İçeriğe geç

Ders 4.2 · Seviye 2 · Erken Çocukluk (1–3 Yaş): Özerklik, İrade ve Fırtınalar

"Hayır!": İrade Evresi, Güç ve Seçim

2.374 kelime · yaklaşık 11 dakika okuma · 16 dakika seslendirme

Giriş

Hangi sayı daha büyük çıktı? Belki sen de şaşırdın: çocuğunun "hayır"larını saymaya başladığın gün, kendi "hayır"larının, "yapma"larının, "dokunma"larının onunkilerden çok daha fazla olduğunu görmüş olabilirsin. Bir evde iki yönlü bir "hayır" trafiği vardır ve bu trafiğin yönetimi, iki ile dört yaş arasının en önemli ebeveynlik becerilerinden biridir.

Bu dersin sonunda iki yaşın "hayır"ını bir meydan okuma olarak değil, kişilik inşaatının değerli tuğlalarından biri olarak duyabilecek ve çocuğun gücünü kırmadan sınır koymanın dilini kullanabileceksin. Halk arasında "iki yaş sendromu" denen şey aslında bir sendrom değil, sağlıklı bir gelişim evresinin adıdır. 4.1'de çocuğun "kendim yaparım" deneyimini konuştuk; şimdi bu deneyime bir katman ekleniyor: "Ben senden ayrı biriyim ve bunun bir sesi var."

Ana anlatım

İrade evresinin hakkı. Klinik gözlemden doğmuş ve araştırmayla sınanmamış bir harita olan Bodynamic gelişim modeli iki ile dört yaş arasına İrade evresi der ve çocuğun bu evredeki hakkını şöyle tanımlar: güçlü olmak, seçim yapmak, "hayır" diyebilmek, kendi iradesini dünyaya koymak. Çocuk "hayır" dediğinde çoğu zaman aslında "Ben senden ayrı biriyim ve bunu deniyorum" der. Modele göre bu evrede kazanılan kaynak sağlıklı güçtür: yetişkinlikte kendi kararını verebilmek, baskıya dayanabilmek, sınır koyabilmek, bir işi sonuna kadar götürebilmek. Bunu yalnızca bir modelin dili olarak değil, gündelik bir gözlem olarak da tanırsın: kendi fikri olan, hayır diyebilen ama başkasının hayırına da saygı duyan yetişkinlerin çocukluğunda çoğu zaman güçlerinin hem tanındığı hem sınırlandığı bir ev vardır.

Bu evrenin iyi geçmemesinin iki yolu vardır ve ikisi de tanıdıktır. İrade kırıldığında, yani her "hayır" bastırılıp cezalandırıldığında, çocuk pes etmeyi öğrenebilir: dışarıdan uslu ve itaatkâr görünen, "Ne isterseniz" diyen ama kendi ne istediğini bilmeyen bir yetişkin. İradeye hiç sınır konmadığında ise çocuk gücünü sınırsız sanabilir: her şeyi kontrol etmek zorunda hisseden, kaybetmeye dayanamayan, başkasının sınırını göremeyen bir yetişkin. Sağlıklı yol ortadadır: çocuğun gücü tanınır ve aynı anda bir yetişkin sınırıyla karşılaşır. Bu dengenin en kısa cümlesi şudur: "Güçlüsün. Ve ben yine de burada karar veriyorum."

İrade her çocukta aynı sesle konuşmaz. Yoğun tepkili bir çocuğun "hayır"ı bütün evi sarsar; sakin ve temkinli bir çocuğun "hayır"ı ise çoğu zaman sessizdir: başını çevirir, yavaşlar, ağzını kapatır. Bu sessiz "hayır"lar kolayca gözden kaçar ve bu çocuklar "uslu" diye övülür. Oysa onların iradesinin de görülmeye ihtiyacı vardır. "Bunu istemiyor gibisin, doğru mu?" diye sormak ve cevabını ciddiye almak, sessiz bir çocuğa sesinin önemli olduğunu öğretir.

