İçeriğe geç

Ders 6.2 · Seviye 2 · Okul Çağı (6–12 Yaş): Yetkinlik, Aidiyet ve Kendi Fikri

Kendi Fikri: Fikir Evresi, Ahlak Gelişimi ve Aile Toplantısı

2.127 kelime · yaklaşık 10 dakika okuma · 14 dakika seslendirme

Giriş

"Sence adil olan ne?" sorusuna çocuğun ne cevap verdi? Belki "Herkese aynı şeyi vermek" dedi. Belki "Kim çok çalıştıysa ona daha çok" dedi. Belki de hemen bir örneğe atladı: "Kardeşimin benden geç yatması adil değil!" Hangi cevabı verdiyse, o cevabın içinde çocuğunun zihninde kurulmakta olan bir terazi var. Bu ders o terazinin nasıl kurulduğunu ve ona nasıl eşlik edileceğini anlatıyor.

Bu dersin sonunda çocuğunun sofradaki itirazlarını, o bitmeyen "niye"leri ve adalet şikâyetlerini, bir saygısızlık olarak değil, bir gelişme olarak duyabilecek; ahlak anlayışının yaşla nasıl değiştiğini bilecek ve küçüklerin de söz hakkı olan bir aile kültürü için somut bir araç, aile toplantısını, kurabileceksin. "Büyükler konuşurken çocuk susar" anlayışı birçok evde güçlüdür ve bu anlayışın ardında saygı gibi değerli bir şey vardır. Bu ders o değeri korurken çocuğa kendi sesini de vermenin yolunu arıyor.

Ana anlatım

Fikir evresinin hakkı. Terapi odasında biçimlenmiş, kanıtı henüz zayıf bir çerçeve olan Bodynamic modeli beş ile dokuz yaş arasına Fikir evresi der: çocuk kendi görüşünü oluşturma ve ifade etme hakkını sınar. "Bence", "Ama", "Neden öyle?", "Sen yanlış biliyorsun" bu evrenin cümleleridir. Bu yıllar, Piaget'nin somut işlemler adını verdiği dönemle üst üste biner: çocuk artık mantık yürütür, kuralları anlar ve bir kuralın tutarsız uygulandığı her anı hemen yakalar. Modele göre bu dönemden sağlam çıkan yetişkin kendi düşüncesine güvenebilir, tartışabilir ve gerektiğinde fikrini değiştirebilir. Dönemin iki tehlikeli sapağı da bellidir. Fikri sürekli bastırılan bir çocuk, "Sen ne anlarsın?", "Büyükler konuşuyor!", ya kendi fikri olmayan bir yetişkine ya da her fikri bir kavgaya çeviren bir yetişkine dönüşebilir. Fikrine hiç karşı çıkılmayan bir çocuk ise başkalarının fikrinin de var olduğunu öğrenmekte zorlanır.

Sağlıklı yol, fikri ciddiye almak ve fikirle tartışmaktır; çocukla değil. "İlginç bir fikir. Ben şöyle düşünüyorum, çünkü… Sen ne dersin?" Bu cümle ikna değil, diyalogdur. Diyalog, kararın her zaman çocuğa ait olduğu anlamına gelmez: hangi konuda kararın kimde olduğu ayrıca ve açıkça bellidir. Güvenlik, sağlık ve bütçe gibi konularda karar yetişkindedir; ama o konularda bile çocuğun fikrini duymak, kararı açıklamak ve itirazına saygı göstermek mümkündür. "Fikrin önemli; bu konuda karar bizde, ama nedenini anlatayım" cümlesi çocuğa hem sınırı hem saygıyı aynı anda verir.

Dayanışma/Performans evresi. Bodynamic modeli yedi ile on iki yaş arasına Dayanışma/Performans evresi der: gruba ait olma ve aynı zamanda kendisi olma hakkı. Çocuk takımları, kulüpleri, en iyi arkadaşları, gizli şifreli toplulukları keşfeder; hem üstün olmak, yani performans, hem eşit olmak, yani dayanışma ister. Model, bu evrenin sağlıklı kaynağını rekabet edebilmek ve iş birliği yapabilmek, ikisini birden kaybetmeden, diye tarif eder. Tek yönlü beslemenin bedeli vardır: yalnızca rekabeti, "Birinci ol!"u öne çıkaran bir ev yalnız bir kazanan yetiştirebilir; yalnızca uyumu, "Herkesle iyi geçin, sesini çıkarma"yı öne çıkaran bir ev ise silik bir uyumcu. Takım sporları, müzik grupları, izcilik ya da mahalledeki bir futbol maçı bu evrenin doğal okullarıdır. Evde de aynı dengeyi kurmak mümkündür: kazanılan ve kaybedilen oyunlar, birlikte yapılan işler, çocuğun üstün olduğu bir alanın tanınması ve herkesin eşit olduğu bir alanın korunması.

