İçeriğe geç

Ünite EDB-103-07 · Seviye 1 — Temel

Çatışma

EDB-103 Anlatı Bilgisi

2.157 kelime · yaklaşık 10 dakika okuma · anlatım 11 dk

  • çatışma
  • dış çatışma
  • iç çatışma
  • çatışma türleri
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Çatışma, bir karakterin isteği ile o isteğin önüne çıkan güç arasındaki karşıtlıktır ve olayları harekete geçirir.
  2. Yaygın sınıflamada insan ile insan, insan ile doğa, insan ile toplum ve insan ile kendisi çatışmaları ayrılır; bu sınıflama evrensel bir kural değil, bir okuma aracıdır.
  3. Dış çatışma karakterin dışındaki bir güçle, iç çatışma karakterin kendi içindeki istek ve değerler arasında yaşanır.
  4. Çatışmalar çoğu zaman iç içedir: «Bir Ateş Yakmak»ta soğukla savaş bir iç zaafla, Bir Halk Düşmanı'nda kardeş kavgası bir toplum çatışmasıyla birleşir.
  5. Deli Dumrul'un hikâyesi bir düello arayışıyla başlar, ölümle bir çatışmaya dönüşür ve karısının fedakârlığıyla bir iç çatışmada çözülür.

Kazanımlar

  • Çatışmanın bir anlatıyı nasıl harekete geçirdiğini açıklayabilir.
  • İnsan ile insan, doğa, toplum ve kendisi arasındaki çatışmaları örneklerle ayırt edebilir.
  • Dış ve iç çatışmanın aynı anlatıda nasıl iç içe geçtiğini bir metin üzerinde gösterebilir.
  • Çatışma türleri sınıflamasının bir öğretim aracı olduğunu ve sınırlarını tartışabilir.

Video metni

Soğuk açılış

Oğuz ülkesinde, kuru bir çayın üstüne köprü yaptırmış bir yiğit vardı. Köprüden geçenden otuz üç akçe alıyor, geçmeyeni döve döve kırk akçe alıyordu. Neden mi? Benden deli, benden güçlü bir er var mı, çıksın benimle savaşsın, diye. Bir gün köprünün yanına konan bir obada bir genç ölür. Yiğit, ağlayanlara onu kimin öldürdüğünü sorar. Azrail, derler. Yiğit, Azrail'i görmek, onunla savaşıp gencin canını kurtarmak ister.

Bu yiğidin adı Deli Dumrul'dur. Onun hikâyesi, Dede Korkut Kitabı'nın on iki boyundan biridir. Deli Dumrul bir kavga arıyordu; bulduğu kavga, beklediğinden çok daha büyüktü.

Büyük soru

Bir hikâyeyi ne harekete geçirir? Bir karakterin karşısına çıkan güçler kimler, nelerdir?

Bağlam

Önceki ünitede Usher Evi'nde kimsenin yüksek sesle kavga etmediği hâlde derin bir mücadelenin yaşandığını gördük. Bu ünite o mücadeleye bir ad veriyor: çatışma. Çatışma, bir karakterin bir isteğiyle o isteğin önüne çıkan bir güç arasındaki karşıtlıktır. Forster'ın «neden?» sorusuyla tanımladığı nedensellik bağını hatırlayalım; çatışma o bağı kuran motorlardan biridir. Karakter bir şey ister, bir şey ona engel olur ve bu gerilim olayları birbirine bağlar.

Edebiyat derslerinde çatışma genellikle karakterin karşısındaki güce göre sınıflandırılır. En yaygın sayılan üç tür insan ile insan, insan ile doğa ve insan ile kendisidir; çoğu zaman bunlara dördüncü olarak insan ile toplum eklenir. Bu sınıflama evrensel bir kural değil, okumaya yardım eden bir araçtır; ünitenin sonunda sınırlarına da bakacağız.

Ana anlatı — dışarıdaki güçler

İnsan ile insan çatışması en tanıdık olanıdır: iki karakterin istekleri birbirine çarpar. Bu bir düello kadar açık, bir aile içindeki sessiz bir güç savaşı kadar örtük olabilir. Deli Dumrul'un köprüsü bu çatışmayı arar: o, kendinden güçlü bir er çıkıp onunla savaşsın ister.

