İçeriğe geç

Ünite EDB-004-05 · Seviye 0 — Keşif

Öğretici metinler

EDB-004 Türler Haritası

1.563 kelime · yaklaşık 7 dakika okuma · anlatım 8 dk

  • öğretici metin
  • deneme
  • tecrübe-i kalemiyye
  • kişisel üslup
  • öğüt
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Öğretici metinler bir bilgiyi, düşünceyi ya da öğüdü aktarmayı amaçlar; deneme bu grubun edebiyata en yakın üyesidir.
  2. Bacon'ın denemeleri (1597, 1612, 1625) öğütçü ve resmîdir; Montaigne'in Essais'i (1580) kişisel ve kendini konu edinen bir tavır taşır.
  3. Türkçede essai karşılığı olarak «risâle», «âzmâyiş-i kalem» ve «tecrübe-i kalemiyye» kullanıldı; «deneme» 1940'larda yerleşmeye başladı.
  4. Bir öğretici metnin edebiyat sayılmasında üslup, okunma biçimi ve toplumun kararı gibi ölçütler birlikte rol oynar.
  5. Montaigne okura yazdığı notta kitabının konusunun kendisi olduğunu ve okuru vaktini harcamaması için uyardığını söyler.

Kazanımlar

  • Öğretici metinleri şiir, anlatı ve tiyatrodan ayıran temel özellikleri açıklayabilir.
  • Denemenin Montaigne'deki kişisel ve Bacon'daki öğütçü iki tavrını metinlerden örnekle karşılaştırabilir.
  • «Deneme» adının Türkçede nasıl yerleştiğini tarihleriyle anlatabilir.
  • Bir öğretici metnin edebiyat sayılıp sayılmayacağı tartışmasında ölçütleri tartabilir.

Video metni

Soğuk açılış

Londra, 1597. İnce bir kitap yayımlanıyor: on kısa yazı, her biri bir konu üzerine. Yazarı, sonraki yıllarda İngiltere'nin en yüksek hukuk makamlarına yükselecek olan Francis Bacon. Kitabın adı Essayes.

Bu yazılardan birinin konusu okumak. Bacon okura bir hikâye anlatmaz, bir sahne kurmaz, bir duyguyu söylemez. Öğüt verir:

Some books are to be tasted, others to be swallowed, and some few to be chewed and digested

«Bazı kitaplar tadılmak, bazıları yutulmak, pek azı da çiğnenip sindirilmek içindir.» Dört yüz yılı aşkın süredir bu cümle okuma üzerine yazılan yazılarda alıntılanıyor. Bir öğüt, bir edebiyat cümlesi gibi hatırlanıyor.

Büyük soru

Şiir, anlatı ve tiyatro türler haritasının üç köşesiydi. Ama kitapçı raflarında bir de bir şey öğretmeye, düşündürmeye çalışan metinler var: denemeler, makaleler, gezi yazıları, anılar, mektuplar. Bunlar edebiyat mıdır? Yoksa edebiyatın dışında, bilgi veren sıradan yazılar mı?

Bağlam

Akademinin ilk dersinde, dilin bilgi veren ve etki bırakan iki yüzü üzerinde durmuştuk. Öğretici metinler ilk bakışta bilgi veren yüze aittir: bir düşünceyi açıklar, bir konuyu tartışır, okuru bir şeye ikna etmeye çalışır. Ama bazıları bunu öyle bir üslupla yapar ki, yüzyıllar sonra konusu için değil, söyleyiş biçimi için okunur.

Bu ünite öğretici metinlerin en edebî görünen üyesine, denemeye bakıyor. Türün adı bile bir tereddüt taşır: deneme, bir şeyi kesin olarak söylemek değil, denemektir.

Ana anlatı — iki tavır: Bacon ve Montaigne

Bacon'ın 1597'deki ilk kitabında on deneme vardı; 1612'deki genişletilmiş baskıda otuz sekiz, 1625'teki son baskıda elli sekiz. Bu denemeler kısa, yoğun ve kesin cümlelerle yazılmıştır. Bacon'ın sesi bir danışmanın sesidir: ne okunmalı, nasıl okunmalı, neden okunmalı.

Ondan on yedi yıl önce, 1580'de, Fransa'da Michel de Montaigne Essais adlı bir kitap yayımlamıştı. Bacon'ın kitabının adı da bu Fransızca sözcükten geliyordu. Ama Montaigne'in sesi bambaşkaydı. O öğüt vermez; düşünür, kendi aklından geçenleri sorgular, sık sık kendi alışkanlıklarından, hastalıklarından, okuduklarından söz eder. Konusu dünyadan çok kendisidir.