Bu evre, pek çok ailenin taşıdığı bir ideali de sınar: "söz dinleyen çocuk". Büyüklerin sözünü dinlemek değerli bir aile değeri olabilir ve bu ders onu küçümsemiyor. Ama "hayır" demeyi evde hiç deneyemeyen bir çocuğun, ileride akranlarına "hayır" demeyi nerede prova edeceğini düşünmeye değer. Bugün evde güvenle denenen "hayır", yarın sokakta çocuğu koruyacak olan "hayır"ın provası olabilir.

Beden ne yapıyor? Bu yaşta çocuk iter, çeker, direnir, kaskatı kesilir, yere yatıp kalkmayı reddeder. Bodynamic modeli bu evrede omuzların, kolların, kalçanın ve bacakların itme hareketlerinin öne çıktığını söyler; gündelik gözlem de aynısını gösterir: iki yaşındaki bir çocuk "hayır"ı çoğu zaman bütün bedeniyle söyler. Bu hareketler "güçlüyüm" deneyiminin bedensel yoludur ve onları bastırmak yerine güvenli bir kanala yönlendirmek işe yarar. El ele itişme, yastık güreşi, "Beni yerimden oynatabilir misin?" oyunu, battaniyede çekiştirme; bu tür boğuşma oyunlarının küçük çocuklara kurallar içinde güç kullanmayı ve durmayı öğrettiği düşünülür. Babalarla çocuklar arasındaki boğuşma oyununu inceleyen Avustralyalı bir araştırma ekibi, kuralları net ve yetişkinin kontrolü elinde tuttuğu oyunun çocuklarda daha az davranış sorunuyla birlikte görüldüğünü bildirdi; bu bir ilişki bulgusudur, kesin bir neden-sonuç kanıtı değil. Bu oyunlar öfke nöbetlerini sihirli biçimde bitirmez; ama gücün tanındığı ve güvenle harcandığı bir evde, günlük "hayır" savaşları çoğu zaman biraz daha yumuşak geçer. Tek kural: oyunun bir durdurma kelimesi vardır ve o kelime söylendiğinde herkes durur. Bu kuralın kendisi de bir irade dersidir: çocuk hem güç kullanmayı hem de başkasının "dur"una uymayı aynı oyunda öğrenir ve kendi "dur"unun da dinlendiğini görür.

"Hayır"ın anatomisi. İki yaşındaki bir çocuğun "hayır"larının büyük kısmı içerikle ilgili değildir. "Muz ister misin?" "Hayır!" Ve bir dakika sonra muzu yer. Bu yaşta "hayır" çoğu zaman bir cevap değil, bir alıştırmadır: çocuk kendi sınırının var olduğunu duymak ister. Bu yüzden her "hayır"ı bir savaş olarak almak, çocuğu da kendini de günde onlarca savaşa sokmak demektir.

Bunun yerine konuları üç kategoriye ayır. Birinci kategori pazarlık dışı olanlardır: güvenlik, sağlık ve başkasına zarar. Arabada koltuk, sokakta el tutmak, ilaç, sıcak ocak. Burada çocuğun "hayır"ı duyulur, duygusu kabul edilir, ama karar değişmez. İkinci kategori esnek olanlardır: hangi tabak, hangi kitap, önce banyo mu önce pijama mı. Burada çocuk karar verebilir. Üçüncü kategori ise senin aslında umursamadıklarındır: montun üstüne kırmızı çizme, kahvaltıda muz yerine ekmek, pijamayla parka gitmek istemesi. Burada "Tamam" de ve enerjini sakla. Günlük savaşların şaşırtıcı bir kısmı bu üçüncü kategoride yapılır ve bu savaşlar, birinci kategorideki gerçekten önemli sınırlar için gereken sabrı tüketir.