İnsan ile doğa çatışmasında karakterin karşısında bir hayvan, bir fırtına, soğuk ya da açlık vardır. Jack London'ın «Bir Ateş Yakmak» öyküsünde adı bile verilmeyen bir adam, Yukon'da Fahrenhayt ölçeğiyle sıfırın altında elli derecede, yani aşağı yukarı eksi kırk beş santigratta, bir köpekle birlikte tek başına yol alır. Öykünün düşmanı soğuktur ve öykü boyunca adamın ateş yakıp yakamayacağı sorusu büyür. London'ın anlatıcısı adamın asıl zayıflığını da hemen söyler: adam hayal gücünden yoksundur. Sıfırın altında elli derece onun için yalnızca sıfırın altında elli derecedir; insanın sıcaklığa bağlı bir yaratık olarak kırılganlığını, sıcak ve soğuğun dar sınırları içinde yaşayabildiğini düşünmez.

İnsan ile toplum çatışmasında karakterin karşısında bir kurum, bir gelenek ya da bir topluluğun çoğunluğu durur. Henrik Ibsen'in 1882 tarihli Bir Halk Düşmanı oyununda kasabanın doktoru, kasabaya para getiren kaplıca sularının kirli olduğunu keşfeder. Kaplıcanın kapanması kasabanın gelirini keser. Doktorun karşısına önce belediye başkanı olan kendi kardeşi, sonra gazete, sonra bütün kasaba çıkar; bir halk toplantısında doktor «halk düşmanı» ilan edilir. Kardeşler arasındaki kavga bir insan ile insan çatışmasıdır; ama bu kavga, bir topluluğun çıkarı ile bir bireyin doğruyu söyleme isteği arasındaki daha büyük bir çatışmanın parçasıdır.

Ana anlatı — içerideki güç

İnsan ile kendisi çatışmasında karşıt güç karakterin kendi içindedir: iki istek, iki değer, bir korku ile bir arzu çarpışır. Anlatıcıyı işlediğimiz ünitede «Kaşağı»nın çocuğunu hatırlayalım. Onun asıl kavgası babasıyla ya da kardeşiyle değil, kendi vicdanıyladır: gerçeği söyleme isteği ile cezadan korkma arasında sıkışır ve itirafı geciktirir.

İç çatışma çoğu zaman dış çatışmanın arkasında saklıdır. London'ın öyküsünde adam soğukla savaşır; ama öykünün asıl sorusu, adamın kendi hayal gücü eksikliğini zamanında aşıp aşamayacağıdır. Sulphur Creek'teki yaşlı bir yerli, bu soğukta kimsenin tek başına yola çıkmaması gerektiğini söylemiştir; adam bu öğüdü hatırlar ve gülümser. Soğuk dışarıdaki düşmandır, ama kibir ve dikkatsizlik içeridedir.

Deli Dumrul'un hikâyesi bu iç içe geçişin en güçlü örneklerinden biridir. Dumrul, Azrail'i savaşmaya çağırdığında Tanrı onun sözünü beğenmez ve Azrail'e onun canını almasını buyurur. Azrail geldiğinde Dumrul'un gören gözü görmez, tutan eli tutmaz olur. Dumrul önce kara kılıcını çeker; Azrail bir güvercin olup pencereden uçar. Dumrul peşine düşer, ama Azrail atının gözüne görünür, at ürker ve Dumrul yere düşer. Bu kez yalvarır. Azrail, can verenin de alanın da Tanrı olduğunu söyler; Dumrul Tanrı'ya yakarır ve Tanrı bir yol açar: yerine can verecek birini bulursa kurtulacaktır. Dumrul babasına gider; babası canını vermez. Anasına gider; anası da vermez. Sonunda karısına gider.

Hikâye böylece bir insan ile insan çatışması olarak başlar, ölümün kendisiyle bir çatışmaya dönüşür ve bir insan ile kendisi çatışmasıyla derinleşir. Köprü başında gücünü sınamak isteyen yiğit, sonunda en sevdiklerinin kendisi için neyi göze alabileceğini ve kendisinin neyi göze alabileceğini öğrenir.