Türk edebiyatı üzerine yazan araştırmacılar da bu iki tavrı ayırır. Yunus Balcı'nın deneme literatürü üzerine makalesinde Montaigne tarzı kişisel, «informal» deneme ile Bacon tarzı daha resmî, öğütçü deneme ayrılır; Ahmet Haşim'in Bize Göre ve Gurabâhâne-i Laklakan'daki yazıları birinci tavrın, makalenin Aziz İstanbul'dan aldığı bir Yahya Kemal örneği ise daha çok ikinci tavra yakın bulunur.

Ana anlatı — «deneme» adı nasıl yerleşti?

Tür Türkçeye adıyla birlikte gelmedi. Balcı'nın aktardığına göre on dokuzuncu yüzyıl ortasındaki bazı Osmanlı sözlüklerinde essai karşılığı olarak «risâle» ve «âzmâyiş-i kalem» kullanılmıştı; ardından gelen «tecrübe-i kalemiyye», yani «kalem denemesi», 1950'lere kadar kültür hayatında yer etti. 1940'ların başında hâlâ doğrudan Fransızca essai sözcüğü kullanılıyordu.

Balcı, Nurullah Ataç'ın 6 Kasım 1944'te Ulus gazetesinde çıkan bir yazısında essai sözcüğünün yanında «deneme»ye de yer verdiğini gösterir ve bu tarihi, «deneme» adının yerleşmeye başladığı yıllara bir işaret olarak okur.

Yaygın yanlış«Deneme, bir konu hakkında bilgi veren herhangi bir yazıdır» diye düşünülür.
Doğrusu

Bir ansiklopedi maddesi ya da bir ders kitabı da bilgi verir, ama deneme sayılmaz. Denemeyi ayıran, yazarın kişisel sesi ve düşüncenin kesinleşmemiş, «deneyen» hâlidir. Bu yüzden deneme, öğretici metinlerin içinde edebiyata en yakın duranıdır.

Ana anlatı — edebiyat mı, değil mi?

Öğretici bir metin ne zaman edebiyat sayılır? Yine o ilk derste edebiyatın tanımı üzerine 2.500 yıllık tartışmaya bakmıştık ve kesin bir sınır bulamamıştık. Öğretici metinler bu belirsizliğin tam ortasında durur.

Bir ölçüt üsluptur: Bacon'ın «tadılmak, yutulmak, çiğnenmek» dizisi bir öğüdü, bir imgeyle ve bir ritimle verir; cümle bilgi kadar söyleyiş için de hatırlanır. Bir başka ölçüt süreklilik ve okunma biçimidir: Montaigne'in denemeleri artık on altıncı yüzyıl hakkında bilgi almak için değil, bir insanın kendini düşünmesini izlemek için okunuyor. Üçüncü bir ölçüt de toplumun kararıdır: edebiyat tarihleri, okul programları ve seçkiler bazı denemeleri edebiyatın içine alır, çoğunu almaz.

Bu ölçütler birbirini tamamlar, ama hiçbiri tek başına kesin değildir. Aynı metin bir okur için bir bilgi kaynağı, başka bir okur için bir edebiyat eseri olabilir.

Metin anı

Montaigne'in Essais'inin başında, okura yazdığı kısa bir not vardır. 1 Mart 1580 tarihli bu not, kitabın ne olmadığını söyleyerek başlar: burada okura hizmet etmek ya da ün kazanmak gibi bir amaç yoktur; kitap, yakınları yazarı kaybettikten sonra onu hatırlasın diye yazılmıştır. Not şöyle açılır ve biter:

C'est icy un livre de bonne foy, lecteur.
Ainsi, lecteur, je suis moy-mesmes la matiere de mon livre : ce n'est pas raison que tu employes ton loisir en un subject si frivole et si vain.

«Bu içtenlikle yazılmış bir kitap, okur.» Ve sonunda: «Demek ki okur, kitabımın konusu bizzat benim; boş vaktini böylesine önemsiz ve boş bir konuya harcaman için bir sebep yok.»

Bu not, denemenin bütün tavrını birkaç satıra sığdırır. Montaigne bir şey öğretmeyi reddeder: bu kitap bir öğretim kitabı değil, bir portredir. Konusu dünya değil, yazarın kendisidir. Ve okuru kitabı okumamaya davet eder. Tam da bu alçakgönüllülük, sonraki yüzyıllarda denemeyi okunan bir tür yapmıştır.

