okunamaz.

Yaygın yanlış«Doğu edebiyatları Batı'nın dönemlerini biraz geriden izler; onlar da aynı Orta Çağ ve Rönesans basamaklarından geçer.»
Doğrusu

— Bu edebiyatların çoğu zamanı hanedana, başkente, üsluba ya da dile göre böler. «Arap Rönesansı» gibi adlar, Batı kavramlarının sonradan ödünç alınmasıdır. Beş edebiyatın hiçbiri Batı'nın takvimine göre işlemez.

Ana anlatı — Çin ve Japonya: hanedanlar ve başkentler

Çin edebiyat tarihinde dönemleri hanedanlar adlandırır: Han, Tang, Song, Yuan, Ming, Qing. Çin edebiyat tarihlerinde yaygın bir formül, her hanedanı bir türle eşleştirir: Tang'ın şiiri, Song'un şarkı sözü türü ci, Yuan'ın tiyatrosu, Ming ve Qing'in romanı. Bu hanedan dönemlemesi siyasi takvimle edebiyat takvimini üst üste koyar.

Tang dönemi şiirin altın çağı sayılır ve bu ünün bir kısmı sonraki hanedanların emeğidir. 1705'te Qing imparatoru Kangxi'nin buyruğuyla derlenen Quan Tangshi, yani «Bütün Tang Şiirleri», iki bin iki yüzden fazla şairden yaklaşık kırk dokuz bin şiiri bir araya getirdi. Yaklaşık 1763'te bir Qing bilgini olan Sun Zhu, çok daha küçük bir seçki hazırladı: Tang Şiirinden Üç Yüz Şiir. Tang şiirini bugün büyük ölçüde bu iki derlemenin gözünden tanıyoruz.

Japonya'da ise dönemleri çoğu zaman başkentler adlandırır. Nara dönemini Heian dönemi izler; 794'te başkent Heian-kyō'ya, bugünkü Kyoto'ya taşınınca başlar ve 1185'e kadar sürer. Kamakura ve Edo dönemleri de adlarını yönetim merkezlerinden alır. Heian sarayının kadın yazarları Japon edebiyatının en tanınmış eserlerinden birini verdi: Murasaki Shikibu'nun Genji Monogatari'si, yani «Genji'nin Hikâyesi». Esere yapılan en eski atıf, yazarın 1 Kasım 1008 tarihli bir günlük kaydındadır; Japonya'da 1 Kasım bu yüzden klasikler günü olarak kutlanır.

Metin anı

Şimdi soğuk açılıştaki dörtlüğe dönelim. Bugün en çok okunan biçim, Sun Zhu'nun Qing dönemi seçkisindeki biçimdir:

牀前明月光,疑是地上霜。
舉頭望明月,低頭思故鄉。

Okunuşu: «Chuáng qián míng yuè guāng, yí shì dì shàng shuāng. Jǔ tóu wàng míng yuè, dī tóu sī gù xiāng.»

Çevirisi: «Yatağımın önünde parlak ay ışığı; yerde kırağı mı diye kuşkulandım. Başımı kaldırıp parlak aya bakıyorum, başımı eğip eski memleketimi düşünüyorum.»

Li Bai'nin toplu eserlerinin baskılarında ise ilk ve üçüncü dizeler farklıdır:

牀前看月光,疑是地上霜。
舉頭望山月,低頭思故鄉。

Çevirisi: «Yatağımın önünde ay ışığına bakıyorum; yerde kırağı mı diye kuşkulandım. Başımı kaldırıp dağın üstündeki aya bakıyorum, başımı eğip eski memleketimi düşünüyorum.»

Farkı sözcük sözcük görelim. Eski biçimde ilk dize «看», yani «bakıyorum» der: şair ışığa bakan bir özne olarak sahnededir. Yeni biçimde bu sözcüğün yerine «明», «parlak» gelir ve özne kaybolur; geriye yalnız ışığın kendisi kalır. Üçüncü dizede eski biçim «山月», «dağdaki ay» der: bir manzara, bir yer. Yeni biçim yine «明月», «parlak ay» der. Böylece «parlak ay» ilk ve üçüncü dizede iki kez yankılanır, şiir daha simetrik, daha kolay ezberlenir hâle gelir, ama dağ ortadan kalkar.

