Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Gölge oyunu Osmanlı dünyasına on altıncı yüzyılda Mısır'dan geldi; İbn İyâs, 1517'de Yavuz Sultan Selim'in önünde bir gölge oyuncusunun Tomanbay'ın asılışını canlandırdığını anlatır.
- Karagöz'ün Bursa'da idam edilen iki işçiden doğduğu rivayeti belgeye dayanmaz; Karagöz adı ilk kez on yedinci yüzyılda görülür.
- Hayalî tek başına bütün kişilerin sesini veren, oyunu yöneten, tasvirleri kesip boyayan ustadır; yardımcısına yardak denir.
- Bir Karagöz oyunu mukaddime, muhavere, fasıl ve bitiş diye dört bölümden oluşur; mukaddimede göstermelik, semai ve perde gazeli yer alır.
- Perde gazeli perdeyi Şeyh Küşterî'ye bağlar; «Yıktın perdeyi eyledin viran» sözü oyunun bittiğini ilan eder. Karagöz 2009'da UNESCO listesine alındı.
Kazanımlar
- Gölge oyununun Osmanlı dünyasına gelişi üzerine rivayetleri ve belgelere dayanan bilgileri ayırt edebilir.
- Bir Karagöz oyununun dört bölümünü (mukaddime, muhavere, fasıl, bitiş) sırasıyla açıklayabilir.
- Hayalînin oyuncu, yönetmen, besteci ve ressam olarak üstlendiği işleri tanımlayabilir.
- Perde gazelindeki perde imgesini ve kapanış sözünü yorumlayabilir.
Video metni
Soğuk açılış
1517, Kahire. Osmanlı padişahı Yavuz Sultan Selim, Mısır'ı ele geçirmiş ve Memlük sultanı Tomanbay'ı idam ettirmiştir. Birkaç gün sonra, Nil'in ortasındaki Ravza adasında bir sarayda, padişahın önünde bir gösteri yapılır. Bir gölge oyuncusu, aydınlatılmış bir perdenin arkasından, Tomanbay'ın kent kapısında asılışını canlandırır. Perdede ip iki kez kopar.
Memlük tarihçisi İbn İyâs'ın anlattığına göre gösteri padişahın çok hoşuna gider; oğlu Süleyman'ın da görmesini ister ve sanatçıyı İstanbul'a çağırır. Türk gölge oyununun, yani Karagöz'ün, Osmanlı dünyasına girişini anlatan en önemli belgelerden biri bu sahnedir: bir perdenin arkasında yeniden oynanan bir idam.
Büyük soru
Tek bir sanatçının, bir mum ışığı ve bir perdeyle kurduğu bu tiyatro nasıl işler? Bir gölge, bütün bir toplumu nasıl sahneye çıkarabilir?
Bağlam
Şimdiye kadar bu derste yazılı oyunlara baktık: perdeleri, sahneleri ve yönergeleri olan metinlere. Türk tiyatrosunun geleneksel kolları ise başka bir yoldan yürür. Karagöz'de metin bir kitapta değil, ustanın belleğinde yaşar; oyun her gece yeniden kurulur.
Karagöz'ün iki baş kişisini daha önce karakter üzerine konuşurken tanımıştık: özü sözü doğru halk adamı Karagöz ve ara bulucu, düzgün konuşan Hacivat. Bu ünite onların sahnesine, yani perdenin kendisine ve arkasındaki dünyaya bakıyor. Karagöz 2009'da UNESCO'nun İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası temsilî listesine alındı; ama bu sanatın bugün de yaşayan ustaları sayıca azdır.