Bacon ile karşılaştırın: Bacon okura nasıl okuması gerektiğini söyler, Montaigne okumasına gerek olmadığını. Biri öğretir, öbürü kendini anlatır. İkisinin arasındaki alan, bugün «öğretici metinler» dediğimiz geniş ve edebiyatla sınırı belirsiz bölgedir.

Cevap ve bağlantı

Deneme edebiyat mıdır? Bu sorunun cevabı metne ve okura göre değişir. Bir öğretici metin, bilgi vermenin ötesine geçip kişisel bir sesle, bir üslupla ve bir düşünce serüveniyle okunduğunda edebiyata yaklaşır. Montaigne'in kendini «kitabının konusu» ilan etmesi, Bacon'ın bir öğüdü bir imgeye dönüştürmesi bunun iki yoludur.

Türkçede bu türün adının bile uzun bir deneme sürecinden geçtiğini gördük: risâleden kalem tecrübesine, essai'den denemeye. Türler, adlarıyla birlikte oluşur ve değişir.

Kapanış kancası

Şiir, anlatı, tiyatro ve öğretici metin: haritamız dört bölgeye ayrıldı. Ama bazı metinler bu bölgelerin sınırında durur, iki türü birden taşır: düzyazıyla yazılmış şiirler, yazarın kendi hayatını kurmacaya dönüştürdüğü romanlar, sözcükle resmi birleştiren grafik romanlar. Bir sonraki ünite, bu dersin son durağında, melez türlere bakıyor.

Özet kartı

  1. Öğretici metinler bir bilgiyi, düşünceyi ya da öğüdü aktarmayı amaçlar; deneme bu grubun edebiyata en yakın üyesidir.
  2. Bacon'ın denemeleri (1597, 1612, 1625) öğütçü ve resmîdir; Montaigne'in Essais'i (1580) kişisel ve kendini konu edinen bir tavır taşır.
  3. Türkçede essai karşılığı olarak «risâle», «âzmâyiş-i kalem» ve «tecrübe-i kalemiyye» kullanıldı; «deneme» 1940'larda yerleşmeye başladı.
  4. Bir öğretici metnin edebiyat sayılmasında üslup, okunma biçimi ve toplumun kararı gibi ölçütler birlikte rol oynar.
  5. Montaigne okura yazdığı notta kitabının konusunun kendisi olduğunu ve okuru vaktini harcamaması için uyardığını söyler.

Kavram sözlüğü

TürkçeİngilizceKısa tanım
Öğretici metinDidactic textBilgi, düşünce ya da öğüt aktarmayı amaçlayan metin
DenemeEssayBir konuyu kişisel bir sesle, kesin sonuç iddia etmeden tartışan düzyazı türü
Tecrübe-i kalemiyyePen trialOsmanlıcada essai karşılığı kullanılan, «kalem denemesi» anlamındaki terim
Kişisel üslupPersonal voiceYazarın metne kendi bakışını, sesini ve deneyimini katan söyleyiş biçimi
ÖğütCounselOkura nasıl davranması ya da düşünmesi gerektiğini söyleyen tavsiye

Ünite quizi

  1. (Kazanım 1) Öğretici metinleri şiir, anlatı ve tiyatrodan ayıran temel özellik nedir?
  2. (Kazanım 2) Bacon'ın ve Montaigne'in denemeleri tavır bakımından nasıl ayrılır?
  3. (Kazanım 3) «Deneme» adı Türkçede nasıl bir yoldan geçerek yerleşti?
  4. (Kazanım 4) Bir öğretici metnin edebiyat sayılmasında hangi ölçütler rol oynar ve neden hiçbiri tek başına yetmez?
  5. (Kazanım 2) Montaigne'in «Okura» notu denemenin tavrı hakkında ne söyler?

