Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Herakleitos'un nehri iki yönlüdür: su da değişir, suya giren de; yeniden okumada hem metin hem okur yer değiştirir.
- Nabokov'a göre iyi okur yeniden okuyan okurdur; Calvino klasikleri «yeniden okuyorum» denen, söyleyeceğini hiç bitirmeyen kitaplar olarak tanımlar.
- İlk okumayı merak, yeniden okumayı dikkat yönetir: «ne olacak?» sorusunun yerini «nasıl yapılmış?» alır.
- Yeniden okumada okurun hayatı ve metin hakkındaki bilgi de değişir; aynı dizeler yeni ağırlıklar kazanır.
- «Sordum Sarı Çiçeğe» çocukta bir oyun, yetişkinde bir ayna olur; ve kime ait olduğu sorusu bile yeniden okunabilir.
Kazanımlar
- İlk okuma ile yeniden okuma arasındaki farkı merak ve dikkat kavramlarıyla açıklayabilir.
- Aynı metnin farklı yaşlarda farklı okunmasının üç kaynağını, okurun, bilginin ve bağlamın değişmesini, ayırt edebilir.
- Calvino'nun klasik tanımlarından yeniden okumaya ilişkin olanları kendi okuma deneyimine uygulayabilir.
- Bir şiirin yeniden okunmasının hem anlamını hem de yazarı hakkında bildiklerimizi nasıl değiştirebileceğini gösterebilir.
Video metni
Soğuk açılış
Yaklaşık iki bin dört yüz yıl önce Platon, kendisinden de eski bir filozofun sözünü aktarır. Herakleitos'a göre her şey akar, hiçbir şey durmaz; her şeyi bir nehrin akışına benzetir ve aynı suya iki kez giremeyeceğimizi söyler.
Bu söz genellikle nehir hakkında okunur: su akar, nehir artık aynı nehir değildir. Ama bir de öbür taraf var. Nehre ikinci kez giren insan da aynı insan değildir. Bir kitabı yirmi yaşında okuyup kırk yaşında yeniden açtığımızda, hem kitap hem okur yer değiştirmiş olur. Sayfalardaki harfler aynıdır. Okuma değildir.
Büyük soru
İlk okuduğumuz günün üzerinden yirmi yıl geçtiğinde elimizdeki kitap hâlâ aynı kitap mı? Değişen kitap mı, biz mi, yoksa ikisinin arasındaki bir şey mi?
Bağlam
Yeniden okumanın büyük savunucuları yirminci yüzyılda iki romancı oldu. Rus asıllı yazar Vladimir Nabokov, Amerika'da verdiği edebiyat derslerinin açılış dersinde öğrencilerine şaşırtıcı bir iddiada bulundu: bir kitap aslında okunamaz, ancak yeniden okunabilir. İyi okur, ona göre, yeniden okuyan okurdur.
İtalyan yazar Italo Calvino ise 1981'de bir dergi yazısında, klasiğin ne olduğunu on dört tanımla anlattı. İlk tanımı bir gözleme dayanıyordu: klasikler, hakkında «okuyorum» değil de «yeniden okuyorum» dendiğini duyduğumuz kitaplardır. Dördüncü tanımı yeniden okumayı bir keşfe çeviriyordu: bir klasiğin her yeniden okunuşu, ilki kadar bir keşif okumasıdır. Altıncısı da en çok alıntılananı: klasik, söyleyeceğini söylemeyi hiç bitirmemiş kitaptır.
Ana anlatı — ilk okuma merak, yeniden okuma dikkat
İlk okumada bizi sayfa sayfa ileri iten şey merak: sonra ne olacak? Kim ölecek, kim kavuşacak, sır ne zaman açılacak? Merak güçlü bir motor ama bir bedeli var. Göz ileriye koşarken yolun kenarındakileri görmez.
Yeniden okumada merakın bu biçimi söner, çünkü sonu biliyoruz. Yerine başka bir şey gelir: dikkat. Artık «ne olacak?» diye değil, «nasıl yapılmış?» diye okuyoruz. İlk okumada fark etmediğimiz bir ayrıntının sonra önemli çıkacağını, bir sözcüğün ileride yankılanacağını, bir sahnenin başka bir sahneye ayna tuttuğunu görüyoruz. Bu dersin ilk ünitesinde «Kaşağı»nın saatini ancak geriye dönen okurun duyduğunu söylemiştik; yeniden okuma, bütün bir kitabı o geri dönüşle okumaktır.
Yaygın yanlış«Sonunu bildiğim bir kitabı yeniden okumak zaman kaybıdır» diye düşünülür.
Sonu bilmek yalnızca bir tür merakı söndürür, sonra ne olacağı merakını. Nasıl ve neden sorularına dair merak ise ancak sonu bilince doğar.
