İçeriğe geç

Ünite EDB-105-01 · Seviye 1 — Temel

Deneme

EDB-105 Öğretici Metinler

1.954 kelime · yaklaşık 9 dakika okuma · anlatım 10 dk

  • deneme
  • yargı
  • öznellik
  • konudan konuya geçiş
  • eleştiri-deneme
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Fransızca essai «sınama, tartma» demektir; Montaigne bu kelimeyle bir tür değil, yargısını her konuda sınama eylemini adlandırdı.
  2. Montaigne'e göre yargı bir geçidi uzaktan yoklar, derin bulursa kıyıda kalır; öteye geçemeyeceğini tanımak da yargının bir işidir.
  3. Denemenin başlıca özellikleri öznellik, konudan konuya geçiş ve kesinlik iddiasından kaçınmadır; makale bir düşünceyi savunur, deneme onu dener.
  4. Montaigne «Pişmanlık Üzerine»de varlığı değil geçişi resmettiğini ve her insanın insanlık hâlinin bütün biçimini taşıdığını yazar.
  5. Nurullah Ataç (1898–1957) Türk denemesinin en tanınmış ve en tartışmalı adlarındandır; öznelliği ve dil tutumu hem övgü hem eleştiri almıştır.

Kazanımlar

  • Montaigne'in «deneme» kelimesine yüklediği anlamı kendi metninden açıklayabilir.
  • Denemenin başlıca özelliklerini (öznellik, konudan konuya geçiş, kesinlik iddiasından kaçınma) bir metinde gösterebilir.
  • Nurullah Ataç'ın Türk denemesindeki yerini ve tartışmalı yanlarını değerlendirebilir.
  • Bir konu üzerine kısa bir deneme taslağı yazarak türün tavrını uygulayabilir.

Video metni

Soğuk açılış

Bir derenin kenarındasınız. Karşıya geçmek istiyorsunuz ama suyun ne kadar derin olduğunu bilmiyorsunuz. Uzaktan bir sopayla yoklarsınız; dip gelmez. Sonunda kıyıda kalırsınız. Bu bir başarısızlık mıdır?

Michel de Montaigne'e göre değildir. Denemeler'inin bir bölümünde kendi yöntemini tam da böyle anlatır: anlamadığı bir konuda bile yargısını dener, geçidi uzaktan yoklar, suyu boyunu aşacak kadar derin bulunca kıyıda kalır. Ve ekler: öteye geçemeyeceğini fark etmek de yargının bir işidir. Bir edebiyat türü, adını bu yoklama hareketinden aldı.

Büyük soru

Montaigne neden «deneme» adını seçti? Bir yazıyı deneme yapan nedir?

Bağlam

Bu ders öğretici metinlere bakıyor: denemeye, makaleye, fıkraya, söyleşiye, gezi yazısına, anıya ve mektuba. Hepsinin ortak noktası, bir düşünceyi, bir bilgiyi ya da bir deneyimi okura aktarmayı amaçlamalarıdır. Dersin sorusu, bunlardan hangisinin ne zaman edebiyat sayılacağıdır.

Türlerin haritasını çıkardığımız derste denemenin iki tavrını görmüştük: Montaigne'in kendini anlatan kişisel denemesi ile Bacon'ın öğüt veren denemesi. «Deneme» adının Türkçeye nasıl yerleştiğini de izlemiştik. Bu ünite Montaigne'in kendi kelimesine, essai'ye ve onun Türkçedeki en tartışmalı temsilcilerinden birine, Nurullah Ataç'a bakıyor.

Ana anlatı — yargıyı sınamak

Fransızca essai, «deneme, sınama, tartma» demektir. Montaigne bu kelimeyi kitabının adı yaparken bir tür adı koymak istemiyordu; yaptığı işi tarif ediyordu. Denemeler'in birinci kitabındaki «Demokritos ve Herakleitos Üzerine» bölümü bu işi en açık biçimde anlatır. Montaigne'e göre yargı her konuda kullanılabilen bir araçtır ve her yere karışır. Bu yüzden burada yaptığı denemelerde her fırsatı kullanır.

