İçeriğe geç

Ünite EDB-002-04 · Seviye 0 — Keşif

Zor kitapla baş etmek

EDB-002 Nasıl Okunur?

1.762 kelime · yaklaşık 8 dakika okuma · anlatım 9 dk

  • okurun hakları
  • elli kuralı
  • rehberli okuma
  • şerhli baskı
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Johnson 1773'te «siz kitapları baştan sona mı okursunuz?» diye sordu; Pennac 1992'de bitirmeme ve sayfa atlama hakkını okurun haklarına yazdı.
  2. Zorluğun kaynağı dil, yapı, bağlam ya da ilgi olabilir; her birinin ilacı farklıdır.
  3. Nancy Pearl'ün elli kuralı bırakma kararına bir an koyar; ara vermek ise bırakmak değildir.
  4. Rehberli okuma, giriş yazıları, şerhli baskılar ve okuma gruplarıyla zor bir kitaba bağlam sağlar; iyi rehber metnin yerine geçmez.
  5. Dante'nin karanlık ormanı ve rehberi Vergilius, zor bir metinde kaybolan okur ile onu izleten rehberin en eski imgelerinden biridir.

Kazanımlar

  • Zor bir kitabı bırakmanın, ara vermenin ve rehberle okumanın ne zaman uygun olduğunu ayırt edebilir.
  • Bir kitabın zorluğunun nereden geldiğini, dil, yapı, bağlam ya da ilgi açısından teşhis edebilir.
  • Kendi okuması için bir rehber türü, giriş yazısı, şerhli baskı ya da okuma grubu seçebilir.
  • Bir kitabı yarıda bırakmayı suçluluk değil, gerekçeli bir karar olarak savunabilir.

Video metni

Soğuk açılış

Londra, 1773 baharı. Bir akşam yemeğinde biri Samuel Johnson'a çok beğenilen yeni bir kitabı okuyup okumadığını soruyor. Johnson, 1755'te yayımlanan ünlü İngilizce sözlüğün yazarı, kitaplarla ömür geçirmiş bir adam. Cevabı kısa: «Göz attım.»

Soran adam üsteliyor: «Ne, baştan sona okumadınız mı?» Johnson'ın biyografisini yazan James Boswell sahneyi şöyle aktarıyor: Johnson, böyle sıkıştırılmaktan ve üstünkörü okuma alışkanlığını itiraf etmek zorunda kalmaktan gücenerek sertçe cevap veriyor: «Hayır efendim, siz kitapları baştan sona mı okursunuz?»

Büyük soru

Zor bir kitapla karşılaştığımızda ne yapmalıyız? Dişini sıkıp sürdürmek mi, kitabı rafa koymak mı, bir süre uzaklaşmak mı, yoksa bir el tutmak mı? Ve bir kitabı yarıda bırakmak gerçekten bir yenilgi mi?

Bağlam

Johnson'ın sorusu iki yüz elli yıl sonra hâlâ kışkırtıcı, çünkü okumaya dair derin bir inancı kurcalıyor: bir kitaba başladıysan bitirmelisin. Bu inanç çoğu zaman okuldan gelir; kitap bir ödevdir, ödev de bitirilir. Ama okul dışındaki okuma bir ödev değildir ve her kitap her okura, her zamanda açılmaz.

1992'de Fransız yazar Daniel Pennac, Comme un roman (Bir Roman Gibi) adlı kitabında bu inanca karşı bir liste yazdı: okurun vazgeçilmez hakları. Listenin başında okumama hakkı, ardından sayfa atlama hakkı ve bir kitabı bitirmeme hakkı var. Aynı listede yeniden okuma, her şeyi okuma, yüksek sesle okuma ve okuduğu hakkında susma hakkı da duruyor.

Ama bırakma hakkı bir kapı, bir reçete değil. Bazı kitaplar zordur çünkü kötüdür; bazıları zordur çünkü bizden bir şey ister ve karşılığında çok şey verir. Asıl beceri bu ikisini ayırt etmektir.

Ana anlatı — zorluğun teşhisi

Bir kitap neden zor gelir? Sebep çoğu zaman şu dört yerden birindedir. Dil zor olabilir: eski sözcükler, uzun cümleler, alışmadığımız bir üslup. Yapı zor olabilir: zamanı karışık, anlatıcısı değişken, olay örgüsü kopuk. Bağlam eksik olabilir: kitap bizim bilmediğimiz bir dönemi, bir tartışmayı, bir kültürü varsayıyor. Ya da sadece ilgi yoktur: kitap iyi ama bizim şu anki sorularımızla konuşmuyor.

