Giriş
Geçen hafta kendine iki soru sormanı istedim: çocuğun okulda kötü muamele görüyorsa bunu duymaya hazır mısın, ve belki daha zoru, çocuğun birine kötü davranıyorsa bunu duymaya hazır mısın? İlk soruya "Evet" demek kolaydır; ikincisinde belki bir an duraksadın. O duraksama bu dersin başlangıç noktası.
Akranların arasında neler döndüğünü okumak, olağan bir küslüğü sistemli bir eziyetten ayırmak ve üç ayrı rolün, yani zarar görenin, zarar verenin ve kenarda seyredenin her biri için ayrı bir yol çizmek: bu dersin sonunda elinde bunlar olacak. Bir de öz-değerin, yani çocuğun kendine biçtiği değerin, dışarıdan gelen onaydan çok içeriden gelen deneyimlere nasıl bağlandığını konuşacağız. Okul yıllarında arkadaşlar, ebeveynlerden sonra en güçlü gelişim ortamıdır; çocuğun o dünyada ne yaşadığını bilmek, onu korumanın da desteklemenin de ilk adımıdır.
Ana anlatım
Arkadaşlığın değişen anlamı. Altı-sekiz yaş arasında arkadaş çoğu zaman "birlikte oynadığım" kişidir. Sekiz-on yaşlarında "bana iyi davranan ve güvendiğim" kişiye dönüşür. On-on iki yaşlarında ise "beni anlayan ve sırlarımı paylaştığım" kişi olur. Bu yıllarda "en iyi arkadaş" kavramı ortaya çıkar; bazı gruplarda ilişkisel dalgalanmalar, "Artık seninle konuşmuyorum" cümleleri sık yaşanır, bazılarında ise ilişkiler daha çok ortak bir etkinlik ve grup içi sıralama üzerinden kurulur. Bunlar genellemedir; her çocuk ve her grup farklıdır. Ebeveynin rolü çocuğun arkadaşlarını seçmek değil, arkadaşlığı mümkün kılmaktır: eve davet etmek, oyun buluşmaları ayarlamak, ortak etkinliklere götürmek. Bir de arkadaşlık becerilerini konuşmak: nasıl dinlenir, nasıl özür dilenir, nasıl "hayır" denir, dedikodu nedir ve neden incitir.
Sevmediğin bir arkadaşı yasaklamak çoğu zaman onu daha çekici kılar. Merak etmek ve evine davet edip tanımak genellikle daha etkilidir: "Onun en sevdiğin yanı ne?" Bu soru hem çocuğa arkadaşını düşündürür hem de sana, o arkadaşlığın çocuğa neyi verdiğini gösterir. Ciddi bir güvenlik kaygısı varsa, örneğin arkadaşın evinde gözetimsiz tehlikeli durumlar varsa, sınır konur; ama sınırın nedeni açıkça ve arkadaşı küçümsemeden anlatılır.
Dışlanma ve arkadaş kavgası. Arkadaş kavgaları ve zaman zaman dışlanmak bu yaşın olağan deneyimleridir ve bir anlamda gereklidir: çocuk reddedilmeyi, uzlaşmayı ve yeni arkadaş bulmayı böyle öğrenir. Ebeveynin en sık hatası hemen devreye girmektir: öbür çocuğun annesini aramak, öğretmene koşmak, "O kızla bir daha oynama" demek. Daha verimli bir sıra var. Önce dinle ve duyguyu adlandır: "Dışlanmak çok acı verir." Sonra sor: "Ne yapmayı düşünüyorsun?" Sonra birlikte seçenekler üretin, ama seçimi çocuk yapsın. Ve birkaç gün sonra sor: "Nasıl gitti?" Çocuğun kendi çözdüğü bir kavga, senin onun yerine çözdüğünden çok daha değerlidir. Müdahale eşiği ise bellidir: olay tekrar ediyorsa, taraflar arasında bir güç dengesizliği varsa ve çocuk baş edemiyorsa, artık konu arkadaş kavgası değil, zorbalıktır.
