İçeriğe geç

Ünite EDB-004-01 · Seviye 0 — Keşif

Aristoteles'in üçlüsü

EDB-004 Türler Haritası

1.576 kelime · yaklaşık 7 dakika okuma · anlatım 8 dk

  • tür
  • anlatma kipi
  • lirik
  • epik
  • dramatik
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Platon Devlet III'te anlatımı üçe ayırır: yalın anlatım (dithyrambos), bütünüyle taklit (tragedya, komedya) ve ikisinin karışımı (destan).
  2. Aristoteles Poetika III'te esas olarak anlatmak ile sahnelemek arasında ayrım yapar; ayrı bir «lirik» köşesi yoktur.
  3. Lirik, epik, dramatik üçlüsünün en açık ifadelerinden biri Goethe'nin 1819 tarihli «Naturformen der Dichtung» notudur.
  4. Genette (1979), üçlünün yüzyıllar içinde kurulduğunu ve sonradan Aristoteles'e mal edildiğini gösterir.
  5. Goethe'ye göre üç biçim çoğu zaman bir arada bulunur; en küçük şiirde, baladda ve tragedyada birlikte çalışabilir.

Kazanımlar

  • Platon'un Devlet'te yaptığı üçlü anlatma ayrımını metindeki örnekle açıklayabilir.
  • Aristoteles'in Poetika'da anlatma ile sahneleme arasında yaptığı ayrımı tanımlayabilir.
  • Lirik, epik ve dramatik üçlüsünün sonradan kurulduğunu Goethe'nin 1819 tarihli metni üzerinden gösterebilir.
  • Bir metinde birden çok anlatma kipinin bir arada bulunabileceğini örnekle tartışabilir.

Video metni

Soğuk açılış

Atina, milattan önce dördüncü yüzyıl. Platon'un diyaloğunda Sokrates, muhatabı Adeimantos'a bir şeyi anlatmaya çalışıyor ve anlatamıyor. Sonunda bir deney yapıyor: Homeros'un İlyada'sının açılışını alıyor, yaşlı rahip Khryses'in Agamemnon'a yalvardığı sahneyi. Homeros'ta rahip kendi ağzından konuşur. Sokrates bu konuşmayı söküp atıyor ve sahneyi baştan sona kendi ağzından, düz bir anlatıya çeviriyor. Ölçüyü de atıyor: «Ben şair değilim» diyor.

Aynı olay, aynı kişiler. Ama sahne bambaşka duruyor. Sokrates'in deneyi, edebiyatı sınıflandırmanın en eski sorularından birini açıyor: bir hikâye kimin ağzından anlatılıyor?

Büyük soru

Bir metne neden şiir, ötekine neden roman ya da oyun deriz? Bu ayrımları kim, ne zaman yaptı? Edebiyat derslerinde sık duyulan «lirik, epik, dramatik» üçlüsü gerçekten Aristoteles'ten mi geliyor?

Bağlam

Bir önceki derste hikâyenin ateş başından ekrana uzanan yolculuğunu izledik. Araçlar değişti, ama edebiyat hep belli biçimlerde kendini gösterdi. Bu ders, o biçimlerin haritasını çıkarıyor.

Harita çıkarmanın ilk adımı adlandırmaktır. Edebiyatta bu adlara tür diyoruz. Ama türler doğada bulunmaz; onları okurlar, eleştirmenler ve şairler zaman içinde kurar. Bu ünite, en ünlü tür haritasının nasıl kurulduğunu izliyor.

Ana anlatı — Platon: kimin ağzından?

Sokrates'in deneyi Platon'un Devlet adlı eserinin üçüncü kitabında yer alır. Deneyin amacı, şairlerin hikâyelerini anlatma biçimlerini ayırmaktır. Jowett'in çevirisinde Sokrates sorar:

And narration may be either simple narration, or imitation, or a union of the two?

«Anlatım ya yalın anlatım, ya taklit, ya da ikisinin birleşimi olabilir, değil mi?» Sonra bu üç yolu örneklerle açar. Tragedya ve komedya bütünüyle taklittir: şair ortadan çekilir, yalnızca karakterler konuşur. Dithyrambos denen koro şarkısı ise karşı uçtadır: orada konuşan yalnızca şairdir. Homeros'un destanı ikisini karıştırır: şair bazen kendi ağzından anlatır, bazen de Khryses gibi bir karakterin yerine geçip onun sesiyle konuşur.

