Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Türk basınındaki ilk tefrika, Şinasi'nin Şair Evlenmesi'dir (1860, Tercüman-ı Ahval); tefrika okura devamı beklemeyi öğretti.
- 1938 Dünyalar Savaşı yayını romanı haber bültenleri biçiminde, şimdiki zamanda anlattı.
- «Kitlesel panik» anlatısı abartılıdır: yayın gecesi yapılan ankette dinleyenler yüzde ikide kaldı; gazeteler olayı radyoya karşı büyüttü.
- Radyo kendi edebiyatını da doğurdu: Under Milk Wood bir «sesler için oyun»dur; TRT'nin «Arkası Yarın»ı tefrika mantığını sese taşır.
- Aşk-ı Memnu tefrikadan kitaba, 1975'te TRT dizisine ve 2008'de yeni bir diziye uzanan bir yolculuk yaptı.
Kazanımlar
- Tefrikanın, radyo tiyatrosunun ve televizyon dizisinin bölüm bölüm anlatma biçimini karşılaştırabilir.
- Dünyalar Savaşı radyo yayını örneğinde bir aracın bir anlatının zamanını ve etkisini nasıl değiştirdiğini açıklayabilir.
- 1938 yayınının «kitlesel panik» efsanesini ölçüm verileriyle sorgulayabilir.
- Bir Türk romanının tefrikadan televizyona uzanan yolunu tarihleriyle izleyebilir.
Video metni
Soğuk açılış
New York, 30 Ekim 1938, akşam saat sekiz. CBS radyosunda dans müziği çalıyor. Birden müzik kesiliyor ve bir spiker haber bülteni okuyor: bir gözlemevi Mars'ta art arda patlamalar görmüş. Müzik geri dönüyor, sonra yine kesiliyor. New Jersey'de bir çiftliğe büyük bir cisim düşmüş. Olay yerindeki muhabir, cismin kapağının açıldığını ve içinden bir şeylerin çıktığını anlatıyor.
Bunların hiçbiri gerçek değildi. Programın başında duyurulduğu gibi, dinlenen şey H. G. Wells'in 1898'de yayımlanan Dünyalar Savaşı romanının bir radyo uyarlamasıydı.
Büyük soru
Bir hikâye yeni bir eve taşındığında ne değişir? Aynı roman, bir kitapta sessizce okunurken başka, bir radyodan akşam haberleri gibi dinlenirken başka bir şeye dönüşebilir mi?
Bağlam
Bir önceki ünitenin sonunda romanların gazetelerde tefrika edildiğini söylemiştik. Bu, edebiyatın yeni bir araca ilk büyük göçlerinden biriydi. Türk basınında da ilk tefrika, bir gazeteyle edebiyatın buluştuğu yerde doğdu: Şinasi'nin Şair Evlenmesi, 1860'ta Tercüman-ı Ahval gazetesinin ikinci ile beşinci sayıları arasında parça parça yayımlandı. Tefrika okura bir alışkanlık kazandırdı: yarım kalan hikâyenin süreceği günü beklemek.
Yirminci yüzyıl bu alışkanlığı devraldı ve ona yeni araçlar ekledi. Önce radyo geldi; hikâye göz yerine kulağa, sayfa yerine sese taşındı. Sonra televizyon, sesi görüntüyle birleştirdi. Her yeni araç, hikâyeyi hem çoğalttı hem de değiştirdi.
Ana anlatı — radyonun şimdiki zamanı
1938 yayınının asıl yeniliği biçimindeydi. Program romanın açılışına dayanan bir konuşmayla başladı, sonra sıradan bir radyo akşamını taklit etti: müzik, araya giren haber bültenleri, olay yerinden canlı bağlantılar. Wells'in romanında olup biten her şey bir anlatıcı tarafından geriye dönülerek anlatılıyordu. Radyoda aynı olaylar, «şu anda» olan haberlere dönüştü.
Bu dönüşüm yalnızca radyonun yapabileceği bir şeydi. Kitabı eline alan okur, bir roman okuduğunu bilir. Oysa 1938'de radyo, insanların haberleri de dinlediği araçtı. Uyarlama, bir kurmacayı haberin kılığına sokarak aracın kendisini hikâyenin parçası yaptı.
Yaygın yanlış«Yayın Amerika'da kitlesel bir paniğe yol açtı» denir.
Tarihçiler Jefferson Pooley ile Michael Socolow, 2013'te bu anlatıyı sorguladı. Yayın gecesi bir ölçüm şirketi, C. E. Hooper, beş bin haneyi arayıp hangi programı dinlediklerini sormuştu; yalnızca yüzde ikisi bu programı söyledi, haber dinlediğini söyleyen ise olmadı. Yazarlara göre panik hikâyesini büyüten, reklam gelirini radyoya kaptıran gazetelerdi: radyonun güvenilmez bir haber kaynağı olduğunu göstermek istiyorlardı.
