İçeriğe geç

7.12 · Seviye 7 · Bitkiler

Budamak

Budanan asmanın ertesi yıl daha çok vermesi

Kat 3 · Bizim okumamız

Doğanın Dili Akademisi — Seviye 7, Bitkiler · 1.347 kelime · 2 bilim kaynağı · ≈ 6 dk okuma · 9 dk dinleme

Gelenek alıntıları kaynak kaydındaki aslından yapılır; Kur’an alıntıları Diyanet mealidir, öteki çeviriler bu akademiye aittir. Derslerdeki kişiler kurgusaldır, kaynaklar gerçektir.

Olay

Şubat sonu, Manisa, Alaşehir. Bağların arasında soğuk, berrak bir sabah. Asmalar çıplak; kahverengi, kıvrılmış, birbirine dolanmış çubuklar telden tele uzanıyor. Abdullah Usta kırk yıldır bağ budayan bir adam. Elinde bir bağ makası, belinde bir torba.

Kızı Sena ziraat fakültesinde okuyor; dönem arasında babasına yardıma gelmiş. Abdullah Usta bir asmanın önünde duruyor, bir süre bakıyor, sonra kesmeye başlıyor. Bir çubuk, bir tane daha, bir tane daha. Kesilen çubuklar yere yığılıyor. Birkaç dakika sonra asmanın üstünde yalnızca birkaç kısa çubuk kalmış; her birinin üstünde iki üç göz.

Sena yere yığılan çubuklara bakıyor. "Baba, asmanın yarısını kestin. Bu yıl ne verecek?"

"Geçen yıldan çok verecek." Abdullah Usta bir sonraki asmaya geçiyor. "Budamazsan her yere sürgün atar, salkımı küçük olur, tanesi sulu olmaz. Budarsan gücünü toplar."

Sena kesilen bir çubuğun ucuna bakıyor. Kesik yerden ince, berrak bir damla sızıyor; bir süre sonra bir tane daha. "Ağlıyor gibi."

"Ağlar," diyor Abdullah Usta. "Biz ona 'asma ağlıyor' deriz. Birkaç gün ağlar, sonra durur."

Sena babasının elindeki makasa, yerdeki çubuk yığınına, sonra asmanın üstünde kalan birkaç kısa çubuğa bakıyor. Kesilenler kalanlardan çok daha fazla.

Ne oluyor

Bir asmanın her gözü, yani çubuk üstündeki her tomurcuk, baharda bir sürgün verebilir. Ama sürgünlerin hepsi aynı güçte büyümüyor. Bir dalın ucundaki tomurcuk, altındaki tomurcukların büyümesini bastırıyor.

Yani bir dalın ucu, aşağıdaki tomurcuklara "bekle" diyen bir düzenin merkezi. Bu düzen tek bir hormonla değil, hormonların ve şekerin birlikte kurduğu bir ağla işliyor. Ucu kesildiğinde, aşağıdaki tomurcuklar bu baskıdan kurtuluyor ve büyümeye başlıyor. Oksinle ilk kez fesleğenin pencereye eğilmesinde karşılaşmıştık; burada aynı hormon, bir dalın ucundan aşağıya inen bir "sırayı bekle" sinyalinin parçası.

Abdullah Usta'nın budaması bu düzeni yönlendiriyor. Asmanın üstünde kırk göz bırakmak yerine on göz bıraktığında, asmanın köklerinden gelen su ve besin kırk sürgüne değil, on sürgüne bölünüyor. Kısa kesilen çubuklardaki gözler, uçtaki baskıdan da kurtulmuş oluyor. Bu, Abdullah Usta'nın "gücünü toplar" dediği şey.

Ama budamanın bir bedeli var. Her kesik bir yara.

Sena'nın gördüğü damla da bu yaranın bir yüzü. Şubat sonunda topraktaki su yeniden kökler tarafından çekilmeye başlıyor ve gövdede yukarı itiliyor; kesik çubukların uçlarından bu su sızıyor. Bağcıların "asma ağlıyor" dediği şey bu. Asma yarasını kapatana kadar hem su sızdırıyor hem de dışarıdan gelecek şeylere açık duruyor.

Ne fark ettiriyor

Sena'nın sorusu, "asmanın yarısını kestin, bu yıl ne verecek?", budamanın ilk bakışta saçma görünen yanını soruyor: bir bitkiden daha çok ürün almak için onun büyük kısmını kesip atmak. Abdullah Usta'nın cevabı kırk yıllık bir deneyimden geliyor: az göz, güçlü sürgün; güçlü sürgün, dolgun salkım. Beveridge ve arkadaşlarının anlattığı tepe baskınlığı, bu deneyimin bitki içindeki karşılığının bir parçası.

Ama Abdullah Usta'nın cevabında bir ölçü de var. "Budarsan gücünü toplar" diyor; "hepsini keserse daha çok verir" demiyor. Asmanın üstünde birkaç çubuk ve birkaç göz bırakıyor. Hiç budanmamış bir asma gözlerini dağıtıyor; aşırı budanmış bir asma ise yeterince göz bulamıyor. Bağcının işi, kesmekle bırakmak arasındaki dengeyi her asmada yeniden bulmak.

Sena'nın ikinci gözlemi, "ağlıyor gibi", budamanın bir müdahale olduğunu, bitkinin bir yara aldığını hatırlatıyor. Hernández ve arkadaşlarının bulgusu, bu yaranın ilk iki haftada en savunmasız olduğunu gösteriyor. Budamanın zamanlaması da bu yüzden önemli: yara, hastalık etkenlerinin en etkin olduğu bir dönemde açık kalmamalı.

