Giriş
Bu dersin sonunda çocuğunun "saçma" görünen cevaplarının kendi içinde ne kadar tutarlı olduğunu görecek, yeni bir beceride desteğini hangi adımda azaltacağını da planlayabileceksin. Bunun için iki düşünürle çalışacağız. Jean Piaget, çocuğun dünyayı kendi zihinsel araçlarıyla nasıl kurduğunu anlattı. Lev Vygotsky ise bu kuruluşun tek başına değil, başkalarıyla birlikte yapıldığını gösterdi. Biri sana çocuğun şu anda nasıl düşündüğünü, öteki o düşünceye nasıl eşlik edeceğini söyleyecek.
Geçen dersin görevini hatırla: çocuğuna ayın yolculukta neden peşinizden geldiğini sormuştun. Belki "Çünkü bizi seviyor" dedi, belki "Bizi takip ediyor, eve gelince o da duruyor", belki de "Ay benim arkadaşım". Güldüysen sorun değil; ama bu cevap bir hata değil, bir pencere. Piaget yüz yıl kadar önce çocuklara tam olarak bu tür sorular sordu ve cevapların rastgele olmadığını fark etti. Bu dersin sonunda çocuğunun cevabının hangi mantıktan geldiğini adlandırabileceksin.
Ana anlatım
Piaget'nin büyük fikri: çocuk küçük bir yetişkin değildir. Piaget'den önce yaygın düşünce, çocukların yetişkinler gibi düşündüğü ama daha az bildiğiydi; bilgi eklendikçe yetişkine dönüşecek küçük bir kopya gibi. Piaget, İsviçre'de çocuklarla yaptığı uzun görüşmelerde yanlış cevaplara odaklandı ve şunu gördü: aynı yaştaki çocuklar aynı türden yanlışları yapıyordu. Yanlışlar sistemliydi. Demek ki çocuk eksik bir yetişkin mantığıyla değil, başka bir mantıkla düşünüyordu ve bu mantık yaşla birlikte aşama aşama değişiyordu. Çocuk dünyayı hazır almıyor; eline, ağzına, gözüne gelen her şeyle kendi zihinsel şemalarını kuruyordu.
Bu kuruluşun iki temel hareketi vardır. Birincisi özümlemedir: yeni bir deneyimi var olan şemaya sığdırmak. İki yaşındaki çocuk "hav hav" şemasını kurmuştur ve dört ayaklı her hayvan bu şemaya girer; kedi de, inek de "hav hav"dır. İkincisi uyum sağlamadır: şemanın yeni deneyime göre değişmesi. "Bu kedi, bak miyavlıyor" dendiğinde ve çocuk kediyi yeniden dinlediğinde şema ikiye bölünür. Gelişim, bu iki hareketin binlerce kez tekrarıdır. Buradan çıkan ebeveynlik dersi şudur: çocuğun "yanlışı" çoğu zaman bir şemanın henüz bölünmemiş olmasıdır. Onu düzeltmekten çok, yeni bir örnekle karşılaştırmak işe yarar; zihin, karşısına çıkan farkla kendini yeniden düzenler.
Piaget'nin dört dönemi. Piaget bu değişimi dört büyük döneme ayırdı. Yaşlar yaklaşık sınırlardır ve bugün bildiğimiz kadarıyla dönemler Piaget'nin düşündüğünden daha akışkandır; yine de harita olarak çok işe yarar.
Duyusal-motor dönem kabaca ilk iki yılı kapsar. Bebek dünyayı duyuları ve hareketleriyle tanır: emer, tutar, atar, bakar, dinler. Piaget'nin bu dönemde öne çıkardığı başarı nesne sürekliliğidir: görmediği bir şeyin var olmaya devam ettiğini anlamak. Piaget'nin gözlemlerinde bebekler örtünün altına saklanan oyuncağı genellikle sekiz-dokuz ay civarında aramaya başlıyordu. Sonraki araştırmacılar bebeklerin bakış sürelerini ölçerek, çok daha küçük bebeklerin de kaybolan nesnenin bir yerde durduğunu beklediğini gösterdi; yani anlayış, onu gösterecek el becerisinden önce gelir. Ce-e oyununun bu yaşta bu kadar heyecan vermesinin nedeni buradadır: yüz kaybolur ve geri gelir. Aynı dönemde ayrılık kaygısının belirginleşmesi de tesadüf değildir; bebek artık annesinin gittiğini ve bir yerde olduğunu bilir ve onu ister.