Ana anlatı — rivayetten belgeye
Karagöz'ün kökeni üzerine iki eski rivayet vardır. Birincisini Evliya Çelebi aktarır: Karagöz Selçuklular zamanında Kırkkilise'den, bugünkü Kırklareli'nden bir seyis, Hacivat ise Yorkça Halil adında biriydi. İkincisi karagözcülerin kendi aralarında anlattığı bir hikâyedir: Orhan Gazi zamanında Bursa'da bir cami yapılırken Hacivat duvarcı, Karagöz demirciydi; ikisinin nükteli konuşmaları işçileri işten alıkoyuyordu. İnşaat gecikince sultan ikisinin de başını vurdurdu; sonra Şeyh Küşterî adında biri onların tasvirlerini yapıp sultanın önünde oynattı.
Metin And'a göre bu rivayetlerin hiçbirini doğrulayan bir belge yoktur. Konuyla ilgili ilk belgeler on altıncı yüzyıla aittir ve orada Karagöz adı bile geçmez. Yazılı kaynaklara göre gölge oyunu Osmanlı ülkesine on altıncı yüzyılda, Mısır'dan, Memlük sanatçıları aracılığıyla gelmiştir. İbn İyâs'ın anlattığı Kahire gösterisi bunun en önemli tanığıdır. Yavuz'la birlikte İstanbul'a yaklaşık altı yüz Mısırlı sanatçı gelmiş, bir kısmı birkaç yıl sonra dönmüş, bir kısmı kalmıştır.
Ama gelen sanat, olduğu gibi kalmadı. Memlük tasvirleri tek renkli ve saydam değildi. On yedinci yüzyılda Türk sanatçılar dericilikteki ustalıklarıyla tasvirleri saydamlaştırdılar, onlara eklem yerlerinden hareket imkânı verdiler. Karagöz adı da ilk kez bu yüzyılda ortaya çıktı. Böylece Mısır'dan gelen bir gölge oyunu, İstanbul'da Türk mizahı, divan ve halk şiiri, halk müziği ve dansla zenginleşerek yeni bir sanata dönüştü.
Yaygın yanlış«Karagöz ile Hacivat Bursa'da yaşamış iki işçiydi; oyun onların idamından sonra doğdu» diye kesin bir tarih bilgisi gibi anlatılır.
Bu bir rivayettir ve onu doğrulayan hiçbir belge yoktur. Belgeler, gölge oyununun on altıncı yüzyılda Mısır'dan geldiğini ve Karagöz adının on yedinci yüzyılda ortaya çıktığını gösterir. Rivayetin değeri tarihî değil, kültüreldir: karagözcüler sanatlarının kökenini böyle anlatmayı seçmiştir.
Ana anlatı — tek kişilik tiyatro
Karagöz aslında tek bir sanatçının gösterisidir. Bu sanatçıya hayalî denir. Hayalî, el becerisiyle ve değişik sesler kullanarak kadınlardan çocuklara, farklı yörelerin ağızlarına kadar bütün kişilerin seslerini veren bir oyuncudur. Aynı zamanda girişleri ve çıkışları, oyunun ritmini belirleyen bir yönetmen, dansları ve hareketleri düzenleyen bir koreograf ve tasvirleri kesip boyayan bir ressamdır. Hayalînin perde arkasındaki yardımcısına yardak denir; tef çalar, tasvirleri ustanın eline verir. Hayalî unvanı, uzun yıllar bir ustanın yanında yardaklık ederek kazanılır.
Tasvirler deriden, özellikle deve derisinden yapılır, çeşitli işlemlerle saydamlaştırılır ve kök boyalarla renklendirilir. Işık kaynağı olarak eskiden yağ kandili ya da mum kullanılırdı. Tasvirler, deliklerine yerleştirilen yatay çubuklarla oynatılır; dikey çubuklar ise onları sağa sola döndürmeye yarar. Perdeye tutulan renkli deri, ışığın içinden geçerek seyircinin önünde parlayan bir resme dönüşür.
