İçeriğe geç

Ünite EDB-103-08 · Seviye 1 — Temel

Tema ve izlek

EDB-103 Anlatı Bilgisi

2.186 kelime · yaklaşık 10 dakika okuma · anlatım 12 dk

  • konu
  • tema
  • izlek
  • motif
  • tema cümlesi
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Konu metinde ne olduğudur; tema, metnin bu olaylar aracılığıyla üzerinde durduğu insanî meseledir. TDK izleği «konunun anlamca ortaya koyduğu ana yönelim» diye tanımlar.
  2. Tek kelimelik bir tema adı, metinden kanıtla savunulabilecek bir tema cümlesine dönüştürülmelidir.
  3. Motif, metinde tekrar eden ve anlam taşıyan ögedir; temanın somut izidir.
  4. Deli Dumrul'da «dünya şirin, can aziz» sözü babanın, ananın ve Dumrul'un ağzında tekrarlanır; karısı bu sözü hiç söylemez.
  5. «Gerdanlık» birden çok temayı taşır; bir tema önerisinin gücü, metnin ayrıntılarını ne ölçüde açıkladığıyla ölçülür.

Kazanımlar

  • Bir anlatının konusu ile teması arasındaki farkı açıklayabilir.
  • Tek kelimelik bir tema adını, metinden yola çıkan bir tema cümlesine dönüştürebilir.
  • Bir metinde tekrar eden motifleri bulup temayla ilişkilendirebilir.
  • Aynı metne farklı temalar atfeden okumaları, metinden gösterdikleri kanıta göre değerlendirebilir.

Video metni

Soğuk açılış

Paris, on dokuzuncu yüzyılın sonları. Küçük bir memurun karısı, bakanlığın verdiği bir baloya davet edilir. Giyecek mücevheri yoktur; zengin bir arkadaşından bir elmas gerdanlık ödünç alır. Balonun yıldızı olur. Eve dönünce gerdanlığın kaybolduğunu fark eder. Karı koca borçlanıp tıpatıp aynısını satın alır ve on yıl boyunca bu borcu öder. On yıl sonra kadın arkadaşıyla karşılaşır ve olanları anlatır. Arkadaşı, onun iki elini tutar: «Ah zavallı Mathilde'im! Ama benimki sahteydi.»

Guy de Maupassant'ın 1884 tarihli öyküsü «Gerdanlık»ın konusu bu kadar. Peki öykü neyi anlatıyor? Kibri mi, talihin cilvesini mi, bir sınıf düzenini mi, onurlu bir emeği mi? Okurlar yüz kırk yıldır bu soruya farklı cevaplar veriyor.

Büyük soru

Bir metin, anlattığı olayların ardında aslında neyi anlatır? Ve bunu nereden bilebiliriz?

Bağlam

Deli Dumrul'un hikâyesini çatışmalarıyla okuduktan sonra elimizde cevapsız bir soru kalmıştı: köprü başındaki yiğidin, Azrail'in ve fedakâr bir kadının hikâyesi bütün olarak neyin hikâyesiydi? Şimdiye kadar incelediğimiz yapı taşları, bir anlatının nasıl kurulduğunu gösterir. Tema ise bütün bunların bir araya gelerek neye işaret ettiğini sorar.

Türkçede bu kavram için iki kelime kullanılır. Türk Dil Kurumu temayı «öğretici veya edebî bir eserde işlenen konu, düşünce, görüş» diye, izleği ise «bir edebî eserde işlenen konunun anlamca ortaya koyduğu ana yönelim» diye tanımlar. İzlek, temanın Türkçe karşılığı olarak kullanılır ve tanımındaki «yönelim» sözü önemlidir: tema, bir metnin durduğu bir nokta değil, gittiği bir yöndür.

Ana anlatı — konu ve tema

İlk ayrım konu ile tema arasındadır. Konu, metinde ne olduğudur: bir kadın ödünç aldığı gerdanlığı kaybeder ve onu ödemek için on yıl çalışır. Tema ise metnin bu olaylar aracılığıyla üzerinde durduğu insanî meseledir: görünüş ile gerçek arasındaki fark, bir sınıfa ait olma arzusu, bir yanlışın bedeli.

