İçeriğe geç

Ünite EDB-102-09 · Seviye 1 — Temel

İmge ve ses

EDB-102 Şiir Bilgisi

1.648 kelime · yaklaşık 7 dakika okuma · anlatım 8 dk

  • aliterasyon
  • asonans
  • imge
  • duyusal imge
  • ses ve anlam uyumu
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Aliterasyon, bir dizede yakın kelimelerde aynı ünsüzün ya da hecelerin tekrarıdır.
  2. Asonans, yakın kelimelerde aynı ya da benzer ünlülerin tekrarıdır; sözlükte dar anlamıyla dize sonlarında ünlü uyağı olarak geçer.
  3. İmge, okurun zihninde bir görüntü ya da duyusal izlenim canlandıran sözdür; görsel, işitsel, dokunsal, koku ve tat imgeleri olabilir.
  4. Ses tekrarları ve imgeler, anlatılanın havasını ve hareketini okura kelimelerin anlamından önce duyurabilir.
  5. Haşim'in «Merdiven» şiirinde yavaş ünlüler, tekrarlanan «kanar» ve kızıl akşam imgeleri birlikte bir hüzün kurar.

Kazanımlar

  • Aliterasyon ve asonansı tanımlayabilir ve bir dizede ünsüz ve ünlü tekrarlarını gösterebilir.
  • İmgeyi duyularla ilişkisi üzerinden açıklayabilir ve görsel, işitsel, dokunsal gibi imge türlerini ayırt edebilir.
  • Ses tekrarlarının ve imgelerin bir şiirin anlamını ve havasını nasıl desteklediğini örnekle gösterebilir.
  • Ahmet Haşim'in «Merdiven» şiirinde ses ve imge düzenini çözümleyebilir.

Video metni

Soğuk açılış

Bir dizeyi yüksek sesle okuyun: «Ağır ağır çıkacaksın bu merdivenlerden.»

Dizeyi okurken ağzınız ne yapıyor? «Ağır ağır» diye başlıyorsunuz ve aynı kelimeyi iki kez söylemek, adımları yavaşlatıyor. Sonra «a» sesleri art arda geliyor: ağır, ağır, çıkacaksın. Dize uzun, heceleri çok. Okuyuş kendiliğinden yavaşlıyor. Şair size merdiveni yavaş çıkmanızı söylüyor, ve dizenin sesi, siz daha anlamını düşünmeden, sizi zaten yavaşlatmış oluyor.

Büyük soru

Bir şiir, kelimelerin anlamı dışında ne ile konuşur? Seslerin tekrarı ve zihinde canlanan görüntüler, bir dizeye neyi ekler?

Bağlam

Önceki ünitelerde şiirin düzenli ses araçlarını gördük: ölçü, kafiye, redif. Bunlar belli kurallara bağlı, dizenin sonuna ya da bütününe yayılan düzenlerdir. Bu ünite, dizenin içinde, daha serbest çalışan iki araca bakıyor: seslerin tekrarı ve imge.

Edebiyatın ne olduğunu tartıştığımız ilk derste Ahmet Haşim'in bir sözünü görmüştük: şiirin dili sözden çok musikiye yakındır. Bu ünite, o musikinin hangi araçlarla kurulduğunu ve musikinin yanında, şiirin zihinde nasıl resimler çizdiğini soruyor. Örneğimiz de yine Haşim'den.

Ana anlatı — ünsüzlerin ve ünlülerin tekrarı

Aliterasyon, bir dizede ya da cümlede aynı ünsüzün, bazen aynı hecelerin, yakın kelimelerde tekrarlanmasıdır. Türk Dil Kurumunun sözlüğü onu, şiir ve düzyazıda uyum sağlamak için söz başlarında ve ortalarında aynı ünsüzün ya da aynı hecelerin tekrarlanması diye tanımlar.

Aliterasyonun en tanıdık örnekleri tekerlemelerdir. «Bir berber bir berbere, bre berber gel beraber bir berber dükkânı açalım demiş» tekerlemesi, «b» ve «r» seslerini üst üste yığarak dili zorlayan bir oyun kurar. Şiirde ise aliterasyon oyundan çok bir etki yaratır: sert ünsüzlerin tekrarı bir çatırtıyı, yumuşak ünsüzlerin tekrarı bir akışı hissettirebilir.