Yaygın yanlış«Bir hikâyede tek bir çatışma türü vardır» diye düşünülür.
Doğrusu

Çoğu anlatıda çatışmalar iç içedir: Bir Halk Düşmanı'nda kardeş kavgası bir toplum çatışmasının parçasıdır, «Bir Ateş Yakmak»ta soğukla savaş bir iç zaafla birleşir, Deli Dumrul'un hikâyesi bir düello arayışıyla başlayıp ölüm ve sevgi üzerine bir sınava dönüşür. Türler, bir metnin katmanlarını ayırmaya yarar; onu tek bir kutuya koymaya değil.

Metin anı

Deli Dumrul'un karısı, kocasının anasının ve babasının canını vermediğini duyunca şöyle der:

'arş tanug olsun kürsî tanug olsun
kâdir tañrı tanug olsun
menüm cânum senüñ cânuña kurbân olsun

«Arş tanık olsun, kürsü tanık olsun, kadir Tanrı tanık olsun: benim canım senin canına kurban olsun.»

Azrail kadının canını almaya geldiğinde bu kez Dumrul yalvarır:

alurısañ ikimüzüñ cânın bile algıl
korısañ ikimüzüñ cânın bile kogıl

«Alacaksan ikimizin canını birlikte al; bırakacaksan ikimizin canını birlikte bırak.»

Hikâyenin bütün çatışma zinciri bu iki söyleyişte düğümlenir. Kadının sözleri, Dumrul'un anasıyla babasının vermediği şeyi, canı, hiç tereddüt etmeden verir. Üç kez tekrarlanan «tanık olsun» bir yemin yapısıdır: kadın kararını evrenin en yüce tanıklarının önünde verir. Onun için ortada bir çatışma yoktur; seçimi kesindir.

Çatışma şimdi Dumrul'un içine taşınır. Hikâyenin başında her şeyi gücüyle çözmeye alışmış adam, artık kendi canı ile karısının canı arasında bir seçim yapmak zorundadır. Dumrul'un cevabı bu seçimi reddeder: ya ikimiz, ya hiçbirimiz. İki dize, «alurısañ» ile «korısañ», birbirinin aynası gibi kurulur; ikisi de «ikimüzüñ cânın bile» sözüyle birleşir. Dilin simetrisi, Dumrul'un içindeki yeni birliği taşır. Köprü başında herkesle savaşmak isteyen yiğit, burada ilk kez birinin kendisi kadar değerli olduğunu söyler.

Hikâyenin sonucu ise bir çatışmayı çözerken bir başkasını açık bırakır: Tanrı bu dileği beğenir, ama bedeli Dumrul'un anası ve babası öder. Modern okurun gözünde bu son, yeni bir soru doğurur. Anlatı çatışmayı çözebilir; okurun zihninde yeni bir çatışma başlatabilir.

Cevap ve bağlantı

Bir hikâyeyi harekete geçiren şey çoğu zaman bir çatışmadır: bir karakter bir şey ister ve karşısına bir güç çıkar. Bu güç başka bir insan, doğa, bir toplum ya da karakterin kendi içi olabilir. Deli Dumrul'un hikâyesi, London'ın öyküsü ve Ibsen'in oyunu, bu türlerin tek bir anlatıda nasıl iç içe geçtiğini gösterir. Dış çatışma olayları yürütür, iç çatışma ise olayların anlamını derinleştirir.

Aynı olayları anlatan iki metin, çatışmayı nereye yerleştirdikleriyle de birbirinden ayrılır. Bir anlatıcı Deli Dumrul'un hikâyesini bir yiğitlik destanı gibi, bir başkası bir kibir ve sevgi hikâyesi gibi anlatabilir.

Kapanış kancası

Deli Dumrul'un hikâyesinde bir köprü, bir ölüm, bir aile ve bir karar var. Ama hikâye bunlardan hangisini anlatıyor? Kibrin cezasını mı, sevginin gücünü mü, ölümün karşısında insanın küçüklüğünü mü? Sıradaki ünitenin sorusu tam olarak bu: bir metin, olaylarının ardında aslında neyi anlatıyor?