Tema çoğu zaman tek bir kelimeyle adlandırılır: «kibir», «aşk», «ölüm». Ama tek kelime bir başlıktır, bir düşünce değil. «Gerdanlık»ın teması «kibir» dersek, öykünün kibir hakkında ne söylediğini henüz söylemiş olmayız. Bu yüzden bir temayı bir tema cümlesine dönüştürmek gerekir. Örneğin: «Görünüşe verilen değer, bir insanın bütün hayatını bir sahte taşın bedelini ödemeye harcatabilir.» Bu cümle tartışılabilir; metinden kanıtla savunulabilir ya da reddedilebilir. İyi bir tema cümlesi tam da böyle olmalıdır.

Temayı nerede ararız? Metin onu genellikle açıkça söylemez. Başlıkta, çatışmanın nasıl çözüldüğünde, karakterin değişiminde, anlatıcının yorum yaptığı nadir anlarda ve tekrar eden ayrıntılarda ararız. Maupassant'ın anlatıcısı bir yerde kendisi de soru sorar: gerdanlığı kaybetmeseydi ne olurdu? «Hayat ne tuhaf, ne değişken! İnsanı yitirmek ya da kurtarmak için ne kadar az şey yeter!» Bu cümle bir tema önerisidir, ama öykünün tek teması değildir.

Yaygın yanlış«Tema, metnin verdiği ahlak dersidir» diye düşünülür.
Doğrusu

Bir masalın sonunda «kıssadan hisse» olabilir, ama temaların çoğu bir öğüt değil, bir sorudur. «Gerdanlık» okura «kibirli olmayın» demekle yetinmez; bir kadının hayallerini, bir sınıf düzenini ve on yıllık onurlu bir emeği, sonunda sahte bir taşla yan yana koyar ve okuru bunların anlamı üzerine düşünmeye bırakır.

Ana anlatı — motif: tekrarın söylediği

Temayı bulmanın en güvenilir yollarından biri, tekrar eden ögelere bakmaktır. Motif, bir metinde tekrar tekrar ortaya çıkan ve anlam taşıyan bir öge, bir imge, bir söz ya da bir durumdur. TDK onu Türkçe «örge» kelimesiyle de karşılar. Motif, temanın somut izidir: tema soyutsa, motif onun elle tutulur hâlidir.

Deli Dumrul'un hikâyesine dönelim. Azrail'e can vermek için Dumrul önce babasına gider. Babası ona yüksek dağlarını yayla, atlarını binek, develerini yük, koyunlarını ziyafet, altın gümüşünü harçlık olarak verebileceğini söyler; ama canını vermez ve şöyle der: «dünya şîrîn cân 'âzîz», yani dünya tatlı, can aziz. Dumrul anasına gider. Anası onu dokuz ay karnında taşıdığını, beşiklerde bellediğini anlatır, sonra aynı sözü söyler: «dünyâ şîrîn cân 'âzîz». Dumrul karısına gittiğinde olanları anlatırken bu sözü bir kez daha tekrarlar: babam da anam da «dünya şirin, can tatlı» dediler.

Bu tekrar bir motiftir ve hikâyenin temasına giden en açık yoldur. Aynı söz, üç kişinin ağzında üç ayrı anlam kazanır. Babada ve anada bir sınırı çizer: sevgi büyüktür, ama candan büyük değildir. Dumrul'un ağzında bir şaşkınlığı ve bir yalnızlığı taşır. Karısı ise bu sözü hiç ağzına almaz; onun yerine canını kocasının canına kurban eder. Motif, kadının suskunluğuyla tamamlanır. Hikâyenin teması, belki de bu karşıtlıkta yatar: canın tatlılığını bilen insanın, onu yine de bir başkası için verip veremeyeceği.

Ana anlatı — tek metin, birden çok tema

«Gerdanlık»ın motifleri de bir temaya işaret eder, ama hangisine? Öykünün ilk sayfası Mathilde'in hayalleriyle doludur: sessiz bekleme salonları, parlayan gümüş sofralar, fısıltıyla söylenen iltifatlar. Kocası çorba kâsesini açıp «Ah, güzel bir etli çorba! Bundan iyisini bilmem» derken o, pembe alabalık etlerini düşünür. Sonra gerdanlık gelir, sonra on yıllık yoksulluk: bulaşık, çamaşır, her katta soluklanarak taşınan su. Hayal ile gerçek arasındaki bu gidiş geliş öykünün başlıca motifidir.

