İçeriğe geç

Ders 7.2 · Seviye 2 · Ergenlik (12–18 Yaş): Ayrışmış ama Bağlı

"Artık Benimle Konuşmuyor": Kimlik, Özerklik ve Kapıyı Açık Tutmak

2.382 kelime · yaklaşık 11 dakika okuma · 16 dakika seslendirme

Giriş

Geçen dersin ödevi iki sütunlu bir sayımdı: ergeninle bir haftada yaptığın konuşmalardan hangileri talimat, soru ya da uyarıydı, hangileri merak ya da sohbet? Sayımı dürüstçe yaptıysan büyük olasılıkla ilk sütun ağır bastı: "Ödevin bitti mi?", "Montunu al", "Telefonu bırak", "Kiminle çıkıyorsun?" Hiçbiri kötü niyetli değildir; hepsi bir ebeveynin gündelik işidir. Ama ergenin kulağında bu konuşmaların toplamı tek bir cümleye dönüşebilir: "Seninle yalnızca seni yönetmek için konuşuyorum." Ergenin "Artık benimle konuşmuyor" dediğimiz sessizliği kısmen buradan beslenir.

Bu dersin sonunda ergenin kapısını kapatmasını bir reddediş olarak değil, gelişimin bir parçası olarak okuyabileceksin; sağlıklı mahremiyeti tehlikeli bir sırdan ayıracak bir soru elinde olacak ve sessizleşmiş bir gençle aradaki hattı kesmeden tutmanın altı yolunu deneyebileceksin. Ergenlikte ebeveynin en büyük korkusu çocuğunu kaybetmektir; en sık hatası ise kaybetmemek için onu daha sıkı tutmaktır.

Ana anlatım

Kimlik: "Ben kimim?" Erik Erikson ergenliğin temel gelişim görevini kimlik kurmak olarak tanımladı. Kimlik düşünerek değil, deneyerek kurulur: farklı giyim tarzları, müzikler, arkadaş grupları, görüşler, hatta değerler denenir, bir kısmı bırakılır, bir kısmı kalır. Bu yıl vejetaryen, gelecek yıl metal müzik tutkunu, sonra dine yoğun ilgi, sonra ateşli bir siyasi görüş. Ebeveyn için baş döndürücü olabilir; ergen için gereklidir. Psikolog James Marcia, Erikson'un fikrini geliştirerek kimlik gelişiminin farklı yollarını tanımladı. Bunlardan ikisi ebeveyni özellikle ilgilendirir. Birincisi "erken kapanma"dır: ergen hiç denemeden ailesinin ya da çevresinin sunduğu kimliği olduğu gibi benimser; dışarıdan olgun görünür, ama seçimler gerçekten onun değildir. İkincisi "kimlik dağınıklığı"dır: ergen hiçbir şeye bağlanamaz ve arayışa bile girmez.

Sağlıklı sonuç, denenip keşfedilmiş ve sonunda benimsenmiş bir kimliktir; Marcia buna giden yoldaki arayış dönemini de olağan ve değerli sayar. Ebeveynin rolü dört cümleyle özetlenebilir. Denemeleri merakla izle. Kendi değerlerini dayatarak değil yaşayarak göster; ergen söylediğini değil yaptığını alır. Güvenlik sınırlarını koru. Ve çocuğun kimliğinin üstüne çıkma. "Benim oğlum doktor olacak" cümlesi sevgiyle söylenir, ama ergenin kulağına kendi hayatının başkası tarafından yazıldığı bir duyuru gibi gelir.