Bu değişikliği kimin, neden yaptığını kesin olarak bilmiyoruz. Farklı hanedan dönemlerinin derlemelerinde şiirin birden çok ara biçimi dolaşmıştır. Bildiğimiz şu: bir Tang şiiri, bin yıl boyunca antolojiden antolojiye geçerken sonraki dönemlerin elinden geçti ve bugün en çok okunan biçim, o dönemlerden birinin zevkini taşıyor. Dönemler yalnız yeni metinler üretmez; eski metinleri de yeniden biçimlendirir.

Cevap ve bağlantı

Batı'nın dönem haritası bu edebiyatlara doğrudan uymaz. Arap edebiyatı İslam öncesini Câhiliye diye adlandırır ve sonrasını çoğunlukla hanedanlarla böler. Fars şiiri kendini üsluplarla, sebklerle anlatır. Hindistan'da dönem sorusu dil sorusundan ayrılamaz. Çin zamanını hanedanlarla, Japonya başkentlerle sayar. Batı kavramları bu edebiyatlara girdiğinde ise çoğu zaman sonradan ve ödünç olarak girer: «Arap Rönesansı» gibi.

Ama öbür ünitelerde gördüğümüz bir şey burada da geçerlidir. Câhiliye adı bir sonraki çağın hükmüdür; sebk-i Hindî yirminci yüzyılda icat edilmiş bir addır; Mill'in üç dönemi, bir ülkeyi hiç görmemiş birinin çizdiği bir haritadır. Dönem adlarının çoğu, sonradan gelen birinin, belirli bir yerden baktığında gördüğünü anlatır.

Türk edebiyatı bu edebiyatların bir kısmıyla aynı evi paylaştı. Divan şairleri Fars şiirini kendi gelenekleri gibi okudu; sebk-i Hindî İstanbul'a da ulaştı. Türk okur Firdevsî'yi Necati Lugal'in çevirisiyle, Doğu'nun başka şairlerini de giderek çoğalan Türkçe çevirilerle okuyabilir.

Kapanış kancası

Sebk-i Hindî Hindistan'da doğdu, ama İstanbul'a ulaştığında orada da yeni bir şey oldu. Tanzimat yazarlarının Avrupa'dan aldığı akımlar da İstanbul'a kendi sıralarını kaybederek vardı. Bir edebiyatın dönemi başka bir edebiyatla karşılaştığında ne olur, bir akım bir yere geç ulaştığında aynı akım olarak mı kalır? Bir sonraki ünite, dönemlerin kesiştiği yerlere ve aradaki gecikmelere bakıyor.

Özet kartı

  1. «Doğu» ayrı dillerde, ayrı yazılarla gelişen birçok edebiyatı tek torbaya koyan, Avrupa merkezli bir addır; Arap ve Fars edebiyatları Divan şiiriyle ortak bir dünyayı paylaşır.
  2. Arap edebiyatında İslam öncesi şiir Câhiliye diye anılır; sonraki dönemler çoğunlukla hanedanlarla bölünür; on dokuzuncu yüzyılda başlayan yenileşmeye Nahda («uyanış») denir.
  3. Fars şiiri dönemlerini sebklerle (üsluplarla) adlandırır; «sebk-i Hindî» terimini ilk kullanan Bahâr'dır (ö. 1951) ve eski tezkirecilerde bu ad geçmez.
  4. Çin dönemleri hanedanlarla, Japon dönemleri çoğu zaman başkentlerle adlandırılır (Heian: 794–1185); James Mill'in 1817'deki Hindu–Müslüman–İngiliz şeması dışarıdan çizilmiş etkili bir dönemlemedir.
  5. Li Bai'nin dörtlüğünün en yaygın biçimi yaklaşık 1763 tarihli bir Qing seçkisinden gelir ve şairin toplu eserlerindeki biçimden farklıdır; sonraki dönemler eski metinleri de yeniden biçimlendirir.

