Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Oyun metni perdelere ve sahnelere bölünür; Horatius bir oyunun beş perdeden ne kısa ne uzun olmaması gerektiğini yazdı, ama bu bir gelenektir, yasa değil.
- Diyalog oyun metninin temel dokusudur; romanda anlatıcının yaptığı işlerin çoğu burada kişilerin sözlerine geçer.
- Monolog bir kişinin tek başına yaptığı uzun konuşmadır; Hamlet'teki «Olmak ya da olmamak» bunun en ünlü örneklerindendir.
- Kenara konuşma, sahnedeki öbür kişilerin duymadığı varsayılan, seyirciye yönelik kısa sözdür; Hamlet'in oyundaki ilk sözü birçok baskıda böyle işaretlenir.
- Sahne yönergeleri Shakespeare'de çok kısa («Denizde bir gemi: fırtınalı bir gürültü duyulur»), Ibsen'de ayrıntılıdır; Bir Bebek Evi bir kapının kapanma sesini bildiren bir yönergeyle biter.
Kazanımlar
- Bir oyun metninin perde, sahne, diyalog, monolog ve sahne yönergesinden oluşan yapısını tanımlayabilir.
- Monolog ile kenara konuşma arasındaki farkı Hamlet üzerinden gösterebilir.
- Shakespeare'in kısa sahne yönergeleri ile Ibsen'in ayrıntılı yönergelerini karşılaştırabilir.
- Sahne yönergesinin bir oyun metnini okuyan kişi için ne işe yaradığını yorumlayabilir.
Video metni
Soğuk açılış
Shakespeare'in Fırtına oyunu, bir kişinin sözüyle değil bir yönergeyle açılır: «Denizde bir gemi: gök gürültüsü ve şimşekten fırtınalı bir gürültü duyulur.» Ardından bir kaptan ve bir porsuk sahneye girer, tayfalara bağırır. Birkaç dakika sonra metinde yeni bir yönerge belirir: sahnenin içinden karışık bir gürültü, «Aman!», «Parçalanıyoruz, parçalanıyoruz!», «Elveda karım, çocuklarım!»
Bir sahnede bir gemi nasıl batar? Metin bunu söylemez. Denizi, rüzgârı, dalgaları kuracak olan, bu birkaç satırı okuyan yönetmen, oyuncu ve okurdur. Oyun metni çoğu zaman tam da böyle çalışır: dünyanın kendisini değil, o dünyayı kurmak için gereken işaretleri verir.
Büyük soru
Bir oyun metni bir romandan nasıl farklı yazılır? Okur, bir sahneyi yalnızca kâğıttan nasıl kurar?
Bağlam
Önceki ünitede Hamlet'in mezarlık sahnesinde köşeli ayraç içinde küçük bir not görmüştük: «Kafatasını alır.» Roman okuru olayları bir anlatıcının sesinden alır; oyun okurunun ise böyle bir anlatıcısı yoktur. Karşısında yalnızca iki tür metin vardır: kişilerin söyledikleri ve onların ne yaptığını, nerede durduğunu söyleyen kısa notlar. Oyun metni, bir sahnenin yapı iskelesidir.
Bu ünite o iskelenin parçalarına bakıyor: oyunu büyük bölümlere ayıran perdeler ve sahneler, kişilerin konuşma biçimleri olan diyalog, monolog ve kenara konuşma, ve bütün bunların arasına serpiştirilmiş sahne yönergeleri.
Ana anlatı — perde ve sahne
Perde, bir oyunun büyük bölümüdür; çoğu zaman bir zaman ya da yer atlamasıyla, kimi sahnelemelerde de perdenin inmesiyle birbirinden ayrılır. Sahne ise perdenin içindeki daha küçük birimdir; genellikle kişilerin girişi ya da çıkışıyla, bazen de yerin değişmesiyle başlar.
Perde sayısı için en eski kurallardan biri Romalı şair Horatius'tan gelir. Şiir Sanatı adıyla bilinen mektubunda Horatius, istenmek ve izlendikten sonra yeniden sahnelenmek isteyen bir oyunun beş perdeden ne kısa ne uzun olması gerektiğini yazar. Aynı yerde, sahnede dördüncü bir kişinin konuşmaya zorlanmaması gerektiğini de ekler. Beş perde kuralı, Rönesans'tan sonra Avrupa tiyatrosunda uzun süre uyulan bir alışkanlığa dönüştü; Shakespeare'in oyunlarının basılı metinleri de beş perdeye bölünür. Ama bu bir yasa değil, bir gelenektir. Ibsen'in Bir Bebek Evi üç perdedir; birçok modern oyun tek perdedir.