Ayrışma: bağı koparmadan. Akademinin evre haritasındaki son evrenin hakkı, kendi kim olduğuna karar vermektir; kaynağı ise ayrışmış ama bağlı bir kimliktir. Ergen aileden bir miktar uzaklaşmak zorundadır; hiç uzaklaşamayan ergen ya bir gün sert biçimde koparak ayrılır ya da yetişkinliğe tam adım atamaz. İki sağlıksız uç vardır. Yapışkan aile her şeyi bilmek ister, arkadaşları seçer, telefonu okur, "Biz bir bütünüz" der; bu tutum ergeni ya isyana ya da sessiz bir teslimiyete iter. Terk eden aile ise "Artık büyüdü, karışmıyorum" der ve ergeni akranların ve internetin eline bırakır. Sağlıklı yol ikisinin arasındadır: özerklik alanı yıl yıl genişler, bağ sabit kalır. 4.1'de andığımız ve kanıtı sınırlı bir çerçeve olarak okunması gereken Bodynamic modeli bunu Özerklik evresinin büyük bir tekrarı olarak görür. İki yaşındaki çocuk uzaklaşıp dönerek "Döndüğümde orada mısın?" diye soruyordu; on beş yaşındaki genç aynı soruyu bisiklet yerine bir gece dışarı çıkışla soruyor.

Kapalı kapı: gizlilik mi, mahremiyet mi? Mahremiyet sağlıklıdır: kendi odası, günlüğü, arkadaşlarıyla konuşmaları, iç dünyası. Ergenin her şeyi anlatmaması bir sorun değil, bir iç dünyanın oluştuğunun işaretidir. Tehlikeli olan sır başka bir şeydir: madde kullanımı, zarar veren bir ilişki, kendine zarar verme, zorbalığa uğramak ya da zorbalık yapmak. İkisini ayıran soru şudur: "Bilmediğim şey onu tehlikeye atıyor mu?" Cevap hayırsa, o alan ergenindir. Kapıyı çalmak, günlüğü okumamak ve telefonu karıştırmamak, ergenin sana bir şey anlatmasının ön koşuludur.

Bu konuda iyi bilinen bir bulgu var. İsveçli araştırmacılar Håkan Stattin ve Margaret Kerr, on dört yaşındaki gençlerle ve ebeveynleriyle yaptıkları bir çalışmada, ebeveynlerin ergenin hayatı hakkında bildiklerinin en güçlü kaynağının ebeveynin sorgusu ya da denetimi değil, ergenin kendi isteğiyle anlattıkları olduğunu buldu; kural ihlallerini de en iyi bu kendiliğinden anlatma öngörüyordu. Yani bilgi çoğu zaman gözetimle değil, ilişkiyle akar. Mahremiyeti gizlice ihlal eden ebeveyn o akışı keser: ergen hiçbir şey anlatmamayı, şifre koymayı ve ikinci bir hesap açmayı öğrenir. Somut bir tehlike işareti varsa müdahale meşrudur; ama açık yapılır: "Endişeliyim. Şu işaretleri gördüm. Bu yüzden şunu yapacağım." Bu işaretlerin tam listesi 7.4'ün konusu.

Altı iletişim yöntemi. Birincisi: yüz yüze değil, yan yana. Arabada, yürüyüşte, yemek hazırlarken, bir işi birlikte yaparken. Karşılıklı oturup göz göze konuşmak pek çok ergene sorgu gibi gelir; yan yana duran bedenler konuşmayı kolaylaştırır. İkincisi: sormak yerine anlatmak. "Okul nasıldı?" sorusunun cevabı çoğu zaman "İyi"dir. Onun yerine kendi gününden küçük ve gerçek bir şey anlat; sohbet açılırsa açılır, açılmazsa sorun değil. Üçüncüsü: dinle, çözme. Ergen bir şey anlattığında ebeveynin ilk dürtüsü öğüt vermektir ve öğüt çoğu zaman sohbeti kapatır. "Hmm." "Sonra?" "Zor olmuş." Fikrin istenmediyse önce sor: "Ne düşündüğümü duymak ister misin?"

Dördüncüsü: ergenin saatinde. Konuşma isteği çoğu zaman beklenmedik bir anda, sık sık gece geç saatte gelir; yorgun olsan da o an otur. Beşincisi: sakin yüz. Ergen sana bir şey anlattığında, bir arkadaşının sigara içtiğini ya da birinin ondan hoşlandığını, yüzün panik ya da yargı gösterirse bir dahaki sefere anlatmaz. İçinden ne geçerse geçsin dışın meraklı ve sakin kalsın; kendi kaygını sonra eşinle ya da bir yetişkinle konuş. Altıncısı: küçük ritüeller. Haftada bir dışarıda kahvaltı, birlikte izlenen bir dizi, cumartesi maçı, pazar akşamı birlikte pişirilen bir yemek. Talep yok, yalnızca birliktelik. Bu, 3.4'teki özel zamanın ergen hâlidir; ergen çoğu zaman istemiyormuş gibi yapar, ama o ritüel iptal edildiğinde ilk fark eden odur.