Ana anlatı — Aristoteles: anlatmak ya da sahnelemek

Platon'un öğrencisi Aristoteles, Poetika'da bu ayrımı devralır ama daha sade bir hâle getirir. Ona göre bir şiiri ötekinden ayıran üç şey vardır: neyle taklit edildiği, neyin taklit edildiği ve nasıl taklit edildiği. Sonuncusu için Butcher'ın çevirisinde şöyle der:

the poet may imitate by narration—in which case he can either take another personality as Homer does, or speak in his own person, unchanged—or he may present all his characters as living and moving before us

«Şair anlatarak taklit edebilir; bu durumda ya Homeros'un yaptığı gibi başka bir kişiliğe bürünür ya da değişmeden kendi ağzından konuşur. Ya da bütün karakterlerini gözümüzün önünde yaşayan ve hareket eden kişiler olarak sunabilir.»

Bu cümleye dikkatle bakın. Aristoteles'in asıl ayrımı ikilidir: anlatmak ya da sahnelemek. Anlatmanın içinde iki alt yol vardır. Ama «lirik» diye ayrı bir tür, bir üçüncü köşe yoktur. Aristoteles'in Poetika'sı esas olarak tragedya ve destanla ilgilenir; bugün lirik dediğimiz kısa, kişisel şiire ayrı bir yer açmaz.

Yaygın yanlış«Lirik, epik ve dramatik üçlüsünü Aristoteles kurdu» denir.
Doğrusu

Poetika'da böyle bir üçlü yoktur. Fransız kuramcı Gérard Genette, 1979'da yayımlanan Introduction à l'architexte adlı kitabında bu üçlünün yüzyıllar içinde adım adım kurulduğunu ve sonradan Aristoteles'e mal edildiğini gösterir. Bu ünitenin başlığındaki ad da o yaygın alışkanlıktan geliyor.

Ana anlatı — Goethe: üç doğal biçim

Bugün tanıdığımız üçlünün en açık ifadelerinden biri 1819'dan, Goethe'den gelir. Batı-Doğu Divanı'na eklediği notlarda türlerin karışık bir liste olduğunu söyler: ağıt, balad, destan, fabl, roman, hiciv. Bazıları dış görünüşüne, bazıları konusuna göre adlandırılmıştır. Goethe bu karışıklığın altında daha temel bir düzen arar ve şunu önerir:

Es giebt nur drey ächte Naturformen der Poesie: die klar erzählende, die enthusiastisch aufgeregte und die persönlich handelnde: Epos, Lyrik und Drama.

«Şiirin yalnızca üç gerçek doğal biçimi vardır: açıkça anlatan, coşkuyla heyecanlanan ve kişiler aracılığıyla eyleyen biçim: Epos, Lirik ve Dram.»

Goethe'nin üçlüsü Platon'unkine benziyor gibi görünür, ama önemli bir fark vardır. Platon'un ölçütü «kim konuşuyor?» sorusuydu. Goethe'ninki bir tavırdır: anlatan sakin bir ses, coşkuyla taşan bir ses, karakterlerin kendisi. Lirik artık yalnızca şairin konuştuğu şiir değil, duygunun taşkın hâlidir.

Metin anı

Goethe'nin notunun en ilginç yeri, üçlüyü kurduğu cümlenin hemen ardından gelir. Üç biçim, der, birlikte ya da ayrı ayrı iş görebilir. Sonra ekler:

In dem kleinsten Gedicht findet man sie oft beysammen, und sie bringen eben durch diese Vereinigung im engsten Raume das herrlichste Gebild hervor

«En küçük şiirde bile onları çoğu zaman bir arada bulursunuz ve tam da bu birleşmeyle, en dar alanda en görkemli yapıyı ortaya çıkarırlar.» Örnek olarak her halkın en değerli baladlarını gösterir.

Goethe'ye göre eski Yunan tragedyasında da üçü birliktedir: koro öne çıktığında lirik, hikâye aktarıldığında epik, kişiler eyleme geçtiğinde dramatik baskındır. Homeros'un destanını ise «saf epik» sayar: orada her şeyi anlatıcı, rapsodos yönetir; onun söz vermediği hiç kimse ağzını açamaz.

Bu son gözlem, bizi ünitenin başına götürüyor. Sokrates Khryses sahnesinden rahibin sesini söküp attığında, Homeros'u Goethe'nin «saf epik» dediği şeye çevirmiş olmuyor muydu? Goethe'nin gözünde Homeros zaten öyledir; Platon'un gözünde ise Homeros'ta taklit ile anlatım karışıktır. İki okuma aynı destana farklı ölçütlerle bakıyor. Bu, türler haritasının ilk dersi: harita, onu çizenin sorduğu soruya göre değişir.

