İçeriğe geç

Ünite EDB-006-03 · Seviye 0 — Keşif

Edebiyat empati kazandırır mı?

EDB-006 Okuyan Beyin

2.106 kelime · yaklaşık 10 dakika okuma · anlatım 11 dk

  • empati
  • doğrudan tekrarlama
  • meta-analiz
  • etki büyüklüğü
  • korelasyon ve nedensellik
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Kidd ve Castano'nun 2013'te öne sürdüğü tek oturumluk etki, Samur ve ekibinin dört deneyinde (1.006 katılımcı) görülmedi; van Kuijk ve ekibinin tekrarı ise özgün bulgularla büyük ölçüde tutarlı çıktı.
  2. Dodell-Feder ve Tamir'in 2018 meta-analizi, kurmaca okumanın sosyal biliş üzerinde küçük ama anlamlı bir olumlu etkisi olduğunu buldu.
  3. Etki büyüklüğü farkın ne kadar belirgin olduğunu gösterir; «küçük» etki, grupların büyük ölçüde örtüştüğü anlamına gelir.
  4. Çok okuyanların testlerde daha iyi sonuç vermesi korelasyondur; nedenselliği göstermez.
  5. George Eliot 1856'da sanatın sempatilerimizi genişlettiğini yazdı; Middlemarch'ta ise sıradan acıya karşı duyarlılığımızın sınırlarını anlattı.

Kazanımlar

  • Kurmaca okumanın empati ve zihin kuramı üzerindeki etkisine dair iddiayı ve bu iddianın nasıl sınandığını açıklayabilir.
  • Doğrudan tekrarlama, meta-analiz ve etki büyüklüğü kavramlarını bu tartışma üzerinden tanımlayabilir.
  • Korelasyon ile nedensellik ayrımını kurmaca okuma araştırmalarına uygulayabilir.
  • George Eliot'ın sanatın «sempatilerimizi genişlettiği» iddiasını ve bu iddianın sınırlarını Middlemarch'tan bir pasajla değerlendirebilir.

Video metni

Soğuk açılış

Hollandalı bir araştırma ekibi, toplam bin altı katılımcıyla bir dizi deney kuruyor. Katılımcıların bir kısmı kısa bir edebi öykü okuyor; ötekiler karşılaştırma koşullarına ayrılıyor. Sonra hepsine aynı test veriliyor: başkalarının zihinsel durumlarını ne kadar doğru tahmin ettiklerini ölçen bir test.

Araştırmacıların amacı, birkaç yıl önce büyük ses getirmiş bir bulguyu yeniden sınamak: kısa bir edebi metin okumak, insanların başkalarının zihnini anlama becerisini hemen artırır mı? Dört deney yapıyorlar. Dördünde de cevap aynı çıkıyor.

Büyük soru

Edebiyatın bizi daha anlayışlı insanlar yaptığı, çok eski ve çok sevilen bir fikir. Ama bir fikrin sevilmesi onun doğru olduğunu göstermez. Bu fikri sınamak mümkün mü? Sınandığında ne buluyoruz?

Bağlam

Akademinin ilk dersinde, edebiyatın işlevini tartışırken, David Kidd ve Emanuele Castano'nun 2013'te Science dergisinde yayımladığı deneyle ve 2016'daki bir tekrarlama girişimiyle kısaca karşılaşmıştık. Önceki ünitede de Mar ve Oatley'in, kurmacayı toplumsal hayatın bir provası sayan önerisini gördük. Bu ünite, o önerinin en çok tartışılan sonucuna bakıyor: bu simülasyon bizi değiştiriyor mu?

Önce bir ayrım. Gündelik dilde «empati» birkaç şeyi birden anlatır. Başkasının ne düşündüğünü, neye inandığını çıkarsamak bir şeydir; onun hissettiğini hissetmek başka bir şey. Araştırmaların çoğu ilkini ölçer: zihin kuramını, yani insanların niyetlerini ve duygularını doğru tahmin etme becerisini. Kurmacanın bizi daha iyi insanlar yapıp yapmadığı sorusu ise bunların ikisinden de geniştir.

Ana anlatı — tek okumanın etkisi

Kidd ve Castano'nun 2013'teki iddiası iddialıydı: tek bir oturumda okunan kısa bir edebi metin, zihin kuramı testlerinde hemen ölçülebilir bir iyileşme sağlıyordu. Böyle bir bulgu doğruysa, başka laboratuvarlarda, başka katılımcılarla da görülmeliydi.