Seçim sunma. İrade evresinin temel aracı seçimdir. İki seçenek sun; ikisi de senin için kabul edilebilir olsun, ikisi de somut: "Mavi pijama mı, sarı mı?" "Dişini önce sen mi fırçalarsın, önce ben mi?" "Parka yürüyerek mi gidelim, bisikletle mi?" Birkaç kural var. Üç yaşın altında iki seçenek çoğu zaman yeter; üçüncüsü karar vermeyi zorlaştırır. Seçenekler gerçek olmalıdır: "Ya giyinirsin ya da evde kalırsın" bir seçim değil, bir tehdittir. Çocuk seçemiyorsa "Bu sefer ben seçiyorum, yarın sen seçersin" deyip devam et. Çocuk üçüncü bir şey isterse, "İkisi de değil, kırmızı!", kırmızı kabul edilebilirse sorun yok; değilse "Bugün iki seçenek var" de. Seçim çocuğa gerçek bir güç verir ve aynı anda senin çerçeveni korur: çocuk "ne"yi seçer, sen "neyin içinden" ve "ne zaman" olduğunu belirlersin.

Sınır koymanın dili. Beş ilke var. Birincisi kısalıktır. İki yaşındaki bir çocuk uzun açıklamaları izleyemez; "Sokakta el tutulur" yeter. İkincisi olumlu çerçevedir. "Koşma!" cümlesi çocuğa ne yapmaması gerektiğini söyler ama ne yapacağını söylemez; "Yürüyoruz" ise yapılacak eylemi tarif eder ve küçük bir çocuk için uygulanması daha kolaydır. Üçüncüsü sakin ve kararlı bir bedendir. Sınır ses yüksekliğiyle değil, tutarlılıkla konur; bağırmak sınırı güçlendirmez, yalnızca alarmı yükseltir. Dördüncüsü duyguya yer, davranışa sınırdır: "Çok istiyorsun, biliyorum. Bugün şeker yok." Beşincisi fiziksel takiptir. Küçük çocukta sınır çoğu zaman yalnızca sözle değil, nazik bir bedenle konur: elini tutmak, oyuncağı sakince almak, gerekirse kucağa alıp uzaklaştırmak. "Kaç kere söyledim!" yerine bir kez söyle ve yap. Fiziksel takip hiçbir zaman sert tutmak, sarsmak ya da vurmak değildir; bunlar sınır değil, şiddettir ve Modül 8'de nedenleriyle birlikte ayrıntılı konuşacağız.

Güç savaşından çıkmak. Güç savaşı, iki taraf da "kazanmak" istediğinde başlar. Çıkış yolu kazanmaktan vazgeçmektir; sınırdan değil. Bunun için üç araç var. Birincisi mizahtır: "Ayakkabılar kaçıyor, yakala onları!" İkincisi iş birliği davetidir: "Bu işi birlikte nasıl halledeceğiz?" Üçüncüsü zamandır: geçişler bu yaşın en büyük çatışma kaynağıdır ve "Beş dakika sonra çıkıyoruz" gibi bir ön uyarı, ardından her seferinde aynı geçiş şarkısı ya da cümlesi, çatışmaların önemli bir kısmını önler. Son bir not: çocuğunun "hayır"ı seni orantısız biçimde öfkelendiriyorsa, 3.3'te gördüğümüz tetiklenme işaretlerine bak. Sorun o anda çocukta değil, senin kendi irade evrende olabilir; DUR yöntemi tam bu an için var.

Yanlış giderse. Bu araçlar her gün işe yaramaz. Sunduğun iki seçeneği de reddeden, montu giydirirken bütün bedeniyle direnen bir çocukla karşılaşacaksın. Böyle bir anda fiziksel takip bir güreşe dönüşmeye başlıyorsa dur: sınır, çocuğu bedenen yenmek değildir. Gerçekten acil değilse birkaç dakika ver, sakin bir cümleyle yanında kal ve yeniden dene; acilse, örneğin araba koltuğu ya da trafikteki bir sokak, işi en kısa ve en yumuşak yoldan yap ve sonra onu teselli et. Bir başka sık tuzak, sınırın yorgunlukla delinmesidir: on kez "hayır" deyip on birincide "Peki, al" demek. Çocuk bundan "Hayır'ın sonu ısrarla gelir" dersini çıkarır ve ısrar artar. Taşıyamayacağın bir sınırı hiç koymamak, koyup sonra bırakmaktan daha iyidir. Aynı şey iki ebeveyn arasında da olur: biri "hayır", öteki "olur" diyorsa çocuk kararı değil, hangi kapıya gideceğini öğrenir. Birbirinizle çocuğun önünde değil, sonra konuşun.

