1.10 · Seviye 1 · Canlıların dili
Kurdun uluması
Kış gecesi uzaktan gelen uluma
Kat 1 · Canlıların dili
Doğanın Dili Akademisi — Seviye 1, Canlıların dili · 1.364 kelime · 3 bilim kaynağı · ≈ 6 dk okuma · 9 dk dinleme
Gelenek alıntıları kaynak kaydındaki aslından yapılır; Kur’an alıntıları Diyanet mealidir, öteki çeviriler bu akademiye aittir. Derslerdeki kişiler kurgusaldır, kaynaklar gerçektir.
Olay
Ocak, Ardahan'da bir dağ köyü. Gülizar köy okuluna atanalı dört ay olmuş; ilk kışı. Gece yarısına doğru lojmanın penceresinden dışarı bakıyor. Kar dinmiş, gökyüzü açık, her şey beyaz ve sessiz. Sonra uzaktan, vadinin öbür yamacından bir ses geliyor. Uzun, inceden kalına kayan, ardından bir süre havada asılı kalan bir ses.
İlk ses bitmeden ikincisi başlıyor, sonra üçüncüsü. Sesler birbirine karışıyor; kaç hayvan olduğunu kestiremiyor. Gülizar'ın tüyleri ürperiyor. Komşunun avludaki köpeği önce havlıyor, sonra başını kaldırıp o da uluyor. Birkaç dakika sonra vadi yeniden susuyor.
Sabah okul yolunda çoban Rıza Amca'ya rastlıyor. Gece duyduğunu anlatıyor; sesi kurtların sürüye yaklaştığını mı haber veriyordu? Rıza Amca başını sallıyor. "Sürüye gelecek kurt bağırmaz kızım," diyor. "O ses bize değil. Onlar birbirine sesleniyor." Sonra ekliyor: "Bu aylarda çok ulurlar."
Gülizar o gün derste çocuklara kurdu soruyor. Çocukların hepsi bir kurt hikâyesi biliyor. Birinin dedesi bir kurdun bir kuzuyu aldığını anlatmış, birinin ninesi kurdun uğur getirdiğini söylemiş. Ama hiçbiri kurdun neden uluduğunu bilmiyor.
Ne oluyor
Rıza Amca'nın iki cümlesi de bilimin bulduğu şeylere yakın.
Kurtların ulumasını sistematik biçimde inceleyen ilk saha çalışmalarından biri, uluma ile bölge arasındaki ilişkiyi deneyle sınamıştı.
Bu çalışmanın en ince gözlemlerinden biri, ulumanın kokuyla birlikte iş görmesi.
Harrington ve Mech'e göre koku işaretlemesi uzun süreli ve bir yere bağlı bir sinyaldir; uluma ise anlık ve uzun menzillidir. Koku izi haftalarca uğranmayan bir bölgede etkisini yitirebilir; uluma ise o anda, uzaktaki bir sürüye "buradayız" der. Sessiz kalan kurtların çoğu zaman uzaklaştığını, cevap verenlerin ise yerinde kaldığını da not ederler. Uluma bu yüzden bir saldırının değil, bir karşılaşmadan kaçınmanın aracı olabilir. Rıza Amca'nın "sürüye gelecek kurt bağırmaz" sözü bu bulguya yakın düşüyor. Kış ortasındaki artış da onun "bu aylarda çok ulurlar" gözlemiyle örtüşüyor; Ardahan'daki kurtların aynı takvimle uluyup ulumadığını ise bu çalışma söylemez.
Uluma yalnızca sürüden sürüye değil, sürünün içinde de bir şey söylüyor.
Bu sonuç, kurt ulumasını yalnızca bir korku ya da sıkıntı çığlığı saymaktan uzaklaştırıyor. Kurt, giden herkese değil, bağlı olduğu kişiye daha çok sesleniyor gibi görünüyor.
Bir uluma kimin sesi olduğunu da taşıyor olabilir.
Gülizar'ın vadide duyduğu üç ses birbirine karışmıştı. Ama kurtlar için o seslerin her biri muhtemelen birine aitti.
Ne fark ettiriyor
Gülizar ulumayı duyduğunda ilk düşündüğü şey kendisiydi: bu ses bir tehlike mi, bize mi geliyor? Rıza Amca'nın cevabı bu soruyu tersine çeviriyor: ses bize değil. Kurtlar kendi dünyalarında, kendi aralarında konuşuyor. İnsan bu konuşmaya kulak misafiri.
Bir sesi kendimize yöneltilmiş sanmak çok doğal. Karanlıkta duyulan bir ses, insanın içinde önce bir alarm çalar ve bu alarm çoğu zaman yararlıdır. Ama alarmın arkasından gelen ikinci düşünce şu olabilir: bu ses kime söylendi? Bir sinyalin alıcısını doğru bulmak, onu doğru okumanın ilk adımı.
Mazzini ve arkadaşlarının bulgusu da başka bir şeyi fark ettiriyor. Uluma bir yalnızlık sesi gibi duyulur; birçok şarkı ve hikâye onu böyle anlatır. Ama bu çalışmaya göre kurdun sesi daha çok bir bağın sesi. Bağlı olduğu biri gittiğinde kurt daha çok uluyor. İnsan kulağının hüzün diye duyduğu şey, kurt için bir arayış olabilir.
Çocukların kurt hikâyeleri de aynı şeyi gösteriyor. Her biri kurdu kendi ailesinin deneyiminden tanıyor: kuzuyu alan kurt, uğur getiren kurt. Ama kurdun kendi hayatına, neden uluduğuna, kime seslendiğine dair kimsenin bir hikâyesi yok.
