İçeriğe geç

Ders 6.1 · Seviye 2 · Okul Çağı (6–12 Yaş): Yetkinlik, Aidiyet ve Kendi Fikri

"Yetkin miyim?": Öğrenme, Övgü, Ödev ve Başarı Baskısı

2.125 kelime · yaklaşık 10 dakika okuma · 14 dakika seslendirme

Giriş

Övgü ve eleştiri listen ne kadar uzadı? Kaydı yan yana koyunca iki şey dikkat çekebilir. Birincisi, "Aferin", "Harikasın", "Süpersin" gibi kelimelerin günde onlarca kez, neredeyse bir nefes gibi söylendiği. İkincisi, eleştiri cümlelerinin daha az ama çok daha uzun olduğu: "Kaç kere söyledim, dikkatsizlikten yapıyorsun bu hataları." Bu dersin bütün konusu o iki listenin arasında.

Modül 6'ya, altı ile on iki yaş arasının dünyasına hoş geldin. Bu dersin sonunda çocuğunun öğrenme isteğini besleyen ve kurutan ebeveyn davranışlarını ayırt edebilecek, "Aferin, çok akıllısın" cümlesinin neden bazen ters teptiğini bilecek ve ödev savaşlarından çıkmanın yolunu öğreneceksin. Okul çağı ebeveynliğinin en yaygın tuzaklarından biri, çocuğun okulunu fark etmeden kendi projemiz hâline getirmektir. Bu ders o tuzağı adıyla anıyor.

Ana anlatım

Çalışkanlık ile aşağılık duygusu. Erikson'a göre altı ile on iki yaş arasındaki çocuk şunu sorar: "İşe yarar şeyler yapabilir miyim? Yetkin miyim?" Okul, spor, müzik, arkadaşlık ve evdeki küçük görevler bu sorunun sınandığı alanlardır. İyi bir cevap, Erikson'un yeterlilik dediği duygudur: "Çabalarsam öğrenirim." Kötü bir cevap ise aşağılık duygusudur: "Ne yapsam yetmez." Kritik nokta şudur: çocuk yeterliliği sonuçtan, yani nottan ya da kupadan değil, çabasıyla sonuç arasındaki bağı tekrar tekrar deneyimlemekten öğrenir. Sürekli başkalarıyla karşılaştırılan, hataları hep öne çıkarılan ve her başarısı "Daha iyisi de olabilirdi" ile karşılanan bir çocuk, notları çok iyi olsa bile içinde bir yetersizlik duygusu taşıyabilir. Karnede "pekiyi"lerle dolu ama içinde "Hiçbir şey yeterli değil" diyen çocuklar, bu duygunun en sessiz örnekleridir.

İki zihniyet. Psikolog Carol Dweck'in çalışmaları, çocukların yetenek hakkındaki inançlarının öğrenme davranışlarını etkileyebildiğini gösterdi. Zekânın sabit olduğuna inanan çocuklar zor görevlerden kaçınmaya daha yatkındır, çünkü başarısızlık onlara "zeki değilim" diye okunur; hatadan utanır ve kolay başarıyı seçerler. Zekânın gelişebildiğine inanan çocuklar ise zorluğa daha rahat yaklaşır ve hatayı bir bilgi olarak kullanır. Dweck ile Claudia Mueller'ın bilinen bir deneyinde, "Çok akıllısın" diye övülen çocuklar sonraki seçimde daha kolay görevi seçti ve zorlanınca daha çabuk vazgeçti; "Çok çalıştın" diye övülenler ise daha zor görevi seçti. Buradan kişi övgüsü ile süreç övgüsü ayrımı doğar. Kişi övgüsü çocuğun bir özelliğini över: "Doğuştan yeteneklisin." Süreç övgüsü çabayı, stratejiyi ve sebatı görür: "Farklı bir yol denedin", "Zorlandın ama bırakmadın." Eleştiride de aynı ayrım geçerlidir: "Aptal mısın sen?" ile "Bu yöntem işe yaramadı; başka ne denenebilir?" arasında dünyalar vardır.