Ahlak gelişimi. Psikolog Lawrence Kohlberg ahlaki düşünmenin gelişimini üç düzeyde tarif etti. Küçük çocuk için doğru çoğu zaman cezadan kaçınmak ve ödül almaktır: "Yakalanmazsam sorun yok." Okul çağındaki çocuk için doğru, kurallara ve başkalarının beklentilerine uymaktır: "Kural böyle", "İyi çocuk böyle yapar." Ergenlik ve sonrasında ise ilkeler devreye girer: "Peki kural adil değilse?" Okul çağının meşhur kural takıntısı, "Ama sen öyle demiştin!", "O öyle yaptı, hile!", bu ikinci düzeyin işaretidir ve bir gelişme olarak karşılanmalıdır.

Kohlberg'in modeli ahlak psikolojisinin temel taşlarından biri olsa da ciddi eleştiriler de aldı. Psikolog Carol Gilligan, modelin adalet ve kural üzerine kurulu olduğunu, bakım ve ilişki üzerine kurulu bir ahlaki sesi yeterince görmediğini savundu. Başka araştırmacılar modelin Batı dışı kültürlerdeki ahlaki düşünmeyi eksik ölçebildiğini gösterdi. Elliot Turiel'in kuramı ve onun izinden giden Judith Smetana'nın okul öncesi çocuklarla yaptığı çalışmalar ise küçük çocukların bile "Birine vurmak kötüdür" gibi ahlaki kurallarla "Masada peçete kullanılır" gibi toplumsal gelenekleri birbirinden ayırt edebildiğini ortaya koydu. Yani çocuklar ahlakı yalnızca yukarıdan aldıkları kurallarla değil, başkalarının acısını görerek de erkenden kurmaya başlar.

Ahlak nasihatle değil, üç şeyle gelişir. Birincisi modeldir: çocuk sana bakar; kırmızı ışıkta geçen bir baba "Kurallara uy" diyemez. İkincisi, davranışın başkası üzerindeki etkisini konuşmaktır: "Sen oyuncağı alınca Ayşe ne hissetti sence?" Psikolog Martin Hoffman bu tür açıklamalara "yönlendirme" der. Onun ve sonraki araştırmacıların çalışmalarında, çocuğun dikkatini davranışının başkasına verdiği zarara çeviren ebeveyn tutumu, güç ve cezaya dayanan tutuma göre daha ileri bir ahlaki içselleştirmeyle birlikte görüldü. Bunlar ilişki bulgularıdır; ama yön, gündelik deneyimle de örtüşür. Üçüncüsü prova alanıdır: bir kitaptaki ya da bir hikâyedeki karakter üzerinden "Sen onun yerinde olsaydın ne yapardın?" sohbetleri, çocuğa ahlaki kararları gerçek bir bedel ödemeden deneme fırsatı verir.

Yalan, bu kez bilinçli. 5.1'de ilk yalanların bir gelişim kilometre taşı olduğunu konuşmuştuk. Okul yıllarında yalan artık daha bilinçlidir ve çoğu zaman üç nedene dayanır. Birincisi ceza korkusudur ve en sık nedendir; Talwar ve Lee'nin çalışmalarında olduğu gibi, cezanın sert olduğu ortamlarda yalan hem artar hem ustalaşır. İkincisi kendini iyi göstermektir; Dayanışma/Performans evresinin bir gölgesi. Üçüncüsü özerklik alanı açmaktır: "Her şeyi bilmek zorunda değilsin." Bu üçüncü neden ergenliğe doğru artar ve bir ölçüde sağlıklıdır. Yaklaşım dört adımdır. Doğruyu söylemenin bedelini düşür: "Doğruyu söylersen sonuç daha hafif olur" de ve bunu gerçekten uygula. Yalanı değil güveni konuş: "Bana doğruyu söyleyebilmen benim için notundan çok daha önemli." Tuzak kurma. Ve kendi yalanlarına bak: telefonda çocuğa "Annem evde yok de" dedirtmek, ona yalanın gündelik hayatın olağan bir parçası olduğunu öğretir.

