İçeriğe geç

Ünite EDB-105-05 · Seviye 1 — Temel

Anı ve günlük

EDB-105 Öğretici Metinler

2.210 kelime · yaklaşık 10 dakika okuma · anlatım 12 dk

  • anı (hatırat)
  • günlük (günce)
  • zaman mesafesi
  • mahremiyet
  • tanıklık
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. TDK'ye göre anı, bir kişinin kendi yaşadığı ya da tanık olduğu olayları yazdığı eserdir; günlük ise günü gününe tutulan anı yazısıdır.
  2. M. Orhan Okay'a göre anı olaylardan sonra, biriken deneyimle ve yayımlanmak için yazılır; günlük olayların günü, mahrem ve daha doğal bir biçimde tutulur.
  3. Bâbürnâme, Bâbür'ün kusur ve yenilgilerini gizlemeden anlattığı, Çağatay nesrinin zirvesi sayılan bir anıdır.
  4. Pepys 1660'tan itibaren yaklaşık on yıl boyunca kısaltma yazısıyla bir günlük tuttu; günlük Büyük Londra Yangını'nın en canlı tanıklıklarındandır.
  5. Anı ve günlük hem kişisel metin hem dönem belgesidir; ama belge olarak ihtiyatla okunmalı ve başka kaynaklarla karşılaştırılmalıdır.

Kazanımlar

  • Anı ile günlüğü yaşanma ve yazılma arasındaki zaman mesafesine göre ayırt edebilir.
  • Bir anının ya da günlüğün tarihî bir belge ve edebî bir metin olarak iki yönünü açıklayabilir.
  • Bâbürnâme'nin samimiyetini ve Pepys'in günlüğünün tanıklığını örneklerle değerlendirebilir.
  • Anı ve günlük okurken hangi ihtiyatların gerektiğini tartışabilir.

Video metni

Soğuk açılış

2 Eylül 1666, Londra. Bir devlet memuru sabah erkenden uyandırılır: şehirde bir yangın çıkmıştır. Kulenin tepesine çıkıp köprünün ucundaki evlerin yandığını görür, sonra bir kayıkla nehre açılır. Herkes eşyalarını kurtarmaya çalışmakta, eşyalarını nehre atmakta, merdivenden merdivene kaçmaktadır. O gece, bütün bu kargaşanın ortasında, bir ayrıntıyı defterine yazar: zavallı güvercinler evlerini bırakmak istememiş, pencerelerin ve balkonların etrafında dönüp durmuş, bazılarının kanatları yanıp yere düşmüştü.

Memurun adı Samuel Pepys'tir. Günlüğünü kimsenin okumasını beklemeden, bir kısaltma yazısıyla tutuyordu. Yüzyıllar sonra, Büyük Londra Yangını hakkında elimizdeki en canlı tanıklıklardan biri, onun bu kişisel defteri oldu.

Büyük soru

İnsan kendi hayatını neden ve nasıl yazar? Bir anı ile bir günlük arasındaki fark nedir?

Bağlam

Önceki ünitede Anatole France'ın her romanın bir otobiyografi olduğunu söylediğini gördük. Bu ünite, yazarın kendi hayatını hiçbir kurgunun arkasına saklanmadan yazdığı iki türe bakıyor. Türk Dil Kurumu anıyı «bir kimsenin kendi yaşadığı veya şahit olduğu olayları, bunlar hakkındaki duygu ve düşüncelerini yazdığı edebî eser» diye tanımlar ve eski adını «hatırat» olarak verir. Günlüğü ise «günü gününe tutulan anı yazısı veya bu yazıları içine alan eser» diye tanımlar; karşılıkları «günce» ve «güncelik»tir.

İki tanım arasındaki fark tek bir kelimede yatar: «günü gününe». Anı geriye bakar; günlük o günün içinden yazılır.

Ana anlatı — zaman mesafesi

M. Orhan Okay, anı ile günlük arasındaki ayrımı zaman üzerinden kurar. Günlük, olayların olduğu gün kaydedilmiş notlardır. Anı ise yaşandıktan az ya da çok bir süre sonra yazılır; bazen yaşlılıkta kaleme alınan çocukluk anıları gibi, yaşanmasıyla yazılması arasına uzun yıllar girer. Bu yüzden anı, yılların biriktirdiği yeni izlenimleri, yeni değer yargılarını ve yeni hayat deneyimlerini de içerir.

