İçeriğe geç

7.7 · Seviye 7 · Bitkiler

Çiçeğin açması

Sabah açıp akşam kapanan çiçek

Kat 3 · Bizim okumamız

Doğanın Dili Akademisi — Seviye 7, Bitkiler · 1.318 kelime · 2 bilim kaynağı · ≈ 6 dk okuma · 9 dk dinleme

Gelenek alıntıları kaynak kaydındaki aslından yapılır; Kur’an alıntıları Diyanet mealidir, öteki çeviriler bu akademiye aittir. Derslerdeki kişiler kurgusaldır, kaynaklar gerçektir.

Olay

Haziran, Kastamonu. Devlet hastanesinin arkasındaki küçük parkta yuvarlak bir süs havuzu var; yüzeyi nilüfer yapraklarıyla kaplı. Hacer Hanım hemşire; bu ay gece vardiyasında. Her akşam yedide işe giderken, her sabah sekizde işten dönerken havuzun kenarından geçiyor.

İlk haftalarda dikkat etmemişti. Bir sabah, yorgun, bir banka oturup havuza baktı. Beyaz nilüfer çiçekleri açılmış, taç yaprakları yıldız gibi suyun üstüne yayılmış, ortalarında sarı bir göbek. Akşam işe giderken yine baktı. Aynı çiçekler kapanmış; yaprakları yukarı doğru toplanmış, sıkı, sivri birer tomurcuğa dönmüş. Sanki hiç açılmamışlar gibi.

O haftadan sonra her gün baktı. Sabah açık, akşam kapalı. Ertesi sabah yine açık. Bir çiçeği, havuzun kenarına en yakın olanı, izlemeye başladı. Dört gün boyunca her sabah açıldı, her akşam kapandı. Beşinci sabah açılmadı. Kapalı, biraz solmuş, sapıyla birlikte suya doğru eğilmişti.

Parkın bahçıvanı Yusuf Usta havuzun kenarındaki otları biçiyor. Hacer Hanım ona soruyor. "Bu çiçekler her akşam kapanıyor, değil mi? Neden?"

Yusuf Usta makineyi durduruyor, alnının terini siliyor. "Uyuyorlar abla. Sabah güneşle uyanırlar."

"Peki şu, kenardaki? Bu sabah açılmadı."

Yusuf Usta bakıyor. "O artık açılmaz. Onun zamanı bitti."

Ne oluyor

Çiçeğin açılıp kapanması bir kas hareketi değil; taç yapraklardaki hücrelerin büyüyüp küçülmesi, ya da bir yüzünün öbüründen daha çok uzaması.

7.2'de fesleğenin ışığa dönmesini sağlayan oksin, burada nilüferin her sabah açılmasında yeniden karşımıza çıkıyor. 7.6'da ayçiçeğinin gece doğuya dönmesini sağlayan iç saat de burada: nilüfer güneşin doğmasını beklemeden, saatine göre açılmaya hazırlanıyor.

Niktinasti 7.2'deki fototropizmadan farklı: fesleğen ışığın geldiği yöne dönüyordu; nilüfer ise ışık nereden gelirse gelsin, gündüz açılıp gece kapanıyor. Hareket ışığın yönüne değil, zamanına bağlı.

Hacer Hanım'ın izlediği çiçeğin beşinci sabah kapalı kalması, ritmin bir de sonu olduğunu hatırlatıyor.

Yusuf Usta'nın "onun zamanı bitti" sözü buna dokunuyor. Bir nilüfer çiçeği her sabah açılıp her akşam kapanıyor, ama bunu sınırsız sürdürmüyor. Birkaç gün sonra son kez kapanıyor ve bir daha açılmıyor. Belki tozlaşmış, belki yaşlanmış; Hacer Hanım bunu bilemiyor, çünkü çiçeğin içini görmedi. Ama bir tozlayıcının uğradığı çiçeğin, işini bitirmiş bir çiçek gibi erken kapanması, çiçeğin açık kalmasının bir bedeli olabileceğini düşündürüyor; işi biten çiçek o bedeli ödemeyi bırakıyor. Açılıp kapanma ritmi, çiçeğin kısa ömrünün içinde işleyen günlük bir saat.

Ne fark ettiriyor

Hacer Hanım çiçekleri ancak kendi ritmi değişince fark etti. Gündüz çalışan biri için havuz hep aynıdır: açık çiçekler. Gece çalışan biri, sabah ve akşam iki ayrı havuz görüyor. İnsanın gözü, bitkinin ritmini ancak kendi ritmi o ritmi iki ayrı noktadan kestiğinde yakalayabiliyor. Hacer Hanım'ın vardiyası, ona havuzun gizli yüzünü gösterdi.

Yusuf Usta'nın cevabı, "uyuyorlar", 7.1'de Emine Nine'nin tohum için söylediği sözün aynısı. İki yerde de "uyumak" bir hareketsizliği, bir dinlenmeyi anlatıyor. Ama nilüfer kapanırken dinlenmiyor; hücreleri büzülüyor, bir sonraki sabah yeniden genişlemek üzere. Kapanma da açılma kadar etkin bir hareket.

Bir de tek bir çiçeği dört gün izlemek. Hacer Hanım bir havuz dolusu çiçeğe değil, tek bir çiçeğe baktığında onun ömrünü görebildi: dört sabah, dört akşam, sonra son kapanış. Havuz her sabah açık çiçeklerle dolu olduğu için, tek tek çiçeklerin gelip gittiği gözden kaçıyor. Havuzun sürekliliği, içindeki çiçeklerin geçiciliğini gizliyor.

