İçeriğe geç

Ünite EDB-103-01 · Seviye 1 — Temel

Hikâye ve olay örgüsü

EDB-103 Anlatı Bilgisi

1.879 kelime · yaklaşık 9 dakika okuma · anlatım 10 dk

  • hikâye
  • olay örgüsü
  • nedensellik
  • fabula ve syuzhet
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Forster'a göre hikâye, olayların zaman sırasına göre dizilmesidir; olay örgüsü ise olayların nedenlerle birbirine bağlanmasıdır.
  2. «Kral öldü ve sonra kraliçe öldü» bir hikâye, «Kral öldü ve sonra kraliçe kederden öldü» bir olay örgüsüdür.
  3. Hikâyede «ve sonra?», olay örgüsünde «neden?» diye sorulur; olay örgüsü merakın yanında zekâ ve bellek ister.
  4. Rus biçimcileri olayların kronolojik yaşanış sırasına fabula, anlatıdaki sunuluş sırasına syuzhet dedi.
  5. Kral Oidipus'ta fabula yıllar önce başlar, syuzhet ise geçmişi bir soruşturmanın adımlarıyla açığa çıkarır.

Kazanımlar

  • Forster'ın hikâye ve olay örgüsü ayrımını kendi örnekleriyle açıklayabilir.
  • Olay örgüsünü kuran temel ilkenin nedensellik olduğunu gösterebilir.
  • Rus biçimcilerinin fabula ve syuzhet kavramlarını tanımlayabilir ve bir anlatıda olayların yaşanış sırası ile anlatılış sırasını ayırabilir.
  • Forster'ın merak ile zekâ ve bellek arasında kurduğu karşıtlığı değerlendirebilir.

Video metni

Soğuk açılış

1927 baharı, Cambridge. İngiliz romancı E. M. Forster, Trinity College'da romanı konu alan bir dizi konferans veriyor. Konferanslardan birinde tahtaya yazılabilecek kadar basit bir örnek veriyor.

«Kral öldü ve sonra kraliçe öldü.» Bu, der Forster, bir hikâyedir.

«Kral öldü ve sonra kraliçe kederden öldü.» Bu ise bir olay örgüsüdür.

İki örnek arasındaki fark tek bir kelime: «kederden». Ama Forster'a göre bu kelime, romanın en önemli ayrımlarından birini taşır. Dinleyiciler o sabah, bir asır boyunca edebiyat derslerinde tekrarlanacak bir örneği ilk kez duyuyordu.

Büyük soru

Bir hikâye ile bir olay örgüsü arasındaki fark nedir? Aynı olaylar, anlatılış biçimine göre neden bambaşka bir anlatıya dönüşebilir?

Bağlam

Şiir bilgisinden düzyazı anlatıya geçiyoruz. Bu ders, Anlatı Bilgisi, anlatının yapı taşlarına bakıyor: olay örgüsü, karakter, anlatıcı, zaman, mekân. Dersin sorusu şu: aynı olayı anlatan iki roman neden bambaşka etkiler bırakır?

İlk ünite en temel ayrımla başlıyor: olayların kendisi ile onların bir anlatıda nasıl bağlandığı arasındaki fark. Bu ayrım yeni değildir. Tiyatro ünitesinde Aristoteles'in tragedyanın özünü olay örgüsünde gördüğünü okumuştuk. Forster aynı soruyu yirminci yüzyılda roman için yeniden sordu.

Ana anlatı — zaman bağı, neden bağı

Forster hikâyeyi şöyle tanımlar: zaman sırasına göre dizilmiş olayların anlatımı. Kahvaltıdan sonra öğle yemeği, pazartesiden sonra salı, ölümden sonra çürüme. Hikâye, «ve sonra» bağlacıyla ilerler.

Olay örgüsü de olayların anlatımıdır, ama vurgu nedenselliğe düşer. Zaman sırası korunabilir; ama olaylar artık yalnızca birbirini izlemez, birbirine yol açar. Kraliçe yalnızca kraldan sonra ölmemiştir, onun ölümü yüzünden, kederden ölmüştür. Forster farkı iki soruyla özetler: bir hikâyede «ve sonra?» diye sorarız; bir olay örgüsünde «neden?» diye.