Oyunun bir müziği de vardır. Hacivat'ın okuduğu semai, perde gazeli ve oyun sırasında farklı kişilerin okuduğu hayal şarkıları, Karagöz müziğinin zengin repertuvarını oluşturur. Her kişi kendi yöresinin türkülerini söyler; seyirci bir şarkıyı duyduğunda hangi kişinin perdeye geleceğini bilir. Osmanlı toplumunun değişik yörelerden ve dinlerden insanları, giyimleri, ağızları ve alışkanlıklarıyla perdeye çıkar. Bu çeşitlilik Karagöz'ün en canlı yanlarından biridir; ama bugünün okuru, bu tiplerin bazılarının kaba kalıp yargılara dayandığını da görmelidir.
Ana anlatı — dört bölüm
Bir Karagöz oyunu, birbirinden bağımsız dört bölümden oluşur ve her karagözcü bu parçaları kendi zevkine göre değiştirebilir.
Mukaddime, giriştir. Önce perdeye göstermelik denen, oyunun konusuyla ilgisi olmayabilen hareketsiz bir tasvir konur; seyirciyi oyunun havasına sokar. Nareke denen kamış bir düdük çalınır. Sonra Hacivat perdeye gelir, bir semai ve perde gazeli okur, Karagöz'le kısa bir konuşmanın ardından ikisi dövüşür.
Muhavere, söyleşidir. Karagöz ile Hacivat belli bir konu üzerinde istenildiği kadar uzatılabilen bir konuşma yapar; bilmeceler sorar, gördükleri bir düşü gerçekmiş gibi anlatırlar. Karagöz'ün mizahının en saf hâli burada görülür: Hacivat'ın süslü sözleri, Karagöz'ün onları yanlış anlamasıyla bir kelime oyununa dönüşür.
Fasıl, oyunun asıl bölümüdür; konular nesilden nesile el değiştirerek bugüne gelmiştir. Klasik aşk hikâyelerinden fantastik konulara kadar uzanan bir repertuvarı vardır. Cevdet Kudret, bu birikimi üç ciltte otuz dokuz oyun ve on dokuz muhavere olarak yayımladı.
Bitiş ise çok kısadır. Olaylar çözülmüştür ve kalıplaşmış bir sözle oyunun bittiği ilan edilir.
Metin anı
Karagöz'ün perde gazellerinde çoğu zaman oyunun efsanevi kurucusu anılır. Bir perde gazelinden bir beyit ve oyunun kapanış sözü:
Hazret-i Sultan-ı Orhan rahmetullah'tan beri
Yadigâr-ı Şeyh Küşterî becadır perdemiz
Yıktın perdeyi eyledin viran
Varayım sahibine haber vereyim heman
İlk beyit, perdenin bir soy kütüğü gibi okunmasını ister. «Sultan Orhan'dan beri», «Şeyh Küşterî'nin yadigârı» olarak yerindedir perdemiz, der. Az önce bu rivayetin tarihî bir belgeye dayanmadığını gördük. Ama beyit tarih değil, bir aidiyet iddiasıdır. Karagözcüler sanatlarını bir ustaya, bir şehre ve bir sultana bağlayarak ona bir köken, bir saygınlık ve bir süreklilik verir. Perde gazelleri genellikle bu kişinin adını anar; perdenin kendisi de onların deyişiyle bir «Küşterî meydanı»dır.
İkinci beyit oyunun bitişidir. Hacivat, Karagöz'e seslenir: perdeyi yıktın, harap ettin; gidip sahibine hemen haber vereyim. Bu söz duyulduğunda seyirci oyunun bittiğini anlar. Söz, bir kapanış formülüdür, ama içinde bir şaka saklıdır. Oyunun sonunda perde gerçekten yıkılmaz; yıkılan, perdenin üzerinde bir saat boyunca kurulan dünyadır. Karagöz'ün taşkınlığı, bir gecelik düzeni bozmuştur ve bu bozulma, oyunun tamamlandığının işaretidir.