İki yaşın "hayır"ı zamanla biçim değiştirir. Çocukları iki yaşından beş yaşına kadar izleyen bir çalışmada, öfkeli itiraz ve görmezden gelme gibi kaba direnç biçimleri yaşla azaldı; kibar bir ret ve sözle pazarlık etme ise arttı. Hedef "hayır"ı yok etmek değil, olgunlaştırmaktır: "Hayır!" diye bağıran iki yaşındaki, beş yaşında "Şimdi değil, oyunu bitirince olur mu?" diyebilir. Ama beş-altı yaşında da sert ve öfkeli karşı gelme her günün olağan hâliyse, yetişkinlere karşı inatla meydan okuma, sık öfke patlamaları ve kin tutma aylardır sürüyorsa ya da kreşte ve evde aynı tablo varsa, bunu bir evre diye beklemek yerine çocuk psikiyatrisine ya da bir çocuk psikoloğuna danışmak gerekir. Bu belirtiler bazen bir davranış bozukluğunun, bazen dikkat ya da dil güçlüğünün, bazen de evdeki bir stresin işaretidir.

Son olarak öbür uç. Çocuğun hiç "hayır" demiyorsa, her şeye "olur" diyorsa ve "uslu" diye övülüyorsa, bu her zaman iyi bir haber değildir. Bazı çocuklar mizaç olarak sakindir; ama bazıları "hayır"ın tehlikeli olduğunu erken öğrenmiştir. Ona küçük, güvenli "hayır" fırsatları ver: "Bunu istemezsen hayır diyebilirsin" diye açıkça izin ver ve ilk "hayır"ını bir kutlama gibi karşıla.

Bu dersin bütün araçlarının arkasında aynı fikir var: çocuğun gücü tehlikeli bir şey değil, doğru biçimde karşılanması gereken bir kaynaktır. Onu kırmak da sınırsız bırakmak da çocuğu yalnız bırakır; tanımak ve çerçevelemek ise ona hem güçlü hem güvende olmayı öğretir.

Örnekler

  • Basit: Yirmi altı aylık Asel dışarı çıkarken mont giymek istemiyor; hava soğuk. Bu pazarlık dışı bir konu, çünkü sağlıkla ilgili. Annesi önce seçim sunuyor: "Montu sen mi giyersin, ben mi giydireyim?" "Hayır!" "Tamam, bu sefer ben giydiriyorum." Sakin bir bedenle montu giydiriyor; Asel ağlıyor. Anne kısa bir cümle kuruyor: "İstemedin, biliyorum. Soğukta mont giyilir." Kapıdan çıkınca yeni bir seçim geliyor: "Asansörün düğmesine sen mi basarsın?" Asel gözyaşları arasında düğmeye basıyor ve yüzü aydınlanıyor. Güç, kararın değişmediği bir konuda alınıp başka bir konuda geri verildi. Bütün sahne otuz saniye sürdü.
  • Orta: Üç yaşındaki Emir her akşam yemekte savaşıyor: "Yemem!" Annesi ısrar ediyor, babası tehdit ediyor, dedesi "Bir kaşık da benim için" diye yalvarıyor. İrade gözüyle bakınca yemek masası bir güç savaşı alanına dönmüş; Emir yemekle değil, kontrolle ilgileniyor. 2.3'teki sorumluluk paylaşımı burada yeniden devreye giriyor: yetişkinler menüyü, saati ve masayı belirliyor; Emir yiyip yemeyeceğini ve ne kadar yiyeceğini. Tabak konuyor, ısrar yok, yorum yok, yirmi dakikanın sonunda tabaklar toplanıyor ve bir sonraki öğüne kadar atıştırmalık verilmiyor. İlk günler Emir az yiyor; bir-iki hafta içinde savaş sönüyor, çünkü kazanılacak bir şey kalmamış. Kilo kaybı ya da büyümede duraklama olursa çocuk doktoruna gidilecek.
  • Gerçek hayat: Kadir, üç yaşındaki oğlu Demir "Hayır!" dediğinde içinde "Bana kafa tutuyor!" diye bir öfkenin yükseldiğini fark ediyor. Kendi babası çocukken onun "hayır"larını tokatla karşılarmış. İki kuşak, iki irade evresi karşı karşıya. Kadir için plan iki parçalı. Birincisi DUR: fark et, nefes ver, rolüne dön: "Bu üç yaşında bir çocuk; hayır demek onun hakkı." Sonra sınırı gücü kırmadan koymak: "Hayır diyebilirsin. Ben yine de kararımı değiştirmiyorum." İkincisi haftada birkaç kez yastık güreşi: Demir babasını itiyor, Kadir direniyor, sonra gürültüyle "devriliyor". Demir gücünü güvenli bir yerde hissediyor; Kadir ise "Oğlumun gücü beni tehdit etmiyor" deneyimini kendi bedeninde yaşıyor.