Bu motifleri bir okur «kibir cezalandırılır» diye okur. Bir başka okur, anlatıcının Mathilde'i yalnızca yargılamadığını, ona acıdığını da fark eder ve temayı bir sınıf düzeninin insanı nasıl biçimlendirdiğinde bulur: Mathilde bir memur ailesinde «kaderin bir yanlışlığıyla» doğmuştur ve öykü, ait olmak istediği dünyanın sahte bir taştan ibaret olabileceğini gösterir. Üçüncü bir okur, on yıl boyunca borcunu kuruşu kuruşuna ödeyen kadının dürüstlüğüne dikkat çeker: Mathilde öykünün sonunda «gururlu ve saf bir sevinçle» gülümser.

Hangi okuma doğrudur? Yazar, metin ve okur ilişkisini işlediğimiz ünitede bu sorunun kolay bir cevabı olmadığını görmüştük. Ama bu, her okumanın eşit derecede güçlü olduğu anlamına gelmez. Bir tema önerisinin gücü, metinden gösterebildiği kanıtla ölçülür. Hangi motifleri açıklıyor, hangilerini görmezden geliyor? Bir metnin birden çok teması olabilir; ama her tema, metnin kendi ayrıntılarına yaslanmak zorundadır.

Yaygın yanlış«Bir metnin tek bir doğru teması vardır ve iyi okur onu bulur» diye de düşünülür.
Doğrusu

Metinler çoğu zaman birden fazla temayı taşır ve farklı okurlar farklı temaları öne çıkarır. Ama bu, her şeyin söylenebileceği anlamına gelmez: bir tema önerisi, metnin ayrıntılarıyla, özellikle motifleriyle desteklenebildiği ölçüde güçlüdür.

Metin anı

«Gerdanlık»ın son satırları:

— Tu dis que tu as acheté une rivière de diamants pour remplacer la mienne ?
— Oui. Tu ne t'en étais pas aperçue, hein ? Elles étaient bien pareilles.
Et elle souriait d'une joie orgueilleuse et naïve.
Mme Forestier, fort émue, lui prit les deux mains.
— Oh ! ma pauvre Mathilde ! Mais la mienne était fausse. Elle valait au plus cinq cents francs !…

«— Benimkinin yerine bir elmas gerdanlık aldığını mı söylüyorsun?

— Evet. Fark etmedin, değil mi? Tıpatıp aynıydılar.

Ve gururlu, saf bir sevinçle gülümsüyordu.

Madame Forestier, çok duygulanmış, onun iki elini tuttu.

— Ah zavallı Mathilde'im! Ama benimki sahteydi. Olsa olsa beş yüz frank ederdi!…»

Bu sahnede motiflerin hepsi bir araya gelir. «Tıpatıp aynıydılar»: görünüş ile gerçek arasındaki fark, öykünün en başından beri Mathilde'in hayatını yönetmiştir; şimdi o farkın kendisi, gerçek bir elmas ile sahte bir taş arasındaki farka dönüşür. «Gururlu ve saf bir sevinç»: Mathilde on yıl sonra ilk kez kendi emeğiyle bir şey başarmış olmanın gururunu duyar. Bu gurur saftır, çünkü hâlâ gerçeği bilmemektedir.

Son cümle bir ters dönüştür, ama öykünün sonunu söylemez: Mathilde'in ne hissettiğini, ne yapacağını anlatmaz. Öykü, sahte gerdanlığın bedeli ile on yıllık gerçek bir hayat arasındaki uçurumu okurun önüne koyar ve susar. Tema burada bir cümle olarak yazılmamıştır; okurun bu sessizliği doldurmasıyla ortaya çıkar. Kibir mi, sınıf mı, talih mi, onur mu: son satır bunların hepsini aynı anda titreştirir.

Cevap ve bağlantı

Bir metin, anlattığı olayların ardında bir ya da birden çok temayı taşır. Konu metinde ne olduğunu, tema metnin bu olaylarla neyin üzerinde durduğunu söyler. Temayı bilmenin kesin bir yolu yoktur, ama izlenecek yollar vardır: başlık, çatışmanın çözülüşü, karakterin değişimi ve en çok da tekrar eden motifler. Deli Dumrul'daki «dünya şirin, can aziz» sözü, «Gerdanlık»taki hayal ile gerçek arasındaki gidiş geliş, temaya giden bu somut izlerdir. Bir tema önerisinin gücü, bu izlerden ne kadarını açıklayabildiğine bağlıdır.