Bu iki beyit, Karagöz'ün kendi kendini nasıl gördüğünü de gösterir: başında bir soy, sonunda bir yıkım. Perde hem bir kurucuya bağlı bir gelenek, hem de her gece yıkılıp yeniden kurulan bir dünyadır.
Cevap ve bağlantı
Tek bir sanatçı, bir ışık kaynağı, bir perde ve deriden kesilmiş tasvirlerle bir tiyatro kurar. Hayalî, bütün kişilerin sesini verir, oyunu yönetir, tasvirleri oynatır; yardağı ona tef ve tasvirlerle eşlik eder. Oyun mukaddime, muhavere, fasıl ve bitiş diye dört bölümde ilerler ve kalıplaşmış bir sözle kapanır. Mısır'dan on altıncı yüzyılda gelen gölge oyunu, on yedinci yüzyılda saydam ve eklemli tasvirlerle, Türk mizahı ve müziğiyle yeni bir sanata dönüştü ve Osmanlı toplumunun bütün renklerini, kalıp yargılarıyla birlikte, perdeye taşıdı.
Okunan oyun ile sahnelenen oyun sorusuna Karagöz'ün cevabı nettir: burada okunacak tek bir metin yoktur. Cevdet Kudret'in derlediği oyunlar bile, ustaların her gece değiştirdiği gösterilerin birer kaydıdır. Karagöz, varlığını sahneye borçlu bir tiyatrodur.
Kapanış kancası
Karagöz'de tek bir usta bütün sesleri bir perdenin arkasından verir. Ama Osmanlı şehirlerinde perdesiz bir tiyatro da vardı: bir kahvenin köşesinde tek başına hikâye anlatan bir anlatıcı ve bir meydanın ortasında, seyircinin tam içinde oynanan bir oyun. Bir sonraki ünite o sokağın tiyatrosuna bakıyor: orta oyununa ve meddaha.
Özet kartı
- Gölge oyunu Osmanlı dünyasına on altıncı yüzyılda Mısır'dan geldi; İbn İyâs, 1517'de Yavuz Sultan Selim'in önünde bir gölge oyuncusunun Tomanbay'ın asılışını canlandırdığını anlatır.
- Karagöz'ün Bursa'da idam edilen iki işçiden doğduğu rivayeti belgeye dayanmaz; Karagöz adı ilk kez on yedinci yüzyılda görülür.
- Hayalî tek başına bütün kişilerin sesini veren, oyunu yöneten, tasvirleri kesip boyayan ustadır; yardımcısına yardak denir.
- Bir Karagöz oyunu mukaddime, muhavere, fasıl ve bitiş diye dört bölümden oluşur; mukaddimede göstermelik, semai ve perde gazeli yer alır.
- Perde gazeli perdeyi Şeyh Küşterî'ye bağlar; «Yıktın perdeyi eyledin viran» sözü oyunun bittiğini ilan eder. Karagöz 2009'da UNESCO listesine alındı.
Kavram sözlüğü
| Türkçe | İngilizce | Kısa tanım |
|---|---|---|
| Gölge oyunu | Shadow play | Deri tasvirlerin aydınlatılmış bir perdeye tutularak oynatıldığı tiyatro |
| Hayalî | Shadow puppeteer | Karagöz'ü tek başına oynatan usta |
| Tasvir | Shadow figure | Deriden kesilip saydamlaştırılan ve boyanan Karagöz figürü |
| Mukaddime, muhavere, fasıl, bitiş | Prologue, dialogue, main play, epilogue | Karagöz oyununun dört bölümü |
| Perde gazeli | Curtain ghazal | Mukaddimede okunan, perdeyi ve geleneği anan gazel |
Ünite quizi
- (Kazanım 1) Karagöz'ün kökeni üzerine anlatılan iki rivayet nedir? Belgeler gölge oyununun Osmanlı dünyasına gelişi hakkında ne söyler?
- (Kazanım 1) İbn İyâs'ın anlattığı 1517 gösterisi neden önemlidir?