Ebeveyn için beden pratiği (3 dk)

Bu pratik "hayır"ın iki yönüyle ilgili. Ayakta dur ve bir avucunu bir duvara ya da sağlam bir kapıya koy. Yavaşça it; itme gücünün ayaklarından kolunun ucuna kadar yükseldiğini hisset. İterken içinden ya da sesli olarak şu cümleyi söyle: "Hayır diyebilirim." Birkaç nefes kal. Sonra elini çek, iki ayağının üstünde dik dur, göğsünü yumuşat ve bu kez şu cümleyi söyle: "Hayır duyabilirim." İki cümle arasındaki farkı bedeninde izle. Hangisi daha zor geldi? Hangisinde omuzların kalktı, hangisinde nefesin tutuldu? Zor olan cümle, çocuğunla en sık çatıştığın yeri gösterir. Bu hafta her gün bir dakika bu iki cümleyle çalış.

Bu hafta evde

Şimdi sıra sende: Yarın sabahtan akşama kadar çocuğuna söylediğin her "hayır"ı, "yapma"yı, "dokunma"yı üç sütuna yaz: pazarlık dışı, esnek ve aslında umursamadıklarım. Ertesi gün üçüncü sütundaki "hayır"ların hepsini bırak ve ne olduğunu gözle. Ardından günün beş rutin anına, yani giyinme, kahvaltı, evden çıkış, banyo ve uykuya, birer iki seçenekli soru yerleştir ve yedi gün sürdür. Hafta başında ve sonunda o anlardaki çatışmaları say ve karşılaştır. Hedef: Gücü çocukla paylaşmayı ve sınırı savaşsız koymayı alışkanlık hâline getirmek. Gözlem günlüğü: Üçüncü sütundaki "hayır"ları bıraktığın gün evin havasında ve kendi sesinde ne değişti?

