İçeriğe geç

2.4 · Seviye 2 · İzler ve işaretler

Ağaç halkasında geçmiş iklim

Kütükte dar ve geniş halkalar

Kat 2 · İzler

Doğanın Dili Akademisi — Seviye 2, İzler ve işaretler · 1.318 kelime · 2 bilim kaynağı · ≈ 6 dk okuma · 9 dk dinleme

Gelenek alıntıları kaynak kaydındaki aslından yapılır; Kur’an alıntıları Diyanet mealidir, öteki çeviriler bu akademiye aittir. Derslerdeki kişiler kurgusaldır, kaynaklar gerçektir.

Olay

Mart, Kızılcahamam'da küçük bir kereste atölyesi. Kışın devrilen yaşlı bir karaçam kütüğü tezgâhın yanında duruyor; kesit yüzü yeni zımparalanmış, açık sarı. Atölyenin sahibi Recep Usta, yanında çalışmaya yeni başlayan Doğan'ı çağırıyor. "Gel, bu ağacın yaşını say."

Doğan eğilip bakıyor. Kesitin ortasından dışa doğru iç içe geçmiş halkalar var. Her halkanın iç tarafı açık, dış kenarı daha koyu. Bazı halkalar geniş, parmak boğumu kadar; bazıları ise o kadar ince ki kurşun kalem çizgisinden farksız. Doğan bir iğneyle sayıyor, birkaç kez şaşırıyor, baştan alıyor. Sonunda doksan yediyi buluyor.

Recep Usta dışa yakın, bir grup ince halkayı gösteriyor. "Bunlara bak. Ağaç bu yıllarda zor büyümüş. Kurak yıllar bunlar." Kabuğa doğru sayıp bir tahminde bulunuyor: "Bu 2007 kuraklığı olabilir. Ankara'da sular kesilmişti o yaz."

Doğan bir şey soruyor: "Peki kabuğun yanındaki son halka gerçekten geçen yıl mı? Ya ağaç bir yıl hiç halka yapmadıysa?" Recep Usta bir an duruyor. Bunu hiç düşünmemiş.

Ne oluyor

Recep Usta'nın yaptığı şey, bir bilim dalının temel hareketi.

Ilıman iklimlerde birçok ağaç her yıl gövdesine yeni bir odun katmanı ekler. Büyüme mevsiminin başında oluşan odun daha açık renkli, sonunda oluşan daha koyudur; bu yüzden her yılın sınırı bir çizgi olarak görünür. Halkanın genişliği, o yıl ağacın ne kadar büyüyebildiğini gösterir ve bu büyüme sıcaklık, yağış, toprak, ışık gibi koşullara bağlıdır. Anadolu'nun kurak iç kesimlerinde halka genişliği çoğu zaman en çok suya bağlıdır.

Ama Doğan'ın sorusu yerinde. Tek bir ağaçta halka saymak, tarihlemek için yetmez: kurak bir yılda ağaç çok ince bir halka bırakabilir, hatta hiç bırakmayabilir; bazen bir yılda iki halka görünebilir. Dendrokronolojinin asıl yöntemi bu yüzden halkaları saymak değil, karşılaştırmaktır.

Bu yöntemle, yaşayan ağaçlardan başlayıp eski yapılardaki kirişlere, arkeolojik kazılardaki kömürleşmiş tahtalara uzanan ve yüzyıllar, hatta binyıllar geriye giden kronolojiler kurulabilir. Anadolu bu alanda özel bir yere sahip.

Bu çalışmanın vurgusu ince. Yazarlar, uzun süreli ve yavaş iklim değişikliklerine toplumların çoğu zaman uyum sağlayabildiğini, ama art arda gelen, beklenmedik, birkaç yıllık uç olayların bu uyumu aşabileceğini söylüyor. Bir halka dizisi, tam da bu "art arda" olanı görünür kılıyor: bir kurak yıl değil, üç kurak yıl üst üste.

Böyle eski bir kronolojinin hangi yıla denk geldiğini bilmek ise başlı başına bir iş.

Recep Usta'nın kütüğü yüzer değil; kesildiği yıl biliniyor. Ama Doğan'ın sorusu, eski kronolojilerin karşılaştığı sorunla aynı: tek bir ağaçtaki tek bir sayıma güvenmek, bir yılı kaçırmayı göze almak demek.

Ne fark ettiriyor

Kütük bir kayıt. Ağaç kimseye bir şey anlatmak için halka yapmadı; yalnızca her yıl büyüyebildiği kadar büyüdü. Ama o büyümenin genişliği, o yılın nasıl geçtiğini taşıyor.

Recep Usta'nın "2007 kuraklığı olabilir" tahmini akla yatkın. Ama bir tahmin. Bunu doğrulamak için aynı bölgeden başka ağaçlara, kayıtlı yağış verilerine, çapraz tarihlemeye ihtiyaç var. Ve Doğan'ın sorusu, bu tahminin nerede yanılabileceğini gösteriyor: kurak yıl bir halka eksik bırakmışsa, Recep Usta'nın "2007" dediği halka aslında 2006 olabilir.

Burada görülen, iyi bir okumanın iki tarafı. Birincisi: bir iz, yıllar sonra okunabilecek kadar dayanıklı bir bilgi taşıyabilir. İkincisi: o bilgiyi doğru okumak için tek bir izden fazlasına ihtiyaç var. Dendrokronoloji bu ikisini bir araya getiriyor. Halkaya güveniyor, ama tek bir halkaya güvenmiyor.