Zorbalık nedir? Norveçli araştırmacı Dan Olweus'un tanımı bugün de temel alınır ve üç ölçütü birlikte arar: kasıtlı olarak zarar vermek, bunun tekrar etmesi ve taraflar arasında bir güç dengesizliği olması. Zarar fiziksel, sözel, ilişkisel, yani dışlama ve dedikodu, ya da dijital olabilir. Güç dengesizliği yaştan, bedenden, popülerlikten ya da sayıdan gelebilir. Eşit iki çocuğun bir kez kavga etmesi zorbalık değildir; beş çocuğun bir arkadaşlarına her gün "şişko" demesi zorbalıktır. İlişkisel zorbalık, yani dışlamak, dedikodu yaymak, "Onunla konuşmayın" demek, en görünmez ve en yaygın türlerden biridir. Çoğu zaman kızlara özgü sanılır; ama yüz kırk sekiz çalışmayı birleştiren bir meta-analiz, bu dolaylı saldırganlıkta kızlarla erkekler arasındaki farkın önemsiz düzeyde olduğunu buldu. Erkek çocuklar doğrudan, fiziksel saldırganlıkta daha öndeydi; dışlama ve dedikodu ise iki cinsiyette de benzer sıklıktaydı.
Mağduriyetin bazı işaretleri vardır: okula gitmek istememek, sabahları "Karnım ağrıyor" demek, eşyaların sık sık kaybolması ya da kırılması, uyku sorunları, içe kapanma, açıklanamayan morluklar, telefona baktıktan sonra ani bir üzüntü ve "Beni kimse sevmiyor" gibi cümleler. Çocuklar zorbalığı çoğu zaman anlatmaz: utandıkları için, misilleme korkusuyla ya da "ispiyoncu" olmamak için. Bu yüzden doğrudan sorgulamak yerine dolaylı kapılar açmak işe yarar: "Sınıfında dışlanan biri var mı?", "Okulda günün en zor anı hangisi?", "Öğle yemeğinde kimin yanında oturuyorsun?"
Çocuğun mağdursa. Önce sakin dinle, inan ve suçlama. "Sen de karşılık versene!" ve "Neden daha önce anlatmadın?" cümlelerinin ikisi de yanlıştır. Bunların yerine: "Anlattığın için teşekkür ederim. Bu senin suçun değil ve birlikte çözeceğiz." Sonra kayıt tut: ne oldu, ne zaman, kim vardı, tanık kimdi; dijital zorbalıkta ekran görüntüleri. Okulla çalış: öğretmen ve okulun rehberlik servisiyle sakin ve mümkünse yazılı bir görüşme. Diğer çocuğun ailesiyle doğrudan yüzleşmek çoğu zaman durumu kötüleştirir; okul aracı olsun. Çocuğa beceri ver: dik bir duruş ve sakin bir ses, çünkü zorbalar çoğu zaman bir tepki arar; kısa ve sıkıcı cevaplar, "Tamam", "Olabilir"; kalabalıkta ve arkadaşlarının yanında kalmak; güvendiği bir yetişkine gitmek. Bunları evde rol oyunuyla prova edin. Çocuğun dünyasını genişlet: okul dışı bir grup, bir spor kulübü, bir müzik grubu, izcilik; hem yeni arkadaşlar hem yetkinlik hem de "Ben yalnızca o sınıftaki çocuk değilim" duygusu verir. Fiziksel şiddet ya da tehdit varsa okul yönetimine ve gerekirse resmî kanallara başvur; çocuğun güvenliği "Aramızda çözelim" anlayışından önce gelir.
Çocuğun failse. İlk tepki genellikle inkârdır, "Benim çocuğum yapmaz", ya da sert bir cezadır. İkisi de sorunu çözmez. Zorbalık yapan çocukların önemli bir kısmı ya güç arayışındadır, çünkü başka bir yerde, belki evde, güçsüz hissediyordur; ya bir statü peşindedir; ya empati becerileri geride kalmıştır; ya da kendisi de bir yerde mağdurdur. Adımlar şunlardır: ciddiye al ve çocuğun yanında dur, ama davranışı kabul etme, "Seni seviyorum ve bu davranış kabul edilemez"; ne olduğunu çocuğun kendi ağzından dinle; empati üzerine konuş, "O çocuk akşam eve gidince ne hissetti sence?"; zorlama bir özürle değil, anlamlı bir onarımla telafi planla; okulla iş birliği yap. Ve evde bir aynaya bak: evde şiddet, aşağılama, kardeşler arasında sert bir güç sıralaması ya da şiddet içerikli oyunlar var mı? Fail olan çocuğun da yardıma ihtiyacı vardır; yalnızca cezalandırılan bir çocuk çoğu zaman davranışını bırakmaz, sadece yetişkinlerden daha iyi saklamayı öğrenir.