Açılıştaki Hollandalı ekip, Dalya Samur, Mattie Tops ve Sander Koole, tam bunu yaptı. Özgün çalışmadaki edebi metinleri, aynı zihin kuramı testini ve benzer katılımcı örneklemlerini kullandılar; deneylerden biri, doğrudan tekrarlama olarak önceden kayıt altına alındı. Dört deneyin toplam katılımcı sayısı 1.006'ydı. Hiçbirinde edebi kurmaca okumanın kontrol koşullarına göre bir etkisi görülmedi.

Ama aynı çalışmada başka bir sonuç da vardı: kurmacaya aşinalığı yüksek olan kişiler, zihin kuramı testlerinde daha iyi sonuç veriyordu. Bu ilişki önceki araştırmalarda da görülmüştü ve burada yeniden ortaya çıktı.

Tablo tek yönlü de değildi. Iris van Kuijk ve arkadaşları, 2018'de Kidd ve Castano'nun beşinci deneyinin edebi ve popüler kurmaca koşullarını doğrudan tekrarladılar. Sonuçları özgün bulgularla büyük ölçüde tutarlıydı. Ama bu çalışmayı, özgün makaleyi ve diğer doğrudan tekrarlamaları birleştiren küçük bir meta-analiz yaptıklarında, ortak etki küçüktü ve istatistiksel olarak anlamlı değildi; çalışmalar arasında da kayda değer farklar vardı. Kidd ve Castano da aynı yıl yayımladıkları bir yazıda edebi kurmaca okumanın zihin kuramını geliştirebileceğini savunmayı sürdürdü.

Ana anlatı — bütün deneyleri bir arada okumak

Tek tek deneyler birbirine ters düştüğünde ne yapılır? Bir yol, hepsini bir arada değerlendirmektir. Buna meta-analiz denir.

David Dodell-Feder ve Diana Tamir, 2018'de tam olarak bunu yaptı. Kurmaca okumanın sosyal biliş üzerindeki nedensel etkisini sınayan yayımlanmış ve yayımlanmamış deneyleri topladılar: on dört çalışmadan elli üç etki büyüklüğü. Sonuç: kurmaca okumak, kurmaca olmayan metin okumaya ya da hiç okumamaya kıyasla, sosyal biliş testlerinde küçük ama istatistiksel olarak anlamlı bir iyileşme sağlıyordu. Etki farklı analizlerde sağlam kalıyordu ve yalnızca olumlu sonuçların yayımlanmasından kaynaklanmış görünmüyordu.

«Küçük» burada teknik bir sözcüktür. Etki büyüklüğü, iki grup arasındaki farkın ne kadar belirgin olduğunu gösterir; bu meta-analizde bulunan değer, psikolojide genellikle küçük sayılan bir aralıktadır. Yani kurmaca okuyanlar ortalamada biraz daha iyi sonuç verir, ama iki grup büyük ölçüde örtüşür.

Araştırmacılar bir uyarı da ekledi: gelecekteki çalışmalar, bu etkinin laboratuvar testlerinden gerçek hayattaki sosyal davranışa taşınıp taşınmadığını sınamalıydı. Bir testte gözlerden duygu tahmin etmek, bir komşuya yardım etmekle aynı şey değildir.

Ana anlatı — hangisi önce gelir?

Samur ve ekibinin yinelediği ilişkiye geri dönelim: çok kurmaca okuyanlar zihin kuramı testlerinde daha iyi sonuç veriyor. Bu, kurmacanın onları değiştirdiğini mi gösterir?

Mutlaka değil. İki şeyin birlikte görülmesi, birinin ötekine yol açtığını kanıtlamaz. Başkalarının iç dünyasını merak eden insanlar, tam da bu yüzden romanlara yönelmiş olabilir. Ya da eğitim, ev ortamı, boş zaman gibi üçüncü bir etken her ikisini birden etkiliyor olabilir. Nedenselliği sınamanın yolu deneydir: insanları rastgele gruplara ayırıp bir kısmına kurmaca okutmak. Tek oturumluk deneylerin neden bu kadar önemsendiği buradan anlaşılır; ama yirmi dakikalık bir okumanın, bir ömür boyu sürecek okuma alışkanlığının etkisini temsil edip etmediği de ayrı bir sorudur.