Aile toplantısı. Adlerci psikolojinin önemli isimlerinden Rudolf Dreikurs'un yaygınlaştırdığı ve bugün pek çok ebeveynlik programında kullanılan aile toplantısı, Fikir ve Dayanışma evrelerinin en pratik aracıdır. Haftada bir, on beş-otuz dakika, her hafta aynı gün, herkes masada ve telefonlar başka odada. Yapı beş adımdır. Birincisi takdir turudur: herkes aileden birine bir teşekkür söyler; bu hem 3.4'teki hesabı doldurur hem de toplantının tonunu kurar. İkincisi gündemdir: hafta boyunca buzdolabındaki bir kâğıda herkes madde yazar, çocuklar da; "Yatma saati", "Kardeşim izinsiz odama giriyor." Üçüncüsü sorun çözmedir: sorun birlikte tanımlanır, herkes çözüm önerir, çocuğun önerisi saçma görünse bile yazılır, bir çözüm seçilir ve bir hafta denenir. Dördüncüsü planlamadır: hafta sonu, ev işleri, bir gezi. Beşincisi kısa bir eğlencedir: bir oyun, bir tatlı.

Aile toplantısının birkaç kuralı vardır ve toplantının başarısı onlara bağlıdır. Çocuğun fikri uygulanabilirse gerçekten uygulanır; aksi hâlde toplantı bir tiyatroya dönüşür ve çocuk bunu çok çabuk fark eder. Ebeveynin veto alanı, yani güvenlik, sağlık ve bütçe, baştan açıkça söylenir. Toplantı bir ceza ya da nutuk yeri değildir; o haftanın kavgası orada hesaplaşmaya dönüşmez. Toplantı başkanlığı döner; sekiz yaşındaki bir çocuk bir toplantıyı pekâlâ yönetebilir. İlk üç toplantı çoğu ailede dağınık ve yorucu geçer; dördüncü haftadan sonra ise çoğu zaman evin en güçlü araçlarından biri hâline gelir. Aile toplantısı çocuğa şu deneyimi verir: "Benim sesim bu evde bir şeyi değiştirebilir." Bu deneyim, ergenlikte kapıların açık kalmasının temellerinden biridir.

"Büyükler konuşurken". Misafirlikte ya da büyükanne evinde çocuğun fikir söylemesi kolayca "terbiyesizlik" diye okunabilir. Denge, iki şeyi birlikte öğretmektir: çocuk fikrini söyleyebilir, ve aynı zamanda söz kesmemeyi, sırasını beklemeyi ve saygılı bir dil kullanmayı öğrenir. "Fikrini söyleyebilirsin; deden sözünü bitirince, 'Bence' diye başlayarak." Bu cümle çocuğa hem hakkını hem de biçimini verir. Büyüklerin çoğu, biçim doğru olduğunda bir çocuğun fikrini şaşırtıcı bir hoşnutlukla karşılar; hatta bir dedenin torunuyla "tartışmaktan" aldığı keyif, iki kuşak arasındaki en güzel köprülerden biri olabilir.

Örnekler

  • Basit: Yedi yaşındaki Arel itiraz ediyor: "Kardeşim saat dokuzda yatıyor, ben de dokuzda! Bu adil değil, ben büyüğüm!" Bastırıcı cevap: "Ben öyle diyorsam öyle." Fikirle tartışan cevap: "Haklısın, sen büyüksün. Sence kaçta yatmalısın?" Arel "On!" diyor. Babası gülümsüyor: "On biraz geç, sabah okul var. Dokuz buçuk olabilir; ama sabah kalkmak zorlaşırsa dokuza döneriz. İki hafta deneyelim mi?" Arel'in fikri bir şeyi değiştirdi ve kararın çerçevesi, yani deneme süresi ve geri dönüş koşulu, ebeveynde kaldı. İki hafta sonra aile toplantısında Arel kendisi söylüyor: "Sabahları biraz zor oldu ama idare ediyorum."
  • Orta: Dokuz yaşındaki İlayda, kardeşinin kumbarasından para aldı; sorulduğunda "Almadım" dedi, sonra gerçek ortaya çıktı. Babası çok kızgın. Burada iki ayrı konu var ve iki ayrı konuşma gerekir. Önce almak: "Kardeşinin parasını aldın. Bu onun için nasıl bir şey sence? Bunu nasıl telafi edersin?" İlayda harçlığından geri ödemeye ve kardeşinden özür dilemeye karar veriyor. Sonra yalan, güven üzerinden: "Sorduğumda 'almadım' dedin. Bana doğruyu söyleyebilmen benim için paradan çok daha önemli. Bir dahaki sefere doğruyu söylersen sonuç daha hafif olacak, söz veriyorum." Ve bir sonraki sefer o söz gerçekten tutuluyor; tutulmazsa İlayda'nın öğreneceği ders "Doğruyu söylemek işe yaramıyor" olurdu.
  • Gerçek hayat: Demirci ailesi aile toplantısını denemeye karar veriyor. İlk toplantı tam bir karmaşa: on yaşındaki Kerim "Her gün üç saat oyun!" öneriyor, altı yaşındaki Beril masanın altına giriyor, ebeveynler bir hafta sonra bırakmayı düşünüyor. Ama devam ediyorlar. Üçüncü toplantıda takdir turu yerine oturmuş; Kerim'in önerisi pazarlıkla "Hafta içi bir saat, hafta sonu iki saat" olarak kabul ediliyor ve bir hafta deneniyor. Kural Kerim'in kendi önerisinden çıktığı için Kerim ona uyuyor. Beril'e "tatlıyı seçen kişi" görevi veriliyor ve masada kalıyor. Üç ay sonra babaları gülerek anlatıyor: "Ekran kavgası bitti. Çünkü kuralı biz koymadık, toplantı koydu."