Son olarak yerdeki çubuk yığını. Abdullah Usta'nın kestiği çubuklar asmanın geçen yılki büyümesi: bir yazın emeği, bir sabahta yere yığılmış. Kesilenler kalanlardan çok. Budama, bir bitkinin büyüdüğü her yeri değil, yalnızca bir kısmını geleceğe taşıyor.

Gelenekler ne gördü

Yuhanna 15:2 — budanmak

Bende olup da meyve vermeyen her çubuğu o kesip atar; meyve veren her çubuğu da daha çok meyve versin diye budar.

İsa kendini asmaya, öğrencilerini çubuklara, Tanrı'yı da bağcıya benzetiyor. Bağcı meyve vermeyen çubukları kesip atıyor; meyve verenleri ise daha çok vermeleri için budayıp temizliyor. Budamak burada bir ceza değil, bir bakım. Dikkat budanmakta: verimli olanın, daha verimli olmak için kesilmesinde.

Zhuangzi 4, işe yaramayan ağaç — kesilmemek

Kerestelik olmayan bir ağaçtır, hiçbir işe yaramaz; bu yüzden bu kadar uzun yaşayabilmiştir.
Meyveleri olgunlaşınca soyulur, hırpalanırlar; büyük dalları kırılır, küçük dalları koparılır. Bunlar yetenekleri yüzünden ömürlerini acıyla geçirenlerdir.

Zhuangzi'nin anlattığı hikâyede usta bir marangoz, bir köy tapınağının yanındaki dev meşeye bakmadan geçiyor; çünkü ağacın odunu hiçbir işe yaramıyor. O gece ağaç marangozun rüyasına giriyor ve meyve ağaçlarını anlatıyor: meyveleri olgunlaştıkça soyulan, dalları kırılan, koparılan, göğün verdiği ömrü tamamlayamadan yarı yolda ölen ağaçlar. Kendisi ise işe yaramadığı için kesilmemiş, bu kadar büyüyebilmiş. Dikkat kesilmemekte: yararlı olmanın bedelinin, kesilmek olmasında.

Gerilim: Yuhanna 15:2 budamayı bir özen olarak görüyor: meyve veren çubuk, daha çok vermesi için budanıyor; kesilmek, verimliliğin karşılığı. Zhuangzi ise aynı ilişkiye tersinden bakıyor: meyve vermek, kesilmenin, hırpalanmanın, erken ölmenin nedeni; işe yaramayan ağaç ise uzun yaşıyor. Birinde budanmak bir bakım, öbüründe bir zarar. Abdullah Usta'nın asması ikisini birden yaşıyor: budandığı için bu yıl daha dolgun salkımlar verecek; ama kesik uçlarından ağlıyor, ve her kesik bir hastalığa açılan bir kapı. Asma, Yuhanna'nın asması gibi daha çok verecek; ama Zhuangzi'nin meyve ağaçları gibi, verdiği için kesiliyor.

Benzetmenin sınırı

"Budanmak", "acı çekerek olgunlaşmak", "kesilen dal güçlenir": kat 3 bu sözlerin budamaya ne yüklediğine bakıyor. Bu dilde budama, insanın acıyla, kayıpla, sınırlanmayla büyümesinin bir imgesi. Kesilen her şey seni daha güçlü yapar; kaybettiğin her şey, kalan şeyi daha verimli kılar.

Bitkinin budanması bu imgeye bir yerden uyuyor: gerçekten de kesilen çubuklar, kalanların daha güçlü büyümesini sağlıyor. Ama iki yerden uymuyor. Birincisi, budamayı yapan bitki değil, bağcı. Asma kendi çubuklarını kesmeye karar vermiyor; onu kesen, ondan ne istediğini bilen bir insan. Budamanın "işe yaraması", bağcının ölçüsüne bağlı. İkincisi, her kesik bir yara ve her yara bir risk. Hernández ve arkadaşlarının gösterdiği gibi, budama yarası haftalarca açık kalıyor. Yanlış zamanda, yanlış yerden, gereğinden çok kesilen bir asma güçlenmiyor, hastalanıyor.

"Acı insanı büyütür" sözü bu iki ayrıntıyı unutursa tehlikeli olabilir. Bir insanın hayatındaki kayıplar bir bağcının ölçülü elinden gelmiyor; ve her kayıp, kendi yarasını taşıyor. Zhuangzi'nin ağacı da bu yüzden önemli: her kesilmenin bir bakım olmadığını, bazen yalnızca bir kesilme olduğunu hatırlatıyor.

Gözlem görevi

Kayıt: Bitkinin budamadan önceki ve sonraki hâlini yan yana çiz; kesilen çubukları kesikli çizgiyle göster. Kalan çubukların üstündeki göz sayısını yaz. Baharda hangi gözlerden sürgün çıktığını, sürgünlerin uzunluğunu ve hangi gözlerin uyuduğunu işaretle. Kesik yüzeylerden birinde zamanla ne değiştiğini, bir hafta arayla not et.

Kentte: Kent parklarında ve sokaklarında belediyenin budadığı ağaçlara bak. Bazı ağaçlar hafifçe budanmış, bazıları ise neredeyse yalnızca gövdesi kalacak kadar kesilmiş olabilir. Baharda bu iki tür ağacın nasıl sürgün verdiğini karşılaştır. Aşırı budanmış bir ağacın kesik uçlarında ne görüyorsun?

Sonraki derse köprü

Abdullah Usta'nın kestiği çubuklar yere yığıldı. Bir sonraki ders kesilen bir bitkiye başka bir yönden bakıyor: kesilip içi oyulan ve ney olan bir kamış.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.