Bu teşhis önemli, çünkü her zorluğun ilacı başka. Dil zorsa bir sözlük ya da sadeleştirilmiş bir karşılaştırma işe yarar. Yapı zorsa bir özet ya da bir karakter listesi yardım eder. Bağlam eksikse iyi bir giriş yazısı bir kapı açar. İlgi yoksa en iyi ilaç çoğu zaman kitabı rafa geri koymaktır, belki birkaç yıl sonra açılmak üzere.

Yaygın yanlış«Bir kitabı anlamıyorsam ben yetersizim» diye düşünülür.
Doğrusu

Zorluk çoğu zaman okurun zekâsından değil, okurun elinde olmayan bir bağlamdan kaynaklanır. On altıncı yüzyıl Osmanlı okuru Hafız'ı şerhle okuyordu; o bağlamı ona şârih veriyordu. Bugün bir rehbere başvurmak da aynı şeydir.

Ana anlatı — bırakmak ve ara vermek

Bırakma kararı için pratik bir ölçüt Amerikalı kütüphaneci Nancy Pearl'den geliyor. Elli kuralı diyor buna: bir kitaba elli sayfa şans ver. Ellinci sayfanın sonunda kendine sor: bu kitabı gerçekten seviyor muyum? Sevmiyorsan bırak. Elli yaşın üstündeysen yaşını yüzden çıkar; kalan sayı, suçluluk duymadan bırakmadan önce okuman gereken sayfa sayısı. Pearl şakayla ekliyor: yüz yaşına geldiğinde bir kitabı kapağına bakarak yargılamaya hakkın var.

Kuralın değeri rakamında değil, yaptığı işte. Bırakma kararını bir ana, belli bir noktaya bağlıyor; okurun bir kitapta aylarca, ne okuyarak ne bırakarak asılı kalmasını önlüyor. Ama bir şeyi hesaba katmıyor: bazı kitaplar yavaş açılır. Sayfalarca bir dünya kurar, sonra birden hızlanır. Bu yüzden bırakmanın kardeşi de var: ara vermek.

Ara vermek, bırakmak değildir. Kitabın içine bir not koyarsın, nerede kaldığını ve neden durduğunu yazarsın, başka bir şey okursun, sonra dönersin. Bir önceki ünitede gördüğümüz okuma defteri burada da işe yarar: kaldığın yeri, o güne kadar anladığını iki satırla yazarsan, dönüş çok daha kolay olur.

Yaygın yanlış«Bıraktığım kitap bir daha açılmaz» denir.
Doğrusu

Bırakılan kitapların bir kısmı yıllar sonra, başka bir hayat döneminde, bambaşka bir kitap gibi açılır. Bir kitabı bırakmak onu reddetmek değil, zamanını ertelemek olabilir.

Ana anlatı — rehberle okumak

Üçüncü yol bir el tutmaktır. Rehber türleri çeşitli: kitabın başındaki iyi bir giriş yazısı, sayfa altında açıklamalar veren şerhli ya da notlu bir baskı, bir okuma grubu, bir ders, bir kitap hakkında yazılmış kısa bir inceleme. Türk edebiyatının şerh geleneği bunun en eski örneklerinden biri: divan şiirini yüzyıllardır okurlar bir şârihin açıklamalarıyla okudu.

Rehberin bir tuzağı var: rehber kitabın yerine geçebilir. Bir özet okuyup kitabı okumuş sayılmak, bir haritaya bakıp yolculuğu yapmış sayılmak gibidir. İyi bir rehber metnin önüne değil yanına oturur; kapıyı açar ve kenara çekilir.

Metin anı

Edebiyat tarihinin en ünlü rehberli yolculuğu, zor bir yerde kaybolmuş bir anlatıcıyla başlar. Dante'nin İlahi Komedya'sının ilk dizeleri:

Nel mezzo del cammin di nostra vita
mi ritrovai per una selva oscura,
ché la diritta via era smarrita.

«Hayat yolumuzun ortasında / kendimi karanlık bir ormanda buldum, / çünkü doğru yol yitirilmişti.» Anlatıcı ormandan çıkmaya çalışır, üç vahşi hayvan yolunu keser, geri döner. Tam o sırada biri belirir: Romalı şair Vergilius. Vergilius ona tek bir teklifte bulunur:

Ond'io per lo tuo me' penso e discerno
che tu mi segui, e io sarò tua guida,

«Bu yüzden senin iyiliğin için düşünüp görüyorum ki / beni izlemen gerek, ben de senin rehberin olacağım.»