Kavram sözlüğü

TürkçeİngilizceKısa tanım
hanedan dönemlemesidynastic periodizationEdebiyat tarihini hüküm süren hanedanlara göre bölme; Çin (Tang, Song, Ming, Qing) ve Arap (Emevî, Abbasî) edebiyat tarihlerinde yaygın
CâhiliyeJahiliyyahArap edebiyatında İslam öncesi dönem; adı «cehalet» kökünden gelir ve sonraki çağın bakışını taşır
NahdaNahda (Arab Awakening)Arapça «uyanış»; on dokuzuncu yüzyılda Osmanlı'nın Arap nüfuslu bölgelerinde gelişen kültür ve edebiyat yenileşmesi
sebkstyle (sabk)Farsçada «üslup»; Fars şiir tarihinde dönemleri adlandıran üslup kategorisi
sebk-i HindîIndian styleXVI–XVIII. yüzyıllarda Bâbürlü Hindistan'ında gelişen, ince ve karmaşık imgeli Fars şiir üslubu; terim yirminci yüzyılda konmuştur
antolojianthologyBelirli bir ölçüye göre seçilmiş metinlerin derlemesi; derleyenin ve döneminin zevkini taşır

Ünite quizi

  1. (Kazanım 1) Aşağıdaki eser ya da şairleri edebiyatlarıyla eşleştirin: Genji Monogatari, Firdevsî, Li Bai, Kālidāsa. Her biri için bir dönem adı yazın.
  2. (Kazanım 2) Çin, Japon ve Fars edebiyatları zamanı sırasıyla neye göre böler? Birer örnek verin.
  3. (Kazanım 3) Li Bai'nin dörtlüğünün iki biçimi arasındaki iki farkı yazın. Bu farklar şiirin etkisini nasıl değiştirir?
  4. (Kazanım 4) «Câhiliye», «sebk-i Hindî» ve James Mill'in üç dönemi, dönem adlarının «kimin bakışını» taşıdığı konusunda neler gösterir?
  5. (Kazanım 2) «Arap Rönesansı» ifadesi hangi harekete verilir ve bu ad Doğu edebiyatlarının dönemlemesine nasıl bir ışık tutar?

Cevaplar

  1. Genji Monogatari: Japon edebiyatı, Heian dönemi. Firdevsî: Fars edebiyatı (Şehnâme, ilk redaksiyon 1003-1004; genellikle Horasan üslubu içinde anılır). Li Bai: Çin edebiyatı, Tang hanedanı. Kālidāsa: Hint edebiyatı, klasik Sanskrit edebiyatı.
  2. Çin hanedanlara göre (Tang, Song, Ming, Qing); Japonya çoğu zaman başkentlere göre (Nara, Heian, Kamakura, Edo); Fars şiiri üsluplara, sebklere göre (Horasânî, Irâkī, Hindî).
  3. Toplu eserlerdeki biçim ilk dizede «看» (bakıyorum), üçüncü dizede «山月» (dağdaki ay) der; Qing seçkisindeki biçim ikisinin yerine de «明» (parlak) koyar. Sonuç: bakan özne ve dağ manzarası kaybolur, «parlak ay» iki kez yankılanır, şiir daha simetrik ve ezberlenmesi kolay hâle gelir.
  4. Câhiliye, İslam öncesi çağı sonraki çağın bakışıyla bir «bilgisizlik» olarak adlandırır. Sebk-i Hindî, yirminci yüzyılda bir şairin koyduğu, eski tezkirecilerin hiç kullanmadığı bir addır. Mill'in Hindu–Müslüman–İngiliz şeması, Hindistan'a hiç gitmemiş ve Hint dili bilmeyen bir yazarın, yöneten ülkenin gözüyle çizdiği bir haritadır. Üçü de dönem adlarının sonradan ve belirli bir yerden bakanlar tarafından konduğunu gösterir.
  5. Nahda'ya, yani on dokuzuncu yüzyılda Osmanlı'nın Arap nüfuslu bölgelerindeki yenileşme hareketine. Bu ad, Batı'nın dönem kavramlarının Doğu edebiyatlarına çoğu zaman sonradan ve ödünç olarak girdiğini gösterir.