Bu zaman mesafesi iki türün karakterini belirler. Anı daha düzenlidir: belli konular etrafında toplanır, üslup bakımından özenlidir, ilke olarak yayımlanmak için yazılır. Günlükte ise konular dağınıktır, ifade daha serbest ve yapmacıksızdır; yazar çoğu zaman kendi mahrem hayatını, düşüncelerini ve çevresindeki insanlar hakkındaki kanaatlerini yalnızca kendisi için yazar. Okay'ın deyişiyle, günlük bu yüzden daha doğaldır.

Ama bu ayrım kesin değildir. Okay iki uyarıda bulunur. Birincisi, yazarı hayattayken yayımlanan günlükler çoğu zaman önceki notlardan yeniden kurulmuş, seçilmiş ve düzeltilmiştir. İkincisi, yayımlanmak için tutulan günlükler artık bütünüyle bir edebî tür olarak kabul edilmelidir. Günlüğün doğallığı, yazar okuru düşünmeye başladığı anda azalır.

Ana anlatı — Bâbür'ün samimiyeti

Türk edebiyatının en ünlü anı kitaplarından biri, on altıncı yüzyılda Hindistan'da bir imparatorluk kuran Bâbür Şah'ın Bâbürnâme'sidir. Bâbür eserine Vekāyi, yani «olaylar» adını verdi. Kitap hiçbir önsöz olmadan, Bâbür'ün on iki yaşında Fergana tahtına çıkışıyla başlar ve ölümünden bir yıl öncesine kadar uzanır. Her yıl ayrı bir bölüm hâlinde anlatılır; ama bazı yılların metni kaybolmuştur.

Ömer Faruk Akün'e göre Bâbürnâme'yi ayıran şey samimiyetidir. Büyük mevkilere gelmiş devlet adamlarının anıları çoğu zaman yaptıklarının bir savunması olur ve gerçeği kendilerine göre değiştirir. Bâbür ise hayatını olduğu gibi, kusurlarını, zaaflarını ve yenilgilerini gizlemeden anlatır; siyasi düşmanlarının bile yalnızca kusurlarını değil erdemlerini de belirtir. Akün'e göre okur, Bâbür'ü okurken bir hükümdardan çok, başından geçenleri tatlı tatlı anlatmaktan hoşlanan bir sohbet ehliyle karşılaşmış gibi olur. Bunun bir nedeni de yazılış biçimidir: Bâbür anılarını çoğu zaman etrafındakilere dikte ediyordu.

Bâbürnâme aynı zamanda bir tanıklıktır. Bâbür gezdiği ülkelerin dağlarını, bitkilerini, hayvanlarını, insanlarını kendi gözlemleriyle anlatır. Akün'e göre eser, Çağatay Türkçesinde nesrin şaheser seviyesine yükseldiği bir zirvedir. Bir anı, hem bir insanın kendi hayatının hikâyesi hem de bir dünyanın belgesi olabilir.

Yaygın yanlış«Anı, olayların doğru bir kaydıdır» diye düşünülür.
Doğrusu

Anı, olaylardan yıllar sonra, yazarın o günkü değer yargılarıyla yazılır; bellek seçer, unutur ve yeniden kurar. Devlet adamlarının anıları çoğu zaman bir savunmadır. Okay'ın uyardığı gibi, bir anıdan belge olarak yararlanmak için ona ihtiyatla yaklaşmak ve aynı konudaki başka anılarla karşılaştırmak gerekir.

Ana anlatı — Pepys'in defteri

Samuel Pepys, 1 Ocak 1660'ta bir günlük tutmaya başladı ve yaklaşık on yıl boyunca günü gününe yazdı. Günlük, yaklaşık bir milyon iki yüz elli bin kelimelik bir metin ve üç binden fazla insanın adıyla, İngiltere'nin en ünlü günlüğü sayılır. Pepys günlüğünde saray hayatını, tiyatroyu, evini, karısıyla ilişkisini, kıskançlıklarını ve güvensizliklerini açıkça yazdı; aynı sayfalarda İngiltere'yi sarsan büyük olayları da kaydetti: Büyük Veba'yı ve Büyük Londra Yangını'nı.