Bu dizeleri zor bir kitabın karşısındaki okur gözüyle okuyalım. «Hayat yolumuzun ortası» yorumculara göre bir yaşa, otuz beşe işaret eder; ama bir okur için bir durumu da anlatır: ne başta ne sonda, yolun ortasında kaybolmak. «Karanlık orman» her zor kitabın ilk sayfaları gibi: ağaçlar sık, patika görünmüyor. Anlatıcı önce tek başına çıkmaya çalışıyor ve başaramıyor. Rehber ancak o başarısızlıktan sonra geliyor.

Ve rehberin sözüne bakalım: «beni izle». Vergilius yolu Dante'nin yerine yürümüyor; önden gidiyor ve Dante kendi ayaklarıyla izliyor. İyi bir rehberin tarifi bu dizelerde duruyor. Dante'nin rehberi de bir şairdi; yani bir okuru zor bir metinden geçirecek en iyi rehber çoğu zaman o metni sevmiş başka bir okurdur.

Cevap ve bağlantı

Zor bir kitapla ne yapmalı? Önce zorluğun nereden geldiğini teşhis etmek: dil mi, yapı mı, bağlam mı, ilgi mi? Sonra ona uygun aracı seçmek. Bağlam eksikse bir rehber, bir giriş yazısı ya da şerhli bir baskı. Kitap yavaş açılıyorsa sabır ve belki bir ara. İlgi hiç yoksa bırakmak; Johnson'ın ve Pennac'ın izniyle, suçluluk duymadan.

Bu kararların hiçbiri yenilgi değil. Okuma bir ödev değil, bir ilişki; ve her ilişki gibi zamanlaması, sabrı, bazen de vedası var. Pearl'ün elli kuralı bu vedaya bir tarih koyuyor, Dante'nin ormanı ise vedadan önce denenecek bir yolu gösteriyor: yalnız yürümek zorunda değilsin.

Kapanış kancası

Dante'yi okumak isteyen bir Türk okur için bir zorluk daha var: İtalyanca bilmiyorsa bir çeviri seçmesi gerekiyor. Ve aynı dizeler iki çeviride çok farklı görünebiliyor: biri ölçüyü korur, öbürü anlamı; biri eski bir Türkçeyle yazılır, öbürü bugünün diliyle. Hangisini seçmeli? Sıradaki ünite çeviri okumanın bu sorusunu açıyor.

Özet kartı

  1. Johnson 1773'te «siz kitapları baştan sona mı okursunuz?» diye sordu; Pennac 1992'de bitirmeme ve sayfa atlama hakkını okurun haklarına yazdı.
  2. Zorluğun kaynağı dil, yapı, bağlam ya da ilgi olabilir; her birinin ilacı farklıdır.
  3. Nancy Pearl'ün elli kuralı bırakma kararına bir an koyar; ara vermek ise bırakmak değildir.
  4. Rehberli okuma, giriş yazıları, şerhli baskılar ve okuma gruplarıyla zor bir kitaba bağlam sağlar; iyi rehber metnin yerine geçmez.
  5. Dante'nin karanlık ormanı ve rehberi Vergilius, zor bir metinde kaybolan okur ile onu izleten rehberin en eski imgelerinden biridir.

Kavram sözlüğü

TürkçeİngilizceKısa tanım
Okurun haklarıRights of the readerPennac'ın okumayı bir özgürlük olarak tanımlayan on ilkesi
Elli kuralıRule of 50Bir kitaba elli sayfa, elli yaş üstünde yüz eksi yaş kadar sayfa şans verme ölçütü
Rehberli okumaGuided readingZor bir metni bir rehber, öğretmen ya da okuma grubu eşliğinde okuma
Şerhli baskıAnnotated editionMetinle birlikte açıklama ve yorum notları sunan baskı
BovarizmBovarismOkurun kendini kitaba ve karakterlerine kaptırması; adını Madame Bovary'den alır

Ünite quizi

  1. (Kazanım 1) Bir kitabı bırakmak ile ara vermek arasındaki fark nedir? Her birinin uygun olduğu bir durum yaz.
  2. (Kazanım 2) Bir kitabın zor gelmesinin dört olası kaynağı nedir ve bağlam eksikliğinin ilacı nedir?
  3. (Kazanım 3) Şerhli baskı, giriş yazısı ve okuma grubu arasında seçim yaparken iyi bir rehberin tuzağına nasıl düşmezsin?
  4. (Kazanım 4) Nancy Pearl'ün elli kuralını açıkla ve kuralın hesaba katmadığı bir durumu söyle.
  5. (Kazanım 3) Dante'nin Cehennem'inin ilk kantosunda Vergilius'un «beni izle, ben senin rehberin olacağım» teklifi iyi bir rehberin nasıl davrandığını gösterir?