Yaygın yanlış«Bilim, edebiyat okumanın insanı daha empatik yaptığını kanıtladı» diye sık duyulur.
Doğrusu

Mevcut deneylerin birleşik sonucu küçük bir olumlu etkiye işaret ediyor; tek oturumluk etkiyi sınayan bazı büyük tekrarlamalar ise etki bulmadı. Etkinin gerçek hayattaki davranışa taşınıp taşınmadığı hâlâ sınanmayı bekliyor.

Yaygın yanlış«Bir tekrarlama başarısız olduysa özgün bulgu çürümüştür» diye de düşünülür.
Doğrusu

Tek bir tekrarlama da tek bir özgün deney gibi yanılabilir; bu yüzden araştırmacılar sonuçları meta-analizlerle birleştirir ve çalışmalar arasındaki farkların kaynağını arar.

Metin anı

Bu tartışma laboratuvarlardan çok önce başladı. 1856 yazında, henüz tek bir roman yayımlamamış olan Mary Ann Evans, kısa bir süre sonra George Eliot adıyla tanınacak yazar, Westminster Review dergisinde, Alman köylü hayatını inceleyen Wilhelm Heinrich Riehl'in kitaplarını tanıtan uzun bir yazı yayımladı. Yazının bir yerinde şöyle diyordu:

The greatest benefit we owe to the artist, whether painter, poet, or novelist, is the extension of our sympathies.

«Ressam, şair ya da romancı olsun, sanatçıya borçlu olduğumuz en büyük iyilik, sempatilerimizin genişlemesidir.» Eliot devam eder: genellemelere ve istatistiklere dayanan çağrılar hazır bir duyarlılık ister; büyük bir sanatçının çizdiği hayat resmi ise sıradan ve bencil insanları bile kendilerinden ayrı olana dikkat etmeye zorlayabilir. Sanatın, deneyimimizi kişisel yazgımızın sınırlarının ötesine taşıdığını söyler.

On beş yıl sonra, Middlemarch'ta, aynı yazar bu umudun sınırını da yazdı. Genç Dorothea balayında Roma'da tek başına ağlarken anlatıcı, sıradan acıların neden bizi pek sarsmadığını düşünür:

If we had a keen vision and feeling of all ordinary human life, it would be like hearing the grass grow and the squirrel's heart beat, and we should die of that roar which lies on the other side of silence.

«Bütün sıradan insan hayatını keskin bir biçimde görüp hissedebilseydik, bu, otun büyümesini ve sincabın kalbinin atışını duymak gibi olurdu ve sessizliğin öbür yanındaki o gürültüden ölürdük.» Ardından ekler: en çabuk kavrayanlarımız bile kalın bir duyarsızlık tabakasına sarınmış dolaşır.

Bu iki cümle, bugünkü araştırmaların sınırlarını şaşırtıcı bir kesinlikle haber veriyor. Eliot sanatın dikkati genişlettiğine inanıyordu, ama sonsuz bir duyarlılık vaat etmiyordu. Dodell-Feder ve Tamir'in «küçük ama gerçek» etkisi, belki de tam bu aralıkta bir yerde duruyor: kurmaca bizi biraz daha dikkatli yapabilir, ama o kalın tabakayı tek bir okumayla kaldırmaz.

Cevap ve bağlantı

Edebiyat empati kazandırır mı? Kanıtın bugünkü cevabı temkinli: kurmaca okumanın sosyal biliş üzerinde küçük bir olumlu etkisi olduğu görülüyor, ama tek oturumluk okumanın etkisini sınayan bazı büyük tekrarlamalar sonuç vermedi ve etkinin gerçek hayattaki davranışa taşınıp taşınmadığı henüz bilinmiyor. Çok okuyanların testlerde daha iyi sonuç vermesi ise, tek başına, okumanın onları değiştirdiğini kanıtlamıyor.

Bu ünitenin asıl kazancı belki de bir cevaptan çok bir alışkanlık: sevdiğimiz bir iddiayı, kanıtın dilinde tartabilmek. George Eliot'ın umudu ile onun uyarısı, bu tartıyı yüz elli yıl önceden kurmuştu.