Özet kartı

  1. Çatışma, bir karakterin isteği ile o isteğin önüne çıkan güç arasındaki karşıtlıktır ve olayları harekete geçirir.
  2. Yaygın sınıflamada insan ile insan, insan ile doğa, insan ile toplum ve insan ile kendisi çatışmaları ayrılır; bu sınıflama evrensel bir kural değil, bir okuma aracıdır.
  3. Dış çatışma karakterin dışındaki bir güçle, iç çatışma karakterin kendi içindeki istek ve değerler arasında yaşanır.
  4. Çatışmalar çoğu zaman iç içedir: «Bir Ateş Yakmak»ta soğukla savaş bir iç zaafla, Bir Halk Düşmanı'nda kardeş kavgası bir toplum çatışmasıyla birleşir.
  5. Deli Dumrul'un hikâyesi bir düello arayışıyla başlar, ölümle bir çatışmaya dönüşür ve karısının fedakârlığıyla bir iç çatışmada çözülür.

Kavram sözlüğü

TürkçeİngilizceKısa tanım
ÇatışmaConflictKarakterin isteği ile karşısındaki güç arasındaki karşıtlık
Dış çatışmaExternal conflictKarakterin başka bir insanla, doğayla ya da toplumla çatışması
İç çatışmaInternal conflictKarakterin kendi içindeki istek ve değerler arasındaki çatışma
Çatışma türleriTypes of conflictİnsan ile insan, doğa, toplum ve kendisi diye yapılan yaygın sınıflama

Ünite quizi

  1. (Kazanım 1) Çatışma nedir? Çatışma, olay örgüsündeki nedensellikle nasıl ilişkilidir?
  2. (Kazanım 2) Bir Halk Düşmanı'nda doktorun karşısına çıkan güçleri sıralayın. Bu güçler hangi çatışma türlerine girer?
  3. (Kazanım 3) «Bir Ateş Yakmak»ta dış çatışma nedir, iç çatışma nedir? Anlatıcının «hayal gücünden yoksundu» yargısı bu ikisini nasıl bağlar?
  4. (Kazanım 3) Deli Dumrul'un hikâyesinde çatışmanın türü nasıl değişir? Metin anındaki iki dize bu değişimi nasıl gösterir?
  5. (Kazanım 4) Çatışma türleri sınıflamasının yararı ve sınırı nedir? Bir örnekle açıklayın.

Cevaplar

  1. Çatışma, bir karakterin isteği ile o isteğin önüne çıkan güç arasındaki karşıtlıktır. Karakter bir şey ister, bir şey ona engel olur; bu gerilim olayların birbirine yol açmasını, yani Forster'ın nedensellik dediği bağı kurar.
  2. Önce belediye başkanı olan kardeşi, sonra gazete, sonra bütün kasaba. Kardeşle kavga insan ile insan çatışmasıdır; kasabanın çıkarına karşı doğruyu söyleme mücadelesi ve «halk düşmanı» ilan edilmesi insan ile toplum çatışmasıdır.
  3. Dış çatışma adam ile Yukon'un Fahrenhayt ölçeğiyle sıfırın altında elli derecelik soğuğu arasındadır. İç çatışma adamın kendi zaafıyla, hayal gücü eksikliği ve yaşlının uyarısını hafife almasıyla ilgilidir. Anlatıcının yargısı, doğanın tehlikesini ölümcül kılan şeyin adamın içindeki bu eksiklik olduğunu gösterir.
  4. Hikâye köprü başında güçlü bir er arayan bir insan ile insan çatışmasıyla başlar, Azrail'le ve Tanrı'nın buyruğuyla bir ölüm çatışmasına dönüşür, karısının canını vermeye razı olmasıyla Dumrul'un içindeki bir seçime taşınır. «Alurısañ ikimüzüñ cânın bile algıl / korısañ ikimüzüñ cânın bile kogıl» dizeleri Dumrul'un kendi canı ile karısının canı arasında seçim yapmayı reddettiğini ve iç çatışmayı bir birlik kararıyla çözdüğünü gösterir.
  5. Sınıflama, bir metindeki karşıt güçleri ayırıp adlandırmaya yardım eder. Sınırı, metinlerin çoğu zaman birden fazla çatışmayı iç içe taşımasıdır; örneğin Bir Halk Düşmanı'nı yalnızca bir kardeş kavgası diye sınıflamak, oyunun toplumla ilgili asıl sorusunu gözden kaçırır. Sınıflama bir okuma aracıdır, bir metni tek bir kutuya koymanın yolu değildir.