Ana anlatı — değişen okur
Ama yeniden okumayı ilginç kılan yalnızca bilmek değil, değişmiş olmak. Yirmi yaşında okuduğumuz bir aşk romanını ilk aşkımızın gölgesinde okuruz. Kırk yaşında aynı romanı bir evliliğin, bir ayrılığın, bir çocuğun gölgesinde okuruz. Metindeki cümleler aynıdır, ama o cümleleri tartan terazinin kefeleri değişmiştir.
Calvino'nun iki tanımı bu duruma yakından bakar. İkincisine göre klasikler onları okuyup sevenler için bir zenginliktir, ama onları ilk kez okumayı en iyi koşullara saklayanlar için de aynı ölçüde. Yani bir kitabın zamanı vardır. Üçüncüsüne göre klasikler, unutulmaz olarak kendini dayattığında da, belleğin kıvrımlarına gizlenip hatırlanmaz hâle geldiğinde de etkisini sürdürür. Gençliğimizde okuduğumuz kitaplar, içeriğini unutmuş olsak bile bizi biçimlendirmiş olabilir; yeniden okumak, o biçimlenmenin izini sürmektir.
Yaygın yanlış«Bir kitabı yanlış yaşta okursam onu kaçırmış olurum» denir.
Yanlış yaşta okunan kitap kaybolmaz; bir tohum gibi bekler. Yeniden okunduğunda ilk okumanın hafızası da devreye girer ve iki okuma birbirini tamamlar.
Ana anlatı — değişen bilgi
Değişen üçüncü şey, metin hakkında bildiklerimizdir. Yirmi yıl içinde bir kitabın yazarına dair yeni belgeler bulunur, yeni baskılar çıkar, eleştirmenler yeni okumalar önerir, hatta metnin kime ait olduğu sorusu bile değişebilir. Calvino'nun yedinci tanımı bunu da söyler: klasikler bize kendilerinden önceki okumaların izlerini taşıyarak gelir.
Kısacası yeniden okurken merakımızın biçimi, hayatımız ve metnin çevresindeki bilgi birlikte yer değiştirmiş olabilir; kitabın başkalaşması bu hareketlerin toplamıdır.
Metin anı
Türkçede pek çok okurun çocukken tanıştığı bir ilahi var. Bir derviş sarı bir çiçeğe sorular sorar, çiçek cevap verir. İlk dörtlüğün ilk dizeleri şöyle:
Sordum sarı çiçeğe benzin neden sarıdır
Çiçek eydür ey derviş ahım dağlar eridir
Yine sordum çiçeğe sizde ölüm var mıdır
Çiçek eydür ey derviş ölümsüz yer var mıdır
Bir çocuk bu dizeleri bir oyun gibi okur: konuşan bir çiçek, sorular ve cevaplar, bir bilmece ritmi. «Benzin neden sarıdır?» sorusu bir çocuk için bir çiçeğin rengini sormaktır.
Yıllar sonra aynı dizeleri bir cenazenin ardından ya da bir hastane koridorunda okuyan yetişkin başka bir şey duyar. «Benzi sararmak» Türkçede korkunun, hastalığın, acının işaretidir; çiçeğin sarılığı artık bir renk değil, bir yüz. Çiçeğin cevabı da öyle: «ahım dağlar eridir», yani iç çekişim dağları eritir. Sonra en ağır soru geliyor: sizde ölüm var mı? Ve çiçek soruyu bir soruyla geri çeviriyor: ölümsüz bir yer var mı ki?
Çocuk bu karşı soruyu zekice bir cevap olarak okur. Yetişkin ise orada bir aynaya bakar. Dizeler değişmedi; soran değişti.
Ve bir ayrıntı daha. Birçok okur bu şiiri yıllarca Yunus Emre'nin sanır. Oysa kaynaklar onu farklı bir Yunus'a, Bursalı bir âşığa da bağlıyor. Yeniden okuma burada metnin anlamını değil, onun kime ait olduğuna dair bilgimizi de değiştiriyor. Aynı şiir, başka bir şairin şiiri olabilir.
Cevap ve bağlantı
Yirmi yıl sonra elimizdeki kitabı başka bir kitap yapan ne? Önce, onu okuyan başka birisidir: sonunu bilen, merakı dikkate dönüşmüş, hayatın yeni ağırlıklarını taşıyan biri. Ve çünkü kitabın çevresindeki bilgi de değişmiştir: yeni baskılar, yeni yorumlar, bazen yeni bir yazar. Herakleitos'un nehri hem akan sudur hem de suya giren kişi.
Bu, yeniden okumayı bir alışkanlığa çevirmek için iyi bir sebep. Hayatın farklı dönemlerinde aynı kitaba dönmek, o kitabı değil kendimizi ölçmenin de bir yolu. Okuma defterindeki eski notlar burada paha biçilmez olur: yirmi yıl önce altını çizdiğimiz cümleyle bugün çizdiğimiz arasındaki fark, bize neyin değiştiğini söyler.
