İçeriğe geç

Ders 12.1 · Seviye 3 · Aile Sistemi ve Modern Ebeveynlik

İki Kişi, Bir Takım: Eş İlişkisi ve Ortak Ebeveynlik

2.293 kelime · yaklaşık 10 dakika okuma · 15 dakika seslendirme

Giriş

Hazırlık ödevi, evde kimsenin adını koymadığı ama birinin mutlaka yürüttüğü işlerin dökümünü istiyordu: aşı takvimi, ayakkabı numarasının değiştiğini sezmek, veli grubundaki duyurular, yaklaşan bir doğum günü. Listeyi eşinle ayrı ayrı yazdıysanız belki şaşırtıcı bir tablo çıktı: listelerden biri diğerinin iki, hatta üç katı uzundu ve kısa listeyi yazan, uzun olanı ilk kez gördü. Tek başına çocuk büyüten ebeveynlerde ise liste çoğu zaman tek bir sütundan oluşur ve yanındaki "kiminle paylaşabilirim" sütunu boş kalır. Bu liste, bugünkü dersin ilk malzemesi.

Bu dersin sonunda eş ilişkisinin çocuğun gelişimi için neden pek çok ebeveynlik tekniğinden daha belirleyici olduğunu, çocuk doğduktan sonra ilişkinin neden zorlandığını ve nasıl korunduğunu, görünmez yükün nasıl paylaşılacağını ve iki ebeveynin nasıl tek bir takım olabileceğini göreceksin; tek başına çocuk büyüten ebeveynler için bu takımın nasıl kurulacağını da. Modül 12 ile ebeveynin çevresine, yani çocuğun içinde büyüdüğü sisteme bakıyoruz ve ilk durak, çocuğun ilişkinin ne olduğunu her gün izleyerek öğrendiği yer: anne ile babasının arası.

Ana anlatım

Çocuk geldiğinde ilişki ne olur? Psikolog Brian Doss ve arkadaşları iki yüz on sekiz çifti evliliklerinin ilk sekiz yılı boyunca izledi. İlk çocuk doğduktan sonra anne babalarda ilişkinin hem olumlu hem olumsuz yanlarında ani bir kötüleşme görüldü; anneler ve babalar benzer ölçüde etkilendi. Çocuğu olmayan çiftlerde de ilişki zamanla yıpranıyordu, ama yavaş ve kademeli olarak, doğumdaki gibi ani bir kırılma olmadan. Nedenleri tanıdıktır: uykusuzluk, birlikte geçirilecek zamanın neredeyse kaybolması, rollerin gelenekselleşmesi, ki en eşitlikçi çiftlerde bile bebekle birlikte iş bölümü geleneksel kalıba kayabilir, cinselliğin azalması, çocuk üzerinden çıkan tartışmalar ve iki tarafta da büyüyen "Beni görmüyor" duygusu.

Bu düşüş olağandır; aynı çalışmada küçük ile orta arası bir büyüklükteydi. Ama kendiliğinden geçmedi, çalışmanın kalan yıllarında da sürdü. Yani beklemek yetmez; ilişkiyi bilerek korumak gerekir. Alyson Shapiro, John Gottman ve Sybil Carrère yeni evli çiftleri altı yıl izlediklerinde, bebekten sonra kadınların evlilik doyumunun düşmediği ya da arttığı çiftleri evliliğin ilk aylarında ayıran şeyleri buldular: eşin sevgi ve hayranlığını dile getirmesi, iki eşin birbirinin dünyasını ve ilişkilerini tanıması ve bir "biz" duygusu. Gottman'ın ekibinin bu bulgulardan yola çıkarak geliştirdiği yaklaşım birkaç alışkanlığı öne çıkarır. Birbirine küçük ilgi teklifleri sunmak ve bu tekliflere karşılık vermek; 1.4'te bebek ile ebeveyn arasında konuştuğumuz servis ve karşılık alışverişinin eşler arasındaki hâli. Anlaşmazlıkları yumuşak başlatmak: "Sen hiç yardım etmiyorsun" yerine "Bu hafta çok yoruldum, yardıma ihtiyacım var"; 9.2'deki ben dilinin eşler arasındaki kullanımı. Ve birbirinin ebeveynliğini eleştirmek yerine desteklemek.