Kapanış kancası

Empati tartışması, okurun karakterlerle kurduğu bağa odaklanıyor. Ama bizi bir kitaba bağlayan başka bir güç daha var: sayfayı çevirmeden duramamak. Neden bir hikâyenin nasıl biteceğini bu kadar merak ederiz? Bir sonraki ünite, gerilimin ve beklentinin zihinde nasıl kurulduğuna bakıyor.

Özet kartı

  1. Kidd ve Castano'nun 2013'te öne sürdüğü tek oturumluk etki, Samur ve ekibinin dört deneyinde (1.006 katılımcı) görülmedi; van Kuijk ve ekibinin tekrarı ise özgün bulgularla büyük ölçüde tutarlı çıktı.
  2. Dodell-Feder ve Tamir'in 2018 meta-analizi, kurmaca okumanın sosyal biliş üzerinde küçük ama anlamlı bir olumlu etkisi olduğunu buldu.
  3. Etki büyüklüğü farkın ne kadar belirgin olduğunu gösterir; «küçük» etki, grupların büyük ölçüde örtüştüğü anlamına gelir.
  4. Çok okuyanların testlerde daha iyi sonuç vermesi korelasyondur; nedenselliği göstermez.
  5. George Eliot 1856'da sanatın sempatilerimizi genişlettiğini yazdı; Middlemarch'ta ise sıradan acıya karşı duyarlılığımızın sınırlarını anlattı.

Kavram sözlüğü

TürkçeİngilizceKısa tanım
EmpatiEmpathyBaşkasının duygusunu ve bakış açısını anlama ve paylaşma
Doğrudan tekrarlamaDirect replicationBir deneyi aynı yöntem ve malzemeyle yeni katılımcılarla yeniden yapmak
Meta-analizMeta-analysisBirçok çalışmanın sonuçlarını istatistiksel olarak birleştirme yöntemi
Etki büyüklüğüEffect sizeGruplar arasındaki farkın belirginliğini gösteren ölçü
Korelasyon ve nedensellikCorrelation and causationBirlikte değişme ile neden olma arasındaki ayrım

Ünite quizi

  1. (Kazanım 1) Kidd ve Castano'nun 2013'teki iddiası neydi ve Samur ve ekibi bu iddiayı nasıl sınadı?
  2. (Kazanım 2) Van Kuijk ve ekibinin doğrudan tekrarı ile küçük meta-analizleri hangi sonuçları verdi? Bu iki sonuç neden birbiriyle çelişmez?
  3. (Kazanım 2) Dodell-Feder ve Tamir'in meta-analizi ne buldu ve «küçük etki» ne anlama gelir?
  4. (Kazanım 3) Çok kurmaca okuyanların zihin kuramı testlerinde daha iyi sonuç vermesi neden okumanın onları değiştirdiğini tek başına kanıtlamaz?
  5. (Kazanım 4) Eliot'ın 1856 yazısındaki iddia ile Middlemarch'taki «sessizliğin öbür yanındaki gürültü» pasajı birbirini nasıl tamamlar?

Cevaplar

  1. Tek bir oturumda okunan kısa bir edebi metnin zihin kuramı testlerinde hemen ölçülebilir bir iyileşme sağladığını iddia ettiler. Samur ve ekibi aynı metinleri, aynı testi ve benzer örneklemleri kullanarak, biri önceden kaydedilmiş doğrudan tekrarlama olan dört deney yaptı (toplam 1.006 katılımcı); hiçbirinde edebi kurmacanın kontrol koşullarına göre etkisi görülmedi.
  2. Doğrudan tekrarları özgün bulgularla büyük ölçüde tutarlı çıktı; ama bu çalışmayı özgün makale ve diğer tekrarlarla birleştirdiklerinde ortak etki küçük ve anlamlı değildi, çalışmalar arasında da belirgin farklar vardı. Çelişmezler, çünkü tek bir çalışmanın sonucu ile birçok çalışmanın ortalaması farklı şeyleri ölçer; birleşik tahmin, tek tek sonuçlar arasındaki dalgalanmayı da hesaba katar.
  3. On dört çalışmadan elli üç etki büyüklüğünü birleştirerek kurmaca okumanın, kurmaca olmayan okumaya ya da okumamaya göre sosyal bilişte küçük ama istatistiksel olarak anlamlı bir iyileşme sağladığını buldu; etki analizlerde sağlam kaldı ve yayın yanlılığından kaynaklanmış görünmedi. «Küçük etki», ortalamada bir fark olsa da iki grubun büyük ölçüde örtüştüğü anlamına gelir.
  4. Çünkü bu bir korelasyondur. Başkalarının iç dünyasını merak eden kişiler bu yüzden kurmacaya yönelmiş olabilir; ya da eğitim, ev ortamı gibi üçüncü bir etken her ikisini etkiliyor olabilir. Nedensellik ancak katılımcıların rastgele gruplara ayrıldığı deneylerle sınanabilir.
  5. 1856'da Eliot sanatın sempatilerimizi genişlettiğini ve bizi kendimizden ayrı olana dikkat etmeye zorladığını söyler. Middlemarch'ta ise bütün sıradan acıyı hissedebilseydik bunun dayanılmaz olacağını ve çoğumuzun kalın bir duyarsızlıkla dolaştığını yazar. Birincisi sanatın gücünü, ikincisi o gücün sınırını gösterir; birlikte, küçük ama gerçek bir etki fikrine yakın düşerler.