Gelenekler ne gördü
Kurt eski metinlerde çok farklı rollerde karşımıza çıkar: tehdit, koruyucu, bahane. Üç gelenekten gelen bu üç kurt, birbirine hiç benzemiyor.
Yeşaya 11:6 — barış
Kurt kuzuyla birlikte yaşayacak, pars oğlakla yan yana yatacak; buzağı, genç aslan ve besili hayvan bir arada olacak ve küçük bir çocuk onları güdecek.
Yeşaya'nın barış çağını anlatan bu ayetinde kurt, avcıların listesinin başında duruyor. Gelecekteki barışın işareti, kurdun artık kuzuya saldırmamasıdır. Metnin dikkati kurdun ne olduğunda değil, ne olacağında: korkulan hayvanın bile yatışacağı bir dünya.
Zhou shu 50, Türklerin kökeni — koruyucu
On yaşlarında bir çocuk kalmıştı. Askerler onun küçüklüğünü görünce öldürmeye kıyamadılar; ayaklarını kesip otlu bir bataklığa attılar. Bir dişi kurt onu etle besledi.
Yedinci yüzyılda derlenen bir Çin hanedan tarihi, Türklerin kökenini böyle anlatır. Kurt burada avcı değil, bir annedir. Herkesin terk ettiği yaralı bir çocuğu besleyen, sonra kendisi dağların arasındaki bir mağaraya sığınıp orada on oğul doğuran bir hayvan. Yeşaya'nın kuzuya saldırmaması beklenen kurdu, burada bir insan yavrusunu doyuruyor.
Yûsuf 12:17 — suçlanan kurt
Akşam üstü ağlayarak babalarına geldiklerinde: "Ey babamız! İnan olsun biz yarış yapıyorduk; Yusuf'u eşyamızın yanına bırakmıştık; bir kurt onu yedi. Her ne kadar doğru söylüyorsak da sen bize inanmazsın" dediler.
Kur'an'daki Yûsuf kıssasında kardeşler Yûsuf'u kuyuya atar ve babalarına bir kurdun onu yediğini söyler. Babaları zaten birkaç ayet önce "kurdun yemesinden korkarım" demişti. Kardeşler bu korkuyu kullanır. Kurt orada değildir; ama herkesin korktuğu bir hayvan olduğu için suçu üstlenmeye hazır bir bahanedir.
Gerilim: Yeşaya'da kurt korkulan avcıdır ve barış, onun avcılığının sona ermesidir. Zhou shu'da kurt bir koruyucudur ve insanların bırakıp gittiği çocuğu o kurtarır. Yûsuf kıssasında ise kurt yalnızca bir isimdir; insanların kendi suçunu yüklediği bir boşluk. Üç metin aynı hayvandan söz ediyor, ama birinde kurt tehlikedir, birinde şefkattir, ötekinde masumdur. Gülizar'ın öğrencilerinin hikâyeleri de bu üç kurdu taşıyor. Hiçbiri kurdun kendi sesini dinlemiyor; Rıza Amca'nın "onlar birbirine sesleniyor" demesi, bu üç rolün dışında duran tek cümle.
Benzetmenin sınırı
Kurtların birbirine gönderdiği sinyaller kat 1'in konusu. Ama sinyali anlatırken insan kelimeleri araya giriyor. Kurdun "buradayız" dediğini, giden arkadaşını "aradığını" söylemek, uluma ile bir insan cümlesi arasında bir benzerlik kurar. Bilim ulumanın hangi durumlarda arttığını ve kime yöneldiğini ölçebiliyor; ama kurdun o sırada ne yaşadığını doğrudan bilemiyor. Mazzini ve arkadaşları da sonuçlarını dikkatle "istemli sayılabilecek ölçü" diye kurar.
Gelenek metinlerindeki kurtlar ise ulumanın biyolojisiyle ilgili değil. Yeşaya'nın kurdu bir barış imgesi, Zhou shu'nun kurdu bir köken efsanesi, Yûsuf kıssasının kurdu bir yalanın aracı. Bu metinler kurdu insanların kurda ne yüklediğini anlamak için okunmalı, kurdun davranışını anlamak için değil. Hatta bu ders, o yüklemelerin kurdun kendi sesini nasıl bastırabildiğini görmek için onları buraya getirdi.
Gözlem görevi
Kayıt: Her gece duyduğun hayvan seslerini yaz: saat, ses, yön, kaç birey, ardından başka bir hayvanın cevap verip vermediği. Hafta sonunda ilk anda kendine yöneltilmiş sandığın bir sesin aslında başka birine söylendiğini fark ettiğin bir anı ekle.
Kentte: Kentte de köpekler birbirine seslenir; bir köpeğin havlamasıyla başka sokaklardan cevap gelir. Bir ambulans sireni geçtiğinde çevredeki köpeklerin uluyup ulumadığına da dikkat et. Lehoczki ve arkadaşlarının 2023 tarihli çalışması (Genetic distance from wolves affects family dogs' reactions towards howls, Communications Biology), kurt ulumaları dinletilen 68 safkan köpekte, kurtlara genetik olarak daha yakın ırklardaki yaşlı köpeklerin daha uzun süre ulumayla cevap verdiğini bildirir.
Sonraki derse köprü
Kurdun ulumasını doğru okumak için onun kime seslendiğini sormak gerekiyordu. Bazı hikâyelerde ise hayvanlar bize, hem de bir felaketten önce seslenmiş gibi anlatılır: hayvanlar depremi önceden bilir mi?
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.