İçeriğe geç

Ders 7.3 · Seviye 2 · Ergenlik (12–18 Yaş): Ayrışmış ama Bağlı

Müzakere Masası: Ergenlikte Sınırlar, Sonuçlar, Sınav ve Gelecek

2.407 kelime · yaklaşık 11 dakika okuma · 16 dakika seslendirme

Giriş

Evdeki kuralları alt alta yazıp her birinin yanına bir cümlelik gerekçe eklemeyi denedin mi? Listeye bakınca büyük olasılıkla iki tür kural gördün. Bir kısmının gerekçesi hemen gelir: "Gece nerede olduğunu bilmem gerekiyor, çünkü bir şey olursa sana ulaşabilmeliyim." Bir kısmında ise kalem durur: "Hafta sonu öğleden önce kalkılır", "O saç öyle olmaz", "Odanın kapısı açık kalır." Bu ikinci grubun gerekçesi çoğu zaman "Biz de böyle büyüdük" ya da "Ben öyle istiyorum"dur. İşaretlediğin kurallar bu dersin çalışma masası.

Bu dersin sonunda ergenle kuralları ne dayatarak ne de teslim olarak kurmayı, bir ihlali ceza yerine öğretici bir sonuçla karşılamayı, saygısızlık gibi görünen iki farklı davranışı birbirinden ayırmayı, LGS ve YKS yıllarının baskısını evin havasına dönüştürmeden taşımayı ve meslek seçiminde "Ben bilirim" yerine "Birlikte bakalım" demeyi konuşacağız. Ergenlikte sınır koymak bitmez; yalnızca biçimi değişir, emirden sözleşmeye.

Ana anlatım

Ergen neden kurala uyar? Küçük çocuk kurala büyük ölçüde ebeveynine bağlı olduğu ve onu memnun etmek istediği için uyar. Ergende bu denklem değişir. Pratikte ergenin bir kurala içtenlikle uyması üç koşula bağlıdır: kuralın mantığını anlaması, kuralın konmasında sesinin olması ve ebeveyniyle ilişkisinin bu kuralı taşıyacak kadar sağlam olması. Bu üçü yoksa ergen kurala değil, yakalanmamaya uyar. Gelişim psikoloğu Judith Smetana'nın altıncı, sekizinci ve onuncu sınıftaki gençler ve ebeveynleriyle yaptığı bir çalışma bu tabloyu destekliyor: ergenler ve ebeveynler ahlaki konularda ve toplumsal geleneklerde ebeveyn otoritesini meşru görmekte uzlaşıyordu; ama saç, kıyafet, müzik ve oda düzeni gibi konuları ebeveynler kendi yetkilerine bağlı görürken ergenler kendi kişisel alanları sayıyordu ve bu kişisel alan yaşla genişliyordu. Çatışmaların önemli kısmı tam bu sınırda, yani ebeveynin kişisel alan saydığı bir konuya kural koymaya çalıştığı yerde çıkar.

Bu yüzden ergenlikte kuralların sayısı azalır, kalanların gerekçesi netleşir. 4.2'de konuştuğumuz üç kategori burada yeniden işe yarar, ama oranları değişir. Pazarlık dışı alan güvenlik ve saygıdır: nerede ve kiminle olduğunu bilmek, alkollü ya da ehliyetsiz birinin kullandığı araca binmemek, madde yok, şiddet ve hakaret yok. Müzakereye açık alan büyür: eve dönüş saati, ekran süresi, ev işleri, harçlık. Serbest alan ise genişler: saç, kıyafet, müzik, odanın düzeni; burada çatışmaya enerji harcanmaz. Geçen haftaki listende gerekçesiz kalan kuralların çoğu büyük olasılıkla bu üçüncü alana aittir.