İki romancının aynı olaylardan bambaşka kitaplar çıkarabilmesinin en derin nedeni de burada yatabilir: aynı olaylar, farklı motiflerle örüldüğünde bambaşka temalara yönelir.

Kapanış kancası

Maupassant son cümleyi, üç nokta ve bir ünlemle bitirir: «Olsa olsa beş yüz frank ederdi!…» Aynı bilgiyi bir başka yazar bambaşka bir cümleyle verebilirdi: kuru bir rapor gibi, uzun bir iç konuşmayla ya da hiç söylemeden. Bir sonraki ünite, yazarların aynı şeyi söylerken birbirinden nasıl ayrıldığına bakıyor: üsluba.

Özet kartı

  1. Konu metinde ne olduğudur; tema, metnin bu olaylar aracılığıyla üzerinde durduğu insanî meseledir. TDK izleği «konunun anlamca ortaya koyduğu ana yönelim» diye tanımlar.
  2. Tek kelimelik bir tema adı, metinden kanıtla savunulabilecek bir tema cümlesine dönüştürülmelidir.
  3. Motif, metinde tekrar eden ve anlam taşıyan ögedir; temanın somut izidir.
  4. Deli Dumrul'da «dünya şirin, can aziz» sözü babanın, ananın ve Dumrul'un ağzında tekrarlanır; karısı bu sözü hiç söylemez.
  5. «Gerdanlık» birden çok temayı taşır; bir tema önerisinin gücü, metnin ayrıntılarını ne ölçüde açıkladığıyla ölçülür.

Kavram sözlüğü

TürkçeİngilizceKısa tanım
KonuSubject / plot summaryMetinde ele alınan olay ya da durum
TemaThemeMetnin olaylar aracılığıyla üzerinde durduğu insanî mesele
İzlekThemeTemanın Türkçe karşılığı; konunun anlamca ana yönelimi
MotifMotifMetinde tekrar eden ve anlam taşıyan öge; örge
Tema cümlesiThematic statementTemayı metinden savunulabilir bir önermeye dönüştüren cümle

Ünite quizi

  1. (Kazanım 1) «Gerdanlık»ın konusunu iki cümleyle yazın. Sonra aynı öykünün bir temasını adlandırın. İkisi arasındaki fark nedir?
  2. (Kazanım 2) «Kibir» temasını «Gerdanlık» için bir tema cümlesine dönüştürün. Cümlenizi metinden iki ayrıntıyla destekleyin.
  3. (Kazanım 3) Deli Dumrul hikâyesinde «dünya şirin, can aziz» sözü kimlerin ağzında tekrarlanır? Karısının bu sözü söylememesi temaya ne katar?
  4. (Kazanım 3) «Gerdanlık»ta hayal ile gerçek arasındaki gidiş gelişi gösteren üç motif sayın.
  5. (Kazanım 4) «Gerdanlık» için önerilen iki farklı temayı karşılaştırın. Hangisi metnin daha çok ayrıntısını açıklıyor?

Cevaplar

  1. Konu: Bir memurun karısı, bir baloya gitmek için arkadaşından ödünç aldığı elmas gerdanlığı kaybeder; kocasıyla birlikte aynısını alıp on yıl boyunca borcunu öder, sonunda gerdanlığın sahte olduğunu öğrenir. Tema örneği: görünüş ile gerçek arasındaki fark. Konu olayları anlatır; tema, bu olayların üzerinde durduğu insanî meseleyi adlandırır.
  2. Örnek: «Görünüşe verilen değer, bir insanın hayatını sahte bir taşın bedelini ödemeye harcatabilir.» Destek: Mathilde'in gümüş sofraları ve lüks salonları hayal etmesi, balo için arkadaşından gerdanlık ödünç alması; on yıllık borç ve sonunda gerdanlığın olsa olsa beş yüz frank ettiğinin öğrenilmesi.
  3. Babasının ve anasının ağzında söylenir, Dumrul da karısına olanları anlatırken aynı sözü tekrarlar. Karısı ise bu sözü ağzına almaz ve canını kocasına adar. Bu karşıtlık temayı keskinleştirir: canın tatlılığını bilen insanın onu bir başkası için verip veremeyeceği sorusu, kadının suskunluğu ve fedakârlığıyla cevaplanır.
  4. Örnekler: Mathilde'in sessiz bekleme salonları ve gümüş sofralar hayal etmesi ile kocasının etli çorbaya sevinmesi; balodaki parıltı ile ardından gelen on yıllık bulaşık, çamaşır ve su taşıma; gerdanlığın görünüşteki değeri ile sonunda ortaya çıkan sahteliği.
  5. Örneğin «kibir cezalandırılır» okuması Mathilde'in hayallerini ve düşüşünü açıklar, ama anlatıcının ona duyduğu acımayı ve son sahnedeki onurlu gururu açıklamakta zorlanır. «Sınıf düzeni insanı biçimlendirir» okuması ise «kaderin bir yanlışlığıyla» bir memur ailesinde doğmasını, hayallerini ve ait olmak istediği dünyanın sahteliğini birlikte açıklar. Hangisinin daha güçlü olduğuna, metinden gösterilen kanıtın genişliğine bakarak karar verilir; iki tema bir arada da savunulabilir.