Bir de zamanın ölçeği var. Recep Usta'nın kütüğü doksan yedi yıllık. Bu ağaç, Recep Usta doğmadan önce o dağda büyümeye başladı. Elimizdeki kütük, bir insan hafızasının tutamayacağı kadar uzun bir dönemin kurak ve bereketli yıllarını aynı yüzeyde gösteriyor. Bir yanda geniş, rahat yıllar; öbür yanda sıkışmış, ince yıllar. Hepsi aynı kesitte, birkaç santimlik bir şeridin içinde.

Gelenekler ne gördü

Bolluk ve kıtlık yıllarının art arda gelmesi ve ağacın gövdesinde biriken zaman, eski metinlerde ayrı ayrı yer bulur.

Yûsuf 12:47–48 — hazırlık

Yusuf: "Devamlı yedi sene ekin ekip, biçtiğiniz ekinin yediğinizden artanını başağında bırakın." "Sonra bunun ardından yedi kurak yıl gelir, bütün biriktirdiğinizi yer, yalnız az bir miktar saklarsınız."

Yûsuf, Mısır kralının rüyasını yorumlarken bolluk yıllarının ardından kıtlık yıllarının geleceğini söyler ve bir öneri getirir: bolluk yıllarında artanı sakla. Kıssanın dikkati, gelecek kıtlığa bugünden hazırlanmakta. Aynı anlatı Yaratılış 41'de de geçer.

Seneca, Lucilius'a Mektuplar 12 — gövdede biriken yıllar

«Belli ki bu çınarlar ihmal edilmiş,» diye bağırdım, «hiç yaprakları yok. Dalları ne kadar boğumlu, ne kadar büzüşmüş; gövdeleri ne kadar pürüzlü, ne kadar bakımsız! Biri ayaklarının dibindeki toprağı gevşetse, onları sulasa bu olmazdı.» Kâhyam koruyucu tanrım üzerine yemin etti: elinden geleni yapıyormuş, hiç gevşememiş, ama ağaçlar yaşlıymış. Aramızda kalsın, o ağaçları ben dikmiştim; ilk yapraklarını ben görmüştüm.

Romalı filozof Seneca, kır evini ziyaret ettiğinde çınarların kötü göründüğüne kızar ve kâhyasını suçlar. Kâhya ağaçların yaşlı olduğunu söyler. Seneca o ağaçları kendi diktiğini hatırlar. Mektubun dikkati, ağacın gövdesinde biriken yılların, bakanın kendi yıllarını göstermesinde.

Gerilim: Yûsuf'un öğüdü ileriye bakıyor: bolluk ve kıtlık önceden bilinirse hazırlanılabilir. Seneca ise geriye bakıyor: gövdede biriken yılları görmek, bakanın kendi yaşını görmesi demek ve buna hazırlık yok, yalnızca kabul var. Biri zamanı yönetilecek bir şey olarak görüyor, öteki karşılaşılacak bir şey olarak. Recep Usta'nın kütüğü ikisini birden taşıyor. Ağaç halkaları bugün kuraklıkları önceden kestirmek için kullanılan iklim kayıtlarına katkı veriyor; ama aynı kütük, kesilmiş yaşlı bir ağaç olarak, Seneca'nın çınarları gibi geçen zamanın da tanığı.

Benzetmenin sınırı

Ağaç halkası kat 2'nin en açık örneklerinden biri: bir mesaj değil, bir kayıt. Ağacın kurak yılı "hatırladığını" ya da halkaların "anlattığını" söylemek bir benzetme. Ağacın hafızası yok; yalnızca o yıl ne kadar büyüdüğünün fiziksel bir izi var.

Halka genişliği de tek bir şeyi göstermiyor. Kuraklık ince bir halka bırakabilir, ama soğuk, böcek salgını, bir yangın, hatta yanında büyüyen bir ağacın gölgesi de aynısını yapabilir. Halkadan iklim okumak bu yüzden birçok ağacı ve başka kayıtları birlikte okumayı gerektiriyor.

Yûsuf ve Seneca'nın metinleri ise ağaç halkasından söz etmiyor. Yûsuf'un yedi yılları bir rüyanın yorumu, ağaçtaki halkalar ise bir ölçüm. Bu ders o metinleri, bolluk ve kıtlığın art arda gelişini ve zamanın gövdede birikmesini insanların ne kadar eskiden beri düşündüğünü göstermek için buraya getirdi.

Gözlem görevi

Kayıt: Kütüğün yerini, ağaç türünü biliyorsan onu, kesildiği yılı biliyorsan onu yaz. Dıştan içe doğru her on halkada bir işaret koy ve dikkat çeken dar ya da geniş halkaları not et. İki kütüğün desenleri uyuşmuyorsa nerede kaydığını bul: bir halka eksik mi, fazla mı?

Kentte: Kentte kesilen sokak ağaçlarının kütükleri çoğu zaman birkaç gün yol kenarında kalır. Park bakım ekiplerine kesilen ağacın neden kesildiğini ve kaç yaşında olduğunu sormak da bir kayıttır. Eski binaların ahşap kirişleri ve döşemeleri de birer halka arşividir.

Sonraki derse köprü

Ağaç halkası yüzyılları taşıyor. Daha uzun bir kayıt ise bir gölün dibinde katman katman birikir: çamurun içinde binlerce yıl önce rüzgârla gelmiş, göl dibindeki polen.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.