Pepys günlüğünü çağdaşlarının okumasını istemiyordu. Bunu, dönemin bir kısaltma yazı sistemiyle yazmasından ve bazı mahrem yerleri İspanyolca, Fransızca ve İtalyanca kelimelerden oluşan bir tür şifreyle kaydetmesinden anlıyoruz. Yine de günlüğü kütüphanesinde, kataloğuyla birlikte sakladı. Günlüğün düz İngilizceye çevrilmesi on dokuzuncu yüzyılda yıllar süren bir emek istedi: John Smith adlı bir din adamı 1819–1822 arasında metni çözmek için çalıştı; işini neredeyse bitirdiğinde, kısaltma yazısının anahtarının aynı kütüphanede, günlük ciltlerinin birkaç raf yukarısında durduğunu öğrendi.

Pepys'in günlüğü, günlüğün iki yüzünü birlikte gösterir: mahremiyet ve tanıklık. Yazar yalnızca kendisi için yazdığı için dürüst ve serbesttir; ama tam da bu yüzden, bir dönemin gündelik hayatının en canlı belgelerinden biri olur.

Metin anı

Pepys'in günlüğünden, 2 Eylül 1666:

Everybody endeavouring to remove their goods, and flinging into the river or bringing them into lighters that lay off; poor people staying in their houses as long as till the very fire touched them, and then running into boats, or clambering from one pair of stairs by the water-side to another. And among other things, the poor pigeons, I perceive, were loth to leave their houses, but hovered about the windows and balconys till they were, some of them burned, their wings, and fell down.

«Herkes eşyalarını kurtarmaya çalışıyor, onları nehre atıyor ya da açıkta bekleyen mavnalara taşıyordu; zavallı insanlar ateş tam kendilerine değene kadar evlerinde kalıyor, sonra kayıklara koşuyor ya da nehir kıyısındaki bir merdivenden ötekine tırmanıyordu. Ve bu arada fark ettim ki zavallı güvercinler evlerini bırakmak istemiyor, pencerelerin ve balkonların çevresinde uçuşup duruyordu; ta ki bazılarının kanatları yanıp yere düşene kadar.»

Bu paragrafta günlüğün bütün özellikleri görünür. Cümleler uzun ve biraz dağınıktır; olaylar olduğu sırayla, nefes nefese dizilir: eşyalar, nehir, mavnalar, kaçan insanlar, merdivenler. Bu dağınıklık bir üslup kusuru değil, o günün kargaşasının izidir. Pepys bu cümleleri yıllar sonra düzenleyerek değil, o gece, her şey henüz tazeyken yazdı.

Paragrafın en çok hatırlanan kısmı ise bir kentin yıkımının ortasında fark edilen küçük bir ayrıntıdır: güvercinler. «I perceive», yani «fark ettim» ifadesi, yazarın gözünü gösterir. Bir tarih kitabı yanan evlerin sayısını verir; bir günlük, evlerini bırakmak istemeyen güvercinleri görür. Güvercinlerin evlerinden ayrılamayışı, evlerinde ateş değene kadar bekleyen insanlarınkini yankılar. Pepys bunu söylemez; yalnızca gördüğünü yazar. Anlam, okurun iki görüntüyü yan yana koymasıyla doğar.

Bu kayıt aynı zamanda bir tanıklıktır. Yangın hakkında pek çok belge vardır, ama bir insanın o gün ne gördüğünü, neyi fark ettiğini ve neye üzüldüğünü bize ancak bir günlük söyleyebilir.

Cevap ve bağlantı

İnsan kendi hayatını hatırlamak, açıklamak, savunmak, bazen de yalnızca o günü kaydetmek için yazar. Anı, olaylardan yıllar sonra, biriken deneyimle ve bir düzen içinde yazılır; genellikle yayımlanmak için. Günlük ise günü gününe, çoğu zaman yalnızca yazarın kendisi için tutulur; bu yüzden daha dağınık, daha serbest ve daha doğaldır. Bâbürnâme, bir hükümdarın kusurlarını gizlemeyen samimiyetiyle anının; Pepys'in defteri, bir kentin yangınında bile küçük bir ayrıntıyı görebilen gözüyle günlüğün gücünü gösterir. İki tür de hem bir insanın hikâyesi hem de bir dönemin belgesidir; ama bir belge olarak kullanılırken, belleğin ve yazarın payı unutulmamalıdır.