Cevap ve bağlantı

«Lirik, epik, dramatik» üçlüsü Aristoteles'in değil, uzun bir düşünme sürecinin ürünüdür. Platon hikâyeleri kimin konuştuğuna göre ayırdı. Aristoteles anlatmak ile sahnelemek arasına bir çizgi çekti. Yüzyıllar sonra, özellikle Goethe gibi yazarlarla, bugün bildiğimiz üçlü bir tür haritası olarak yerleşti ve geriye dönük olarak Aristoteles'e bağlandı.

Bu üçlü yine de işe yarar bir pusuladır: bir metne bakıp «burada kim konuşuyor, bir hikâye mi anlatılıyor, yoksa bir duygu mu söyleniyor, yoksa karakterler mi eyliyor?» diye sormamızı sağlar. Yeter ki pusulayı haritanın kendisi sanmayalım; Goethe'nin de söylediği gibi, çoğu metin birden çok yönü aynı anda gösterir.

Kapanış kancası

Üçlünün köşelerini tek tek ziyaret etme zamanı. İlk durak, Goethe'nin «coşkuyla heyecanlanan» dediği köşe: şiir. Bir metni şiir yapan ölçü mü, uyak mı, yoksa dilin bambaşka bir yoğunluğa ulaşması mı? Bir sonraki ünite, şiiri dilin en yoğun hâli olarak ele alıyor.

Özet kartı

  1. Platon Devlet III'te anlatımı üçe ayırır: yalın anlatım (dithyrambos), bütünüyle taklit (tragedya, komedya) ve ikisinin karışımı (destan).
  2. Aristoteles Poetika III'te esas olarak anlatmak ile sahnelemek arasında ayrım yapar; ayrı bir «lirik» köşesi yoktur.
  3. Lirik, epik, dramatik üçlüsünün en açık ifadelerinden biri Goethe'nin 1819 tarihli «Naturformen der Dichtung» notudur.
  4. Genette (1979), üçlünün yüzyıllar içinde kurulduğunu ve sonradan Aristoteles'e mal edildiğini gösterir.
  5. Goethe'ye göre üç biçim çoğu zaman bir arada bulunur; en küçük şiirde, baladda ve tragedyada birlikte çalışabilir.

Kavram sözlüğü

TürkçeİngilizceKısa tanım
TürGenreOrtak özellikleri olan metinlerin tarih içinde kurulan sınıfı
Anlatma kipiModeHikâyenin anlatıcı aracılığıyla mı, karakterlerin ağzından mı, karışık mı sunulduğu
LirikLyricBir öznenin duygu ve izlenimlerini yoğun bir dille dile getirdiği şiir tavrı
EpikEpicOlayları bir anlatıcının sesiyle aktaran anlatım tavrı; destanın ve anlatının kipi
DramatikDramaticOlayların anlatıcı olmadan, karakterlerin konuşması ve eylemiyle sunulduğu tavır

Ünite quizi

  1. (Kazanım 1) Platon'a göre tragedya, dithyrambos ve destan anlatma biçimi bakımından nasıl ayrılır?
  2. (Kazanım 1) Sokrates'in Khryses sahnesini yeniden yazması neyi göstermek içindir?
  3. (Kazanım 2) Aristoteles Poetika'da taklidin «nasıl»ı için hangi seçenekleri sayar ve bu ayrımda neden ayrı bir lirik köşesi yoktur?
  4. (Kazanım 3) Goethe'nin 1819 tarihli notundaki üç doğal biçim nelerdir ve Goethe'nin ölçütü Platon'unkinden nasıl ayrılır?
  5. (Kazanım 4) Goethe'ye göre üç biçim neden çoğu zaman bir arada bulunur? Bir örnek verin.