Görünmez yük. Ev işlerinin paylaşımından önce bir başka paylaşımın konuşulması gerekir: zihinsel yükün. Kimin doktor randevusunu hatırladığı, kimin kıyafetin küçüldüğünü fark ettiği, kimin doğum günü hediyesini planladığı, kimin okul mesajlarını takip ettiği, kimin sütün bittiğini gördüğü. Sosyolog Allison Daminger'in araştırması, bu işlerin önce ihtiyacı fark etmek, sonra seçenekleri düşünmek, karar vermek ve takip etmek gibi aşamalardan oluştuğunu ve özellikle fark etme ve takip etme aşamalarının büyük ölçüde tek bir ebeveynde, çoğu zaman annede, toplandığını gösterdi. Diğer ebeveyn çoğu zaman içtenlikle "Söylersen yaparım" der; ama söylemek, yani fark edip hatırlatmak, yükün ta kendisidir.

Görünmez yük, tükenmişliğin ve "Beni görmüyor" duygusunun en önemli kaynaklarından biridir. Çözüm "yardım etmek" değil, alan sahipliğidir: bir alanın, örneğin okul iletişiminin, sağlık randevularının, kıyafetlerin ya da haftalık yemek planının, fark etmekten takip etmeye kadar bütünüyle bir kişiye geçmesi. Haftada on dakikalık bir "yük toplantısı", yani bu hafta ne var, kim taşıyor, neyin değişmesi gerekiyor sorularının konuşulduğu kısa bir buluşma, bu paylaşımı görünür kılar. Türkiye İstatistik Kurumu'nun 2014–2015 zaman kullanım araştırması, ev ve aile bakımı işlerine kadınların erkeklerden günde saatlerce daha fazla zaman ayırdığını gösterdi; çalışan kadınlarda da bu fark kapanmıyordu. Görünmez yük bu sayılara bile girmez, çünkü fark etmek ve hatırlamak bir saatle ölçülmez.

Ebeveynlik ittifakı. Psikolog Mark Feinberg'in "ortak ebeveynlik" dediği ittifak, iki ebeveynin çocuğun önünde tek bir sistem olabilmesidir; 8.1 ve 8.5'te bunun disiplin tarafını konuşmuştuk. Temel kurallar ve sonuçlarda anlaşmak, çocuğun önünde birbirinin kararını bozmamak, anlaşmazlığı sonra baş başa konuşmak ve bir devir protokolüne sahip olmak bu ittifakın parçalarıdır. Bir de sık gözden kaçan bir parça var: birbirinin çocukla ilişkisine alan açmak. Araştırmacıların "kapı bekçiliği" dediği durumda bir ebeveyn, çoğu zaman anne, diğerinin çocukla yaptıklarını sürekli düzeltir: "Öyle tutulmaz", "Ver, ben yaparım." Bu tutum, iyi niyetle yapılsa bile, diğer ebeveyni zamanla ebeveynlikten uzaklaştırır.

Oysa her ebeveyn kendi yolunu bulabilir ve iki farklı yol çocuk için bir zenginliktir. İttifakın bir diğer parçası, birbirinin ebeveynliğini çocuğun önünde takdir etmektir: "Baban seninle ne güzel oynadı." İttifak anlaşmazlığın hiç olmaması demek değildir; anlaşmazlığın çocuğun sırtına yüklenmemesi demektir. Bu ittifakın güçlü olduğu ailelerde çocukların daha az davranış sorunu yaşadığını gösteren çalışmalar var. Feinberg'in ekibinin ilk bebeğini bekleyen çiftler için geliştirdiği Aile Temelleri (Family Foundations) programı, randomize bir denemede ortak ebeveynlik desteğini ve ebeveynlerin iyi oluşunu artırdı; bebeklerin öz düzenlemesinde de iyileşme görüldü.