Ebeveyn için beden pratiği (3 dk)

Bu pratik itirazın bedende nasıl yaşandığıyla ilgili. Çocuğunun sana en son "Yanlış biliyorsun!" ya da "Bu adil değil!" dediği anı hatırla. O saniyelerde içinde neler kıpırdadı? Belki çenen sıkıldı, omuzların yükseldi ve bir "otorite" refleksi geldi: "Sen bana nasıl böyle konuşursun?" Bu refleks büyük ihtimalle senin Fikir evrenden kalma bir izdir: senin fikirlerin çocukken nasıl karşılanırdı? Şimdi verişi uzun tutarak çeneni bilerek gevşet. Bedenine merakı davet et: kaşlarını hafifçe kaldır, başını hafifçe yana eğ, ellerini açık bırak. Bu, "Anlat bakalım" duruşudur. Bu duruşu biraz koru ve nasıl hissettirdiğine bak. Çocuk senin cevabından önce bu duruşu okur; bir sonraki itirazda önce bedenini bu duruşa getir, sonra konuş.

Bu hafta evde

Şimdi sıra sende: İlk aile toplantını yap: beş adım, yaklaşık yirmi dakika ve buzdolabına asılmış bir gündem kâğıdı. Toplantıdan sonra herkesin tek cümlelik yorumunu yaz. Toplantıyı üç hafta üst üste tekrarla ve ancak ondan sonra değerlendir; ilk haftaların dağınık geçmesi olağandır. Ayrıca bir "fikirle tartışma" günlüğü tut: çocuğunun bu hafta söylediği üç itirazı ve senin cevaplarını yaz, her cevabı "bastırma", "teslim olma" ya da "diyalog" diye işaretle. Son olarak bir kitap ya da bir aile hikâyesindeki bir karakter üzerinden "Sen onun yerinde olsaydın ne yapardın?" sohbeti aç. Hedef: Çocuğun sesinin gerçekten bir şeyi değiştirdiği bir ev kurmak. Gözlem günlüğü: Aile toplantısında çocuğunun önerdiği ve kabul edilen ilk çözüm neydi ve o anda yüzünde ne gördün?