Bu bulgunun sınırlarını da bilmek gerekir. 2018'de yayımlanan iki meta-analiz bu soruyu üç yüz binden fazla katılımcının verisiyle ele aldı: zihniyet inançlarıyla okul başarısı arasındaki ilişki zayıftı, okullarda yapılan zihniyet eğitimlerinin başarıya ortalama etkisi ise çok küçüktü. Etki bazı öğrenci gruplarında, örneğin zorlanan ya da dezavantajlı öğrencilerde, biraz daha belirgin, çoğunda sınırlıydı. Yani "doğru övgü cümlesi" bir sihirli anahtar değildir. Ama çabayı ve yöntemi görmek, çocuğun hatayla kurduğu ilişkiyi yumuşatmanın ucuz ve zararsız bir yoludur. Bir uyarı daha: her şeye "Harika! Mükemmel!" demek, yani boş ve abartılı övgü, çocuğun gerçek geri bildirimi ayırt etmesini zorlaştırır; Hollandalı psikolog Eddie Brummelman ve arkadaşlarının sekiz-on iki yaş arası çocuklarla yaptığı çalışmalarda, yetişkinler özgüveni düşük çocuklara daha çok abartılı övgü veriyordu; oysa "inanılmaz güzel" gibi abartılı övgü alan özgüveni düşük çocuklar, sonrasında zor görevlerden daha çok kaçındı. En iyi övgü somut ve gözleme dayalıdır, çoğu zaman bir soru biçimindedir: "Bu resimde gölgeyi nasıl yaptığını anlatır mısın?"

İçsel ve dışsal motivasyon. Psikolog Mark Lepper ve arkadaşlarının 1973'teki klasik deneyinde, zaten resim yapmayı seven anaokulu çocuklarına resim yaptıkları için ödül vaat edildi; ödül kaldırıldıktan sonra bu çocuklar serbest zamanlarında daha az resim yapmaya başladı. Buna aşırı gerekçelendirme etkisi denir: sevilen bir etkinlik dışsal bir ödüle bağlanınca, çocuk onu artık ödül için yapıyormuş gibi algılamaya başlayabilir. Okumayı seven bir çocuğa her kitap için para vermek, okuma sevgisini bir alışverişe çevirebilir. Ödül, çocuğun zaten sevmediği ve mekanik işlerde kısa vadede işe yarayabilir; sevdiği ve yaratıcı işlerde ise zarar verebilir. Psikologlar Edward Deci ile Richard Ryan'ın öz-belirleme kuramı, içsel motivasyonun üç besinini tarif eder: özerklik, yani hangi ödevi önce yapacağını, nerede çalışacağını seçebilmek; yetkinlik, yani başarılabilir bir zorluk ve 1.2'deki iskele; ve bağlantı, yani çocuğun sevdiği bir öğretmen, sevdiği bir ebeveyn. Evde notu değil öğrenmeyi konuşmak, "Bugün seni en çok ne şaşırttı?", motivasyonu içeride tutmanın en kolay yollarından biridir.

Ödev. Ödev çocuğun işidir, ebeveynin değil. Ebeveynin rolü koşulları sağlamaktır: sessiz bir yer, her gün aynı saat, malzemelerin hazır olması, yanında küçük bir atıştırmalık. Yakında olmak ama ödevi yapmamak. Çocuk sorduğunda iskele kurmak: "Soru ne diyor? İlk adım ne olabilir?" Süreyi sınırlamak: ödev araştırmacısı Harris Cooper'ın önerdiği kaba bir ölçü, sınıf başına günde yaklaşık on dakikadır; yani ikinci sınıfta yirmi, dördüncü sınıfta kırk dakika civarı. Cooper ve arkadaşlarının araştırmaları bir araya getiren derlemesi, ödevle başarı arasındaki ilişkinin ilkokulda zayıf ya da belirsiz, ortaokul ve lisede ise daha güçlü olduğunu buldu; ödev saatler sürüyorsa öğretmenle konuşmak gerekir. Ve sonucun sorumluluğunu çocuğa bırakmak: yapılmamış bir ödevin doğal sonucu öğretmenle yaşanır, senin bağırmanla değil.

Ödev savaşları çoğu zaman üç nedenden birine dayanır. Birincisi bir güç savaşıdır; 4.2'deki "hayır"ın büyümüş hâli. Çözüm, seçim vermek ve bir adım geri çekilmektir. İkincisi bir beceri eksiğidir: ödev çocuk için gerçekten zordur, belki okumada, belki dikkatte bir güçlük vardır. Çözüm öğretmenle konuşmak ve gerekirse bir değerlendirme istemektir; Modül 11 tam da bu güçlüklere ayrılmış durumda. Üçüncüsü boş bir ilgi hesabıdır: ödev, çocuğun ebeveyninin tam dikkatini aldığı tek zaman olmuştur. Çözüm, 3.4'teki özel zamanı ödevden tamamen ayırmaktır; çocuk ilgiyi ödevsiz de alabildiğini görünce ödevi uzatmanın bir anlamı kalmaz.