Çocuğun önünde çatışma. Psikolog Mark Cummings ve arkadaşlarının araştırmaları burada ince bir ayrım yapıyor: çocuğun önünde yaşanan her anlaşmazlık zararlı değildir. Saygılı biçimde tartışılan ve çözülen ya da sonradan onarılan bir anlaşmazlık, çocuğa "Çatışma çözülebilir" diye öğretir ve onun için koruyucu bile olabilir. Zararlı olanlar şunlardır: bağırmak, hakaret etmek, aşağılamak, tehdit etmek, günlerce konuşmamak, yani sessiz savaş, çocuğu taraf, hakem ya da haberci yaparak çatışmanın içine çekmek ve çatışmayı çözülmeden bırakmak. Bu tür çatışmalar çocuğun ailesinde kendini güvende hissetme duygusunu sarsar.

Buradan basit bir kural çıkar: çocuk bir kavganın başını gördüyse barışın da bir kısmını görmelidir. "Annenle tartıştık, sonra konuştuk ve çözdük" cümlesi, çocuğa ilişkilerin kırılıp onarılabildiğini gösterir. Küçük çocuklar ise ebeveynlerinin kavgasının kendileriyle ilgili olduğunu düşünmeye yatkındır; bu yüzden onlara açıkça söylemek gerekir: "Bu bizim aramızdaki bir şey; seninle bir ilgisi yok." Eşlerden birinin, çocuk da oradayken, diğerinden kısa ve içten bir özür dilemesi, "Sabah sana sesimi yükselttim, haksızdım", çocuğa verilebilecek en güçlü derslerden biridir: büyükler de hata yapar ve büyükler de hatalarını onarır. Bu sahneyi gören çocuk, kendi ilişkilerinde de özür dilemenin bir zayıflık değil, bir bağlılık işareti olduğunu öğrenir.

İlişkiye zaman. Haftada bir çocuksuz akşam, ki bu evde, çocuklar uyuduktan sonra telefonsuz geçirilen bir saat de olabilir; her gün on dakika, çocuk konusu açılmadan "Günün nasıldı?" sohbeti; fiziksel temas, bir sarılma, el ele tutuşmak, ki çocukların ebeveynlerinin birbirine sarıldığını görmesi onlara güven verir; ve yılda en az bir kez bir iki günlük çocuksuz bir kaçamak, ki burada büyükanne ve büyükbabalar önemli bir kaynak olabilir. "Çocuk varken kendimize zaman ayırmak bencillik" düşüncesi pek çok ailede güçlüdür, ama doğru değildir. Birbirini gören ve seven ebeveynler, bir çocuğa verilebilecek en güvenli ortamlardan birini kurar. Çocuk evin tek merkezi hâline geldiğinde hem ilişki hem de o merkezin ağırlığını taşımak zorunda kalan çocuk zarar görür.

Eşler arasındaki takımın bir sınavı da kendi aileleriyle olan ilişkide gelir. Aile terapistlerinin sık vurguladığı bir ilke var: bir çift kendi çekirdek ailesini kurduğunda, her eşin önce eşinin yanında durması gerekir. Bir anne ya da babanın gelinine veya damadına yönelttiği eleştiri karşısında "Annem öyledir, idare et" demek, eşi yalnız bırakır; "Anne, bu konuda eşimle aynı fikirdeyiz" demek ise takımı korur. Bu, anne babaya saygısızlık değil, yetişkin bir ailenin sınırını çizmektir. Kendi ailesine sınır koyma işini eşe bırakmak yerine, her eşin kendi anne babasıyla konuşması genellikle daha az gerilim yaratır. Bu konuyu bir sonraki derste büyükanne ve büyükbabalar özelinde ayrıntılı olarak ele alacağız.