Bu altı yola bugün bir kanal daha eklenmiş durumda: mesajlaşma. Yüz yüze bir şey söylemekte zorlanan bazı gençler, aynı şeyi akşam bir mesajla yazmayı daha kolay bulur. Bu kanal değerlidir, ama iki koşulla. Birincisi, mesaj bir denetim aracına dönüşmemeli; her saat "Neredesin?" diye yazan ebeveynin mesajları okunmadan geçilir. İkincisi, ergen mesajla zor bir şey anlattığında cevap yine sakin ve kısa olmalı; uzun bir öğüt paragrafı, yüz yüze verilen öğütle aynı kapıyı kapatır. Bazen en iyi cevap "Yazdığın için teşekkür ederim, eve gelince konuşalım mı?" cümlesidir.

Ebeveynden utanma. Ergenliğin başında pek çok genç ebeveyninden utanmaya başlar: okulun önünde yanağından öpülmekten, arkadaşlarının yanında yapılan şakadan, babasının eski montundan. Bu kişisel değildir. Ergen kendi kimliğini ebeveyninkinden ayırmakta ve akranlarının gözünde bağımsız görünmek istemektedir. Ebeveynin yapacağı şey alınmamak, herkesin önündeki sevgi gösterilerini azaltıp evdeki yakınlığı korumak ve biraz mizahtır: "Tamam, arabada bekliyorum, camı bile açmam." Bu utanç çoğu gençte ergenliğin ilerleyen yıllarında yumuşar ve ergen başka bir biçimde yakınlaşır.

Türkiye'de ergenin kimlik denemelerine yalnızca ebeveyn tepki vermez; büyükanne, amca, komşu ve aile dostu da söz alır. "El âlem ne der?" kaygısı, yeşil bir saç ya da farklı bir görüş karşısında ebeveyni çocuğun değil çevrenin tarafına geçirebilir. Burada ebeveynin işi, çocuğu çevreye karşı savunmak değil, ona bir kalkan olmaktır: "Bu onun kararı, biz konuştuk" demek ve yorumu orada kesmek. Bir başka tuzak da ebeveynin ergenin "arkadaşı" olmaya çalışmasıdır. Ergenin arkadaşları vardır; ihtiyacı olan, yakın ama arkadaş olmayan, sınırı olan ve sırrını başkasına anlatmayan bir yetişkindir.

Yanlış giderse. Bu altı yolu denediğin hâlde ergen haftalarca kapanık kalabilir; kurduğun pazar kahvaltısına gelmez, mutfağa uğramaz, mesajlarına tek kelimeyle cevap verir. İlk tuzak geri çekilmektir: "Madem istemiyor, ben de zorlamam." Kapıyı zorlamamak ile kapıdan uzaklaşmak aynı şey değildir. Teklifleri küçült ama sürdür: bir bardak çay, kısa bir mesaj, birlikte bir yere giderken arabada sessizce dinlenen bir şarkı. Ergenin "hayır"ı çoğu zaman teklifin değil, o anın reddidir; teklifin sürmesi ise ona kapının açık olduğunu söyler.

İkinci tuzak, gerçek bir tehlikeli sırrı öğrendiğin an verdiğin tepkidir. Diyelim ki madde kullandığını ya da kendine zarar verdiğini öğrendin. İçinden geçen panik ya da öfke anlaşılırdır, ama o anda kurduğun cümle ergenin bir daha sana gelip gelmeyeceğini belirler. Önce bir nefes, sonra kısa ve açık bir cümle: "Bunu öğrendim ve çok endişeliyim. Sana kızmak için değil, yanında olmak için konuşmak istiyorum." Ceza ve yasak listesi o gece beklesin; güvenlik gerektiren adımı, örneğin bir uzmana başvurmayı, ertelemeden at.