Forster ardından örneği bir kez daha değiştirir: «Kraliçe öldü; kimse nedenini bilmiyordu, ta ki kralın ölümünden duyduğu kederden öldüğü anlaşılana kadar.» Bu, içinde bir gizem taşıyan bir olay örgüsüdür. Zaman sırası askıya alınmış, neden sona saklanmıştır. Forster'a göre bu biçim, en çok gelişmeye açık olanıdır.

Ana anlatı — merak, zekâ ve bellek

Forster bu ayrımdan cesur, hatta sert bir sonuç çıkarır. Hikâye yalnızca merak ister: okur ya da dinleyici, bir sonraki olayı öğrenmek için dinler. Forster bunu anlatmak için Şehrazat'ı hatırlatır. Ona göre Şehrazat, betimlemedeki inceliğine, karakterleri canlandırmadaki ustalığına rağmen hayatını bunların hiçbirine borçlu değildi; hükümdarı «sonra ne olacak?» diye merak ettirmeyi bildiği için hayatta kaldı. Her gece güneşin doğduğunu görünce cümlenin ortasında susuyordu. Hikâye anlatmanın tarihini işlediğimiz ünitede aynı çerçeveyi Binbir Gece'nin kendi satırlarıyla okumuştuk.

Olay örgüsü ise merakın ötesinde iki şey ister: zekâ ve bellek. Zekâ, okurun yeni bir olayı hem kendi başına hem de önceki sayfalarda okuduklarıyla ilişkisi içinde görmesidir. Bellek ise okurun bir ayrıntıyı unutmadan taşıması ve sonunda, bütün parçalar yerine oturduğunda, onu hatırlamasıdır. İyi bir olay örgüsünde hiçbir ayrıntı boşa değildir; sonunda her şey bir anlam kazanır.

Forster'ın merak hakkındaki yargısı bugün tartışmaya açıktır. Merakı insan yetilerinin en aşağılarından biri sayar. Oysa sonunu merak etmeyi işlediğimiz derste merakın bir öğrenme itkisi olduğunu, merak edilen cevabın daha iyi hatırlandığını gösteren araştırmalar görmüştük. Belki de merak ile zekâ, Forster'ın sandığı kadar birbirinden ayrı değildir: iyi bir olay örgüsü, merakı zekâya ve belleğe bağlayarak işler.

Yaygın yanlış«Olay örgüsü, olayların sırasıdır» diye düşünülür.
Doğrusu

Forster'a göre olayları sırasıyla dizmek bir hikâyedir; olay örgüsü, olayları nedenleriyle birbirine bağlamaktır. Aynı olaylar, aralarındaki bağlar kurulmadan sıralandığında olay örgüsü oluşmaz.

Ana anlatı — yaşanış sırası, anlatılış sırası

Forster'dan birkaç yıl önce Rusya'da bir grup edebiyat kuramcısı, benzer bir ayrımı başka terimlerle kurdu. Rus biçimcileri, Viktor Şklovski ve Vladimir Propp gibi araştırmacılar, bir anlatıda iki şeyi ayırdılar. Fabula, anlatının dünyasında olayların kronolojik sırasıdır, yani «hikâyenin ham malzemesi». Syuzhet ise olayların okura sunuluş sırasıdır, yani «hikâyenin düzenlenme biçimi».

Bu ayrım, Forster'ın gizemli olay örgüsünü açıklar. Kraliçenin kederden öldüğü gerçeği fabula'da kralın ölümünün hemen ardından gelir; syuzhet'te ise sona saklanır. Olaylar değişmez; değişen, anlatılış sırasıdır.

