İçeriğe geç

Ünite EDB-002-03 · Seviye 0 — Keşif

Kenar notu ve okuma defteri

EDB-002 Nasıl Okunur?

1.783 kelime · yaklaşık 8 dakika okuma · anlatım 9 dk

  • unutma eğrisi
  • hâşiye
  • cönk
  • mecmua
  • okuma defteri
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Ebbinghaus (1885) unutmanın başta hızlı, sonra yavaş olduğunu gösterdi; 2015'teki bir yeniden üretim benzer bir eğri buldu.
  2. Kendi ürettiğimiz sözcükleri okuduklarımızdan daha iyi hatırlarız; kenara kendi cümlemizi yazmak bu yüzden kalıcıdır.
  3. İyi bir kenar notu metni tekrar etmez: soru, bağlantı ya da itiraz ekler.
  4. Hâşiye sayfa kenarına eklenen açıklayıcı nottur; cönk ve mecmua okurların kişisel derlemeleridir ve bugünkü okuma defterinin atalarıdır.
  5. Bir okuma defteri sayfası alıntıyı, kendi cümleni, künyeyi ve tarihi birlikte taşımalıdır.

Kazanımlar

  • Okuduklarımızı neden hızla unuttuğumuzu Ebbinghaus'un deneyleriyle açıklayabilir.
  • Bir kitabın kenarına işe yarar bir not düşmenin birkaç yolunu örnekle gösterebilir.
  • Hâşiye, cönk ve mecmua geleneklerini bugünkü okuma defterine bağlayabilir.
  • Kendi okuma defteri için alıntı, yorum ve künyeyi birlikte taşıyan bir sayfa düzeni kurabilir.

Video metni

Soğuk açılış

1880'lerin başında Berlin'de genç bir psikolog, kendi zihnini bir laboratuvara çeviriyor. Hiçbir anlamı olmayan hece dizileri hazırlıyor, onları ezberliyor, sonra belli aralıklarla ne kadarını hatırladığını ölçüyor. Yıllarca, tek başına, kendi üzerinde. Adı Hermann Ebbinghaus.

Vardığı sonuç bugün hepimizin tanıdığı bir şeyin ilk bilimsel ölçümü: öğrendiğimiz şeyin büyük kısmı çok çabuk gidiyor. Unutma en hızlı ilk saatlerde ve günlerde oluyor, sonra yavaşlıyor. Bir romanı kapattıktan bir ay sonra ondan aklımızda kalan birkaç sahne, bir iki isim ve bir his. Geri kalanı gitti.

Büyük soru

Peki okuduğumuzu nasıl unutmayız? Belki daha doğru soru şu: unutmak kaçınılmazsa, neyin kalacağını kim seçer, ve biz bu seçime nasıl katılabiliriz?

Bağlam

Ebbinghaus sonuçlarını 1885'te Über das Gedächtnis (Bellek Üzerine) adıyla yayımladı. Deneyleri tek bir kişi üzerinde, kendi üzerinde yapılmıştı, bu yüzden uzun süre kuşkuyla karşılandı. Ama 2015'te iki araştırmacı aynı yöntemi yeniden uyguladı ve benzer bir eğri buldu.

Ebbinghaus anlamsız heceler kullanmıştı; bir roman anlamsız değildir ve anlamlı şeyleri daha iyi hatırlarız. Yine de ders aynı: okumak ile hatırlamak aynı şey değil. Okurlar yüzyıllardır bu açığı kapatmak için bir alet kullanıyor: kalem. Bir önceki ünitede yavaş okurken fark ettiğimiz şeyleri koruyacak olan da o.

Ana anlatı — kenara yazmak

Kenar notu, okurun metinle yaptığı konuşmanın izidir. İyi bir kenar notu metni tekrar etmez; ona bir şey ekler. Bir soru: «Bu tesadüf gerçekten tesadüf mü?» Bir bağlantı: «Kaşağı'daki saat gibi.» Bir itiraz: «Katılmıyorum, çünkü…» Ya da tek bir işaret: bir ünlem, bir soru işareti, bir yıldız, sonra dönüp bakmak için.

Bu notların hafızaya bir yararı var. Psikologlar, bir bilgiyi yalnızca okumak yerine onu kendimiz ürettiğimizde, örneğin eksik bir kelimeyi kendimiz tamamladığımızda, daha iyi hatırladığımızı gösterdi. Buna üretim etkisi denir. Kenara kendi cümlemizi yazmak, metnin cümlesini bir kez daha okumaktan daha kalıcı bir iz bırakır.