Üçüncü tuzak, bir hatadan sonra güveni bir gecede geri istemektir. Telefonunu okuduysan, bir sırrını başkasına anlattıysan ya da öfkeyle "Benim evimde olmaz" dediysen, özür bir başlangıçtır ama güven sözle değil, tekrarla geri gelir: haftalar boyunca kapıyı çalmak, söz verdiğin gibi telefona dokunmamak, anlattığı bir şeyi sakin karşılamak. Ergen seni sınayacaktır; bu sınav bir düşmanlık değil, onarımın parçasıdır. Aylar içinde ilişki hâlâ çatışmadan çatışmaya gidiyorsa, aile terapisi bir yenilgi değil, herkese aynı masada yer açmanın bir yoludur.

Konuşmayan ergen ne zaman endişe verir? Ebeveyniyle az konuşan ama arkadaşlarıyla canlı, okulda işleyen, ilgi alanları süren bir ergen büyük olasılıkla sağlıklıdır; sessizliği sana değil, yaşına aittir. Endişe verici tablo başkadır: herkesle konuşmayı kesmek, odadan neredeyse hiç çıkmamak, eskiden sevdiği şeyleri bırakmak, uyku ve yemek düzeninin belirgin biçimde bozulması, notların ani düşüşü, umutsuzluk ya da "Olmasam daha iyi" gibi cümleler. Bu tablo iki haftadan uzun sürüyorsa "ergenlik işte" diye beklenmez; bir çocuk-ergen ruh sağlığı uzmanıyla görüşmek gerekir. Kendine zarar verme ya da ölümden söz etme varsa doğrudan ve sakince sor. Bu konudaki araştırmaları derleyen bir inceleme, intihar düşüncesini sormanın bu düşünceyi artırdığına dair bir bulgu bulmadı; konuşmak, tersine, rahatlatabiliyor. Sormak fikri vermez, kapıyı açar. Acil durumda 112.

Örnekler

  • Basit: On beş yaşındaki Ceylin eve gelir gelmez odasına giriyor, kapıyı kapatıyor; sorulara cevabı "İyi". Annesi Aysel bir akşam kapıyı çalmadan girip "Neyin var senin?" diye soruyor ve Ceylin patlıyor. Ertesi akşam Aysel başka bir yol deniyor: kapıyı çalıyor, "Çay demledim, mutfaktayım" diyor ve gidiyor. On dakika sonra Ceylin mutfakta beliriyor. Aysel iş yerinde yaşadığı küçük ve komik bir olayı anlatıyor, sonra susup domates doğramaya devam ediyor. Ceylin tezgâha yaslanıyor: "Bugün Irmak'la tuhaf bir şey oldu." Aysel "Hmm, ne oldu?" diyor ve öğüt vermiyor. On beş dakikalık bir sohbet. Farkı yaratan iki şey: kapıyı zorlamamak ve yan yana durmak.
  • Orta: On altı yaşındaki Batuhan'ın annesi Şule, oğlu duştayken telefonunu açıp mesajlarını okuyor ve bir arkadaşının sigara içtiğini öğreniyor. Akşam "O çocukla bir daha görüşmeyeceksin" diyor. Batuhan o hafta üç şey öğreniyor: telefona şifre koymak, ikinci bir hesap açmak ve annesine hiçbir şey anlatmamak. Mahremiyetin ihlali, gerçek bir gizliliği doğuruyor. Onarım Şule'nin dürüstlüğüyle başlıyor: "Telefonunu okudum. Bu yanlıştı, özür dilerim. Endişemi sana doğrudan söylemeliydim." Sonra endişeyi açıkça konuşuyor: "Arkadaşının sigara içmesi beni endişelendirdi. Sen ne düşünüyorsun?" Arkadaşı yasaklamak yerine onu bir cumartesi eve yemeğe çağırıyor. Güvenin geri gelmesi aylar sürüyor; ama geliyor.
  • Gerçek hayat: Ulaş on dört yaşında. Bir gün saçını yeşile boyatıyor, kulağına küpe taktırıyor ve akşam yemeğinde "Artık et yemiyorum" diyor. Babası Erdal'ın cevabı kısa: "Benim evimde olmaz." Burada kimlik denemesi ile güvenlik sınırı birbirine karışıyor. Saç ve küpe geri döndürülebilir ve kimseye zarar vermez; bu tam olarak deneme alanıdır. Et yememek bir değer denemesidir ve yeterli beslenme koşuluyla, gerekirse bir diyetisyenle konuşularak desteklenebilir. "Benim evimde olmaz" cümlesi ergene "Burada kendin olmak yasak" diye ulaşır ve ergen kendini evin dışında aramaya başlar. Alternatif şöyle olabilir: "Yeşil saç, ilginç olmuş. Et yememeyi anlat bakalım, nasıl karar verdin?" Merak, çoğu kimlik denemesini kendi seyrine bırakır; yasak ise geçici bir denemeyi bir direniş kimliğine dönüştürebilir.