Son olarak açılmanın zamanlaması. Ke ve arkadaşları bu ritmin tozlaşmayı kolaylaştırdığını söylüyor. Bir çiçek, tozlayıcıların uçtuğu saatlerde açık, uçmadığı saatlerde kapalı duruyor; gece kapanması, poleni ve çiçeğin iç kısmını soğuktan ve nemden koruyor olabilir. Çiçeğin açık olduğu saat, bir başka canlıyla buluşma saati.

Gelenekler ne gördü

Matta 6:28–29 — kaygısızlık

Kırdaki zambaklara bakın, nasıl büyüyorlar: ne çalışırlar ne iplik eğirirler. Ama size şunu söyleyeyim: Süleyman bile bütün görkemiyle bunlardan biri gibi giyinmemişti.

Dağdaki Vaaz'da İsa, ne yiyeceklerini, ne giyeceklerini düşünerek kaygılanan dinleyicilerine kırdaki çiçekleri gösteriyor. Çiçek çalışmadan, kaygılanmadan, kendiliğinden açılıyor ve en büyük kralın giysisinden daha güzel giyiniyor. Dikkat kaygısızlıkta: çiçeğin açılmasının bir çaba olmadan, kendi zamanında olmasında.

Yeşaya 40:6–8 — geçicilik

Bütün insanlar ot gibidir, bütün güzellikleri kırın çiçeği gibidir. Ot kurur, çiçek solar

Peygamber Yeşaya, insanın kısa ömrünü çiçeğin kısa ömrüne benzetiyor. Çiçek ne kadar güzel olursa olsun soluyor; insan da öyle. Bu ayetler, solup giden çiçeğin karşısına kalıcı bir şeyi koyarak bitiyor: Tanrı'nın sözü sonsuza dek kalır. Dikkat geçicilikte: güzelliğin, kısa sürmesiyle birlikte görülmesinde.

Zen, çiçek vaazı — sözsüzlük

Zen geleneğinde aktarılan bir anlatıya göre Buda bir gün öğrencilerine konuşmak yerine elindeki bir çiçeği havaya kaldırır ve hiçbir şey söylemez. Öğrencilerin hepsi şaşkınlıkla bakar; yalnızca Mahākāśyapa gülümser. Buda, söze dökülemeyen öğretiyi ona aktardığını söyler. Anlatı Buda'dan on beş yüzyıldan fazla sonra, Çin'de derlenen Chan metinlerinde görülüyor; erken Budist metinlerde yer almıyor. Dikkat sözsüzlükte: bir çiçeğin, hiçbir şey söylemeden bir şey göstermesinde.

Gerilim: Matta 6 çiçeğin açılmasını bir güven dersi olarak okuyor: çiçek kaygılanmadan açılıyor, insan da kaygılanmamalı. Yeşaya 40 aynı çiçeğin solmasını bir uyarı olarak okuyor: çiçek soluyor, insan da solacak. Biri açılmayı, öbürü solmayı öne çıkarıyor; biri bugüne güveni, öbürü bitişin bilincini. Zen anlatısı ise ikisinden de uzak duruyor: çiçeği bir derse çevirmeden, yalnızca göstermek. Hacer Hanım'ın nilüferi üçünü de taşıyor: her sabah kaygısızca açılıyor; dördüncü günün sonunda bir daha açılmamak üzere kapanıyor; ve Hacer Hanım'a hiçbir şey söylemeden, yalnızca açılıp kapanarak bir şey gösteriyor.

Benzetmenin sınırı

"Çiçek açar", "çiçek gibi açılmak", "çiçeği burnunda": kat 3 bu sözlerin çiçeğin açılmasına ne yüklediğine bakıyor. Türkçede "açılmak" hem bir çiçeğin taç yapraklarını yayması, hem bir insanın içini dökmesi, rahatlaması, kendini göstermesi. Bu dilde açılmak bir gönüllülük, bir güven, bir içten dışa doğru oluş.

Nilüferin açılması ise bir hücre genişlemesi; bir hormonun, bir saatin ve sabahın ışığının ortak sonucu. Çiçek açılırken kendini göstermeye karar vermiyor; yalnızca taç yapraklarının orta bölümündeki hücreler genişliyor. Açılmanın da kapanmanın da arkasında bir niyet yok, bir düzen var.

Matta'nın zambakları da bu açıdan bir şey öğretiyor, ama beklenmedik bir yoldan. Çiçek "çalışmıyor" denirken, aslında her sabah hücrelerini genişletmek, her akşam büzmek için bir enerji harcıyor. Çiçek kaygılanmıyor olabilir, ama boş durmuyor. Kaygısızlık ile hareketsizlik aynı şey değil.

Gözlem görevi

Kayıt: Çiçeğin her gözlemdeki hâlini küçük bir çizimle göster: kapalı, yarı açık, tam açık. Açıklığını, iki karşı taç yaprağının uçları arasındaki uzaklığı bir cetvelle ölçerek yaz. Havanın bulutlu ya da güneşli olduğunu, sıcaklığı da not et. Bulutlu bir sabah çiçek daha geç mi açıldı? Çiçek kaçıncı günde son kez kapandı?

Kentte: Kent parklarında, saksılarda, balkonlarda açan çiçeklerin hangilerinin akşam kapandığını bul. Bir parkta sabah erkenden ve akşam üstü aynı çiçek tarhının fotoğrafını çek ve karşılaştır. Gece açan, gündüz kapanan bir çiçek, örneğin bir akşam sefası, bulabilir misin?

Sonraki derse köprü

Nilüfer dördüncü günün sonunda son kez kapandı ve suya doğru eğildi. Bir sonraki ders çiçeğin solduktan sonra bıraktığı şeye bakıyor: tohumun yolculuğuna, karahindibanın rüzgârla savrulan paraşütlerine.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.