Çocuğun izleyiciyse. Çocukların büyük çoğunluğu zorbalık sahnelerinde izleyici rolündedir ve zorbalığı durdurma gücü de en çok onlardadır. Kanada'da okul bahçelerinin kamera ve mikrofonla kaydedildiği bir çalışmada, akranlar zorbalık olaylarının yüzde 88'inde oradaydı ama yalnızca yüzde 19'unda müdahale etti; müdahale ettiklerinde ise bu müdahalelerin yarısından fazlası zorbalığı durdurdu. Finlandiya'da geliştirilen KiVa programı da büyük ölçüde izleyicileri harekete geçirmeye odaklanır; yetmiş sekiz okulun rastgele ayrıldığı bir denemede, dokuz ay sonra programı uygulayan okullarda hem zorbalık hem mağduriyet azaldı. Çocuğuna üç şey öğret. Gülmemek ve seyretmemek; seyirci olmamak zorbalığın yakıtını keser. Mağdurun yanına gitmek: "Gel, bizimle otur." Ve bir yetişkine söylemek. Bu sonuncusunda ispiyon ile yardım arasındaki farkı konuşun: ispiyon birini derde sokmak için yapılır, yardım ise birini dertten çıkarmak için. Bu üç davranış, çocuğa ahlaki cesaretin ilk deneyimini verir.
Öz-değer. Öz-değer "Sen harikasın" denerek kurulmaz. Üç kaynaktan beslenir. Birincisi koşulsuz sevgi deneyimidir: başarısız olduğu günlerde de eve dönünce kabul görmek; Modül 3'ün bütünü buradadır. İkincisi yetkinlik deneyimidir: 6.1'de konuştuğumuz gibi çabayla bir şeyi başarmak. Üçüncüsü katkı deneyimidir: birine, bir gruba faydalı olmak; bir ev işi, bir kardeşe yardım, bir takımda üstlenilen görev. Bu yaşta öz-değer dış karşılaştırmalara çok açıktır: kim daha hızlı koşuyor, kimin telefonu var, kim daha zayıf. Beden imajıyla ilgili kaygılar okul çağının ortalarından itibaren başlayabilir. Evde beden hakkında nasıl konuşulduğu, annenin ya da babanın kendi bedeni hakkında söyledikleri dahil, çocuğun beden imajını doğrudan şekillendirir. Kilodan değil, bedenin gücünden ve neler yapabildiğinden söz edin. Yemek ahlaki bir konu değildir; "kötü yiyecek", "tatlıyı hak ettin" gibi bir dil kullanmayın. Diyet konuşmaları çocuğun yanında yapılmaz.
Örnekler
- Basit: Sekiz yaşındaki Elvin okuldan ağlayarak geliyor: "Ece artık benimle arkadaş değil, Naz'la oynuyor." Annesinin ilk dürtüsü Ece'nin annesini aramak. Bunun yerine yanına oturuyor: "Bu çok acı vermiş olmalı. Ne oldu, anlat." Uzun uzun dinliyor. Sonra soruyor: "Yarın ne yapmayı düşünüyorsun?" Elvin "Bilmiyorum" diyor. Birlikte seçenekler çıkarıyorlar: Ece'ye "Üzüldüm" demek, başka biriyle oynamak ya da üçünün birlikte oynamasını teklif etmek. Elvin üçüncüsünü seçiyor. Ertesi gün işe yarayabilir de yaramayabilir de; ama Elvin arkadaşlığın tamir edilebilir ve yeniden kurulabilir bir şey olduğunu, kendi başına bir yol bulabildiğini öğreniyor.
- Orta: On yaşındaki Tunç üç haftadır pazartesi sabahları karın ağrısıyla uyanıyor; servis çantasından iki kez bir şeyler "kaybolmuş" ve telefonuna her baktığında yüzü düşüyor. Annesi dolaylı bir kapı açıyor: "Serviste kimin yanında oturuyorsun?" Tunç sonunda anlatıyor: büyük sınıftan iki çocuk serviste her gün onunla uğraşıyor, sınıfın mesaj grubunda onunla dalga geçiliyor. Kasıt, tekrar ve güç farkı bir arada; bu zorbalık. Adımlar: önce teşekkür ve "Senin suçun değil"; ekran görüntüleri dahil bir kayıt; okulun rehberlik servisiyle yazılı bir görüşme ve servis düzeninin değiştirilmesi talebi; evde dik duruş ve sıkıcı cevap provası; hafta sonları bir basketbol takımı. Babasının "Git sen de vur!" önerisi reddediliyor; güç dengesizliği olduğu için işe yaramaz ve Tunç'u da bir faile çevirebilir.