Ebeveyn için beden pratiği (3 dk)

Ergeninin bir cumartesi akşamı arkadaşlarıyla evden çıktığı anı hayal et. Kapı kapanıyor, sen salonda kalıyorsun ve tam olarak nerede olduğunu bilmiyorsun. Bu sahnede bedenin ne yapıyor? Belki ilk tepkin tutmaktır: parmakların kendiliğinden kıvrılır, avucun kapanır, göğsünde nefes kısalır. Bu tutma hareketini bilerek büyüt: iki elini yumruk yap ve birkaç saniye sık. Sonra yavaşça gevşet, avuçlarını dizlerinin üstünde yukarı çevir ve göğsün kendi ritmine dönene kadar bekle. Kendine sessizce şunu hatırlat: "Onu tutmuyorum; ona yer tutuyorum." Ergen ebeveynliğinin bedensel özeti bu iki el arasındaki farktır: sıkan bir el yerine açık bir avuç, döndüğünde konabileceği bir yer.

Bu hafta evde

Şimdi sıra sende: Geçen haftaki iki sütunun oranını bu hafta tersine çevirmeyi dene. Her gün en az bir yan yana an yakala ve en az bir kez soru yerine kendi gününden bir şey anlatarak başla; öğüt vermekten kaç kez vazgeçtiğini bir kâğıda çentik atarak işaretle. Ergeninin senden sakladığını düşündüğün şeylerin bir listesini yap ve her birinin yanına "Onu tehlikeye atıyor mu?" sorusunun cevabını yaz; cevap hayırsa o maddeyi bırak, evetse açık bir konuşma planla. Son olarak haftalık küçük bir ritüel seç ve ergen isteksiz görünse bile üç hafta sürdür. Hedef: Kontrolü azaltırken etkiyi korumak; etki ilişkiden geçer. Gözlem günlüğü: Ergenin sana kendiliğinden bir şey anlattığı an hangi saatte, hangi ortamda ve sen o sırada ne yapıyorken geldi?