Asonans ise ünlülerin tekrarına dayanır. İngilizce ansiklopediler asonansı, yakın kelimelerde aynı ya da benzer ünlülerin tekrarı olarak tanımlar. Türk Dil Kurumunun sözlüğü ise daha dar bir tanım verir: her dizenin sonunda, ünsüzleri dikkate almadan aynı ünlüyü tekrarlayan bir uyak. İki tanım aynı olayın iki ölçeğine bakar: biri dize içindeki ünlü yankılarına, öbürü dize sonundaki ünlü uyağına. Bu ünitede geniş anlamı, dizedeki ünlü tekrarlarını izleyeceğiz.

Aliterasyon ve asonans ölçü ve kafiye gibi zorunlu değildir; şair onları dilediği yerde kullanır ya da kullanmaz. Ama iyi bir şiirde çoğu zaman rastlantı değildirler. Ses, anlamla birlikte çalışır.

Yaygın yanlış«Aliterasyon ve asonans yalnızca kulağa hoş gelen süslerdir» diye düşünülür.
Doğrusu

İyi bir şiirde ses tekrarları anlamı destekler: bir dizenin yavaşlaması, sertleşmesi ya da akması, anlatılan şeyin havasını okura kelimelerden önce duyurur.

Ana anlatı — imge: zihinde çizilen resim

İmge, zihinde canlanan duyusal bir görüntüdür. Türk Dil Kurumunun sözlüğü, ruh biliminden gelen anlamıyla imgeyi, duyu organlarının dışarıdan algıladığı bir nesnenin bilince yansıyan benzeri diye tanımlar. Edebiyatta imge, okurun zihninde bir görüntüyü ya da başka bir duyusal izlenimi canlandıran dildir.

İmgelerin hepsi görsel değildir. Bir şiir göze seslenebilir: renkler, ışıklar, biçimler. Kulağa seslenebilir: bir su sesi, bir kuş, bir çan. Dokunmaya seslenebilir: serin bir el, sert bir taş. Kokuya ve tada da seslenebilir. Önceki ünitede Bashō'nun haikusunda bunu görmüştük: eski bir havuz (görsel), bir kurbağanın atlayışı (hareket), suyun sesi (işitsel). On yedi ses biriminde üç duyu.

İmge çoğu zaman önceki derste gördüğümüz sanatlarla birlikte çalışır. Bir teşbih ya da istiare, iki şeyi birbirine bağlarken okurun zihninde yeni bir görüntü kurar. Ama imge tek başına da durabilir: bir benzetme yapmadan, yalnızca bir şeyi keskin biçimde göstererek. İmgenin gücü, anlatmak yerine göstermesinden gelir. Okur bir duyguyu tarif eden bir cümle okumaz; o duyguyu taşıyan bir görüntüyü görür ve duyguyu kendisi hisseder.

Metin anı

Ahmet Haşim'in «Merdiven» şiirinin ilk bölümü:

Ağır ağır çıkacaksın bu merdivenlerden
Eteklerinde güneş rengi bir yığın yaprak
Ve bir zaman bakacaksın semâya ağlayarak..

Ve şiirin ortasından iki dize:

Eğilmiş arza, kanar, muttasıl kanar güller..
Durur alev gibi dallarda kanlı bülbüller..

Önce sese bakalım. İlk dizede «ağır ağır» tekrarı ve art arda gelen «a» sesleri, okumayı yavaşlatır: asonans. Merdiveni ağır ağır çıkmak, dizenin sesinde yaşanır. Dördüncü ve beşinci dizelerde bu kez ünsüzler öne çıkar: «kanar, muttasıl kanar güller», «kanlı bülbüller». «K» ve «n» sesleri tekrarlanır: bir aliterasyon. «Kanar» kelimesinin iki kez söylenmesi, dinmeyen, durmadan süren bir kanamayı duyurur.

Sonra imgelere bakalım. Şiirin seslendiği kişinin eteklerinde «güneş rengi bir yığın yaprak»: sonbaharın ve batan güneşin rengi, bir giysinin üzerinde. Yere eğilmiş, durmadan kanayan güller. Dallarda alev gibi duran, kanlı bülbüller. Bütün imgeler aynı renkte birleşir: kırmızı, turuncu, altın. Şiir bir günbatımını anlatmaz; onun rengini ve ağırlığını, gülden bülbüle, yapraktan göğe her şeye yayar. Güller ve bülbüller, Divan şiirinin en eski imgeleridir; Haşim onları yeniden, bu kez bir akşamın kızıllığına batırarak kullanır.