Müzakere nasıl yapılır? 6.2'deki aile toplantısı ergenlikte iki kişilik bir masaya da dönüşebilir. Önce kuralı değil kaygını söyle: "Gece geç saatte dışarıda olman beni ulaşım ve güvenlik yüzünden endişelendiriyor." Sonra onun isteğini ve gerekçesini gerçekten dinle. Birlikte seçenekler üretin. Bir anlaşmayı süreli dene: "Bir ay saat on bir; sorun çıkmazsa on bir buçuk." Kural ihlal edilirse ne olacağını baştan birlikte belirleyin. Müzakerenin temel ilkesi basittir: güvenilir olduğunu gösteren ergen alan kazanır. Kural, ergenin davranışıyla genişler. Bu, "Özgürlük sorumlulukla gelir" cümlesini hiç söylemeden öğretir.

Müzakere, her şeyin pazarlığa açık olduğu anlamına gelmez; ebeveyn masanın başında bir karar verici olarak kalır. Ergen kendi teklifini getirir, ebeveyn kaygısını söyler ve son sözü, özellikle güvenlikle ilgili konularda, yine ebeveyn söyler. Fark, bu son sözün gerekçesiyle birlikte ve ergenin sesi duyulduktan sonra söylenmesidir. "Hayır, çünkü o saatte o semtten dönüş için güvenli bir ulaşım yok; ama bir arkadaşının ailesi bırakırsa tekrar konuşalım" cümlesi, "Hayır, çünkü ben öyle dedim" cümlesinden çok daha fazla işbirliği doğurur.

Ceza değil sonuç. İki karşılık dört noktada birbirinden ayrılır. Ceza çoğu zaman davranışla ilgisizdir: geç geldi, telefonu alındı. Öfkeyle ve anında verilir. Ergene öğrettiği şey "Güç kimde?" sorusudur ve genellikle direnç üretir. Sonuç ise davranışla ilgilidir: geç geldi, bir sonraki çıkışın saati erkene çekildi. Önceden bilinir, sakin uygulanır ve kısadır. Ergene öğrettiği şey "Davranışımın bir etkisi var"dır. Rudolf Dreikurs'un ayrımıyla, doğal sonuç hayatın kendisinin verdiği sonuçtur: ödevini yapmadı, notu düştü; formasını çamaşır sepetine atmadı, maç günü temiz forması yok. Mantıksal sonuç ise ebeveynin koyduğu, davranışla bağlantılı ve orantılı sonuçtur.

Ebeveynin bu alandaki en büyük işi, doğal sonucu engellememektir. Unutulan ödevi okula götüren, formayı gece yıkayıp kurutan, öğretmenle arayı düzelten ebeveyn, sevgiyle de olsa ergenin öğrenmesini elinden alır. Mantıksal sonuçlarda ise ölçü önemlidir. "Bir ay telefon yok" ne doğal ne de mantıksaldır; üstelik ikinci haftada ebeveyn genellikle geri adım atar ve ergen şunu öğrenir: "Biraz dayan, gevşer." Kısa ve kesin bir sonuç, uzun ve gevşek bir cezadan her zaman daha etkilidir.

Saygı. Ergen "saygısızlık" yaptığında ebeveynin tetiklenmesi en yüksek noktadadır: göz devirme, "Neyse", derin bir iç çekiş, çarpılan kapı, yükselen ses. Burada iki düzeyi ayırmak gerekir. Birincisi ergenliğin olağan işaretleridir: göz devirme, iç çekme, tek kelimelik cevaplar. Bunlar çoğu zaman görmezden gelinir; bunlarla savaşmak ilişkiyi her gün küçük küçük aşındırır. İkincisi gerçek sınır ihlalidir: hakaret, tehdit, fiziksel şiddet, eşyaya zarar verme. Burada tepki sakin ve kesindir: "Bu evde böyle konuşulmaz. Sakinleşince konuşalım." Ve konuşma orada bitirilir.

Saygı talep edilerek değil gösterilerek öğretilir. Ergenine bağıran, onu arkadaşlarının ya da akrabaların önünde küçük düşüren, odasına izinsiz giren bir ebeveynin "Bana saygı göster" demesi inandırıcı olmaz. Ergenin öfkeli anında geri çekilmek de teslimiyet değil, zamanlamadır; 1.4'te konuştuğumuz gibi, düşünen beyin ancak sakinleşince devreye girer. Asıl konuşma sonra, iki taraf da sakinken yapılır.

