İçeriğe geç

Ünite EDB-101-06 · Seviye 1 — Temel

Tezat, tenasüp, leffüneşr

EDB-101 Edebi Dil ve Söz Sanatları

1.883 kelime · yaklaşık 9 dakika okuma · anlatım 10 dk

  • tezat
  • tenasüp
  • leffüneşr
  • mürettep leffüneşr
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Tezat, karşıt kavramları aynı konunun iki yüzünü gösterecek biçimde bir araya getirmektir; iki zıt kelimenin yan yana gelmesi tek başına yetmez.
  2. Tenasüp, anlamca birbiriyle ilgili kelimeleri bir arada kullanarak beyitte bir kelime ailesi kurmaktır; klasik adı mürâât-ı nazîrdir.
  3. Leffüneşrde önce unsurlar sıralanır (leff), sonra her biriyle ilgili ögeler verilir (neşr); eşleştirmeyi okur yapar.
  4. Sıralı leffüneşre mürettep, ters sıralısına ters, karışık olanına karışık leffüneşr denir.
  5. Nâbî'nin «Bâğa gel» beytinde kad, ruh, hâl ile servi, gül, karanfil aynı sırayla eşleşir; bahçe ve sevgili kelime aileleri tenasübü de kurar.

Kazanımlar

  • Tezadı tanımlayabilir ve karşıt kelimelerin yan yana gelmesinin tek başına tezat için neden yetmediğini açıklayabilir.
  • Tenasübü, anlamca birbirine bağlı kelimelerin bir beyitte kurduğu ağ olarak gösterebilir.
  • Leffüneşrin iki bölümünü ve sıralı ile sırasız türlerini örnekler üzerinde ayırt edebilir.
  • Nâbî'nin «Bâğa gel» beytinde tenasüp ile leffüneşrin birlikte nasıl bir yapı kurduğunu çözümleyebilir.

Video metni

Soğuk açılış

Bir mimar size bir bina gösteriyor. Her tuğlası sağlam, ama asıl etkileyici olan tuğlalar değil: kemerlerin birbirine nasıl yaslandığı, iki kulenin nasıl simetrik durduğu, pencerelerin bir ritimle nasıl dizildiği.

Bir beyit de böyle bir binadır. Şimdiye kadar tek tek kelimelere baktık: bir kelime başka bir şeye benzetildi, yerini başkasına verdi, insan gibi konuştu. Ama beyitteki kelimeler yalnızca tek başlarına bir şey anlatmaz; birbirlerine yaslanır, birbirlerine karşı durur, birbirlerine cevap verir. Bu ünite, kelimelerin kurduğu bu mimariye bakıyor.

Büyük soru

Kelimeler bir beyitte birbirleriyle hangi ilişkileri kurabilir? Karşıtlık, akrabalık ve sıralı karşılık bir dizeye ne kazandırır?

Bağlam

Önceki ünitenin sonunda Nâbî'nin gülü bahçeden gönderen beytinde durmuştuk. Oradaki çiçek, bahçe, kuş ve meclis kelimeleri, biri söylenince öbürlerini çağıran bir aile gibiydi. Klasik belagat, bu tür ilişkileri anlamın dolaylı anlatımını inceleyen beyan bölümünden ayrı bir yerde, sözü güzelleştiren sanatları inceleyen bedî bölümünde ele alır. Bu ünitenin üç sanatı, kelimeler arasındaki üç temel ilişkiyi temsil eder: karşıtlık, yakınlık ve sıralı karşılık.

Ana anlatı — karşıtlar

Tezat, karşıt kavramları aynı sözde bir araya getirme sanatıdır. Batı retoriğinde karşılığı antitezdir. Ama bir ayrıntı önemlidir: birbirinin zıddı iki kelimeyi yan yana koymak tek başına yetmez. Klasik belagat kitaplarına göre tezat için aynı kavrama iki zıt yönden bakılması, ya da iki zıt yönün aynı kavrama bağlanması gerekir. «Sıcak ve soğuk su» demek tezat değildir; bir hayatı ya da bir duyguyu iki uçtan birden göstermek tezattır.

Yunus'ta bunun yalın bir örneği var: «Kuru idik yaş olduk, ayağ idik baş olduk.» Kuru ile yaş, ayak ile baş karşıttır; ama asıl anlatılan, bir insanın geçirdiği dönüşümdür. Kuru dal yeşerir, en aşağıdaki en yukarıya çıkar. Karşıtlık, değişimin büyüklüğünü ölçmenin bir aletine dönüşür.

Tezat aynı fiilin olumlu ve olumsuz hâlleriyle de kurulabilir; klasik adı tıbak-ı selbdir. Nâbî'nin bir dizesi böyledir: «Bilen söyler nikât-ı râz-ı hüsnü bilmeyen söyler.» Güzelliğin sırlarını bilen de anlatıyor, bilmeyen de. Olumsuz ek, bir cümleyi ikiye böler ve ikisini aynı sonuca bağlar: herkes konuşmaktadır.