Ses ile imge burada birlikte çalışır. Yavaş ünlüler, bir akşamın ağır ağır çöküşünü; tekrarlanan «kanar», renklerin durmadan kanamasını taşır. Okur neyin anlatıldığını tam olarak söyleyemese de, bir günün sonunun, bir hüznün, bir kızıllığın içinden geçer. Haşim'in şiirin dilinin sözden çok musikiye yakın olduğu fikri, bu dizelerde bir örneğe dönüşür.

Cevap ve bağlantı

Bir şiir, kelimelerin anlamının yanında sesle ve imgeyle de konuşur. Aliterasyon ünsüzleri, asonans ünlüleri tekrarlayarak dizeye bir ses dokusu verir; bu doku, anlatılanın havasını ve hareketini okura kelimelerden önce duyurabilir. İmge ise okurun zihninde bir görüntü ya da duyusal izlenim canlandırır; duyguyu tarif etmek yerine onu taşıyan bir resmi gösterir.

Haşim'in «Merdiven»i, ses ve imgenin aynı yöne çalıştığı bir şiirdir: yavaş ünlüler ve tekrarlanan ünsüzler, kızıl bir akşamın imgeleriyle birleşerek anlatılmaktan çok hissedilen bir hüzün kurar.

Kapanış kancası

«Merdiven»in ilk dizesini bir kez daha okuyun ve bu kez hecelerin uzunluğuna dikkat edin: «A-ğır a-ğır / çı-ka-cak-sın / bu mer-di-ven / ler-den.» Kısa, uzun, kısa, uzun; kısa, kısa, uzun, uzun... Bu, aruzun «mefâilün feilâtün» diye başlayan bir kalıbıdır: Haşim bu şiiri aruzla yazdı. Aruz mu, hece mi, yoksa ikisinden de kurtulmuş serbest şiir mi? Türk şiiri bu soruyu bir yüzyıl boyunca tartıştı. Dersin uzman ünitesi, bu tartışmanın tarihine bakıyor.

Özet kartı

  1. Aliterasyon, bir dizede yakın kelimelerde aynı ünsüzün ya da hecelerin tekrarıdır.
  2. Asonans, yakın kelimelerde aynı ya da benzer ünlülerin tekrarıdır; sözlükte dar anlamıyla dize sonlarında ünlü uyağı olarak geçer.
  3. İmge, okurun zihninde bir görüntü ya da duyusal izlenim canlandıran sözdür; görsel, işitsel, dokunsal, koku ve tat imgeleri olabilir.
  4. Ses tekrarları ve imgeler, anlatılanın havasını ve hareketini okura kelimelerin anlamından önce duyurabilir.
  5. Haşim'in «Merdiven» şiirinde yavaş ünlüler, tekrarlanan «kanar» ve kızıl akşam imgeleri birlikte bir hüzün kurar.

Kavram sözlüğü

TürkçeİngilizceKısa tanım
AliterasyonAlliterationYakın kelimelerde aynı ünsüzün ya da hecelerin tekrarı
AsonansAssonanceYakın kelimelerde aynı ya da benzer ünlülerin tekrarı
İmgeImageZihinde görüntü ya da duyusal izlenim canlandıran söz
Duyusal imgeSensory imageBeş duyudan birine seslenen imge
Ses ve anlam uyumuSound–sense harmonySes düzeninin anlatılanın havasını desteklemesi

Ünite quizi

  1. (Kazanım 1) Aliterasyon ile asonans arasındaki fark nedir? Türk Dil Kurumunun asonans tanımı neden daha dardır?
  2. (Kazanım 1) «Bir berber bir berbere, bre berber gel beraber» tekerlemesinde hangi ses aracı vardır? Hangi sesler tekrarlanır?
  3. (Kazanım 2) Görsel, işitsel ve dokunsal imgeye birer örnek verin. Bashō'nun «eski havuz» haikusunda hangi duyulara seslenilir?
  4. (Kazanım 3) İmgenin gücü neden «anlatmak yerine göstermesinden» gelir? Bir örnekle açıklayın.
  5. (Kazanım 4) Haşim'in «Merdiven» şiirinde ilk dizenin sesi ile «kanar, muttasıl kanar güller» dizesinin sesi nasıl farklı etkiler yaratır? Şiirin imgeleri hangi renkte birleşir?

