İçeriğe geç

5.9 · Seviye 5 · Hava ve mevsim

Cemre ve kocakarı soğuğu

Bahar gelmişken dönen kar

Kat 2 · İzlerKat 3 · Bizim okumamız

Doğanın Dili Akademisi — Seviye 5, Hava ve mevsim · 1.337 kelime · 2 bilim kaynağı · ≈ 6 dk okuma · 9 dk dinleme

Gelenek alıntıları kaynak kaydındaki aslından yapılır; Kur’an alıntıları Diyanet mealidir, öteki çeviriler bu akademiye aittir. Derslerdeki kişiler kurgusaldır, kaynaklar gerçektir.

Olay

Mart sonu, Malatya. İki haftadır hava bahar gibi; öğleleri ceketsiz dolaşılıyor. Saniye Nine'nin kayısı bahçesinde ağaçlar beyaz ve pembe çiçeğe durmuş, arılar dallarda vızıldıyor. Torunu Mert ziraat fakültesinde okuyor; bahar tatilinde gelmiş, telefonla çiçekleri fotoğraflıyor.

"Bu yıl bahar erken geldi nine," diyor Mert. "Cemre de çoktan düştü."

Saniye Nine dallara bakıyor ama yüzü gülmüyor. "Mart kapıdan baktırır, kazma kürek yaktırır," diyor. "Daha kocakarı soğuğu gelmedi. Erken açan çiçeğe güvenilmez."

Mert gülüyor. "Nine, hava durumuna baktım, önümüzdeki hafta da güneşli."

İki gün sonra, gece yarısı rüzgâr dönüyor. Sabah Mert uyandığında pencerenin dışı bembeyaz. Kar, çiçekli dalların üstüne oturmuş; bahçede termometre eksi üçü gösteriyor. Saniye Nine bahçede, eldivenleriyle bir dalı tutmuş, çiçeklerin içine bakıyor. Bazılarının ortası kararmış.

"Bu yıl kayısı az olur," diyor sessizce.

Mert telefonuna bakıyor. Hava durumu uygulaması önceki gün akşam bir soğuk dalgası uyarısı yayımlamış; o görmemiş. Ninesi ise hiçbir uyarıya bakmadan bilmişti.

"Nereden bildin?" diye soruyor.

"Bilmedim," diyor Saniye Nine. "Her yıl böyle bir soğuk gelir. Ne zaman geleceğini bilemezsin ama geleceğini bilirsin. Mart'a güvenilmez."

Ne oluyor

Saniye Nine'nin "her yıl gelir" dediği şey, ilkbaharın başında sık görülen bir durum: ılık bir dönemin ardından kuzeyden inen soğuk bir hava kitlesi. Bu dönemde bitkiler ılık günlere tepki verip tomurcuklarını açmış, çiçeklenmişken gelen bir don, çiçeklere ve genç sürgünlere zarar veriyor.

Bu tür bir donun en tehlikeli yanı, bitkinin ılık havaya aldanmış olması. Bilim insanları bu duruma özel bir ad veriyor.

Yani Mert'in "bahar erken geldi" sevinci ile Saniye Nine'nin "erken açan çiçeğe güvenilmez" kaygısı, aynı olayın iki yüzü. Erken ısınma bitkiyi erken uyandırıyor; ve erken uyanan bitki, geri dönen soğuğa karşı daha savunmasız.

Saniye Nine'nin bilgisi, Anadolu'nun birçok yerinde kuşaktan kuşağa aktarılan bir takvime dayanıyor.

Mert'in ninesine "nereden bildin?" diye sorması, bu çalışmanın anlattığı kopuşun küçük bir örneği. Mert bir ziraat öğrencisi; bitkileri, iklimi okuyor. Ama ninesinin sayılı günlerini bilmiyor.

Ne fark ettiriyor

Saniye Nine'nin "bilmedim" demesi önemli. Kocakarı soğuğunun hangi gün geleceğini bilmiyordu; yalnızca geleceğini biliyordu. Halk takvimi bir tahmin aracı değil, bir uyarı aracı gibi çalışıyor: kesin bir tarih vermiyor, ama "mart sonuna kadar güvenme" diyor. Bu, bir hava durumu tahmininden farklı bir bilgi türü.

Mert'in telefonu ise tam tersini yapıyordu: önümüzdeki haftayı gün gün anlatıyordu. Ama bu ayrıntılı bilgi, onu bir uyarıyı kaçırmaktan korumadı. Çok ayrıntılı bir bilgi bazen genel bir uyarıyı gözden kaçırtabiliyor; ninesinin genel uyarısı ise ayrıntıya ihtiyaç duymadan doğru davranmayı sağladı.

Kayısı çiçeklerinin kararan ortası da bir şey öğretiyor. Ağaç ılık günlere "inandı" ve çiçek açtı. Ağaç yanılmadı; bu, onun uzun bir evrim boyunca biçimlenmiş tepkisi. Ma ve arkadaşlarının bulgusu, bu tepkinin ısınan bir iklimde türe ve yere göre farklı sonuçlar doğurduğunu gösteriyor. Saniye Nine'nin "erken açan çiçeğe güvenilmez" sözü, ağacın değil, ağacı izleyen insanın dikkatini anlatıyor.