Yaygın yanlış«Fosforlu kalemle altını çizmek not almaktır» diye düşünülür.
Doğrusu

Altını çizmek bir seçimdir, ama metne bir şey eklemez; işaretlenen cümle hâlâ yazarın cümlesidir. Bir satırın altını çizdiğinde yanına neden çizdiğini yazan bir kelime bırakmak, işareti bir nota dönüştürür.

Ana anlatı — kenardan kitaba: hâşiye

Kenar notu Türk okurun eski bir tanıdığı. Osmanlı yazma kitaplarında sayfanın kenarları çoğu zaman boş kalmaz; okurların, öğrencilerin, hocaların notlarıyla dolar. Bu notların bir adı var: hâşiye. Sözcük Arapçada «kenar, sayfanın kenarındaki boşluk» anlamına gelir; terim olarak da sayfa boşluklarına eklenen açıklayıcı ve tamamlayıcı notu anlatır. Eş anlamlıları derkenar ve hâmiştir.

Bu geleneğin şaşırtıcı bir yanı var: kenar notu zamanla kenardan çıktı. Özellikle on dördüncü yüzyıldan sonra, bir şerhi açıklayan müstakil kitaplara da hâşiye denmeye başlandı. Bir metin yazılır, birisi onu şerh eder, bir başkası o şerhin kenarına hâşiye yazar, ve hâşiye de okunup kopyalanır. Kenar notu burada okurun kendi hafızası olmaktan çıkıp sonraki okurlara bırakılan bir mirasa dönüşür.

Yaygın yanlış«Kitaba yazmak kitaba saygısızlıktır» denir.
Doğrusu

Kütüphane kitabına ya da başkasının kitabına yazmak elbette başkasının malına zarar vermektir. Ama kendi kitabımıza yazmak, onu bir konuşmanın parçası yapmaktır; hâşiye geleneği bu konuşmayı yüzyıllarca bir saygı biçimi saydı.

Ana anlatı — okuma defteri: cönk ve mecmua

Kenar yetmediğinde defter gelir. Türk okurunun bunun için de iki eski adı var. Biri cönk: sözlükte «gemi» demek, ve uzunlamasına açılan, ensiz, uzun yazma defterlere verilen ad. Şiirler, türküler, dualar, sözler bu defterlere yazılırdı. Öbürü mecmua: «dağınık şeyleri bir araya getirmek» anlamındaki kökten gelir ve farklı şairlerden, yazarlardan seçilmiş metinlerin toplandığı kitapları anlatır.

Cönk ve mecmua bugünkü okuma defterinin atalarıdır. İkisi de bir okurun kendi seçkisidir: okuduğu, duyduğu, sevdiği şeylerden neyin kalacağına kendisi karar verir. Pek çok halk şiiri bugüne bu tür defterlerle ulaştı; bir okurun seçtiği şey, bir kültürün belleğine dönüştü.

Bir okuma defteri sayfası için tek bir kural yeter: alıntıyı, kendi cümleni ve künyeyi birlikte yaz. Alıntı neyin seni durdurduğunu, kendi cümlen neden durdurduğunu, künye de bir gün geri dönmek istediğinde nereye bakacağını söyler. Tarih eklemek de iyi bir alışkanlıktır: yıllar sonra aynı kitabı yeniden okuduğunda, eski notunla yeni fikrin arasındaki mesafeyi görürsün.

Metin anı

Tarihin en ünlü kenar notu bir edebiyatçının değil, bir matematikçinin. 1637 dolaylarında Fransız hukukçu ve matematikçi Pierre de Fermat, okuduğu eski bir Yunan matematik kitabının, Diophantos'un Arithmetica'sının Latince bir baskısının kenarına şunu yazdı:

Cuius rei demonstrationem mirabilem sane detexi. Hanc marginis exiguitas non caperet.

«Bunun gerçekten harika bir ispatını buldum. Bu kenarın darlığı onu almaz.» Notun öncesinde Fermat bir iddiada bulunuyordu: iki küpün toplamı bir küp, iki dördüncü kuvvetin toplamı bir dördüncü kuvvet olamaz, ve genel olarak ikiden büyük hiçbir kuvvet böyle bölünemez.

Bu iki cümleyi yavaş okuyalım. «Harika» sözcüğü bir coşku taşıyor; kenar notu burada bir ispat değil, bir heyecan kaydı. İkinci cümle bir özür gibi başlıyor ama bir meydan okumaya dönüşüyor: kenar dar, ispat geniş. Fermat bu ispatı hiç yayımlamadı ve elinde gerçekten bütün durumları kapsayan bir ispat olması pek olası görünmüyor. Ama not kaldı. Oğlu babasının kenar notlarını basınca, kitabın kenarındaki özel bir heyecan kamusal bir bilmeceye dönüştü. İddia ancak 1994'te, Andrew Wiles tarafından kanıtlandı.

