Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- 10 Mayıs 1933'te Berlin'de öğrenci örgütlerince düzenlenen törende yaklaşık 25.000 kitap yakıldı; Kästner kendi kitaplarının yakılışını izledi.
- Plutarkhos Sezar'ın MÖ 48'deki yangınının «büyük kütüphaneyi» yok ettiğini yazar; ama İskenderiye Kütüphanesi'nin etkisi yüzyıllar içinde yavaş yavaş azaldı.
- Kütüphanenin halife Ömer'in emriyle yakıldığı anlatısı olaydan altı yüzyıl sonraki kaynaklardan gelir ve 1713'ten beri kuşkuyla karşılanır.
- 1499'da Granada'da Cisneros, tıp kitapları dışındaki Arapça yazmaları yaktırdı; dönemin kaynaklarına göre en az beş bin yazma.
- Heine'nin Almansor'undaki «kitapların yakıldığı yerde, sonunda insanlar da yakılır» dizesini bir karakter, Hassan söyler; dize Granada'da Kuran'ın yakılmasını anlatır.
Kazanımlar
- İskenderiye Kütüphanesi'nin yok oluşuna dair belgelenmiş bilgiyi sonraki yüzyıllarda doğan anlatılardan ayırt edebilir.
- 1499 Granada ve 1933 Berlin kitap yakmalarını tarihleri ve düzenleyicileriyle anlatabilir.
- Heine'nin Almansor'daki ünlü dizesini oyundaki bağlamıyla açıklayabilir.
- Kitap yakmanın bir yok etme eyleminden çok bir gösteri ve ilan olduğunu örneklerle tartışabilir.
Video metni
Soğuk açılış
Berlin, 10 Mayıs 1933, gece. Yağmur yağıyor. Üniversiteden çıkan bir meşale alayı şehrin içinden ilerliyor; arkasında kitap yüklü kamyonlar var. Opera meydanında büyük bir ateş yakılıyor. Kitaplar elden ele geçirilerek aleve atılıyor ve her deste için bir ad okunuyor: Marx, Freud, Tucholsky, Heinrich Heine.
Kalabalığın içinde, izleyicilerin arasında, bir yazar duruyor: Erich Kästner. Bir noktada kendi adının okunduğunu duyuyor ve kendi kitaplarının ateşe atılmasını seyrediyor.
Büyük soru
Kitaplar neden yakılır? Bir kitabın binlerce nüshası vardır; bir ateş onların hepsini yok edemez. O hâlde kitap yakanlar ne yapmaya çalışır? Ve bir toplumun kitaplarla ne yaptığı, o toplum hakkında ne söyler?
Bağlam
Önceki derste türlerin haritasını çizdik: metinlerin kendi iç sınırlarını. Bu yeni ders metinlerin dış sınırına bakıyor: edebiyatın iktidarla, piyasayla ve toplumla karşılaştığı yere. İlk durak, bu karşılaşmanın en çıplak biçimi: kitabın ateşe atılması.
Kitap yakma tarihi uzundur ve pek çok farklı uygarlıkta, pek çok farklı gerekçeyle görülür. Bu ünite üç ana durağa bakıyor: İskenderiye, Granada ve Berlin. Ama önce bir uyarı: kitap yakma hikâyeleri de bazen hikâyedir. Belgelenmiş olanla sonradan anlatılanı ayırmak, bu tarihin ilk dersidir.
Ana anlatı — İskenderiye: belge ve efsane
Antik dünyanın en ünlü kütüphanesi İskenderiye'deydi. Onun sonu hakkında herkesin bildiği bir hikâye vardır: büyük bir yangın ve bir anda yok olan binlerce kitap. Belgeler ise daha karmaşık bir tablo çizer.