Kapanış kancası

Anıda ve günlükte bir insan kendi hayatını anlatır. Ama bir başkasının hayatını, doğumundan ölümüne kadar anlatmak da bir türdür: biyografi. Ve bazen bir yazar kendi hayatının tamamını, bir anı gibi değil, baştan sona bir hikâye gibi anlatır: otobiyografi. Bir hayat nasıl anlatılır? Bir sonraki ünite bu soruya bakıyor.

Özet kartı

  1. TDK'ye göre anı, bir kişinin kendi yaşadığı ya da tanık olduğu olayları yazdığı eserdir; günlük ise günü gününe tutulan anı yazısıdır.
  2. M. Orhan Okay'a göre anı olaylardan sonra, biriken deneyimle ve yayımlanmak için yazılır; günlük olayların günü, mahrem ve daha doğal bir biçimde tutulur.
  3. Bâbürnâme, Bâbür'ün kusur ve yenilgilerini gizlemeden anlattığı, Çağatay nesrinin zirvesi sayılan bir anıdır.
  4. Pepys 1660'tan itibaren yaklaşık on yıl boyunca kısaltma yazısıyla bir günlük tuttu; günlük Büyük Londra Yangını'nın en canlı tanıklıklarındandır.
  5. Anı ve günlük hem kişisel metin hem dönem belgesidir; ama belge olarak ihtiyatla okunmalı ve başka kaynaklarla karşılaştırılmalıdır.

Kavram sözlüğü

TürkçeİngilizceKısa tanım
Anı (hatırat)MemoirYaşanan ya da tanık olunan olayların sonradan anlatıldığı eser
Günlük (günce)DiaryGünü gününe tutulan kişisel notlar
Zaman mesafesiTemporal distanceOlayın yaşanması ile yazılması arasındaki süre
MahremiyetPrivacy, intimacyGünlüğün yalnızca yazar için tutulmasından doğan kişisel nitelik
TanıklıkTestimonyAnı ya da günlüğün bir dönemin belgesi hâline gelmesi

Ünite quizi

  1. (Kazanım 1) Anı ile günlük arasındaki temel fark nedir? Zaman mesafesi her iki türün üslubunu nasıl etkiler?
  2. (Kazanım 2) Bir anı ya da günlük neden hem tarihî bir belge hem de edebî bir metin olabilir? Birer örnekle açıklayın.
  3. (Kazanım 3) Ömer Faruk Akün'e göre Bâbürnâme'yi öbür devlet adamlarının anılarından ayıran nedir?
  4. (Kazanım 3) Pepys'in 2 Eylül 1666 kaydındaki güvercin ayrıntısı neden önemlidir? Bir tarih kitabıyla bir günlük arasındaki farkı bu ayrıntı üzerinden açıklayın.
  5. (Kazanım 4) Bir anıyı ya da günlüğü tarihî bir belge olarak kullanırken hangi ihtiyatlar gerekir?

Cevaplar

  1. Günlük olayların yaşandığı gün tutulur; anı ise olaylardan az ya da çok bir süre sonra yazılır. Zaman mesafesi anıya düzen, özen ve biriken deneyimin getirdiği yeni değerlendirmeler kazandırır; günlük ise o günün içinden yazıldığı için daha dağınık, serbest ve doğaldır.
  2. İkisi de yazarın gözüyle gördüğü olayları kaydettiği için bir dönemin belgesidir; aynı zamanda bir üslupla, bir bakışla ve seçilmiş ayrıntılarla yazıldıkları için edebî metinlerdir. Bâbürnâme hem Fergana, Kâbil ve Hindistan hakkında bir bilgi hazinesi hem de Çağatay nesrinin şaheseridir; Pepys'in günlüğü hem Büyük Yangın'ın bir tanıklığı hem de güvercin ayrıntısı gibi edebî anlar taşıyan bir metindir.
  3. Devlet adamlarının anıları çoğu zaman yaptıklarının bir savunması olur ve gerçeği kendilerine göre değiştirir. Bâbür ise hayatını kusurlarıyla, zaaflarıyla ve yenilgileriyle gizlemeden anlatır, düşmanlarının erdemlerini bile belirtir; okur onu bir hükümdardan çok bir sohbet ehli gibi hisseder.
  4. Güvercin ayrıntısı, bir kentin yıkımının ortasında yazarın küçük bir şeyi fark ettiğini gösterir ve evlerini bırakmayan insanların hâlini sessizce yankılar. Bir tarih kitabı yanan evlerin sayısını ve yangının yayılışını verir; bir günlük ise bir insanın o gün ne gördüğünü, neyi fark ettiğini ve neye üzüldüğünü söyler.
  5. Anı yıllar sonra yazıldığı için bellek seçer, unutur ve yeniden kurar; devlet adamlarının anıları savunma niteliği taşıyabilir. Yazarı hayattayken yayımlanan günlükler de sonradan düzeltilmiş olabilir. Bu yüzden anı ve günlüklere ihtiyatla yaklaşılmalı, aynı konudaki başka anılar ve belgelerle karşılaştırılmalıdır.