Bir okur bu hikâyeden önce şunu çıkarır: kenar notu bir kayıttır; Fermat o gün düşündüğü şeyi yazmasaydı, bu düşünce onunla birlikte giderdi. Sonra şunu: kenar notu yalnız kendimize değil, bir gün kitabı açacak başka birine de yazılır. Hâşiye geleneğinin ve cönklerin bildiği şey buydu.

Cevap ve bağlantı

Okuduğumuzu nasıl unutmayız? Hiç unutmamak mümkün değil; Ebbinghaus'un eğrisi bunu yüz kırk yıl önce gösterdi. Ama neyin kalacağına biz karar verebiliriz. Kenara yazdığımız bir soru, bir bağlantı ya da bir itiraz, üretim etkisi sayesinde hafızada daha derin bir iz bırakır. Defterimize alıntıyla birlikte yazdığımız kendi cümlemiz, bir ay sonra romanın neredeyse tamamı silindiğinde bile bize geri dönmenin yolunu gösterir.

Türk okur bu alışkanlıkları sıfırdan kurmak zorunda değil. Hâşiye, sayfanın kenarını yüzyıllarca bir düşünme alanı olarak kullandı; cönk ve mecmua, bir okurun seçkisini bir kültürün belleğine dönüştürdü. Bugün aynı işi bir defter, bir kurşun kalem ya da dijital bir not uygulaması görebilir. Araç değişir; yapılan iş aynıdır: okurken yazmak.

Kapanış kancası

Ama bazı kitaplarda kenara not düşmek bir yana, sayfayı çevirmek bile zordur. Anlamadığımız cümleler birikir, dikkat dağılır, kitap komodinin üstünde haftalarca kapalı kalır. O zaman ne yapmalı: bırakmak mı, ara vermek mi, bir rehbere başvurmak mı? Sıradaki ünite zor kitapla baş etmenin yollarını konuşuyor.

Özet kartı

  1. Ebbinghaus (1885) unutmanın başta hızlı, sonra yavaş olduğunu gösterdi; 2015'teki bir yeniden üretim benzer bir eğri buldu.
  2. Kendi ürettiğimiz sözcükleri okuduklarımızdan daha iyi hatırlarız; kenara kendi cümlemizi yazmak bu yüzden kalıcıdır.
  3. İyi bir kenar notu metni tekrar etmez: soru, bağlantı ya da itiraz ekler.
  4. Hâşiye sayfa kenarına eklenen açıklayıcı nottur; cönk ve mecmua okurların kişisel derlemeleridir ve bugünkü okuma defterinin atalarıdır.
  5. Bir okuma defteri sayfası alıntıyı, kendi cümleni, künyeyi ve tarihi birlikte taşımalıdır.

Kavram sözlüğü

TürkçeİngilizceKısa tanım
Unutma eğrisiForgetting curveÖğrenilen bilginin zamanla ne kadarının hatırlandığını gösteren eğri
HâşiyeMarginal glossSayfa kenarına eklenen açıklayıcı not; derkenar, hâmiş
CönkCönkUzunlamasına açılan ensiz yazma defter; kişisel şiir derlemesi
MecmuaAnthology, miscellanyÇeşitli metinlerin bir araya getirildiği derleme
Okuma defteriReading notebook, commonplace bookAlıntı, yorum ve künyenin birlikte tutulduğu kişisel defter
Üretim etkisiGeneration effectKendi üretilen bilginin daha iyi hatırlanması

Ünite quizi

  1. (Kazanım 1) Ebbinghaus'un unutma eğrisi okuma alışkanlıklarımız için ne söyler?
  2. (Kazanım 2) Bir kenar notunun metne «bir şey eklemesi» için üç yol say ve altını çizmenin neden tek başına yetmediğini açıkla.
  3. (Kazanım 3) Hâşiye, cönk ve mecmuanın her birini birer cümleyle tanımla. Bunlar bugünkü okuma defterine nasıl bağlanır?
  4. (Kazanım 4) Bir okuma defteri sayfasında birlikte bulunması gereken dört öğe nedir ve her biri ne işe yarar?
  5. (Kazanım 2) Fermat'nın kenar notu, bir notun hem kişisel bir kayıt hem de başkalarına bırakılan bir miras olabileceğini nasıl gösterir?