Yunan yazar Plutarkhos, Sezar'ın hayatını anlatırken, MÖ 48'de İskenderiye'de kuşatılan Sezar'ın düşmanın deniz yolunu kesmesini önlemek için kendi gemilerini ateşe verdiğini yazar. Ateş tersaneyi yakar, oradan yayılır ve Plutarkhos'a göre «büyük kütüphaneyi» yok eder. Ama modern araştırmacılar bu yangında ne kadarının yandığının belirsiz olduğunu vurgular; kütüphane ya kurtulmuş ya da kısa sürede yeniden kurulmuş görünür. Etkisi ise yüzyıllar içinde, yavaş yavaş azalmıştır.
Bir başka anlatı ise kütüphanenin, Mısır'ın 642'de Arap ordusunca fethinden sonra halife Ömer'in emriyle yakıldığını söyler. Bu hikâye olaydan yaklaşık altı yüzyıl sonra yazılmış 13. yüzyıl kaynaklarında karşımıza çıkar. Daha 1713'te Fransız bilgin Eusèbe Renaudot bu anlatıya kuşkuyla bakmış, sonraki pek çok tarihçi de aradaki uzun zaman boşluğunu ve yazarların siyasi amaçlarını göz önüne alarak onu güvenilmez saymıştır.
Yaygın yanlış«İskenderiye Kütüphanesi tek bir büyük yangında, bir gecede yok oldu» diye düşünülür.
Belgeler tek bir felaketi değil, yüzyıllara yayılan bir çöküşü gösterir: siyasi baskılar, kuşatmalar, kaynakların azalması. Tek gecelik yangın hikâyesi akılda kalıcıdır, ama bir kütüphaneyi çoğu zaman ateşten çok ihmal ve zaman öldürür.
Ana anlatı — Granada, 1499
Belgelenmiş kitap yakmalardan biri Endülüs'ün sonunda yaşandı. 1492'de Granada'nın Kastilya'ya teslim olmasından sonra, antlaşma Müslüman halka dinini koruma hakkı tanımıştı. Ama 1499'da Granada'ya gelen Başpiskopos Francisco Jiménez de Cisneros, zorla din değiştirme politikası izledi ve şehirde bulunabilen Arapça yazmaların herkesin önünde yakılmasını emretti. Dönemin kaynaklarına göre yakılan yazmaların sayısı en az beş bin; tıp kitapları dışarıda tutuldu.
Bu olay, üç yüzyıl sonra bir Alman şairin kaleminde edebiyata girecekti.
Ana anlatı — Berlin, 1933
1933 kitap yakmaları kendiliğinden patlamış öfke gösterileri değildi. Mart ile Ekim arasında Almanya'nın pek çok şehrinde, Nazi partisi ve öğrenci örgütleri tarafından planlanıp sahnelendi. Berlin gecesinde ateşe atılacak kitaplar önceden kamyonlara yüklenmişti; her deste bir yazarın adıyla ve onu suçlayan bir sloganla ateşe verildi. Yakılan yazarların pek çoğu o sırada ülkeyi çoktan terk etmişti.
Bugün Berlin'deki o meydanda, yerin altına gömülmüş boş rafları camdan bir pencereden görülen bir anıt var: Micha Ullman'ın tasarladığı ve 20 Mart 1995'te açılan, yirmi bin kitaplık boş raflarıyla bütün kitapları yok olmuş bir kütüphane.
Metin anı
1933'te ateşe atılan kitaplar arasında Heinrich Heine'nin eserleri de vardı. Heine yüz yıldan fazla önce, 1823'te yayımlanan Almansor adlı tragedyasında, Granada'daki o yakmayı sahneye taşımıştı. Oyunda Almansor, Granada'dan gelen kötü haberleri anlatır: din adamlarının dönüşü, halkın vaftizi. Ve sonra en ağırını:
Wir hörten daß der furchtbare Ximenes,
Inmitten auf dem Markte, zu Granada –
Mir starrt die Zung' im Munde – den Koran
In eines Scheiterhaufens Flamme warf!
«Duyduk ki korkunç Ximenes, Granada'da, pazar yerinin ortasında, dilim ağzımda donuyor, Kuran'ı bir odun yığınının alevine atmış!» Ona Hassan cevap verir:
Das war ein Vorspiel nur, dort wo man Bücher
Verbrennt, verbrennt man auch am Ende Menschen.
