Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Redif, dize sonlarında aynı görevdeki ek ve kelimelerin tekrarıdır; kafiye, redifin önündeki ve anlamca farklı seslerin benzerliğidir.
- Dize sonu çözülürken önce redif ayrılır, sonra kafiye bulunur.
- Benzeşen ses sayısına göre kafiye yarım (tek ses), tam (iki ses), zengin (ikiden fazla ses) ya da cinaslı (aynı söyleyiş, farklı anlam) olur.
- Dizilişine göre kafiye düz, çapraz, sarma ya da karma olur.
- Türk şiirinde halk şiirinin kulak için kafiyesi ile Divan şiirinin göz için kafiyesi yan yana yürümüştür.
Kazanımlar
- Kafiye ile redifi tanımlayabilir ve bir dize sonunda önce redifi ayırıp sonra kafiyeyi bulabilir.
- Kafiyeyi oluşturan ses sayısına göre yarım, tam, zengin ve cinaslı kafiyeyi ayırt edebilir.
- Kulak için ve göz için kafiye ayrımını Türk şiirinin iki geleneği üzerinden açıklayabilir.
- Karacaoğlan'ın bir dörtlüğünde kafiye ile redifi ayırıp dörtlüğün bütün şiire nasıl bağlandığını gösterebilir.
Video metni
Soğuk açılış
Kafiye kitaplarının sevdiği bir mani şöyle başlar ve biter: Gül erken,
Bilmem ki yaz mı gelmiş,
Niçin açmış gül erken,
Aklımı kayıp ettim,
Nazlı yarim gülerken.
İlk dize «gül erken», yani gül erkenden açmış. Son dize «gülerken», yani sevgilim gülerken. Yazılışları neredeyse aynı, söylenişleri aynı. Ama biri bir çiçekten, öbürü bir gülüşten söz eder. Mani, bütün şakasını tek bir ses benzerliğinin iki anlamı üzerine kurar. Bu, kafiyenin en cesur biçimlerinden biridir.
Büyük soru
Kafiye nedir, redif nedir ve ikisi nasıl ayrılır? Bir dize sonundaki ses benzerliği, bir şiire neden bu kadar güç verir?
Bağlam
Önceki ünite «Tren Sesi»nin sonundaki «çehre» ve «çeşme» kelimelerini bir soru işaretiyle bırakmıştı: iki kelime arasındaki bu ses yakınlığının bir adı var mı? Bu ünite o soruyu cevaplamanın araçlarını veriyor.
Kafiye, Arap şiirinde sistemli bir bilgi alanına dönüştü ve Fars şiiri aracılığıyla Divan edebiyatına geçti. Ama Türklerin kafiyesi bundan daha eskidir. Ansiklopediler, sese dayalı bir kafiyenin izlerinin Yenisey mezar yazıtlarında ve Orhun yazıtlarında bile görüldüğünü, bu geleneğin halk şiirinde sürdüğünü belirtir. Türk şiirinde bu yüzden iki kafiye anlayışı yan yana yürüdü: halk şiirinin sese dayanan kulak için kafiyesi ve Divan şiirinin yazıya, Arap harflerinin eşliğine dayanan göz için kafiyesi.
Ana anlatı — önce redif, sonra kafiye
İki terimle başlayalım. Redif, dize sonlarında görevleri ve söylenişleri aynı olan eklerin ya da kelimelerin tekrarıdır. Kafiye ise rediften önce gelen, anlamları ve görevleri farklı olan seslerin benzerliğidir. Modern Türk şiir bilgisinde, kafiyenin asıl sesinden sonra gelen her şey redif sayılır.
Bir dize sonunu çözerken bu yüzden sıra önemlidir: önce sondan başlayarak redifi ayırırız, sonra geriye kalan benzer sesleri kafiye olarak buluruz. Basit bir örnek kuralım: «Kar yağar dağa / Bir kuş konar bağa». «dağa» ve «bağa» kelimelerinin sonundaki «-a», ikisinde de aynı görevi, yönelme görevini yapan bir ektir; bu yüzden rediftir. Geriye «dağ» ve «bağ» kalır ve ikisinde de «ağ» sesleri benzeşir. Bu kafiyedir.