Cevaplar

  1. Okuduğumuzun büyük kısmını, özellikle ilk günlerde, hızla unuturuz; okumak ile hatırlamak aynı şey değildir. Neyin kalacağına katılmak için okurken bir şeyler yapmak, örneğin yazmak gerekir.
  2. Soru sormak, başka bir metinle bağlantı kurmak, itiraz etmek. Altını çizmek yalnızca bir seçimdir; işaretlenen cümle hâlâ yazarın cümlesidir. Yanına neden çizildiğini anlatan bir kelime yazmak onu bir nota dönüştürür ve üretim etkisiyle daha kalıcı olur.
  3. Hâşiye sayfa kenarına eklenen açıklayıcı nottur; cönk uzunlamasına açılan, ensiz, şiir ve türkülerin yazıldığı kişisel defterdir; mecmua çeşitli metinlerin derlendiği kitaptır. Hepsi bir okurun neyin kalacağını kendi seçmesinin biçimleridir, tıpkı bugünkü okuma defteri gibi.
  4. Alıntı neyin seni durdurduğunu, kendi cümlen neden durdurduğunu, künye geri dönmek istediğinde nereye bakacağını, tarih de yıllar sonra eski notla yeni fikir arasındaki mesafeyi gösterir.
  5. Fermat notu o anki heyecanını kaydetmek için yazdı; oğlu kenar notlarını 1670'te yayımlayınca not kamusal bir bilmeceye dönüştü ve iddia ancak 1994'te kanıtlandı. Kenar notu hem yazanın hafızası hem de sonraki okurlara bırakılan bir iz oldu.

Okuma

  • Bu hafta okuduğunuz bir kitabın on sayfasını kurşun kalemle, yalnızca soru, bağlantı ve itiraz yazarak okuyun.
  • Hermann Ebbinghaus, Über das Gedächtnis (1885). İngilizce çevirisi Memory: A Contribution to Experimental Psychology adıyla çevrimiçi erişilebilir; ilk bölümler kısa ve şaşırtıcı derecede kişiseldir.
  • Bir müze ya da kütüphanenin dijital koleksiyonunda bir cönk ya da mecmua sayfasına bakın; kenarlardaki notları ve sayfanın düzenini gözlemleyin.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Animasyon ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Video akışı

  • 0:00–0:25 Soğuk açılış: 1880'ler Berlin'i, bir masada hece kartları; bir eğri çizilmeye başlar, hızla düşüp yataylaşır.
  • 0:25–0:45 Büyük soru: bir kitabın sayfaları rüzgârda uçuşur, birkaç tanesi yere düşer, bir el onları toplar.
  • 0:45–1:50 Bağlam: 1885 kitap kapağının çizimi ve 2015 tarihli bir dergi sayfası; iki eğri üst üste çakışır.
  • 1:50–3:40 Ana anlatı — kenara yazmak: bir sayfa kenarında kurşun kalemle soru işareti, bir ok, «Kaşağı'daki saat gibi» notu. Fosforlu kalemin çizdiği satırın yanına bir kelime eklenir ve çizgi nota dönüşür.
  • 3:40–5:10 Ana anlatı — hâşiye: bir Osmanlı yazma sayfasının temsili çizimi; ortada metin, kenarlarda eğik yazılmış notlar; notlar çoğalıp ayrı bir kitaba dönüşür.
  • 5:10–6:40 Ana anlatı — cönk ve mecmua: uzunlamasına açılan bir cönkün sayfaları çevrilir. Bugünkü bir okuma defteri sayfası: alıntı, kendi cümlen, künye, tarih dört bölmede.
  • 6:40–8:40 Metin anı: eski bir matematik kitabının kenarı, Latince iki cümle kinetik tipografiyle; «marginis exiguitas» sözcüklerinde kenar daralır. Yıllar bir sayaçla akar: 1637, 1670, 1994.
  • 8:40–9:50 Cevap ve kapanış: unutma eğrisinin üzerine yer yer notlar iğnelenir ve eğri o noktalarda yükselir. Son karede komodinin üstünde kapalı duran kalın bir kitap.

Anlatıcı Ebbinghaus bölümünde hafif bir hayranlıkla, Fermat bölümünde bir bilmece anlatır gibi konuşur.

Telaffuz

  • Hermann Ebbinghaus: «HER-man EB-bing-haus»; Über das Gedächtnis: «Ü-ber das ge-DEHT-nis».
  • Hâşiye: «HÂ-şi-ye», uzun «â»; derkenar: «der-ke-NAR»; hâmiş: «HÂ-miş»; cönk: «CÖNK»; mecmua: «mec-mu-A».
  • Pierre de Fermat: «PİYER dö fer-MA»; Diophantos: «di-o-FAN-tos»; Arithmetica: «a-rit-ME-ti-ka»; «Hanc marginis exiguitas non caperet»: «hank MAR-gi-nis ek-si-GU-i-tas non KA-pe-ret».
  • Andrew Wiles: «EN-dru VAYLZ». Slamecka: «sla-MEÇ-ka».