Mini test

  1. Bodynamic modeline göre Fikir evresinin hakkı nedir ve bu evre iyi geçtiğinde ne kazanılır?
  2. Dayanışma/Performans evresinde tek yönlü beslemenin bedeli nedir?
  3. On yaşındaki oğlun bir akşam yemekte, ödev konusunda koyduğun kurala "Bu kural saçma, sen de bazen işini sonraya bırakıyorsun" diye itiraz ediyor. Deden "Babana böyle konuşulmaz" diye araya giriyor. Bu anı nasıl yönetirsin?
  4. Sekiz yaşındaki kızın teneffüste bir arkadaşının defterini yere atıp üstüne basmış; öğretmen haber verdi. Akşam ona ne söylersin ve cezayla mı başlarsın, yoksa başka bir yerden mi?
  5. Aile toplantısının beş adımı nedir ve en kritik kuralı hangisidir?
Cevapları göster
  1. Kendi görüşünü oluşturup ifade etme hakkı. Model, iyi geçtiğinde kişinin kendi düşüncesine güvenebildiğini, tartışabildiğini ve gerektiğinde fikrini değiştirebildiğini söyler.
  2. Yalnızca rekabeti besleyen ev yalnız bir kazanan, yalnızca uyumu besleyen ev silik bir uyumcu yetiştirebilir; rekabet ve iş birliği birlikte beslenmelidir.
  3. Önce dedeye sakin ve saygılı bir cümleyle alan açarsın: "Babacığım, dinleyeyim bir." Sonra oğluna biçimi hatırlatırsın, fikri değil: "Fikrini söyleyebilirsin; 'saçma' yerine neyi neden değiştirmek istediğini anlat." Oğlun anlatınca fikirle tartışırsın, çocukla değil: tutarsızlık eleştirisinde haklı olduğu bir taraf varsa bunu kabul edersin, çünkü bu yaşta kuralın tutarsız uygulandığı her anı yakalamak gelişen ahlaki düşünmenin işaretidir. Ödev kuralının nedenini kısaca açıklar, değişebilecek kısmını aile toplantısının gündemine almayı önerirsin. Böylece oğlun hem sesinin duyulduğunu hem de biçimin önemli olduğunu aynı akşam öğrenir.
  4. Ceza ile başlamazsın; kızının dikkatini davranışının arkadaşına verdiği zarara çevirirsin: "Arkadaşın defterinin üstüne basıldığını gördüğünde ne hissetmiş olabilir?" Bu, Hoffman'ın yönlendirme dediği yaklaşımdır ve güce dayanan tepkilere göre daha ileri bir ahlaki içselleştirmeyle ilişkili bulunmuştur. Sonra ne olduğunu, onu öfkelendiren bir şey olup olmadığını dinlersin; bir neden olsa da davranışın kabul edilemez olduğunu açıkça söylersin. Son olarak onarımı birlikte planlarsınız: bir özür, belki defteri temizlemeye ya da yenisini almaya katkı. Onarım bir cezadan çok daha fazlasını öğretir.
  5. Takdir turu, gündem, sorun çözme, planlama ve eğlence. En kritik kural, çocuğun uygulanabilir önerisinin gerçekten uygulanmasıdır.

Özet

  • "Ama neden?" bir saygısızlık değil, gelişmekte olan bir fikrin sesidir; fikirle tartış, çocukla değil, ve kararın kimde olduğunu açıkça söyle.
  • Dayanışma ve performans birlikte beslenir: rekabet de iş birliği de.
  • Ahlak model, başkasına verilen etkinin konuşulması ve provayla gelişir; Kohlberg'in modeli eleştirileriyle birlikte okunur.
  • Bilinçli yalanda doğruyu söylemenin bedelini düşür, güveni konuş ve kendi yalanlarına bak.
  • Haftalık aile toplantısı ilk üç haftayı atlatınca evin en güçlü araçlarından biri olur; çocuğa "Sesim bir şey değiştirir" deneyimini verir.

Sonraki derse hazırlık

Ders 6.3'te, "Akranlar: Arkadaşlık, Dışlanma, Zorbalık ve Öz-değer" başlığıyla, çocuğunun akran dünyasına gireceğiz: sıradan bir arkadaş kavgasını zorbalıktan nasıl ayıracağını ve çocuğun mağdur, fail ya da izleyici olduğu durumlarda ne yapacağını konuşacağız. Hazırlık: çocuğuna "Okulda sana kötü davranan biri var mı? Sen kimseye kötü davranıyor musun?" diye sormadan önce kendine bir soru sor: bu soruların cevabını gerçekten duymaya, özellikle ikincisininkini, hazır mısın?

Kaynaklar

  • Kohlberg, L. (1981). Essays on Moral Development, Vol. 1: The Philosophy of Moral Development. San Francisco: Harper & Row.
  • Gilligan, C. (1982). In a Different Voice: Psychological Theory and Women's Development. Cambridge, MA: Harvard University Press.
  • Turiel, E. (1983). The Development of Social Knowledge: Morality and Convention. Cambridge: Cambridge University Press.
  • Smetana, J. G. (1981). Preschool children's conceptions of moral and social rules. Child Development, 52(4), 1333–1336.
  • Hoffman, M. L. ve Saltzstein, H. D. (1967). Parent discipline and the child's moral development. Journal of Personality and Social Psychology, 5(1), 45–57.
  • Talwar, V. ve Lee, K. (2011). A punitive environment fosters children's dishonesty: A natural experiment. Child Development, 82(6), 1751–1758.
  • Dreikurs, R. ve Soltz, V. (1964). Children: The Challenge. New York: Hawthorn Books.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.