İşlem öncesi dönem kabaca iki ile yedi yaş arasıdır ve sembol çağıdır. Dil hızla gelişir, hayali oyun başlar; bir tahta parçası telefon, bir yastık at olur. Ama düşünce hâlâ üç özellikle sınırlıdır. Birincisi benmerkezciliktir: çocuk başkasının kendisinden farklı gördüğünü, bildiğini ya da hissettiğini kavramakta zorlanır. Telefonda babaannesine başını sallayarak cevap verir; bazen gözlerini kapatınca saklandığını sanır. Bu bencillik değil, bilişsel bir sınırdır. İkincisi animizmdir: cansız şeylere canlılık ve niyet yükler. Ay onunla gelir, masa "yaramaz" olduğu için ona çarpmıştır. Senin çocuğunun ay cevabı büyük ihtimalle tam buradan geliyor ve yaşına göre gayet tutarlı bir cevap. Üçüncüsü korunum eksikliğidir: miktarın görünüş değişince aynı kaldığını kavrayamaz. Aynı su uzun ince bardağa dökülünce "daha çok" olur. Bu yüzden kardeşinin tabağında büyük görünen dilim kavga sebebidir ve "ikisi de eşit" demek çocuğu ikna etmez, çünkü onun zihni eşitliği gözüyle ölçer.
Somut işlemler dönemi kabaca yedi ile on bir yaş arasıdır. Mantık gelir ama somut şeylere bağlıdır. Korunum kazanılır; çocuk sınıflama ve sıralama yapar, kuralları anlar ve onları çok ciddiye alır. Bu yaştaki çocuğun "Ama sen öyle demiştin!" itirazının arkasında kurala verdiği bu yeni önem vardır. Adalet, özgürlük, gelecek gibi soyut kavramlar henüz somut örnekler üzerinden anlaşılır.
Soyut işlemler dönemi on bir-on iki yaş civarında başlar. Ergen artık varsayımlarla düşünebilir: "Ya şöyle olsaydı?" İdealler, ideolojiler, kendi düşüncesi üzerine düşünme bu dönemin kapasiteleridir. Ergenin ebeveynini eleştirmeye başlaması da bu kapasitenin doğal sonucudur: artık "olan" ile "olabilecek olan" arasındaki farkı görür ve evin kurallarını da bu farka göre tartar. Bu kapasite her ergende aynı hızla ve her konuda gelişmez; ama kapı açılmıştır.
Bugün Piaget'nin yaşları zaman zaman geç tahmin ettiğini, kültürün ve deneyimin bu yaşları kaydırabildiğini biliyoruz. Ancak temel fikri, çocuğun niteliksel olarak farklı düşündüğü fikri, çocuk psikolojisinin zemini olarak yerinde duruyor.
Vygotsky'nin büyük fikri: düşünme önce ilişkide, sonra kafanın içinde olur. Piaget çocuğu çoğunlukla dünyayla tek başına uğraşan küçük bir bilim insanı gibi resmederken, aynı yıllarda Rusya'da çalışan Lev Vygotsky başka bir şeyi vurguladı: çocuk dünyayı daha yetkin biriyle birlikte kurar. Vygotsky'ye göre her zihinsel işlev iki kez görünür: önce iki insan arasında, sonra çocuğun içinde. Çocuk önce annesinin "Dur, bir düşünelim, sonra yapalım" sesini duyar; yıllar sonra bu ses onun kendi iç sesi olur. Buna içselleştirme denir ve ebeveynlik için anlamı büyüktür: bugün çocuğuna nasıl konuşuyorsan, yarın o kendine öyle konuşacak. Hata yaptığında duyduğu "Olur böyle, bir daha deneyelim" cümlesi de, "Sen zaten hiçbir şeyi beceremezsin" cümlesi de içeri taşınır.