Yanlış giderse. Masa her zaman kurulmaz. Bazı ergenler müzakereye oturmayı reddeder, "Ne dersem diyeyim siz bildiğinizi yapacaksınız" der ve bu cümlenin geçmişte bir haklılık payı olabilir. O zaman ilk adım bir teklif değil, bir kabul olabilir: "Geçmişte çoğu zaman son sözü biz söyledik ve gerekçesini anlatmadık. Bunu değiştirmek istiyoruz." Ardından küçük ve kazanılabilir bir konuyla başla; ergenin sesinin gerçekten bir şeyi değiştirdiğini görmesi, büyük konulardaki masayı kurar.

İkinci sık sorun, anlaşmanın sürekli bozulmasıdır. Ergen her hafta geç kalıyor ve her seferinde yeni bir mazeret getiriyorsa üç soruyu sırayla sor. Anlaşma gerçekçi miydi, yoksa ergenin arkadaş grubunun gerçek saatlerinden çok mu uzaktı? Sonuç gerçekten uygulandı mı, yoksa her seferinde "bu seferlik" mi denildi? Sonuçlar tutarlı uygulandığı hâlde ihlal sürüyorsa, mesele artık saat değil, ergenin hayatındaki başka bir şeydir: zorlandığı bir arkadaşlık, bir ilişki, madde ya da kaçmak istediği bir ev ortamı. Bu durumda konuşma kuraldan ergenin kendisine kaymalıdır.

Üçüncüsü, tırmanan çatışmadır. Her konuşma bağırmayla bitiyor, kapılar çarpılıyor ve evdeki herkes diken üstündeyse, ilk iş ateşi düşürmektir: birkaç hafta boyunca yalnızca güvenlikle ilgili kuralları koru, geri kalanları askıya al ve ilişkiyi besleyen küçük anlara yatırım yap. Çatışmada itme, eşya kırma ya da vurma gibi fiziksel şiddet varsa, kimden gelirse gelsin, bu bir ebeveynlik tekniği sorunu değildir; aile danışmanlığına ya da bir ruh sağlığı uzmanına başvurmak gerekir ve acil bir tehlike varsa 112 aranır.

Sınav: LGS ve YKS. Türkiye'de ergenliğin üzerine iki büyük sınav biner ve aile hayatı çoğu zaman bu sınavlara göre yeniden örgütlenir. Birkaç ilke bu yılları hafifletir. Sınav ergenin projesidir, ailenin değil; ebeveynin işi koşulları sağlamaktır: sessiz bir çalışma alanı, uyku, düzenli yemek, ihtiyaç duyulan desteğe erişim ve güvenli bir duygusal zemin. "Ders çalış" cümlesi günde bir kereden fazla söylenmez; fazlası çalışmayı artırmaz, ilişkiyi tüketir. Deneme sonuçları bir hüküm gibi değil, bir bilgi gibi konuşulur: "Hangi konuda zorlandın?" Haftada bir gün tamamen boş kalır. Dershane, etüt ve özel ders programı da ergenle birlikte kurulur: hangi derste gerçekten desteğe ihtiyacı olduğunu en iyi o bilir. Her boş saati bir kursla doldurmak, çalışma süresini artırsa da dinlenme, hareket ve arkadaşlık gibi öğrenmeyi besleyen şeyleri eksiltir; yorgun bir zihin, dolu bir takvimden daha az verim alır.

Sınav kaygısını da ciddiye almak gerekir. Uyuyamamak, sabah mide bulantısı, sınav anında zihnin boşalması ya da çarpıntı bir irade zayıflığı değildir; otuz yıllık araştırmaları birleştiren bir meta-analiz, sınav kaygısının standart sınavlarda ve okul notlarında daha düşük performansla tutarlı biçimde ilişkili olduğunu buldu; etki küçükten ortaya doğru bir büyüklükteydi. Okulun rehberlik servisi ya da bir ruh sağlığı uzmanı bu konuda gerçek bir yardım sunabilir. Ebeveynin kendi kaygısı, yani "Ya kazanamazsa?" ya da "El âlem ne der?" soruları, ergene yüklenmez; eşe, bir arkadaşa ya da bir danışmana taşınır. Ve en önemlisi, sınav sonucu ne olursa olsun ilişkinin değişmeyeceği hem sözle hem davranışla gösterilir. Sınav yılında kaybedilen bir ilişki, kazanılan bir okuldan daha pahalıya mal olur.