Sınav ve başarı baskısı. Bu ülkede pek çok ailede liselere geçiş sınavı daha dördüncü, beşinci sınıfta konuşulmaya başlar: deneme sınavları, kurslar, hafta sonu dersleri. Çocuğun değerinin nota bağlandığı bir ev, aşağılık duygusu ve kaygı üretir; kaygı da çoğu zaman sınav performansını düşürür. Birkaç ilke yardımcı olur. Not, çocuğun değeri hakkında bir bilgi değil, öğrenmesi hakkında bir geri bildirimdir ve öyle konuşulur: "Bu nottan, hangi konuyu henüz oturtamadığını görüyoruz." Karşılaştırma yapılmaz; ne kuzenle, ne sınıf arkadaşıyla, ne de ebeveynin kendi çocukluğuyla. Başarı kutlanır, ama başarısızlık da evde bir güvenli liman bulur. Haftada en az bir gün tamamen kurssuz ve ödevsiz kalır. Uyku ve hareket sınavdan önce gelir; uykusuz bir beyin yeni bilgiyi pekiştirmekte zorlanır. Ve en önemlisi ebeveynin kendi kaygısıdır: çocuğun başarısı senin değerini ölçmez. Bu cümleye içtenlikle inanamayan bir ebeveyn, 3.3'teki gibi kendi kaygısını fark etmeden çocuğuna yükler.

Okul ve öğretmenle ilişki. Çocuk okulda bir sorun yaşadığında üç hata yaygındır. Birincisi çocuğun önünde öğretmeni küçümsemektir; çocuk sınıfta güvenini kaybeder. İkincisi öğretmenin her söylediğini çocuğa karşı bir silah olarak kullanmaktır; çocuk evde güvenini kaybeder. Üçüncüsü hiç iletişim kurmamaktır. Doğru yol, öğretmenle çocuk yanında yokken, merakla ve iş birliği diliyle konuşmaktır: "Siz sınıfta ne gözlemliyorsunuz? Evde ne yapabiliriz?" Çocuğa verilen mesaj da açıktır: "Öğretmenin ve ben aynı taraftayız; senin tarafındayız." Gerçek bir haksızlık varsa, çocuğun yanında durulur ve mesele okulla yetişkin düzeyinde, çocuğu aracı yapmadan çözülür.

Günümüzün yeni bir okul alanı da sınıf veli mesajlaşma gruplarıdır. Bu gruplar hızlı bilgi için yararlıdır, ama kolayca bir kaygı ve karşılaştırma pazarına dönüşebilir: kimin çocuğu kaçıncı sayfada, hangi ödev yapılmadı, hangi öğretmen ne dedi. Birkaç kural işe yarar. Bir öğretmenle ya da bir çocukla ilgili sorunu grupta değil, doğrudan ve özelden konuş. Unutulan ödevi gruptan sorup çocuğun yerine tamamlama; o sorumluluk çocuğundur. Ve gruptaki her mesajı okumak zorunda değilsin; bildirimleri kısmak, kendi kaygını ve dolayısıyla çocuğunun üzerindeki baskıyı da kısar.

Örnekler

  • Basit: Yedi yaşındaki Rüya okuldan bir resim getiriyor. Üç olası cevap var. Boş övgü: "Harika, mükemmel!" Kişi övgüsü: "Sen doğuştan ressamsın." Süreç övgüsü ve merak: "Bu kırmızıyı nasıl bu kadar koyu yaptın? Gökyüzüne çok emek vermişsin." Üçüncü cevapla birlikte Rüya resmi anlatmaya başlıyor: önce kurşun kalemle çizmiş, sonra kırmızıyı iki kat sürmüş, bulutları sona bırakmış. Övgü yerine ilgi aldı ve çabası görüldü. Bir sonraki sefer zor bir şey denemesi daha olası; çünkü değerli bulunan şey yeteneği değil, denemesiydi.
  • Orta: Dokuz yaşındaki Kutay ile annesi arasında ödev her akşam iki saatlik bir savaşa dönüşüyor: annesi yanında oturuyor, her hatayı anında düzeltiyor ve gece sonunda bağırıyor. Tablo net: ödev annenin projesi olmuş; bir güç savaşı ile boş bir ilgi hesabı bir arada. Yeni plan: ödevin saati ve yeri sabit; annesi aynı odada kendi kitabını okuyor; Kutay sorduğunda yalnızca iskele kuruyor, hataları düzeltmiyor; kırk dakikalık bir kum saati bitince ödev kapanıyor, bitmese bile; ardından on beş dakika ödevsiz özel zaman. Annesi öğretmene önceden bilgi veriyor: "Bir ay boyunca ödevi bağımsızlaştırmaya çalışıyoruz, eksikler olabilir." İlk hafta birkaç ödev eksik gidiyor ve Kutay bunun sonucunu öğretmeniyle yaşıyor; ikinci haftadan itibaren savaş sönmeye başlıyor.
  • Gerçek hayat: On bir yaşındaki Ceren bir deneme sınavında beklenenden düşük aldı. Babası Volkan öfkeyle "Bu kafayla hiçbir yere giremezsin!" dedi. Ceren o gece ağladı; ertesi hafta her sabah karnı ağrıyor ve okula gitmek istemiyor. Tabloda üç şey var: kişiye yönelik bir eleştiri, notla değer arasına kurulmuş bir bağ ve kaybedilmiş bir güvenli liman. Onarım 3.2'deki sırayla yapılıyor. Volkan önce kendini topluyor, sonra kızının yanına oturuyor: "Geçen hafta sınav yüzünden sana çok kötü bir şey söyledim. Yanlıştı. Senin değerin bir notla ölçülmez. Kaygılandım ve kaygımı sana yükledim." Sonra sınavı birlikte bir öğrenme haritası gibi okuyorlar: hangi konular, ne tür bir yardım. Volkan ayrıca kendi kaygısını eşiyle ve bir danışmanla konuşmaya karar veriyor; çünkü o kaygı Ceren'in değil, onun. Karın ağrıları birkaç hafta içinde azalıyor; azalmasaydı bir çocuk doktoruna ve psikoloğa başvurulacaktı.