Yaygın yanlış«Bir dizede iki zıt kelime varsa orada tezat vardır» diye düşünülür.
Doğrusu

Klasik belagate göre bu yetmez; karşıtların aynı kavramın iki yüzünü göstermesi, birbirine bir anlam üzerinden bağlanması gerekir.

Ana anlatı — akraba kelimeler

Tenasüp, anlamca birbiriyle ilgili, aynı dünyaya ait kelimeleri bir arada kullanmaktır. Klasik kitaplarda mürâât-ı nazîr adıyla da anılır. Türk belagat kitaplarında bu sanat, lafızla anlam arasındaki uyumu anlatan «itilâf» sanatıyla zaman zaman karıştırılarak anlatılmıştır; iki kavram da uyum fikrine dayanır.

Nâbî'nin beytine dönersek: gül bahçeden gider, bülbül meydanda kalır, sohbet ve muhabbet ona bırakılır. Gül ile gülşen, bülbül ile gül, sohbet ile muhabbet birbirine bağlıdır. Tek bir kelime bir dünya kurmaz, ama beş akraba kelime bir bahçe meclisini kurar. Tenasüp, beytin iç tutarlılığını sağlar: okur bir kelimeyi duyduğunda öbürlerini bekler, ve beklediği gelir.

On sekizinci yüzyıl şairi Nedîm'in bir beyti, tenasübün ince bir biçimini gösterir: halkın yücelik ve devlet, tebaanın güven ve huzur, sanat ehlinin itibar içinde olduğunu söyler. Sıfatlar birbirinin yerine de kullanılabilirdi, vezin bozulmazdı. Ama şair her insan topluluğu için ona en uygun olanı seçer. Klasik belagat bunu anlamın anlama uyumu diye adlandırır.

Ana anlatı — önce topla, sonra yay

Leffüneşr, adını iki Arapça kelimeden alır: «leff», toplamak, dürmek; «neşr», yaymak, dağıtmak. Sanat da tam olarak bunu yapar. Önce birkaç unsur art arda sıralanır; buna leff denir. Ardından bu unsurların her biriyle ilgili ögeler gelir; buna neşr denir. Hangi ögenin hangi unsura ait olduğu açıkça söylenmez; eşleştirmeyi okur yapar.

Neşr bölümündeki ögeler leffin sırasını izliyorsa buna mürettep, yani sıralı leffüneşr denir. Sıra tersine dönmüşse buna ters sıralı, karışık gelmişse karışık leffüneşr denir. Klasik bir karışık örnek on yedinci yüzyıl şairi Nef'î'dendir: zülf, gönül, aşkın yakıcılığı ve göğüs ilk dizede sıralanır; ikinci dizede ateş, külhan, yılan ve hazine karışık bir sırayla gelir. Okur her birini kendi eşine bağlamak için bir bulmaca çözer.

Bu sanatın bir de gizli işlevi vardır: sıkıştırmak. İki ayrı cümle kurulacağına, önce konular toplanır, sonra hepsinin yüklemleri bir arada verilir. Söz kısalır, ama okurun zihni iki kat çalışır.

Yaygın yanlış«Leffüneşr yalnızca bir sıralama oyunudur, anlama bir şey katmaz» diye de düşünülür.
Doğrusu

Sanat, iki ya da üç ayrı cümleyi tek bir yapıda toplar; okuru eşleştirme yapmaya çağırır ve böylece sözü hem kısaltır hem de okurun katkısıyla derinleştirir.

Metin anı

On yedinci yüzyılın sonlarında yaşayan Nâbî'nin bir beyti, bu ünitenin iki sanatını aynı anda kullanır:

Bâğa gel kadd ü ruh u hâlin görüp olsun hacîl
Serv gülden gül karanfilden karanfil lâleden

İlk dizede şair sevgiliyi bahçeye çağırır: gel, boyunu, yanağını ve yüzündeki beni görüp utansınlar. Kadd boy, ruh yanak, hâl ise yüzdeki bendir. Bu üçü, leff bölümüdür: toplanmış ve dürülmüş üç güzellik.

İkinci dize bu dürümü açar. Servi, gül, karanfil: boya servi, yanağa gül, bene karanfil karşılık gelir, üstelik aynı sırayla. Divan şiirinde servi uzun boyun, gül al yanağın bilinen karşılıklarıdır. Sevgilinin boyunu gören servi, yanağını gören gül, benini gören karanfil utanacaktır. Dize bir zincir gibi ilerler ve her çiçeği bir sonrakine bağlar.