Redif, dizelere ortak bir son verir; kafiye ise o sonun hemen önünde bir sürpriz kurar. Halk şiirinde redif çoğu zaman uzun olur, bazen bütün bir dize kadar. Kafiye ise kısa kalabilir, çünkü kulak asıl ahengi redifin tekrarından alır.
Yaygın yanlış«Dize sonlarında tekrar eden her ses kafiyedir» diye düşünülür.
Aynı görevdeki ekler ve kelimeler redif sayılır; kafiye, rediften önce gelen ve anlamca farklı olan seslerin benzerliğidir. «Dağa» ile «bağa»da «-a» rediftir, kafiye «ağ»dır.
Ana anlatı — dört kafiye
Kafiye, benzeşen seslerin sayısına göre adlandırılır. Yarım kafiye, dize sonlarında yalnızca tek bir sesin, çoğunlukla bir ünsüzün benzeşmesidir. Ansiklopedinin örneği Yunus Emre'dendir: «Ecel büke belimizi / Söyletmeye dilimizi». «-imizi» iki dizede de aynı görevdeki eklerdir; rediftir. Geriye «bel» ve «dil» kalır; benzeşen yalnızca «l» sesidir. Yarım kafiye halk şiirinde sık görülür ve çoğu zaman uzun bir redifle birlikte kullanılır.
Tam kafiye, iki sesin benzeşmesidir: ünlüyle ünsüzün, iki ünsüzün ya da tek başına uzun okunan bir ünlünün eşleşmesi. Yukarıdaki «dağ» ile «bağ»daki «ağ» böyledir. Zengin kafiye, ikiden fazla sesin benzeşmesidir. On dokuzuncu yüzyıl şairi Muallim Nâci'nin dizeleri örnek verilir: «Dünyâ nedir, anmasak unutsak / Âvâreyiz âşiyâna tutsak». «Unutsak» ile «tutsak» arasında «-utsak» sesleri benzeşir.
Cinaslı kafiye ise anlamları farklı ama yazılış ve söylenişleri aynı olan kelimelerle kurulur. On beşinci yüzyılda Süleyman Çelebi'nin dizelerinde bu vardır: «Her nefeste eyledik yüz bin günâh / Bir günâha etmedik hiçbir gün âh». İlk dizede «günâh» bir kelimedir: suç, günah. İkincide «gün âh» iki kelimedir: bir gün, bir «ah». Açılıştaki maninin «gül erken» ile «gülerken»i de aynı oyundur. Ansiklopediler cinaslı kafiyenin halk şiirinde en çok bu tür manilerde kullanıldığını not eder.
Yaygın yanlış«Kafiye için kelimelerin yazılışı aynı olmalıdır» diye de düşünülür.
Halk şiirinin kulak için kafiyesi yazılışa değil sese bakar. Divan şiirinin göz için kafiyesi ise Arap harflerinin eşliğine dayanır; bu yüzden iki gelenek aynı ses benzerliğini bazen farklı değerlendirir.
Ana anlatı — kafiyenin dizilişi
Kafiye yalnızca kaç sesten oluştuğuyla değil, dizelerde nasıl dağıldığıyla da adlandırılır. Bütün dizeler birbiriyle kafiyeliyse düz kafiye olur: aaaa. Koşmalarda ve manilerde çoğu zaman tek numaralı dizeler bir yanda, çift numaralı dizeler bir yanda kafiyelenir: xaxa, bcbc. Bu çapraz kafiyedir. Birinci dize dördüncüyle, ikinci dize üçüncüyle kafiyelenirse sarma kafiye olur: abba. Düzensiz dağılım ise karma kafiye adını alır.
Kafiye dizilişi, şiirin kulağa nasıl duyulacağını belirler. Düz kafiye bir çekiç vuruşu gibi aynı sesi üst üste indirir. Çapraz kafiye bir yankı gibi, bir dize arayla geri döner. Sarma kafiye ise bir kucaklama gibi, dış dizelerle iç dizeleri iki halka hâlinde bağlar.