Bunun edebiyattaki en güçlü örneklerinden birini merak ve gerilim üzerine konuşurken görmüştük. Kral Oidipus'un fabula'sı yıllar önce başlar: bir kehanet, terk edilen bir bebek, yolda öldürülen bir yabancı, bir evlilik. Ama oyun bunların hiçbiriyle açılmaz. Oyunun syuzhet'i, bütün bu olayların üzerinden yıllar geçtikten sonra, veba altındaki Teb'de başlar. Geçmiş, bir soruşturmanın adımlarıyla, tek tek açığa çıkar. Oidipus'un öğrendiği her şey, fabula'da çoktan olmuş şeylerdir; oyunun gücü, onların hangi sırayla ortaya çıktığından gelir.

Yaygın yanlış«Bir anlatının olayları anlatılış sırasıyla yaşanmıştır» diye de düşünülür.
Doğrusu

Anlatılar çoğu zaman yaşanış sırasını değiştirir: sonu başa alır, bir nedeni sona saklar, geçmişi sonradan açığa çıkarır. Fabula ile syuzhet'i ayırmak, bu tercihlerin okura ne yaptığını görmemizi sağlar.

Metin anı

Forster'ın konferansından tanımın kendisi:

"The king died and then the queen died," is a story. "The king died, and then the queen died of grief" is a plot. The time-sequence is preserved, but the sense of causality overshadows it.

«"Kral öldü ve sonra kraliçe öldü" bir hikâyedir. "Kral öldü ve sonra kraliçe kederden öldü" bir olay örgüsüdür. Zaman sırası korunur, ama nedensellik duygusu onu gölgede bırakır.»

Ve biraz sonra:

If it is in a story we say "and then?" If it is in a plot we ask "why?"

«Bir hikâyede "ve sonra?" deriz. Bir olay örgüsünde "neden?" diye sorarız.»

Tanımdaki bir kelimeye dikkat edelim: «overshadows», gölgede bırakır. Forster zaman sırasının ortadan kalktığını söylemez; kraliçe hâlâ kraldan sonra ölür. Ama okurun zihninde asıl yer tutan, sıra değil, bağdır. Bir anlatıyı okurken zaman hep oradadır, ama anlamı neden kurar.

İkinci cümle ise okurun iki farklı tutumunu anlatır. «Ve sonra?» diye soran okur ileriye bakar; «neden?» diye soran okur geriye de bakar, önceki sayfaları hatırlar, parçaları birleştirir. Forster'ın zekâ ve bellek dediği şey budur: olay örgüsü, okuru yalnızca bir sonraki sayfaya değil, bütün kitaba karşı dikkatli olmaya çağırır.

Cevap ve bağlantı

Hikâye, olayların zaman sırasına göre dizilmesidir; olay örgüsü ise o olayların nedenlerle birbirine bağlanmasıdır. Forster'ın iki cümlesi bu farkı tek bir kelimede, «kederden» kelimesinde gösterir. Hikâye okura «ve sonra?» diye sorar ve merakla ilerler; olay örgüsü «neden?» diye sorar ve merakın yanında zekâ ile bellek ister. Rus biçimcilerinin fabula ve syuzhet ayrımı da aynı olaylar ile onların anlatılış biçimi arasındaki farka işaret eder.

Aynı olayı anlatan iki roman bu yüzden bambaşka etkiler bırakabilir: olaylar aynı olsa da, aralarında kurulan bağlar ve anlatılış sıraları farklıdır. Kral ile kraliçe aynı gün ölebilir; ama birinin hikâyesini anlatan ile olay örgüsünü kuran, bize iki ayrı dünya gösterir.

Kapanış kancası

Forster'ın cümlelerinde kral ve kraliçe iki isimden ibarettir; onlar hakkında hiçbir şey bilmeyiz. Ama bir romanda olayları yaşayan insanlar vardır, ve Forster'ın konferanslarının bir bölümü de onlara ayrılmıştır. Bazı karakterler tek bir cümleyle özetlenebilir, bazıları ise bizi her sayfada şaşırtır. Bir sonraki ünite, Forster'ın yaptığı ünlü bir ayrıma, düz ve yuvarlak karakterlere bakıyor.