Ana anlatı — diyalog, monolog, kenara konuşma
Oyun metninin büyük bölümü diyalogdur: iki ya da daha fazla kişinin karşılıklı konuşması. Romanda anlatıcının üstlendiği işlerin çoğu burada diyaloğa geçer. Kişileri tanıtmak, geçmişi anlatmak, çatışmayı kurmak, hepsi kişilerin birbirine söylediği sözlerle yapılır.
Ama bazen bir kişi yalnız kalır ve konuşur. Monolog, bir kişinin tek başına yaptığı uzun konuşmadır. Tiyatro geleneğinde, sahnede yalnız kalan bir kişinin kendi kendine, içinden geçenleri sesli düşünür gibi söylediği konuşmaya ayrıca iç konuşma da denir. Hamlet'in üçüncü perdesinde kral ve danışmanı saklanır, Hamlet sahneye girer ve kendi kendine konuşmaya başlar: «Olmak ya da olmamak, bütün sorun bu.» Hamlet burada kimseye seslenmez; seyirci, onun zihnine doğrudan kulak verir. Monolog, oyun metninin iç dünyaya açılan kapısıdır: anlatıcısı olmayan bir türde, karakterin düşüncelerini duyurmanın yolu.
Kenara konuşma ise daha kısa ve daha tuhaftır. Bir kişi başkalarıyla birlikteyken, onların duymadığı varsayılan bir söz söyler; bu söz yalnızca seyirciye yöneliktir. Hamlet'te prensin oyundaki ilk sözü böyledir. Amcası, yeni kral, ona hem «yeğenim» hem «oğlum» diye seslenir; Hamlet birçok modern baskıda kenara konuşma olarak işaretlenen bir cümleyle cevap verir: «Akrabadan biraz fazla, candan biraz eksik.» Kral bu sözü duymaz; seyirci duyar. Kenara konuşma, seyirciyi kişinin gizli ortağı yapar.
Yaygın yanlış«Shakespeare'in metinlerindeki bütün sahne notlarını Shakespeare yazdı» diye düşünülür.
Bugün okuduğumuz baskılardaki sahne notlarının, «kenara» işaretlerinin ve hatta perde-sahne bölümlerinin bir kısmı, sonraki yüzyıllarda editörler tarafından eklenmiştir. Oyun metni de bir tarih taşır: okuduğumuz sayfa, yazarın elinden çıkan sayfayla her zaman aynı değildir.
Ana anlatı — sahne yönergesi
Oyun metninin kişilerin sözü olmayan kısımlarına sahne yönergesi denir; Türkçede parantez içi notlar ya da yönerge diye de anılır. Sahne yönergesi mekânı, kişilerin girişini ve çıkışını, hareketlerini, ses tonlarını ve ışığı söyler. Yönergeler, bir yazardan ötekine büyük farklar gösterir.
Shakespeare'in yönergeleri çok kısadır: «Girer», «Çıkar», «Kafatasını alır». Türlerin haritasını çıkarırken gördüğümüz Kış Masalı'ndaki «Çıkar, peşinde bir ayı» da bu türdendir. Bunun bir nedeni, onun oyunlarının kendi topluluğu için yazılmış olmasıdır: yazar, oyuncularla birlikte çalışıyordu ve pek çok şeyi yazıya dökmeye gerek yoktu. Sahnenin nerede geçtiği bile çoğu zaman kişilerin sözlerinden anlaşılır.
On dokuzuncu yüzyılın sonunda Henrik Ibsen ise bambaşka bir sayfa yazar. Bir Bebek Evi (1879) uzun bir yönergeyle açılır: rahat ve zevkle döşenmiş ama gösterişli olmayan bir oda, arkada iki kapı, aralarında bir piyano, sol duvarda bir pencere, yanında yuvarlak bir masa ve koltuklar, bir soba, duvarlarda gravürler, porselenlerle dolu bir dolap, ciltli kitaplarla bir kitaplık. Yerler halıyla kaplıdır, sobada ateş yanar, kıştır. Sonra hollde bir zil çalar ve Nora, bir şarkı mırıldanarak, elinde paketlerle içeri girer.
Bu iki yazar arasındaki fark, yalnızca bir yazım alışkanlığı değildir. Ibsen'in odası, oyunun konusunun kendisidir: bir kadının içinde yaşadığı, dışarıdan bakınca rahat ve zevkli görünen ama sonunda bir kafese dönüşen ev. Yönerge, okura sahnenin yalnızca görüntüsünü değil, anlamını da verir.