Cevaplar

  1. Aliterasyon ünsüzlerin, asonans ünlülerin tekrarına dayanır. Türk Dil Kurumunun sözlüğü asonansı, her dizenin sonunda aynı ünlünün tekrarlanmasıyla yapılan bir uyak olarak tanımlar; bu, dize içindeki bütün ünlü yankılarını değil, yalnızca dize sonundaki ünlü uyağını kapsadığı için daha dardır.
  2. Aliterasyon vardır: «b» ve «r» ünsüzleri yakın kelimelerde art arda tekrarlanır ve dili zorlayan bir ses oyunu kurar.
  3. Görsel: güneş rengi yapraklar. İşitsel: suyun sesi, bir kuşun ötüşü. Dokunsal: serin bir el, sert bir taş. Bashō'nun haikusu göze (eski havuz), harekete (kurbağanın atlayışı) ve kulağa (suyun sesi) seslenir.
  4. Çünkü okur duyguyu tarif eden bir cümle okumaz, o duyguyu taşıyan bir görüntüyü görür ve duyguyu kendisi hisseder. Örneğin «çok üzgündü» demek yerine «eteklerinde güneş rengi bir yığın yaprak, bakacaksın semâya ağlayarak» demek, hüznü okurun zihninde bir sonbahar akşamı olarak canlandırır.
  5. İlk dizede «ağır ağır» tekrarı ve art arda gelen «a» sesleri okumayı yavaşlatır; bu asonans, merdiveni ağır ağır çıkmayı sese taşır. «Kanar, muttasıl kanar güller» dizesinde «k» ve «n» ünsüzlerinin tekrarı ve «kanar» kelimesinin iki kez söylenmesi, dinmeyen bir kanamayı duyurur; bu bir aliterasyondur. Şiirin imgeleri kızıl, turuncu ve altın renklerinde, bir günbatımının renklerinde birleşir.

Okuma

  • Ahmet Haşim, «Merdiven». Şiirin tamamını yüksek sesle okuyun; tekrarlanan ünlüleri bir renkle, tekrarlanan ünsüzleri başka bir renkle işaretleyin.
  • Ahmet Haşim, Göl Saatleri ve Piyâle şiirlerinden bir seçki. Haşim'in renk ve ışık imgelerinin şiirden şiire nasıl döndüğünü izleyin.
  • Sevdiğiniz bir türkü ya da şiirden beş dize seçin; her dizede bir ses tekrarı ve bir imge bulup yanına yazın.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Animasyon ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Video akışı

  • 0:00–0:50 Soğuk açılış: loş bir merdiven, bir figür adım adım çıkar; her adımda ekranın altında bir «a» harfi yanar. Dizenin sesi bir dalga grafiği olarak gösterilir; dalga yavaş ve uzun salınımlarla ilerler.
  • 0:50–1:15 Büyük soru: bir şiir sayfası iki katmana ayrılır: üstte ses dalgası, altta bir resim.
  • 1:15–2:10 Bağlam: önceki ünitelerin ölçü ve kafiye şemaları kısaca belirir; ardından «musiki» sözcüğü bir notaya dönüşür.
  • 2:10–4:20 Ana anlatı — ses tekrarları: tekerlemedeki «b» ve «r» harfleri tek tek yanar; ardından ünlüler ayrı bir renkte parlar. Bir sözlük maddesi ile bir ansiklopedi maddesi yan yana açılır.
  • 4:20–6:20 Ana anlatı — imge: beş duyuyu temsil eden beş simge (göz, kulak, el, burun, dil) belirir; her birinin yanında küçük bir görüntü: renkli yapraklar, su sesi, serin bir el. Bashō'nun havuzu kısaca geri gelir.
  • 6:20–9:00 Metin anı: bir akşamüstü, merdivenden çıkan bir figürün eteğinde turuncu yapraklar; gökyüzü kızıla döner. Yere eğilmiş güllerden kırmızı damlalar süzülür; dallarda alev gibi parlayan bülbüller. Ekranın altında «kanar» kelimesinin iki kez tekrarı bir nabız gibi atar.
  • 9:00–9:50 Cevap ve kapanış: ilk dize hecelerine ayrılır; heceler kısa ve uzun işaretleriyle yanar. Son karede iki terazi ile bir el yan yana: aruz, hece ve serbest şiir.

Anlatıcı açılışı merdiveni gerçekten çıkar gibi yavaş, tekerlemeyi hızlı ve oyunbaz, Haşim'in dizelerini ise alçak, ağır ve her tekrarda hafifçe duraklayarak okur.

Telaffuz

  • Aliterasyon: «a-li-te-ras-YON». Asonans: «a-so-NANS». İmge: «im-GE».
  • Ahmet Haşim: «ah-MET hâ-ŞİM». Semâ: «se-M». Arz: «ARZ».
  • Göl Saatleri: «GÖL sa-at-le-Rİ». Piyâle: «pi-YÂ-le».