Okuma

  • Dede Korkut Kitabı, «Duha Koca Oğlu Deli Dumrul Boyu». Orhan Şaik Gökyay ya da Muharrem Ergin'in neşrine dayanan, bugünkü Türkçeye aktarılmış bir baskıda okuyun; mümkünse özgün metinle yan yana.
  • Jack London, «Bir Ateş Yakmak» («To Build a Fire»). Adamın aldığı her kararı ve o kararın arkasındaki iç zaafı not edin.
  • Henrik Ibsen, Bir Halk Düşmanı. Doktorun karşısına çıkan her gücü sahne sahne işaretleyin.
  • Kendi hayatınızdan bir çatışmayı dört kez anlatın: bir kez başka bir insanla, bir kez koşullarla, bir kez çevrenizle, bir kez kendinizle bir mücadele olarak.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Animasyon ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Video akışı

  • 0:00–0:55 Soğuk açılış: kuru bir dere yatağı üstünde ahşap bir köprü; köprü başında iri bir yiğit, geçenlerden akçe alır. Uzakta bir obadan ağıt sesleri yükselir.
  • 0:55–1:15 Büyük soru: bir figür ve karşısında sırayla beliren gölgeler: başka bir insan, bir kar fırtınası, bir kalabalık, figürün kendi aynadaki yansıması.
  • 1:15–2:20 Bağlam: Usher Evi'nin göle gömülen silüeti; ardından bir istek oku ile karşısına çıkan bir engel duvarı arasındaki gerilim bir yay gibi gerilir.
  • 2:20–4:40 Ana anlatı — dışarıdaki güçler: donmuş bir Yukon patikasında bir adam ve bir köpek; buz tutmuş sakal, titreyen eller. Ardından küçük bir Norveç kasabası, kaplıca binası, bir halk toplantısı salonu ve kürsüde yalnız kalan bir doktor.
  • 4:40–6:50 Ana anlatı — içerideki güç: bir çocuğun gece yatağında açık gözleri; ardından karanlık bir odada kırmızı kanatlı bir gölge. Deli Dumrul'un kararan gözleri, babasının ve anasının başlarını çevirmesi, kapıda bekleyen bir kadın.
  • 6:50–8:50 Metin anı: elyazması sayfasının yakın çekimi, Arap harfleriyle yazılmış satırlar; üzerinde çeviriyazı ve bugünkü Türkçe aktarım belirir. «Tanık olsun» üç kez yankılanır; iki dize karşılıklı iki kanat gibi açılır.
  • 8:50–10:30 Cevap ve kapanış: dört çatışma türü dört renkli iplik olarak belirir ve Deli Dumrul'un hikâyesinde tek bir örgüde birleşir. Sonunda örgünün ortasında bir soru işareti kalır.

Anlatıcı açılışı bir ozan anlatısı gibi ritimli, Deli Dumrul'un karısının sözlerini ağır ve kararlı, Dumrul'un yakarışını ise alçak ve titrek bir sesle okur. Eski Türkçe dizeler önce özgün hâliyle, sonra bugünkü Türkçesiyle okunur.

Telaffuz

  • Deli Dumrul: «de-Lİ dum-RUL». Duha Koca: «du-HA ko-CA». Azrail: «az-ra-İL». Arş: «ARŞ». Kürsî: «kür-SÎλ, uzun i.
  • Menüm cânum senüñ cânuña kurbân olsun: «me-NÜM CAA-num se-NÜÑ CAA-nu-ña kur-BAAN ol-sun»; «ñ» genizden n.
  • Jack London: «CEK LAN-dın». Yukon: «YU-kon». Henrik Ibsen: «HEN-rik İB-sın».