- Gerçek hayat: Okuldan bir telefon geliyor: dokuz yaşındaki Aylin, sınıftan bir kızı haftalardır dışlayan grubun lideri. Annesinin ilk tepkisi "Benim kızım yapmaz!", ikinci tepkisi bir aylık telefon yasağı oluyor. İkisi de sorunu çözmüyor. Doğru yol önce Aylin'i dinlemek: "Anlat, ne oluyor?" Sonra davranışı adlandırmak: "Bu dışlamak, bu zorbalık ve kabul edilemez. Seni seviyorum ve bunu birlikte değiştireceğiz." Sonra empati: "O kız her sabah okula gelirken ne hissediyor sence?" Aylin'in kendi bulacağı bir onarım ve okulla iş birliği. Ve evde bir ayna: Aylin evde ağabeyi tarafından sürekli aşağılanıyor ve annesi buna "Kardeş işte" deyip geçiyor. Güç evde öğrenilmiş ve okulda uygulanmış. Kardeş dinamiği ele alınmadan okuldaki davranışın kalıcı olarak değişmesi zordur; buna Modül 9 ve 12'de döneceğiz.
Ebeveyn için beden pratiği (3 dk)
Kendi çocukluğundan, dışlandığın, alay edildiğin ya da bir gruba alınmadığın bir sahneyi getir aklına: bir teneffüs, bir doğum günü davetiyesi, bir takım seçimi. Bu anının bedeninde nerede oturduğunu bul; çoğu insan onu midede bir boşluk, göğüste bir çökme ya da omuzların öne kapanması olarak hisseder. Oraya avucunu koy. Sonra yavaşça omurganı uzat, başının tepesini tavana doğru hafifçe it ve iki ayağının yere bastığını hisset. Bu duruşla, o günkü çocuğa bugünkü yetişkin olarak bir cümle söyle: "Seni gördüm." Çocuğun dışlanmayı anlattığı gün, bedenin bu eski sahneyi hatırlayacak. O sahne işlenmemişse, çocuğunun acısına değil kendi acına tepki verebilirsin; ya fazla müdahale edersin ya hiç edemezsin. Bu kısa pratik, çocuğunu dinlemeden önce kendi eski sahneni yatıştırmanın bir yoludur.
Bu hafta evde
Şimdi sıra sende: Önümüzdeki günlerde üç dolaylı kapı sorusu sor, "Öğle yemeğinde kimin yanında oturuyorsun?", "Okulda günün en zor anı hangisi?", "Sınıfında dışlanan biri var mı?", ve cevapları yaz. Bir arkadaş kavgası yaşandığında dinle, duyguyu adlandır, sor, seçenekleri birlikte çıkar, seçimi çocuğa bırak ve sonra nasıl gittiğini sor; bu süreçte müdahale etme dürtünü kaç kez tuttuğunu say. Bir akşam yemeğinde izleyici becerilerini, yani gülmemeyi, yanına gitmeyi ve yetişkine söylemeyi, ispiyon ile yardım arasındaki farkla birlikte konuşun. Son olarak iki gün boyunca evde beden ve yemek hakkındaki dili dinle: "kilo", "şişman", "diyet", "kötü yiyecek" kaç kez geçti? Hedef: Akran dünyasına çocuğun yerine değil, onun yanından bakmak. Gözlem günlüğü: Dolaylı sorulardan hangisi çocuğunun en çok konuşmasına kapı açtı ve o sırada sen ne yapıyordun?
Mini test
- Zorbalığı sıradan bir arkadaş kavgasından ayıran üç ölçüt nedir?
- On bir yaşındaki oğlun son haftalarda okuldan dönünce doğrudan odasına giriyor, yemekte konuşmuyor ve iki kez "Bugün okula gitmesem?" diye sordu. "Biri sana bir şey mi yapıyor?" diye sorduğunda "Yok bir şey" deyip kapıyı kapattı. Nasıl ilerlersin?
- Mağdur bir çocuğa "Sen de vur" demek neden işe yaramaz?