Metin anı
Karacaoğlan'ın bir koşmasının ikinci dörtlüğü:
Gökten turnalar çekilir
İner yerlere dökülür
On beş yaşında bükülür
Beli yardan ayrılanın
Önce redifi ayıralım. İlk üç dizenin sonu: «çekilir», «dökülür», «bükülür». Sondaki «-ir, -ür» geniş zaman ekidir; üç dizede de aynı görevdedir, rediftir. Ondan önceki «-il, -ül» de aynı görevde, fiile edilgenlik ya da dönüşlülük katan ektir; o da redife katılır. Redif «-ilir / -ülür» olur. Geriye «çek», «dök», «bük» kökleri kalır. Bu üç kökte benzeşen yalnızca son ses, «k»dır. Kafiye yarım kafiyedir.
Dördüncü dize ise bambaşka bir sesle biter: «Beli yardan ayrılanın». Bu dize koşmanın bütün dörtlüklerinin sonunda yinelenen halkayı taşır: birinci dörtlükte hem «Hali yardan ayrılanın» hem «Seli yardan ayrılanın», burada «Beli», sonraki dörtlüklerde «Eli» ve «Malı». Bu son dizelerde de aynı ilke işler. «Yardan ayrılanın» sözü ve önündeki «-i, -ı» eki rediftir; kafiye «hal», «sel», «bel», «el» ve «mal» kelimelerindeki «l» sesidir. Yine yarım kafiye, ama dev bir redifle.
Bu koşma, halk şiirinde kafiyenin nasıl çalıştığını çok iyi gösterir. Kafiye küçüktür, tek bir ünsüzdür; kulağı asıl tutan ise redifin tekrarı ve her dörtlüğün sonunda geri dönen «yardan ayrılanın» halkasıdır. Turnalar gökten çekilir, yere dökülür; on beş yaşındaki bir gencin beli bükülür. Üç dizenin redifi, üç düşüşü aynı sesle birbirine bağlar. Dördüncü dize ise bu düşüşlerin kimin başına geldiğini söyler: sevdiğinden ayrılanın.
Cevap ve bağlantı
Kafiye, dize sonlarında redifin önünde yer alan ve anlamca farklı olan seslerin benzerliğidir; redif ise aynı görevdeki ek ve kelimelerin tekrarıdır. Bir dize sonunu çözerken önce redif ayrılır, sonra kafiye bulunur. Kafiye, benzeşen seslerin sayısına göre yarım, tam, zengin ya da cinaslı; dizelerdeki dağılımına göre düz, çapraz, sarma ya da karma olur. Türk şiirinde halk şiirinin sese dayalı kulak için kafiyesi ile Divan şiirinin yazıya dayalı göz için kafiyesi yan yana yürümüştür.
Önceki ünitenin sorusuna gelince: «çehre» ile «çeşme» aynı ünsüzle başlayıp aynı ünlüyle biter, ama ortalarındaki sesler farklıdır. Kafiye kuralı dizenin sonundan geriye doğru okunur; bu iki kelimede sondan geriye doğru benzeşen yalnızca «e» sesidir. Bu, yarım kafiyenin bile sınırında duran, tek bir ünlünün yankısıdır.
Kapanış kancası
Kafiyenin dizilişi, bir şiirin yalnızca sesini değil, şeklini de belirler. Beyitlerin hep ikinci dizeleri kafiyeli olursa ortaya bir şekil çıkar; her beyit kendi içinde kafiyeli olursa bambaşka bir şekil. Divan şairleri bu dizilişlerle gazel, kaside, mesnevi, rubai gibi şekiller kurdu. Bir sonraki ünite, Divan şiirinin nazım şekillerine bakıyor.
Özet kartı
- Redif, dize sonlarında aynı görevdeki ek ve kelimelerin tekrarıdır; kafiye, redifin önündeki ve anlamca farklı seslerin benzerliğidir.
- Dize sonu çözülürken önce redif ayrılır, sonra kafiye bulunur.
- Benzeşen ses sayısına göre kafiye yarım (tek ses), tam (iki ses), zengin (ikiden fazla ses) ya da cinaslı (aynı söyleyiş, farklı anlam) olur.
- Dizilişine göre kafiye düz, çapraz, sarma ya da karma olur.