Bu düzeltmenin kendisi de bu ünitenin konusuna dair bir şey söylüyor: yeni bir araç geldiğinde, okurunu ya da dinleyicisini kaybetmekten korkan eski araçlar onu kuşkuyla izleyebilir. 1938'in gazeteleri bunun belgelenmiş bir örneği.
Ana anlatı — sesler için yazılan edebiyat
Radyo yalnızca romanları uyarlamadı; kendi edebiyatını da doğurdu. Galli şair Dylan Thomas'ın Under Milk Wood (Süt Ormanı Altında) adlı eseri, BBC için yazılmış ve alt başlığıyla bir «sesler için oyun» olarak tasarlanmıştı: sahnesi, dekoru yoktu; küçük bir Galler kasabasının bir günü, anlatıcı seslerin ve kasaba halkının konuşmalarıyla kuruluyordu. BBC eseri ilk kez 25 Ocak 1954'te, Thomas'ın ölümünden iki ay sonra yayımladı.
Türkiye'de radyo tiyatrosunun en tanıdık biçimlerinden biri, TRT radyosunun «Arkası Yarın» programıdır. Adı bile tefrikanın vaadini taşır: romanlar ve oyunlar bölüm bölüm seslendirilir, hikâye ertesi gün kaldığı yerden sürer. Gazetenin «devamı var» notu, radyoda bir cümleye dönüşmüştü.
Ana anlatı — tefrikadan diziye
Türkiye'de televizyon yayını 31 Ocak 1968'de TRT ile başladı. Ekran, tefrikanın ve radyonun öğrettiği bölüm bölüm anlatma alışkanlığını devraldı: dizi.
Bir romanın bu araçların hepsinden geçişini izlemek mümkün. Halit Ziya'nın ünlü romanı Aşk-ı Memnu, 1899 ile 1900 arasında Servet-i Fünun dergisinde tefrika edildi, sonra kitap oldu. 1975'te TRT'de altı bölümlük bir diziye, 2008'de ise çok daha uzun bir televizyon dizisine uyarlandı. Aynı hikâye önce dergi okurunun, sonra kitap okurunun, sonra televizyon izleyicisinin haftalarına bölündü.
Yaygın yanlış«Dizi, romanın basitleştirilmiş bir kopyasıdır» diye düşünülür.
Uyarlama bir kopya değil, bir çeviridir: bir araçtan ötekine geçerken bazı şeyler kaybolur, bazıları eklenir. Romanın iç sesi, ekranda bir oyuncunun yüzüne ve bakışına dönüşür; tefrikanın haftalık aralıkları, dizinin bölüm sonlarına. Her uyarlama, kaynağını yeniden okumanın bir biçimidir.
Metin anı
1938 yayınının ne yaptığını görmek için Wells'in romanının ilk cümlesine bakalım:
No one would have believed in the last years of the nineteenth century that this world was being watched keenly and closely by intelligences greater than man's and yet as mortal as his own
«On dokuzuncu yüzyılın son yıllarında, bu dünyanın insanınkinden büyük ama onunki kadar ölümlü zekâlar tarafından keskin ve yakın bir dikkatle izlendiğine kimse inanmazdı.»
Cümlenin zamanına dikkat edin: «kimse inanmazdı». Anlatıcı her şey olup bittikten sonra, geriye bakarak konuşuyor. Okur daha ilk satırda felaketin atlatıldığını, bir anlatıcının hayatta kalıp yazdığını sezer. Roman, tehlikeyi bir hatıra olarak sunar.
Radyo uyarlaması bu güvenceyi ortadan kaldırdı. Dinleyici için ortada geriye bakan bir anlatıcı yoktu; yalnızca şimdi vardı. Olaylar haber bülteni biçiminde, olurken aktarıldı. Hikâyenin içeriği aynı kaldı, ama anlatı zamanı değişti: geçmişten şimdiye. Aracın değiştirdiği şey tam da buydu.
Cevap ve bağlantı
Bir hikâye yeni bir eve taşındığında içeriği aynı kalabilir, ama zamanı, sesi ve etkisi değişir. Tefrika hikâyeyi haftalara böldü ve okuru beklemeyi öğretti. Radyo hikâyeyi kulağa taşıdı, onu şimdiki zamana ve hayal gücüne emanet etti; sesler için yeni bir edebiyat doğurdu. Televizyon bu bölüm bölüm anlatma alışkanlığını ekrana taşıdı ve romanları yeni bir kitleye ulaştırdı.
Bu yolculuk aslında tanıdık: Şehrazat'ın sabah kestiği hikâyesi, gazetenin «devamı var»ı, radyonun «Arkası Yarın»ı ve dizinin bölüm sonu aynı merakın farklı araçlardaki biçimleri.
Kapanış kancası
Bugün hikâyeler çoğu zaman cebimizdeki bir ekranda, bir uygulamanın önerisiyle karşımıza çıkıyor. Hangi hikâyeyi okuyacağımıza, izleyeceğimize ya da dinleyeceğimize artık yalnızca yayıncılar ve yayın akışları değil, algoritmalar da karar veriyor. Bir sonraki ünite, bu kursun son durağında hikâyenin nereye gittiğini soruyor.