Montaigne üç tür deneme sayar. Anlamadığı bir konuda yargısını yoklar, derin bulursa kıyıda kalır. Boş ve önemsiz bir konuda, yargısının ona bir gövde kazandırıp kazandıramayacağına bakar. Soylu ve çok işlenmiş bir konuda ise yol zaten açılmış olduğu için yargısı yalnızca başkalarının izinden yürüyebilir; burada yapabileceği tek şey, bin yoldan en iyi görüneni seçmektir.

Bu tarif, denemenin temel tavrını ortaya koyar. Deneme bir konuyu tüketmez, onu yoklar. Bir sonuca ulaşmayı değil, bir düşüncenin nereye kadar gidebildiğini görmeyi amaçlar. Bu yüzden denemede «bilmiyorum» demek bir kusur değil, bir bulgudur. Montaigne kendi konusunu, yani kendisini de böyle görür. Üçüncü kitaptaki «Pişmanlık Üzerine» bölümünde şöyle yazar: dünya sürekli sallanan bir salıncaktır; her şey durmadan sallanır. Kendisini de sabit bir nesne gibi yakalayamaz. Bu yüzden «varlığı değil, geçişi resmederim» der: bir yaştan ötekine değil, günden güne, dakikadan dakikaya.

Ana anlatı — denemenin tavrı

Montaigne'in tarifinden denemenin birkaç özelliği çıkar. Birincisi öznelliktir: denemede konuyu yazarın kendi bakışı belirler. Montaigne «Pişmanlık Üzerine»de, gösterişsiz ve sıradan bir hayatı anlattığını, ama her insanın insanlık hâlinin bütün biçimini taşıdığını söyler. Yazar kendinden söz ederken bütün insanlardan söz eder.

İkincisi konudan konuya geçiştir. Deneme bir planı izlemek zorunda değildir. Montaigne'in bölümleri çoğu zaman başlığıyla başlar ama başka bir yere varır. Bir düşünce ötekini çağırır; yazar bu çağrılara uyar. Bu dağınıklık bir kusur değil, düşünmenin kendi biçimidir.

Üçüncüsü kesinlikten kaçınmadır. Deneme bir tezi kanıtlamaya çalışmaz; bir soruyu açık bırakabilir, kendi kendisiyle çelişebilir. Montaigne «Pişmanlık Üzerine»de fikrini değiştirebileceğini açıkça söyler: yalnızca talihinin değil, niyetinin de değişebileceğini. Denemeyi makaleden ayıran en önemli fark budur: makale bir düşünceyi savunur, deneme onu dener.

Yaygın yanlış«Deneme dağınık ve plansız bir yazıdır, bu yüzden kolay yazılır» diye düşünülür.
Doğrusu

Denemenin konudan konuya geçişi bir savrulma değil, bir düşüncenin izlenmesidir; her geçiş bir önceki düşünceden doğar. Kesinlikten kaçınmak da özensizlik değildir: yazarın bildiğini ve bilmediğini dürüstçe ayırmasıdır. İyi bir deneme, gevşek görünen biçiminin altında sıkı bir düşünce disiplini taşır.

Ana anlatı — Nurullah Ataç

Türk edebiyatında denemenin en tanınmış ve en tartışmalı adlarından biri Nurullah Ataç'tır. 1898'de İstanbul'da doğdu, 1957'de Ankara'da öldü. Uzun yıllar Fransızca öğretmenliği ve çevirmenlik yaptı; Türk Dil Kurumu'nda yönetim kurulu üyeliği ve yayın kolu başkanlığında bulundu.

Ataç yazı hayatına şiirle ve eleştiriyle başladı. Ama Abdullah Uçman'a göre eleştirilerindeki öznel tutum onu eleştiriden çok deneme yazarlığına yaklaştırdı. 1940 ile 1955 arasında onlarca gazete ve dergide deneme ve eleştiri yazdı. Otuz altı yıllık yazı hayatında seksenden çok gazete ve dergide dört binden fazla deneme ve eleştiri yazısı yayımladı; bunların büyük bir kısmı henüz kitaplaşmamıştır. Günlerin Getirdiği, Karalama Defteri, Ararken, Söz Arasında ve ölümünden sonra yayımlanan Günce onun başlıca kitaplarıdır.