Cevaplar

  1. Bırakmak kitabı en azından şimdilik bir kenara koymaktır; ilgi hiç yoksa ya da kitap kötüyse uygundur. Ara vermek ise kaldığın yeri not edip başka bir şey okuduktan sonra dönmektir; kitap yavaş açılıyorsa ya da o sırada yorgunsan uygundur.
  2. Dil, yapı, bağlam ve ilgi. Bağlam eksikliğinin ilacı iyi bir giriş yazısı, şerhli bir baskı ya da bir rehberdir.
  3. Rehberi kitabın yerine koymamak: özeti ya da incelemeyi kitabı okumak yerine değil, kitabı okurken yanında kullanmak. İyi rehber kapıyı açar ve kenara çekilir.
  4. Bir kitaba elli sayfa şans verilir; ellinci sayfada okur kitabı sevip sevmediğini sorar ve sevmiyorsa bırakır; elli yaş üstünde yüzden yaşını çıkarır. Kural, sayfalarca yavaş açılıp sonra hızlanan kitapları hesaba katmaz.
  5. Vergilius yolu Dante'nin yerine yürümez; önden gider ve Dante kendi ayaklarıyla izler. Üstelik rehber, anlatıcı tek başına çıkmayı denedikten sonra gelir; iyi rehber okurun yerine okumaz, onun yürümesine eşlik eder.

Okuma

  • Dante Alighieri, İlahi Komedya, Cehennem I. kanto. Birkaç Türkçe çevirisi bulunuyor; iki çevirinin ilk üç dizesini karşılaştırmak bir sonraki üniteye iyi bir hazırlık.
  • Daniel Pennac, Comme un roman (1992). Okurun hakları listesiyle bilinen kısa ve eğlenceli bir deneme.
  • Yarıda bıraktığınız bir kitap. Nerede ve neden bıraktığınızı bu ünitedeki dört zorluk kaynağına göre bir cümleyle yazın.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Animasyon ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Video akışı

  • 0:00–0:25 Soğuk açılış: on sekizinci yüzyıl Londra'sında bir yemek masası, mum ışığı; bir kitap elden ele geçer; Johnson'ın cevabı kinetik tipografiyle.
  • 0:25–0:45 Büyük soru: komodinin üstünde yarısında bir ayraçla duran kalın bir kitap.
  • 0:45–2:00 Bağlam: on hak, on küçük kart olarak dağılır; üçü (okumama, sayfa atlama, bitirmeme) öne çıkar.
  • 2:00–3:40 Ana anlatı — zorluğun teşhisi: dört kapılı bir oda: dil, yapı, bağlam, ilgi; her kapının arkasında farklı bir araç (sözlük, karakter listesi, giriş yazısı, raf).
  • 3:40–5:20 Ana anlatı — bırakmak ve ara vermek: bir sayfa sayacı ellide durur; bir yaş göstergesi yüzden düşülür. Ardından kitabın içine konan bir not kâğıdı.
  • 5:20–6:40 Ana anlatı — rehberle okumak: bir metnin yanında açılan sayfa altı notları; bir haritaya bakan ama yürümeyen bir figür, yanında yürüyen başka bir figür.
  • 6:40–8:30 Metin anı: karanlık bir ormanın çizimi, dizeler ağaçların arasından belirir; önce İtalyanca, sonra Türkçe. Vergilius'un silueti öne geçer, anlatıcı onu izler.
  • 8:30–9:40 Cevap ve kapanış: dört araç bir alet çantasına konur. Son karede aynı üç dize iki farklı Türkçe çeviriyle iki sütunda.

Anlatıcı Johnson sahnesinde hafif bir muziplikle, Dante'nin dizelerinde ağır ve alçak sesle konuşur.

Telaffuz

  • Samuel Johnson: «SEM-yu-ıl CON-sın»; James Boswell: «CEYMZ BOZ-vel»; Elphinston: «EL-fin-stın».
  • Daniel Pennac: «dan-YEL pe-NAK»; Comme un roman: «kom ön ro-MAN».
  • Nancy Pearl: «NEN-si PÖRL».
  • Dante Alighieri: «DAN-te a-li-GYE-ri»; Vergilius: «ver-Gİ-li-us». «Nel mezzo del cammin di nostra vita»: «nel MED-dzo del kam-MİN di NOS-tra Vİ-ta»; «selva oscura»: «SEL-va os-KU-ra»; «io sarò tua guida»: «İ-o sa-RO TU-a GUİ-da».