Kapanış kancası
Ama her kitabı yeniden okuyamayız; zaman sınırlı. Hangi kitaplara döneceğimize, hangilerine ilk kez gireceğimize nasıl karar vereceğiz? Rastgele bir liste mi, bir kanon mu, yoksa kendi merakımızın izini süren bir harita mı? Dersin son ünitesi bir okuma listesini merak haritası yöntemiyle kurmayı deniyor.
Özet kartı
- Herakleitos'un nehri iki yönlüdür: su da değişir, suya giren de; yeniden okumada hem metin hem okur yer değiştirir.
- Nabokov'a göre iyi okur yeniden okuyan okurdur; Calvino klasikleri «yeniden okuyorum» denen, söyleyeceğini hiç bitirmeyen kitaplar olarak tanımlar.
- İlk okumayı merak, yeniden okumayı dikkat yönetir: «ne olacak?» sorusunun yerini «nasıl yapılmış?» alır.
- Yeniden okumada okurun hayatı ve metin hakkındaki bilgi de değişir; aynı dizeler yeni ağırlıklar kazanır.
- «Sordum Sarı Çiçeğe» çocukta bir oyun, yetişkinde bir ayna olur; ve kime ait olduğu sorusu bile yeniden okunabilir.
Kavram sözlüğü
| Türkçe | İngilizce | Kısa tanım |
|---|---|---|
| Yeniden okuma | Rereading | Önceden okunmuş bir metnin sonu ve yapısı bilinerek tekrar okunması |
| Klasik | Classic | Calvino'ya göre söyleyeceğini hiç bitirmeyen, yeniden okunan kitap |
| Merak ve dikkat | Suspense and attention | İlk okumayı ileri iten merak ile yeniden okumada ortaya çıkan kuruluşa dikkat |
| Atıf sorunu | Attribution problem | Bir metnin kime ait olduğunun tartışmalı olması |
| İlahi | Ilahi, hymn | Tanrı sevgisini ve tasavvufi duyguları dile getiren, çoğunlukla ezgiyle okunan şiir |
Ünite quizi
- (Kazanım 1) İlk okumada merak, yeniden okumada dikkat neyi sorar? Birer soruyla göster.
- (Kazanım 2) Aynı metnin farklı yaşlarda farklı okunmasının üç kaynağı nedir?
- (Kazanım 3) Calvino'nun birinci ve altıncı klasik tanımını kendi cümlelerinle yaz ve bir klasiği bu tanımlarla değerlendir.
- (Kazanım 4) «Yine sordum çiçeğe sizde ölüm var mıdır / Çiçek eydür ey derviş ölümsüz yer var mıdır» dizeleri bir çocuk ile bir yetişkin için nasıl farklı okunabilir?
- (Kazanım 4) «Sordum Sarı Çiçeğe» örneğinde yeniden okuma, anlamın dışında neyi değiştirebilir?
Cevaplar
- Merak «sonra ne olacak?» diye sorar. Dikkat ise sonu bilen okurun sorusudur: «bu nasıl yapılmış, bu ayrıntı neden burada?»
- Okurun değişmesi, yani hayat deneyimi; merakın biçiminin değişmesi, yani sonu bilmek; ve metin hakkındaki bilginin değişmesi, yani yeni baskılar, yorumlar ve atıflar.
- Birinci tanım: klasikler hakkında «okuyorum» değil «yeniden okuyorum» denir. Altıncı tanım: klasik, söyleyeceğini söylemeyi hiç bitirmemiş kitaptır. Örneğin bir divan beyti, her dönüşte yeni bir çağrışımı açığa çıkarabilir.
- Çocuk için konuşan bir çiçekle oynanan bir soru-cevap oyunudur ve karşı soru zekice bir cevap gibi gelir. Yetişkin için ölümün evrenselliğini hatırlatan bir aynadır: ölümsüz bir yer olmadığı cevabı, kendi ölümlülüğüne dair bir soruya dönüşür.
- Metnin kime ait olduğuna dair bilgimizi: şiir yaygın olarak Yunus Emre'ye bağlanır, ama kaynaklar onu Bursalı bir Âşık Yunus'a da bağlar; yeniden okuyan okur aynı şiiri başka bir şairin şiiri olarak da okuyabilir.
Okuma
- Çocukken ya da gençken okuduğunuz bir kitabı yeniden okuyun ve ilk okumanızdan hatırladığınız bir sahneyi şimdiki okumanızla karşılaştırın.
- Italo Calvino, «Klasikleri neden okumalı?» (1981). On dört tanım birkaç sayfalık bir denemede; Türkçe çevirileri var.
- «Sordum Sarı Çiçeğe» ilahisinin tamamı. Soruların sırasına ve çiçeğin cevaplarının nasıl ağırlaştığına dikkat edin.