Meslek seçimi. Ebeveynin bu konudaki en sık hatası, kendi tamamlanmamış hayalini ya da kendi güvenlik ihtiyacını çocuğun geleceğine yazmaktır: "Doktor ol, garanti." İş dünyası hızla değişiyor ve bugün "garanti" görünen pek çok meslek on beş yıl sonra çok farklı bir yerde olabilir. İşe yarayan yaklaşım birlikte keşfetmektir. Ergenin ilgilerini ve güçlü yanlarını birlikte gözlemleyin: neyi yaparken zamanı unutuyor? Farklı mesleklerden insanlarla tanışmasına fırsat yaratın; bir akraba, bir komşu, bir aile dostu ona bir gününü anlatabilir. Staj, yaz işi ve gönüllülük deneyimleri, broşürlerden çok daha fazla şey öğretir. Okulun rehberlik servisindeki ilgi ve yetenek envanterleri yol gösterici olabilir, ama bir kehanet değildir.

Kararların geri dönülebilir olduğunu da söylemek gerekir: bölüm değiştirilebilir, kariyer yön değiştirebilir. Ergenin seçimine, sende kaygı uyandırsa bile saygı göstermek, ona kendi hayatının yazarı olduğunu söyler. On altı yaşında "Ne olacağımı bilmiyorum" demek olağandır ve 7.2'de konuştuğumuz kimlik arayışının bir parçasıdır.

Örnekler

  • Basit: Cumartesi akşamı için on beş yaşındaki Emre saat on ikiye kadar dışarıda kalmak istiyor; evdeki kural saat on. Emir biçimi şöyle olurdu: "On, tartışma bitti." Babası bunun yerine masaya oturuyor: "Endişem şu: gece dönüş ulaşımı ve kimlerle olduğun. Sen ne öneriyorsun?" Emre bir teklifle geliyor: "On bir. Çıkarken ve dönerken mesaj atarım, Sarp'ın babası hepimizi evlere bırakır." Anlaşma şöyle kuruluyor: bir ay boyunca saat on bir; Emre saatinde gelir ve haber verirse sonraki ay on bir buçuk; geç kalırsa bir sonraki hafta sonu saat on. Emre saatinde geliyor. Kural onun kendi teklifi ve güvenilir olmanın kendisine alan kazandırdığını görüyor.
  • Orta: Duygu on altı yaşında. Bir akşam annesi Hülya'ya "Senden nefret ediyorum, karışma hayatıma!" diye bağırıp kapısını çarpıyor. Hülya'nın ilk dürtüsü kapıyı açıp daha yüksek sesle karşılık vermek. Onun yerine önce kendini sakinleştiriyor ve o an kapıya gitmiyor. Bir saat sonra kapının altından kısa bir not bırakıyor: "Çok kızgın olduğunu görüyorum. 'Nefret ediyorum' demek bu evde konuşma biçimimiz değil. Sakinleşince konuşalım." Ertesi gün arabada, yan yana otururken neler olduğunu dinliyor. Duygu'nun cümlesi aslında "Anneme karşıyım" değil, "Annemden ayrışmaya çalışıyorum ve bunu henüz beceremiyorum" cümlesi. Ceza yok, ama konuşmanın biçimine bir sınır var. Özür zorlanmıyor ve iki gün sonra Duygu'nun ağzından kendiliğinden çıkıyor.
  • Gerçek hayat: Sekizinci sınıf, LGS yılı. Yağız'ın evi bir karargâha dönmüş: televizyon yasak, misafir kabul edilmiyor, annesi Serap her deneme sonucunu renkli bir tabloya işliyor, babası Murat "Bu netle hiçbir yere giremezsin" diyor. Yağız uyuyamıyor, sabahları midesi bulanıyor ve denemeleri düşüyor. Sınav ailenin projesi olmuş, kaygı performansı yiyor. Aile yeniden düzenleniyor: sınavın sahibi Yağız; tabloyu isterse o tutuyor. Haftada bir tam boş gün ve haftada iki akşam birlikte film. "Ders çalış" en fazla günde bir kez. Uyku ve kahvaltı öncelik. Deneme sonucu "Hangi konu?" sohbetiyle konuşuluyor. Okulun rehberlik servisiyle kaygı üzerine görüşmeler başlıyor. Serap ve Murat kendi kaygılarını akşam yürüyüşünde, Yağız'dan uzakta konuşuyor. İki ay içinde uyku düzeliyor. Asıl kazanç ise sınav bittiğinde hâlâ birbiriyle konuşan bir aile.