Metin anı
Bir Bebek Evi'nin son satırları. Nora, kocası Helmer'e evliliklerinin gerçek bir evlilik olabilmesi için ikisinin de değişmesi gerektiğini söylemiş ve vedalaşmıştır:
_[She goes out through the hall.]_
HELMER. _[sinks down on a chair at the door and buries his face in his hands]._ Nora! Nora! _[Looks round, and rises.]_ Empty. She is gone. _[A hope flashes across his mind.]_ The most wonderful thing of all—?
_[The sound of a door shutting is heard from below.]_
«[Holden geçip çıkar.]
HELMER. [Kapının yanındaki bir sandalyeye çöker ve yüzünü ellerine gömer.] Nora! Nora! [Etrafına bakar ve kalkar.] Boş. Gitti. [Aklından bir umut geçer.] En harika şey…?
[Aşağıdan bir kapının kapandığı duyulur.]»
Bu kısa bölümde konuşmadan çok yönerge vardır. Helmer'in sözleri kesik kesiktir: iki kez bir ad, iki kelimelik iki cümle ve yarım kalmış bir soru. Asıl hikâyeyi yönergeler anlatır: çöküş, yüzü ellere gömmek, etrafa bakmak, kalkmak ve bir umudun zihinden geçmesi. Okur, Helmer'in iç dünyasını bir monologdan değil, bu küçük hareketlerden öğrenir.
Son satır ise hiçbir kişiye ait değildir. Oyun bir sözle değil, bir sesle biter: aşağıda bir kapı kapanır. Ibsen, oyunun en önemli olayını, Nora'nın evi terk edişini, sahnede göstermez; yalnızca duyurur. Kapının sesi, Helmer'in yarım kalan sorusuna verilen cevaptır.
Burada oyun metninin tuhaf gücü görünür. Romanda bir anlatıcı bu anı uzun uzun anlatabilirdi. Oyun metni ise okura yalnızca bir yönerge verir ve sahneyi kurmayı ona bırakır. Okuyan kişi o kapının sesini kendi zihninde duymak zorundadır; seyirci ise onu salonda gerçekten duyar. Dersin sorusu tam da bu farkın içinde yaşar.
Cevap ve bağlantı
Bir oyun metni romandan farklı yazılır, çünkü bir anlatıcısı yoktur. Yerine iki tür metin vardır: kişilerin sözleri ve sahne yönergeleri. Sözler diyalog, monolog ve kenara konuşma biçimini alır; monolog karakterin iç dünyasını, kenara konuşma seyirciyle kurulan gizli bir bağı taşır. Metin perdelere ve sahnelere bölünür; Horatius'un beş perde kuralı uzun süre bir gelenek olarak yaşadı. Sahne yönergeleri ise Shakespeare'de birkaç kelimelik işaretlerden Ibsen'de bir odanın bütün eşyalarını sayan betimlemelere kadar uzanır. Okur sahneyi bu iskeletten kendi zihninde kurar; ama o iskelet, bir sahnede tamamlanmak için yazılmıştır.
Kapanış kancası
Bu ünitede okuduğumuz metinlerin hepsi yazılıydı: perdeleri, sahneleri, yönergeleri olan sayfalar. Ama Türk tiyatrosunun eski ve güçlü bir kolunda metin, bir sayfada değil bir ustanın aklında yaşıyordu. Işıklı bir perdenin arkasında, iki kişi yüzyıllar boyunca aynı karakterlerle ve her gece yeniden kurulan sözlerle konuştu. Bir sonraki ünite, o perdenin arkasındaki dünyaya bakıyor: Karagöz ile Hacivat'a.
Özet kartı
- Oyun metni perdelere ve sahnelere bölünür; Horatius bir oyunun beş perdeden ne kısa ne uzun olmaması gerektiğini yazdı, ama bu bir gelenektir, yasa değil.
- Diyalog oyun metninin temel dokusudur; romanda anlatıcının yaptığı işlerin çoğu burada kişilerin sözlerine geçer.
- Monolog bir kişinin tek başına yaptığı uzun konuşmadır; Hamlet'teki «Olmak ya da olmamak» bunun en ünlü örneklerindendir.
- Kenara konuşma, sahnedeki öbür kişilerin duymadığı varsayılan, seyirciye yönelik kısa sözdür; Hamlet'in oyundaki ilk sözü birçok baskıda böyle işaretlenir.
- Sahne yönergeleri Shakespeare'de çok kısa («Denizde bir gemi: fırtınalı bir gürültü duyulur»), Ibsen'de ayrıntılıdır; Bir Bebek Evi bir kapının kapanma sesini bildiren bir yönergeyle biter.