Ebeveyn için beden pratiği (3 dk)

Çocuğunun karnesinden ya da bir sınavdan düşük bir notla eve geldiğini gözünün önüne getir. Kâğıdı sana uzatıyor. Bedeninde ilk ne oluyor? Göğüste bir sıkışma, çenede bir gerginlik, midede bir düğüm, kafanın içinde belki "Ne diyecekler?" diye bir ses. Bu tepki çoğu zaman senin kendi okul yıllarından, kendi karne günlerinden gelir. Bir nefes ver, omuzlarını indir, ayaklarını yerde hisset. İlk cümleni ancak bedenin biraz sakinleştikten sonra kur ve o ilk cümlenin notla ilgili olmamasına izin ver: "Gel bakayım, sen nasılsın?" Not yarın da konuşulabilir; ama güvenli liman bugün gerekiyor. Bu hayali sahneyi iki-üç kez tekrarla, ta ki ilk cümlen kendiliğinden yumuşak çıkana kadar.

Bu hafta evde

Şimdi sıra sende: Elindeki övgü ve eleştiri listesini üç sütuna ayır: kişiye yönelik, sürece yönelik ve boş. Önümüzdeki üç gün bütün övgü ve eleştiri cümlelerini bilerek süreç diline çevirmeye çalış ve zorlandığın anları not et. Ardından bir ödev protokolü yaz: yer, saat, süre, senin rolün, kapanış biçimi ve öğretmene verilecek bilgi. Protokolü bir hafta uygula ve ödev sırasında yaşanan çatışma dakikalarını haftanın başında ve sonunda karşılaştır. Akşam yemeklerinden birinde de sofraya tek bir soru koy: "Bugün seni en çok ne şaşırttı?" Hedef: Öğrenme isteğini dışarıdan itmek yerine içeride tutmak. Gözlem günlüğü: Süreç diline geçtiğin üç günde çocuğunun zor bir işe yaklaşımında ya da hatalarına tepkisinde bir fark gördün mü?