Okuma

  • Guy de Maupassant, «Gerdanlık» («La Parure»). Öyküyü bir kez olayları, bir kez yalnızca tekrar eden ayrıntıları izleyerek okuyun.
  • Dede Korkut Kitabı, «Deli Dumrul Boyu». Dumrul'un babasına, anasına ve karısına söylediği sözleri alt alta yazın ve farkları işaretleyin.
  • Daha önce okuduğunuz bir öykü ya da romanı seçin: önce konusunu iki cümleyle, sonra bir temasını bir tema cümlesiyle yazın; tema cümlenizi destekleyen üç motif bulun.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Animasyon ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Video akışı

  • 0:00–0:55 Soğuk açılış: dar bir Paris dairesinin mütevazı yemek masası; sonra parıltılı bir balo salonu. Bir kadının boynunda elmas gerdanlık ışıldar; ardından boş bir boyun ve karanlık sokaklarda arama.
  • 0:55–1:15 Büyük soru: bir olay kartı çevrilir; arka yüzünde bir soru işareti belirir.
  • 1:15–2:20 Bağlam: önceki yedi ünitenin kavramları bir tezgâhtaki iplikler gibi dizilir; hepsi tek bir yöne doğru akan bir desene dönüşür. TDK tanımları sözlük sayfası gibi belirir.
  • 2:20–4:30 Ana anlatı — konu ve tema: ekran ikiye bölünür; solda olaylar bir film şeridi gibi akar, sağda tek bir kelime büyür ve bir cümleye açılır.
  • 4:30–6:40 Ana anlatı — motif: Oğuz çadırları; bir baba, bir ana ve bir kadın sırayla belirir. Babanın ve ananın üstünde aynı söz yazılı bir şerit tekrar tekrar geçer; kadının üstünde farklı bir söz parlar.
  • 6:40–8:30 Ana anlatı — birden çok tema: aynı öykü üç ayrı renkli mercekten görülür; her mercek farklı ayrıntıları aydınlatır.
  • 8:30–10:20 Metin anı: Champs-Élysées'de bir karşılaşma; yıpranmış bir kadın ve hâlâ genç bir kadın. Son cümle geldiğinde görüntü donar, gerdanlık yakın çekimde sahte bir taşa dönüşür.
  • 10:20–11:00 Cevap ve kapanış: son cümle üç ayrı yazı karakteriyle üç ayrı biçimde yeniden yazılır.

Anlatıcı açılışı hafif ve masalsı bir tonla başlatır, son cümleye doğru yavaşlar; «Gerdanlık»ın son satırını bir soluk bekleyip alçak sesle okur. Dede Korkut'tan gelen söz, eski söyleyişiyle bir kez, bugünkü Türkçeyle bir kez duyulur.

Telaffuz

  • Guy de Maupassant: «Gİ dö mo-pa-SAN». La Parure: «la pa-RÜR». Mathilde Loisel: «ma-TİLD lu-a-ZEL». Madame Forestier: «ma-DAM fo-res-TYE». Champs-Élysées: «ŞAN-ze-li-ZE».
  • Dünyâ şîrîn cân 'âzîz: «dün-YAA şii-RİİN CAAN a-ZİİZ»; uzun ünlüleri koruyun.