Kavram sözlüğü
| Türkçe | İngilizce | Kısa tanım |
|---|---|---|
| Perde ve sahne | Act and scene | Oyunun büyük bölümü ve onun içindeki küçük birim |
| Diyalog | Dialogue | İki ya da daha fazla kişinin karşılıklı konuşması |
| Monolog | Monologue / soliloquy | Bir kişinin tek başına yaptığı uzun konuşma; iç konuşma |
| Kenara konuşma | Aside | Öbür kişilerin duymadığı varsayılan, seyirciye yönelik kısa söz |
| Sahne yönergesi | Stage direction | Mekânı, hareketleri ve tonları bildiren, söz olmayan not |
Ünite quizi
- (Kazanım 1) Bir oyun metnini oluşturan ögeleri sayın. Oyun metninde romandaki anlatıcının yerini ne alır?
- (Kazanım 1) Horatius'un perde sayısı hakkındaki kuralı nedir? Bu kuralın bir yasa değil gelenek olduğunu gösteren bir örnek verin.
- (Kazanım 2) Monolog ile kenara konuşma arasındaki fark nedir? Hamlet'ten birer örnekle açıklayın.
- (Kazanım 3) Shakespeare'in ve Ibsen'in sahne yönergelerini karşılaştırın. Bir Bebek Evi'nin açılış yönergesi neden oyunun konusuyla ilgilidir?
- (Kazanım 4) Bir Bebek Evi'nin son satırında neden bir söz değil bir yönerge vardır? Bu yönerge okur ve seyirci için farklı nasıl işler?
Cevaplar
- Perdeler ve sahneler, diyalog, monolog, kenara konuşma ve sahne yönergeleri. Romandaki anlatıcının yerini kişilerin sözleri ve sahne yönergeleri alır: kişileri tanıtmak, geçmişi anlatmak ve çatışmayı kurmak sözlerle; mekânı ve hareketleri bildirmek yönergelerle yapılır.
- Horatius, istenmek ve yeniden sahnelenmek isteyen bir oyunun beş perdeden ne kısa ne uzun olması gerektiğini yazar. Ibsen'in Bir Bebek Evi üç perdedir ve birçok modern oyun tek perdedir; bu, kuralın bir gelenek olduğunu gösterir.
- Monolog, bir kişinin tek başına yaptığı uzun konuşmadır; kenara konuşma ise başkalarıyla birlikteyken onların duymadığı varsayılan, yalnızca seyirciye yönelik kısa bir sözdür. Hamlet'in sahnede yalnızken söylediği «Olmak ya da olmamak» konuşması bir monologdur; kralın ona «oğlum» dediği anda söylediği «Akrabadan biraz fazla, candan biraz eksik» sözü ise birçok baskıda kenara konuşma olarak işaretlenir.
- Shakespeare'in yönergeleri birkaç kelimelik işaretlerdir («Girer», «Çıkar», Fırtına'nın açılışındaki fırtına notu); mekân çoğu zaman sözlerden anlaşılır. Ibsen'in yönergeleri odanın kapılarını, eşyalarını, ısısını ve mevsimini ayrıntılı biçimde betimler. Bir Bebek Evi'nin açılış yönergesindeki rahat, zevkli ama gösterişsiz oda, oyunun konusunun kendisidir: dışarıdan huzurlu görünen, ama Nora için bir kafese dönüşen ev.
- Oyunun en önemli olayı, Nora'nın evi terk edişi, sahnede gösterilmez, yalnızca aşağıdan gelen bir kapı sesiyle duyurulur; bu ses Helmer'in yarım kalan sorusuna verilen cevaptır. Okur bu sesi zihninde kurmak zorundadır; seyirci ise onu salonda gerçekten duyar.
Okuma
- William Shakespeare, Hamlet, I. perde 2. sahne ve III. perde 1. sahne. Hamlet'in ilk sözünü ve «Olmak ya da olmamak» monoloğunu karşılaştırın.
- William Shakespeare, Fırtına, I. perde 1. sahne. Yalnızca yönergeleri ve perde arkasından gelen sesleri okuyarak batan bir gemiyi sahnede nasıl kurabileceğinizi düşünün.
- Ibsen'in Bir Bebek Evi. Açılış ve kapanış yönergelerini okuyun; odanın betimlemesini son sahneyle birlikte düşünün.
- Horatius, Şiir Sanatı (Ars Poetica), tiyatro üzerine olan bölüm.