Özet kartı

  1. Forster'a göre hikâye, olayların zaman sırasına göre dizilmesidir; olay örgüsü ise olayların nedenlerle birbirine bağlanmasıdır.
  2. «Kral öldü ve sonra kraliçe öldü» bir hikâye, «Kral öldü ve sonra kraliçe kederden öldü» bir olay örgüsüdür.
  3. Hikâyede «ve sonra?», olay örgüsünde «neden?» diye sorulur; olay örgüsü merakın yanında zekâ ve bellek ister.
  4. Rus biçimcileri olayların kronolojik yaşanış sırasına fabula, anlatıdaki sunuluş sırasına syuzhet dedi.
  5. Kral Oidipus'ta fabula yıllar önce başlar, syuzhet ise geçmişi bir soruşturmanın adımlarıyla açığa çıkarır.

Kavram sözlüğü

TürkçeİngilizceKısa tanım
HikâyeStoryOlayların zaman sırasına göre dizilmiş anlatımı
Olay örgüsüPlotOlayların nedenselliğe vurgu yapılarak bağlanmış anlatımı
NedensellikCausalityOlayların birbirine yol açması
Fabula ve syuzhetFabula and syuzhetOlayların yaşanış sırası ile anlatılış sırası
Gizemli olay örgüsüPlot with a mysteryNedenin gizlenip sonradan açıklandığı olay örgüsü

Ünite quizi

  1. (Kazanım 1) «Kral öldü ve sonra kraliçe öldü» ile «Kral öldü ve sonra kraliçe kederden öldü» cümleleri arasındaki fark nedir? Forster'a göre hangisi hikâye, hangisi olay örgüsüdür?
  2. (Kazanım 2) Aşağıdaki olayları önce bir hikâye, sonra bir olay örgüsü olarak yazın: «Fırtına çıktı. Balıkçı teknesi limana dönmedi. Köyde bir ağıt yakıldı.»
  3. (Kazanım 3) Fabula ve syuzhet nedir? Forster'ın gizemli olay örgüsü örneğinde ikisi nasıl ayrılır?
  4. (Kazanım 3) Kral Oidipus'ta fabula nerede başlar, syuzhet nerede başlar? Bu fark oyuna ne kazandırır?
  5. (Kazanım 4) Forster merakı neden küçümser? Merak üzerine gördüğümüz araştırmalar bu yargıyı nasıl sorgular?

Cevaplar

  1. İkinci cümlede «kederden» kelimesi, iki ölüm arasına bir neden bağı kurar. İlk cümle olayları yalnızca zaman sırasıyla dizer; bu bir hikâyedir. İkinci cümlede zaman sırası korunur ama nedensellik öne çıkar; bu bir olay örgüsüdür.
  2. Hikâye: «Fırtına çıktı. Sonra balıkçı teknesi limana dönmedi. Sonra köyde bir ağıt yakıldı.» Olay örgüsü: «Fırtına çıktı; balıkçı teknesi bu yüzden limana dönemedi; teknedekiler dönmeyince köyde onlar için bir ağıt yakıldı.» İlkinde olaylar yalnızca birbirini izler, ikincisinde birbirine yol açar.
  3. Fabula olayların kronolojik yaşanış sırası, syuzhet olayların anlatıda okura sunuluş sırasıdır. Forster'ın örneğinde fabula'da kraliçe kralın ölümünden hemen sonra kederden ölür; syuzhet'te ise ölümün nedeni gizlenir ve ancak sonra açığa çıkar.
  4. Fabula yıllar önce, kehanet, terk edilen bebek, yolda işlenen cinayet ve evlilikle başlar. Syuzhet ise bütün bunlardan yıllar sonra, veba altındaki Teb'de açılır ve geçmişi bir soruşturmanın adımlarıyla açığa çıkarır. Bu fark oyuna gerilim ve trajik ironi kazandırır: Oidipus'un öğrendiği her şey çoktan olmuştur, gücü onların açığa çıkış sırasından gelir.
  5. Forster merakı yalnızca «sonra ne olacak?» diye soran, zekâ ve bellek gerektirmeyen bir yeti olarak görür ve insan yetilerinin en aşağılarından biri sayar. Merak üzerine gördüğümüz araştırmalar ise merakın bir öğrenme itkisi olduğunu ve merak edilen cevabın daha iyi hatırlandığını gösteriyordu; bu, merak ile bellek arasında Forster'ın sandığından daha sıkı bir bağ olduğunu düşündürür.