Aynı beyitte tenasüp de iş başındadır. Bağ, servi, gül, karanfil, lale: hepsi bahçenin kelimeleridir. Kad, ruh, hâl: hepsi bir güzelin yüzünün ve bedeninin kelimeleridir. İki kelime ailesi, bahçe ile sevgili, beytin iki dizesine yerleşmiş ve leffüneşr onları tek tek birbirine bağlamıştır. Okur bu beyti çözdüğünde bir tablo görür: bahçedeki bütün güzellikler, sevgilinin karşısında başlarını eğmektedir.

Cevap ve bağlantı

Kelimeler bir beyitte en az üç temel ilişki kurar. Karşıtlık, tezatla bir kavramın iki yüzünü birden gösterir; Yunus'un kurudan yaşa, ayaktan başa geçişinde olduğu gibi. Yakınlık, tenasüple bir kelime ailesi kurar ve beyte iç tutarlılık verir. Sıralı karşılık, leffüneşrle unsurları önce toplar sonra yayar ve eşleştirmeyi okura bırakır. Bu sanatlar tek tek kelimelere değil, kelimeler arasındaki ilişkilere dayanır; beytin mimarisini kuran onlardır.

Nâbî'nin beyti bu mimarinin iyi bir örneği: iki kelime ailesi, bir sıralı eşleşme ve sonunda bir tablo.

Kapanış kancası

Nâbî'nin beytindeki bir kelimeye bir kez daha bakalım: «hâl». Burada yüzdeki ben demek. Ama aynı kelime Türkçede «durum» anlamına da gelir: «hâlin nasıl?» Bir şair, bir kelimenin iki anlamını aynı anda oynatıp okuru yakın olanı düşünürken uzak olana götürmek isterse ne yapar? Divan şairinin en sevdiği oyunlar, bir sonraki ünitenin konusu.

Özet kartı

  1. Tezat, karşıt kavramları aynı konunun iki yüzünü gösterecek biçimde bir araya getirmektir; iki zıt kelimenin yan yana gelmesi tek başına yetmez.
  2. Tenasüp, anlamca birbiriyle ilgili kelimeleri bir arada kullanarak beyitte bir kelime ailesi kurmaktır; klasik adı mürâât-ı nazîrdir.
  3. Leffüneşrde önce unsurlar sıralanır (leff), sonra her biriyle ilgili ögeler verilir (neşr); eşleştirmeyi okur yapar.
  4. Sıralı leffüneşre mürettep, ters sıralısına ters, karışık olanına karışık leffüneşr denir.
  5. Nâbî'nin «Bâğa gel» beytinde kad, ruh, hâl ile servi, gül, karanfil aynı sırayla eşleşir; bahçe ve sevgili kelime aileleri tenasübü de kurar.

Kavram sözlüğü

TürkçeİngilizceKısa tanım
TezatAntithesisKarşıt kavramları aynı konunun iki yüzü olarak bir araya getirme
TenasüpCongruenceAnlamca ilgili kelimeleri bir arada kullanma; mürâât-ı nazîr
LeffüneşrLef and neşrÖnce unsurları sıralayıp sonra her biriyle ilgili ögeleri verme
Mürettep leffüneşrOrdered lef and neşrNeşr ögelerinin leff unsurlarının sırasını izlediği tür

Ünite quizi

  1. (Kazanım 1) «Soğuk suyla sıcak çay içtim» cümlesinde iki karşıt kelime var. Bu cümle tezat sayılır mı? Yunus Emre'nin «Kuru idik yaş olduk, ayağ idik baş olduk» dizesiyle karşılaştırarak açıklayın.
  2. (Kazanım 2) Önceki ünitede gördüğümüz, gülün bahçeyi terk ettiği ve bülbülün meclis meydanında yalnız kaldığı Nâbî beytinde tenasüp oluşturan kelimeleri bulun. Bu kelime ailesi beyte ne kazandırır?
  3. (Kazanım 3) Leffüneşrin iki bölümü nedir? Adları neden bu bölümlere uygundur?
  4. (Kazanım 3) «Annem ve babam, biri mutfakta, öbürü bahçede» cümlesi hangi tür leffüneşre örnektir? Cümleyi ters sıralı leffüneşre çevirin.
  5. (Kazanım 4) Nâbî'nin «Bâğa gel» beytinde leff ve neşr bölümlerini gösterin ve eşleştirin. Beyitte tenasüp oluşturan iki kelime ailesi hangileridir?