- (Kazanım 3) Hayalî bir Karagöz gösterisinde hangi işleri üstlenir? Yardağın görevi nedir?
- (Kazanım 2) Bir Karagöz oyununun dört bölümünü sırayla açıklayın. Göstermelik nedir?
- (Kazanım 4) Perde gazelindeki beyit ile bitiş sözü perdeyi nasıl görür? Rivayet ile tarih arasındaki fark bu beyti okumayı nasıl etkiler?
Cevaplar
- Evliya Çelebi'nin aktardığı rivayete göre Karagöz Selçuklular zamanında Kırkkilise'den bir seyis, Hacivat Yorkça Halil adında biridir. Karagözcüler arasındaki rivayete göre ise ikisi Orhan Gazi zamanında Bursa'da bir cami inşaatında çalışan işçilerdir, idam edilmişler ve Şeyh Küşterî onların tasvirlerini oynatmıştır. Belgelere göre gölge oyunu on altıncı yüzyılda Mısır'dan, Memlük sanatçıları aracılığıyla geldi; ilk belgelerde Karagöz adı geçmez, bu ad on yedinci yüzyılda ortaya çıkar.
- Gölge oyununun Osmanlı dünyasına girişini gösteren en önemli belgelerden biridir: Yavuz Sultan Selim, Tomanbay'ın asılışını canlandıran bir gölge oyununu beğenir, oğlu Süleyman'ın da görmesini ister ve sanatçıyı İstanbul'a çağırır; Yavuz'la birlikte yaklaşık altı yüz Mısırlı sanatçı İstanbul'a gelir.
- Hayalî bütün kişilerin seslerini veren bir oyuncu, giriş-çıkışları ve ritmi belirleyen bir yönetmen, dansları düzenleyen bir koreograf ve tasvirleri kesip boyayan bir ressamdır. Yardak ise perde arkasındaki yardımcısıdır; tef çalar ve tasvirleri ustanın eline verir.
- Mukaddime giriştir: göstermelik konur, nareke çalınır, Hacivat semai ve perde gazeli okur, Karagöz'le kısa bir konuşmadan sonra dövüşürler. Muhavere, ikisinin belli bir konu üzerindeki uzatılabilir söyleşisidir. Fasıl asıl oyundur. Bitiş, olayların çözüldüğü ve kalıp bir sözle oyunun bittiğinin ilan edildiği kısa bölümdür. Göstermelik, seyirciyi oyunun havasına sokmak için perdeye konan, konuyla ilgisi olmayabilen hareketsiz bir tasvirdir.
- Perde gazelindeki beyit perdeyi Sultan Orhan'dan beri süren, Şeyh Küşterî'nin yadigârı olan bir geleneğe bağlar; bitiş sözü ise perdenin yıkıldığını söyleyerek her gece kurulan dünyanın sona erdiğini ilan eder. Rivayetin tarihî bir belgeye dayanmadığını bilmek, beyti bir tarih kaydı olarak değil, karagözcülerin sanatlarına bir köken ve saygınlık kazandıran bir aidiyet iddiası olarak okumamızı sağlar.
Okuma
- İslâm Ansiklopedisi'nde Metin And'ın yazdığı «Karagöz» maddesi. Kökenler, tasvirler ve oyun bölümleri üzerine kısa ve güvenilir bir başlangıç.
- Cevdet Kudret, Karagöz (üç cilt). Bir fasılı ve bir muhavereyi okuyun; Hacivat ile Karagöz'ün dil oyunlarını işaretleyin.
- Sabri Esat Siyavuşgil, Karagöz: Psiko-Sosyolojik Bir Deneme (1941). Karagöz'ü psikolojik ve toplumsal açıdan inceleyen erken bir çalışma.
- Mümkünse canlı bir Karagöz gösterisi izleyin ve mukaddimenin, muhaverenin, faslın ve bitişin nerede başlayıp bittiğini not edin.