Ataç'ın denemeleri Montaigne'in öznelliğini paylaşır, ama çok daha kavgacıdır. Divan şiirini överken onun artık ömrünü doldurduğunu söyledi; Garip akımını sonuna kadar destekledi, sonra İkinci Yeni şairlerini de övdü. Dilde aşırı sadeleştirmenin ateşli bir savunucusu oldu; Türkçenin olağan söz dizimine aykırı devrik cümlelerle ve çoğunu kendisinin türettiği kelimelerle yazdı. Uçman'ın deyişiyle, kimi zaman samimi bulunup övüldü, kimi zaman nesnellikten uzak olmakla suçlandı; ama yazıları her zaman ses getirdi. Bu, denemenin iki yüzünü gösterir: öznellik bir türün gücüdür, ama aynı zamanda tartışmanın kaynağıdır.

Metin anı

Montaigne, «Demokritos ve Herakleitos Üzerine» bölümünün başında:

Le jugement est un util à tous subjects, et se mesle par tout. A cette cause, aux essais que j'en fay ici, j'y employe toute sorte d'occasion. Si c'est un subject que je n'entende point, à cela mesme je l'essaye, sondant le gué de bien loing ; et puis, le trouvant trop profond pour ma taille, je me tiens à la rive : et cette reconnoissance de ne pouvoir passer outre, c'est un traict de son effect.

«Yargı her konuya yarayan bir araçtır ve her yere karışır. Bu yüzden burada onunla yaptığım denemelerde her fırsatı kullanırım. Anlamadığım bir konu olsa bile onda yargımı denerim, geçidi çok uzaktan yoklarım; sonra onu boyumu aşacak kadar derin bulursam kıyıda kalırım: öteye geçemeyeceğini tanımak da onun işlerinden biridir.»

Bu paragrafta Montaigne «essai» kelimesini iki kez kullanır: bir kez ad olarak, «burada yaptığım denemeler», bir kez fiil olarak, «onda yargımı denerim». Kitabın adı ile yazarın eylemi aynı kelimedir. Deneme, bir türün adı olmadan önce bir fiildir.

Paragrafın merkezindeki imge, bir derenin geçidini yoklamaktır. Bu imge denemenin nasıl ilerlediğini gösterir: temkinle, uzaktan, adım adım. Ve en önemlisi, geri çekilmeyi de bir sonuç sayar. «Öteye geçemeyeceğini tanımak da yargının işidir» cümlesi, bir bilginin sınırını görmenin de bir bilgi olduğunu söyler. Bir makale çoğu zaman kıyıya varmak ister; bir deneme bazen kıyıda durup suyun derinliğini anlatmakla yetinir.

Paragrafın dili de denemenin tavrını taşır. Montaigne kendisinden «ben» diye söz eder, kendi boyunu, kendi taşıyabileceğini ölçer. Bu alçakgönüllülük, ama aynı zamanda kendi yargısına duyulan güven, denemenin sesidir.

Cevap ve bağlantı

Montaigne «deneme» adını, yaptığı işi tarif etmek için seçti: yargısını her konuda sınamak, bir geçidi yoklamak, gerekirse kıyıda kalmak. Bir yazıyı deneme yapan, konusu değil tavrıdır: öznel bir ses, bir düşünceden ötekine geçen bir akış ve kesinlik iddiasından kaçınan bir dürüstlük. Türkçede Nurullah Ataç bu tavrı keskin, kavgacı ve tartışmalı bir biçimde sürdürdü; dört bin yazısı, öznelliğin hem bir güç hem de bir tartışma kaynağı olduğunu gösterir.

Dersin sorusuna ilk cevap da buradan gelir: öğretici bir metin, bilgiyi aktarmanın ötesinde bir düşüncenin serüvenini gösterdiğinde edebiyata yaklaşır. Deneme bu serüvenin en açık görüldüğü türdür.