Özet kartı
- Türk basınındaki ilk tefrika, Şinasi'nin Şair Evlenmesi'dir (1860, Tercüman-ı Ahval); tefrika okura devamı beklemeyi öğretti.
- 1938 Dünyalar Savaşı yayını romanı haber bültenleri biçiminde, şimdiki zamanda anlattı.
- «Kitlesel panik» anlatısı abartılıdır: yayın gecesi yapılan ankette dinleyenler yüzde ikide kaldı; gazeteler olayı radyoya karşı büyüttü.
- Radyo kendi edebiyatını da doğurdu: Under Milk Wood bir «sesler için oyun»dur; TRT'nin «Arkası Yarın»ı tefrika mantığını sese taşır.
- Aşk-ı Memnu tefrikadan kitaba, 1975'te TRT dizisine ve 2008'de yeni bir diziye uzanan bir yolculuk yaptı.
Kavram sözlüğü
| Türkçe | İngilizce | Kısa tanım |
|---|---|---|
| Tefrika | Serial | Uzun bir metni parçalara bölüp art arda çıkan gazete ya da dergi nüshalarında yayımlama usulü |
| Radyo tiyatrosu | Radio drama | Ses, müzik ve efektlerle kurulan, sahnesi dinleyicinin hayalinde tamamlanan anlatı |
| Uyarlama | Adaptation | Bir eserin bir anlatım aracından ya da türden ötekine aktarılması |
| Anlatı zamanı | Narrative time | Olayların anlatım anına göre geçmişte mi, olurken mi aktarıldığı |
| Dizi | Series | Bir hikâyenin televizyonda bölümler hâlinde, belirli aralıklarla yayımlanması |
Ünite quizi
- (Kazanım 1) Tefrika, radyo tiyatrosu ve televizyon dizisini birbirine bağlayan ortak anlatım özelliği nedir?
- (Kazanım 2) Wells'in romanının ilk cümlesiyle 1938 radyo yayınının anlatı zamanı arasındaki fark nedir?
- (Kazanım 2) Radyo uyarlaması, aracın kendisini hikâyenin parçası hâline nasıl getirdi?
- (Kazanım 3) Pooley ve Socolow «kitlesel panik» anlatısını hangi veriyle sorgular ve bu anlatının yayılmasını neyle açıklar?
- (Kazanım 4) Aşk-ı Memnu hangi araçlardan geçti ve her geçişte hikâyeyle karşılaşma biçimi nasıl değişti?
Cevaplar
- Hepsi hikâyeyi bölümlere ayırır ve bölümler arasına bir bekleme koyar. Okur, dinleyici ya da izleyici hikâyenin sürmesini yeni nüshada, ertesi gün ya da gelecek bölümde bekler; merak bölümler arasında taşınır.
- Romanın ilk cümlesi («kimse inanmazdı») geriye dönük bir anlatıcının sesidir; olaylar bitmiştir ve anlatıcı hayatta kalmıştır. Radyo yayını ise olayları haber bültenleri biçiminde, olurken, şimdiki zamanda aktarır; geriye bakan bir anlatıcının güvencesi yoktur.
- Program sıradan bir radyo akşamını taklit etti: müzik, araya giren haber bültenleri, olay yerinden canlı bağlantılar. İnsanlar haberleri de radyodan dinlediği için kurmaca, haberin biçimini alarak inandırıcılık kazandı.
- Yayın gecesi C. E. Hooper şirketinin 5.000 haneyle yaptığı telefon anketinde yalnızca yüzde ikisi bu programı dinlediğini söyledi, haber dinlediğini söyleyen olmadı. Yazarlar anlatının, reklam gelirini radyoya kaptıran gazetelerin radyoyu güvenilmez göstermek için olayı büyütmesiyle yayıldığını savunur.
- Önce 1899–1900'de Servet-i Fünun'da tefrika edildi, sonra kitap olarak basıldı, 1975'te TRT'de altı bölümlük bir diziye, 2008'de yeni bir diziye uyarlandı. Dergi okuru hikâyeyi sayıdan sayıya, kitap okuru kendi hızında, izleyici ise haftalık bölümler hâlinde ve oyuncuların yüzleri, sesleriyle karşıladı.
Okuma
- H. G. Wells, Dünyalar Savaşı, ilk bölüm. Türkçe bir çeviriyle okuyun; anlatıcının geriye dönük sesini gösteren cümleleri işaretleyin.
- «Arkası Yarın» ya da TRT Dinle'deki radyo tiyatrosu arşivinden, bir romandan uyarlanmış bir bölüm. Bölüm sonunun nasıl kurulduğuna dikkat edin.
- Dylan Thomas, Under Milk Wood, açılış bölümü. Türkçe bir çeviri ya da İngilizce özgün metin; sayfada okumakla sesli dinlemek arasındaki farkı deneyin.