Mini test

  1. Erikson'a göre çocuk yeterlilik duygusunu en çok nereden öğrenir?
  2. Kişi övgüsü ile süreç övgüsü arasındaki fark nedir?
  3. Okulda "gelişim zihniyeti" haftası yapılmış; on yaşındaki oğlun matematikten yine düşük alınca sana "Öğretmen 'henüz' diye düşünürsen başarırsın dedi, ama ben düşündüm ve olmadı" diyor. Ona ne söylersin?
  4. Aşırı gerekçelendirme etkisi nedir?
  5. Sekiz yaşındaki kızın her akşam ödevine ancak sen yanına oturunca başlıyor. Sen kalkınca "Yapamıyorum" diyor, sen oturunca kolayca yapıyor ve iş iki saati buluyor. Ne oluyor olabilir ve ne denersin?
Cevapları göster
  1. Çabasıyla sonuç arasındaki bağı tekrar tekrar deneyimlemekten; yalnızca nottan ya da ödülden değil.
  2. Kişi övgüsü çocuğun bir özelliğini över, "Çok akıllısın"; süreç övgüsü çabayı, yöntemi ve sebatı görür, "Farklı bir yol denedin." Süreç övgüsü çocuğun zorluk ve hatayla ilişkisini yumuşatmaya daha yatkındır.
  3. Ona hayal kırıklığını önce teslim edersin: "Çok uğraştın ve not yine düşük geldi; bu gerçekten can sıkıcı." Sonra zihniyetin sihirli bir cümle olmadığını dürüstçe söylersin; zihniyet üzerine yapılan büyük çalışmalar da etkinin küçük olduğunu gösteriyor. Asıl işin "henüz" demekte değil, neyin değişeceğinde olduğunu anlatırsın: "Hangi sorularda takıldın? Bir sonraki sefere farklı ne deneyebiliriz?" Belki bir konu gerçekten oturmamıştır ve öğretmenden destek istemek gerekir. Çabayı görür, yöntemi birlikte değiştirir ve notu onun değeri hakkında bir hüküm olarak değil, bir yol haritası olarak okursunuz.
  4. Zaten sevilen bir etkinliğe dışsal bir ödül bağlandığında, ödül kalkınca o etkinliğe duyulan içsel isteğin azalabilmesi.
  5. Bu tablo büyük olasılıkla boş bir ilgi hesabını gösteriyor: ödev, kızının senin tam dikkatini aldığı tek zaman olmuş. Önce bir beceri eksiği olmadığından emin olursun; sen yanındayken kolayca yapabiliyorsa büyük olasılıkla yoktur, ama emin değilsen öğretmenle konuşursun. Sonra ödevle ilgiyi ayırırsın: ödevin yeri ve süresi sabit olur, sen aynı odada kendi işini yaparsın ve yalnızca sorulduğunda kısa bir iskele kurarsın. Ödev bitince onu ödevle hiç ilgisi olmayan on beş dakikalık bir özel zaman bekler. İlgiyi ödevsiz de alabildiğini gördükçe ödevi uzatmanın anlamı kalmaz.

Özet

  • Yetkinlik, çaba ile sonuç arasındaki bağdan öğrenilir; karşılaştırma ve "Daha iyisi olabilirdi" aşağılık duygusunu besler.
  • Süreç övgüsü ve somut merak işe yarar; zihniyet bulgularının etkisi mütevazıdır, sihirli bir cümle yoktur. Boş ve abartılı övgüden kaçın.
  • İçsel motivasyonun üç besini özerklik, yetkinlik ve bağlantıdır; sevilen işe bağlanan ödül isteği azaltabilir.
  • Ödev çocuğun işidir: koşulları sağla, iskele kur, süreyi sınırla, sonucu ona bırak.
  • Not bir değer değil, geri bildirimdir; ebeveynin kaygısı çocuğa yüklenmez, öğretmenle iş birliği dili kurulur.

Sonraki derse hazırlık

Ders 6.2'de, "Kendi Fikri: Fikir Evresi, Ahlak Gelişimi ve Aile Toplantısı" başlığıyla, çocuğunun "Ama neden?" ve "Bu adil değil!" itirazlarına, ahlakın yaşla nasıl değiştiğine ve çocuğun sesinin gerçekten duyulduğu bir aile toplantısına geçeceğiz. Hazırlık: çocuğuna sakin bir anda "Sence adil olan ne?" diye sor ve cevabını düzeltmeden, kelimesi kelimesine yaz.

Kaynaklar

  • Erikson, E. H. (1950). Childhood and Society. New York: W. W. Norton.
  • Mueller, C. M. ve Dweck, C. S. (1998). Praise for intelligence can undermine children's motivation and performance. Journal of Personality and Social Psychology, 75(1), 33–52.
  • Sisk, V. F., Burgoyne, A. P., Sun, J., Butler, J. L. ve Macnamara, B. N. (2018). To what extent and under which circumstances are growth mind-sets important to academic achievement? Two meta-analyses. Psychological Science, 29(4), 549–571.
  • Brummelman, E. ve ark. (2014). "That's not just beautiful—that's incredibly beautiful!": The adverse impact of inflated praise on children with low self-esteem. Psychological Science, 25(3), 728–735.
  • Lepper, M. R., Greene, D. ve Nisbett, R. E. (1973). Undermining children's intrinsic interest with extrinsic reward: A test of the "overjustification" hypothesis. Journal of Personality and Social Psychology, 28(1), 129–137.
  • Ryan, R. M. ve Deci, E. L. (2000). Self-determination theory and the facilitation of intrinsic motivation, social development, and well-being. American Psychologist, 55(1), 68–78.
  • Cooper, H., Robinson, J. C. ve Patall, E. A. (2006). Does homework improve academic achievement? A synthesis of research, 1987–2003. Review of Educational Research, 76(1), 1–62.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.