Vygotsky'nin ikinci kavramı yakınsak gelişim alanıdır: çocuğun tek başına yapabildiği ile bir yardımla yapabildiği arasındaki bant. Öğrenme en verimli bu bantta olur. İş çok kolaysa çocuk sıkılır, çok zorsa vazgeçer; tam bandın içindeyse zorlanır ama başarır. Ebeveynin işi bu bandı bulmak ve tam gerektiği kadar destek vermektir. Bu desteğe bugün "iskele kurma" diyoruz. Kavramın kendisi Vygotsky'ye değil, 1976'da David Wood, Jerome Bruner ve Gail Ross'un çocuklara blok yapısı öğretmeyi inceledikleri çalışmaya dayanır; ama Vygotsky'nin fikrinin en bilinen uygulamasıdır. İskele bina yükseldikçe sökülür. Ayakkabı bağlamayı öğrenen bir çocuk için iskele şöyle görünür: ilk günlerde sen bağlarsın, o izler; sonra ilk düğümü sen, ikincisini o atar; sonra yalnızca sözle yönlendirirsin; sonra sadece yanında durursun; en sonunda odadan çıkarsın. Çoğu ebeveyn iki uçtan birine kayar: ya iskeleyi hiç kurmaz ve "Kendin yap" der, ya da hiç sökmez ve "Ver ben yapayım, geç kalıyoruz" der. Sabah telaşında ikincisi çok anlaşılırdır; ama her gün tekrarlandığında çocuk, yapabileceği bir şeyi yapma fırsatını kaybeder.
Üçüncü kavram özel konuşmadır. Üç ile yedi yaş arasındaki çocuklar oynarken sık sık kendi kendilerine konuşur: "Şimdi kırmızıyı buraya koyuyorum, hayır olmadı, şuraya." Piaget bu konuşmayı benmerkezciliğin bir belirtisi saymıştı. Vygotsky ise bunun düşünmenin sesli hâli olduğunu, zamanla fısıltıya, sonra sessiz iç konuşmaya dönüştüğünü savundu. Sonraki araştırmalar da çocukların en çok, ne çok kolay ne çok zor, tam zorlandıkları ama baş edebildikleri işlerde kendi kendilerine konuştuğunu gösterdi. Bu yüzden çocuğun kendi kendine konuşmasını susturma ve alay konusu yapma. O, iç sesin inşaatıdır.
Vygotsky'nin bir katkısı daha var: kültür. Çocuğun hangi araçlarla düşündüğü, içinde büyüdüğü kültürün ona verdiği araçlara bağlıdır: dil, saymanın yolları, hikâyeler, oyunlar. Türkiye'de pek çok çocuk, anne babasından çok büyükannesiyle, ablasıyla, kuzenleriyle birlikte öğrenir. Vygotsky'nin diliyle bunların her biri "daha yetkin bir diğeri"dir. Bir çocuğun yakınsak gelişim alanında tek bir yetişkin değil, bütün bir ev vardır.
İkisini birleştirmek. Piaget sana çocuğun şu anda hangi mantıkla düşündüğünü söyler; Vygotsky o mantığın sınırında ona nasıl eşlik edeceğini. Piaget'den şu uyarıyı alırsın: çocuğu henüz hazır olmadığı bir mantığa zorla ikna etmeye çalışma. Dört yaşındaki bir çocuğa korunumu anlatmak için uzun konuşmalar yapmak, ikinize de yalnızca hayal kırıklığı getirir. Vygotsky'den ise şunu alırsın: hazırlığın kendisi ilişkide olur. Çocuğun dönemine saygı duyarken, o dönemin üst sınırına doğru ona küçük adımlar sunarsın. İyi bir ebeveyn ikisini birlikte yapar: bekler, ama boş beklemez; eşlik eder, ama işi elinden almaz. Bir sonraki adımda ne yapacağını bilmiyorsan, çocuğun o an tek başına neyi yapabildiğine ve biraz yardımla neyi yapabildiğine bak. Aradaki boşluk, bu haftanın öğrenme alanıdır.
Örnekler
- Basit: Üç yaşındaki Defne'ye ve abisine birer kurabiye verildi. Defne kendi kurabiyesinin ikiye bölünmesini istedi, bölünce de mutlu bir sesle "Artık benimki daha çok!" dedi. Abisi itiraz etti, anne araya girip "Aynı kurabiye kızım, sadece ikiye ayrıldı" diye açıklamaya başladı. Piaget'ye göre burada bir korunum eksikliği var: Defne miktarı parça sayısıyla ve görünüşle ölçüyor. Bu bir ahlak ya da açgözlülük sorunu değil, zihinsel gelişimin bir aşaması. Yapılacak şey eşitliği ispatlamaya uğraşmak değil; "İki parça olsun istedin, tamam" deyip geçmek ve abiye göz kırparak "Sen biliyorsun, bu aramızda" demek. Defne birkaç yıl içinde bunu kendisi fark edecek.