Mini test

  1. Bodynamic modeline göre İrade evresinin sağlıklı kaynağı nedir ve iki sağlıksız yol hangileridir?
  2. İki yaşındaki bir çocuğun "hayır"larının çoğu neyle ilgilidir?
  3. İki buçuk yaşındaki oğluna "Ne giymek istersin?" diye sordun; dolabın önünde yirmi dakika geçti, servis kapıda ve o hâlâ karar veremiyor, her öneriye "Hayır!" diyor. Bu sabahı nasıl kurtarırsın ve yarın soruyu nasıl sorarsın?
  4. "Koşma!" yerine ne söylemek daha etkilidir ve neden?
  5. Parkta çıkış saati geldi. Üç yaşındaki kızın kaydıraktan inmiyor, "Hayır! Gitmiyorum!" diye bağırıyor. Sen de içinde "Benimle inatlaşıyor, bu sefer kazanacağım" diye bir sesin yükseldiğini fark ediyorsun. Ne yaparsın?
Cevapları göster
  1. Sağlıklı güç: karar verebilmek, sınır koyabilmek, baskıya dayanabilmek. Sağlıksız yollar kırılan irade, yani pes etme, ve sınırsız irade, yani her şeyi kontrol etme ihtiyacıdır.
  2. İçerikle değil, çocuğun kendi sınırının var olduğunu duymak istemesiyle. "Hayır" bu yaşta çoğu zaman bir cevap değil, bir alıştırmadır.
  3. Bu sabah kararı sen verirsin: "Bu sabah ben seçiyorum, yarın sen seçersin" der, kısa ve sakin bir bedenle giydirirsin; ağlarsa duygusuna yer verirsin. Hatanın soruda olduğunu da fark edersin: "Ne giymek istersin?" bu yaş için çok açık bir sorudur. Yarın akşamdan iki takım hazırlar, sabah yalnızca "Mavi mi, yeşil mi?" diye sorarsın. Üç yaşın altında iki gerçek ve kabul edilebilir seçenek çoğu zaman yeter.
  4. "Yürüyoruz." Olumlu cümle çocuğa ne yapacağını tarif eder; "Koşma!" ise yalnızca neyi yapmayacağını söyler ve küçük bir çocuk için uygulanması daha zordur.
  5. Önce kendini fark edersin: "kazanmak" isteği bir güç savaşının başladığını gösterir; DUR'la bir nefes verirsin. Sonra sınırdan değil, kazanmaktan vazgeçersin: çıkış kararı değişmez, ama yolu yumuşatırsın. "Son bir kayış, sonra kaydırağa hoşça kal diyoruz" ya da mizahla "Bakalım arabaya kim önce varacak" diyebilirsin. Hâlâ inmiyorsa sakin bir bedenle kucağına alıp gidersin ve ağlamasına eşlik edersin. Bir dahaki sefere beş dakika önce haber verip aynı veda cümlesini kurarsın; geçişler bu yaşın en büyük çatışma kaynağıdır.

Özet

  • "Hayır" iki yaşın sağlıklı işidir; çocuk ayrı biri olduğunu ve sınırının var olduğunu dener.
  • Konuları üçe ayır: pazarlık dışı, esnek ve umursamadıkların; savaşların çoğu üçüncüde yapılır.
  • Seçim sunmak çocuğa gerçek bir güç verir ve senin çerçeveni korur.
  • Sınır kısa, olumlu, sakin, duyguya yer veren ve bir kez söylenip yapılan bir sınırdır; fiziksel takip asla şiddet değildir.
  • Güç oyunlarla güvenli bir kanal bulur; çocuğun "hayır"ı seni tetikliyorsa önce kendi irade evrene bak.

Sonraki derse hazırlık

Ders 4.3'te, "Fırtına: Öfke Nöbetlerinin Öncesi, Anı ve Sonrası" başlığıyla, bu yaşın en korkulan konusuna giriyoruz: nöbetlerin neden çıktığı, nasıl önlenebileceği, nöbet sırasında ne yapılacağı ve sonrasında nasıl konuşulacağı. Alışveriş merkezinde yerde tepinen çocuk sahnesini de ele alacağız. Hazırlık: çocuğunun son üç öfke nöbetini hatırla ve 1.5'teki ABC şemasıyla yaz: saat kaçtı, neredeydiniz, öncesinde ne olmuştu, nöbet ne kadar sürdü, sonrasında ne yaptınız?

Kaynaklar

  • Erikson, E. H. (1950). Childhood and Society. New York: W. W. Norton.
  • Kuczynski, L. ve Kochanska, G. (1990). Development of children's noncompliance strategies from toddlerhood to age 5. Developmental Psychology, 26(3), 398–408.
  • Satter, E. (1986). The feeding relationship. Journal of the American Dietetic Association, 86(3), 352–356.
  • Fletcher, R., St George, J. ve Freeman, E. (2013). Rough and tumble play quality: Theoretical foundations for a new measure of father–child interaction. Early Child Development and Care, 183(6), 746–759.
  • American Psychiatric Association (2013). Diagnostic and Statistical Manual of Mental Disorders (5. bs.). Arlington, VA: APA. Karşı gelme bozukluğu ölçütleri.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.