Cevaplar

  1. Öğretici metinler bir hikâye anlatmayı, bir sahne kurmayı ya da bir duyguyu yoğun bir dille söylemeyi değil, bir bilgiyi, düşünceyi ya da öğüdü aktarmayı amaçlar. Deneme, makale, gezi yazısı, anı ve mektup bu grubun örnekleridir.
  2. Bacon'ın denemeleri kısa, kesin, öğütçü ve resmîdir; bir danışmanın sesiyle okura ne yapması gerektiğini söyler. Montaigne'in denemeleri kişiseldir; düşünür, sorgular ve konusu olarak dünyadan çok kendisini alır.
  3. On dokuzuncu yüzyıl ortasındaki Osmanlı sözlüklerinde «risâle» ve «âzmâyiş-i kalem» karşılıkları kullanıldı; ardından «tecrübe-i kalemiyye» 1950'lere kadar yaşadı. 1940'ların başında Fransızca essai kullanılıyordu; Ataç'ın 1944'teki Ulus yazısında «deneme» de yer aldı ve ad bu yıllarda yerleşmeye başladı.
  4. Üslup (öğüdün bir imge ve ritimle verilmesi), okunma biçimi (metnin bilgi için değil yazarın düşünüşü için okunması) ve toplumun kararı (edebiyat tarihlerinin ve seçkilerin metni içine alması). Hiçbiri tek başına yetmez; aynı metin bir okur için bilgi kaynağı, başka biri için edebiyat eseri olabilir.
  5. Montaigne kitabının içtenlikle yazıldığını, konusunun kendisi olduğunu ve okura hizmet gibi bir amacı olmadığını söyler; okuru vaktini böylesine önemsiz bir konuya harcamaması için uyarır. Bu, denemenin öğretmeyi reddeden, kişisel ve alçakgönüllü tavrını gösterir.

Okuma

  • Montaigne, Denemeler, «Okura» ve sevdiğiniz bir deneme. Türkçe bir çeviride kısa bir deneme seçin ve yazarın kendinden ne kadar söz ettiğini not edin.
  • Francis Bacon, «Of Studies» (İngilizce, Project Gutenberg). Tek sayfalık bir deneme; öğütleri tek tek listeleyin.
  • Ahmet Haşim, Gurabâhâne-i Laklakan'dan bir yazı. Bir deneme ile bir gazete yazısı arasındaki sınırı bu yazıda arayın.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Animasyon ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Video akışı

  • 0:00–0:45 Soğuk açılış: 1597 Londra'sında ince bir kitap, sayfalar arasında bir tüy kalem. Bacon'ın cümlesi üç parçaya ayrılır: bir kitap tadılır, bir kitap yutulur, bir kitap çiğnenir; her biri küçük bir yemek sahnesiyle canlanır.
  • 0:45–1:05 Büyük soru: türler haritasının üç köşesi aydınlık, ortada adı konmamış gri bir bölge.
  • 1:05–2:00 Bağlam: dilin iki yüzü bir madalyonun iki yüzü gibi döner; «deneme» sözcüğü bir terazinin kararsız ibresine dönüşür.
  • 2:00–3:40 Ana anlatı — iki tavır: solda bir danışman masası, düzgün yığılmış öğütler; sağda bir kütüphane köşesi, bir adam pencereden bakarak kendi kendine düşünüyor. Baskı sayıları 10, 38, 58 bir sayfa yığınında büyür.
  • 3:40–5:10 Ana anlatı — ad: bir sözlük sayfasında «risâle», «âzmâyiş-i kalem», «tecrübe-i kalemiyye», «essai» ve «deneme» sözcükleri bir zaman çizgisi üzerinde sırayla belirir; 1944 tarihli bir gazete kupürü.
  • 5:10–6:30 Ana anlatı — edebiyat mı: üç ölçüt üç mercek gibi aynı metnin üstünden geçer; her mercekte metnin başka bir yanı parlar.
  • 6:30–8:40 Metin anı: 1580 tarihli bir kâğıt, eski yazımlı harfler bugünkü harflere dönüşür. «je suis moy-mesmes la matiere de mon livre» cümlesinde yazarın silüeti sayfanın içine girer.
  • 8:40–9:30 Cevap ve kapanış: haritada dört bölge; sınırlarda iki renk birbirine karışır; son karede bir resimli sayfa ile bir şiir satırı iç içe geçer.

Anlatıcı Bacon'ın cümlelerini kesin ve ölçülü, Montaigne'in notunu ise içten ve hafif gülümseyen bir tonla okur.

Telaffuz

  • Francis Bacon: «FRAN-sis BEY-kın». Of Studies: «ov STA-diz». Essayes or Counsels, Civill and Morall: «E-seyz or KAUN-sılz, Sİ-vıl end MO-rıl».
  • Essais: «e-SE». Au lecteur: «o lek-TÖR». C'est icy un livre de bonne foy: «se-ti-Sİ ön LİVR dö bon FUA».
  • Âzmâyiş-i kalem: «az-ma-yi-Şİ ka-LEM». Tecrübe-i kalemiyye: «tec-rü-be-İ ka-le-mi-YE». Nurullah Ataç: «nu-rul-LAH a-TAÇ». Gurabâhâne-i Laklakan: «gu-ra-ba-ha-ne-İ lak-la-KAN».