Ebeveyn için beden pratiği (3 dk)

Ergenin gözlerini devirdiği ya da "Neyse" deyip arkasını döndüğü bir anı canlandır. Bu kez dikkatini yüzüne ver. Çene kasları sıkılıyor mu, dişler birbirine mi bastırıyor, yanaklarda ya da kulak arkasında bir sıcaklık mı yükseliyor? Dilin ucunda "Saygısız!" kelimesi bekliyor mu? Şimdi dilinin ucunu üst ön dişlerinin hemen arkasına, damağa hafifçe yasla ve alt çenenin kendi ağırlığıyla birkaç milimetre aşağı düşmesine izin ver. Dişler ayrılsın, dudaklar kapalı kalsın. Bu gevşek çeneyle göz devirmeyi yeniden adlandır: ergenlik hava durumu, geçen bir bulut. Bulutla kavga edilmez. Bu çenenin sıkılması muhtemelen senin kendi gençliğinde "saygısızlığın" nasıl karşılandığını da taşıyor; enerjini gerçek sınır ihlalleri için sakla.

Bu hafta evde

Şimdi sıra sende: Geçen hafta yazdığın kural listesini üç kümeye ayır: güvenlik ve saygı kümesi, pazarlığa açık küme ve tamamen ergenin kendi alanı olan küme. Gerekçesi olmayan kuralları ya kaldır ya da serbest alana taşı. Müzakereye açık kurallardan birini bu hafta ergeninle masaya yatır ve süreli bir deneme anlaşması yapın. En sık yaşanan üç ihlal için, davranışla ilgili, önceden bilinen ve kısa sonuçları ergenle birlikte belirleyin. Sınav yılındaysanız bir gün boyunca "ders çalış" cümlesini kaç kez söylediğini say, haftalık boş günü takvime yaz ve kendi kaygını anlatabileceğin bir yetişkin belirle. Hedef: Emirden sözleşmeye geçmek ve güç savaşını bir güvenilirlik döngüsüne çevirmek. Gözlem günlüğü: Müzakere masasında ergenin getirdiği teklif senin aklındaki çözümden hangi noktada daha iyiydi?