Tek ebeveyn. Tek başına çocuk büyüten bir ebeveynin de bir ittifaka ihtiyacı vardır; ama bu ittifak bir eşle değil, bir ağla kurulur: bir büyükanne, bir kardeş, yakın bir arkadaş ya da başka bir tek ebeveyn. 8.5'teki devir protokolü de bu ağla ya da ebeveynin kendine tanıdığı kısa molalarla kurulur: "Tetiklendim, beş dakika sonra geliyorum." Tek ebeveynin en büyük riski, çocuğu farkında olmadan bir eş yerine koymaktır; onu sırdaş, avutucu ya da "evin erkeği" ya da "evin hanımı" ilan etmek. 10.4'teki ebeveynleştirme bu yolla kolayca başlar. En büyük kaynağı ise iyi kurulmuş bir destek ağı ve kendi hayatını korumasıdır. Boşanmış ebeveynlerde ise ittifak, 11.5'te konuştuğumuz gibi, diğer ebeveynle bir iş ilişkisi biçiminde kurulur: duygu değil lojistik konuşulur ve iletişim çocuk üzerinden değil, doğrudan yapılır.

Örnekler

  • Basit: Cemal bebeğin bezini değiştirirken eşi Didem yanına geliyor: "Öyle değil, ver ben yapayım." Aynı sahne banyoda, uyku saatinde ve mama sırasında tekrarlanıyor. Üç ay sonra Cemal bebeğe neredeyse hiç dokunmuyor ve Didem "Hiç yardım etmiyor" diye yakınıyor. Bu tipik bir kapı bekçiliği döngüsü. Çift birlikte düzeltmeye karar veriyor. Didem düzeltme dürtüsünü tutmaya çalışıyor; bez biraz yamuk takılsa da dünya yıkılmıyor. Cemal kendi rutinlerini sahipleniyor: akşam banyosu, uyku öncesi şarkı ve cumartesi sabahları. Didem, Cemal'in yöntemini çocuğun önünde takdir ediyor: "Baban seni ne güzel uyuttu." Birkaç hafta içinde Cemal bir "yardımcı" olmaktan çıkıp bir ebeveyne dönüşüyor.
  • Orta: Şebnem tükenmiş durumda; eşi Tamer içtenlikle "Ne istersen yaparım, söylemen yeter" diyor. Bir yük toplantısı yapıyorlar. Şebnem bir hafta boyunca taşıdığı zihinsel işleri listeliyor ve liste kırk üç maddeye ulaşıyor. Tamer bu yükü ilk kez bütünüyle görüyor. Alan sahipliği üzerinde anlaşıyorlar: okul iletişimi ve sağlık randevuları, takibi dahil, tamamen Tamer'de; haftalık yemek planı ve alışveriş de onda. Kıyafetler ve sosyal takvim Şebnem'de kalıyor. İlk ay Tamer iki randevuyu kaçırıyor; Şebnem araya girmemeye özen gösteriyor, çünkü doğal sonuç yetişkinlerde de çalışır. İkinci aydan sonra sistem oturuyor. Şebnem bir akşam "Kendimi görülmüş hissediyorum" diyor ve aralarındaki hava yumuşuyor.
  • Gerçek hayat: Özge ile Fatih üç yıldır neredeyse yalnızca çocuk hakkında konuşuyor; aralarındaki yakınlık kaybolmuş ve her akşam sessiz bir savaş yaşanıyor. Altı yaşındaki kızları Zeyno her gece yataklarına geliyor ve ikisinin arasına yatıyor; bir yandan da annesinin sırdaşı olmuş. Sistem bakışıyla tablo açık: eşler arasındaki boşluk çocukla doldurulmuş ve Zeyno hem annenin ittifakının bir parçası hem de yatak odasının tam ortasında. Çözüm birkaç yerden geliyor. Çift, bu dersteki araçların ötesinde bir boşluk olduğunu görerek bir çift terapistine başvuruyor. Haftada bir çocuksuz akşam ve her gün on dakikalık sohbet başlıyor. Zeyno 4.4'teki gibi kademeli olarak kendi yatağına dönüyor ve Özge onu sırdaşlıktan çıkarıyor. Zeyno'nun "uyku sorunu" eşlerin ilişkisi onarıldıkça çözülüyor; çünkü sorun uykuda değil, sistemdeydi.