- Orta: Altı yaşındaki Kerem salonda yüz parçalık bir yapbozla uğraşıyor, sıkıştı ve ağlamaya başladı. Babanın önünde üç yol var. Birincisi "Bırak, ben yapayım" demek; iskele yok, yapboz biter ama Kerem bir şey öğrenmez. İkincisi "Kendin bul, büyüdün artık" demek; iş Kerem'in bandının dışında kalır ve vazgeçer. Üçüncüsü iskeledir: "Kenar parçaları düz olur. Şu parça düz mü, bir bakalım mı?" Kerem bir kenar parçası buldu. Baba bir sonraki adımda yalnızca "Hımm, bu gökyüzü rengini nerede görüyorsun?" dedi, sonra sustu ve yanında oturdu. On dakika sonra Kerem kendi kendine "Kenarlar düz olur" diye mırıldanıyordu. Babanın sesi, Kerem'in iç sesine dönüşmeye başlamıştı.
- Gerçek hayat: Sekiz yaşındaki Çınar'ın dedesi vefat etti. Cenazeden sonra ona "Deden artık cennette, oradan bizi görüyor" dendi. Bir hafta sonra akşam yemeğinde Çınar ciddi bir yüzle sordu: "Dedem cennetten nasıl görüyor, dürbünü mü var?" Masadaki büyükler güldü, Çınar kızardı ve sustu. Piaget'nin diliyle Çınar somut işlemler dönemindedir: soyut bir fikri, anlayabileceği somut bir mekanizmaya çevirmeye çalışıyor. Gülmek yerine somut bir karşılık vermek gerekir: "Bizim gözle görmemize benzemiyor. Sen dedeni düşündüğünde, onu özlediğinde, onunla aranda bir bağ oluyor. O bağ, görmek gibi bir şey." Böyle bir cevap ailenin inancı ne olursa olsun kendi dilini korur, çocuğu küçük düşürmez ve yasını konuşulabilir kılar.
Ebeveyn için beden pratiği (3 dk)
Bu pratik iskele kurmanın bedensel tarafıyla ilgili. Çocuğun bir şeyle uğraşırken, yardım etme isteğinin bedeninde nereden başladığını izle. Çoğu ebeveyn bunu önce ellerinde hisseder: parmaklar işi almak için kıpırdar. Bazıları çenesinde, bazıları nefesinde hisseder: nefes tutulur, dişler sıkılır. Bu hafta bir kez, çocuğun bir işte zorlanırken ellerini bilerek kucağına koy ve avuçlarını yukarı çevir. Omuzlarını bir nefes verişle aşağı bırak. Çeneni hafifçe gevşet, dilini damağından ayır. Sonra sadece izle ve içinden say: bir, iki, üç, dört, beş. Beş saniye sonra hâlâ yardım etmen gerekiyorsa, önce tek bir cümleyle yardım et, elinle değil. İskele kurmanın ilk adımı, kendi aceleni fark edip bir an durabilmektir.
Bu hafta evde
Şimdi sıra sende: Çocuğunun henüz tek başına yapamadığı ama neredeyse yapabildiği bir beceri seç. Yaşına göre bu ayakkabı bağlamak, sürahiden bardağa su koymak, saati okumak, çantasını hazırlamak ya da ödevinin planını yapmak olabilir. Bu beceri için beş basamaklı bir iskele planı yaz: tam yardım, birlikte yapmak, yalnızca sözle yönlendirmek, sadece yanında durmak ve tek başına yapmak. Bir hafta boyunca her gün birkaç dakika uygula; her gün çocuğun hangi basamakta olduğunu ve senin hangi basamakta takıldığını not et. Sabah telaşında olmayan bir saati seçmek işini kolaylaştırır. Hedef: Yakınsak gelişim alanını bulmayı ve iskeleyi zamanında sökmeyi kendi evinde deneyimlemek. Gözlem günlüğü: Çocuğunun işini elinden almak istediğin anda bedeninde ne oldu ve beklediğinde çocuğun ne yaptı?
Mini test
- Özümleme ile uyum sağlama arasındaki fark nedir?
- Bir bebeğin örtünün altına saklanan oyuncağı araması hangi kazanımı gösterir?
- Beş yaşındaki kızın masaya çarpınca "Yaramaz masa!" diye bağırıyor, ertesi gün de ayın arabanın peşinden geldiğini, çünkü onları sevdiğini söylüyor. Eşin "Bunları şimdi düzeltmezsek hep böyle düşünür" diyor. Bu düşünce biçiminin adı nedir ve eşine ne cevap verirsin?