Mini test

  1. Ergenin bir kurala içtenlikle uyması hangi üç koşula bağlıdır?
  2. On altı yaşındaki kızın anlaşılan saatten bir buçuk saat geç geldi ve telefonunu da açmadı; sen bu süre boyunca çok korktun. Kapıdan girdiğinde ilk aklına gelen "Bir ay dışarı çıkmak yok!" demek. Ne yaparsın?
  3. Doğal sonuçlar konusunda ebeveynin en büyük işi nedir?
  4. Göz devirme ile hakaret nasıl farklı ele alınır?
  5. YKS'ye üç ay kala on yedi yaşındaki oğlunun son denemesi beklenenin çok altında geldi. Eşin "Bu gidişle hiçbir yeri kazanamaz, hafta sonu özel ders ekleyelim" diyor; oğlun ise son haftalarda gece üçe kadar uyuyamıyor. Ne yaparsın?
Cevapları göster
  1. Kuralın mantığını anlaması, kuralın konmasında sesinin olması ve ebeveyniyle ilişkisinin bu kuralı taşıyacak kadar sağlam olması. Bu üçü yoksa ergen kurala değil, yakalanmamaya uyar.
  2. O anda karar vermezsin; korkun öfkeye dönmüş ve öfkeyle verilen bir ceza çoğu zaman uzun, orantısız ve uygulanamaz olur. Önce rahatladığını söylersin: "Çok korktum, iyi olduğuna sevindim. Şimdi yatalım, yarın konuşacağız." Sabah, ikiniz de dinlenmişken, neler olduğunu dinlersin. Sonra önceden konuştuğunuz, davranışla ilgili ve kısa sonucu uygularsın: örneğin bir sonraki çıkışın saati bir saat erken. Telefonu açmamayı ayrıca konuşursunuz, çünkü asıl kaygın güvenlik: "Geç kalabilirsin, ama bana ulaşamamam olmaz." Ceza güç ilişkisini öğretir; sonuç ise davranışın bir etkisi olduğunu.
  3. Doğal sonucu engellememek. Unutulan ödevi götürmek ya da her sorunu ergen adına çözmek, sevgiyle yapılsa da ergenin öğrenmesini elinden alır.
  4. Göz devirme ergenliğin olağan bir işaretidir ve çoğu zaman görmezden gelinir. Hakaret, tehdit ya da şiddet gerçek bir sınır ihlalidir; sakin ve kesin bir sınır konur, konuşma kesilir ve iki taraf sakinleşince yeniden ele alınır.
  5. Önce eşinle oğlunun yanında değil, baş başa konuşursun: kaygınız anlaşılır, ama gece üçe kadar uyuyamayan bir gence bir ders daha eklemek kaygıyı büyütür ve sınav kaygısı performansı düşürür. Sonra oğlunla denemeyi bir hüküm gibi değil, bir bilgi gibi konuşursunuz: "Hangi konularda takıldın? Sence neye ihtiyacın var?" Özel ders kararını o verir. Uyku ve haftalık boş günü öncelik yaparsınız. Uykusuzluk ve kaygı sürerse okulun rehberlik servisine ya da bir uzmana başvurursunuz. Ve sonuç ne olursa olsun ilişkinin değişmeyeceğini hem sözle hem davranışla gösterirsiniz.

Özet

  • Ergenlikte kural sayısı azalır, kalanların gerekçesi netleşir; güvenlik, pazarlık ve ergenin kendi alanı birbirinden ayrılır.
  • Müzakerede önce kaygı söylenir, ergen dinlenir, seçenekler birlikte üretilir ve süreli denenir; güvenilirlik alan kazandırır.
  • Ceza değil sonuç: ilgili, önceden bilinen, sakin ve kısa; doğal sonuç engellenmez.
  • Saygı gösterilerek öğretilir; ergenliğin olağan işaretleriyle savaşılmaz, gerçek ihlale sınır konur.
  • Sınav ergenin projesidir; ilişki, kazanılacak okuldan değerlidir. Meslek seçimi birlikte keşfedilir.

Sonraki derse hazırlık

Ders 7.4, "Riskler ve Ruh Sağlığı: Madde, Ekran, İlişkiler ve Alarm İşaretleri", ergeni riskten koruyan etkenleri, elektronik sigara, alkol ve maddeyle ilgili konuşmaların nasıl yapılacağını, sosyal medyanın ergenlikteki yerini, ilişkiler ve rıza konusunu ve depresyon, kaygı ve kendine zarar verme işaretlerini ele alacak. Hazırlık olarak bu konuların her birini bir satıra yaz ve yanına dürüstçe not düş: ergeninle bunu hiç konuştun mu, yoksa şimdiye kadar hep bir sonraki sefere mi bıraktın?

Kaynaklar

  • Smetana, J. G. ve Asquith, P. (1994). Adolescents' and parents' conceptions of parental authority and personal autonomy. Child Development, 65(4), 1147–1162.
  • Dreikurs, R. ve Soltz, V. (1964). Children: The Challenge. New York: Hawthorn Books.
  • von der Embse, N., Jester, D., Roy, D. ve Post, J. (2018). Test anxiety effects, predictors, and correlates: A 30-year meta-analytic review. Journal of Affective Disorders, 227, 483–493.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.