Cevaplar

  1. Tragedya ve komedya bütünüyle taklittir: şair çekilir, yalnızca karakterler konuşur. Dithyrambosta yalnızca şair konuşur; bu yalın anlatımdır. Destan ikisinin karışımıdır: şair bazen kendi ağzından anlatır, bazen bir karakterin yerine geçip onun sesiyle konuşur.
  2. Homeros'un karakter ağzından konuştuğu (taklit ettiği) bir sahnenin, şairin kendi ağzından anlatıldığında nasıl yalın anlatıma dönüştüğünü göstermek için. Aynı olay, iki farklı anlatma kipiyle sunulur.
  3. Şair anlatarak taklit edebilir; bunu ya Homeros gibi başka bir kişiliğe bürünerek ya da değişmeden kendi ağzından yapar. Ya da karakterlerini gözümüzün önünde yaşayan ve hareket eden kişiler olarak sunar. Asıl ayrım anlatmak ile sahnelemek arasındadır; Poetika esas olarak tragedya ve destanla ilgilendiği için bugünkü anlamda kısa, kişisel şiire ayrı bir köşe açmaz.
  4. Açıkça anlatan (Epos), coşkuyla heyecanlanan (Lirik) ve kişiler aracılığıyla eyleyen (Dram) biçimler. Platon'un ölçütü kimin konuştuğudur; Goethe'ninki ise metnin tavrıdır: sakin anlatım, duygunun taşkınlığı ya da karakterlerin eylemi.
  5. Çünkü bu biçimler birbirini dışlamaz, aynı metinde birlikte çalışabilir. Goethe'ye göre en küçük şiirde, özellikle baladlarda üçü bir aradadır; eski Yunan tragedyasında da koro öne çıktığında lirik, hikâye aktarıldığında epik, kişiler eyleme geçtiğinde dramatik baskındır.

Okuma

  • Platon, Devlet, III. kitap, 392c–398b. Türkçe bir çeviride Sokrates'in Khryses sahnesini yeniden yazdığı bölümü okuyun.
  • Aristoteles, Poetika, I–III. bölümler. Kısa bölümler; taklidin aracı, nesnesi ve biçimi arasındaki ayrımı not edin.
  • Homeros, İlyada, I. kitabın ilk kırk dizesi. Türkçe bir çeviride Khryses'in konuştuğu yeri bulun ve Sokrates'in düz anlatımıyla karşılaştırın.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Animasyon ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Video akışı

  • 0:00–0:45 Soğuk açılış: bir Atina avlusu; Sokrates'in elinde bir papirüs. Khryses'in konuşma balonları sayfadan tek tek sökülür, yerine düz anlatı satırları dizilir; dize kırılmaları silinip düzyazı blokları oluşur.
  • 0:45–1:05 Büyük soru: üç köşeli bir üçgen çizilir, köşelerde «lirik», «epik», «dramatik»; ortada Aristoteles'in büstü, üçgenin çizgileri kesik kesik.
  • 1:05–1:50 Bağlam: kurs haritasına yeni bir sayfa eklenir; boş bir harita, üzerinde henüz çizilmemiş sınırlar.
  • 1:50–3:30 Ana anlatı — Platon: üç sütun: yalnızca şairin sesi (tek konuşma balonu), yalnızca karakterler (sahne), karışık (anlatıcı ve karakter balonları iç içe).
  • 3:30–5:10 Ana anlatı — Aristoteles: bir çizgi ikiye ayrılır: «anlatmak» ve «sahnelemek»; anlatma kolu ikiye dallanır. Üçüncü bir köşe aranır, bulunamaz.
  • 5:10–7:00 Ana anlatı — Goethe: 1819 tarihli bir kitap sayfası, Almanca cümle özgün yazımıyla belirir, altında Türkçesi. Genette'nin adı zaman çizgisinde 1979'a yerleşir; oklar geriye dönüp Aristoteles'e bağlanır, üzerinde «sonradan» notu.
  • 7:00–8:50 Metin anı: bir balad sayfasında üç renk iç içe geçer: anlatan satırlar, coşkulu nakarat, karakter konuşmaları. Ardından bir tragedya sahnesinde koro, anlatıcı ve oyuncular sırayla aydınlanır.
  • 8:50–9:40 Cevap ve kapanış: üçgen bir pusulaya dönüşür, pusula haritanın üstünde durur; son karede ibre «lirik» köşesini gösterir.

Anlatıcı Platon ve Aristoteles bölümlerini sabırlı bir öğretmen gibi, Goethe'nin cümlesini ise ağır ve vurgulu okur.

Telaffuz

  • Khryses: «HRİ-ses». Agamemnon: «a-ga-MEM-non». Dithyrambos: «di-ti-RAM-bos». Rapsodos: «rap-SO-dos».
  • Benjamin Jowett: «BEN-ca-min CO-ıt». S. H. Butcher: «ES EYÇ BU-çır».
  • Johann Wolfgang Goethe: «YO-han VOLF-gang GÖ-te». Naturformen der Dichtung: «na-TUR-for-men der DİH-tung». Es giebt nur drey ächte Naturformen der Poesie: «es gipt nur dray EH-te na-TUR-for-men der po-e-Zİ».
  • Gérard Genette: «je-RAR jö-NET». Introduction à l'architexte: «en-tro-dük-SYON a lar-şi-TEKST».