- Altı yaşındaki oğlun ayakkabısını bağlamayı öğreniyor. Sabahları acele olduğu için ya sen bağlıyorsun ya da "Hadi kendin bağla" deyip kapıda bekliyorsun; ikisinde de sabah gerginlikle bitiyor. Vygotsky'nin kavramlarıyla bu öğrenmeyi nasıl yeniden kurarsın?
- Çocuğun oynarken kendi kendine konuşmasına nasıl yaklaşmalısın?
Cevapları göster
- Özümleme, yeni deneyimi var olan şemaya sığdırmaktır; uyum sağlama, şemanın yeni deneyime göre değişmesidir. Gelişim bu iki hareketin sürekli tekrarıyla ilerler.
- Nesne sürekliliği: görünmeyen bir şeyin var olmaya devam ettiğini anlamak. Piaget bunu arama davranışıyla gözledi; sonraki araştırmalar anlayışın daha da erken başladığını gösterdi.
- Animizm: cansız varlıklara canlılık ve niyet yüklemek. İşlem öncesi dönem için tutarlı bir düşünme biçimidir ve uzun açıklamalarla düzeltilmez; somut işlemler dönemine doğru kendiliğinden değişir. Eşine "Bu yaşın mantığı böyle, merakla soralım" demek, "Sence ay bizi nereden görüyor?" gibi sorularla oyuna katılmak yeterlidir.
- Ayakkabı bağlamak şu an oğlunun yakınsak gelişim alanında: tek başına yapamıyor ama yardımla yapabiliyor. Sabah aceleyle hem tamamen bağlamak hem tamamen bırakmak bu bandı atlar. İskele kurmak için öğrenmeyi sakin bir akşama taşırsın: önce sen bağlarsın o izler, sonra ilk düğümü sen ikincisini o atar, sonra yalnız sözle yönlendirirsin, en sonunda yanından çekilirsin. Sabah ise acele anıdır, öğrenme anı değil.
- Susturmamalı ve alay etmemelisin. Özel konuşma düşünmenin sesli hâlidir; zamanla iç konuşmaya dönüşür ve en çok çocuğun zorlandığı ama baş edebildiği işlerde duyulur.
Özet
- Çocuk küçük bir yetişkin değildir; her dönemde niteliksel olarak farklı bir mantıkla düşünür ve dünyayı özümleme ile uyum sağlama yoluyla kendisi kurar.
- Piaget'nin dört dönemi: duyusal-motor, işlem öncesi, somut işlemler ve soyut işlemler; yaşlar yaklaşıktır, dönemler akışkandır.
- İşlem öncesi dönemin benmerkezciliği, animizmi ve korunum eksikliği ahlak sorunu değil, bilişsel sınırdır.
- Vygotsky'ye göre düşünme önce ilişkide olur, sonra içselleşir; öğrenme yakınsak gelişim alanında, zamanla sökülen bir iskeleyle ilerler.
- Bugün çocuğunla konuşma biçimin, yarın onun kendi iç sesi olur.
Sonraki derse hazırlık
Ders 1.3'te, "Kalp ve Beden: Erikson, Bowlby ve Bodynamic" başlığıyla, zihinden kalbe ve bedene geçeceğiz. Üç haritayı üst üste koyacağız: her yaşın sorduğu psikolojik soru, bu soruya cesaret veren bağlanma zemini ve bütün bunların bedende nasıl yaşandığı. Hazırlık: kendi çocukluğundan "güvende hissettiğim" bir anı ve "yalnız hissettiğim" bir anı hatırla. Yazman gerekmiyor; yalnızca hatırla ve o anıları düşünürken bedeninde neler olduğunu fark et.
Kaynaklar
- Piaget, J. (1954). The Construction of Reality in the Child. New York: Basic Books.
- Baillargeon, R., Spelke, E. S. ve Wasserman, S. (1985). Object permanence in five-month-old infants. Cognition, 20(3), 191–208.
- Vygotsky, L. S. (1978). Mind in Society: The Development of Higher Psychological Processes. Cambridge, MA: Harvard University Press.
- Wood, D., Bruner, J. S. ve Ross, G. (1976). The role of tutoring in problem solving. Journal of Child Psychology and Psychiatry, 17(2), 89–100.
- Fernyhough, C. ve Fradley, E. (2005). Private speech on an executive task: Relations with task difficulty and task performance. Cognitive Development, 20(1), 103–120.