Okuma

  • E. M. Forster, Aspects of the Novel, «The Story» ve «The Plot» bölümleri. Hikâye ve olay örgüsü tanımlarını ve Şehrazat üzerine söylediklerini okuyun.
  • Sophokles, Kral Oidipus. Oyunda geçmişe ait her bilginin hangi sahnede açığa çıktığını bir zaman çizelgesine yerleştirin; fabula ile syuzhet'i yan yana çizin.
  • Sevdiğiniz bir romanın ilk sayfasını açın: roman, olayların kronolojik başlangıcından mı, yoksa ortasından ya da sonundan mı başlıyor?

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Animasyon ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Video akışı

  • 0:00–0:55 Soğuk açılış: Cambridge'de bir konferans salonu, eski bir kürsü; bir tahtaya iki cümle yazılır. İkinci cümlede «of grief» kelimeleri farklı renkte yanar.
  • 0:55–1:20 Büyük soru: aynı olay kartları iki masaya dağıtılır; bir masada düz bir sıra, öbüründe oklarla birbirine bağlanmış bir ağ.
  • 1:20–2:20 Bağlam: önceki dersin hece sayan eli bir zaman çizgisine dönüşür; ardından dersin beş kavramı (olay örgüsü, karakter, anlatıcı, zaman, mekân) birer simgeyle belirir.
  • 2:20–4:30 Ana anlatı — sonra ve çünkü: iki taç figürü; aralarında önce yalnızca bir zaman oku («ve sonra»), sonra bir neden oku («çünkü») belirir. Üçüncü cümlede neden oku bir soru işaretinin arkasına saklanır ve sonda açığa çıkar.
  • 4:30–6:30 Ana anlatı — merak, zekâ, bellek: bir ateşin başında dinleyen bir topluluk, ardından sabah olunca susan Şehrazat silüeti. Sonra bir okur, eski sayfalara geri dönüp bir ayrıntıyı işaretler; parçalar bir yapboz gibi birleşir.
  • 6:30–8:30 Ana anlatı — fabula ve syuzhet: olay kartları iki sıra hâlinde dizilir: üstte kronolojik sıra, altta anlatılış sırası; kartları çizgiler birbirine bağlar. Ardından Teb'in veba altındaki sokakları ve geçmişin olayları birer birer aydınlanan sahneler.
  • 8:30–10:20 Metin anı: Forster'ın cümleleri kürsünün üzerinde belirir; «overshadows» kelimesi bir gölgeye dönüşüp zaman okunu örter ama silmez.
  • 10:20–11:00 Cevap ve kapanış: iki taç figürü, bu kez yüz hatları belirginleşmeye başlar; biri düz bir çizgi, öbürü yuvarlak ve renkli bir biçim kazanır.

Anlatıcı açılışı bir konferansın ilk dakikası gibi sakin, iki cümleyi aralarında kısa bir susuşla, Forster'ın Şehrazat yorumunu hafif bir itirazla, Metin anını ise düşünceli bir tempoyla okur.

Telaffuz

  • Aspects of the Novel: «ES-pekts ov dı NO-vıl». Trinity College: «TRİ-ni-ti KO-lic».
  • Fabula: «FA-bu-la». Syuzhet: «SYU-jet». Viktor Şklovski: «VİK-tor ŞKLOV-ski». Vladimir Propp: «vla-Dİ-mir PROP».
  • Şehrazat: «şeh-ra-ZAT». Teb: «TEB».