Okuma

  • Bâbürnâme (Vekāyi), bugünkü Türkiye Türkçesine çevrilmiş bir yayımdan Fergana bölümü. Bâbür'ün kendi yenilgilerini nasıl anlattığına dikkat edin.
  • Samuel Pepys, Günlük, Eylül 1666 kayıtları. Büyük Yangın'ı birkaç gün boyunca izleyin.
  • Nurullah Ataç, Günce ya da Oğuz Atay, Günlük. Türk edebiyatından bir günlükten birkaç sayfa okuyup yazarın kendisiyle nasıl konuştuğuna bakın.
  • Bir hafta boyunca günlük tutun; hafta sonunda aynı olaylardan birini bir anı olarak yeniden yazın ve iki metni karşılaştırın.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Animasyon ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Video akışı

  • 0:00–0:55 Soğuk açılış: 1666 Londra'sı, gece; nehir kıyısında yanan evler, kayıklara koşan insanlar. Bir pencerenin önünde kanat çırpan güvercinler. Bir masada mum ışığında küçük, sıkışık işaretlerle yazan bir el.
  • 0:55–1:15 Büyük soru: bir takvim yaprağı ve yıllar sonra açılan bir anı defteri yan yana.
  • 1:15–2:20 Bağlam: sözlük sayfasında «anı» ve «günlük»; «günü gününe» ifadesi vurgulanır.
  • 2:20–4:10 Ana anlatı — zaman mesafesi: bir zaman çizgisi; bir olay noktası, hemen yanında bir günlük sayfası, uzakta yaşlı bir elin yazdığı bir anı sayfası. İki sayfa arasındaki mesafe ölçülür.
  • 4:10–6:20 Ana anlatı — Bâbür'ün samimiyeti: Fergana vadisi, bir çadır; genç bir hükümdar yanındaki kâtibe konuşur. Ardından Kâbil'in dağları, Hindistan'ın bitkileri, bir defterin sayfalarında çizilmiş hayvanlar.
  • 6:20–8:20 Ana anlatı — Pepys'in defteri: kısaltma işaretleriyle dolu bir sayfa; yıllar sonra bir kütüphanede masa başında şifre çözen bir adam; kamera birkaç raf yukarıdaki bir anahtar kitaba kayar.
  • 8:20–10:20 Metin anı: yangın sahnesine dönüş; Pepys'in cümleleri akışkan bir el yazısıyla belirir. Son cümlede görüntü güvercinlere yaklaşır ve durur.
  • 10:20–11:00 Cevap ve kapanış: bir hayatın doğumdan ölüme bir zaman çizgisi olarak açılışı; üstünde «biyografi» ve «otobiyografi» kelimeleri.

Anlatıcı yangın sahnesini hızlı ve gergin, Bâbür bölümünü sıcak ve anlatıcı bir tonla okur. Pepys'in güvercin cümlesini yavaş ve alçak sesle, sonunda kısa bir sessizlik bırakarak seslendirir.

Telaffuz

  • Samuel Pepys: «SEM-yul PİİPS». Braybrooke: «BREY-bruk». John Smith: «CON SMİT».
  • Bâbür: «baa-BÜR». Bâbürnâme: «baa-bür-naa-ME». Vekāyi: «ve-kaa-Yİ». Fergana: «fer-ga-NA». Kâbil: «KAA-bil».
  • M. Orhan Okay: «or-HAN o-KAY». Ömer Faruk Akün: «Ö-mer faa-RUK a-KÜN».