Kapanış kancası

Deneme bir düşünceyi dener; ama bazı yazılar bir düşünceyi kanıtlamak için yazılır. Bir tezi ortaya koyar, onu belgelerle, örneklerle, mantıkla savunur. Bazı kısa gazete yazıları ise bir olayı alıp onu nükteli bir yorumla okura sunar. Bir sonraki ünite bu iki türe bakıyor: düşünceyi kanıtlamaya çalışan makaleye ve onu yorumlayan fıkraya.

Özet kartı

  1. Fransızca essai «sınama, tartma» demektir; Montaigne bu kelimeyle bir tür değil, yargısını her konuda sınama eylemini adlandırdı.
  2. Montaigne'e göre yargı bir geçidi uzaktan yoklar, derin bulursa kıyıda kalır; öteye geçemeyeceğini tanımak da yargının bir işidir.
  3. Denemenin başlıca özellikleri öznellik, konudan konuya geçiş ve kesinlik iddiasından kaçınmadır; makale bir düşünceyi savunur, deneme onu dener.
  4. Montaigne «Pişmanlık Üzerine»de varlığı değil geçişi resmettiğini ve her insanın insanlık hâlinin bütün biçimini taşıdığını yazar.
  5. Nurullah Ataç (1898–1957) Türk denemesinin en tanınmış ve en tartışmalı adlarındandır; öznelliği ve dil tutumu hem övgü hem eleştiri almıştır.

Kavram sözlüğü

TürkçeİngilizceKısa tanım
DenemeEssayBir konuyu kesin sonuç iddia etmeden, kişisel sesle yoklayan düzyazı
YargıJudgmentMontaigne'de düşünmenin ve değerlendirmenin aracı
ÖznellikSubjectivityKonunun yazarın kişisel bakışıyla ele alınması
Konudan konuya geçişDigressionBir düşüncenin ötekini çağırdığı serbest akış
Eleştiri-denemeCritical essayDeğerlendirmeyi kişisel görüş ve üslupla birleştiren yazı

Ünite quizi

  1. (Kazanım 1) Montaigne «essai» kelimesini hangi anlamda kullanır? «Demokritos ve Herakleitos Üzerine» bölümünde saydığı üç deneme durumunu açıklayın.
  2. (Kazanım 2) Denemenin üç temel özelliğini sayın ve Montaigne'in metinlerinden birer örnekle gösterin.
  3. (Kazanım 2) Deneme ile makale arasındaki temel fark nedir?
  4. (Kazanım 3) Nurullah Ataç'ın denemeciliği Montaigne'inkiyle hangi bakımdan benzeşir, hangi bakımdan ayrılır? Ataç neden tartışmalı bir yazardır?
  5. (Kazanım 4) «Bekleme» ya da «unutkanlık» gibi gündelik bir konu seçin ve Montaigne'in tavrıyla yazılmış kısa bir denemenin ilk paragrafını yazın. Paragrafınızda öznelliği ve kesinlikten kaçınmayı nasıl gösterdiniz?

Cevaplar

  1. Montaigne «essai» kelimesini, yargısını bir konu üzerinde sınamak anlamında kullanır; kitabın adı da bu eylemden gelir. Anlamadığı bir konuda yargısını uzaktan yoklar ve derin bulursa kıyıda kalır; boş bir konuda yargısının ona bir gövde kazandırıp kazandıramayacağına bakar; soylu ve çok işlenmiş bir konuda ise başkalarının açtığı yollardan en iyisini seçmeye çalışır.
  2. Öznellik: «Pişmanlık Üzerine»de sıradan bir hayatı anlatırken her insanın insanlık hâlinin bütün biçimini taşıdığını söylemesi. Konudan konuya geçiş: bölümlerin başlıklarıyla başlayıp başka yerlere varması. Kesinlikten kaçınma: fikrini ve niyetini değiştirebileceğini açıkça söylemesi ve anlamadığı bir konuda kıyıda kalmayı bir sonuç sayması.
  3. Makale bir düşünceyi savunur ve kanıtlamaya çalışır; deneme bir düşünceyi dener, onun nereye kadar gidebildiğine bakar ve kesin bir sonuç iddia etmek zorunda değildir.
  4. İkisi de öznel bir sesle yazar ve kişisel görüşü öne çıkarır. Ama Montaigne kendini sorgulayan, alçakgönüllü bir tavır taşırken Ataç çok daha kavgacı ve kesin yargılıdır. Ataç, divan şiiri, yeni şiir akımları ve dilde aşırı sadeleştirme üzerine keskin görüşleri, devrik cümleleri ve kendi türettiği kelimelerle tartışma yarattı; kimi zaman samimi bulunup övüldü, kimi zaman nesnellikten uzak olmakla suçlandı.
  5. Öğrencinin kendi paragrafı. İyi bir cevap «ben» diyen kişisel bir sesle başlar, konuyu kendi deneyiminden yoklar, bir düşünceden ötekine geçer ve bir sonuç dayatmak yerine bir soruyu açık bırakır ya da bilmediğini dürüstçe söyler.