«Bu yalnızca bir başlangıçtı; kitapların yakıldığı yerde, sonunda insanlar da yakılır.»
Bu iki dize bugün Berlin'de, Ullman'ın anıtının yanındaki bronz levhaların başında duruyor: «Heinrich Heine 1820» imzasıyla ve sözcük sırası biraz değiştirilmiş olarak. Çoğu zaman da bağlamından koparılarak anılıyor. Dizeyi söyleyen Heine değil, oyunun bir karakteri, Hassan. Ve dize Almanya'daki bir öğrenci şenliğini değil, Granada'da Kuran'ın ve Arapça kitapların yakılmasını anlatıyor. Heine, Hristiyan bir din adamının İslam'ın kutsal kitabını yakmasını bir Müslüman karakterin ağzından anlatmıştı; yüz on yıl sonra kendi kitapları da ateşe atıldı.
Dizelerin gücü, bir tarih kehaneti gibi okunmasından geliyor. Ama Heine'nin söylediği aslında bir kehanetten çok bir gözlemdi: bir topluluğun kitaplarını yakmak, o topluluğu yok saymanın ilk adımıdır.
Cevap ve bağlantı
Kitaplar neden yakılır? Çoğu zaman onları yok etmek için değil: bir kitabın başka nüshaları vardır ve 1933'te yakılan kitapların çoğu başka ülkelerde okunmaya devam etti. Kitap yakmak bir gösteridir. Kalabalığın önünde, bir ateşin başında, hangi seslerin artık istenmediğini ilan eder. Granada'da bir dini ve dili, Berlin'de bir düşünce dünyasını ve bir halkı hedef alan bu ilan, Heine'nin sezdiği gibi, çoğu zaman daha büyük bir şiddetin habercisi oldu.
İskenderiye ise başka bir ders veriyor: kitap yakma hikâyelerinin kendisi de siyasi olabilir. Bir kütüphanenin kaybını bir düşmana yüklemek, belgelerin sessiz kaldığı yerde bir efsane yaratabilir. Edebiyat tarihinin görevi, ateşi de efsaneyi de dikkatle ayırmaktır.
Kapanış kancası
Kitap yakmak gürültülü bir eylemdir; ama kitapları susturmanın daha sessiz yolları da vardır: yasaklar, izinler, toplatmalar, kara listeler. Bir kitap hiç yakılmadan da okurlara ulaşamayabilir. Bir sonraki ünite, Osmanlı'dan bugüne Türkiye'de sansürün tarihine bakıyor.
Özet kartı
- 10 Mayıs 1933'te Berlin'de öğrenci örgütlerince düzenlenen törende yaklaşık 25.000 kitap yakıldı; Kästner kendi kitaplarının yakılışını izledi.
- Plutarkhos Sezar'ın MÖ 48'deki yangınının «büyük kütüphaneyi» yok ettiğini yazar; ama İskenderiye Kütüphanesi'nin etkisi yüzyıllar içinde yavaş yavaş azaldı.
- Kütüphanenin halife Ömer'in emriyle yakıldığı anlatısı olaydan altı yüzyıl sonraki kaynaklardan gelir ve 1713'ten beri kuşkuyla karşılanır.
- 1499'da Granada'da Cisneros, tıp kitapları dışındaki Arapça yazmaları yaktırdı; dönemin kaynaklarına göre en az beş bin yazma.
- Heine'nin Almansor'undaki «kitapların yakıldığı yerde, sonunda insanlar da yakılır» dizesini bir karakter, Hassan söyler; dize Granada'da Kuran'ın yakılmasını anlatır.