Ebeveyn için beden pratiği (3 dk)

Bugün eşinle, eğer varsa, çocuklar hakkında hiçbir şey konuşmadan otuz saniye boyunca göz göze gel. Bu garip ya da komik gelebilir; gülmek de serbest. Bu otuz saniyede bedeninde neler olduğunu izle. Göğüste bir yumuşama mı var, çenede bir sertlik mi, midede bir uzaklık hissi mi, yoksa beklenmedik bir özlem mi? Hangisi gelirse gelsin, o his ilişkinin bugünkü hâlidir ve çocuğun her gün soluduğu havanın bir parçasıdır. Otuz saniyenin sonunda omuzlarını bırak, nefesini uzat ve küçük bir ilgi teklifinde bulun: eline kısa bir dokunuş, içten bir teşekkür ya da "Senin günün nasıldı?" sorusu. Bir eşin yoksa bu yarım dakikayı destek ağındaki birine ayır: bir telefon, bir mesaj, bir teşekkür.

Bu hafta evde

Şimdi sıra sende: Eşinle birlikte bir yük toplantısı yapın; her biriniz bir hafta boyunca taşıdığı zihinsel işleri ayrı ayrı listeleyin, listeleri karşılaştırın ve en az iki alanı tam sahiplikle devredin. Bir sayfalık bir ittifak sözleşmesi yazın: üç ortak kural, çocuğun önünde birbirinizi bozmama sözü, bir devir protokolü ve haftalık on dakikalık gözden geçirme. Bu hafta bir çocuksuz akşam planlayın, evde bile olsa, ve her gün on dakika çocuklar konuşulmadan sohbet edin; çocukların bunu görmesine izin verin. Tek başına çocuk büyütüyorsan destek ağındaki kişileri ve her birinin neye yardım edebileceğini yaz, kendi devir protokolünü belirle ve çocuğunu sırdaş yaptığın anları say. Hedef: Çocuğun gelişim ortamı olarak ilişkiye yatırım yapmak. Gözlem günlüğü: Yük toplantısında ilk kez görünür olan görev hangisiydi ve onu taşıyan kişi bunu fark ettiğinde ne söyledi?

Mini test

  1. İlk çocuktan sonra ilişki doyumu neden düşer ve düşüşü daha az yaşayan çiftler ne yapar?
  2. Görünmez yük nedir ve çözümü neden "yardım etmek" değildir?
  3. Eşin bebeği her besleyişinde yanına gelip "Öyle tutma, biberonu eğik tut, ver ben yapayım" diyorsun. Son haftalarda eşin bebeğe pek yaklaşmıyor ve sen de "Bütün iş bana kalıyor" diye öfkeleniyorsun. Burada ne oluyor ve ne yaparsın?
  4. Kahvaltıda eşinle tatil planı yüzünden sesler yükseliyor; beş yaşındaki oğlun çatalını bırakıp ikinize bakıyor ve sonra masadan kalkıp odasına gidiyor. Öğleden sonra eşinle konuşup anlaşıyorsunuz. Akşam oğlun için ne yaparsın?
  5. Tek başına çocuk büyüten bir ebeveynin en büyük riski ve en büyük kaynağı nedir?
Cevapları göster
  1. Uykusuzluk, zamanın azalması, rollerin gelenekselleşmesi, çocuk üzerinden çatışmalar ve görülmeme duygusu yüzünden. Düşüşü daha az yaşayan çiftler birbirine küçük ilgi teklifleri sunmaya devam eder, anlaşmazlıkları yumuşak başlatır ve birbirinin ebeveynliğini destekler.
  2. Planlamanın, fark etmenin ve takip etmenin zihinsel yüküdür. "Söylersen yaparım" cümlesi yükü yerinde bırakır, çünkü söylemenin kendisi yüktür; çözüm bir alanın bütünüyle bir kişiye geçtiği alan sahipliğidir.
  3. Bu bir kapı bekçiliği döngüsü: sen iyi niyetle sürekli düzelttikçe eşin ebeveynlikten uzaklaşıyor, yük de sana kalıyor. Düzeltme dürtüsünü fark ettiğinde tutarsın; bebeğin güvenliği söz konusu değilse eşinin yolu da yeterince iyidir. Eşine bir alanı bütünüyle bırakırsın, örneğin akşam beslemesini ya da banyoyu, ve o sırada odadan çıkarsın. Eşinle de sakin bir anda konuşursun: "Seni çok düzelttiğimi fark ettim, istemeden seni uzaklaştırmışım. Akşam beslemesi senin; ben karışmayacağım." Bebeğin önünde onun yaptığını takdir edersin.
  4. Oğlun kavganın başını gördü; barışın da bir kısmını görmesi gerekir. Akşam ikiniz birlikte onun yanına gidersiniz: "Sabah annenle sesimizi yükselttik, seni korkuttuk. Sonra konuştuk ve anlaştık; şimdi aramız iyi." Beş yaşındaki bir çocuk kavganın kendisiyle ilgili olduğunu düşünmeye yatkın olduğu için açıkça eklersiniz: "Bu bizim aramızdaki bir şeydi, seninle bir ilgisi yok." Eşlerden biri öbüründen onun önünde kısa bir özür dileyebilir. Saygılı biçimde tartışılıp onarılan bir anlaşmazlık çocuğa çatışmanın çözülebildiğini öğretir; bağırmak, aşağılamak, sessiz savaş ve çocuğu taraf yapmak ise onun güven duygusunu sarsar ve bunlardan kaçınırsınız.
  5. En büyük risk, çocuğu farkında olmadan bir eş yerine koymaktır: sırdaşı, avutanı ya da evin yetişkin yerine geçeni yapmak. En büyük kaynak ise iyi kurulmuş bir destek ağı ve kendi hayatını korumaktır.