Okuma

  • Li Bai, «Durgun gece düşüncesi» (靜夜思), iki biçimiyle birlikte Çince Vikikaynak'ta.
  • Firdevsî, Şehnâme, Necati Lugal çevirisi (dört cilt, İstanbul 1945–1955).
  • Ali Fuat Bilkan, «Sebk-i Hindî», TDV İslâm Ansiklopedisi (çevrimiçi). Bir dönem adının nasıl tartışıldığını görmek için.
  • «The Tale of Genji» ve «Heian period», Wikipedia (İngilizce). Japon edebiyatının başkentlerle bölünen takvimine giriş.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Animasyon ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Video akışı

  • 0:00–0:40 Soğuk açılış: gece, bir yatağın önünde yere düşen ay ışığı, kırağıya benzeyen beyaz bir leke. Bir sınıfta dört satırı hep bir ağızdan okuyan çocuklar (temsili). Satırlardan bir karakter parlar ve üstünde «toplu eserlerde yok» etiketi belirir.
  • 0:40–1:00 Büyük soru: önceki ünitenin Batı zaman şeridi doğuya kaydırılır ve beş farklı haritanın üstüne oturmaya çalışır; uymaz.
  • 1:00–2:10 Bağlam: «Doğu» yazılı bir torba açılır, içinden beş ayrı yazı sistemi çıkar: Arap, Fars, Devanagari, Çince, Japonca.
  • 2:10–4:30 Ana anlatı — Arap ve Fars: çöl çadırında bir şair silüeti, üstünde «Câhiliye» adı sonradan yapıştırılan bir etiket olarak belirir. Kahire'de bir matbaa (Nahda). Fars minyatür çerçevesinde üç üslup kutusu; «sebk-i Hindî» kutusunun üstünde «1951'den önce bu ad yok» notu.
  • 4:30–6:20 Ana anlatı — Hint: dil adaları haritası. Bir Londra çalışma odasında Hindistan haritasını üçe bölen bir kalem; masada kimse Hindistan'a gitmemiş.
  • 6:20–8:10 Ana anlatı — Çin ve Japonya: hanedan adları yazılı bir sütun, her birinin yanında bir tür simgesi (şiir, şarkı, sahne, kitap). Kangxi derlemesinin ciltleri yığılır. Japonya haritasında başkent noktaları sırayla yanar: Nara, Heian-kyō, Kamakura, Edo.
  • 8:10–9:40 Metin anı: iki biçim yan yana; «看» ve «山» karakterleri solar, yerlerine «明» gelir. Birinci biçimde bir dağ silüeti vardır, ikincisinde yalnız ay.
  • 9:40–10:40 Cevap ve bağlantı: beş edebiyatın beş farklı zaman cetveli yan yana; aralarında Divan şiirini Fars ve Arap cetvellerine bağlayan ince bir köprü.
  • 10:40–11:00 Kapanış kancası: Hindistan'dan İstanbul'a uzanan bir ok, İstanbul'da ikinci bir oka, Paris'ten gelen oka kavuşur.

Telaffuz

  • Li Bai: «li BAY»; Qing: «çing»; Tang: «tang»; Song: «sung»; Kangxi: «kang-şi»; Sun Zhu: «sun cu»; Quan Tangshi: «çüen tang-şı».
  • Şiirin okunuşu: «çuang çien ming yüe guang, yi şı di şang şuang; cü tou vang ming yüe, di tou sı gu şiang».
  • Câhiliye: «caa-hi-Lİ-ye»; Nahda: «NAH-da».
  • sebk-i Hindî: «seb-ki hin-Dİλ; Muhammed Takī Bahâr: «ta-KİÎ ba-HAAR».
  • Firdevsî: «fir-dev-Sİλ; Şehnâme: «şeh-NAA-me».
  • Kālidāsa: «kaa-li-DAA-sa»; Mahabharata: «ma-haa-BHAA-ra-ta»; Ramayana: «raa-MAA-ya-na».
  • Heian-kyō: «hey-an-KYOO»; Murasaki Shikibu: «mu-ra-sa-ki şi-ki-bu»; Genji Monogatari: «gen-ci mo-no-ga-ta-ri».