Mini test

  1. Kimlik denemelerine alan tanınmayan bir ergende görülebilecek iki yol nedir?
  2. "Ayrışmış ama bağlı" ne anlama gelir ve iki sağlıksız uç hangileridir?
  3. On altı yaşındaki kızının odasını toplarken masasında açık bırakılmış günlüğünü görüyorsun. Son haftalarda daha sessiz ve sen merak ediyorsun; bir sayfaya bakmak çok kolay. Ne yaparsın?
  4. On beş yaşındaki oğlun bir gece saat on birde mutfağa gelip "Bir arkadaşım okulda sigara içerken yakalandı" diyor. Sen çok yorgunsun ve içinden "Sakın sen de başlama!" diye bir uyarı geçiyor. O anda ne yaparsın?
  5. Ebeveyniyle az konuşan bir ergen hangi durumda endişe vericidir?
Cevapları göster
  1. Marcia'nın tanımladığı erken kapanma, yani hiç denemeden ailenin ya da çevrenin sunduğu kimliği olduğu gibi benimsemek, ve kimlik dağınıklığı, yani hiçbir şeye bağlanamamak ve arayışa bile girmemek.
  2. Özerklik alanının yıl yıl genişlemesi, bağın ise sabit kalması. İki sağlıksız uç, her şeyi bilmek ve denetlemek isteyen yapışkan aile ile "Artık büyüdü, karışmıyorum" diyen terk eden ailedir.
  3. Günlüğü kapatır ve yerine bırakırsın. Önce kendine şu soruyu sorarsın: "Bilmediğim şey onu tehlikeye atıyor mu?" Sessizlik tek başına bir tehlike işareti değildir; günlük onun iç dünyasıdır. Gizlice okumak, öğrenilirse yıllarca sürecek bir güven kaybı demektir. Merakını açıkça taşırsın: yan yana bir an yakalayıp "Son günlerde biraz sessizsin, nasılsın?" dersin ve cevabı zorlamazsın. Somut tehlike işaretleri, yani kendine zarar verme izleri, umutsuzluk cümleleri ya da günlük hayattan kopma görürsen, o zaman endişeni ve atacağın adımı açıkça söylersin.
  4. Yorgun olsan da oturursun; ergen çoğu zaman kendi saatinde konuşur ve bu fırsat bir daha kolay gelmez. Uyarıyı içinde tutar, yüzünü sakin ve meraklı tutarsın: "Hmm, sonra ne oldu?" Ardından onun ne düşündüğünü sorarsın: "Sen bu konuda ne düşünüyorsun?" Endişeni söylemek istiyorsan önce izin istersin ve kısa tutarsın. Ebeveynin ergen hakkındaki bilgisinin en güçlü kaynağı, ergenin kendi isteğiyle anlattıklarıdır; o gece verdiğin tepki, bir dahaki sefere anlatıp anlatmayacağını belirler.
  5. Herkesle konuşmayı kesmişse, odasından çıkmıyor, ilgi alanlarını bırakmış, uyku ve yemek düzeni bozulmuşsa ve bu tablo iki haftadan uzun sürüyorsa. Umutsuzluk ya da ölümden söz etme varsa doğrudan sorulur ve uzmana başvurulur.

Özet

  • Kimlik denenerek kurulur; ebeveyn merakla izler, değerlerini yaşayarak gösterir ve çocuğun kimliğinin üstüne çıkmaz.
  • Ayrışma zorunludur; sağlıklı yol özerkliğin genişlediği, bağın sabit kaldığı yoldur.
  • Mahremiyet sağlıklıdır, tehlikeli sır ise değildir; saygı, ergenin anlatmasının ön koşuludur.
  • Yan yana dur, kendi gününden anlat, dinle ama çözme, ergenin saatine uy, yüzünü sakin tut, küçük ritüelleri sürdür.
  • Herkesle konuşmayı kesen ergen için beklenmez; iki haftayı aşan tablo uzman işidir.

Sonraki derse hazırlık

Ders 7.3, "Müzakere Masası: Ergenlikte Sınırlar, Sonuçlar, Sınav ve Gelecek", ergenle kuralların nasıl birlikte kurulacağını, pazarlık dışı, müzakereye açık ve tamamen serbest alanların ayrımını, ceza ile sonuç arasındaki farkı, sınav baskısını ve meslek seçimini ele alacak. Hazırlık olarak evde ergeninin uyması beklenen bütün kuralları alt alta yaz ve her birinin yanına "Neden?" sorusunun cevabını ekle. Bir cümlelik açık bir gerekçesi olmayan kuralları işaretle.

Kaynaklar

  • Erikson, E. H. (1968). Identity: Youth and Crisis. New York: W. W. Norton.
  • Marcia, J. E. (1966). Development and validation of ego-identity status. Journal of Personality and Social Psychology, 3(5), 551–558.
  • Stattin, H. ve Kerr, M. (2000). Parental monitoring: A reinterpretation. Child Development, 71(4), 1072–1085.
  • Dazzi, T., Gribble, R., Wessely, S. ve Fear, N. T. (2014). Does asking about suicide and related behaviours induce suicidal ideation? What is the evidence? Psychological Medicine, 44(16), 3361–3363.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.