Okuma

  • George Eliot, Middlemarch, XX. bölüm. Dorothea'nın Roma'daki yalnızlığını ve anlatıcının sıradan acı üzerine düşüncelerini okuyun.
  • George Eliot, «The Natural History of German Life» (1856), sanatın sempatiyi genişlettiği paragraf ve çevresi. İngilizce; Eliot'ın «gerçek dışı» temsilleri neden zararlı bulduğunu not edin.
  • David Dodell-Feder ve Diana Tamir, «Fiction reading has a small positive impact on social cognition» (2018), makale özeti. İngilizce; araştırmacıların gelecekteki çalışmalar için önerdiği üç yönü not edin.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Animasyon ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Video akışı

  • 0:00–0:50 Soğuk açılış: sıra sıra ekranlar; her ekranda bir metin sayfası, ardından soru işaretli yüz simgeleri. Köşede «1.006» sayısı belirir; dört deney dört kutu hâlinde sırayla açılır.
  • 0:50–1:20 Büyük soru: bir kitap ile bir terazi; kitap terazinin bir kefesine konur, öbür kefe boş kalır.
  • 1:20–2:30 Bağlam: önceki ünitenin simülatör görseli kısaca geri gelir. «Empati» sözcüğü iki parçaya ayrılır: «anlamak» ve «birlikte hissetmek».
  • 2:30–4:40 Ana anlatı — tek okuma: zaman çizgisinde 2013, 2016, 2018 işaretleri; her tekrarlama bir nokta olarak belirir, bazıları yeşil, bazıları gri.
  • 4:40–6:30 Ana anlatı — meta-analiz: on dört çalışmanın noktaları tek bir grafikte toplanır; ortalama çizgisi sıfırın biraz sağında durur. Ardından iki çan eğrisi büyük ölçüde üst üste biner.
  • 6:30–7:40 Ana anlatı — önce hangisi: iki çember, «okuma» ve «zihin kuramı», arasında çift yönlü bir ok; üstlerinde üçüncü bir çember belirir ve ikisine de ok atar.
  • 7:40–9:50 Metin anı: 19. yüzyıl ortasından bir dergi sayfası; ilk alıntı belirir. Ardından Roma'da bir oda, pencere kenarında ağlayan genç bir kadın silüeti; ikinci alıntıda ekranın sesi yavaşça kısılır, çim ve sincap çizimleri belirir.
  • 9:50–10:30 Cevap ve kapanış: terazi yeniden görünür, kitabın kefesi hafifçe iner; son karede bir kitabın sayfası yarı açık kalır, köşesi kalkmıştır.

Anlatıcı araştırma bölümlerini dengeli ve meraklı, Eliot alıntılarını ise acele etmeden, her cümlenin ardından kısa bir sessizlik bırakarak okur.

Telaffuz

  • Dalya Samur: «DAL-ya SA-mur». Mattie Tops: «MA-ti TOPS». Sander Koole: «SAN-dır KO-le».
  • Iris van Kuijk: «İ-ris fan KAYK». David Dodell-Feder: «DEY-vid DO-dıl FE-dır». Diana Tamir: «day-A-na ta-MİR».
  • Wilhelm Heinrich Riehl: «VİL-helm HAY-rih RİL». George Eliot: «CORC E-li-ıt». Mary Ann Evans: «ME-ri EN E-vınz». Middlemarch: «Mİ-dıl-març». Dorothea: «do-ro-Tİ-ya».