Bir de adların kendisi var. Erbain Arapçada "kırk", hamsin "elli" demek; kışın sert dönemleri gün sayılarıyla adlandırılmış. Cemre "kor, ateş parçası" demek; baharın sıcaklığı önce havaya, sonra suya, sonra toprağa düşen bir ateş gibi düşünülmüş. Bu adlar, bir topluluğun kışı nasıl saydığını ve beklediğini taşıyor.

Gelenekler ne gördü

«Mart kapıdan baktırır…» — aldanmak

"Mart kapıdan baktırır, kazma kürek yaktırır" Anadolu'da ağızdan ağıza aktarılan bir atasözü; ders onu yazılı bir kaynağa bağlamadan, taşıdığı kavramla anıyor. Mart ayının ılık günlerine güvenip kışlık yakacağını tüketen biri, geri dönen soğukta kazmasını, küreğini bile yakmak zorunda kalır. Dikkat aldanmakta: baharın ilk işaretlerine fazla erken inanmanın bedeli.

Cemre, erbain, hamsin — halk takvimi

Cemre, erbain ve hamsin, Anadolu halk takviminin kışı ve bahar başlangıcını bölen kavramları; bunlar da yazılı tek bir kaynağa değil, kuşaktan kuşağa aktarılan bir takvime dayanıyor. Erbain kışın en sert kırk günü, hamsin onu izleyen elli gün; cemre ise havaya, suya ve toprağa sırayla düştüğüne inanılan bahar sıcaklığı. Dikkat halk takviminde: kışın ve baharın sayılarla, sıralarla, adlarla düzenlenmesinde.

Gerilim: Cemre baharın geldiğini müjdeliyor: sıcaklık sırayla havaya, suya, toprağa düşüyor, kış geride kalıyor. "Mart kapıdan baktırır" ise bu müjdeye karşı bir uyarı: baharın işaretlerine kanma, soğuk geri dönebilir. Biri bir ilerlemeyi, öteki bir geri dönüşü anlatıyor. Mert cemrenin düştüğünü söyleyerek baharın geldiğine inandı; Saniye Nine ise atasözünü hatırlatarak bu inanca bir sınır çizdi. Malatya'daki kar ikisini de doğruladı: cemre düşmüştü, ağaçlar çiçek açmıştı; ama soğuk da geri döndü. Halk takvimi kendi içinde bir müjde ile bir uyarıyı yan yana taşıyor.

Benzetmenin sınırı

Kat 2 açısından halk takvimi bir işaret dizgesi: yılların gözlemi belirli dönemlere bağlanmış ve bu dönemler, ekime, budamaya, hayvanları dışarı çıkarmaya karar vermekte kullanılmış. Saniye Nine'nin uyarısı bu işaretin işe yaradığını gösterdi. Ama işaretin sınırı da var: sayılı günlerin kesin tarihleri yöreden yöreye değişiyor ve bir yörenin takvimi başka bir yöreye taşınınca yanıltabiliyor. İklim değiştikçe, yüzyıllık gözlemlerle kurulan bir takvimin günleri de kayabilir.

Kat 3 ise "kocakarı soğuğu" ve "cemre düştü" gibi söyleyişlerin soğuğa ve sıcaklığa yüklediği anlamlara bakıyor. Cemreyi bir ateş parçası gibi düşünmek, baharın sıcaklığını gökten yere inen bir nesneye çeviriyor. Soğuğa "kocakarı" demek, onu bir kişiye, bir öyküye bağlıyor. Bu söyleyişler takvimi akılda tutmayı kolaylaştırıyor, ama sıcaklığın ve soğuğun asıl nedeni olan hava kitlelerini, rüzgârları görünmez kılıyor.

Atasözünden bir hava yasası da çıkmaz. "Mart kapıdan baktırır" bir hava tahmini olmaktan çok, bir sabır öğüdü: işaretlere hemen inanma. Bu öğüt hava dışında da geçerli; ama onu bir hava yasası gibi okumak, her mart ayının aynı olacağını varsaymak demek.

Gözlem görevi

Kayıt: Ağacın her hafta bir çizimini ya da fotoğrafını al ve yanına o haftanın en düşük sıcaklığını yaz. Çevrende halk takvimini bilen birine, cemrenin ne zaman düştüğünü, kocakarı soğuğunun ne zaman beklendiğini sor; söylediği tarihleri kendi kaydınla karşılaştır. O yıl gerçekten bir soğuk dönüş oldu mu, olduysa halk takviminin dediği günlere ne kadar yakındı?

Kentte: Kentlerde ağaçlar, binaların ve asfaltın ısısı yüzünden çevredeki kırsala göre biraz daha erken çiçek açabilir. Bir parktaki ya da sokaktaki bir ağacı seç ve aynı türden bir ağacı kent dışında bir yerde de bulmaya çalış; ikisinin çiçeklenme tarihini karşılaştır. Kent ağacı erken açıyorsa, bir soğuk dönüşte ona ne olduğunu da izle.

Sonraki derse köprü

Saniye Nine'nin kayısıları o mart sonunda dondu. Bir soğuk dalgası, bir kar, bir kış ayı: bunlar havanın kendisi. Peki bir kışın soğuk geçmesi, iklimin ısınmadığı anlamına mı gelir? Bir sonraki ders, "bu kış soğuk, ısınma nerede?" sorusuyla hava ve iklim arasındaki farkı sınıyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.