- Türk şiirinde halk şiirinin kulak için kafiyesi ile Divan şiirinin göz için kafiyesi yan yana yürümüştür.
Kavram sözlüğü
| Türkçe | İngilizce | Kısa tanım |
|---|---|---|
| Kafiye | Rhyme | Dize sonlarında redifin önündeki, anlamca farklı seslerin benzerliği |
| Redif | Refrain ending | Dize sonlarında aynı görevdeki ek ve kelimelerin tekrarı |
| Yarım kafiye | Half rhyme | Tek bir sesin benzeşmesi |
| Tam kafiye | Full rhyme | İki sesin benzeşmesi |
| Zengin kafiye | Rich rhyme | İkiden fazla sesin benzeşmesi |
| Cinaslı kafiye | Homonymic rhyme | Aynı söylenişli, farklı anlamlı kelimelerle kurulan kafiye |
Ünite quizi
- (Kazanım 1) «Kar yağar dağa / Bir kuş konar bağa» dizelerinde redif ve kafiye nedir? Neden önce redifi ayırırız?
- (Kazanım 2) Yunus Emre'nin «Ecel büke belimizi / Söyletmeye dilimizi» dizelerinde redifi ve kafiyeyi gösterin. Kafiyenin türü nedir?
- (Kazanım 2) Süleyman Çelebi'nin «günâh» ile «gün âh» kafiyesi hangi türdendir? Açıklayın.
- (Kazanım 3) Kulak için kafiye ile göz için kafiye arasındaki fark nedir? Türk şiirinde hangisi hangi gelenekle ilişkilidir?
- (Kazanım 4) Karacaoğlan'ın «Gökten turnalar çekilir / İner yerlere dökülür / On beş yaşında bükülür» dizelerinde redifi ve kafiyeyi ayırın. Dörtlüğün son dizesi bütün koşmayla nasıl bağ kurar?
Cevaplar
- «-a» iki kelimede de yönelme eki olarak aynı görevi yapar; rediftir. Geriye «dağ» ve «bağ» kalır; benzeşen «ağ» sesleri kafiyedir, iki ses olduğu için tam kafiyedir. Önce redifi ayırırız, çünkü redif aynı görevdeki tekrarlardır; kafiye ancak onlar çıkarıldıktan sonra kalan, anlamca farklı seslerde aranır.
- Redif «-imizi»dir: iki dizede de aynı görevdeki eklerdir. Geriye «bel» ve «dil» kalır; benzeşen yalnızca «l» sesidir. Kafiye yarım kafiyedir.
- Cinaslı kafiyedir: «günâh» (suç) tek kelimedir, «gün âh» (bir gün bir ah) iki kelimedir; yazılış ve söylenişleri aynı, anlamları farklıdır.
- Kulak için kafiye sese dayanır: kulağa aynı gelen sesler kafiye sayılır. Göz için kafiye yazıya, Arap harflerinin eşliğine dayanır. Kulak için kafiye halk şiiri geleneğiyle, göz için kafiye Divan şiirinin Arap ve Fars kaynaklı geleneğiyle ilişkilidir; ikisi Türk şiirinde yan yana yürümüştür.
- Redif «-ilir / -ülür»dür: dönüşlülük ya da edilgenlik eki ile geniş zaman eki üç dizede aynı görevdedir. Geriye «çek», «dök», «bük» kökleri kalır; kafiye «k» sesidir, yarım kafiyedir. Son dize «Beli yardan ayrılanın», koşmanın her dörtlüğünün sonunda yinelenen «yardan ayrılanın» halkasını taşır; böylece dörtlük bütün şiire bağlanır.
Okuma
- Karacaoğlan'ın turnalar dörtlüğünün yer aldığı koşma. Bütün dörtlüklerde redifi ve kafiyeyi ayırıp bir tabloya yazın.
- Durmuş, Öztürk ve Pala'nın «Kâfiye» maddesi (TDV İslâm Ansiklopedisi). Kafiye türlerinin, dizilişlerinin ve Divan şiirindeki kafiye kusurlarının ayrıntılı anlatımı.
- Bir türkü ya da mani seçin; her dizenin sonunda önce redifi, sonra kafiyeyi işaretleyin ve kafiye türünü yazın.