Özet

  • Çocuk ilişkinin ne olduğunu ebeveynlerini izleyerek öğrenir; eş ilişkisi bir gelişim ortamıdır.
  • Çocuktan sonraki düşüş olağandır; küçük ilgi teklifleri, yumuşak başlangıç ve karşılıklı destek onu yumuşatır.
  • Görünmez yük alan sahipliğiyle paylaşılır; haftalık yük toplantısı onu görünür kılar.
  • İttifak tek bir sistem olmaktır: kapı bekçiliği yok, anlaşmazlık çocuğa taşınmaz, barış da görünür.
  • İlişkiye zaman ayırmak bencillik değildir; tek ebeveyn ittifakını bir ağla kurar.

Sonraki derse hazırlık

Ders 12.2, "Büyükanne, Büyükbaba ve Geniş Aile: Sınır ve Minnet Bir Arada", çocuğun hayatındaki büyükanne ve büyükbabaların yerini, en sık çatışma alanlarını ve sınırla minneti aynı cümlede tutabilen bir konuşma biçimini ele alacak. Hazırlık olarak çocuğunun büyükanne ve büyükbabalarıyla ilgili seni en çok zorlayan üç konuyu yaz; hemen yanına, onlara en çok minnet duyduğun üç şeyi ekle.

Kaynaklar

  • Doss, B. D., Rhoades, G. K., Stanley, S. M. ve Markman, H. J. (2009). The effect of the transition to parenthood on relationship quality: An 8-year prospective study. Journal of Personality and Social Psychology, 96(3), 601–619.
  • Shapiro, A. F., Gottman, J. M. ve Carrère, S. (2000). The baby and the marriage: Identifying factors that buffer against decline in marital satisfaction after the first baby arrives. Journal of Family Psychology, 14(1), 59–70.
  • Daminger, A. (2019). The cognitive dimension of household labor. American Sociological Review, 84(4), 609–633.
  • Allen, S. M. ve Hawkins, A. J. (1999). Maternal gatekeeping: Mothers' beliefs and behaviors that inhibit greater father involvement in family work. Journal of Marriage and the Family, 61(1), 199–212.
  • Feinberg, M. E. ve Kan, M. L. (2008). Establishing family foundations: Intervention effects on coparenting, parent/infant well-being, and parent-child relations. Journal of Family Psychology, 22(2), 253–263.
  • Cummings, E. M. ve Davies, P. T. (2010). Marital Conflict and Children: An Emotional Security Perspective. New York: Guilford Press.
  • Türkiye İstatistik Kurumu (2015). Zaman Kullanım Araştırması, 2014–2015. Ankara: TÜİK.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.