Okuma

  • Michel de Montaigne, Denemeler, «Demokritos ve Herakleitos Üzerine» (I.50) ve «Pişmanlık Üzerine» (III.2). Türkçe Denemeler seçkilerinde; ikisini art arda okuyun.
  • Nurullah Ataç, Karalama Defteri ya da Günce. Birkaç kısa yazısını okuyup yazarın kendi görüşünü nasıl ortaya koyduğuna dikkat edin.
  • Kendi denemenizi yazın: bir gündelik konu, bir kişisel deneyim ve açık bırakılmış bir soru.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Animasyon ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Video akışı

  • 0:00–0:55 Soğuk açılış: sisli bir dere kıyısı; bir yolcu uzun bir sopayla suyun derinliğini yoklar. Sopa dibe değmez; yolcu bir an durur, sonra kıyıda oturup suyu izler.
  • 0:55–1:15 Büyük soru: bir kitap kapağı; «Essais» kelimesi ekranda «sınama, tartma» anlamına ayrışır.
  • 1:15–2:20 Bağlam: öğretici metinlerin türleri raf etiketleri gibi dizilir: deneme, makale, fıkra, söyleşi, gezi yazısı, anı, mektup.
  • 2:20–4:40 Ana anlatı — yargıyı sınamak: on altıncı yüzyıl Fransa'sında bir kule odası, kitaplarla çevrili bir masa. Üç ayrı yol: derin bir dere, boş bir tarla, çok kişinin geçtiği bir patika. Ardından sallanan bir salıncak ve «geçişi resmederim» cümlesi.
  • 4:40–6:20 Ana anlatı — denemenin tavrı: bir düşünce balonu ötekine dönüşerek yol boyunca ilerler; bir yazı sayfasında paragraflar yan yollara sapar ama bir iplikle birbirine bağlıdır.
  • 6:20–8:20 Ana anlatı — Nurullah Ataç: 1940'ların Ankara'sında bir gazete masası; yığılı gazeteler, dergiler; bir kalem hızla yazar. Gazete manşetleri arasında tartışan köşe yazıları, kimisi övgü kimisi itiraz.
  • 8:20–10:10 Metin anı: Montaigne'in eski Fransızca paragrafı yavaş yavaş belirir; «essais» ve «l'essaye» kelimeleri aynı renkte yanar. Dere kıyısı imgesi geri döner.
  • 10:10–11:00 Cevap ve kapanış: dere kıyısından bir köprüye geçiş; köprünün öbür ucunda bir mahkeme salonu gibi düzenlenmiş bir yazı: tez, kanıt, sonuç.

Anlatıcı Montaigne bölümlerini sakin ve düşünceli, Ataç bölümünü daha canlı ve hafif tartışmacı bir tonla okur. Montaigne'in paragrafını okurken «kıyıda kalırım» ifadesinde kısa bir durak verir.

Telaffuz

  • Michel de Montaigne: «mi-ŞEL dö mon-TENY». Essais: «e-SE». Je l'essaye: «jö le-SEY».
  • De Democritus et Heraclitus: «dö de-MOK-ri-tüs e e-RAK-li-tüs». Du repentir: «dü rö-pan-TİR». Je peints le passage: «jö PEN lö pa-SAJ».
  • Nurullah Ataç: «nu-rul-LAH a-TAÇ». Günce: «gün-CE».