- Dokuz yaşındaki kızın akşam yemekte anlatıyor: sınıfta herkes yeni gelen bir kızın aksanıyla dalga geçiyormuş; kendisi gülmemiş ama bir şey de dememiş. "Ne yapabilirdim ki, herkes yapıyordu" diyor. Ona ne söylersin?
- Öz-değerin üç kaynağı nedir?
Cevapları göster
- Kasıtlı olarak zarar vermek, bunun tekrar etmesi ve taraflar arasında bir güç dengesizliği olması.
- Kapıyı zorlamazsın; çocuklar zorbalığı çoğu zaman utanç, misilleme korkusu ya da "ispiyoncu" olmama kaygısıyla anlatmaz. Doğrudan soru yerine dolaylı kapılar açarsın, tercihen yan yana bir şey yaparken, arabada ya da yemek hazırlarken: "Teneffüste kiminle takılıyorsun?", "Okulda günün en zor anı hangisi?" Bir yandan da işaretleri sessizce izlersin: eşyalar, uyku, telefona baktıktan sonraki yüz ifadesi. Anlatırsa önce teşekkür eder, inanır ve "Senin suçun değil, birlikte çözeceğiz" dersin. Sessizlik sürüyor ve belirtiler artıyorsa öğretmen ve rehberlik servisiyle de konuşursun.
- Çünkü güç dengesizliği vardır; çocuk büyük ihtimalle kaybeder ve bir faile dönüşebilir. Bunun yerine okulla çalışmak, beceri provası ve çocuğun dünyasını genişletmek gerekir.
- Önce suçlamadan dinlersin; gülmemiş olması gerçek bir adımdır ve bunu söylersin. Sonra izleyicinin gücünü anlatırsın: akranlar zorbalığın büyük çoğunluğunda oradadır ve müdahale ettiklerinde zorbalık çoğu zaman durur. Birlikte, kızının yapabileceği ve tehlikeye girmeyeceği adımları seçersiniz: yeni kızın yanına teneffüste oturmak, "Gel, bizimle oyna" demek, durumu öğretmene anlatmak. İspiyon ile yardım arasındaki farkı konuşursunuz: ispiyon birini derde sokar, yardım birini dertten çıkarır. Birkaç gün sonra nasıl gittiğini sorarsın.
- Koşulsuz sevgi deneyimi, yetkinlik deneyimi ve katkı deneyimi.
Özet
- Arkadaşlığın anlamı yaşla derinleşir; ebeveyn arkadaş seçmez, arkadaşlığı mümkün kılar.
- Arkadaş kavgası gereklidir; çocuğun kendi çözdüğü kavga değerlidir ve müdahale eşiği tekrar, güç farkı ve çaresizliktir.
- Zorbalık kasıt, tekrar ve güç dengesizliğidir; mağdur, fail ve izleyici için ayrı yollar vardır ve en büyük güç izleyicilerdedir.
- Fail olan çocuğun da yardıma ihtiyacı vardır; yalnızca ceza saklamayı öğretir, evdeki aynaya bakmak gerekir.
- Öz-değer sevgi, yetkinlik ve katkıdan beslenir; beden ve yemek dili evde kurulur.
Sonraki derse hazırlık
Ders 6.4, "Dijital Dünya ve Erken Ergenlik: Telefon, Oyun, Sözleşme ve Değişen Beden", Modül 6'yı kapatıyor. İlk telefon kararı, dijital oyunlar, sosyal medya yaşı, yasağın yerine konabilecek bir aile sözleşmesi ve on-on iki yaşlarında başlayan beden değişimleri konuşulacak. Hazırlık: evdeki bütün ekranları, telefon, tablet, televizyon, oyun konsolu, bilgisayar, listele ve her birinin yanına çocuğunun günlük kullanım süresini dürüstçe yaz; kendi sürelerini de ekle.
Kaynaklar
- Olweus, D. (1993). Bullying at School: What We Know and What We Can Do. Oxford: Blackwell.
- Card, N. A., Stucky, B. D., Sawalani, G. M. ve Little, T. D. (2008). Direct and indirect aggression during childhood and adolescence: A meta-analytic review of gender differences, intercorrelations, and relations to maladjustment. Child Development, 79(5), 1185–1229.
- Hawkins, D. L., Pepler, D. J. ve Craig, W. M. (2001). Naturalistic observations of peer interventions in bullying. Social Development, 10(4), 512–527.
- Kärnä, A. ve ark. (2011). A large-scale evaluation of the KiVa antibullying program: Grades 4–6. Child Development, 82(1), 311–330.