Kavram sözlüğü
| Türkçe | İngilizce | Kısa tanım |
|---|---|---|
| Kitap yakma | Book burning | Kitapların bir fikri ya da topluluğu yok saymak için ateşe verilmesi |
| Efsane ile belge | Legend and record | Sonradan anlatılan hikâye ile çağdaş kaynaklarca doğrulanan bilgi arasındaki ayrım |
| Simgesel şiddet | Symbolic violence | Bir simgeye yönelen ama asıl hedefi bir topluluk ya da düşünce olan şiddet |
| Sansür | Censorship | Bir metnin yayımlanmasının, dağıtılmasının ya da okunmasının bir otorite tarafından engellenmesi |
| Anma | Commemoration | Bir olayın, bir yer, anıt ya da tören aracılığıyla toplumun belleğinde tutulması |
Ünite quizi
- (Kazanım 1) Plutarkhos İskenderiye Kütüphanesi'nin yangını hakkında ne yazar ve modern araştırmacılar bu bilgiyi nasıl değerlendirir?
- (Kazanım 1) Kütüphanenin halife Ömer'in emriyle yakıldığı anlatısı neden kuşkuyla karşılanır?
- (Kazanım 2) 1499 Granada ve 1933 Berlin kitap yakmalarını kim düzenledi ve neleri hedef aldı?
- (Kazanım 3) Heine'nin ünlü dizesi oyunda kimin ağzından ve hangi olay üzerine söylenir?
- (Kazanım 4) Kitap yakma neden bir yok etme eyleminden çok bir gösteri ve ilan olarak okunabilir?
Cevaplar
- Plutarkhos, MÖ 48'de kuşatılan Sezar'ın kendi gemilerini ateşe verdiğini, ateşin tersaneden yayılıp «büyük kütüphaneyi» yok ettiğini yazar. Modern araştırmacılar ne kadarının yandığının belirsiz olduğunu, kütüphanenin kurtulmuş ya da yeniden kurulmuş göründüğünü ve etkisinin yüzyıllar içinde yavaş yavaş azaldığını vurgular.
- Çünkü anlatı olaydan yaklaşık altı yüzyıl sonra, 13. yüzyıl kaynaklarında ortaya çıkar. 1713'te Renaudot'dan başlayarak pek çok tarihçi, aradaki uzun zaman boşluğunu ve yazarların siyasi amaçlarını göz önüne alarak bu hikâyeyi güvenilmez saymıştır.
- Granada'da 1499'da Başpiskopos Cisneros, zorla din değiştirme politikasının parçası olarak tıp kitapları dışındaki Arapça yazmaları yaktırdı. Berlin'de 1933'te Nazi partisi ve öğrenci örgütleri, «Alman ruhuna aykırı» saydıkları yazarların kitaplarını planlı bir törenle yaktı; aralarında Marx, Freud, Tucholsky ve Heine vardı.
- Dizeyi Heine değil, oyunun karakteri Hassan söyler. Almansor'un, Ximenes'in Granada'da pazar yerinde Kuran'ı ateşe attığı haberine verilen bir cevaptır; yani dize Granada'da Kuran'ın ve Arapça kitapların yakılmasını anlatır.
- Bir kitabın başka nüshaları vardır ve bir ateş hepsini yok edemez; 1933'te yakılan kitapların çoğu başka ülkelerde okunmaya devam etti. Yakma töreni, kalabalığın önünde hangi seslerin istenmediğini ilan eder ve bir topluluğu yok saymanın simgesel bir adımı olur; bu yüzden çoğu zaman daha büyük bir şiddetin habercisidir.
Okuma
- Ray Bradbury, Fahrenheit 451, birinci bölüm. Türkçe bir çeviride itfaiyecilerin kitap yakma sahnesini okuyun ve bu ünitedeki gerçek olaylarla karşılaştırın.
- Heinrich Heine, Almansor, birinci perdenin başı (Almanca, Vikikaynak). Almansor ile Hassan'ın konuşmasını bağlamıyla okuyun.
- Plutarkhos, Sezar'ın Hayatı, İskenderiye kuşatmasını anlatan bölüm. Türkçe bir çeviride kütüphaneye yapılan tek cümlelik göndermeyi bulun.