Cevaplar

  1. Sayılmaz. Sıcak ve soğuk yan yana gelmiştir ama aynı kavramın iki yüzünü göstermezler; iki ayrı içecek anlatılmaktadır. Yunus'un dizesinde ise kuru ile yaş, ayak ile baş aynı insanın geçirdiği dönüşümün iki ucudur; karşıtlık bir değişimi anlatır. Tezat budur.
  2. Gülşen, gül, bülbül, meydan, sohbet ve muhabbet. Hepsi bir bahçe meclisinin kelimeleridir; biri söylendiğinde öbürlerini çağırır ve beyte bir iç tutarlılık, bir sahne bütünlüğü kazandırır.
  3. Leff ve neşr. Leff «toplamak, dürmek» demektir ve unsurların önce bir arada sıralandığı bölümdür. Neşr «yaymak, dağıtmak» demektir ve her unsurla ilgili ögelerin tek tek verildiği bölümdür. Önce toplanan, sonra yayılır.
  4. Mürettep, yani sıralı leffüneşre örnektir: anne mutfakta, baba bahçede. Ters sıralı hâli: «Annem ve babam, biri bahçede, öbürü mutfakta»; burada ilk unsurun karşılığı sona, sonuncunun karşılığı başa geçer.
  5. Leff: kad (boy), ruh (yanak), hâl (ben). Neşr: serv, gül, karanfil. Eşleşme sıralıdır: boy–servi, yanak–gül, ben–karanfil. Tenasüp oluşturan iki kelime ailesi: bahçe ailesi (bağ, servi, gül, karanfil, lale) ve sevgilinin güzellik ailesi (kad, ruh, hâl).

Okuma

  • Nâbî, «Bâğa gel kadd ü ruh u hâlin» beyti. Beyti bir kâğıda iki satır hâlinde yazın ve eşleşen kelimeleri oklarla birleştirin.
  • Yunus Emre, «Kuru idik yaş olduk» dizesinin geçtiği şiir. Şiirdeki bütün karşıt çiftleri bulup her birinin hangi dönüşümü anlattığını not edin.
  • Sarıkaya'nın «Tezat» bölümü ile «Leff ü neşr» maddesi (Diyanet Vakfı ansiklopedisi). İki sanatın Divan şiirinden daha fazla örneği için.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Animasyon ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Video akışı

  • 0:00–0:45 Soğuk açılış: bir binanın çizimi; kemerler, kuleler ve pencereler sırayla belirir, her biri öbürüne ince çizgilerle bağlanır. Sonra bina bir beytin iki dizesine dönüşür.
  • 0:45–1:10 Büyük soru: üç simge yan yana belirir: iki zıt ok, bir halka zinciri ve iki sıra nokta arasında eşleştirme çizgileri.
  • 1:10–1:50 Bağlam: önceki ünitenin gül–bülbül ağı kısaca belirir.
  • 1:50–3:50 Ana anlatı — karşıtlar: kuru bir dal yavaş yavaş yeşerir; bir ayak izi yukarı doğru yükselip bir başa dönüşür. Ardından «bilen» ve «bilmeyen» iki figür aynı anda konuşur.
  • 3:50–5:20 Ana anlatı — akraba kelimeler: gül, gülşen, bülbül, sohbet ve muhabbet kelimeleri bir bahçe haritasında yerlerini alır. Ardından Nedîm'in beytinde üç insan topluluğu ve her birinin yanında uygun bir sıfat.
  • 5:20–7:00 Ana anlatı — topla ve yay: bir kumaş önce dürülür (üç kelime), sonra açılır (üç kelime); eşleşme çizgileri önce düz, sonra çapraz, sonra karışık çizilir.
  • 7:00–9:10 Metin anı: bir bahçe kapısı açılır; bir figürün boyu, yanağı ve yüzündeki beni ışıkla vurgulanır. Karşısında bir servi, bir gül ve bir karanfil sırayla başlarını eğer.
  • 9:10–9:50 Cevap ve kapanış: beyit yeniden belirir; «hâl» kelimesi büyür ve iki anlamı iki ayrı görüntüde belirir: yüzde bir ben ve bir soru balonu içinde «nasılsın?».

Anlatıcı mimari açılışını sakin ve gözlemci, çözümlemeleri bir bulmaca çözer gibi keyifli, Nâbî beytini ise zarif ve ölçülü bir tonla okur.

Telaffuz

  • Tezat: «te-ZÂT». Tenasüp: «te-nâ-SÜP». Leffüneşr: «lef-fü-NEŞR». Mürettep: «mü-ret-TEP». Mürâât-ı nazîr: «mü-râ-Â-tı na-ZÎR». Tıbak-ı selb: «tı-BÂ-kı SELB».
  • Nâbî: «NÂ-bî». Nedîm: «ne-DÎM». Nef'î: «nef-λ.
  • Bâğa gel: «BÂ-ğa gel». Kadd ü ruh u hâl: «KAD-dü RU-hu HÂL». Hacîl: «ha-CÎL». Serv: «SERV».
  • M. A. Yekta Saraç: «yek-TA sa-RAÇ».